{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/586 Esas<br>KARAR NO: 2024/1216 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>NUMARASI: 2018/639 Esas 2021/1278 Karar <br>TARİH: 30/11/2021 <br>DAVA: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 12/07/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davacı ile davalı arasında üç adet faturaya konu okul malzemesinin satışı hususunda anlaşıldığını, davalı tarafından ilk faturaya mahsuben 1.000,00 TL ödeme yapıldığını, uyarılara rağmen başka ödeme yapılmadığını, bunun üzerine İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, borçlunun itirazı ile takibin durduğunu belirtmiş; icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, davalı şirketin bir eğitim kurumu olduğunu, öğrencilerin malzeme ihtiyacının karşılanması için çeşitli tedarikçilerin öğrencilere önerildiğini, davalının öğrenciler için doğrudan doğruya alım yapmadığını, 2016-2017 eğitim öğretim döneminde de bu prosedürün izlendiğini, davalı şirket tarafından söz konusu malzemelerin alımına ilişkin sipariş verilmediğini, malzemelerin davalı şirket tarafından teslim alındığına ilişkin bir tutanak da olmadığını, faturanın şirketi temsile yetkili kişiler tarafından imzalanmadığını, davacının davalıyı temerrüde düşürmeksizin faiz talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, takip konusu faturaların davalının ticari defterlerinde yer almadığını, siparişin ... tarafından verildiğini, yine aynı kişi tarafından teslim alındığını, bu alışverişin davalı şirketin bilgisi dışında gerçekleştiğini, ...'nun bir dönem davalı şirkette resim öğretmeni olarak çalıştığını, davacının zarara uğramasının kendi kusurundan ileri geldiğini belirtmiş; davanın reddine, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 30/11/2021 tarih 2018/639 Esas- 2021/1278 Karar sayılı kararında; \"....Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama sonucunda; davacı/takip alacaklısının davalı/takip borçlusu hakkında faturaya dayalı olarak takip başlattığı, davalı/takip borçlusunun tebliğ edilen ödeme emri üzerine takibe süresinde itiraz ettiği ve takibin durduğu, eldeki itirazın iptali davasının süresinde açıldığı, taraflar arasındaki ihtilafın sözleşme ilişkisi bulunup bulunmadığı, var ise takip dayanağı belgeye konu malın teslim edilip edilmediği hususundan kaynaklandığı, dosya içerisinde yer alan yazışmalara göre taraflar arasında ticari ilişkinin kurulduğu,  uyuşmazlığın halli ve alacak durumunun tespiti için defter incelemesi gerektiği, davacının ticari defterlerine göre davalıdan takip tarihi itibariyle 11.858,76 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre davacıya borcunun bulunmadığı, tek başına davacı ticari defterlerinin alacağın varlığını göstermeyeceği, teslim olgusunun ise irsaliyeli faturalar ile ispat edilebileceği (Benzer yönde; Yargıtay 19. HD. 2009/6317 Esas, 2010/4507 Karar), faturalar üzerinde imzası bulunan davalı çalışanının malı teslim alıp almadığı hususunda dinlenmesi gerektiği (Benzer yönde; Yargıtay 19. HD. 2012/17174 Esas, 2013/3084 Karar), davalının çalışanınca faturalara konu kırtasiye ürünlerinin teslim alındığının belirtildiği, malın tesliminin sevk irsaliyesi ile sabit olması karşısında dava konusu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmamasının davaya bir etkisinin bulunmadığı (Benzer yönde; Yargıtay 19. HD. 2015/11822 Esas, 2016/4333 Karar), faturaya konu ürünlerin davalıya teslim edildiğinin kabul edilmesi gerektiği, takibe konu borcun ödendiğinin yazılı delil ile ispatlanamadığı, bu hususta yemin deliline de dayanılmadığı, fatura düzenlenmesi borçluyu temerrüde düşürücü nitelikte bir işlem olmadığından fatura tarihinin faize başlangıç yapılamayacağı (Benzer yönde; Yargıtay 13. HD. 2016/12778 Esas, 2019/4502 Karar), işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, alacağın likit ve belirlenebilir olduğu anlaşıldığından; aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir...\"gerekçesi ile,  ''1-Davanın kısmen kabulüne; İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğünün 2016/17209 sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın toplam 11.858,75 TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin anılan tutar yönünden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz uygulanmasına, Fazlaya ilişkin istemin reddine, Asıl alacak olan 11.858,75 TL'nin %20'sine tekabül eden 2.371,75 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından yargılama aşamasında gerek usul gerekse esas yönünden birçok hata yapıldığını, özellikle, davada ihbar olunan sıfatıyla yer alan ...'nın aynı zamanda yeminli tanık olarak dinlenmesinin yasa ve usule aykırığunu, bu sebeple ...'nın davacı tanığı olarak huzurdaki davada vermiş olduğu ifade ve beyanların hukuken yok hükmünde olduğunu, Yerel Mahkeme’nin kararında, ...'nın hem ihbar olunan hem de tanık olarak gösterilmesinin yasa ve usule aykırı olduğunu, Yerel Mahkeme’nin 22.06.2021 tarihli duruşmasında davalı vekiline yemin deliline dayanıp dayanmadığı hususunda muhtıra çıkarıldığını ve bu ara kararın tamamen yasa ve usule aykırı olduğunu, huzurdaki davanın, itirazın iptali davası olup, ispat yükünün davacı tarafa ait olduğunu, müvekkil şirketin davacıya dava konusu malzemelerle ilgili herhangi bir sipariş, fiyat teklifi veya yazışma yapmadığını ve bu malzemeleri teslim almadığının bilirkişi raporuyla da sabitlendiğini, müvekkil şirket ile davacı arasında hiçbir ticari ilişkinin bulunmadığını, davacı tarafından yargılama aşamasında iddialarını ispat edemediğini, ...'nın müvekkil şirkette öğretmen olarak çalıştığını, idari bir görevi ve sıfatı bulunmadığını, dolayısıyla şirketi temsile yetkili olmadığını, davacı tarafından dava konusu malzemelerin ihbar olunana teslim edilmesinin müvekkil şirketin sorumluluğunda olmadığını, müvekkilin bilgisi ve onayı olmadan, şirketi temsile yetkili olmayan ihbar olunan kişiye dava konusu malzemelerin teslim edilmesinin müvekkil şirketin sorumluluğunda olmadığını, <br>Sonuç olarak; Yerel Mahkeme kararının yasa ve usule aykırı olduğunu, davanın esasına ilişkin delillerin doğru değerlendirilmediğini, ispat yükünün yanlış taraf üzerinde bırakıldığını ve bu nedenle Yerel Mahkeme kararının bozulması gerektiğini beyanla,  İstinaf incelemesi tamamlanıncaya kadar tehir-i icra kararı verilmesini, Yerel Mahkeme’nin 2018/639 esas, 2021/1278 karar ve 30.11.2021 tarihli kararının yasa ve usule aykırı olması nedeniyle bozularak ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, fatura alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı taraf, davalıya sattığı ürünlerin tedarikçisi olan ... A.Ş. ile davalı nezdinde resim öğretmeni olarak çalışan ... arasında e-posta ile yapılan yazışma ve onayın bir sözleşmenin ve devamının varlığını gösterdiğini, davalı adına tüm görüşmeleri yapan, sipariş ve onay beyanında bulunan ve faturayı teslim alan kişinin ... olduğunu belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf ise, bir eğitim kurumu olduğunu, öğrencilerinin derslerdeki malzeme ihtiyaçlarının karşılanması için davacı şirketin de aralarında bulunduğu çeşitli tedarikçileri tavsiye mahiyetinde öğrencilerine önerdiğini, öğrenciler dilerse, bu tedarikçilerden alışveriş yapabilecekleri gibi, kendi arzu ettikleri kırtasiyelerden de derslerinde gerekli olan okul malzemeleri almalarının mümkün olduğunu, buna göre, öğrencilere sadece o derste kullanılacak kitap, kalem vs. malzemelerin nerede ve ne kadara bulabileceklerini söyledikyerini, doğrudan doğruya öğrenciler için alım yapmadıklarını, halihazıdaki 2016-2017 Eğitim-Öğretim döneminde de bu prosedür izlendiğini, geriye dönük olarak yapılacak incelemelerde de davalı şirketin hiçbir şekilde böyle bir alım yapmadığının anlaşılacağını, somut olayda da, davacının aleyhine başlattığı icra takibine konu faturaların içeriklerinin, resim dersinde kullanılan çeşitli malzemelere ilişkin olduklarını, davacıya, söz konusu malzemelerin alımına ilişkin verilmiş bir siparişlerinin olmadığını, yine bu malzemelerin alımına ilişkin davacıdan alınmış bir fiyat teklifi vs. yazışmaların da bulunmadığını, dolayısıyla davalı şirket tarafından yapılan bir alımın söz konusu olmadığını, yine malzemelerin davalı şirket tarafından teslim alındığına ilişkin bir tutanak da olmadığı gibi, faturaların davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili kişiler tarafından da imzalanmadığını, fatura konusu mallar her ne kadar davalı şirket adı ve hesabına düzenlenmiş ise de,  faturalardan anlaşıldığı kadarıyla siparişin ... tarafından verilip, yine aynı kişi tarafından teslim alındığını, bu alışverişin tamamen davalı şirket bilgisi dışında gerçekleştiğini, zaten söz konusu kişinin davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığı gibi, faturalarda davalı şirket kaşesinin de yer almadığını, davacının, davalı şirketin bilgi onay ya da icazeti olmaksızın çeşitli malzemeleri dava dışı ...’ya teslim etmesi ve bu nedenle de zarar uğramasının tamamen kendi kusurundan ileri geldiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.HMK 190/1 maddesine göre ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Fatura içeriği malın davalıya teslim edildiği ve faturadan kaynaklı alacaklı olduğunun ispat külfeti davacıya aittir.Davacı tarafça ibraz edilen mail içerikleri incelendiğinde; Davacının, dava dışı ... A.Ş.'nin bayisi olduğu, dava dışı şirketin pazarlama elemanı ... tarafından yapılan satışa ilişkin ürünlerin bayisi üzerinden temin edilerek ... ile |...'nun şahsi e-mailinden: ...(...com) e-mail ortamında anlaşıldığı, siparişin ... tarafından 02/02/2016 tarihinde onaylandığı, dava konusu 21.01.2016 tarihli ... numaralı  1.500,00 TL. Bedelli faturanın ... tarafından verilen ve onaylanan sipariş öncesi döneme ait olduğu ve bu irsaliye faturada teslim eden ve teslim alan kişilerin ad ve soyadının yazılı olmadığı gibi imzanında olmadığı,  dava konusu  ... Numaralı 26.02 2016 Tarihli  2.542,50 TL bedelli irsaliye fatura ile ... Numaralı  26.02.2018 Tarihli  8.816,25 TL bedelli irsaliye faturalarda teslim alan bölümünde davalı şirketin işlettiği Kandilli Kolejinde resim öğretmeni olarak görev yapan ... ad ve soyadının yazılıp imzalandığı, bu iki faturaya ilişkin malların ismi yazılı öğretmene teslim edildiği anlaşılmıştır. Davalı tarafça, akdi ilişki ve mal teslimi hususunun kabul edilmediği, bu durumda ipsat yükü davacı tarafta olup davacı tarafından akdi ilişkinin varlığı ve teslim olgusunun kesin delillerle ispat edilmesi gerektiği,  davacının dayandığı mal siparişine ve onaya ilişkin maillerin davalı şirketçe işletilen okulda resim öğretmeni olarak görev yapan ihbar olunan ...'nun şahsi mail hesabından verildiği, iki adet irsaliye faturalardaki mal tesliminin de yine sipariş veren ve siparişi onaylayan ...'ya yapıldığı, sipariş veren ... sipariş ve teslim tarihinde  davalının işlettiği okulda resim öğretmeni olarak görev yaptığı tespit edilmiş  ise de davalı şirketi temsil ve ilzam yetkisinin olmadığı, davalı tarafça verilen siparişin ve teslimin kabul edilmediği ve onaylanmadığı, dava konusu faturaların davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı ve BA formu ile ilgili vergi dairesi müdürlüğüne de bildirilmediği,  siparişin davalı şirket adına yapıldığına ilişkin delil olmadığı, irsaliye faturalarda teslim alan bölümünde davalı şirket kaşesinin de bulunmadığı, ayrıca dava konusu 21.01.2016 tarihli ... numaralı  1.500,00 TL. Bedelli irsaliye faturada teslim eden ve teslim alan bölümlerinin boş olduğu, bu irsaliye faturasına konu malların teslim edildiğinin de ispat edilemediği, mahkemece ispat yükünde hataya düşülerek davalı tarafa yemin delilinin hatırlatılmasının yerinde görülmediği, bu durumda dava konusu faturalara ilişkin siparişin davalı şirket tarafından verilmediği ve mal tesliminin de davalı şirkete yapılmadığı gözetildiğinde, mahkemece bu tespitler doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerekirken yukarıdaki gerekçe ile kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir.  Sonuç itibariyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılarak dairemizce yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda davanın reddi yönünde yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>A-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  30/11/2021 tarih ve 2018/639 Esas- 2021/1278 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,  Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle;  1-Davanın REDDİNE,  2-Davacının ağır kusurlu ve kötü niyetli olduğu dosya kapsamı itibariyle tesbit edilemediğinden ve şartları oluşmadığından   davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 3-Dairemiz karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 149,32 TL harcın mahsubu ile bakiye 278,28‬TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi  uyarınca ret edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 12.363,20 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,  7-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN:  8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 9-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 10-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL. istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 17,45TL istinaf masrafı olmak üzere toplam: 238,15‬ TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 11-Davacı avansından sarf edildiği anlaşılan 13,55‬ TL posta giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 12-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 13-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara  tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/07/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi. \t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"15677a619cf461ea","SID":"8178813e398d4a86"}}