{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/58 <br>KARAR NO: 2024/909<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/11/2020<br>NUMARASI: 2015/1067 Esas -  2020/547 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/06/2024<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından davalı şirkete taşıma hizmeti verildiğini, verilen hizmetin karşılığının ödenmediğini, müvekkili şirket tarafından hizmetin verildiğine ya da aralarındaki ticari ilişkiye yönelik herhangi bir itirazın söz konusu olmadığını, yapmış oldukları icra takibine de davalı şirket tarafından kısmi itiraz yapıldığını ve itiraz edilmeyen diğer bakiyenin ödendiğini, müvekkili tarafından yapılan tüm işlemler ve masrafların maille davalı şirkete bildirildiğini ve onların bilgisi dahilinde yapıldığını ve sonrasında da faturalandırıldığını, davalı şirketin icra takibine kısmen itiraz ettiğini ancak itiraza ilişkin olarak hiçbir ayrıntılı gerekçeye yer vermediğini, müvekkili şirketin vermiş olduğu hizmetin karşılığını alamaması neticesinde Gaziosmanpaşa ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile bu borca ilişkin olarak takip başlatıldığını ancak davalı borçlu tarafından takibe haksız ve mesnetsiz olarak itiraz edildiğini, bu nedenlerle davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, takipteki şartlarla faize hükmedilmesine, davlının %20' den aşağı olmamak üzere inkar- kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafın iddialarının gerçeğe aykırı olduğu gibi, hukuki dayanaktan da yoksun olduğunu, davacı tarafından tanzim edilen 24/12/2014 tarihli ... nolu 285,00 Euro bedelli faturanın müvekkiline tebliğ edilmediğini, bu faturanın müvekkili şirketin ticari kayıtlarında da bulunmadığını, davacı tarafından hangi alacak kalemine istinaden tanzim edildiğinin dahi belli olmadığını, dolayısıyla müvekkilinin bu faturadan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davacı tarafından ..., ..., ... plakalı üç araç için beklenen süre ve masraflara ilişkin olarak 13.500,00 Euro tutarında fatura tanzim edildiği dikkate alındığında, ... plakalı tek bir araç için bekleme ücreti olarak 13.500,00 Euro tutarında fatura kesilmesinin de ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğundan ticari olarak da mümkün olmadığını, müvekkilinin bu faturaya ilişkin de herhangi bir sorumluluğunun olmadığını, her halükarda tahsili talep edilen alacak tutarının fahiş olduğunu, müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığının tespiti ile davanın reddine, fahiş olan alacak talebinin reddine, davacı tarafın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Uyuşmazlığın halli için dosya, alanında uzman bilirkişilerden oluşturulan kurula tevdi edilmiş, bilirkişi kurulu kök raporunu, itiraz üzerine itirazları karşılar şekilde birinci ek raporunu dosyaya sunmuş, tarafların itirazlarının değerlendirilmesi ve eksik tahkikat yapılmaması için ek rapora yönelik tüm itirazlar da tek tek ve detaylı olarak incelendikten sonra 14/12/2018 tarihli ikinci ek rapor dosyaya ibraz edilmiştir. İkinci ek raporda sonuç olarak; davacının davalıdan toplamda 8.085,00 Euro alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalı şirket her ne kadar bekleme ücretinden kaynaklanan navlun farkı faturasını noter kanalıyla iade ettiğini, fatura borcundan sorumlu olmadığını savunmuş ise de; faturanın yasal süre içinde iade edilmesi sadece fatura içeriğinin kabul edilmediğine dair karine teşkil eder, davacının genel hükümler çerçevesinde alacağını ispat etmesinde bir engel yoktur. O halde, salt faturanın 8 günlük yasal süre içinde iade edilmiş olması, sözleşmeden kaynaklanan sorumlulukları bertaraf etmeyeceğinden davalının bekleme ücretinden sorumlu olmadığına yönelik savunmaları yerinde değildir. Kaldı ki, taraflar arasında akdedilen taşıma sözleşmesinde günlük 100 Euro bekleme ücreti kararlaştırılmış olup, taraflar bu sözleşmeyle bağlıdır Ayrıca, davacı şirkete ait araçların davacının kusurundan kaynaklanmayan sebeplerle bekleme yaptığı da çekişmesizdir. O halde, davalının taşıma sözleşmesi kapsamında bekleme ücretinden sorumlu olduğu konusunda duraksama yoktur. Bilirkişi kurulunun bekleme ücretini 7.800,00 Euro hesaplanmasına yönelik olarak; taraflar arasındaki taşıma sözleşmesini esas alması, bekleme yapan araç sayısı ve bekleme süresi birlikte değerlendirildiğinde herhangi bir hata bulunmamaktadır. Davacı şirket bilirkişi raporuna karşı ısrarla, taşıma sözleşmesinin aksine günlük bekleme ücretinin 150,00 Euro olması gerektiğini, diğer araçlar için bu tutarda ödeme yapıldığını itiraz olarak ileri sürmüş ise de; taraflar arasında akdedilen ve aksi inkar edilmeyen taşıma sözleşmesine göre, ki taraflar bu sözleşmeyle bağlıdır,  bekleme ücretinin rapordaki gibi günlük 100,00 Euro olarak hesaplanması doğru olup itirazlar yerinde değildir. Diğer araçlar için yapılan ödeme, davaya konu araçlar için aynı ödemenin yapılacağı anlamına gelmeyeceği gibi, bu şekilde taraflar arasında bir kez gerçekleşen ödeme şekli ticari teamül de oluşturmaz. Kaldı ki, TTK' ya göre sözleşmenin bulunduğu yerde, teamül kuralların uygulanması hukuken mümkün değildir, aynı durum kök ve ek raporlarda vurgulanmıştır. Öte yandan, davalının bilirkişi raporuna karşı ısrarlı itirazlarının aksine, davalının diğer araçlar için günlük 150,00 Euro üzerinden yaptığı ödemenin, yersiz ve fazla ödeme olduğunu, fazla ödemenin davaya konu araçlar için tespit edilen bekleme ücretinden takas ya da mahsubu da mümkün değildir. Zira, davaya konu olmayan başka bir araç bihakkın yapılan ödeme, fazla yapılmış bir ödeme gibi kabul edilerek davaya konu borçtan mahsup edilmez. Ayrıca, diğer araçlar için bekleme ücreti borcu ifa edilmiş olduğundan karşılıklı muaccel borç bulunmadığından takas da söz konusu olmaz. O halde, davalının dava konusu olmayan diğer araçlar için ödediği bekleme ücretini takas veya mahsup yoluyla iadesini istemesi, bu hususu savunma yoluyla ileri sürerek alacak iddiasına bulunması yerinde değildir. Kök ve birinci ek raporlarda 24/12/2014 tarihli 285,00 Euro bedelli fatura alacağının sebebi ve delili bildirilmediği gerekçesi ile sabit görülmese de; ikinci ek raporda doğru ve yerinde tespitle, bu taşıma işine ait belgenin dosyaya delil olarak ibraz edildiği, taşımanın gerçekleştirilerek davacının alacağının varlığının ortaya konulduğu ifade edilmekle, davacının bu taşıma yönünden 285,00 Euro alacağa hak kazandığı anlaşılmıştır. Nihayetinde, davacının bekleme ücreti (7.800,00 Euro) ve taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacağını (285,00 Euro) ispat etmiş olmakla, denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli 14/12/2018 tarihli bilirkişi ikinci ek raporu doğrultusunda (7.800,00 + 285,00 = 8.085,00 Euro) açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine, takibin yabancı para cinsinden yapılması ve talep gözetilerek 3095 s. Kanun uyarınca faize hükmedilmesine ve davalı tarafın itirazlarının aksine, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesine göre alacağın likit ve muayyen olduğu, belirlenebildiği, sözleşmesel ilişkiye dayandığı nazara alınarak takip tarihindeki kur üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Gerek Bilirkişi raporlarında gerekse Mahkeme kararında hatalı şekilde değerlendirme yapmış olup hukuka ve usule aykırı olarak davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, taraflar arasında yalnızca bekleme ücreti olarak günlük\t100 Euro olarak kararlaştırılmış olup, taraflar arasında depolama ücretine ilişkin bir anlaşma bulunmadığını, müvekkilinin 285 Euro tutarındaki faturadan sorumlu tutulmasının taraflarınca kabul edilemeyeceğini, Mahkemenin aksi yöndeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, davacının ancak günlük 100 Euro bekleme ücreti talep edebileceğinin açık olduğunu, 6 Ocak 2015 tarihli faturaya istinaden fazladan ödenmek zorunda kalınan tutarın mahsup edilmesi gerektiğini, müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiş olmasının açıkça yasaya aykırı olduğunu, zira alacağın likit olmadığını ve bilirkişilerce 3 ayrı rapor düzenlenerek ve hesaplama yapılarak ortaya çıktığını, Mahkeme tarafından verilen usul ve yasaya aykırı kararın istinaf incelemesi neticesinde ortadan kaldırılarak davanın reddine, yargılama masraflarıyla ücret-i vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.  Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verdiğini, dosyada mevcut bulunan tüm mail yazışmalarında bekleme ücretinin 150 Euro olarak belirtildiğini ve davalı/borçlu tarafından da itiraz edilmemiş ve bilirkişi heyetinin de bu hususların varlığını tespit etmiş olması nedeni ile ticari uygulamaya göre 150 Euro/gün bekleme ücretinin \"uygun bir ücret\" olarak uygulanabileceği hususunun esas alınarak talepleri doğrultusunda 150 Eurox3x30gün= 13.500 Euro olarak bekleme ve depolama ücretine hükmedilmesine karar verilmesi gerekirken bekleme ücretinin 100 Euro olarak kabul edip, bu yönde eksik hesaplama ile karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 30 gün üzerinden hesaplama yapılması gerekirken, 26 gün üzerinden hesaplama yapıldığını, Mahkemenin davada haklı olduklarını tespit edip, davanın kabul edilen kısmı yönünden %20 icra inkar tazminatına hükmettiğini ancak icra inkar tazminatı hesaplamasının Euro olarak yapması gerekirken, dava açıldığı tarihteki kura göre TL hesap yaparak, Euro alacak için TL icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Mahkemenin kısmen kabul kısmen reddine ilişkin kararın kaldırılarak davanın tümüyle kabulü ile itirazın kaldırılmasını ve takibin devamına karar verilmesini, davalı/borçlunun haksız itirazı nedeniyle % 20’den aşağı olmamak üzere inkâr-kötü niyet tazminatına mahkûm edilerek dava masraf ve ücreti vekâlete mahkûm edilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, CMR hükümlerine tabi kara taşımacılığına ilişkin faturadan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda, davanın kısmen  kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı süresi içerisinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı takip alacaklısı tarafından davalı hakkında Gaziosmanpaşa ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında 32.460 Euro alacağın tahsili istemiyle 04.03.2015 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, 13.785 Euro'luk kısma yapılan itiraz üzerine bu miktar yönünden  takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde , davaya konu taşıma bedelinden davalının sorumlu olup olmadığı, davacının, davalıdan bekleme ve depolama ücreti  talep edip edemeyeceği  noktasındadır.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Bilirkişi aracılığıyla incelenen davalı ticari defterlerinde davacı tarafça düzenlenen 24.12.2014 tarihli 285 Euro tutarlı fatura ve 02.02.2015 tarihli 13.750 Euro bedelli faturanın  kayıtlı olmadığı görülmektedir.Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı ilamı).  Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 856/2. Maddesinde, taşıma senedi düzenlenmemiş olsa bile, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradeleri ile taşıma sözleşmesi kurulacağı, eşyanın taşıyıcıya tesliminin, taşıma sözleşmesinin varlığına karine teşkil edeceği düzenlenmiştir. TTK'nın 850/1. maddesinde de, taşıyıcı, taşıma sözleşmesiyle eşya veya yolcu taşıma işini veya ikisini birlikte üstlenen kişi olarak tanımlanmıştır.Kural olarak taşıma sözleşmesi şekle tabi olmasa da ispat bakımından yazılı olması gerekir.Somut olayda davacı tarafça taşıma işinin yapılması için davalıyla anlaşıldığı  iddia edilmiş olup, davacı tarafça düzenlenen 24.12.2014 tarihli 285 Euro tutarlı faturada yazılı Türkiye-Lonwy/Fransa arasında yapılan taşıma ile dosya kapsamına alınan 19.12.2014 tarihli tedarik sözleşmesinde yer alan taşıma bilgileri birebir örtüşmektedir. Her ne kadar taşımaya ilişkin belgelerde davalının gönderen, taşıyıcı veya akdi taşıyıcı olarak yer almadığı görülmüş ise de dosyaya  sunulan tedarik sözleşmesi ile taraflar arasında daha önce aynı nitelikte bir sözleşme düzenlendiği  ve tedarik sözleşmesinde yazılı taşımanın gerçekleştirildiği gözetildiğinde  285 Euro tutarındaki fatura bedelinden davalının sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Bu yöne ilişkin davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Taraflar arasında içeriği inkar edilmeyen 13.11.2014 tarihli yazılı bir taşıma sözleşmesi bulunduğu, davalının göndericisi olduğu emtiaların davacıya ait araçlarla Fransa'dan Türkiye'ye taşımasının yapıldığı , navlun bedelinin 2.850 Euro olduğu ve araçlarda bekleme süresinin yüklemede iki tam gün, boşaltmada  3 tam gün olup, bekleme ücretinin günlük 100 Euro olarak kararlaştırıldığı ihtilafsızdır. TTK'nın 863. maddesine göre, yükleme ve boşaltmalarda, taşıyıcı, kendi risk alanından kaynaklanmayan nedenlerle makul süreden daha fazla beklemesi halinde uygun bir bekleme bedeline hak kazanacaktır.TTK'nın 868/1.maddesinde \"gönderen taşıyıcıya, taşımanın yapılması için emir ve talimât verebileceği gibi, taşımanın durdurulması, eşyanın geri getirilmesi, başka bir varma veya teslim yerine götürülmesi ya da başka bir gönderilene teslim edilmesi şeklinde tasarruflarda da bulunabilir. Gönderenin bu tür emir, talimat ve tasarrufları, taşıyıcının işletmesi için sakıncalıysa veya diğer gönderenlerin ve alıcıların gönderileri için bir zarar tehdidini beraberinde getiriyorsa, taşıyıcı bunları yerine getirmekle yükümlü değildir. Taşıyıcı, gönderenden aldığı emir ve talimat ile tasarruflarının yerine getirilmesi için gerekli olan giderleri ve uygun bir ücret isteyebilir. Taşıyıcı emir, talimat ve tasarrufların uygulanmasına başlanmasını bir avansın ödenmesi şartına bağlayabilir.\" hükmü mevcut olup,  869.maddesi \"Eşyanın teslim edilmesi gereken yere ulaşmasından önce, taşımanın sözleşmeye uygun olarak yapılamayacağı anlaşılırsa veya eşyanın teslim edileceği yerde teslim engelleri çıkarsa, taşıyıcı, 868 inci madde uyarınca tasarruf hakkına sahip olan kişiden talimat almak zorundadır. Tasarruf hakkını gönderilen haizse ve bulunamıyorsa veya eşyayı teslim almaktan kaçınıyorsa, tasarruf hakkı birinci cümle uyarınca gönderen tarafından kullanılır. Tasarruf hakkının kullanılması taşıma senedinin ibrazına bağlı tutulmuş olsa bile bu hâlde taşıma senedinin ibrazı gerekli değildir. Taşıyıcı, kendisine talimat verilen durumlarda, teslim engelinin taşıyıcının riziko alanına giren bir nedenden kaynaklanmamış olması şartıyla, 868 inci maddenin birinci fıkrasının üçüncü ve dördüncü cümlelerinde öngörülen istem haklarını ileri sürebilir...Taşıyıcı, 868 inci maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesine göre, uyması gereken talimatları uygun bir süre içinde alamazsa, tasarruf hakkı sahibinin menfaatine en iyi görünen tedbirleri almakla yükümlüdür. Taşıyıcı, eşyayı, boşaltıp saklayabilir, 868 inci maddenin birinci fıkrası ilâ dördüncü fıkrası hükümlerine göre tasarruf hakkını haiz kişinin hesabına saklanması için tevdi edebilir veya geri taşıyabilir.\" şeklinde düzenlenmiştir.Somut olayda  davacı, davalının emir ve talimatı ile beklenen 3 günlük  boşaltma süresini aşan varma yeri beklemesinden dolayı bekleme ücretine hak kazanmakla beraber ... plakalı araç için 07.01.2015-06.02.2015 tarihleri arasında günlüğü 150 Euro'dan bekleme ücreti talep etmiş ise de icra takibinin dayanağı  olan ve davalı tarafça itiraz edilen faturanın 02.02.2015 tarihinde düzenlendiği gözetildiğinde  mahkemece bekleme süresinin 30 gün yerine 26 gün olarak kabulü ile taraflar arasındaki sözleşme  hükümleri gereği ... plakalı araç için günlük bekleme ücretinin 100 Euro olarak kabulü yerindedir. Davalı tarafça 06.01.2015 tarihli fatura ödemesinin davaya konu edilen 13.500 Euro'luk fatura yönünden dikkate alınması talebinde bulunulmuş ise de bu talep, mahsup talebi olarak değerlendirilemez. Zira mahsup, bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı yükümlülüklerin alacaktan indirilmesini ifade etmektedir. Davalının bu talebi ancak karşılıklı, muaccel ve aynı cins iki borcun, borçlulardan birinin tek taraflı irade beyanı ile sona erdirilmesi olan takas def'i niteliğinde olup, davalı cevap dilekçesinde açıkça takas def'ine  dayanmamıştır. Bu nedenle  davalı tarafça 06.01.2015 tarihli faturaya istinaden yapıldığı ileri sürülen fazla ödemenin mahkemece alacak hesabında dikkate alınmaması sonucu itibariyle doğrudur.Diğer yandan davacı, icra takibinin dayanağı olan ve davalı tarafça itiraz edilen 13.500 Euro tutarlı fatura tutarının bir kısmının ... ve ... plakalı araçlardan  indirilen yükleri depolama ücretine ilişkin olduğunu ve depolama ücretinin günlüğünün 150 Euro olduğunu iddia etmiştir. Taraflar arasında depolama  hizmetinin verilmesine dair bir sözleşme bulunmamakla birlikte davalının bilgisi dahilinde depolama hizmeti verilmiş durumda olup, davacı verilen bu hizmete karşılık ücret talep etme hakkına sahiptir. Kaldı ki İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesinde ikame ettiği 2019/589 esas (eski esas 2016/237) sayılı dosyada aynı araçlar için 06.02.2015-20.01.2016 tarihlerine ilişkin 20.768 TL depolama ücreti talep etmiş olup, davanın kabulüne dair kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği gözetildiğinde davacı istinaf incelemesine konu bu dava yönünden de 07.01.2015-01.02.2015 tarihlerine ilişkin 26 günlük depolama ücreti talep edebilecektir. Bu durumda davacının iki araçta taşınan yük yönünden malı kendi deposunda depoladığı gözetilerek depoya konulacak malın cinsi, kapladığı alan, kaldığı süre gibi hususlara göre talep edilen ücretin piyasa şartlarına göre normal olup olmadığı hususunda emsal ücret araştırması yapılarak depolama ücretinin serbest piyasa rayiçlerine göre  hesaplanması gerekirken davaya konu edilen 13.500 Euro tutarlı fatura, bir araç için bekleme ücreti, iki araç için depolama ücretine ilişkin olduğu halde ve taraflar arasında depolamaya ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmadığı gözetilmeden Mahkemece üç araç için bekleme ücreti talep edildiği kabul edilerek eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli olmamıştır. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, davacı ve davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin kaldırma sebebine göre bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendilerine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi  07/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c02c07d4544936a7","SID":"69af2118a2088f2a"}}