{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/738 <br>KARAR NO: 2024/1088<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/02/2021<br>NUMARASI: 2017/992 Esas -  2021/228 Karar<br>DAVA: Tazminat <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/07/2024<br>Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili şirket ile davalı arasında taşıma sözleşmesi bulunduğunu, ... Mah. ... Cad. ... sok. ... Apt.No:...D:... İzmit/Kocaeli adresinde ... isimli şahıs ile mesafeli satış sözleşmesi ile müvekkili şirketten 2017 tarihinde toplam 15.867,64 TL tutarında 9 adet klima satın aldığını, ancak taksitli satış bedeli olan 16.249,02 TL üzerinden fatura edildiğini, Ankara da ikamet eden ..., ... numaralı telefonla müvekkili şirketi arayıp kendisine ait kredi kartı bilgilerinin kopyalanarak alışveriş yapıldığını, Ankara Cumhuriyet Savcılığı 2017/36228 esas sayılı dosyasında soruşturma yapıldığını bildirdiğini, ... Kargo Alemdar şubesini uyarıp bilgi verildiğini, kimlik tespiti yapılmadığından klimaların başkasına teslim edildiğini, bankanın bloke koyması sebebiyle klimaların parası alınamadığını, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile 15.867,64 TL tazminatın 27/02/2017 tarihinden itibaren temerrüt faizi ile davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini dava ve talep etiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;müvekkili şirket tarafından üzerine düşen edimler gerektiği gibi yerine getirilmediğini, huzurdaki davada müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, alıcının bilgisi ve yönlendirmesi dışında bir teslimat yapılması söz konusu olmadığını,  teslimatı alan kişinin gerçek alıcı olduğuna kanaat getirilmesi neticesinde, müşterinin talebine cevap verme yükümlülüğü de gözetilerek, şubeye gelen alıcının, kimlik kontrolü sağlanarak teslimat yapıldığını, davacının ya da kargo alıcısının bu şahsı tanımıyor olduğu gibi bir iddiası var ise bu iddianın davacı tarafça kesin delillerle ispatı gerektiğini, gönderici, gönderinin miktarı, cinsi, niteliği gibi hususlarda tam ve doğru bilgi vermek zorunda olduğunu, bu yükümlülüğün gönderici tarafından yerine getirildiği hususunun da davacı tarafından ispatlanması gerekli iken bu yapılmadığını ve bu durumda tüm sorumluluğun göndericiye ait olduğunu, haksız ve mesnetsiz iddialara dayanılarak açılan işbu davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Taşıyıcının sorumluluğu, ispat külfeti ters çevrilmiş bir kusur sorumluluğudur. Taşıyıcı, eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten gönderilene teslim edildiği tarihe kadar geçen sürede uğradığı ziya ve hasardan sorumlu olup, bu mesuliyetten ancak kendisinin kusuru olmadığını ispatladığı taktirde kurtulabilir. Somut olayda  davacının mesafeli satış sözleşmesi ile satmış olduğu ürünlerin taşınarak alıcısı olarak fatura üzerinde ve ambar tesellüm fişinde belirtilen dava dışı müşterisi ...’a teslimi için aralarında taşıma sözleşmesi bulunan davalıya sağlam bir şekilde teslim ettiği, davacı taşıma şirketi tarafından düzenlenen ve yukarıda incelenen, Seri E ve ... nolu ambar tesellüm fişinde teslim şeklinin A.T. yani adrese teslim şeklinde olduğu, taraflar arasında, 23.12.2016 tarihli taşıma sözleşmesinin mevcut olduğu, taşıma sözleşmesinin 5.maddesinde taşıyıcının sorumluluklarının belirlendiği, sözleşmenin 5.4. maddesi; Taşıyıcı, Gönderen tarafından ‘adrese teslim’ olarak gönderilen kargoyu, özel olarak isim belirtilmemiş ise adreste hazır bulunan adreste hazır bulunan kişiye teslim etmekle yükümlüdür. Özel olarak kişiye teslim talep edilmiş ise, Taşıyıcı, kişiye teslim için çaba sarf eder. Teslimin mümkün olmadığı durumlarda alıcı adresinde hazır bulunan kişiye kargoyu teslim etmek ile kargo teslimi gerçekleştirilmiş olur. Bu şekilde yapılan teslimden sonra, Taşıyıcı sorumlu değildir. Adreste bulunamayan alıcılar için Taşıyıcı tarafından ‘haber pusulası’ bırakılır. Bu durumda alıcı, kargoyu bulunduğu varış şubesinden bizzat teslim alır’  düzenlemesini içerdiği, dava konusu taşıma işinde teslim şeklinin adrese teslim olduğu ancak davacının sunmuş olduğu tesellüm belgesine göre kargonun tesliminin davalının şubesinde olduğu, davalının teslim için adrese gittiği, adreste alıcıyı bulamadığı, bunun üzerine de sözleşmede yer aldığı üzere, haber pusulası bırakmak suretiyle sözleşme gereklerini yerine getirdiğine dair ispata yarar bir belgeye dosyaya sunulmadığı, davacının gönderdiği kargonun; dosyaya celp edilen Ankara 45. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/1662Esas sayılı dosyasında, 03.07.2019 tarihli, 2019/1002 sayılı gerekçeli kararında yer alan ifadelerden de anlaşılacağı üzere, dava dışı ...’e teslim edildiği, kişinin de suçunu kabul ederek ikrarı ile sabit olduğu, dolayısı ile, Mahkeme kararı ile, ambar tesellüm fişinde ve kargo teslim tutanağında kargonun alıcısı olarak belirtilen ...’a teslim edilmediği, dosyaya sunulu olan kargo teslim tutanağında teslim sırasında teslim eden tarafından alıcının kimliğini tespit için görüldüğü varsayılan kimlik belgesi türünün de işaretlenmediği, teslim edilen şahsın kimlik belgesi görülmeden teslim edildiği, bu durumda, davalı taşıyıcının aralarında bulunan sözleşme hükümlerine uymadığı, bu yöndeki kimliği kontrol etmeyip pervasızca bir davranışla sorumluluğunu yerine getirmediği, TTK 886 ve 887’nci madde hükümleri gereği, eşyanın sözleşme şartlarına uyulmadan (adrese teslim), alıcısı dışında  kimlik tespiti yapılmadan başka birisine teslimi sonucu eşyanın zayiine sebebiyetin pervasızca bir davranış olduğu için davalı taşıyıcının sorumluluk sınırından faydalanma hakkının olamayacağı bu nedenle zayi olan kargonun fatura ile de sabit olan değeri 16.249,02 TL olsa da bu tutarın vadeli satış bedeli olduğu ve davacı talebinde de belirtildiği gibi zayi olan eşyanın bedelinin 15.867,64TL olduğu, davacının davalıdan bu bedelin tazminini talep edebileceği anlaşılmakla davanın kabulüne\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından üzerine düşen edimlerin gerektiği gibi yerine getirildiğini, huzurdaki davada müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı vekili tarafından huzurdaki dava ile alakası olmayan ceza dosyası bilgileri verildiğini,  müştekisinin ... olduğu soruşturma ve ceza dosyası evrakları üzerinden ...'a teslimat yapılmadığının iddia edildiğini, kargo tipi alıcı haberli kargo olmayıp kargo taşımacılığı ile uğraşan müvekkili şirketin, kendisine teslim edilen emtiaları kimlik tespiti doğrultusunda alıcısına teslim etme yükümlülüğü bulunmadığını, davacı ile dava dışı üçüncü kişi arasındaki ilişki kapsamında oluşturulan faturanın taşıma ilişkisinde taşınan emtianın tür ve niteliği açısından delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkiline teslim edilen kargo içeriğinde davaya konu edilen nitelikte, sayıda, değerde ve hasarsız şekilde eşya bulunduğunu, davacı tarafça kesin delillerle ispatlanması gerektiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafından süresinde bildirim yapılmadığını, açıklandığı üzere müvekkili şirketin pervasızca bir hareketinden söz edilemeyeceğini, bu noktada müvekkili şirketin sorumluluğunu kabul manasına gelmemek üzere, sorumlu olması halinde sınırlı sorumluluk hükümlerinin uygulama alanı bulacağını, müvekkili kargo şirketi peşinen kusurlu ve sorumlu bulunarak eksik inceleme neticeisnde sınırlı sorumluluk miktarı dahi hesaplanmadığını, bu taleplerinin hiçbir surette dikkate alınmadığını, İstinaf başvurularının kabulü ile İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2017/992 E. 2021/228 K. sayılı 16.02.2021 tarihli kararının ortadan kaldırılmasına,  haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, ... kargo taşıması için davalıya teslim edilen emtianın alıcısına teslim edilmemesi nedeni ile uğranılan zararın tazmini davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının görevlilerince teslim alındıktan sonra alıcısı dışında başka birine teslim edilen üründen dolayı davalının zarardan sorumlu olup olmadığı, kargo içeriğinin ispatlanıp ispatlanamadığı ve zararın miktarı, davalı kargo şirketinin sınırlı sorumluluktan yararlanıp yararlanamayacağı  noktasındadır.Davacı, dava dışı alıcıya gönderilmek üzere davalı taşıma şirketine teslim ettiği taşımaya konu klimaların dava dışı alıcısına bildirilen adreste teslim edilmeyip  , davalı taşıma şirketinin şubesinde alıcı dışında üçüncü bir şahsa teslim edildiği iddiasıyla  uğradığı zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı ise taraflar arasındaki taşıma sözleşmesine aykırı bir işleminin bulunmadığı, davalının yapılan teslimatta herhangi bir kusurunun olmadığı gibi kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalı taşıyıcının sorumluluğunun kanunla belirlenen limitle sınırlı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dosya kapsamına göre davacı şirket ile ... arasında internet sitesi üzerinden 25.02.2017 tarihinde 9 adet klimanın KDV ile birlikte toplam 16.249,03 TL üzerinden satışına dair mesafeli satış sözleşmesinin düzenlendiği, davacı tarafından düzenlenen 25.02.2017 tarihli faturada alıcı adresinin ... Mah. ... Cd. ... Sok. ... Apt. No:... D:... İzmit/Kocaeli adresi olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında akdedilen taşımaya ilişkin olarak davalı taşıma şirketinin ... şubesince düzenlenen 25.02.2017 tarih ve ... sayılı ambar tesellüm fişinde  gönderenin ..., taşımaya konu emtianın \"20 adet koli\" olarak belirtildiği, gönderilen emtiadan 18 adet kolinin  alıcısının ..., 2 adet kolinin  alıcısının ... olduğu, davalının gönderiyi alıcı adresinde teslim etmeyi taahhüt ettiği, davalı şirketin Alemdar Şubesi tarafından düzenlenen 27.02.2017 tarihli kargo teslim tutanağında, TC numarası yazılarak ve imza alınmak suretiyle  emtianın ...'a teslim edildiğinin yazılı olduğu ancak kimlik türüne ilişkin kutucuklarının işaretlenmediği  görülmüştür. 24/12/2015 tarih ve 29572 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 464 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin Kargo ve Lojistik İşletmeleri başlıklı 3.4. Maddesinde, kargo ve lojistik işletmeleri ticari nitelikteki gönderileri Vergi Usul Kanunu uyarınca düzenlenmesi zorunlu tevsik edici belgeler ile birlikte kabul edecekleri ve taşıma esnasında istenildiğinde ibraz edilecek şekilde gönderiye ekleyecekleri hususları düzenlenmiştir. Davalı, emtiayı kabul ederken gönderiye ilişkin sevk irsaliyesiyle birlikte kabul etmek zorunda olduğundan davacı gönderenin , gönderi ile birlikte sevk irsaliyesini de verdiğinin kabulü gerekir. Aksinin davalı tarafça ispatı gerekmektedir. Dosyada böyle bir ispat bulunmadığı nazara alındığında   her bir klimanın iç ve dış olmak üzere iki farklı üniteden oluşması nedeniyle davaya konu ambar tesellüm fişinde yazılı 18 adet kolinin 25.02.2017 tarihli faturada yazılı 9 adet  klima olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında 23.12.2016 tarihli ve imza tarihinden itibaren 6 ay süre ile geçerli bir taşıma sözleşmesinin mevcut olduğu, sözleşmenin 5.4.maddesinde taşıyıcının, gönderen tarafından ‘adrese teslim’ olarak gönderilen kargoyu, özel olarak isim belirtilmemiş ise adreste hazır bulunan adreste hazır bulunan kişiye teslim etmekle yükümlü olduğu, özel olarak kişiye teslim talep edilmiş ise taşıyıcının  kişiye teslim için çaba sarf edeceği, teslimin mümkün olmadığı durumlarda alıcı adresinde hazır bulunan kişiye kargoyu teslim etmek ile kargo teslimi gerçekleştirilmiş olacağı, bu şekilde yapılan teslimden sonra taşıyıcının sorumlu olmadığı, adreste bulunamayan alıcılar için taşıyıcı tarafından ‘haber pusulası’ bırakılacağı ve bu durumda alıcının, kargoyu bulunduğu varış şubesinden bizzat teslim alacağı düzenlenmiştir. Davacının gönderisinin, davalının görevlilerince teslim alındıktan sonra Alemdar şubesinden kendini alıcı olarak tanıtan şahsa teslim edildiği, kargo teslim tutanağına göre gönderi teslim edilirken kimlik türü işaretlenmediği gibi Ankara 45. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/07/2019 tarih ve 2018/1662 Esas ve 2019/1002 Karar sayılı kararı ile  sanık ...'in internet sitesi üzerinden müşteki ...'ın  kredi kartından bilgisi ve onayı dışında davacı şirketten  9 adet klima siparişi vererek, 27.02.2017 tarihinde İzmit ... Kargo Alemdar Şubesinden aldığı  9 adet klimayı ... isimli işyerine satmak suretiyle banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunu  işlediği sabit olmakla kargo taşımacılığına konu emtianın davalı taşıyıcının sorumluluğunda iken ziyaa uğradığının kabulü gerekir. Her ne kadar davalı, ceza davasında alıcı ... ile ilgili herhangi bir teslimattan bahsedilmediğini ileri sürerek ceza davasının davayla ilgisi olmadığını ileri sürmüş ise de davacı şirket ile ... arasındaki sözleşmenin internet üzerinden yapılmış olması ve 27.02.2017 tarihinde sanık ... tarafından davalı şirketin  İzmit ... Kargo Alemdar Şubesinden teslim alındığı belirtilen klimaların davaya konu edilen kargo emtiası olması karşısında davalının bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde  görülmemiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 875. Maddesine göre taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur.TTK'nın \"Sorumluluk Sınırları\" başlıklı 882/1 maddesine göre gönderinin tamamının zıyaı veya hasarı hâlinde, 880 ve 881 inci maddeler uyarınca ödenecek tazminat, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. Yine aynı yasanın \"Sorumluluğu Sınırlama Hakkının Kaybı\" başlıklı 886.maddesine göre de zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879. maddede belirtilen kişiler, bu kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz.  TTK'nın 889.maddesi uyarınca eşyanın zıyaı veya hasara uğramış olduğu açıkça görülüyorsa, gönderen veya gönderilen en geç teslim anına kadar zıyaı veya hasarı bildirmezlerse, eşyanın sözleşmeye uygun olarak teslim edildiği varsayılır.  Birinci fıkradaki karine, zıya veya hasarın açıkça görünmemesi ve eşyanın tesliminden sonra yedi gün içinde bildirilmemesi hâlinde de geçerlidir. Sürenin korunması için bildirimin zamanında gönderilmiş olması yeterlidir. Bu düzenlemeye göre, ihbarın süresinde yapılmaması TTK 900. maddesinden farklı olarak taşıyıcıya karşı açılacak dava hakkını düşürmez. Sadece   eşyanın alıcıya sözleşmeye uygun olarak teslim edildiği yönünde taşıyıcı yararına karine teşkil eder. Aksinin ispatlanması halinde taşıyıcının sorumluluğu ve gönderenin dava hakkı devam edecektir. Somut olayda davalı süresinde bildirim yapılmadığını ileri sürmüş ise de kargo içeriğindeki klimaların alıcı dışındaki üçüncü kişiye teslim edilmesi nedeniyle sözleşmeye uygun teslimatın yapılmadığı ispatlanmış olmakla  davalı taşıyıcı ziya nedeniyle  sorumlu olduğundan  bu yöne ilişkin davalı savunması ve istinaf nedenine itibar edilmesi mümkün değildir.TTK nun 882. maddesi uyarınca alıcısına malı teslim etmeyen taşıyıcının sorumluluğu kural olarak  sınırlı sorumluluktur. Ancak TTK'nın 886. maddesi uyarınca zarara, taşıyıcının, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verilmesi halinde taşıyıcı sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz. Davalının TTK'nın 850/2.maddesi gereğince taşınan kargoyu varma yerine götürmeyi ve belirtilen adreste teslim etmeyi taahhüt ettiği, buna karşın davalının, taşınan kargoyu varma yerinde alıcı adresinde değil, kendi şube adresinde bizzat müracaat eden alıcı dışındaki kişiye  kimlik belgesi veya bu nitelikte herhangi bir belge kontrolü yapmadan  teslim ettiği, bu durumun TTK'nın 886. maddesi kapsamında şube açısından ağır kusur teşkil ettiği, taşınan yükün tam zayi olduğu sonucuna ulaşılmakla davalı, sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacaktır. (Yargıtay 11.HD, 11.04.2018 T,2016/10553 E, 2018/2587 K sayılı emsal ilamı). Bu nedenle davalı, taşıma konusu emtianın gerçek değerini ödemekle yükümlüdür. TTK'nın 880/1. Maddesine göre, taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen zıyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanır. Anılan maddesin 3. fıkrasına göre ise, eşyanın değeri piyasa fiyatına göre, bu yoksa aynı tür ve nitelikteki malların cari değerine göre tayin edilir. Somut  olayda  bilirkişi raporunda, kargo içeriğine ve fatura bedeline göre talep edilebilecek tazminat tutarının 15.867,64 TL olduğu belirtilmekle mahkemece davacının bu miktar üzerinden talep ettiği tazminat isteminin kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 271,00 TL harcın, alınması gerekli olan 1.083,92 TL harçtan mahsubu ile bakiye 812,92‬ TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 16/07/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"08a1c577eb7b8674","SID":"c589786f5911e26f"}}