{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1655 <br>KARAR NO: 2024/1080<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/04/2018<br>NUMARASI: 2017/153 Esas - 2018/402 Karar<br>DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/07/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Bir tarafta müvekkili ile davalılar diğer tarafta ise dava dışı ... San. Ve Tic Ltd Şti ile kardeş firması ... San ve Tic Ltd Şti arasında 13/07/2017 tarihinde İş Makinesi satış sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşme ile müvekkili ile davalılar tarafından  dava dışı ... Ltd Şti ile ... Ltd Şti 'den bir adet 2012 Model ... Mobil Taş Kırma Makinesi'nin 450.000 TL bedelle satın alındığını, bu makineyi müvekkili ile davalıların ortaklaşa satın aldıklarını satın alınan bu makinenin bedelinin 50.000 TL sini nakit, geri kalan kısmının ise 4 adet 100.000 TL lik çek ile ödendiğini, davlıların kendine ait çeki bulunmadığından satın alınan iş makinesinin bakiye 400.000 TL si müvekkiline ait 4 adet çekle ödendiğini, ancak davalıların ortak satın alınan işbu makinenin bedelinden kendi paylarına düşen kısmının müvekkiline ödemedikleri için söz konusu çeklerin ödemesinin yapılamadığını, ve dava dışı şirkete verilen çeklerin karşılıksız kaldığını, bunun üzerine dava dışı ... LTd şTi tarafından hem müvekkili hem davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, bu çerçevede başlatılan icra takiplerinin İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyaları olduğunu, bu icra takipleri neticesinde müvekkilinin araçlarına ve taşınmazlarına haciz konulduğunu, haczedilen araçların haricen satılarak takip alacaklısına ödendiğini, yine müvekkiline ait evin cebri icra yoluyla satıldığını, evle ilgili olarak müvekkilince açılan ihalenin feshi davası neticesinde satışın feshedildiğini, evin yeniden satışa çıkarılması üzerine müvekkilince bütün alacağın ödenmek zorunda kalındığını, müvekkili tarafından bu güne kadar 600.000 TL ödeme yapıldığını, bu sayede dava dışı şirketin tüm icra dosyalarından feragat etmesinin sağlanarak takibe konu çeklerin geri alındığını, bu nedenle müvekkilinin kendine düşen paydan 450.000 TL fazla alacaklıya ödemede bulunduğunu, fazla ödediği 450.000 TL nin rücu yoluyla davalılardan isteme hakkını mevcut olduğunu, BK nun 167.maddesinin buna imkan verdiğini, buna göre, borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifada birbirlerine karşı eşit paylarla sorumlu olduklarını, kendine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun ödediği fazla miktarı diğer borçlulardın isteme hakkı olduğunu, bu durumda borçlunun her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebileceğini, borçlulardan birinden alınamayan miktarın diğer borçlular tarafından eşit üstlenilmesi gerektiğini, dava dışı takip alacaklısı tarafından yapılan icra takiplerinden ötürü davalılardan ...'ın müvekkili ile birlikte, takip alacaklısı şirketle 29/08/2014 tarihli protokol imzalamış olmasına rağmen işbu protokolün gereğinin yerine getirmesi için çaba harcamadığını belirterek müvekkilinin kendine düşen paydan fazla ödediği miktarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan payları oranında rucuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalılardan ... vekili mahkememize ibraz ettiği cevap dilekçesinde özetle; ...'in söz konusu makineyi tek başına satın almak istediğini, satan firmanın davacıya güvenememesi nedeniyle müvekkilinin bir nevi satış bedelini kefil olduğunu, müvekkilinin satın alınan makinenin sahibi olmadığını, davacının sahibi bulunduğu ... Ltd Şti ile ... Mimarlık-... ile ortaklık sözleşmesi yaparak ortak olduğunu, ortaklık sözleşmesinin tarihinin 11/06/2012 olduğunu, davacının dava konusu kırıcıyı satın almış olduğu, ... Ltd Şti 'ne müracaat ederek makineye ait faturayı ortağı ... mimarlık-... adına kestirdiğini, davacının talebi ile makineye ... Mimarlık -...'in malik olduğunu, müvekkilinin ... ile bir şirket ortaklığının bulunmadığını, makinenin sahibi olmadığını, sahibi ve ortağı bulunmadığı bir makine için kendisinden para istenilmesinin abesle iştigal olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalılardan ...  vekili vermiş olduğu cevap dilekçesi ile, müvekkilinin sözleşmede kefil olarak yer aldığını, bahsedilen çeklerde herhangi bir cirosunun yer olmadığını, müvekkilinin ekonomik durumu nedeniyle ödeme yapılamadığını, borçtan müteselsil sorumluluğu kabul etmediğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Diğer davalıya ilanen tebligat yapılmış, davaya herhangi bir cevap vermemiştir.  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"... İstanbul  14. Asl. Tic Mahkemesine ait 2014/422 E sayılı dosyadaki dava dilekçesi, mahkemece verilen ve kesinleşen hüküm dikkate alındığında makinen alıcısının ... olduğu, nitekim düzenlenen çeklerde de ... in keşideci olarak yer aldığı, ... in almış olduğu makine bedelini ödemesi gerektiği, ... ve ...'ın sözleşmeyi kefil olarak imzaladıkları diğer kefilin ... olduğu, ...'in asıl borçlu olması nedeniyle yapmış olduğu ödemelerden dolayı BK 167.maddesine istinaden kefillere rücu edemeyeceği anlaşılmaktadır. Yargılamanın devamı sırasında ... tarafından 100.000 TL davacıya ödeme yapıldığı, davacı vekilince de ... hakkında açılan davanın konusunun kalmadığının belirtilmesi nedeniyle, davacının ... hakkında açtığı davanın konusunun  kalmaması nedeniyle ... hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar hakkında açılan davanın ise, davacının  asıl borçlu olması ve yapmış olduğu ödemelerden dolayı kefillere rücu edemeyeceğinde diğer davalılar hakkında açtığı davanın reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Her şeyden önce mahkemece. işbu davanın konusunu teşkil eden 13.07.2012 tarihli satış sözleşmesinin tarafları noktasında yanılgıya düşüştüğünü, zira 13.07.2012 tarihli sözleşmeye konu yapılan makine, sadece müvekkilim tarafından değil, hem müvekkilim hem de diğer davalılar tarafından ortaklaşa satın alındığını, işbu husus, 13.07.2012 tarihli satış işbu davanın dayanağını teşkil eden 13.07.2012 tarihti makine satış sözleşmesi incelendiğinde görüleceği üzere, sözleşme metninin üst tarafında müvekkilim *alıcı” olarak yazıldığını, ancak sözleşme metninin alt kısmında ise “kefil” olarak yazıldığını, tüm alıcılar tarafından satın alınan makineye karşılık olarak verilen çeklerden ötürü satıcı tarafından başlatılan icra takiplerinden ötürü (kambiyo takibi) sadece müvekkilime değil, diğer takip borçlularına da işlem yapılmış ve mallarına haciz konulduğunu, ancak buna rağmen takip alacaklısı (ki. istediği borçluya müracaat etmekte serbesttir). müvekkilimin dairesini satışa çıkarmış ve müvekkilimden alacağını tahsil ettiğini, yine işbu davanın dayanağını teşkil eden 13.07.2012 tarihli sözleşmede kefil sıfatıyla imzası bulunan ... (...), Sayın Mahkeme dosyasına vermiş olduğu 24.04.2017 tarihli cevap dilekçesinde, davacı ile davalıların hep birlikte dava konusu makineyi satın aldıklarını ancak satış sözleşmesinde kefil olarak göründüklerini, bu çeklerin bedelinin davacı tarafça ödendiğini bildiklerinini, halihazırda ekonomik sıkıntılar içinde oldukları için borçlarını ödeyemediklerini ancak maddi durumlarının düzelmesi durumunda kendi payına düşen borcu ödeyeceklerini beyan ettiğini, mahkemece “davanın reddine” ilişkin kararının gerekçesinde, davalılardan ...'in cevap dilekçesinde ileri sürmüş olduğu iddialar müvekkilimin lehine (davamızı teyit etmesine rağmen) olmasına rağmen, müvekkilimin aleyhindeymiş gibi, okumuş veya yorumlamış veya yanılgıya düşmüş veya değerlendirmiş olması açıkça hukuka aykırı olup, gerçeği yansıtmadığını, sözleşmeye konu makinenin satış bedelinin tamamı müvekkilim tarafından ödendiğini, işbu satış bedelinin tamamının müvekkilim tarafından ödenmesinden sonra satıcı tarafından müvekkilime verilen “İBRANAME” adlı belgede, satışa konu makinenin alıcıları tek tek sayılmış ve satış bedelinin müvekkilim tarafından ödendiği ve hiçbir alacağının kalmadığını da belirttiğini, sözleşmenin taraflarından biri olan satıcı, işbu ibraname adlı belge ile gerçek alıcıların kimler olduğunu (ki, buna göre alıcılar; davacı ile davalılardır) açıkça ortaya koyduğunu, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle Tehir-i icra taleplerimizin kabulü ile karar kesinleşinceye kadar takibin durdurulmasına, yapılacak incelemenin duruşmalı olarak yapılmasına, duruşma gün ve saatinin tarafımıza tebliğine, usul ve yasaya aykırı Yerel Mahkeme kararının bozularak kaldırılması ile yeniden duruşma yapılarak davamızın kabulüne, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, Türk Borçlar Kanunu'nun 167.maddesine dayalı rücuan alacak istemine ilişkindir.İstinafa gelen uyuşmazlık, davacının davalılar ile birlikte alındığı iddia olunan davaya konu makine dolayısıyla davacının yaptığı ödemeleri davalılardan rücu talebinin yerinde olup olmadığı ile varsa alacağının tespiti noktasında olup ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada davalı ... aleyhine açılan davada karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar hakkında ise davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.Davacı taraf söz konusu makinenin davalılarla birlikte ortak olarak alındığını, davalılardan ... makinenin sahibinin ... olduğunu, kendisinin kefil konumunda olduğunu, bu nedenle davacının ödediği makine bedelinden dolayı makinenin sahibinin davacı olması nedeniyle kendisine rücu edilemeyeceğini, diğer davalı ... ise makine satışına konu sözleşmede kefil sıfatıyla imzasının bulunduğunu, maddi durumunun düzelmesi halinde payına düşen miktarda ödemede bulunacağını ancak davalılarla müteselsil sorumluluğu bulunduğu iddiasını kabul etmediğini savunmuştur.Davaya konu ''13/7/2012 tarihli satış sözleşmesi'' başlıklı belgenin incelenmesinde; alıcı kısmında ... / ... Tic Ltd Şti satıcı kısmında ise ...Ltd Şti olarak geçmekte belgenin imzaların bulunduğu alt kısmında ise satıcı ve alıcı kısımlarında isim yazmaksızın atılı imzalar olduğu, 4 adet kefil kısmında ise ..., ..., ..., ...'ın isminin bulunduğu görülmektedir. ... tarafından sunulan fatura incelendiğinde, ... Ltd Şti tarafından faturanın ... Mimarlık - ... adına kesildiği görülmektedir. Yine aynı davalı tarafından sunulan 11/06/2016 tarihli ortaklık sözleşmesi başlıklı belge incelendiğinde, ... Mimarlık - ... birinci ortak olarak anılacak denilerek, devamında ... nezdinde ... Ltd Şti diğer taraftan ikinci ortak olarak anılacak denilerek sözleşmenin konusunun .... İlçesinde yapılacak olan konkasör ile taş kırma işinde %40 ... mimarlık %60 ... Ltd Şti arasında bütün masraflar çıktıktan sonra kalan kar paylaşımı şeklinde sağlanacağı konkasör ve diğer iş makinelerinde %50, %50 oranında ortak olunacağı şeklinde düzenleme bulunduğu tespit edilmiştir. ''29/8/2014 tarihli protokol'' incelendiğinde, protokolün taraflarının alacaklı  ... Ltd Şti diğer tarafta ise borçlular  ... ve ...'ın yer aldığı, protokolün amaç ve kapsamının ikinci maddede düzenlendiği, buna göre, protokol alacaklısı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas, ..., İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyaları tahtında yürütülmekte olan icra takip borçlarının tasfiye etmek olduğu, 09/8/2016 tarihli protokol incelendiğinde alacaklı kısmında ... Ltd Şti borçlu kısmında ise ...'in yer aldığını, amaç ve kapsamı başlıklı 2.maddede buna göre, protokol alacaklısı tasfiye etmek olduğu görülmüştür. İstanbul ... İcra Müdürlüğüne ait ... esas nolu dosya incelendiğinde, ... Ltd Şti tarafından ... ... ve ... hakkında ... AŞ Mimaroba Şubesine ait 100.000 TL bedelli  ... nolu çeke dayanılarak kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla ödeme emri gönderildiği, söz konusu çek incelendiğinde, keşidecisinin ... olup, hamiline düzenlendiği, ... ve ...'ın çekte cirosunun bulunduğu görülmüştür.İstanbul ... İcra Müdürlüğüne ait ... esas sayılı dosyası alınıp incelendiğinde, ... Ltd Şti tarafından ... hakkında ... Mimaroba Şubesine ait ... seri nolu 100.000 TL bedelli çeke dayanılarak kambiyo senetlerine dayalı takip başlatıldığı,  keşidecisinin ... olduğu çekin hamiline yazıldığı ... ve ...'ın çekte cirosunun olduğu görülmüştür. İstanbul ... İcra Müdürlüğüne ait ... esas sayılı dosya incelendiğinde, ... LTd Şti tarafından ... hakkında ...  Mimaroba Şubesine ait 100.000 TL bedelli hamiline şeklinde düzenlenen  çeke dayanılarak takip başlatıldığı çek keşidecisinin ... olduğu görülmüştür. İstanbul ... İcra Müdürlüğüne ait ... esas sayılı dosya incelendiğinde, ... LTd Şti tarafından ..., ... ve ...,  hakkında ... Mimaroba Şubesine ait 100.000 TL bedelli çeke dayanılarak kambiyo senetlerine mahsus takip başlatıldığı, çek incelendiğinde ... Keşideci olduğu hamiline düzenlendiği ... ve ...'ın çekte cirosunun olduğu görülmüştür. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesine ait 2014/422 esas 2015/249 karar nolu dosya incelendiğinde, ... tarafından ... Ltd Şti ve ... Ltd Şti aleyhine menfi tespit davası açıldığı, davacı ...'in dilekçesinde ... ile davalılardan ... İnşaat  arasında 13/07/2012 tarihinde makine satışı konusunda 450.000 TL tutarında sözleşme yapıldığı, bu sözleşme karşılığında 50.000 TL nin nakden ödendiği geri kalan kısımla ilgili 25/8/2012, 15/9/2012, 15/10/2012, 15/12/2012 keşide tarihli hamili yazılmış çeklerin satıcıya teslim edildiğini makinenin müvekkiline teslim edilmediğini, sözleşmenin başında müvekkili ...'in alıcı olarak belirtildiği halde imza kısmında maddi hataya düşülerek kefil gibi imzaladığı gerçekte ise alıcının müvekkili olup verilen çeklerin müvekkiline ait olduğunu, peşinatı da müvekkilinin ödediğini, 13/7/2012 tarihli sözleşmelerdeki makinelerin müvekkiline teslim edilmesi gerekirken bu teslimatın gerçekleşmediğini, teslimin gerçekleşmemesi nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığını belirterek, peşin ödemenin iadesi ayrıca 4 adet icra takip dosyasındaki çeklerden dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ödeme yapılması halinde ise istirdatına karar verilmesini talep ettiği görülmüş, davalılar vekili ise cevap dilekçesinde makinenin alıcılar tarafından teslim alındığını ve yurt dışına çıkartıldığını, makinenin alıcılar tarafından Rusya'ya gönderildiğini bu hususun tır karnesi CMR belgesi, fatura ve ödeme belgeleri ile sabit olduğunu ve davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür. Yargılama sırasında davacı vekili satış sözleşmesinde ... Ltd Şti 'de müvekkilinin ortak olduğunu, alıcı kısmındaki imzanın kime ait olduğunu bilmediklerini, davalı vekili ise alıcı kısmındaki imzanın dava dışı ...'e ait olduğunu, ortaklık sözleşmesine göre ... ile ... yakını yurt dışında ortak iş yapmak üzere bu makineyi aldıklarını, makinenin yurt dışına gönderildiğini beyan etmiş, ... markalı bir mobil kırıcının ... tarafından düzenlenen irsaliyeli fatura ile yurt dışı edildiğinin belirlendiği, davacı ile davalı ... arasında yapılan protokolde davacının borcun kendisine ait olduğunu kabul ettiğini, malı teslim almadığına yönelik iddialara ilişkin birden çok kişinin iştirak ettiği karmaşık bir ilişki bulunması alıcı olarak sözleşmenin üst kısmında ...in ismi yanhında yetkilisi bulunduğu şirketin vergi sicil numarasının yazılı olduğu  halde sözleşmedeki imzanın başka bir şahsa ait bulunması ayrıca kefil sıfatıyla imzaladığı,  malı teslim alanın başkası olduğu halde kendi adına çek vermekle makine bedelini ödemeyi üstlendiği kanaatine varılarak ayrıca dosyaya sunulan ve reddedilmeyen protokolün geçersizliği için başka bir neden ileri sürülüp ispat edilmediğinden davacının yerinde olmayan davasının reddine karar verildiği, kararın temyiz edilmeyerek kesinleştiği görülmüştür.Söz konusu yargılamada İstanbul 14. Asliye Ticaret  Mahkemesi'nin 2014/422 E sayılı dosyasında davacı ... makinenin alıcı olarak kendisine ait olduğunu, sözleşmenin yukarı kısmında alıcı olarak müvekkilinin adının geçmesine rağmen sözleşmenin alt kısmının kefil olarak yanlışlıkla yazıldığını açıkça ifade etmiş olup kesin hüküm teşkil eden mahkeme kararı davacıyı bağlayıcı niteliktedir.Yine satış sözleşmesinde davalıların kefil olarak imzalarının bulunduğu, yine satım bedeline karşılık verilen çeklerde ise ciranta olarak davalıların imzasının bulunmasının makinenin ortaklaşa alındığı anlamına gelmeyeceği dolayısıyla davacı ...'in davaya konu makinenin ortaklaşa alındığını ispatlayamadığı, anlaşılmıştır.Delil listesinde dayanmadığı ve verilen süre içerisinde sunulmayan ibranameye dosya içerisinde de rastlanmamıştır. Davalı ...'in dava açıldıktan sonra yaptığı ödeme ise diğer davalıları bağlamaz. Açıklanan nedenlerle dava konusu edilen alacaktan davalıların bir sorumluluğu bulunmamakta olup, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.11/07/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b71dad5e62554573","SID":"0959813313282968"}}