{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/160 <br>KARAR NO: 2024/1114<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/10/2020<br>NUMARASI: 2018/853 Esas - 2020/460 Karar<br>BİRLEŞEN DAVANIN<br>DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/07/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün Asıl ve birleşen dosyada davacıları ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>ASIL DAVA: Davacılar ... ve ... vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 2017 yılı ilk olağan genel kurulunun 19/03/2018 tarihinde yapıldığını, müvekkillerinin davalı şirketteki hisse toplam sayısının %23,48'ine denk gelen 563.528.166 olduğunu, genel kurula müvekkilleri de dahil olmak üzere 2.400.000.000 adet hisse sahibinin tamamının asaleten ya da vekaleten katıldığını, genel kurulun açılmasından ve divanın oluşturulmasından hemen sonra müvekkilleri tarafından TTK 420. maddesi uyarınca finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konuların ertelemesinin talep edildiğini, diğer hissedarlardan ... vekilinin divan başkanlığından aynı şekilde erteleme talebinde bulunduğunu, divan başkanlığında gündemin 2, 3, 4, 6 ve 7. Maddelerin görüşülmesinin TTK'nun 420. Maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiğini, davalı şirketin yönetim kurulunun ertelenen 2017 yılı olağan genel kurul toplantısının 28/06/2018 tarihinde yapılmasına karar verdiğini, 28/06/2018 tarihinde yapılan 2017 yılı olağan üstü genel kurul toplantısına şirketin %23,48 hissesinin sahibinin müvekkilleri ile birlikte tüm hisse sahiplerinin asaleten ya da vekaleten iştirak ettiğini, 28/06/2018 tarihli genel kurulda alınan ve iptali talep edilen kararlar esas olarak; 2017 yılında görev yapan yönetim kurulunun şirketi keyfi bir şekilde yönettiğini, hissedarlar tarafından talep edilen bilgilerin verilmediğini, yönetim kurulunun faaliyetlerinin hukuka uygun olmadığını, hazırladığı bilanço ve kar/zarar hesaplarının gerçeği yansıtmadığını, buna rağmen bazı yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmiş olması, 2017 yılında şirketi keyfi ve hukuka aykırı bir şekilde idare eden yöneticilerin 2018 yılında görev yapmak üzere yeniden seçilmiş olması, yönetim kurulu başkanının kendisine yüksek meblağlara varan ücret ve prim ödettirdiğini, tüm bunlara rağmen hissedarlara kar payı dağıtılmaması hususlarına dayandığını belirterek anılan gündem kararlarının iptali gerektiğini belirterek davalı şirketin erteleme neticesi 28/06/2018 tarihinde yapılan 2017 yılı olağanüstü genel kurulunda müvekkillerinin itiraz ve muhalefetine rağmen genel kurul tarafından oy çokluğu ile alınan; gündemin 2. maddesi uyarınca yönetim kurulu faaliyet raporunun onaylanması kararının, gündemin 3. Maddesi uyarınca 2017 yılına ait bilanço ve kar/zarar hesaplarının onaylanması kararının, gündemin 4. Maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri ... ve ... Holding A.Ş.'nin ibrası kararının ve yine 4. Madde kapsamında ..., ... Holding A.Ş. ve ... A.Ş.'nin yönetim kurlu üyeleri olarak seçilmesine dair kararın, gündemin 5. Maddesi çerçevesinde yönetim kurulu başkanına aylık net 360.000,00-₺ ücret ve ilaveten 2017 yılı için net satışların %1,5'i oranında net başarı primi ve 2018 yılı için Ocak 2018'den başlayarak her ay net satışların %1,5'i oranında net prim ödenmesine dair kararın, gündemin 6. Maddesi çerçevesinde kar payı dağıtılmamasına dair kararın, TTK 445 maddesi uyarınca iptaline ya da TTK 447 maddesi uyarınca batıl olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>ASIL DAVADA SAVUNMA: Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamında 1. Ve 2. Genel kurul toplantılarında ve söz konusu toplantılar öncesinde müvekkili şirkete yöneltmiş olduğu sorulara yetersiz, sözde cevaplar verildiğiü ve cevap verirken dürüst hesap verme ölçülerine uyulmadığı yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, dava konusu genel kurul toplantısında müvekkili şirketin yönetim kurulu faaliyet raporu, bilanço ve finansal tabloların müzakere edilerek kabulüne ilişkin hususların da yer aldığı gündem maddelerinin oy birliği ile kabul edildiğini, davacılar tarafından 2017 mali yılı bağlılık raporuna karşı yapılan itirazların hukuki veya somut birer dayanağı bulunmadığını, 2017 mali yılında görev yapmış bulunan yönetim kurulu üyelerinin ibrasında herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını, 2. Genel kurul toplantısında şirkete yeni bir yönetim kurulu seçilmiş olmasında herhangi bir usulsüzlük veya kanuna aykırılık bulunmadığını, yönetim kurulu üyesi olan pay sahiplerinin yönetim kurulu üyelerine ücret ve prim ödenmesi konusunda yapılan müzakerelere katılabileceğini ve oy kullanabileceğini, pay sahiplerine kar payı dağıtılmamasına ilişkin genel kurul kararının şirket menfaatlerinin korunmasına yönelik olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>BİRLEŞEN DAVA: Birleşen davanın davacısı ... ve ... vekili tarafından davalı ... Anonim Şirketi aleyhine açılan davanın dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin %23,48 hissedarı olduğunu, davalı şirketin erteleme neticesinde 28/06/2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısanda alınan birçok karara müvekkili ve  bazı hissedarların muhalefet etmelerine rağmen çoğunluğun oyu ile kararlar alındığını, alınan bu kararların usul ve kanuna aykırı olarak oyçokluğu ile alındığını, iş bu genel kurul da alınan ve iptalini talep ettiklerini, 2017 yılında görev yapan yönetim kurulunun şirketi keyfi bir şekilde yönetilmesi, hissedarlara talep edilen bilgilerin verilmemesi, yönetim kurulu faaliyetlerinin hukuka uygun olmaması, hazırlanan bilanço ve hesapların gerçeği yansızmaması, bazı yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmiş olması, 2017 yılında şirketi keyfi ve hukuka aykırı olarak idare eden yöneticilerin 2018 yılında görev yapmak üzere yeniden seçilmesi, şirketi usulsüz yöneten yönetim kurulu başkanının kendisine emsali görülmemiş miktarda ücret ve pirim ödettirmesi ne karar verilirken diğer hissedarlara kar payı dağıtılmaması hususlarında olduğunu, müvekkilinin itiraz ve muhalefetine rağmen  Genel Kurul tarafından oy çokluğu ile alınan gündemin 2-3-4-5 ve 6. Maddesinde alınan kararların  kanunun emredici hükümlerine, esas sözleşme hükümlerine, şirketin uğraması muhtemel zararları gözönüne alınarak,  bu kararların TTK 445. Maddesi uyarınca iptaline yada TTK 447. Maddesi uyarınca batıl olduğunun tespitine, TTK 448 ve 1524/2 maddeleri uyarınca Genel Kurul Kararları aleyhine dava açıldığının Ticaret Sicil Gazetesinde ve şirket internet sitesinde ilanına, şirketin uğraması muhtemel zararları gözönüne alınarak kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilerek yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>BİRLEŞEN DAVADA SAVUNMA: Birleşen davanın davalısı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davacıların TTK'nun 451 maddesine göre genel kurul kararları aleyhine kötü niyetle iptal davası açtığından bahisle, iş bu davada şirketin muhtemel zararlarına karşılık TTK'nun 448 ve 451 maddeleri gereğince davacıların mahkemenin uygun göreceği miktarda teminat yatırması gerektiğini, ayrıca müvekkil şirketi karşı davacıları  farklı olmakla beraber aynı genel kurul toplantısında alınan aynı kararlara karşı İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/853 esas sayılı dosysı ile dava açıldığını, iş bu davanın ilk davanın görüldüğü bu dosya ile birleştirilmesine karar verilmesi gerektiğini, esasa ilişkin beyanlarında davacı tarafın müvekkil şirketin bilanço ve finansal durum raporlarının gerçeğe ve mevzuat aykırı düzenlendiği iddiasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin finansal tablolarının dünyanın en büyük dört denetim şirketi içinde yer alan ... AŞ tarafından tam tasdik ve kapsamında her yıl denetimini gerçekleştirdiğini, davacıların senelerdir müvekkili şirketin pay sahibi olduklarını, davacıların şirketin finanslarıyla ilgili herhangi bir konuda bilgi sabihi olmamasının söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin 2018 yılına dek yapılan genel kurul toplantılarının da davacılar ile birlikte diğer pay sahiplerinin katılımı ile yapılan müzakereler netiçesinde gündem maddelerinin oybirliği ile alındığını, davacıların bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamında genel kurul toplantılarında ve söz konusu toplantılar öncesinde müvekkil şirkete yöneltilmiş soruların cevaplandırılmadığı ve cevap verilirken de dürüst hesap verme ölçüsü ilkelerine uyulmadığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, şirketin yönetim kurulu faaliyet raporu , bilanço ve kar zarar hesapları hakkında ileri sürülen iddialarında asılsız ve kötü niyetli olduğunu, ayrıca aynı zamanda yönetim kurulu üyesi de olan pay sahiplerinin yönetim kurulu üyelerine ücret ve prim ödenmesi konusunda yapılan müzakerelere katılıp oy kullanabileceğini bunda kanuna aykırı bir durum bulunmadığını, pay sahiplerine kar payı dağıtılmamasına ilişkin genel kurul kararının şirketin menfaatlerinin korunmasına yönelik olduğunu bu nedenlerle öncelikle iş bu davanın İstanbul 3 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/853 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini ve ilan hususunda birleştirilen mahkemede karar verilmesine, aksi taktirde yürütmenin durdurulması talebinin reddine, haksız ve kötü niyetle açıldığını belirttikleri davanın essatan reddine karar verilerek yağrılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini  talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; Dava ve birleşen dava; davalı şirketin 28/06/2018 Tarihinde yapılan 2,. maddesinde yer alan yönetim Kurulunun faaliyet raporunun onaylanması kararının, 3. maddesinde yer alan 2017 yılına ait bilanço ve kara zarar hesaplanması kararının, gündemin 4.maddesinde yer alan Yönetim kurulu üyeleri ... ve ... Holding A.Ş.' nin ibrası, ... ve ... A.Ş. 'nin Yönetim Kurulu üyesi olarak seçilmesi   kararının, 5.maddesinde yer alan Yönetim Kurulu Başkanlığına aylık net 360.000.TL. Ücret ve 2018 yılı için Net satışın %1,5 oranında net başarı primi ve 2018 yılı için Ocak 2018' den başlamak üzere her ay net satışların % 1,5 oranında prim ödenmesi ve 6.maddesinde yer alan kar payı dağıtılmamasına dair kararın iptaline yada batıl olduğunun tespitine karar verilmesi talebine ilişkindir. Dava konusu her bir genel kurul kararı yönünden mahkememizce aşağıdaki şekilde değerlendirme yapılmıştır. Dava konusu; 2 nolu gündem maddesi uyarınca faaliyet raporlarının ve bağımsız denetim raporlarının onaylanmasına ilişkin karar yönünden; yukarıda özetlenen ve mahkememizce benimsenen bilirkişi raporunda faaliyet raporunda bilgilerin ilgili hesap dönemine ait iş ve işlemlerin akışını, finansal durumu şirketin hak ve yararını gözetecek şekilde, doğru, eksiksiz, dolambaçsız ve gerçeğe uygun şekilde yansıtmadığı tespitlerinde bulunulmuş olup, bu durumda yönetim kurulunu faaliyet raporunun yönetim kurulu üyeleri bakımından özenle bağlılık yükümlülüğü ön gören TTK md. 369 ile bağdaşmadığı, bu nedenle iptali koşullarının gerçekleştiği kanısına varılmıştır. Dava konusu; 3 nolu gündem maddesi uyarınca bilanço kâr/zarar hesaplarının onaylanmasına ilişkin karar yönünden; şeffaflık ve dürüst resim ilkesinin ihlâl edilip edilmediğinin tespiti gerekmekte olup, bilirkişi kurulu raporunda finansal tabloların dönem sonundaki finansal durumu ve faaliyet sonuçlarını tam, anlaşılabilir, karşılaştırılabilir, ihtiyaçlara ve işletmenin niteliğine uygun, şeffaf ve güvenilir bir şekilde ve gerçeği dürüst, aynen ve aslına sadık surette yansıtmadığı, bu anlamda finansal tabloların dürüst resim ilkesine uygun düzenlenmediği tespitlerinde bulunulmuş olup, bu durumda somut olayda şeffaflık ve dürüst resim ilkesinin ihlal edildiği anlaşılmakla bu nedenle iptali koşullarının gerçekleştiği kanısına varılmıştır. Dava konusu; 4 nolu gündem maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ve yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçimine ilişkin karar yönünden; bilirkişi kurulu raporunda da belirtildiği üzere yönetim kurulu üyelerinin seçimi genel kurulun devredilemez yetkileri içerisinde (TTK 408) olup, özel olarak önemli sebepler ispat olunmadıkça genel kurulun bu yetki ve iradesine müdahale edilmesi doğru değildir. Bu bakımdan seçime ilişkin kararın genel kurulun yetkisine ilişkin bir husus olduğu, yerindelik denetimi yapılamayacağı, gerek duyulur ise sorumluluk TTK 553 vd. İade yükümlülüğü TTK 512 vd. Hükümleri işletilmesinin şirketin takdirinde olduğu ancak somut olayda genel kurulun yönetim kurulu üyelerini seçimine ilişkin iradesinin kanuna, ana sözleşmeye, dürüstlük kuralına aykırılığından söz edilemeyeceği, diğer yandan kararın davacı hissedarların pay sahibi haklarını ihlâl eden bir karar olduğuna ilişkin herhangi bir delil sunulmadığından yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçimine ilişkin kararın iptali koşullarının gerçekleşmediği kanısına varılmıştır. İbra; genel kurulun yönetim kurulu üyeleri hakkında bir irade açıklamasıdır. Genel kurul bu kararı ile yönetim kurulu üyelerinin söz konusu dönemdeki işlemlerinin hukuka ve ortaklık açısından işin gereğine uygun bulduğunu beyan etmektedir. Genel kurul ibra kararı ile yönetim kurulu üyelerini ilgili dönemdeki faaliyetleri sebebi ile sorumlu tutmayacağını açıklamaktadır. TTK md. 436/2 uyarınca şirket yönetim kurulu üyeleri ile yönetimde görevli imza yetkisine haiz kişiler yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamazlar ve yönetim kurulu üyeleri kendi ibra oylamalarında oy kullanamayacakları gibi diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında da oy kullanamazlar. Öte yandan ibra oylamasında oy hakkından yoksun kişilerin oy kullanması tek başına alınan kararların iptali sonucunu doğurmaz. Kararın geçersiz kılınması için TTK md. 436/2 aykırı olarak kullanılan oyların kararın sonucunu etkilemiş olması gerekir. Diğer yandan TTK md. 436/1 uyarınca pay sahipleri kendisi, eşi, alt ve üst soyu veya bunların ortağı olduğu şahıs şirketleri ya da hakimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin müzakerelerde oy kullanamazlar. Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde davalı şirket yönetim kurulu başkanı ...'ın kendi ibra oylamasında oy kullanmadığından 595.960 olumlu oya karşılık 1.126.941.332 olumsuz oy ile ibra edilemediği, şu halde diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra oylamasında oy kullanmasının pay oranı itibari ile ibra kararının alınıp alınmamasında önemli olduğu, bu durumda somut olayda oydan yoksunluk kuralının ihlal edilmiş olmasının ibra kararının geçerliliğine etki edecek mahiyette olduğu, tüm bu sebeplerden dolayı ibra kararının iptali koşullarının gerçekleştiği kanısına varılmıştır. Dava konusu 5 nolu gündem maddesi uyarınca ücret ve prim belirlenmesine ilişkin karar yönünden; davalı şirketin mali yapısına uygun olup olmadığının tespiti gerekmekte olup, somut olayda yönetim kurulu başkanı için; 2018 yılı için Mart 2018 döneminden başlamak üzere aylık net 360.000,00-₺ ücret ödenmesine, ayrıca lehine kararda belirtilen şekilde prim hesaplanmasına, diğer yönetim kurulu üyelerine ücret ödenmemesine karar verilmiştir. Davalı şirketin 2012 yılından beri kâr dağıtımı yapmadığı sabittir. Yönetim kurulu başkanına ödenecek ücret miktarı belirlenirken diğer pay sahiplerinin menfaatlerinin korunması ve eşit işlem ilkesinin de ihlâl edilmemesi gerekmektedir. Somut olayda yönetim kurulu başkanına ücret ve prim belirlenmesine ilişkin kararın şirketin diğer ortakları arasındaki dengeyi bozduğu, hatta örtülü kâr aktarılması olarak kabul edilebileceği, tüm bu sebeplerden dolayı şirket ortaklarının müktesep niteliğindeki hakkı olan kâr payı alma haklarının zayıfladığı ve menfaatlerinin zedelendiği kabul edilerek bu nedenle anılan kararın iptali koşullarının gerçekleştiği kanısına varılmıştır. 6 nolu gündem maddesi uyarınca şirketin pay sahiplerine kâr payı dağıtılmamasına ilişkin karar yönünden; 6102 sayılı TTK'nun 408/2-d fıkrasında finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermaye veya dağıtılacak kâra dahil kullanılmasına dair kararların alınmasının genel kurulun devredilemez yetkilerinden olduğu düzenlenmiştir. Şirket genel kurulu şirket kâr payının belirlenmesi ve dağıtımı konusunda tek yetkili organdır. Kâr payı alma hakkı vazgeçilemez ve müktesep haktır. Genel kurulun kâr payı dağıtılmaması yönünde alınan kararın yerindeliğinin denetimi için davalı şirketin mâli yapısına uygun olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Bilirkişi kurulu raporunda şirketin 2012 yılından beri kâr dağıtımı gerçekleştirmediği, şirketin dağıtılabilir kârının bulunduğu, buna mukabil yöneticilere yüksek ücret ödendiği tespit edilmekle anılan kararın iptali koşullarının gerçekleştiği kanısına varılmıştır. Asıl davada davacı tarafın mahkemece kâr dağıtımı yapılmasına karar verilmesi talebi ise yukarıda açıklanan TTK md. 408'de yer alan düzenlemeye aykırı olduğundan kabul edilmemiştir. Açıklanan tüm bu sebeplerden dolayı somut olayda dava konusu kararlar yönünden butlan koşullarının mevcut olmadığı, 4 nolu gündem maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin karar haricindeki kararlar yönünden ise iptal koşullarının mevcut olduğu kanaatine varılarak davanın ve  birleşen davanın kısmen kabulüne\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacılar ... ve ... vekilince ve davalı ... Ticaret A.Ş. vekili tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bidayet Mahkemesinin yönetim kurulu üyelerinin seçiminin TTK'nın 408. maddesi kapsamında genel kurulun devredilemez yetkilerinden olduğundan bahisle iptal edilemeyeceği ve yerindelik denetimi yapılamayacağını belirtmekle hatalı değerlendirmede bulunduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin  2015/8830 Esas - 2015/13568 Karar sayılı, 17 Aralık 2015 tarihli kararı ile Bidayet Mahkemesi'nin yönetim kurulu üye seçimi kararına karşı yerindelik denetimi yapılamayacağı, seçim iradesinin Kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılığından söz edilemeyeceği yönündeki görüşünün ortadan kalktığını, Bidayet Mahkemesi'nin yıllık faaliyet raporu ve finansal tabloları ve ibra kararlarını Kanun'a aykırı bulup iptal ederken, bunları düzenlemiş ve kendi kendilerini ibra etmeye çalışmış yönetim kurulu üyelerinin yeniden göreve atanması suretiyle yeni yönetim kurulu oluşturulmasına yasal bir engel görmemesi ile somut olayın gerçekliğini dikkate almadığını, yönetim kurulu üyelerinin iptal edileceği bilinen yönetim kurulu üyeleriyle aynı olmak üzere ve yalnız ... ve ona bağlı tüzel kişilerden oluşacak şekilde seçilmiş olmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, salt sorumluluk davası açılabilecek olması nedeniyle yönetim kurulu üye seçim kararlarının iptal edilemeyeceğine ilişkin Bidayet Mahkemesi görüşüne katılmanın mümkün olmadığını, Bidayet Mahkemesi'nce talepleri doğrultusunda karar verilmesi gerektiğini, mahkemenin kar dağıtımına karar vermesinin genel kurulun yetkilerinin mahkemeye bırakıldığı anlamına gelmeyeceğini, aksi yönde yorum yapmanın doğru ve hukuken gerekli olan sonucuna ulaşılmasının geciktirilmesine sebep olacağını, kar dağıtılmaması kararının iptaline karar verdikten sonra dağıtılabilir karın belirlenmesi ve dağıtılmasına karar verilmesinin önünde bir engelin bulunmadığını, somut durum ve koşullar dikkate alındığında müvekkillerinin ve şirketin toplantıdan toplantıya, davadan davaya sürüklenmemesi ve hakka kavuşulmasının geciktirilmemesi amacıyla kar dağıtımına da karar verilmesi gerektiğini, belirtilen sebepler neticesinde İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/853 Esas - 2020/460 Karar nolu 15 Ekim 2020 tarihli kararının genel kurul toplantısında alınan 2, 3, 5, 6 nolu kararların ve 4 nolu kararın ibraya ilişkin kısımlarının iptaline ilişkin kısmı ve bunların yürütmesinin geri bırakılmasına ilişkin ara kararın onanmasını, davanın kısmen reddine ilişkin kısmının kaldırılmasını, davanın tamamının kabulüne karar verilmesini, Genel Kurul Toplantısı’nın 4 nolu gündemi kapsamında gündemde bulunmasa da tutanağa eklenmiş ve karara bağlanmış olan yönetim kurulu üyelerinin azli ve yenilerinin seçimine ilişkin kararın iptaline ve halihazırda iptal edilmiş olan kâr dağıtılmamasına ilişkin 6 sayılı kararın iptal edilmiş olması nedeniyle kâr dağıtımı yapılmasına karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı ... Ticaret A.Ş. vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin gerekçeli kararının çelişkili, eksik ve hatalı olan bilirkişi raporundaki tespitlerin dışında bir gerekçe içermediğini, karara esas alınmayacak bu rapora karşı itirazlarının da mahkeme tarafından hiç değerlendirilmediğini, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığını, gündemin 2 nolu maddesinin yönetim kurulu faaliyet raporu ve bağımsız denetim raporunun okunması ve müzakere edilmesine ilişkin herhangi bir oylama ve onaylanmasına ilişkin karar içermediğini, karar alınmayan bu gündem maddesi hakkında yerel mahkemenin iptal kararının yerinde olmadığını, müvekkili şirketin hazırlamış olduğu faaliyet raporunun TTK uyarınca düzgün ve dürüst hesap verme ilkesine göre hazırlanmış olduğunu, şirketin finansal durumunu eksiksiz bir şekilde yansıttığını, bu nedenle bilirkişi raporundaki aleyhe tespitlere karşı itirazlarını değerlendirmeyen ve müzakereye tabi olan ve karar alınmayan gündemin 2. maddesinin iptaline karar veren yerel mahkemenin kaldırılması gerektiğini, gündemin 3 nolu maddesi kapsamında bilanço kar zarar hesaplarının müzakeresi ve onaylanmasına yönelik kararının finansal tablolarının şeffaflık ve dürüst resim ilkesine aykırı tutulduğu gerekçesi ile iptal edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, gündemin 4 nolu maddesi kapsamında ibraya ilişkin yapılan değerlendirmeler ile oydan yoksun kabul edilerek yapıldığını, oydan yoksunluğun söz konusu olmadığını, verilen iptal kararının hatalı olduğunu, gündemin 5 nolu yönetim kurulu ücret ve prim haklarının belirlenmesi gündem maddesi kapsamında verilen iptal kararının da bilirkişi raporundaki hatalı tespit ve birbiri ile çelişen değerlendirmelere dayandığından kaldırılması gerektiğini, gündemin 6 nolu 2017 yılına ait kar dağıtımı maddesi hakkında iptal kararı verilmesi gerektiği tespitinin de hatalı olduğunu, gündem maddelerinin tedbiren durdurulmasına ilişkin tedbir kararına karşı itirazlarının mahkemece gerekçelendirilmeksizin reddedildiğini, hukuki yarar bulunmayan yürütmenin durdurulması kararının da kaldırılması gerektiğini, davanın kısmen kabulüne karar verilmesine karşı gerekçeli kararda yargılama giderlerinin tamamen müvekkili şirket üzerinde bırakılmış olması, ayrıca reddedilen kısım yönünden lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının da hukuka aykırı olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde asıl ve birleşen davanın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini, yerel mahkemece verilen yürütmeyi durdurma kararının kaldırılmasını ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraflar üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür.  <br>GEREKÇE: Asıl ve birleşen dava; davalı Anonim Şirketin 28/06/2018 tarihinde yapılan ertelenmiş olağan genel kurulunda alınan 2, 3, 4, 5 ve 6 nolu kararların TTK'nın 445 ve devamı maddeleri uyarınca iptaline/butlanının tespitine ilişkindir.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ve bilirkişi raporu esas alınarak asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davalı şirketin 2.400.000.000 adet hisseye bölünmüş 24.000.000.000-TL sermayesi 10 ortağı bulunduğu anlaşılmaktadır. Şirket ortaklarından davacılar ... %22,61, ... %0,86, ... %22,61 ve ... ise %0,86 oranında hisseye sahiptir. Davaya konu genel kurulda 6.290.986,68 TL lik sermayeye tekabül eden 629.098.668 adet hissesinin asaleten, 17.229.013,32 TL lik sermayesine tekabül eden 1.722.901.332 adet hissesinin ise vekaleten temsil edildiği, davacıların genel kurul toplantısına vekaleten katıldığı, dava ettiği kararlara olumsuz oy kullandığı ve muhalefet şerhini genel kurul toplantı tutanağına kaydedildiği görülmektedir. 6102 sayılı TTK'nın 445 ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa, yönetim kurulu üyelerinden her birinin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir. Genel kurul kararları da bir hukuki işlem olmakla borçlar hukukundaki sözleşme serbestisi sınırlarına tabidir. Borçlar hukukuna göre butlan bir hukuki işlemin hukuk düzeni tarafından öngörülen geçerlilik şartlarını içermemesi nedeniyle başlangıçtan itibaren hüküm ve sonuç doğurmamasıdır. Geçersiz hukuki bir işlem, sözleşme ya da karar kurucu unsurları içermekle birlikte geçerlilik unsurlarından kamu düzenini ilgilendirecek derecede önemli olanları içermemesi halidir. Geçersizlik halleri genel kural niteliğindeki TBK'nın 27. maddede düzenlenmiştir. Anonim şirket genel kurul kararları yönünden TTK'nın 447. maddesinde tahdidi olmayan örnek kabilinden özel düzenleme bulunmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın butlan sebeplerini düzenleyen 447. maddesi \"(1) Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır.\" düzenlemesini içermektedir. Davalı şirketin 19/03/2018 tarihinde yapılan 2017 yılı olağan genel kurulunun davacılar ..., ... ve ...'nin vekillerinin TTK md. 420'ye göre erteleme talep etmesi nedeni ile ertelendiği ve 28/06/2018 tarihinde toplantının yapıldığı görülmüştür. Davacılar 2017 yılında görev yapan yönetim kurulunun şirketi keyfi bir şekilde yönettiğini, hissedarlar tarafından talep edilen bilgilerin verilmediğini, yönetim kurulunun faaliyetlerinin hukuka uygun olmadığını, hazırladığı bilanço ve kar/zarar hesaplarının gerçeği yansıtmadığını, buna rağmen bazı yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmiş olması, 2017 yılında şirketi keyfi ve hukuka aykırı bir şekilde idare eden yöneticilerin 2018 yılında görev yapmak üzere yeniden seçilmiş olması, yönetim kurulu başkanının kendisine yüksek meblağlara varan ücret ve prim ödettirdiğini, tüm bunlara rağmen hissedarlara kar payı dağıtılmaması hususlarına dayandığını belirterek anılan gündem kararlarının iptali gerektiğini belirterek davalı şirketin erteleme neticesi 28/06/2018 tarihinde yapılan 2017 yılı olağanüstü genel kurulunda müvekkillerinin itiraz ve muhalefetine rağmen genel kurul tarafından oy çokluğu ile alınan; gündemin 2. maddesi uyarınca yönetim kurulu faaliyet raporunun onaylanması kararının, gündemin 3. maddesi uyarınca 2017 yılına ait bilanço ve kar/zarar hesaplarının onaylanması kararının, gündemin 4. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri ... ve ... Holding A.Ş.'nin ibrası kararının ve yine 4. madde kapsamında ..., ... Holding A.Ş. ve ... A.Ş.'nin yönetim kurlu üyeleri olarak seçilmesine dair kararın, gündemin 5. Maddesi çerçevesinde yönetim kurulu başkanına aylık net 360.000,00-₺ ücret ve ilaveten 2017 yılı için net satışların %1,5'i oranında net başarı primi ve 2018 yılı için Ocak 2018'den başlayarak her ay net satışların %1,5'i oranında net prim ödenmesine dair kararın, gündemin 6. maddesi çerçevesinde kar payı dağıtılmamasına dair kararın, TTK 445 maddesi uyarınca iptaline ya da TTK 447 maddesi uyarınca batıl olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, davalı şirketin sicil dosyası getirtilmiş, davalı şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde bir hukukçu, bir mali müşavir ve bir finans uzmanı bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılarak rapor alınmış, rapor denetime elverişli, gerekçeli ve kanaat oluşturmaya yeterli kabul edilerek rapora göre karar verilmiştir. Davaya konu 2 ve 3  nolu gündem maddeleri yönünden;TTK'nun 514. maddesi uyarınca, anonim şirket yönetim kurulunun, geçmiş hesap dönemine ait, Türkiye Muhasebe Standartlarında öngörülmüş bulunan finansal tabloları, eklerini ve yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunu, bilanço gününü izleyen hesap döneminin ilk üç ayı içinde hazırlayıp genel kurula sunmakla yükümlü olduğu, yine TTK'nun 515. maddesi uyarınca, anonim şirket finansal tablolarının, Türkiye Muhasebe Standartlarına göre şirketin malvarlığını, borç ve yükümlülüklerini, öz kaynaklarını ve faaliyet sonuçlarını tam, anlaşılabilir, karşılaştırılabilir, ihtiyaçlara ve  işletmenin niteliğine uygun bir şekilde; şeffaf ve güvenilir olarak; gerçeği dürüst, aynen ve aslına sadık surette yansıtacak şekilde çıkarılmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir. Dosyaya alınan bilirkişi raporu ile; yapılan tespit ve değerlendirmeler çerçevesinde, şirket ortaklarından ... ve ...'ın, şirket tarafından ödenmiş olan şahsi harcamalarının, 19.03.2018 tarihli ertelenen genel kurul toplantısından sonra ancak, huzurdaki davava konu 28.06.2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısından ve 26.09.2018 dava tarihinden önce 10.05.2018 tarihinde yansıtılarak tahsil edildiği, bu anlamda. şirket nezdinde gider yazılmaması gereken bir takım şahsi harcamaların davalı sirket kayıtlarında yer aldığı, sonrasında da yapılan denetim sonucunda bu durumun tespiti üzerine, yansıtma faturaları düzenlenmek sureti ile yersiz yapılan gider kayıtlarının gelir kaydı yapılarak düzeltildiği, dava dışı ... Holding A.Ş. tarafından davalı şirkete aylık bazda ve eşit miktarlarda danışmanlık destek faturaları düzenlediği, bu faturalar toplamının 2017 yılı içerisinde 5.026.735,68 TL olduğu, fatura tutarlarının neye göre hesaplandığı ve neden eşit miktarda düzenlendiklerinin açık olmadığı belirtilmiştir. Bu durumda davalı şirketin finansal tablolarındaki bilgilerin ilgili döneme ait iş ve işlem akışı gerçeğine uygun ve yeterince açık olmadığı anlaşılması karşısında ilk derece mahkemesince finansal tabloların dürüst resim ilkesine uygun olmadığı kanaatiyle gündemin 2 ve 3 nolu kararlarının iptaline karar vermesi yerindedir.Yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçilmesi ve ibrasına ilişkin 4 nolu genel kurul kararı yönünden; Yönetim kurulu üyelerinin seçimi, görev sürelerinin belirlenmesi ve görevden alınmaları TTK. 408/2-b bendi gereğince genel kurulun devredilmez yetkileri arasındadır. Genel kurulun bu yetkisine müdahale doğru olmadığından alınan kararın iptali koşulları oluşmadığından davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf istemi yerinde değildir.İbra, genel kurulun yönetim kurulu üyeleri hakkında bir irade açıklaması olup genel kurulun ibra kararı  yönetim kurulu üyelerinin söz konusu dönemdeki işlemlerinin hukuka ve ortaklık açısından işin gereğine uygun bulduğunu beyan etmektedir. Genel kurul, ibra kararı ile yönetim kurulu üyelerini ilgili dönemdeki faaliyetleri sebebi ile sorumlu tutmayacağını açıklamaktadır. Yönetim kurulu üyelerinin ibrasının sorumluluk davasına etkisi ibranın doğal ve kanuni sonucudur. Ortakların aldığı ibra kararı, karara muhalif hisse sahiplerinin açacağı sorumluluk davaları yönünden etkisi de bulunmamaktadır. Davalı şirketin Yönetim Kurulu üyeleri ..., ... Holding A.Ş ve ... olup, yönetici ...'ın ibra edilmediği, diğer Yönetim kurulu üyelerinin ibrasında ise yönetim kurulu başkanı ...'ın oydan mahrum olmasına rağmen olumlu oy kullanması neticesinde ibra edildikleri anlaşılmakla bu yöneticiler yönünden usulünce alınmış ibra kararı bulunmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince ibra kararının iptaline karar verilmiş olması isabetli görülmüş olup bu yöne ilişen istinaf sebepleri de yerinde değildir. 5 nolu yönetim kurulu başkanına ücret ve prim belirlenmesine ilişkin kararın incelenmesinde; Mahkemece, davalı şirket genel kurul toplantısında kar payı dağıtımına ilişkin herhangi bir karar alınmaksızın yönetim kurulu başkanına ücret adı altında yapılan ödemelerin (ücret artışı ve prim) eşit işlem ilkesine aykırılık oluşturduğu gerekçesi ile iptal istemi kabul edilmiştir. Asıl ve birleşen davalı şirket tarafından ileri sürülen, dava dışı ...'a ödenmesine karar verilen ücretin eşitlik ilkesine aykırı olduğuna dair mahkeme kabulünün hatalı olduğu, bilirkişi raporlarında davacı itirazlarının yerinde olmadığı ve uzmanlık alanı dışında olduğu belirtildikten sonra ücretin fahiş olduğunun tespitine dair görüşün çelişkili ve emsal yargı kararlarına uygun olmadığına dair istinaf sebebi yönünden incelendiğinde yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre yönetim kuruluna ödenen huzur hakkı tutarına ilişkin kararların, kanun ve esas sözleşme ile dürüstlük kuralına uygun olup olmadığının değerlendirilmesi bakımından, mahkemece; davalı itirazlarını da karşılayacak şekilde;  genel kurulun yapıldığı dönemde şirketin ortaklık yapısı ile finansal durumu, şirketin geçmiş uygulamaları, davalı şirketle aynı-benzer durumda bulunan şirketlerin yöneticilerinin aldığı emsal ücretler de göz önünde bulundurulup karşılaştırılarak yönetim kurulu başkanına ödenmesine karar verilen huzur hakkı ve primin, sarfedilen  emek ve mesai ile orantılı olup olmadığı, pay sahiplerinin kardan pay alma haklarını ihlal edecek nitelikte bulunup bulunmadığı hususlarında mevcut bilirkişi heyetinden ek rapor alınması gerekirken, davalı yanın bilirkişi raporuna bu yönden ileri sürdüğü itirazlar değerlendirilmeksizin sonuca gidilmesi yerinde olmamış, davalı yanın bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Kârın  dağıtılmamasına ilişkin 6 nolu genel kurul kararı yönünden; Kâr payının dağıtılıp dağıtılmaması hususu genel kurulun yetkisinde olmakla birlikte bu yetkinin Kanundaki sınırlara uygun olarak kullanılması gerekir. Zira ticaret şirketlerinin asıl amacı kar edip, ortaklarına dağıtmaktır.Bu halde, kanuni ve ihtiyari yedek akçeler dağıtıldıktan sonra, kar payı dağıtılmamasına karar verilebilmesi için TTK'nın 523/2. maddesinde düzenlendiği şekliyle şirket aktiflerinin yeniden sağlanabilmesi için gereklilik bulunması veya bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı(istikrarlı) kâr payı dağıtımı yönünden haklılık bulunması şarttır. Alınan bilirkişi raporunda davalı şirketin 2012 yılından bu yana kar payı dağıtmadığı belirtilmiş ise de 10/05/2017 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında şirketin geçmiş yıl karlarından net: 8.896.010,84 TL kar dağıtılmasına karar verildiği görülmüştür. Bilirkişiler tarafndan davalı şirketin 2017 yılı bilançosu ile 46.684.936,49 TL dağıtılabilir net karının bulunduğu tespit edilmesi karşısında şirketin öz kaynaklarının yeterli olduğu, iptale konu kararda sadece piyasa koşulları dayanak gösterildiği, sermaye ihtiyacının bulunduğu yönünde dosya kapsamında delil olmadığı, kar payı dağıtımının ticari işletmenin gereği olduğu değerlendirilmekle, davalı vekilinin bu yönlere ilişen istinaf sebepleri de yerinde değildir. Bu nedenlerle Mahkemece yapılması gereken iş, davalı şirkete benzer özellikteki şirketlerin yöneticilerinin 2017 yılı için aldıkları emsal ücretler ve primlerin taraflarca dosyaya sunulmasının sağlanması ile ek rapor alınarak sonucuna göre karar vermektir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, davacı vekilinin istinaf isteminin reddi ile Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: -Asıl ve birleşen dosya davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,-Asıl ve birleşen dosya davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,1-Asıl ve birleşen dosya davacıları tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,2-Asıl ve birleşen dosyada davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-Asıl ve birleşen dosya davacıları tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.17/07/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5da28d473b7fd947","SID":"0862c448a635fd5e"}}