{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/737 <br>KARAR NO: 2024/886<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/05/2019<br>NUMARASI: 2016/324 Esas -  2019/588 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari İş Tellallığı Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/06/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkil arasında yapı kimyasalları ürünlerinin dava dışı ...'a satımının temini amacıyla TBK 520 vd. kapsamında 16/07/2012 tarihli simsarlık sözleşmesi akdedildiğini, simsarlık sözleşmesinin herhangi bir şekil şartına tabi olmadığını, müvekkilin dava konusu hukuki ilişkide bayi/komisyoncu değil simsar olduğunu, müvekkilin davalı ile 16/07/2012 tarihli sözleşmeyi akdettikten sonra, daha önce birbirlerini hiç tanımayan, birbirleri ile hiçbir ticari münasebette bulunmamış, davalı ile dava dışı ... Beton'u tanıştırarak karşı karşıya getirildiğini, onların aralarında sözleşme kurulması için müzakerelere iştirak edildiğini, sonuç olarak simsar sıfatıyla bu iki tarafı uzlaştırarak geçerli sözleşme akdedilmesinin temin edildiğini, davalının dava dışı ... Beton'a 01/08/2012 ile takip tarihine kadar asgari 6 bin ton kimyasal madde satışı yaptığım, simsar ücretinin ödenmesinin sözleşme gereğince geciktirici şarta yani tahsilat koşuluna bağlandığını, davalının dava dışı ... Beton'a sattığı malların bedellerini tahsil ettiğini, müvekkile hiçbir ödeme yapmadığını, davalının dava dışı ... Beton'a 01/08/2012 tarihinden 31/12/2014 tarihine kadar olan dönem içinde yaptığı satışlara ilişkin simsarlık ücretinin ... kodlu ürünün satışından KG bazında 0,18 kuruş, ... kodlu ürünün satışından KG bazında 0,16 kuruş üzerinden hesap edildiğinde 935.163,00 TL olduğunu ileri sürerek davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına itirazının iptaline, takibin devamına, davalının alacağın %20'si tutarında kötü niyet tazminatına hükmedilmesi, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil kayıtlarında ve defterlerinde alacaklı olduğunu iddia eden davacıya hiçbir şekilde borç gözükmediğini, müvekkile her hangi bir mal ve hizmet teslimi de söz konusu olmadığını, davacının dava dilekçesinde ve dayanak yaptığı sözleşmede ve ihtarnamede bahis olunan levelcon ... isimli ürün hiç ibr zaman dava dışı ...'a satılmadığını ileri sürerek davanın reddine, davacımn %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine  yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Eldeki dava, itirazın iptali davası olup, konusu olan icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır. İcra dosyasında takip talebinde talep edilen 500.000 TL alacağın dayanağı olarak 16/07/2012 tarihli sözleşme açıkça gösterilmiştir.(Bir diğer deyişle, cari hesaba veya varsa diğer sözleşmelere dayanılmamıştır) Bu durumda davacının, takibe koyduğu alacağın bu sözleşmeden doğduğunu ispatlaması, ortaya koyması gerekir. Sözleşmenin konusu açıkça ... kodlu katkı payının satılmasına ilişkindir. Her ne kadar davacı davalının kendisine 540.000 TL ödeme yaptığını ileri sürmüşse de davalının defterlerinde bu ödeme görünmediği gibi, 7. celsenin 2 nolu ara kararı ile ödemenin ne zaman ne için yapıldığına dari açıklama yapılması istenmiş, davacı kendisine davalının ödeme yaptığını gösteren belge, dekont, makbuz vs belge de ibraz etmemiştir. Kaldı ki bu ödeme gerçekten yapılmış olsa bile, davacının davasını ispatlamakta yeterli değildir. Zira ... ve ... kodlu ürünler için davalı ile başka tutarlarda anlaşmaya varıldığını, sözleşme ilişkisi kurulduğunu gösteren bir evrak, sözleşme, belge de sunulmamıştır. Davacının diğer ürünler için hangi hesaba göre alacağını hesapladığı, bu oranın taraflar arasında kararlaştırılan oran olduğu netlik kazanmamıştır. Davalı 16/07/2012 tarihli sözleşme dışında başka bir anlaşma yapılmadığını ileri sürdüğüne göre, davacının diğer katkı maddeleri için aralarında belli bir orandan anlaşıldığını ispatlaması gerekir. Kaldı ki takip talebinde açıkça sözleşmeye dayanıldığından, sözleşmeye konu katkı maddesi satışı da ispatlanamadığından davanın reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; uyuşmazlığın başlangıç noktasının 16/07/2012 tarihli yazılı simsarlık sözleşmesinin oluşturduğunu, müvekkilinin  bu sözleşme kapsamında davacı ile dava dışı ... Beton arasında satış sözleşmesi kurulmasını sağladığını, bu kapsamda davalının ..., ... ve ... kodlu ürünlerin de satışını gerçekleştiğini, kendisine KYB001 ürünü için 0,13 kuruş + KDV, ... için 0,18 + KDV, ... için 0,16 kuruş + KDV kilogram başına ödemesi taahhüt edildiğini, ücretin ürünlerin bedellerinin tahsil edilmesi şartına bağlandığını, davalının bedeli tahsil etmesine rağmen komisyon bedelini ödemediğini, davalı şirket muhasebecisinin müvekkiline gönderdiği hesap ekstresinde müvekkilinin alacağı olduğunun sabit olduğunu, mahkemece e- postayı gönderen şahsın tanık olarak dinletilmek istenmesine rağmen mahkemece bu talebinin yerine getirilemediğini, eksik inceleme yapılarak ve tanığın dinlenmeden karar verildiğini, 17/01/2017 tarihli raporda ... ürününün satışının gerçekleştirildiğinin belirtildiğini iddia ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava simsarlık ücretinin tahsili  için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, icra takibine dayanak 16/07/2012 tarihli simsarlık sözleşmesi kapsamında simsarın ücrete hak kazanıp kazanamadığı noktasındadır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 520/1. Maddesine göre, simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir. TBK’nın 521. maddesine göre de simsar, ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04.02.2020 Tarih,  2017/13-543 Esas ve 2020/64 Karar sayılı ilamında, simsarın ücret alacağının doğumu için şu şartların birlikte gerçekleşmesinin gerektiği tespit edilmiştir:  a) Simsarın aracılık ettiği asıl sözleşmenin iş sahibi (vekâlet veren) ile üçüncü kişi arasında kurulması gerekir. Bu şart, iş sahibinin, kendisine teklif olunan üçüncü kişilerle sözleşme yapmayı sebepsiz olarak reddetmesi hâlinde de gerçekleşmiş sayılmalıdır. Ücret alacağının doğumu için, bu sözleşmenin ifa edilmesi gerekli değildir. Taraflar, asıl akit kurulmamış olsa bile, ücret ödenmesini kararlaştırabilecekleri gibi ücretin, sözleşmenin ifa edilmesi durumunda ödeneceğini de kararlaştırabilirler.b)Asıl sözleşmenin kurulması ile simsarın faaliyeti arasında nedensellik ilişkisi bulunmalıdır. TBK bu şartı, \"yaptığı faaliyet sonucunda\" sözleriyle ifade etmiştir (m. 521/1). Bu şartın aksi de kararlaştırılabilir.c) Anılan Kanun’un  523. maddesinde (BK m. 407) düzenlenen ve simsarın ücret ve giderlere ilişkin alacağının kaybı sonucunu doğuracak durumlardan birinin gerçekleşmemesi gerekir. (Yavuz, C.: Borçlar Hukuku Dersleri Özel Hükümler, 9. Baskı, İstanbul 2011, s. 604 vd). Konusunun aracılık etme olarak belirlendiği sözleşmelerde fırsat yaratma ve bu kapsamda salt yer gösterme yeterli  olmayıp alıcı ve satıcının buluşturulup anlaştırılması ve bu faaliyetin sonucu olarak alım ve satım  konusunda alıcı ile satıcının anlaştığı diğer bir ifadeyle bu konuda taraf iradelerinin birleştiği bir sonucun sağlanmış olması gerekir.Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (HMK 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. İspat yükü kendisinde olmayan diğer taraf da ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK 191).Simsarlık ücretini talep hakkı, hemen simsarlık sözleşmesinin kurulmasıyla doğmaz. TBK.'nun 521. maddesi gereğince simsar ; ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır. Ancak sözleşmede bu durumun aksi kararlaştırabilir. Dosyaya ibraz edilen 16/07/2012 tarihli \"sözleşmedir\" başlıklı simsarlık sözleşmesi düzenlendiği, sözleşmenin konusunun davalının ürettiği \"...\" kod numaralı ürünün davacı tarafça dava dışı ... Beton A.Ş'ye satışı konusunda aracılık edilmesine ilişkin olduğu, yine sözleşmede ücretinin ödenmesi satılacak ürünün bedelinin tahsili şartına bağlandığı anlaşılmaktadır. Davalı taraf simsarlık sözleşmesine konu ürünün dava dışı firmaya satışının yapılmadığı, bu yüzden davacının simsarlık ücreti alacağının doğmadığını savunmaktadır. Davacı tarafça davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... E.  sayılı icra dosyası 500.000 TL asıl alacak ile 2.876,71 TL işlemiş faiz ile birlikte toplamda 502.876,71 TL  alacağın tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, borcun sebebi olarak \"16/07/2012 tarihli sözleşme\" gösterildiği, borçlunun süresinde borca, faize ve ferilerine itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durduğu, davacının da süresi içinde, 18/03/2016 tarihinde iş bu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK.  2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Takip talebinde talep edilmeyen alacak kalemlerinin davada talep edilme imkanı yoktur. Bu durumda eldeki yargılama konusu davacının takip talebine dayanak gösterdiği 16/02/2012 tarihli sözleşme kapsamında alacağın bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir. İlk derece mahkemesince; davalı defterleri ve dava dışı ... Beton A.Ş defterleri üzerinde inceleme yapılmış, davalı defterlerinde yapılan incelemede, simsarlık sözleşmesine konu ... Kodlu ürünün satışına rastlanmadığı rapor edilmiştir. Dava dışı ... Beton A.Ş defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 17/01/2016 tarihli raporda sözleşme konusu ... kodlu ürününün satışa konu olduğu şeklinde rapor verilmiş olmasına rağmen, bunun dayanaklarının gösterilmediği belirlenmiş, itirazlar üzerine yeniden inceleme sonucu düzenlenen 17/01/2019 tarihli raporda ... kodlu ürünün dava dışı şirkete satışına dair kayıtlarda bir veri bulunmadığı  rapor edilmiştir. Dosyada simsarlık sözleşmesine konu ürünün davalı tarafça  dava dışı alıcıya satışına dair herhangi bir delil elde edilememiştir. Davacı taraf yargılama aşamasında ... kodlu ürün dışında ... ve ... kodlu ürünlerin satışından da kendisine simsarlık ücreti verilmesi gerektiğini savunmuş ise de eldeki itirazın iptali davası takibe sıkı sıkıya bağlı olduğundan takibe dayanak sözleşmede ... kodlu ürünün satışına ilişkin aracılığı içerdiğinden bu yöndeki iddialar yerinde görülmemiştir.Davalının istinaf dilekçesinde konu ettiği davalı şirketten müvekkili şirket yetkilisine gönderilen elektronik posta ekindeki cari hesap ekstresi incelendiğinde; ekstrede sözleşme konusu ... kodlu ürünün bulunmadığı ... kodlu ürüne ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.06/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"45d49677d8ed94c8","SID":"5aae7b2beb1f228f"}}