{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/67 Esas<br>KARAR NO: 2024/855<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/10/2020<br>NUMARASI: 2018/714 Esas, 2020/422 Karar<br>DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 18/07/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin ulusal ve uluslararası dizi satımı sektöründe faaliyet gösterdiğini, taraflar arasında yapılan anlaşma ile, davalının kanallardan ve yapımcılardan satım haklarını aldığı dizilerin yurt dışına satım işini müvekkilinin üstlendiğini, kanal veya yapımcı ödemesi yapıldıktan sonra satış komisyon gelirinin % 50'sinin komisyon hizmet bedeli olarak müvekkiline ödendiğini, ancak davalının ...  dizisinin satışına ait 19.293,00 USD tutarlı fatura ile, ... ve... Dizisinin satışına ait 72.304,50 USD ve 36.152,25 USD  tutarlı faturaları ödemediğini, davalının  19.2983,00 USD tutarlı fatura ile 72.304,50 USD tutarlı faturayı itiraz etmeden defterlerine işlediğini, 36.152,25 USD  tutarlı faturaya ise itiraz ettiğini, tarafların muhasebe birimlerini Temmuz ayında gönderilen faturalarda mutabık kaldığını, ancak anılan fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasında takip başlattıklarını, davalının takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevabında; taraflar arasında ilişkiyi belirleyen, şart ve koşulları düzenleyen bir sözleşme bulunmadığını, davacının sözleşme imzalamaya yanaşmadığını, davacının müvekkilinin temsilcisi ya da komisyoncusu olmadığını, ... Film'de ayrılıp yeni şirket kuran genç girişimcileri desteklemek amacıyla ... dizisinin satışı için davacıya izin verdiklerini, bu dizinin satışı karşılığında da 66.900,00 USD ödeme yaptıklarını, davacının bu satış için başka alacağı bulunmadığını, ... ve ... Dizisinin ...'e satımı işini ise müvekkilinin yaptığını, bu nedenle bu diziler için komisyon talebinde bulunulamayacağını, taraflar arasındaki ilişkiyi bilmeyen muhasebe çalışanlarının faturalara süresinde itiraz etmediğini, sırf faturalara itiraz edilmemesinin borcun varlığını kabul anlamına gelmediğini, müvekkilinin davacıdan 30.000,00 TL alacağı bulunup bu alacağın mahsup edilmediğini, müvekkili şirket takipten önce temerrüde düşürülmediğinden takipte istenen işlemiş faizin haksız olduğunu savunarak davanın reddine ve davacının % 20 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; her iki tarafın ticari defterlerine 19.2983,00 USD tutarlı fatura ile 72.304,50 USD tutarlı faturanın kaydedildiği, bu nedenle bu faturalara konu hizmetin verildiğine dair karine oluştuğu, bu durumda davalının  bu faturalara konu hizmetin verilmediğini ispatlaması gerektiğini, ancak davalının yemin teklif etme hakkını da kullanmayarak bu yöndeki savunmasını kanıtlayamadığı, bu nedenle davacının iki fatura nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu, bununla birlikte davalının 30.000,00 TL (ödeme tarihi itibariyle 8.528,54 USD) ödeme yaptığı, ödemenin mahsubundan sonra davacının takip tarihi itibariyle 83.068,96 USD alacağı bulunduğu, davalının 8 günlük süre içinde itiraz ettiği 36.152,25 USD  tutarlı fatura yönünden ise davacının faturaya konu hizmetin verildiğini ispatlaması gerektiği, sadece fatura düzenlenmesinin alacağın varlığını göstermeyeceği, davacının bu fatura konusu hizmetin verildiğini ispatlayamadığı, davalı takipten önce temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faiz talep edilemeyeceği, alacak likit olduğundan alacağın takip tarihi itibariyle satış kuru karşılığı 297.474,30 TL'nin % 20'si tutarında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının  83.068,96 USD asıl alacak yönünden takibe itirazının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmedilen 83.068,96 USD alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a hükmü gereği USD cinsinden bir yıllık vadeli mevduat hesabına bankaların ödediği en yüksek faizin uygulanmasına, 297.474,30 TL'nin % 20'si tutarında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, reddedilen miktar yönünden davacının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ; Karar, yasal süre içerisinde taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; taraflar arasındaki sözleşmenin yazılı yapılmasının geçerlilik koşulu olmadığını, ... ile sözleşmelerin davalı tarafından imzalanmasının önemli olmadığını, dizilerin satışı ile ilgili görüşüp anlaşma sağlayanın müvekkili olduğunu, sözleşme hükümlerinin müvekkilinin aracılığı ile belirlendiğini, dizilerin ...'e satışı ile ilgili ilk takside ilişkin faturanın kabul edilip, diğer taksite ilişkin faturanın kabul edilmemesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin satış işini tamamladığını, bu nedenle 36.152,25 USD  tutarlı fatura yönünden de davanın kabulü gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın tamamen kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; taraflar delilleri arasında ticari defterlere dayanmadığından, ticari defterlerin kesin delil olduğunun kabul edilemeyeceğini, ... dizisinin satışına ilişkin davacıya belirttiği hakedişin üzerinde ödeme yapıldığını ve borçları kalmadığını, fatura düzenlenmesi ve faturanın müvekkilinin ticari defterlerine kaydedilmesinin borcun varlığını göstermeyeceğini, ... ve ... dizilerinin satışı ile ilgili tüm süreci müvekkilinin yürüttüğünü, davacının takipte yabancı paranın vade tarihindeki TL karşılığını talep ettiğini, yabancı para alacağının fiili ödeme günündeki karşılığın talep edilmediğini, bu nedenle de davacının takipte ticari temerrüt faizi talep ettiğini, ancak mahkemenin talebi aşar şekilde yabancı para için uygulanacak faize karar verdiğini, alacağın likit olmadığını, davada reddedilen 36.152,25 USD tutarlı fatura yönünden, müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili yasal süresinde sunduğu ek istinaf dilekçesinde, davacının takipte yabancı para alacağının fiili ödeme tarihindeki TL karşılığını değil, vade tarihindeki TL karşılığını talep ettiğini, mahkemenin talebi aşarak hükmedilen alacağa 3095 Sayılı Yasa'nın 4/a hükmü gereği USD cinsinden bir yıllık vadeli mevduat hesabına devlet bankalarının en yüksek faizin uygulanmasına karar verdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; davacının 19.293,00 USD, 72.304,50 USD ve 36.152,25 USD tutarında üç adet fatura alacağının tahsili için davalı aleyhine takip başlattığı, davalının yasal süresinde takibe itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği, itirazın iptali ve takibin devamı için bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesinde alınan bilirkişi heyeti raporunda; taraflar arasında imzalanmış herhangi bir sözleşmeye ve davacıya satış veya temsil yetkisi verildiğine dair belgeye rastlanmadığı, ancak davaya konu dizilerin satış aşamasında davacının çaba, emek ve zaman harcadığı, ... ve ... dizileri için ... ile sözleşme davalı tarafından imzalanmakla birlikte, davacının bu dizinin satışı ile ilgili aracılık yaptığı, ciddi emek sarfettiği ve satışlar için bir süre davalı ile birlikte çalıştığı, bu nedenle davalının davacıya dolaylı da olsa temsil yetkisi verdiği; tarafların 2017-2018 yılı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, takibe konu üç adet faturanın davacının ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, davalının 14/08/2017 tarih ve 36.152,25 USD bedelli fatura dışında diğer iki faturayı defterlerine işlediği ve BA formu ile vergi dairesine beyan ettiği, 36.152,25 USD bedelli faturanın yasal süresinde kabul edilmeyerek iade edildiği, davalının takipten önce ihtarla temerrüde düşürülmediği belirtilmiştir. Bilirkişi heyeti ek raporunda; davalının itiraz ettiği 36.152,25 USD  tutarındaki faturaya konu hizmetin verildiğinin ispata muhtaç olduğu, davalının 19.2983,00 USD tutarlı fatura ile 72.304,50 USD tutarındaki faturaları ise itiraz etmeden defterlerine işlediği, bu faturalar ile ilgili her iki tarafın ticari defterlerinin birbirleri ile uyumlu olduğu, davacının bu fatura bedellerini talep edebileceği, ancak bu faturalara istinaden davalının 30.000,00 TL (8.528,54 USD) ödediği, bu tutarın mahsubundan sonra 82.068,96 USD talep edilebileceği belirtilmiştir. Mahkemece; 19.293,00 USD ve 72.304,50 USD tutarlı faturalar nedeniyle davacının alacaklı olduğu, ancak davacının 36.152,25 USD tutarlı fatura yönünden hizmet verdiğini ispatlayamadığı, davalının ödeme tarihi itibariyle 8.528,54 USD ödediği, bu ödemenin mahsubundan sonra davacının  83.068,96 USD alacağı bulunduğu, takipten önce temerrüt bulunmadığından işlemiş faiz talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takibin  83.068,96 USD asıl alacak yönünden devamına, alacağın takip tarihindeki TL karşılığının % 20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, taraflar hükmü istinaf etmiştir. İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; ticari defterlere dayanılıp dayanılamayacağı, davacının takip konusu üç adet fatura konusu işi ifa edip etmediği, ifa edilmişse alacağın miktarı, yabancı para alacağına takip tarihinden itibaren hangi faizin uygulanması gerektiği, alacağın likit olup olmadığı, reddedilen miktar yönünden davacının takipte kötü niyetli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.1-Herkekadar davalı, tarafların ticari defterlere dayanmadığını  belirterek hükmü istinaf etmişse de, HMK'nın 357. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen bu savunmasının istinaf aşamasında dinlenmesi mümkün görülmemiştir. 2-Davacı 36.152,25 USD tutarlı fatura yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalı ise 19.293,00 USD ve 72.304,50 USD tutarlı faturalar yönünden borçları bulunmadığını belirterek hükmü istinaf etmişlerdir. \"6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi  üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).  Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur  (HMK 222/4). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir.  Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve  iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır. ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.\" (Yargıtay 15.H.D.2017/1445 Esas, 2018/1438 Karar sayılı kararı) TTK'nın 21/2 fıkrası \"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.\" hükmünü düzenlemektedir.  Ticari işletmesi ile ilgili  bir faturayı alan tacir, faturaya aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde itirazda bulunmazsa o fatura münderacatını aynen kabul etmiş sayılır. YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Somut olayda, her iki tarafın usulüne uygun tutulan defterlerine 19.293,00 USD ve 72.304,50 USD tutarlı faturalar işlenmiş, anılan faturalar BA/BS formları ile vergi dairesine de bildirilmiştir. Faturaları süresi içinde itiraz ve  iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden davalı, bu faturaların  mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.  Ne var ki davalı anılan faturalar nedeniyle borcu bulunmadığını usulüne uygun deliller ile kanıtlayamadığından, mahkemece yapılan ödeme de düşüldükten sonra söz konusu faturalar nedeniyle alacağa hükmedilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Diğer taraftan davalının 36.152,25 USD tutarlı faturaya itiraz ederek defterlerine işlemediği anlaşılmaktadır. Tek başına fatura düzenlenmesi ve faturanın ticari defterlerine işlenmesi alacağın varlığını göstermez. Davacının 36.152,25 USD tutarlı fatura konusu hizmeti verdiğini usulüne uygun delillerle kanıtlamalıdır. Ancak davacı faturaya konu hizmeti verdiğini ispatlayamadığından, mahkemece 36.152,25 USD tutarlı fatura yönünden davanın reddedilmesi de yerindedir. 3-Ayrıca davacı davanın tamamen kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirtmekle birlikte, mahkemenin, işlemiş faiz talebini reddetmesi ve davalının yaptığı ödemeyi alacaktan mahsup etmesi kararına yönelik istinaf nedeni belirtmemiştir. Bu durumda işlemiş faizin reddine ve davalının yaptığı ödemenin davacının alacağından mahsubuna ilişkin mahkeme kararına yönelik istinaf incelemesinin, kararda kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı yönünden yapılması gerekir. Mahkemenin ödemeyi alacaktan mahsup ederek alacağa hükmetmesi ve takipte istenen işlemiş faiz yönünden davayı reddetmesinde kamu düzenine aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının davanın tamamen kabulü gerektiğine dair istinaf nedeni yerinde değildir. 4-Fatura ile belirlenmiş alacağın borçlu tarafından tahkik ve tespiti mümkündür. Bu nedenle alacak likit olduğundan mahkemece hükmolunan alacağa takip tarihindeki kur karşılığının % 20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Yine reddedilen alacak kısmı yönünden davacı alacaklının kötü niyetle takip başlattığına dair bilgi ve belge bulunmadığından, mahkemece davada reddedilen kısım yönünden davacı alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi de yerindedir. 5-Ayrıca davalı, davacının takipte yabancı para alacağının vade tarihindeki kur karşılığı talep etmesine rağmen, mahkemenin talebi aşarak 83.068,96 USD alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a hükmü gereği faiz uygulanmasına karar verildiğini belirterek hükmü istinaf etmiştir.Davacı takipte yabancı para alacağının harca esas değerini göstermiş ve yabancı para alacağının vade tarihindeki TCMB USD efektik satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığının tahsilini talep etmiştir. Ayrıca alacağa takip tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi uygulanmasını da istemiştir. Davacı takipte alacağın vade tarihindeki kur karşılığını talep etmesinin yanında, Yargıtay 12. HD'nin 2007/6900 Esas, 2007/9369 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, takip tarihinden itibaren alacağa ticari temerrüt faizinin uygulanmasını talep etmesi karşısında, davacının tercihini borcun vade tarihindeki rayice göre ödenmesi yönünde kullandığının kabulü gerekir. Bunun yanında Yargıtay 12. HD'nin 2007/6900 Esas, 2007/9369 Karar sayılı kararında; \"Takip sırasında alacaklı B.K.’nun 83/son maddesi gereğince tahsil tarihindeki kur üzerinden paranın tahsilini istemez ise; Bu durumda işlemiş faizin vade tarihinden takip tarihine kadar 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işlemiş faiz talep edebilir. Ayrıca bu durumda, takip tarihinden tahsil tarihine kadar da işleyecek faizin reeskont faiz oranının değişen oranlarına göre aşamalı olarak faiz uygulanmasını isteyebilir (3095 Sayılı Kanunun, 4489 Sayılı Kanunla değişik 2.md.).\" denilerek alacaklının vade tarihindeki kur üzerinden TL ödenmesini talep ettiğinde, temerrüt faizini takip tarihine kadar yabancı para üzerinden, takip tarihinden itibaren ise TL üzerinden hesaplanması gerektiğine değinilmiştir. Buna göre mahkemece, alacaklının  borcun vade tarihindeki rayice göre ödenmesini talep ettiği gözetilerek  83.068,96 USD alacağın vade tarihindeki TCMB USD efektif satış kuru karşılığına takip tarihinden itibaren ticari temerrüt faizinin uygulanmasına karar verilmesi gerekirken,  83.068,96 USD alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a hükmü gereği faiz uygulanmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenler ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5 maddede belirtilen nedenler ile kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne  karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1b-1 bendi gereğince REDDİNE,2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda 5. maddede belirtilen nedenlerle KABULÜ ile İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/714  Esas, 2020/422  Karar ve 15/10/2020 tarihli kararının HMK 353/1b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 3-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE, İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün 2017/27839E.sayılı icra dosyasına konu asıl alacağın 83.068,96 USD kısmına yönelik itirazın iptali ile  ile bu kısım  yönünden takibin DEVAMINA,  4-Hükmedilen 83.068,96 USD asıl alacağın vade tarihindeki TCMB USD efektif satış kuru karşılığına takip tarihinden itibaren ticari temerrüt faizinin UYGULANMASINA, 5-Hükmedilen 83.068,96-USD asıl alacağın, 18/08/2017 olan takip tarihindeki TCMB'nın belirlediği efektif satış kuru karşılığı olan 3,5329 TL üzerinden hesaplanan ve TL karşılığına isabet eden toplam 293.474,30 TL' nin %20'sine isabet eden icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,  6-Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, 7-Red olunan kısım açısından davacının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalının tazminat talebinin REDDİNE, 8-492 sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre alınması gereken 28.752,95 TL harçtan peşin alınan 2.858,33 TL harcın, yine davacı tarafından yatırılan 4.936,03 TL harcın ve yine davacı tarafından yatırılan 3.268,00 TL tamamlama harcın dahi toplamı  olan11.062,36 TL harcın, ayrıca 2.264,92 TL icra harcının mahsup edilerek bakiye 15.425,64 TL harcın hazineye gelir kaydına, 15.425,64 TL bakiye harç davalı tarafından yatırıldığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA, 9-Davacı tarafından yapılan 232,40 TL tebligat, vekalet harcı ve posta gideri ile 2.600,00 TL bilirkişi ücreti ile birlikte toplamı 2.832,20 TL yargılama giderinden davanın kabul nispetine göre (%64,72) 1.833,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan miktarın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 10-Davacı tarafından yatırılan 2.858,33 TL peşin harç, yine davacı tarafından yatırılan 4.936,03 TL peşin harç, 3.268,00 TL tamamlama  harcı, 35,90 TL başvuru harcı toplamı olan 11.098,26 TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,11-Davalı tarafından yapılan 19,00 TL yargılama giderinin davanın ret nispetine göre (%35,28) 6,70 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 12-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince hesaplanan 64.928,62 TL nispi ücreti vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 13-Davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince 36.256,08 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, İstinaf Başvurusu Yönünden; 1-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken  427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 7.188,30 TL harçtan mahsubu ile bakiye 6.760,7‬0 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,  3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı tarafından yapılan 43,30 TL istinaf yargılama gideri ile peşin olarak yatırılan 576,20 TL istinaf başvuru ve karar harcı olmak  üzere toplam 619,50 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 361/1. fıkrası gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde (kabul edilen miktar yönünden temyiz yolu açık, reddedilen miktar yönünden kesin olmak) üzere  oy birliğiyle karar verildi.18/07/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"63f5f9b7075a51b6","SID":"be4e5ea27d44abcc"}}