{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/718 <br>KARAR NO: 2024/1016<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/11/2020<br>NUMARASI: 2016/283 Esas -  2020/605 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/07/2024<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin yurt içine ve yurt dışına yönelik kargo taşımacılığı yaptığını, taraflar arasında akdedilen \"Taşıma Sözleşmesi\" ile ticari ilişki kurulduğunu, ticari ilişki kapsamında müvekkili şirket tarafından davalı adına muhtelif sayıda kargo taşıması yapıldığını, verilen hizmet neticesinde faturaların tanzim edilerek davalıya teslim edildiğini, ancak davalı tarafından bir kısım fatura bedellerinin ödenmediğini, müvekkili şirket tarafından düzenlenen ve davalı şirkete teslim edilen faturaların, cari hesap ekstresi ve müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları ile de sübut bulacağı üzere davalı nezdinde tahakkuk eden 30.653,93 TL tutarında alacağın muacceliyet kazandığını, davalı ile müteaddit kereler şifahen görüşmeler yapıldığını ve borcun ödenmesinin ihtar edildiğini, Bakırköy ... Noterliği 28.05.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin keşide edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, borca itiraz üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu beyan ederek davalının itirazının iptaline, takibin devamına, davalının %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça her ne kadar 30,653,93 TL muaccel alacağı iddiasında bulunulmuş ise de davacı tarafından müvekkiline ne hizmet verildiğini ne de usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş faturasının bulunduğunu, tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelendiğinde müvekkili şirketin davacıya borçlu olmadığının sübut bulacağını, davacı-taşıyıcının, taşıma sözleşmesi ile üstlendiği edimini hakkıyla ifa etmediğini ve müvekkiline muhtelif zararlar verdiğini, davacının iddiasının aksine muaccel hale gelmiş bir borç-alacak durumunun bulunmadığını, taraflar arasındaki ticari hacim gözetildiğinde müvekkili şirketin borçlu olsa idi icra takibine konu borcu ödeyeceğinin de izahtan vareste olduğunu beyan ederek davanın reddine davacının asgari %20 oranında icra tazminatı ödemesine, yargılama giderlerinin davacıya tahmiline karar verilmesi talep edilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"..taraflar arasında 24/02/2015 tarihinde akdolunan taşıma sözleşmesi kapsamında ticari ilişki bulunduğu, kargo- parsiyel yük taşıyıcısı olan davacı şirketin davalı adına taşımayı üstlendiği gönderilere ilişkin davalı adına muhtelif tarih ve miktarlarda fatura düzenlediği, keşide edilen ihtarnamelere rağmen fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine davalı aleyhine icra takibi başlattığı, davalının süresinde yaptığı itirazıyla duran takibe ilişkin eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Taşıma sözleşmesinin 12.2 maddesine göre; \"Tarafların sözleşmede yer alan adresi tebligata esas adresidir. Adres değişikliği tebligata uygun özellikleri içerecek şekilde ve zamanında yazılı olarak bildirilmedikçe sözleşmede yer alan adrese yapılmış tebligat taraflara yapılmış sayılır.\" Sözleşmenin 12.1 maddesine göre ise; \"Taşıyıcı ile gönderen arasında çıkacak her türlü uyuşmazlıkta, taşıyıcının defter ve kayıtları geçerli ve yegane delil olarak kabul edilmiştir. İşbu madde hükmü münhasır delil sözleşmesi niteliğindedir.\" Taraflar arasında uyuşmazlıklarda taşıyıcı davacının defter ve kayıtlarının geçerli ve yegane delil olarak kabul edileceğine dair delil sözleşmesi yapılmışsa da HMK 193/2. maddesi kapsamında değerlendirme yapılabilmesi bakımından davalı şirketin ticari defter ve dayanak kayıtlarının da incelenmesi gerekmiştir.  Davacının lehine delil vasfına haiz ticari defterlerinde davalıdan takip tarihi itibariyle 30.653,93 TL alacaklı görünmesine karşın, davalının lehine delil vasfına haiz ticari defterlerinde takip tarihi itibariyle davacıya 7.540,68 TL borçlu göründüğü, taraf şirketlerin ticari defterlerindeki farkın ise davalı kayıtlarında yer almayan 7 adet davacı faturasından kaynaklandığı, bahse konu 7 adet taşıma faturasının davacı yanca davalının sözleşme adresine tebliğe çıkartıldığı, ancak tebliğ edilemediği, davalı yanca adres değişikliği yapılmasına rağmen yeni adresin de davacı yana bildirilmediği tespit edilmiştir. Davacı yanca sunulan gönderi listelerinden gönderilerin teslim edilip edilmediği anlaşılamamaktaysa da davalı yanca gönderilerin gereği gibi teslim edilip edilmediği noktasında davacıya yaptığı ihbar veya itirazlarını gösterir delil ibrazında bulunulmadığından taşımaların davacı yanca gereği gibi yerine getirildiği, bu taşımalara ilişkin düzenlenen faturaların ise davalının sözleşme adresine tebliğe çıkartılıp tebliğ edilemeden iade olduğu anlaşılmakla taraflar arasındaki sözleşme hükmüne nazaran faturaların tebliğ edilmiş sayılması gerektiği kabul edilmiştir. Davalı kayıtlarında yer almayan faturalar sebebiyle taraf şirketlerin ticari kayıtları örtüşmemekteyse de davalı adına keşide edilen faturalarla uyumlu şekilde davacının lehine delil vasfına haiz ticari defterlerinde davalıdan 30.653,93 TL alacaklı görünmesi, davalı yanca faturaya dayalı alacak istemine ilişkin soyut itirazda bulunularak taşıma sözleşmesi ile üstlenilen edimin bihakkın ifa edilmediği ve muhtelif zararlara uğratıldığı savunulmuşsa da somut ve elverişli delil ibrazında bulunulmadığından bu yöndeki savunmanın ispatlanamaması, davalı yanın savunmasına nazaran ve dosyaya ibraz olunan kayıtlardan davacının fatura konusu hizmetleri yerine getirdiğinin anlaşılması, davalı yanca ödeme iddiasında bulunulmadığı gibi yapılan bilirkişi incelemelerinde de ödeme olgusunun tespit edilememesi nedeniyle davacının alacak talebinin yerinde olduğu sonuç ve vicdani kanaatine varılmış, öte yandan hüküm altına alınan alacağın likit ve itirazın da haksız olması karşısında icra inkar tazminatı istem koşulları oluştuğundan davacı lehine %20 oranında icra inkar tazminatı takdirini de içerir şekilde davanın kabulüne...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ikame olunan davanın haksızlığı 16/05/2019 tarihli bilirkişi kök ve 03/02/2020 tarihli bilirkişi ek raporları ile teyit olmuş iken 09/09/2020 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak ki bu son raporu ispat kuralları başta olmak üzere hukuk-hakkaniyet yönünden kabulünün mümkün olmadığını, kendi içinde dahi çelişen, ispat kurallarını hatalı olarak dikkate alan 09/09/2020 tarihli raporda dile getirilen sonucun ise kabulünün mümkün olmadığını, Mahkemece hükme dayanak alınmasının hukuka, ispat kurallarına, mevzuata açıkça aykırı olduğunu, davacının ifayı ispat etmediği, kestiği faturalar tutarınca alacaklı olduğunu kanıtlamadığı sürece kendi kestiği faturayı kendi defterine işlemesinin hiçbir anlam ifade etmeyeceğini, tebliğ edilmeyen faturaya itiraz edilemeyeceğini, yapılan delil sözleşmesinin müvekkili kayıtlarının kesinlikle dikkate alınmayacağı anlamı taşımayacağını, bir an için farzı muhal dava aleyhe sonuçlansa dahi likit olmayan yargılama gerektiren bir alacak iddiasından dolayı aleyhe icra tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla usul ve esas itibariyle hukuka aykırı olan 18/11/2020 tarihli Mahkeme hükmünün bozulmasına,  nihayet davanın reddine, davacının kötüniyetli olması gözetilerek aleyhine icra tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderinin davacıya yüklenmesine  karar verilmesini  talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava,  açık hesap ilişkisinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacı faturalarının alacağı ispata elverişli olup olmadığı, davacının açık hesap nedeniyle alacaklı olup olmadığı  noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında  İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında açık hesaptan kaynaklanan alacak açıklaması ile 30.653,93 TL  üzerinden icra  takibi başlatılmış, yapılan itiraz üzerine icra takibi  durmuştur. Davacı tarafça 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Taşıma sözleşmesi iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerden olup, taşıyanın borcu sözleşme uyarınca usulüne uygun olarak taşımaya konu eşyayı zamanında ve hasarsız olarak karşı tarafa teslim, taşıtanın borcu ise ücret ödemedir. Eldeki uyuşmazlıkta taraflar arasındaki 24.02.2015 tarihli taşıma sözleşmesinde sözleşmenin 1 yıl süre ile imzalanmış olup, sürenin sona ermesinden otuz gün önce  taraflardan herhangi birinin yazılı olarak sözleşmeyi feshettiğini karşı tarafa bildirmediği takdirde, sözleşmenin 1 yıl süre ile kendiliğinden yenilenmiş sayılacağı , ödemelerin, fatura teslim tarihini takip eden 30. gün peşin ya da mahsup olarak yapılacağı, taşıyıcı ile gönderen arasında çıkacak her türlü uyuşmazlıkta, taşıyıcının defter ve kayıtlarının geçerli ve yegane delil olarak kabul edileceği,  tarafların sözleşmede yer alan adresinin tebligata esas adresi olduğu, adres  değişikliğinin tebligata uyun özellikleri içerecek şekilde ve zamanında, yazılı olarak bildirilmedikçe  sözleşmede  yer alan adrese yapılmış tebligatın taraflara yapılmış sayılacağı düzenlenmiştir. Mahkemece taraflar arasındaki ticari ilişkinin tespiti için ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, yapılan incelemede usulüne uygun tutulan  ticari defterlere göre tarafların yasal defter kayıtlarının birbiriyle  örtüşmediği,  nedeninin davacı tarafça davalıya kesilen 7 adet toplam 23.113,28 TL tutarındaki faturalardan kaynaklandığı, söz konusu fatura ve muhteviyatlarının davacı tarafça davalıya tebliğ/ teslim edilip edilmediğinin anlaşılamadığı  tespit edilmiştir. Somut olayda taraflar  arasında taşıma sözleşmesi bulunduğu ihtilafsız olup, taşıma sözleşmesi feshedilmediği ve işten el çektiği kanıtlanmadığı sürece taşımanın taşıyıcı tarafından yapıldığı kabul edilmesi, bu bağlamda cari hesaba konu edilen faturaya dayanak  kargo hizmetinin davacı tarafından verildiğinin karine olarak kabulü gerekir. Bunun yanısıra davalı tarafça  taşıma hizmetinin gereği gibi ifa edilmediği ileri sürüldüğünden  ispat yükü üzerinde olan davalı, taşıma hizmetinin gereği gibi ifa edilmediğini ispatla yükümlü olup,  davalı tarafça bu hususu ispata yarar bir delil sunulmadığı gibi bu savunmaya yönelik  davalı tarafından süresinde takas definde bulunmadığı , açılmış bir dava da olmadığı gözetildiğinde mahkemece sözleşme hükümleri dikkate alınarak davacının açık hesap nedeniyle alacaklı olduğu gözetilerek  davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.  Eldeki davada, dava konusu alacağın faturalara dayalı likit (belirlenebilir) olup, davalının borca itiraz dilekçesinde davacıya borcu bulunmadığı yönünde itiraz etmesi nedeniyle hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi isabetli olmuştur. Bu yöne ilişkin davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 524,00 TL harcın, alınması gerekli olan 2.093,97 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.569,97‬ TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.  04/07/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f43fcba93db99c74","SID":"0aa45588fa37de80"}}