{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/222 Esas<br>KARAR NO: 2024/708<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 19/10/2020<br>NUMARASI: 2019/946 Esas, 2020/574 Karar<br>DAVA: TAZMİNAT (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 06.06.2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin fuar standları tasarlayıp kuran bir firma olduğunu, 10-18 Şubat 2018 tarihleri arasında düzenlenen fuar için ...'de bulunan Honda standının, müvekkili firma tarafından ...'ya kiralanmak suretiyle kurulduğunu, tanzim edilen yangın raporunda, ... Fuar Merkezinin ...'inde bulunan ...'a ait sergi alanını aydınlatmak için kullanılan yanar vaziyetteki spot ışıklarının bağlı bulunduğu elektrik panosunun kablo bağlantı yerlerinde herhangi bir nedenle meydana gelen elektriksel arıza sonucu yangın meydana geldiğinin belirtildiğini, olay sebebiyle zararlarının Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/46 D.İş sayılı dosyası ile 60.762,64 TL olarak tespit edildiğini, davalının TBK'nun 69. maddesi uyarınca kusursuz sorumluluk ilkesi gereği meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla alacağın şimdilik 10.000,00 TL'lik kısmının dava tarihinden itibaren başlayacak ticari avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 01/09/2020 tarihinde UYAP'tan sunulan ıslah dilekçesinde; kısmi olarak açtıkları davanın değerini 60.762,64 TL olarak ıslah ettiğini belirtmiş olup ıslah harcının yatırıldığı anlaşılmıştır.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın, belirsiz alacak davası olarak açılmasının kabul edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, zira davacının maddi zararının belirli ve net bir şekilde tespit edildiğini, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, huzurdaki davada müvekkili Şirketin taraf  sıfatının bulunmadığını, dava konusu hasarın meydana geldiği ...'de kiracı olarak dava dışı şirket olan ... şirketinin bulunduğunu, ...'nun fuar alanını kiracı olarak işletip yönettiğini, müvekkili şirket ile ... arasındaki ilişkinin, sadece kiraya veren ve kiracı (işleten) ilişkisinden ibaret olmadığını, şöyle ki müvekkili şirket ile kiracı arasında 01/11/1998 tarihli yap işlet devret sözleşmesi imzalandığını, bu kapsamda ...'nun 4. Hall'ü de tamamlayarak sonraki 5 yıl bilabedel ve daha  sonraki yıllardan günümüze kadar ise kiracı olarak 4. Hall'ü işlettiğini, fuar alanının kiracısı ve işleteni konumundaki ...'nun fuar alanındaki tüm güvenlik önlemlerinin alınmasında ve ilgili yapıdaki tüm tesisatın dönemsel kontrolünün gerçekleştirilmesinde sorumlu olduğunu, ...'ün kiracısı ve işleteninin ... OLDUĞUnun, ...'nun Bakırköy 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/2011 Esas sayılı dosyasına sunduğu cevap dilekçesindeki kendi beyanları ile sabit olduğunu belirterek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince;  fuar alanında 14/02/2018 tarihinde meydana gelen yangın sonucunda davacı tarafça kurulan fuar standının zarar gördüğü, bilirkişi raporlarından, yangının, yapıdaki elektrik aksamından kaynaklandığının anlaşıldığı, davalının, yangının çıkış sebebine bir itirazının da olmadığı, davalı her ne kadar taşınmazı kira/yap-işlet-devret sözleşmesi ile ... isimli fuar şirketine teslim ettiğini ileri sürerek pasif husumet ehliyetinin/sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürmüş ise de, yapı maliki olarak TBK'nun 69. maddesi uyarınca kusursuz sorumluluğu bulunduğundan bu yöndeki savunmasına itibar edilmeyerek davalının oluşan zarardan sorumlu bulunduğu, dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı hususunda hiçbir açıklamaya yer verilmediği gibi bizatihi zararın objektif olarak belirlenmesi imkansız olmadığından zaten belirsiz alacak davası olarak açılamayacağının da kanaatine varıldığı, açılan davanın kısmi dava olduğu, davada istenilen maddi tazminatın dayanağı haksız fiil olup haksız fiil nedeni ile açılacak tazminat davasının TBK'nun 72. maddesi uyarınca zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrayacağı, davalının, davacı tarafça sunulan ıslah dilekçesine karşı zamanışımı defini ileri sürdüğü, bu suretle dava dilekçesinde talep edilen 10.000 TL'nin üzerindeki talep yönünden olay tarihi ile ıslah tarihi arasında 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, her ne kadar davalının mülk sahibi olduğunun (faili) sonradan öğrendiği ileri sürülmüş ise de, basit bir araştırma ile söz konusu fuar alanının davalıya ait olduğunun anlaşılabilecek olması karşısında davacının bu yöndeki savunmasına ve keza zararın miktarının bilinmediği yönündeki savunmasına da zarar meydana geldiğini öğrenmenin zamanaşımı süresinin başlaması için yeterli olacağına yönelik savunmasına da itibar edilmediği gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin zamanaşımı nedeniyle reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/46 D.İş dosyası ile yangına ilişkin yaptırılan tespit sonucu düzenlenen raporda herhangi bir maddi hesaplama yapılmadığını, zaten yangın uzmanı olan bir bilirkişinin zarar hesabı yapmasının da mümkün olmadığını, mülk sahibinin taraflarınca bilinmemesi nedeniyle Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/577 Esas sayılı dosyası ile ... AŞ'ye açılan tazminat davasında taşınmaza ait kayıtların tapudan talep edildiğini ve 11/06/2019 tarihli duruşmada mülk sahibinin ... AŞ olduğunun şifaen taraflarına aktarıldığını, malik olmayan tarafa açılması sebebiyle söz konusu davanın reddedilmesinden sonra gerçek mülk sahibi olan davalıya karşı hukuki süreç başlatıldığını, Mahkemece alınan bilirkişi raporu alınmış ise de, ilgili bilirkişilerin uzmanlık alanların da maddi hasarın tespitinin bulunmadığını ve raporda da buna ilişkin bir hesaplama yapılmadığını, müvekkilinin zararı tespit edilirken günümüz koşullarına göre bir değerlendirme yapılıp ilgili malların güncel fiyatları hesap edilerek bir tutar saptanması gerektiğini, tüm bu sebeplerle hem zarar verenin tespiti hem de zarar miktarı yönünden zamanaşımı definin uygulanmasının mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının, davanın reddine yönelik kısım bakımından kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; husumet itirazlarının dikkate alınmadığını, dosyada mübrez sözleşmeden de anlaşılacağı üzere fuar alanını inşaa eden ve sonraki süreçte işletenin, müvekkili şirket değil ... olduğunu, bilirkişi raporunun eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalı olduğunu, iddia edilen hasarlı ürünlerin piyasa bedeli araştırılıp gerçek ile uyumlu olup olmadığının karşılaştırılması, aynı şekilde yine hasarın gerçek sebebinin ve yangına ilişkin resmi raporların gerekliliğinin araştırılması ve incelenmesi gerektiğini, halbuki bilirkişi raporunun, delil tespiti raporuna dayanmaktan öteye geçemediğini, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının yerel Mahkemece değerlendirilmediğini ve itirazlarının karşılanmadığını, yangının çıkış sebebinin belirsiz olduğunun ve araştırmaya muhtaç olduğunun defaatle belirtildiğini, her ne kadar Mahkemece, zamanaşımı itirazları dikkate alınmış ise de, hükme esas alınan rapordaki fahiş ve hatalı zarar miktarına karşı itirazlarını yinelediklerini, hasarın sorumluluğu ancak ve ancak dava dışı ...'ye ait olduğu gibi yangın raporuna göre de, yangının çıkış sebebinde esasen ...'un kusurunun olduğunun ortada olduğunu, bu nedenle müvekkiline herhangi bir kusur atfedilmesi mümkün olmadığı gibi müvekkilinin kusursuz sorumluluğuna gidilmesinin de mümkün olmadığını, davacının hasar oluştuğunu iddia ettiği ürünlerin yanmayıp sadece ıslandığını, dolayısıyla iddia edilen hasarın yangın ile direkt bir bağı bulunmadığından illiyet bağının kopuk olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, yangın sebebiyle oluşan zararın, TBK'nun 69. maddesi uyarınca sorumlu olduğu ileri sürülen davalıdan faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir. Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/46 D.İş sayılı dosyası kapsamında düzenlenen bilirkişi raporunda, Honda Motor standı kurucusu davacı şirketin 745 m2'lik bir alan içinde kullanmış olduğu 18 mm'lik 280 adet alt döşeme, 372 adet üst döşemenin fatura değerinin 60.762,64 TL olduğu, bu suntalam malzemelerin, sular içinde kalarak islenmek ve ıslanmak suretiyle etkilendiği tespit edilmiştir. 16/02/2018 tarihli yangın raporunda, ... Fuar Merkezinin ...'inde bulunan ...'a ait sergi alanını aydınlatmak için kullanılan yanar vaziyetteki spot ışıklarının bağlı bulunduğu elektrik panosunun kablo bağlantı yerlerinde herhangi bir nedenle meydana gelen elektriksel bir arıza sonucu yangın başlangıç olayının meydana geldiği belirtilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 20/07/2020 tarihli raporda; delil tespit bilirkişi raporunda, 745.000 m2 alan içinde  kullanılan 18 mm'lik 280 adet alt döşeme, 372 adet üst döşemenin-suntalam malzemenin fatura bedelinin 60.762,64 TL olduğu, bu malzemelerin, fatura dökümü raporda verilmekle birlikte, sular içinde kalarak, islenerek ve ıslanarak kullanılamaz durumda olduğunun belirtildiği, malzeme boyutu ve adedi ile toplam bedel incelendiğinde, bedelin tutarlı olduğu, oluşan hasarın 60.762,64 TL olabileceği, dosyasında mevcut tespit raporu aynı zamanda delil tespiti içerdiğinden tespit raporuna uyulduğu, buna göre davacının, yangından dolayı zararının bulunduğunun 2019/946 Esas sayılı dosyanın incelemesinden tespit edildiği, ... standı elektrik tesisatının yetkili elektrikçi tarafından yapıldığı hakkında bir sözleşmenin bulunmadığı, elektrik iletkenlerinin (kablolar) anma gerilimi ve anma akımına göre sınıflandırıldığı, iletken kesiti hesaplanırken anma gerilimi, anma akımı, kısa devre akımı, sıcaklık katsayısı, paralel giden kablo sayısı ve standartlar içindeki şebeke darbe şiddetine göre hesaplanıp projelendirildiği, dosya kapsamında bu tip projenin olmadığı, yine yangın önleyici elektrik ekipmanların mevcudiyetinin tespit edilemediği, bu ekipmanların biri veya birkaçının bulunmaması halinde herhangi bir olumsuzluk halinde yangın çıkmasının mümkün olduğu, yapı maliki davalı şirket ile işletmeci dava dışı ... Fuar Merkezinin TBK'nun 69. maddesi uyarınca müteselsilen aynı oranlarda kusurlu olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir. \"...BK’nun 58 nci maddesinde bir bina veya imal olunan herhangi bir şeyin malikinin o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazasındaki kusurundan dolayı sorumlu olacağı hükme bağlanmıştır. Bu sorumluğunun söz konusu olabilmesi için, malik olmak gerekli ve yeterlidir. Her ne kadar sigortalı iş yeri, yap-işlet-devret sözleşmesi ile dava dışı firma tarafından yapılmış ve 49 yıllığına işletilmesi bu firmaya bırakılmış ise de bu durum, yapı maliki davalının sorumluluğunu ortadan kaldıran bir neden değildir. O halde, davalıya husumet düştüğü kabul edilip, işin esasına girilmesi, dava dışı firmaya da dava açıldığı dikkate alınıp, tahsilde tekerrür olmaması hususu da gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir...\" (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2007/7288 Esas 2007/10039 Karar sayılı ilamı). Öncelikle davalı taraf, her ne kadar dava dışı ... isimli şirket ile aralarında yap-işlet-devret sözleşmesi imzalandığından bahisle hasarın meydana geldiği yeri kiracı olarak işleten dava dışı ...'nun sorumlu olduğunu iddia ederek husumet ehliyetinin bulunmadığını iddia etmiş ise de, somut olayda, zarara yol açtığı ileri sürülen yangın, davalı şirketin mal sahibi olduğu fuar binasında meydana gelmiş olup yapı malikinin sorumluğunun söz konusu olabilmesi için, malik olmak gerekli ve yeterli olduğundan davalının, dava dışı ... ile aralarında yap-işlet-devret sözleşmesi bulunması yapı maliki olarak davalının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağından davalının bu yöne ilişkin itirazlarına itibar edilmemiştir. \"...Hemen belirtilmelidir ki, 818 sayılı BK’nın 58. maddesi gereğince sorumluluğun söz konusu olabilmesi için yapı malikinin veya yardımcılarının kusurlu olması aranmaz ise de her şeyden önce, zarar, hukuka aykırılık ve uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Gerçekleşen zarar şahsa veya mala ilişkin maddi bir zarar olabileceği gibi manevi zarar da olabilir. Zarar söz konusu ise hukuka aykırılık da söz konusudur. Bununla birlikte sorumluluk için mutlaka zararla yapım bozukluğu veya bakım eksikliği arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Başka bir deyişle zararın, yapımdaki bozukluktan veya bakımdaki eksiklikten dolayı meydana gelmiş olması gerekmektedir. Kanunda, bu illiyet bağının varlığı konusunda bir karine kabul edilmemiştir. Yapım bozukluğunu veya bakım eksikliğini ispat etmesi gereken zarar görenin, bir de illiyet bağının varlığını ispat etmesi gerekir. İlliyet bağının ispatı bazı durumlarda çok zor olabilir. Bu hâlde zarar verici olgunun, bina veya yapı eserinin yapılışındaki bozukluğa veya bakım eksikliğine bağlanması hayatın olağan akışına uygun ise hâkim illiyet bağının varlığına karar verebilir (Erten, Ali: Türk Borçlar Hukukuna Göre Bina ve İnşa Eseri Sahiplerinin Sorumluluğu, Ankara, 2000, s. 205)...\" (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2019/11-603 Esas 2022/84 Karar sayılı ilamı). Davacı, işbu davayı TBK'nun 69. maddesinde düzenlenen yapı malikinin sorumluluğu hükümlerine dayalı olarak açmıştır. Yapı malikinin sorumluluğu, bir kusursuz sorumluluk hali olarak düzenlenmiş olsa da, meydana gelen olayda zarar, hukuka aykırılık ve uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Uygun illiyet bağından anlaşılması gereken, zararın, yapının yapımındaki bozukluktan veya bakımındaki eksiklikten dolayı meydana gelmiş olmasıdır. İlliyet bağı ise, mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru veya üçüncü kişinin kusuru nedeniyle kesilebilir. Somut olayda, yangın, davalıya ait fuar binasında bulunan elektrik panosunda oluşan elektriksel arıza sebebiyle meydana gelmiş olup illiyet bağını kesen sebeplerin varlığını ispat edemeyen davalı meydana gelen zarardan TBK'nun 69. maddesi uyarınca kusursuz olarak sorumludur. 6098 sayılı TBK'nun 72. maddesine göre, tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar, ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. Somut olayda, dava konusu zarara yol açan yangın 14/02/2018 tarihinde meydana gelmiş olup dava ise fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 10.000,00 TL üzerinden 06/12/2019 tarihinde açılmıştır. Davacı vekili 01/09/2020 tarihinde UYAP'tan sunduğu ıslah dilekçesi ile davanın değerini 60.762,64 TL olarak ıslah ettiğini belirtmiştir. Kısmi dava niteliğinde olan işbu dava süresinde açılmış ise de, ıslah dilekçesine konu edilen miktar ıslah tarihi itibariyle zamanaşımına uğramıştır. Davacı taraf, zarar verenin ve zarar miktarının bilinmemesi sebebiyle somut olayda zamanaşımının uygulanamayacağını ileri sürmüş ise de, davacının, kendisi tarafından aldırılan tespit raporu ve itirazının olmadığı yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile tespit edilen zarar miktarına yönelik itirazları yerinde olmadığı gibi ayrıca zamanaşımının işlemeye başlaması için zararın öğrenilmesinin yeterli olduğu, aynı zamanda basit bir araştırma ile fuarın yapıldığı binanın davalıya ait olduğunu öğrenmesi de mümkün olduğundan davalının itirazlarına itibar edilmemiştir.Sonuç olarak, zarar miktarına yönelik tespit dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun olup davacı, dava dilekçesi ile talep ettiği 10.000,00 TL tazminat yönünden davasında haklı ise de bunun dışında kalan ıslah dilekçesi ile talep ettiği tazminat miktarı zamanaşımına uğradığından Mahkemece tesis edilen karar isabetli olup taraf vekillerinin istinaf başvuruları yerinde görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/946 Esas 2020/574 Karar ve 19/10/2020 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 170,77 TL harcın mahsubu ile bakiye 256,83 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.06.06.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6c4db6356ee6b1f1","SID":"65e2ede039894a44"}}