{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/506 Esas<br>KARAR NO: 2024/1144 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEME: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/05/2019<br>DOSYA NUMARASI:  2018/271 Esas 2019/177 Karar <br>DAVA: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ: 28/06/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile,  Müvekkili 09/10/2017 Tarihinde 4.599,00 TL değerinde Iphone ... Marka telefon satın aldığını, müvekkili 10/10/2017 Tarihinde ... kargo Pendik Şubesi aracılığıyla taşınmak üzere söz konusu şubeye içinde satın almış olduğu telefon bulunan 1 adet kargo teslim ettiğini, söz konusu kargo, kargo görevlisi ... tarafından imza karşılığında teslim alındığını ve teslim edilen cep telefonu için B seri ... Sıra numaralı tesellüm fişi düzenlendiğini, kargo şirketi tarafından teslim alınan kargonun alıcıya ulaşmadığını, bunun üzerine müvekkilinin  ... ve ... Kargo yetkilileri hakkında cep telefonunun çalındığı iddiası ile İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/2877 sayılı soruşturma dosyasında Cumhuriyet Savcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini ve yapılan itiraz da İstanbul Anadolu 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 2018/1420 D.iş sayılı dosyasında reddedildiğini, kararın kesinleştiğini, davalıya ihtar dilekçesi gönderildiği, zararın tazmine ilişkin herhangi bir işlem yapılmadığını,  TTK'nın 874. Maddesi hükmüne göre  10/10/2017 tarihinde düzenlenen tesellüm fişine istinaden bir yıldan fazla süre geçtiğini ve telefonun zayi olduğunu, TTK'nın 875/1 hükmüne göre kargonun zıyaı halinde kargo şirketinin sorumlu olduğunu, Karayolu Taşıma Yönetmeliği madde 42/10 gereğince kargo şirketinin sorumlu olduğunu, davanın kabulü ile 4.599,00 TL maddi tazminata karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile,  usule ilişkin itirazlarının olduğunu,  zamanaşımına ilişkin itirazlarının olduğunu, Davacı TTK'da öngörülen müvekkili şirkete ihtarda bulunmadığını ve taşıma tarihi olan 10/10/017 tarihinden itibaren 1 yıldan fazla bekleyerek işbu davayı açtığını, davacının hasara uğradığını beyan ettiği kargo bilgilerini (fatura numarası, taşıma irsaliyesi vs.) belirtmeyerek davayı somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının kargo içeriğinin cinsi ve niteliğini eksik bildirdiğini sadece \"adet\" olarak belirttiğini, davacı tarafından müvekkil şirketlerine kargonun ziyası ve hasarı ile ilgili süresinde yapılmış yazılı bir bildirimin olmadığını, dava konusu olayda tam tazminata hükmedilmesini gerektirecek müvekkil şirketinin ağır kusur veya hilesinin olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile istenilen tazminatın fahiş olduğunu belirterek sorumluluk sınırının TTK:882 uyarınca belirlenmiş özel çekme hakkını karşılayan tutar kadar olabileceğini ve de kara taşımacılığında uzman bilirkişilerce kargo içerisinde bulunduğu iddia edilen ürünün ikinci el veya arızalı olup olmadığının da dağerlendirilmesi gerektiğini  beyan ederek davanın esastan reddini talep edip davanın reddini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 16/11/2021 tarih 2019/202 Esas 2021/810 Karar sayılı kararında; \"....Dosya kapsamında incelenen tüm deliller çerçevesinde; davacının satın aldığı cep telefonunu kargolanmak üzere kuryeye teslim ettiği 10.10.2017 tarihinden itibaren gönderi ile ilgili bilgi alamadığı ve eşya taşıma süresini izleyen yirmi gün içinde de teslim edilemediği için zayi olmuş sayılabileceğine dair karine de göz önüne alındığında; eşyanın teslimi gereken tarihten itibaren TTK: 855/2 uyarınca bir yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra Davanın 20.12.2018 tarihi itibarıyla açıldığı anlaşılmıştır. \"gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı ...'ın, davalı şirketin çalışanına imza karşılığında 10/10/2017 tarihinde ... seri ...  numaralı  taşıma fişi ile kargo teslim ettiğini, kargo poşetinin içinde Iphone ... 128 Gb cep telefonu bulunduğunu, süresi içinde kargo adrese teslim edilmediği ve bunun üzerine kargo şirketine, kargo içinde bulunan cep telefonu bedelinin tazmini için 04/06/2018 tarihinde başvuru yapıldığı, Yapılan başvurudan da bir sonuç alınamadığı, kargo içindeki cep telefonunun akıbetiyle ilgili bilgi de alınamadığı, bunun üzerine zararın tazmini için taraflarınca huzurdaki davanın açıldığı ancak İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2018/271 E. Sayılı dosyası ile görülen davanın TTK 855/2 maddesi uyarınca zaman aşımı sebebiyle reddedildiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, TTK 855/5 maddesi hükmünde \"(5) Taşıyıcının kastından veya pervasızca bir davranışıyla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin  bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden dolayı; eşya zıyaa, hasara uğramış veya geç teslim edilmişse, yolcu geç ulaşmışsa, taşıyıcının sorumluluğu üç yılda zamanaşımına uğrar.\" denildiği, bu hüküm göz önüne alındığında taşımaya konu eşyanın ekonomik değerinin de göz önüne alındığında taşıyıcının eşyayı ulaştırmamasında kasıt ya da pervasızca bir davranış olduğunun tartışmasız olduğu,  aynı gün aynı yöne doğru taşınan diğer kargoların zamanında gitmesi gereken yere ulaştığı ancak sadece müvekkilin imza karşılığı teslim ettiği bu eşyanın yerine ulaşmamış olması sebebi ile bu davranışta kasıt, ihmal gibi bilinçli bir fiilin mevcut olduğunu, eşyanın ulaşması gereken yere ulaşmamış olmasının kargo personelinin pervasızca bir davranışından ya da ihmalinden kaynaklanmış olduğu kanaatinde olduklarını,  dosyanın TTK 855/5 hükmü uyarınca tekrar incelenmesini ve huzurdaki davada 3 yıllık zaman aşımı süresinin uygulanması gerektiğini beyanla, İstanbul 19. Asliye Ticaret  Mahkemesinin 2018/271 E, 2019/177 K. Sayılı ilamının istinaf kanun yolunda incelenerek TTK 855/5 maddesi göz önüne alınarak kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava,yurt içi kargo taşıması sırasında zayi olan emtia bedelinin, TTK' nın  875 vd.  maddeleri uyarınca, davalı taşıyıcıdan tahsili istemiyle açılmış bir tazminat davasıdır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda; davacı ...'ın 09/10/2017 tarihli irsaliye fatura ile Unay  İletişim'den satın aldığı kdv dahil 4.599,00 TL. Bedelli  ...  ... 128 Gb Black cep telefonunu, ... Kargo Pendik Şubesi aracılığıyla taşınmak üzere 10.10.2017 tarihinde söz konusu şubeye teslim ettiği, söz konusu kargo şube görevlileri tarafından teslim alındıktan sonra 10.10.2017 tarih, B seri, 423254 sıra numaralı tesellüm fişi düzenlendiği, söz konusu kargonun alıcı tarafa teslim edilmediğini öğrendikten sonra Pendik Şubesine giderek kargonun akıbeti hakkında bilgi almak istemesine rağmen bir sonuca ulaşamadığı belirtilerek söz konusu telefon bedeli 4.599,00 TL.  zararın tazmini talebiyle  20/12/2018 tarihinde istinafa konu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davacı, kargo gönderisinin alıcıya teslim edilmediğini ileri sürerek tam zayi nedeniyle  tazminat talep etmektedir 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesinde; \"Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir.\" hükmü yer almaktadır.  HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca \"Mahkemenin görevli olması\" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK'nın 115. maddesinde ise \"Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir...\" düzenlemesi yer almaktadır. 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3/1-k maddesinde tüketici; \"ticari veya mesleki olmayan amaçlı hareket eden gerçek veya tüzel kişi\" olarak 3/1-ı-bendinde ise tüketici işlemi; \"Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem\" olarak tanımlanmıştır. Aynı  Kanun'un 73/1. maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu, 83. maddesinde ise, taraflardan birinin tüketici olduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Taşıma, TTK' nın taşıma işleri başlıklı 4. kitabında 850 ile 930 maddeleri arasında düzenlenmiştir.  TTK' nın 4. maddesine göre, TTK' da öngörülen hususlardan doğan davalar mutlak ticari davadır. 5. maddeye göre aksine düzenleme bulunmadıkça Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. Anılan, TTK' nın 5. maddesinde ticari davalarda Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğuna ilişkin kuralın istisnası 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun' un 73. maddesinde düzenlenmiş olup, 1 fıkrasına göre Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.  Buna göre bir işlemin tüketici işlemi sayılarak 6502 sayılı kanun 73/1 maddesine göre Tüketici Mahkemelerinin görevine girmesi için işlemin taraflarından birinin tüketici olması gerekir.  Somut olaya döndüğümüzde, davacı ile davalı şirket arasında yurt içi eşya taşınmasına ilişkin taşıma sözleşmesi bulunduğu, davacı tarafça, taşıma sözleşmesine konu  kargo gönderisinin alıcıya teslim edilmediği belirtilerek tam zayi nedeniyle oluşan söz konusu telefon bedeli 4.599,00 TL. zararın tazmini talep edildiği, iddianın ileri sürülüş biçimine göre maddi zararın kargo taşıma sözleşmesinden kaynaklandığı, taşıma sözleşmesi TTK’nda düzenlenmiş olduğundan mutlak ticari dava olsa da 6502 sayılı yasa uyarınca taraflardan birinin tüketici olması durumunda davanın tüketici mahkemesinde görülmesi yasanın emredici hükmüdür.Taraflar arasındaki sözleşmede, davacının tacir olduğuna yahut sözleşmenin mesleki veya ticari amaçla yapıldığına ilişkin dosya kapsamında delil bulunmamaktadır. Somut olayda davacı  tüketici olup taraflar arasındaki uyuşmazlık tüketici işleminden kaynaklanmaktadır. Davanın 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra açıldığı gözetildiğinde hal böyle olunca görevli mahkeme Asliye Ticaret  Mahkemesi değil Tüketici Mahkemesidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. O halde mahkemece işbu davada Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu dikkate alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde  karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulüne,  ilk derece mahkemesi kararının HMK' nun 355, 353/1-a3 maddeleri gereğince kaldırılmasına, kayıtların kapatılarak dosyanın görevli İstanbul Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmek üzere kararı veren ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ İLE; İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/05/2019 tarih ve 2018/271 Esas - 2019/177 Karar sayılı kararının HMK'nın 355, 353/1-a3 maddeleri uyarınca  KALDIRILMASINA, 2-Kayıtların kapatılarak dosyanın görevli İSTANBUL TÜKETİCİ MAHKEMESİ'NE gönderilmek üzere kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte  ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde, avansı yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/06/2022 tarihinde HMK'nın 362/1-c maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b132ae14f0d8dd05","SID":"5af6dcb09908921b"}}