{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/746 <br>KARAR NO: 2024/915<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2020/849 Esas<br>KARAR NO: 2021/245<br>KARAR TARİHİ: 03/03/2021<br>DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 26/06/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; ... A.Ş. arasında teknoloji fuarında yer almak için sözleşme yapıldığını, sözleşmeye göre müvekkilin 06/03/2020 tarihinde banka havalesi yolu ile 1.470,00 TL ödeme yaptığını, kalan ödemelerin ise senet yoluyla yapılacağının fuar katılım formunda belirtildiğini, bu sözleşmeye göre müvekkilin 4 adet 4.500,00 TL bedelli senedi imzalayarak ... A.Ş.'ye verdiğini, senet örneklerinin dilekçe ekinde sunulduğunu, fuarın pandemi nedeniyle ertelendiğini ve 1-4 Eylül 2021 tarihinde yapılacağının duyurulduğunu, müvekkilin bu tarihlerde fuara katılıp katılmayacağıın kesin olmadığını ve bu fuar için yeni bir sözleşmenin düzenlenmesinin gerektiğini, fuar takviminin açıklanmasının ardından müvekkilin beklemesini gerektirecek bir hususun kalmadığını ve davalılardan senetlerin iadesinin talep edildiğini, ancak davalıların çeşitli bahanelerle senetleri iade etmediğini, bu sebeplerle davaya konu senedin ödenmesini engeller mahiyette ve muhtemel icra takiplerinin durdurulması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesine, müvekkilin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, dava konusu senetlerin iptaline, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalılar  vekili cevap dilekçesi ile; söz konusu fuarın sektör temsilcileri ile de mutabık kalınarak pandemi sebebiyle bir sonraki döneme ertelendiğini, davacının tüm iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı ile müvekkil şirket arrasında imzalanmış olan fuar katılım sözleşmesi ikinci maddesi incelendiğinde zaten müvekkil şirketin gerekli görmesi halinde fuar tarihini değiştirme hakkı olduğunu, bu durumun katılımcıya fesih hakkı vermeyeceğini görüleceğini, fuar katılım sözleşmesinin yeterince açık olduğunu ve davacının iddialarının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafından imzalanmış sözleşmedeki açık hükümler kapsamında davacının sözleşme bedelinin iadesi yönündeki talebinin kabulünün mümkün olmadığını, bu nedenlerle davacının hukuktan yoksun olan davasının reddi ile yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, \"... 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İfa imkânsızlığını düzenleyen 136.maddesi gereğince \"Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder. Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletilmiş olduğu durumlar, bu hükmün dışındadır. Borçlu ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür.\" hükmünü içermektedir.  Zira davalı organizatör coronavirüs nedeniyle fuar katılımcılarında tedirginlik yaşandığından 20-24/10/2020 tarihinde yapılması planlanan fuarın  1-4/09/2021 tarihine ertelendiğini bildirmiş, durum davalı tarafından davacıya iletilmiştir. Ancak davacı yaşanan karışıklık nedeniyle planlanan fuara başka bir tarihte katılamayacağını bildirerek sözleşmeden dönmüştür. TBK.nun Kısmi ifa imkânsızlığını içeren 137.maddesi \"Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle kısmen imkânsızlaşırsa borçlu, borcunun sadece imkânsızlaşan kısmından kurtulur. Ancak, bu kısmi ifa imkânsızlığı önceden öngörülseydi taraflarca böyle bir sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, borcun tamamı sona erer. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, bir tarafın borcu kısmen imkânsızlaşır ve alacaklı kısmi ifaya razı olursa, karşı edim de o oranda ifa edilir. Alacaklının böyle bir ifaya razı olmaması veya karşı edimin bölünemeyen nitelikte olması durumunda, tam imkânsızlık hükümleri uygulanır.\" hükmü ile aynı yasanın Aşırı ifa güçlüğünü düzenleyen 138.maddesine göre \"Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır.\" hükmü karşısında davacının farklı bir tarihte düzenlenecek fuara katılmaya zorlanamaz. Davalı ise fuarın düzenleneceği davacının katılacağı beklentisi ile herhangi bir masraf da yaptığını ileri sürmediğine göre Borçlar Kanunu 137.maddesi göz önüne alındığında davacının davasının kabulü ile \" davacının taraflar arasında düzenlenen 21-24 ekim 2020 tarihlerinde yapılacak olan fuar katılım sözleşmesi ile ilgili davacının borçlu olmadığının tespitine, davacı tarafından yukarıdaki sözleşmeye istinaden verilen 30/09/2020 tarihli 4500 TL bedelli , 31/10/2020 tarihli 4500 TL bedelli , 30/11/2020 tarihli  4500 TL bedelli ve 31/12/2020 tarihli 4500 TL bedelli senetlerin davalılardan  alınarak davacıya verilmesine, yine davacı tarafından yukarıda belirtilen sözleşmeye istinaden peşinat olarak verilen 1470 TL 'nin davalılardan  alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde;  cevap dilekçesinin tekrarıyla birlikte TBK 138. Maddesinde düzenlenen uyarlama şartlarının oluşmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasında düzenlenen fuar katılım sözleşmesinin ifa imkansızlığına dayalı feshinden kaynaklı borçlu olmadığının tespiti ile ödenen peşinatın iadesi istemine ilişkindir. Dosya kapsamına göre, 21/24 Ocak 2020  tarihinde davalı İstanbul Fuarcılık  şirketin organizasyonunda gerçekleşecek 5.Uluslararası Asansör, Yürüyen Merdiven Sanayi Ve Teknoloji Fuarına katılım konusunda taraflar arasında sözleşme düzenlendiği, sözleşmeye istinaden davalı şirket tarafından davalı ... şirketi adına düzenlenen her biri 4.500,00 TL bedelli 30/09/2020- 31/12/2020 tarihli  toplam 18.000,00 TL senetlerin yanı sıra davalı firmaya, davacı şirket yetkilisi tarafından 06/03/2020 tarihinde  1.470,00 TL banka  havalesi yoluyla ödeme yapıldığı, akabinde  davalı organizatör firma tarafından coronavirüs nedeniyle fuar katılımcılarında tedirginlik yaşandığından 21-24/10/2020 tarihinde yapılması planlanan fuarın  1-4/09/2021 tarihine ertelendiği, durumun davalı tarafından davacıya iletilmesi sonucunda davacı tarafça  yaşanan olaylar nedeniyle sözleşmeden dönüldüğü bildirilerek işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında akdedilen fuar katılım sözleşmesininde, davacı fuara katılmayı reddetse dahi maddi ve manevi yükümlülüklerinin devam edeceği, düzenleyicinin yapacağı değişiklikleri peşinen kabul edeceği, fuardan 3 gün öncesine kadar düzenleyicinin hiçbir sebep göstermeksizin yazılı sözleşmeyi feshedebileceği, davacıyı fuardan çıkarma hakkına sahip olduğunun düzenlendiği yine sözleşmenin 21.maddesinde katılımcının yükümlülüklerini yerine getirmese standını tamamlamasa dahi fuar katılım ücreti ödeme yükümlülüğünün devam edip 10.000,00 Euro cezai şart ödemeyi kabul ve beyan ettiği düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere davalının, fuar tarihini değiştirme yetkisinin bulunduğu anlaşılmış olup dünya çapında etkisi görüle Covid 19 salgını nedeniyle fuarın 1/4 Eylül 2021 tarihine ertelendiği görülmüştür. Somut olayda; fuarın iptali değil ileri bir tarihe ertelenmesi nedeniyle ifa imkansızlığı söz konusu olmayıp, davalının fuar tarihini değiştirme yetkisinin bulunduğu da gözetilerek TBK 138. Maddesinde düzenlenen aşırı ifa güçlüğüne dayalı sözleşmesinin uyarlanması gerekip gerekmediği değerlendirilmelidir. Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık (...-...) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Bir başka söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Gerçekten de sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır. Ancak bu ilke, özel hukukun diğer bir takım istisnai ilkeleriyle sınırlandırılmıştır. TBK’nın 138. maddesi ile getirilen \"Aşırı ifa güçlüğü\" başlıklı yeni düzenleme, öğreti ve uygulamada sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesinin istisnalarından biri olarak kabul edilen “işlem temelinin çökmesi”ne ilişkindir. Ancak \"sözleşmeye bağlılık\" ilkesi esas olup sözleşmeye müdahale müessesesi istisnai nitelikte bir kurum olmakla yasa koyucu tarafından da bu kurumun uygulanması ancak anılan maddede belirtilen dört koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlanmıştır. Bunlar (1) sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum ortaya çıkması, (2) bu durumun  borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması yine (3)bu durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmesi ve (4) borçlunun, borcunu henüz ifa etmemiş olması veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması halidir. Bu dört koşulun birlikte gerçekleşmesi halinde ise borçlunun, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkı bulunmaktadır.  ( Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 27/06/2019 tarih 2019/2379 E. 2019/7997 K. Sayılı ilamı)  Davalı taraf, fuarın, pandemi nedeniyle uzun süre ertelenmiş olması nedeniyle fuara katılıp katılmayacağı kesin olmaması nedeniyle sözleşmeden döndüğünü bildirmiştir. Oysa sözleşmenin 2. Maddesinde,  davalı organizatörün  fuarın düzenleme tarihlerinde değişiklik yapabileceği davacı tarafça kabul edilmiştir. Bununla birlikte fuarın ileri tarihe ertelenmesi davacı yönünden aşırı ifa güçlüğüne yol açtığı ispatlanabilmiş değildir. Bu durumda TBK 138. Maddesi uyarınca sözleşmeden dönme şartı oluşmadığı, davacının fuara katılmasa bile ücret ödeme yükümlülüğü devam ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken hukuki yanılgı ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.Kabule göre de; dava menfi tespit istemine ilişkin olup, davalı şirket lehine keşide edilen senetler karşılığında davalı şirkete herhangi bir borcun olmadığının tespiti ile dava konusu 4 adet senedin iptali talep edildiği, istirdat talebin olmamasına rağmen sözleşmeye istinaden peşinat olarak verilen 1.470,00 TL'ninde istirdadına karar verilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan tüm bu nedenlerle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/b-2 madde uyarınca davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, HMK 353/1.b.2 maddesi uyarınca Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/849 Esas, 2021/245 Karar sayılı ve 03/03/2021 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,2-Davanın REDDİNE, a-Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 307,40 TL harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye 120,20 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, c-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/1 maddesi gereği hesap olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesineç-HMK 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatıranlara resen iadesine, İstinaf Giderleri Yönünden; 3-Harçlar Kanunu gereğince davalı taraftan alınan 162.10 TL istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına,4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davalılar tarafından yatırılan 307,95 TL harcın mahsubu ile bakiye 119,65 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,5-Davalılar tarafından sarfedilen 470,05 TL istinaf harcı ile 45,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 515,55 TL istinaf giderlerinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.26/06/2024  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9f5505201ba7c046","SID":"b8b6afdccf10332e"}}