{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/96 <br>KARAR NO: 2024/1086<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/10/2020<br>NUMARASI: 2016/899 Esas -  2020/708 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/07/2024<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı-borçlunun müvekkiline olan cari hesap borcundan dolayı Çatalca İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattıklarını,  davalının  icra dosyasına 05/10/2016 tarihinde  haksız olarak  icra dairesinin yetkisine  ve müvekkili şirkete herhangi bir borcu bulunmadığından bahisle borcun tamamına ve fer'ilerine hiçbir gerekçe göstermeden itirazda bulunduğunu, davalının icra dairesine  yaptığı itirazda taraflar arasındaki ticari ilişkiye itiraz etmediğini, taraflar arasındaki borcun para borcundan kaynaklandığını, 6098 sayılı TBK md.89'a göre para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edileceğini, bu nedenle ödeme yerinin müvekkili şirketin yerleşim yeri olup, yetkili icra dairesinin Çatalca İcra Daireleri olduğunu, davanın miktarı itibariyle de heyet halinde görülmesi gerektiğinden yetkili mahkemenin de Çatalca adliyesinin bağlı bulunduğu Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle davalı-borçlunun icra dairesinin yetkisine itirazında haksız olduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasında uzun süredir devam eden bir ticari ilişki bulunduğunu, ancak cari hesap borcunu uzun zamandır ödemediği için ticari ilişkinin de bir süredir askıya alınarak bakiye borcun ödenmesi için davalıya şirkete Çatalca ...Noterliğinin 06/09/2016 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtarnamenin davalı tarafa 09/09/2016 tarihinde  tebliğ edilmiş olmasına  karşın  ihtara cevap vermedikleri gibi ödemede de bulunulmadığından davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının zaman kazanmak ve takibi durdurmak için yaptığı itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptaline, takibin 106.416,33 USD alacak ve temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle alacağın % 20'sinden  aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle usule ilişkin olarak müvekkilinin ikametgahı Samsun olduğundan yetkili icra müdürlüğünün Samsun İcra Dairesi, yetkili mahkemenin ise Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, ayrıca zaman aşımı yönünden de icra takibine ve davaya itirazlarının bulunduğunu, davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği alacağın zaman aşımına uğradığını,  esasa ilişkin olarak ise, davacının icra takibine konu ettiği borca ilişkin akdi ilişkiyi kabul etmediklerini, bu nedenle müvekkilinin davacıya hiçbir borcu bulunmadığını,  alacaklı olduğunu   iddia eden davacının bu hususu kanıtlaması gerektiğini, cari hesap alacağının dayandığı belgelerin sunulmadığını, yazılı bir cari hesap sözleşmesi sunulmadığı gibi, geçerli bir cari hesap sözleşmesi de bulunmadığını, ortada herhangi bir cari hesap sözleşmesi yokken olmayan bir cari hesap sözleşmesine dayanarak gönderilen ihtarname ve devamındaki ilamsız takibin hukuka uygun olmadığı gibi, açılan  bu itirazın iptali davasının da hukuka ve kanuna aykırı olduğundan reddinin gerektiğini belirterek öncelikle yetki itirazının kabulüne, aksi takdirde davanın esastan reddine, % 20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...taraflar arasında ticari ilişki olduğu sabit olup, uyuşmazlık her iki tarafın incelenen ticari defterlerine göre davacının alacağına karşılık davalının çek ile ödeme yaptığını iddia ettiği hususlarda toplandığı görülmüş olup, 1. ve 2. bilirkişi raporları kendi aralarında sonuç miktarları bakımından çeliştiğinden ortaya önemli bir fark çıktığından ve değerlendirmelerin tamamen farklı oluşu nedeniyle çelişkinin giderilmesi bakımından 3.SMM bilirkişiden rapor alınması gerekmiştir. Davacının alacak iddiası karşısında davalının ödeme itirazları kapsamında dosyaya sunduğu banka dekont bilgileri çeklerin bankalardaki akıbeti ve talimat yoluyla davalının ticari defterleri incelenmiş olup, buna göre davalının alacaklı olduğu tespit edilmiş ise de; mahkememizce hükme esas alınan 3. ve son tarihli mali müşavir bilirkişi raporuna göre de uyuşmazlığın taraflar arasındaki ters kayıt işlemleri USD hesabından TL hesaplarına virman yaptıkları işlemlere ilişkin ödemelerin TL hesaplarından değil de tekrar USD hesaplarında değerlendirilmesi ve davacının davalıya iade ettiği çeklerin davalının kayıtlarında olmamasından kaynaklandığı görülmüş, sonuç itibariyle davacının takip tarihi itibariyle davalıdan USD hesabına göre 148.893,06 USD alacaklı durumda olduğu, TL hesabına göre ise 391.633,99 TL tutarında borçlu durumda olduğu tespitleri yerinde görülmüş olup davacının borcu olan 391.633,99 TL’nin takip tarihi itibariyle USD karşılığının (391.633,99 TL / 2,9808 TL=) 131.385,53 USD olduğu yine buna göre davacı yanın takip tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olduğu tutar ( 148.893,06 USD – 131.385,53 USD=) 17.507,53 USD olarak hesaplandığı ancak davalı tarafından davacıya teslim edildiği iddia edilen toplamda 125.197,59 TL tutarlı torba çeklerin dosyaya sunulan ve  davacı tarafından iade edilen ... ve ... numaralı çeklerin bu torba çek grubunun içerisinde yer alması nedeniyle söz konusu çek bedelleri davacı alacağına (125.197,59 TL/2,9808=) 42.001,34 USD olarak eklenerek; davacının takip tarihi itibariyle davalıdan alacağı 59.509,07 USD olduğu anlaşılmış olup Davalı yan sunmuş olduğu dilekçesinde bilirkişi raporunun 10. Sayfasının ilk paragrafında aynen “Davacıya ait 2009 yılı kayıt ve belgeler ile 2010 yılı ticari defter, kayıt ve belgeler detaylı şekilde incelendiğinde davacının davalıdan 31.12.2010 tarihi itibariyle 1.008.931,90 USD karşılığı 1.445.032,04 TL alacaklı durumda olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle bilirkişi tarafından davacı alacağından tenzil edilen 30.712,14 USD.lik farkın davacının alacağına eklenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.” İbaresinin mevcut olduğunu, özellikle raporlardaki bu 31.12.2011 den 2012 ye devirlerde yapılan hatadan daha evvel bahsedildiğini, dava dilekçesi ile davacının delillerinde sunulmuş olan cari hesap ve deflerle bilirkişi raporunda gösterilen kayıtların farklı olduğunu, ikinci sunulan cari hesap ekstrelerinin değiştiğini, bu değişikliğe muvafakatin olmadığını beyan ederek rapora itiraz etmiş ise de sunulan kayıt ve tablolardan da anlaşılacağı üzere aradaki fark açılış bakiyesinden (+) 40.926,52 USD, 06.10.2010 tarihli davalıya ait fatura bedelinden (+) 14.647,60 USD ve 08.10.2010 TL çek ödemesinden (-) 24.861,98 USD olmak üzere; (40.926,52 USD + 14.647,60 USD – 24.861,98 USD=) 30.712,14 USD TL ortaya çıktığı kök raporla tespit edildiğinden davacının itirazlarını da rapor karşıladığından ek rapor alınması yönündeki itiraz red edilerek anılan gerekçelerle davacının toplanan deliller sunulan kayıt ve belgeler  kapsamında ispat ettiği kısım dikkate alınarak icra dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline, 818 sayılı BK'nun 101. maddesinde \"Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur\" hükmü getirilmiştir. 6098 sayılı Borçlar Kanunun 117. maddesinde bu hüküm  ''Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer'' şeklinde düzenlenmiştir. Temerrüt, ya bir ihtar ile ya da dava açılması vs. suretiyle gerçekleşir. Alacaklı takip tarihinden evvel davalıları temerrüde düşürecek bir ihtarda bulunmadan icra takibi yaptığından dolayı davacının işlemiş faizi davalı takip tarihi öncesinde temerrüde düşürüldüğü gelen noter ihtarnamesinden anlaşılmış olup tebliğden sonraki süreden tarihinden itibaren işlemiş faiz talep edilebileceği sonucuna varılarak işlemiş faiz  tutarı yönünden istemin kısmen kabulü gerekmiştir.Tüm bu nedenlerle; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; davalının Çatalca İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 59.509,07 USD asıl alacak ve 71,73 USD işlemiş faiz üzerinden iptali ile takibin devamına, davacının fazlaya ilişkin işlemiş faiz ve asıl alacak  miktarı yönünden itirazın iptali talebinin reddine,  hüküm altına alınan asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanun’un 4/a maddesi gereğince  devlet bankalarının USD para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasına, itirazın iptaline karar verilen miktar üzerinden davacı yararına takip tarihindeki USD kuru dikkate alınarak davalının  %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, reddedilen kısım yönünden şartları oluşmaması nedeniyle davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine  ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Çatalca İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasından, haksız olarak “cari hesap borcu” açıklaması ile başlatılan haksız takibe yaptıkları itiraz dolayısıyla, 106.416,33 USD (takip tarihi itibariyle) üzerinden itirazın iptali davası açıldığını, dava boyunca 4 kök rapor, 3 kök rapor tanzim ettirildiğini; düzenlenen raporların hepsi birbirleri ile çelişik vaziyette iken ve rapora itirazlarına rağmen ek rapora dahi gönderilmeksizin, herhangi bir bilirkişi heyetine de gönderilmeksizin, en yüksek meblağlı kök raporun hüküm haline getirildiğini  ve kararın hatalı şekilde verildiğini, gerekçeli karar, hükme esas alınan hatalı bilirkişi raporundan da farklı olup, mahkemenin bu çekleri alacaklının alacağından - borçlunun borcundan neden tenzil etmediğinin açıklanmadığını, gerekçeli kararda belirtildiği gibi 3 bilirkişi değil, 4 bilirkişi olduğunu, dosyada 4 ayrı bilirkişi, 4 kök rapor, 3 ek rapor, toplam 7 adet raporun mevcut olduğunu, bu raporlardan, Mali Müşavir ... tarafından tanzim edilen 21.05.2019 tarihli, icra takip tarihinde davacının davalıdan 3.517,85 USD alacaklı olduğu, TL karşılığının 10.486,01 TL olduğu yönündeki raporun göz ardı edilmiş olduğunu, gerekçeli kararda da yukarıdaki hali ile ikrar edildiğini, 3. raporda davalının davacıya 3.517,85 USD borçlu olduğu yazılı iken, mahkemece bu kez 4. rapor aldırıldığını, ek rapora dahi gönderilmeksizin, iki seçenekli hazırlanan rapordaki en yüksek seçeneğin hükme esas alındığını, devir esnasında nedensiz şekilde davacı yan lehine 30.712,14 USD eklendiğini, salt davacı defterleri esas alınarak hazırlanan ve denetime elverişli olmayan raporların hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, son iki rapor arasında 20 kat fark olduğunu, açık çelişki ve fahiş fark giderilmesi için yeni rapor alınmaksızın karar verilmesinin hatalı olduğunu, açıklanan nedenlerle Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/899 E. 2020/708 K. numaralı 05.11.2020 tarihli kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  mahkemenin 02/09/2020 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurmuş olsa da son bilirkişi raporunda alacaklarının eksik hesap edildiğini, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.10.2020 tarih ve 2016/899 Esas 2020/708 Karar sayılı kısmen kabul, kısmen ret kararında davacı aleyhine ret edilen bölüm ile ilgili istinaf başvurularının kabul edilerek kaldırılmasını, bilirkişinin 31.12.2015 tarihi itibari ile USD alacağını tespit ettiği için 2015 yılında yine yanlışlıkla ve davalı lehine yazılmış eksi -11.169 USD dikkate almadan 25.000 USD nin 31.12.2015 tarihindeki cari hesaptan silinmesi ve 2016 yılı cari hesabın dikkate alınmaması nedeniyle davacı alacağının eksik hesaplanmasına neden olduğu için kısmi ret edilen bölüme dair kararın kaldırıması gerektiğini, dosya hakkında yapılacak yeniden inceleme neticesinde istinaf başvurularının kabulü ile eksik yapılan hesaplamanın yeniden yapılarak eklenmesi ve alacak ve itirazın iptali taleplerinin kabulü ile asıl alacak miktarı üzerinden yeniden icra inkar tazminatı ve sair hususların hesap edilmesini, avukatlık ücreti ve sair yargılama giderinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, ticari satım ilişkisinden kaynaklanan cari (açık) hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince  davanın kısmen kabulüne karar verilmiş , karara karşı taraf vekillince istinaf  yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının 2011 yılı defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olup olmadığı, davacının cari (açık) hesap nedeniyle alacaklı olup olmadığı hususlarında  toplanmaktadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, Çatalca  İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"cari hesap alacağı\" sebebine dayalı olarak 106.085 USD asıl alacak ve 331,33 USD işlemiş faizin tahsili istemiyle 28.09.2016 tarihinde  takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.\t 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (ETTK) 66.maddesine göre her tacir, ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak  münasebetlerini  ve  her  iş yılı içinde elde edilen neticeleri tesbit etmek maksadiyle, işletmesinin mahiyet ve öneminin  gerektirdiği  bütün defterleri  ve  bilhassa, diğer kanunların hükümleri mahfuz kalmak üzere tacir hakiki şahıs ise karar defteri hariç olmak üzere yevmiye defteri, defteri kebir, envanter defteri ve karar defteri  veya işletmesinin mahiyet ve önemine göre sadece işletme defterini  Türkçe olarak tutmaya mecburdur. Bu defterlerin açılış ve kapanış onaylarının şekli ve esasları ile bu defterlerin nasıl tutulacağı Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığınca çıkarılacak müşterek bir tebliğle belirlenir. Aynı kanunun 69/2.maddesine göre her tacir, tutmaya mecbur olduğu diğer defterlerle tutmak istediği defterlerin her birinin nevi ve mahiyetleriyle sayfa sayılarını gösteren iki nüsha beyannameyi bu defterleri kullanmaya başlamadan önce sicil memuruna vermeye mecburdur. Memur, bunlardan birisini tasdik ederek tacire geri verir. Bu mükellefiyeti hiç veya kanuna uygun şekilde yerine getirmiyen tacirin bu gibi defterleri lehine delil olamaz.ETTK'nın 82. maddesine göre, bir tacirin tuttuğu bütün defterlerin birbirini teyit etmesi şarttır aksi takdirde defterler delil olmaktan çıkar. Aynı yasanın 86.madde uyarınca, taraflardan birinin defterleri usulüne uygun tutulmuş diğerininki usulsüz ise veya defterlerini ibraz etmezse birbirini teyit eden ve usulüne uygun tutulan defterlere sahip olanın defter kayıtları, karşı taraf aleyhine delil olur ve karşı taraf bu kayıtların aksini ancak aynı nitelikte  muteber başkaca delillerle ispat edebilir. Bu hususlar Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 11.05.1993 tarih ve 1992/3112 E., 1993/3405 K. sayılı kararında \".. Kanuna uygun bir surette tutulan ve birbirini teyit eden ticari defterler sahibi lehine delil olarak kullanılabilmektedir. Ancak kapanış tasdiki yaptırılmayan defterler, tam ve kanuna uygun olarak tutulmuş sayılmamakta, sahipleri tarafından kendi lehlerine delil olarak kullanılamamaktadır.\" şeklinde ifade edilmiştir.Yargılama sırasında yürürlüğe giren 22.07.2020 tarih 7251 sayılı yasa ile değişiklikten önceki HMK 222. maddesi gereğince, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.Taraf ticari defterlerinde yapılan inceleme sonunda davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalının yalnızca 2011 yılı yevmiye  defterinin kapanış tasdikinin olmadığı, diğer defterlerinin usulüne uygun tutulduğu tespit edilmiş olup,  icra takip tarihinde davacı, ticari defterlerinde USD hesaplarında davalıdan 196.133,05 USD alacaklı , TL hesaplarında davalıya 266.566,40 TL borçlu;  davalı, ticari defterlerinde USD hesaplarında davacıdan 111.826,09 USD alacaklı, TL hesaplarında  davacıdan 602.627,04 alacaklı  gözükmektedir. Bu durumda taraflar arasında USD olarak 307.959,14 USD, 334.060,64 TL yönünden ihtilaf bulunmaktadır. Somut olayda, davalının 2011 yılı ticari defterlerinin envanter defterinin kapanış tasdikinin olmaması nedeniyle davalının 2011 yılı defter kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı gerekçesiyle taraf ticari defterleri arasındaki açılış bakiyesi farklılığı yönünden davacının ticari defterlerini esas alınan 02.09.2020 tarihli bilirkişi raporu mahkemece hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasındaki cari hesap uyuşmazlığı hakkında davalı defterlerinde kayıtlar bulunmakta ancak davacı kayıtları ile uyuşmamaktadır. Davalının  2011 yılına ait envanter defterinin kapanış tasdikinin olmaması sebebiyle 2011 yılına ilişkin defter kayıtları kanuna uygun tutulmamıştır. Davacının kanuna uygun tuttuğu ticari defterlerindeki kayıtların tamamı ya da bir kısmı yer almış olduğundan ticari defterleri lehine delil olarak kabul edilmekle birlikte, davacı 2011 yılı kayıtlarının doğruluğuna ilişkin iddiasını ticari defterler ile birlikte diğer deliller ile ispatlamak durumundadır. Mahkemece 2011 yılına ilişkin taraf defterleri arasındaki açılış bakiyesindeki farklılık yönünden davacının delilleri üzerinde durularak herhangi bir değerlendirme yapılmadığı gibi davacının USD hesaplarında yer alan davalı USD bakiyesi ile orijinal dövizli bakiyesi arasındaki farklılığın nedeni konusunda uzman bilirkişiden  alınacak taraf ve yargı denetimine  elverişli bilirkişi raporu sonucuna göre karar verilmesi gerekirken  eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli görülmemiştir. Ayrıca USD ve TL hesaplarında yapılan virman ve mahsuplar nedeniyle taraf defterleri arasında uyuşmazlık bulunmakta olup, bu işlemlere ilişkin yapılan hesaplama yönünden de dosya kapsamına alınan 21.05.2019 tarihli bilirkişi raporu ile hükme esas alınan 02.09.2020 tarihli bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece  iki rapor arasındaki çelişki giderilmeden 02.09.2020 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilerek  yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır. 6098 sayılı TBK'nun 133. Maddesine göre yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi, ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile olur. Özellikle mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz. Bu kapsamda çek bir kıymetli evrak olup, ifa uğruna verilmektedir. Ancak çekin karşılığının ödenmiş olması halinde borç ifa edilmiş sayılır. (Yargıtay 11. H.D.'nin 28/02/2018 Tarih,  2016/10878 Esas ve 2018/1532 Karar sayılı İlamı). Somut olayda davalının davacıya teslim ettiği ve davacının kendi kayıtlarında davalıya iade ettiği görünen çeklere ilişkin kayıtlar  ile  davalı defterindeki kayıtlar arasında  uyuşmazlık bulunmakta olup, mahkemece çeklerin teslim ve iadesine ilişkin dosya kapsamına sunulan belgeler ve bu konuda bilirkişi raporlarında yer alan tespitler hakkında bir değerlendirme yapılmaksızın karar verilmesi isabetli olmadığı gibi hükme esas alınan bilirkişi raporunda cari hesap alacağı konusunda davacı tarafça iade edildiği belirtilen çekler yönünden seçenekli olarak yapılan hesaplamada mahkemece gerekçesi açıklanmaksızın ikinci seçenek üzerinden hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Yukarıda anlatılanlar ışığında 02.09.2020 tarihli bilirkişi raporu uyuşmazlığın çözümünde yeterli olmadığından  tarafların TL ve USD cari hesaplarındaki ihtilafsız hususlar göz önüne alınarak, taraf defterleri arasındaki mahsup, virman ve  çek iadeleri hususundaki farklılığa ilişkin olarak uzman bir bilirkişiden taraf ve yargı denetimine elverişli bilirkişi raporu alınarak  davacının cari (açık) hesap nedeniyle  alacaklı olup olmadığı konusunda varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının  kaldırılarak, davanın işaret edilen hususlarda yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendilerine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 16/07/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8cd7b5c1f602b334","SID":"3977f2d39863fccc"}}