{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/550 Esas <br>KARAR NO: 2024/1246 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2020/22 Esas -  2021/1020 Karar<br>DAVA:Menfi Tespit (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 12/07/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile aleyhine bonoya dayalı olarak takip başlatıldığını, oysa takibe konu bonoların bedellerinin tamamının alacaklıya ödendiğini beyanla menfi tespit isteminde bulunmuştur.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı şirket arasında Sancaktepe'de bulunan bir deponun alt katının kiralanması amacıyla aracılık komisyon ücret konusunda 11.12.2014 tarihinde sözleşme yapıldığını, komisyon bedelinin 60.000 TL olduğu ve ücretin 20.000 TL' sinin peşin ödendiğini, kalan 40.000 TL için 4 adet senet verildiği hususunda uyuşmazlık bulunmadığını, davacının, İstanbul Anadolu 12.İcra Hukuk Mahkemesinin 201/379 E sayılı dosyası ile borca itiraz davası açtığını, ancak davanın reddedildiğini, tazmin edilen ilk senedin  ödendiği ve karşılığında senedin iade edildiğini, takibe konulan senetler ile ilgili hiçbir ödemenin yapılmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 16/12/2021 tarih 2020/22 Esas -  2021/1020 Karar sayılı kararında; \"Dava, İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı takip dayanağı senet bedellerinin ödendiği iddiasıyla  İİK 72.maddesi uyarınca takipten sonra açılmış menfi tespit davasıdır. İİK.nın 72.maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Yargılama sırasında davaya konu icra dosyası borcu ödendiğinden, davaya İİK 72/6.maddesi uyarınca istirdat davası olarak devam edilmiştir. Yapılan yargılama sonunda Mahkememizin davanın reddine dair 2015/872 E- 2018/297 K.sayılı kararı, İstanbul BAM 13.Hukuk Dairesinin 2018/1299 E.2019/1731 K.sayılı ilamı ile, \"... mahkemece, davacı iddiaları kapsamında, taraflar arasında makbuza konu ödemeler dışında başkaca hukuki ilişki olup olmadığı araştırılmadan ve bu konuda taraflara delillerini ibraz için süre verilmeden yukarıda değinilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir\" gerekçesiyle mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrası taraf vekillerine, dosyaya sunulan makbuza konu ödemelere dışında başka hukuki ilişki olup olmadığı konusunda beyanda bulunmak ve delillerini üzere süre verilmiş, davalı vekili UYAP sistemi üzerinden 20.10.2020 tarihinde gönderdiği beyan dilekçesinde taraflar arasında Abdurrahmangazi mahallesi, ... cad., No:... K.... Sancaktepe / İstanbul adresinde bulunan taşınmazın üst katının kiralanması için yapılan 07.04.2015 tarihli komisyon akti sözleşmesi bulunduğunu, sözleşme tarihi göz önünde bulundurulduğunda , müvekkilin alacağının zamanaşımına uğramaması için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile sözleşme komisyon bedeli olan 84.960-TL üzerinden icra takibi açıldığını ileri sürmüş,  07.04.2015 tarihli sözleşmenin suretini dilekçe ekinde ibraz etmiştir. İbraz edilen sözleşme sonrası bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş, 17.05.2019 tarihli ek raporda, dava konusu ödemelerin 11.01.2015, 11.02.2015 ve  11.03.2015 vadeli 3 adet senet bedeli toplam 30.000,00-TL'nin 09.01.2015 ve  24.02.2015  ve  11.03.2015 tarihinde 3 adet tediye makbuzu ile ödendiği, davalının üst katın kiralanmasına ilişkin ibraz ettiği sözleşmenin 04.07.2015  tarihli olduğu belirtilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı doğrultusunda yapılan inceleme sonucunda davaya konu İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyası ile takibe konulan 3 adet senet bedeliyle ilgili, davacı tarafın ibraz ettiği makbuz tarihlerinde taraflar arasında başka bir hukuki ilişki olmadığı, davalı vekilinin ödemelerin yapılmasına dayanak olarak kaldırma kararı sonrası ibraz ettiği  04.07.2015 emlak komisyonuna dair sözleşmenin ödeme makbuzlarından sonra düzenlendiği, bu nedenle davalının ödemeleri henüz ortada olmayan bir sözleşmeye dayanarak almasının mümkün olmadığı, ödemelerin davaya konu takip dayanağı senetlere ilişkin yapıldığının anlaşıldığı, davacının bedellerini tahsil ettiği senetleri mükerrer tahsilata yönelik olarak takibe koyarak tahsil ettiği anlaşılmakla, yargılama sırasında istirdata dönen davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.Davacı vekili dava dilekçesinde kötü niyet tazminatı talep etmiştir. İİK'nın 72/5 maddesi; \"Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.\" şekildedir. Davalının bedellerini tahsil ettiği senetleri  takibe koyarak mükerrer olarak tahsil ettiği, bu nedenle davacının takibi yapmakta kötü niyetli olduğu  dosya kapsamına göre sabittir. Bu nedenle  takip miktarının %20'si oranında davacı lehine tazminata karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile, ''DAVANIN  KABULÜNE, 1-38.163,71-TL'nin 12.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi  ile birlikte  davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-İİK'nın 72/5.maddesi uyarınca takip konusu alacağın yüzde yirmisi oranında (6.100,00- TL) kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı/davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı şirket arasında dosyaya sunulu 11.12.2014 tarihli komisyon sözleşmesiyle , ' ... mahallesi, ... cad. No:...3 Sancaktepe / İstanbul ' adresinde bulunan gayrimenkulün depo olarak kullanılması konusunda anlaşmaya varıldığını,  komisyon ücreti olarak 60.000-TL ödenmesi hususunda tarafların mutabık olduğunu, bu ücretin 20.000-TL'sinin sözleşme tarihinde peşin olarak ödendiğini, kalan 40.000-TL için ise  10.000'er TL'lik 4 adet senet düzenlenerek müvekkiline verildiğini, İlk senedin 09.01.2015 tarihinde davacıya elden verilerek bedelinin tahsil edildiğini,  bu ilk senet bedelinin ödenmesi karşılığında, muhasebe çıkışının yapılabilmesi amacıyla  09/01/2015 tarihli tediye fişi düzenlenerek müvekkili tarafından imzalandığını, takip eden diğer 3 adet senedin ise ödenmediğini,  müvekkili tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatılarak senetlerin icra dairesi kanalıyla tahsil edildiğini, Davacıya kiralanan yerin, binanın alt katı olduğunu ve burasının 6000 m2 bir alana sahip olduğunu, ayrıca binanın üst katları bulunmakta olup diğer katların ise 18.000 m2 bir alana sahip olduğunu, müvekkilinin, bu deponun üst katlarını da kiralamak amacıyla yine komisyonculuk işlemlerine devam edip başka müşterileri götürdüğünü, bu arada davacının kiralamış olduğu alt kat dışında, üst katlarını da mal sahibinin rızası olmaksızın geçici depo alarak kullanmaya ve mal depolamaya başladığını  ve başka müşterilerin bu katları kiralamak istediğini öğrendiğini, bu nedenle üst katı da kiralamak amacıyla yine müvekkiliyle görüşme sağladığını,  24.02.2015 tarihinde üst katın kiralanması için tarafların bir araya geldiğini ve yıllık kira bedeli üzerinden komisyon ücreti ödenmesi gerekirken, davacının , komisyon bedeli olarak 25.000-TL ödeyeceğini belirttiğini ve tarafların dosyaya sunulu üst katın kiralanması hususunu içeren 24.02.2015 tarihli evrakı imzaladıklarını, imza tarihinde 10.000-TL peşin ödeme yapıldığını ve karşılığında ise yine muhasebe çıkışının yapılabilmesi amacıyla 24/02/2015 tarihli tediye fişi düzenlenerek müvekkili tarafından imzalandığını,  24.02.2015 tarihli evrakın da dava dosyasına sunulduğunu, 07.04.2015 tarihinde ise üst katın kiralanması için yapılan komisyonculuk ücretinden kalan 15.000-TL'nin ve alt katın kiralanması komisyon ücreti nedeniyle verilen ve ödenmeyen 3 adet senedin ödenmesini müvekkilinin, davacıdan talep ettiğini, davacının ödeyeceğini beyan edip,  ayrıca 07.04.2015 tarihli üst kat ile ilgili komisyon akdini de yıllık kira bedeli + Kdv tutarıyla birlikte  84.960,00-TL komisyon bedeli üzerinden imza ederek müvekkiline teslim ettiğini,  3 adet senet ve 24.02.2015 tarihli ön sözleşmeden kaynaklı 15.000-TL ödendiğinde 07/04/2015 tarihli sözleşmenin hükmünün olmayacağının şifaen kararlaştırıldığını, Davacının 3 adet senedi ve üst kat ile alakalı 15.000-TL'yi ödememesi üzerine 16.04.2015 tarihinde icra takibi başlatıldığını, takibe konu senetlerin 11.01.2015 , 11.02.2015 ve 11.03.2015 vadeli 10.000'er TL'lik 3 adet senet olduğunu, icra takibinin başlatılması üzerine, davacının, haciz mahallinde bu senetlerden kaynaklanan borcunu kabul ettiğini ve dosya borcunu ödeyeceğine dair taahhüt verdiğini, ödeme taahhüdünde bu senetlerden kaynaklı borcu olduğunu kendi beyanı ve imzalı haciz tutanağı ile kabul edip geçerli bir ödeme taahhüdünde bulunduğunu, bu taahhüdün icra dosyasında bulunmakta olup ayrıca sayın mahkemeye de sunulduğunu, ödeme taahhüdüne  istinaden de davacının borcunu icra dairesine ödediğini, devamında ise davacının , ilk önce  İstanbul Anadolu 12. İcra hukuk mahkemesinde borca itiraz için dava açıp, açmış olduğu davayı kaybettiğini, bunun üzerine davacı tarafından İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret mahkemesinde huzurdaki iş bu  menfi tespit davasının açıldığını, Davacı tarafın iddiaları ve sunmuş olduğu tediye fişlerinin takibe konu senetler ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, Takibe konu  11.01.2015 vadeli  senet için davacı tarafın, yukarıda belirttikleri icra takibine konu olmayan ve elden teslim edilerek ödenen ilk senet için düzenlenen 09.01.2015 tarihli tediye fişini, icra takibine konu 11.01.2015 tarihli senet ödemesi olarak iddia ettiğini,  bu tediye fişinin takibe konu olmayan , elden ödenen senet için düzenlendiğini, takibe konu 11.01.2015 vadeli senet ödemesi için olmadığını, tediye fişinin tarihiyle senedin vade tarihinin de birbirini tutmadığını, Takibe konu 11.02.2015 vadeli senet için  davacının,  üst katın kiralanması amacıyla 24.02.2015 tarihinde düzenlenen ön sözleşmeyi 11.02.2015 tarihli senet için ödeme makbuzu olarak gösterdiğini, bu ön sözleşmede ödendiği belirtilen 10.000-TL'nin üst katın kiralanması amacıyla verildiğini, davacının sunmuş olduğu 24.02.2015 tarihli evrakta, üst kat  ve kalan 15.000-TL ibarelerinin davacı tarafından karalandığını ve bu evrakın karalanmamış , tahribata uğramamış halinin dava dosyasına sunulduğunu, sundukları evrak aslında üst kat ve kalan 15.0000-TL ibaresinin açık ve net belli olduğunu, el yazısı ile yazılan ÜST KAT ve KALAN 15.000-TL ibarelerini davacı borçlunun muhasebecisinin kendi el yazısıyla yazıldığını, davacının, bu ibarelerin evrak üstüne müvekkil tarafından yazıldığını beyan ettiğini, halbuki bu yazıların müvekkilin eli ürünü olmadığını,  davacının muhasebecisi tarafından yazıldığını,  işbu dava açıldığında davacı tarafın kendisindeki nüshanın üzerini karaladığını, buna rağmen bu belgenin takibe konu 11.02.2015 tarihli senede ilişkin ödeme olarak kabul edilmesini anlamadıklarını, mahkemenin sundukları tahribata uğramamış evrak aslını neden değerlendirmediğini gerekçeli kararında belirtmediğini, Takibe konu 11.03.2015 vadeli senet için davacı tarafın, üst kat için düzenlenen 24.02.2015 tarihli tahrifata uğratarak dosyaya sunduğu belgeye istinaden ödediği 10.000-TL için  muhasebe çıkışının yapılabilmesi amacıyla müvekkili tarafından imzalanan 24.02.2015 tarihli tediye fişini, 11.03.2015 tarihli senet ödemesi olarak gösterdiğini, oysaki bu tediye fişinin de 24.02.2015 tarihli üst kat ile alakalı yapılan ödemeye ilişkin olduğunu, kaldıki bu tediye fişinin tarihi ile senedin vade tarihinin de birbirini tutmadığını, ayrıca davacının aynı gün farklı evraklarla senetleri teslim almadan 2 adet senedin ödemesini elden gerçekleştirmesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının takibe konu 11.02.2015 ve 11.03.2015 tarihli 2 adet senedi, 24.02.2015 tarihinde birini tediye fişiyle diğerini de başka bir belgeyle ve senet asıllarını teslim almadan  elden ödediğini belirttiğini, aynı gün ödeme yapıldığı iddia edildiğine göre, ticari örf ve adetler ile hayatın olağan akışı gereğince tek bir ödeme belgesinin imzalanmasının kaçınılmaz olduğunu, bu durumun bile davacının takibe konu senetler için ödeme yapmadığını gösterdiğini, Burada dikkate alınması gereken konulardan birinin de, davacı tarafın, 2 adet tediye fişinin ve 24.02.2015 tarihli üst kat ile ilgili tahrifata uğrattığı evrakın üzerine kendisinin daha sonradan ' 2 nolu senet ödemesidir, 3 nolu senet ödemesidir, 4 nolu senet ödemesidir' ibarelerini eklem esi olduğunu, bu evrakların imza tarihinde bu ibarelerin bulunmadığını, davacı vekilinin de İstanbul Anadolu 12. İcra Hukuk Mahkemesi 2015/ 379 E. Sayılı dosyaya sunduğu cevaba cevap dilekçesinde ' senet ödeme makbuzlarının hangi senet için olduğunun mahkemece bilinmesi için ödeme makbuzlarının üzerine ilişkin olduğu senet numarası yazılmıştır ' şeklinde beyanda bulunduğunu, yani sunulan  makbuzlara kendilerinin eklemeler yaptıklarının ikrar edildiğini, bu nedenle sonradan evraklara eklenen ibarelerin dikkate alınmaması gerektiğini, Yerel mahkemenin, üst kat ile ilgili olarak sunulan taraflar arasında imzalanan sözleşmenin tarihinin 07.04.2015 olduğunu, ortada olmayan sözleşmeye istinaden ödeme yapılamayacağını kararında gerekçe olarak belirttiğini, ancak 24.02.2015 tarihli davacı tarafından tahrifata uğranan ve karalanan evrakın orijinal metninde  ÜST KAT ibaresinin açıkça görüldüğünü, bu ödemelerin üst kat için verildiği açık ve net ortada olmasına rağmen, yerel mahkemenin tahrifata uğramış belgeyi , takibe konu senet için ödeme makbuzu olarak kabul etmesinin hukuka aykırı olduğunu, ödeme yapıldığında 07.04.2015 tarihli sözleşme imza edilmemiş olsa bile, 24.02.2015 tarihli tahrifata uğratılan evrakın var olduğunu ve bu evraka dayanılarak ödeme yapıldığını, diğer sunulu tediye fişlerinin ise geçerli kanuni koşulları taşımamakta olup , üzeri sonradan doldurulmuş ve icra takibine konu edilen senetlere karşılık ödenmiş gibi gösterildiklerini, ayrıca yerel mahkemenin, davacının sunduğu makbuzların tamamının üst kat ödemesi olduğunu iddia ettiğimizi belirttiğini, oysaki  09.01.2015 tarihli tediye fişinin, üst kat ile ilgili  olmadığını, takibe konu olmayan ve senet aslı davacı borçluya teslim edilip karşılığında tahsil edilen 10.000-TL için düzenlendiğini, yerel mahkemenin bu hususta da hataya düştüğünü, Takibe konu senetlerin daha önceden ödendiğini davacının iddia ettiğini, bu nedenle ispat yükünün davacı borçluda olduğunu, davacının, senetlerin ödendiğine dair sunmuş olduğu belgelerin taraflarınca kabul edilmediğini, sunulan belgeler üzerinde eklemeler ve tahrifatlar yapıldığını, yapılan ekleme ve tahrifatların yukarıda detaylı olarak anlatıldığını, sunulan iki adet tediye fişi ve bir adet tahrifata uğrayan belge üzerinde, belgelerin imza edildiği tarihte üzerinde  bulunmayan eklemeler ve tahrifatlar yok sayıldığında, takibe konu senetler için bu ödemelerin yapıldığına dair hiçbir ibare ve kayıt bulunmadığını, bu nedenle davacı tarafın, ödeme yaptığına dair ispat yükünü yerine getiremediğini, senede karşı senetle ispat kuralı gereğince, davacının ödeme yaptığını kesin delillerle ispatlamak zorunda olduğunu, ödeme yapıldığı ispat edilememesine rağmen davanın kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı, icra dosyasına ödediği meblağın yasal faiziyle birlikte ödenmesini talep etmesine rağmen, yerel mahkemenin ticari faiziyle davalıdan alınmasına karar verdiğini, taleple bağlı kalınarak yasal faiziyle ödenmesi hususunda karar verilmesi gerektiğini, yine yerel mahkemenin 38.163,71-TL'nin davalıdan alınmasına hükmettiğini, müvekkiline icra dosyasından 12.08.2015 tarihinde 34.930,65-TL reddiyat yapıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinden yapılan reddiyat miktarı olan 34.930,65- TL'nin istirdadına karar verilmesi gerektiğini, İleri sürerek İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.12.2021 tarihli kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak davanın reddine,  yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, İİK'nun 72 maddesi kapsamında, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı kambiyo takibi dosyasında, takip dayanağı 3 adet bonodan ötürü davalıya borçlu olunmadığının tespiti ile, icra dosyasına yapılan ödemenin istirdadı istemine ilişkindir. Mahkemece, 27/03/2018 tarih, 2015/872 esas, 2018/297 karar sayılı karar ile davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu dairemizin 04/12/2019 tarih,  2018/1299 esas,  2019/1731 karar sayılı kararı ile kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş, mahkemece kaldırma ilamı sonrası yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dairemizin ilk kaldırma ilamı ile davacının sunduğu ödeme makbuzlarının başka bir simsarlık ilişkisine dayalı olduğu savunması karşısında, taraflar arasında ödemelerin yapıldığı tarih itibariyle başka bir simsarlık sözleşmesi bulunup bulunmadığı, taraflar arasında makbuza konu ödemeler dışında başkaca hukuki ilişki olup olmadığı araştırılmadan davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesi ile davacının istinaf başvurusu kabul edilmiştir. Mahkemece kaldırma ilamı doğrultusunda davalı vekiline taraflar arasında ödemelerin dayanağı olan ve 2014 tarihli sözleşmeye konu taşınmazın üst katının kiralanmasına ilişkin başka bir simsarlık sözleşmesi bulunup bulunmadığını açıklaması  ve varsa dosyaya sunması için kesin süre verilmiş, davalı vekili tarafından dosyaya 07/04/2015 tarihli simsarlık sözleşmesi sunulmuş, ayrıca dosya daha önce rapor tanzim eden bilirkişiye tevdii edilerek ek rapor alınmış, davacı tarafından dosyaya sunulan makbuzların tarihi itibariyle taraflar arasında 11/12/2014 tarihli sözleşme dışında bir ticari ilişki bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, davacı tarafından 12/08/2015 tarihinde icra dosyasına yapılan toplam 38.163,71-TL'nin bu tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacıya iadesine,  İİK'nun 72/5.maddesi uyarınca takip konusu alacağın yüzde yirmisi oranında (6.100,00- TL) kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davacının davalı elinde bulunan üç adet iki nolu 11/01/2015, üç nolu 11/02/2015 ve dört nolu 11/03/2015 vadeli bonoların ödendiğine dair dosyaya sunulan iki adet tediye fişi ve bir adet makbuzun, takip ve dava konusu bonoların ödemesine ilişkin olmadıkları, 09/01/2015 tarihli tediye fişinin bir nolu ve elden ödenen ve takip konusu olmayan bono bedeline ilişkin olduğu, 24/02/2015 tarihli belgenin, davacı tarafından 11/12/2014 tarihli sözleşme ila alt katı kiralanan deponun üst katının da kiralanmasına davalının aracılık etmesi amacıyla ve 25.000,00-TL simsarlık ücreti karşılığında yapılan ön sözleşmeye ilişkin olduğu, burada 10.000,00-TL'nin ödendiğinin kalan 15.000,00-TL borç bulunduğunun belgeye yazıldığı ancak davacı tarafından bu ibarelerin sonradan karalandığı,  yine 24/02/2015 tarihli 10.000,00-TL bedelli tediye fişinin de bu ön sözleşme kapsamında yapılan 10.000,00-TL'nin muhasebeleştirilmesi amacıyla tanzim edildiği, dolayısıyla davacı tarafından takip konusu üç ayrı bonoya ilişkin herhangi bir ödeme yapılmamış olduğu, 24/02/2015 tarihli belgenin orijinal halinin dosyaya sunulduğu, fakat mahkemece tahrifat iddialarının dinlenmediği, davacı vekilinin her üç belge üzerine sonradan 2, 3 ve 4 nolu senetlerin ödemelerine ilişkin olduklarına dair ibareleri eklediğini kendisinin de beyan ettiği, kaldı ki ödeme belgeleri ile bonoların vadelerinin de uyumlu olmadıkları,  mahkemece dosyaya sunulan üst katın kiralanması için yapılmış 07/04/2015 tarihli sözleşmenin tarihinin ödeme belgelerinin tarihlerinden sonra oldukları gerekçesi ile davanın reddinin hatalı olduğu, yine davalının icra dosyasına ödeme taahhüdünde bulunarak borcu ikrar ettiği ve ödediği hususunun mahkemece değerlendirilmediği, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalıya icra dosyasından ödenen tutar kesintilerden sonra  34.930,65-TL olmasına rağmen mahkemece  38.163,71-TL'ye hükmedilmesinin hatalı olduğu, yine davacı tarafından yasal faiz talep edilmesine rağmen mahkemece ticari faize hükmedilmesinin hatalı olduğu yönündedir. <br>Dosya arasında fotokopisi bulunan taraflar arasında akdedilen 11/12/2014 tarihli simsarlık sözleşmesi uyarınca; ''... Mah., ... Cad.,no:... Sancaktepe/İSTANBUL adresinde bulunan deponun kiralanmasına,'' davalı/alacaklının aracılık ettiği, komisyon bedelinin 60.000,00-TL olduğu, 20.000,00-TL.nin sözleşmenin imzalandığı gün ödendiği, geri kalan 40.000,00-TL davalıya her biri 10.000,00-TL bedelli , tamamı 11/12/2014 tanzim tarihli dört adet sıralı bono verildiği, bu bonolardan vadesi bulunmayan bir numaralı bononun elden ödendiği ve bononun davacıya iade edildiği hususları ihtilaf konusu değildir. Dava konusu takip dosyası kapsamından, davacının davalı aleyhine dava konusu üç adet bonoya dayalı olarak 30.000,00-TL asıl alacak ve 500,55-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 30.500,55-TL nin tahsili amacıyla 16/04/2015 tarihinde kambiyo takibi başlattığı, davalının İstanbul Anadolu 12 İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde 27/04/2015 tarihinde borca itiraz davası açtığı, mahkemenin 2015/379 esas, 2015/611 karar sayılı 28/07/2015 tarihli ilamı ile davacının sunduğu ödeme belgelerinin İİK'nun 68 maddesinde sayılan belgelerden olmadığı ve davalının kabulünde bulunmadıkları gerekçesiyle davanın reddedildiği, akabinde 11/08/2015 tarihinde davacının iş yerine hacze gidildiği, haciz tutanağında davacı şirket yetkisinin kapak hesabının yapılmasını isteyerek hesaplanan  38.163,71-TL borcu 12/08/2015 tarihine dek ödeme taahhüdünde bulunduğu, davalı takip alacaklısı vekili tarafından bu taahhüdün kabul edildiği, davacı vekili tarafından 11/08/2015 saat 17:10 itibariyle eldeki menfi tespit davasını açtığı, ihtiyati tedbir isteminin mahkemece reddedildiği, davacının 12/08/2015 tarihinde icra dosyasına 38.163,71-TL ödeme yaptığı, yapılan harç ve masraf kesintileri akabinde aynı tarihte davalıya 34.930,65-TL ödendiği anlaşılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/19-1627 esas, 2018/1187 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; kural olarak borcun çekince ileri sürülmeksizin ödenmesi ya da ikrar edilmesi, borcun mevcudiyetinin kabulü anlamına gelir ve bundan sonra menfi tespite ilişkin iddia dinlenemez. Henüz icra takibinin kesinleşmediği dönemde, özellikle ihtiyati haczin infazı sırasında borçlunun borcu kabul ederek ödeme taahhüdünde bulunması, cebri icra baskısı altında yapıldığı gerekçesiyle gerçek anlamda bir borç ikrarı sayılmaz. Ancak borçluya takibe itiraz hakları kullandırılmış ve icra takibi kesinleşmişse artık borçlunun ikrarı veya ödeme taahhüdünün cebri icra baskısı altında verildiği kabul edilemez; böyle bir ikrarın irade sakatlığı nedeniyle geçersizliğinden de söz edilemez. Ne varki, kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte  ödeme emrine itiraz usulü bulunmadığı, borçlunun ancak imzaya ya da borca yönelik itirazlarını icra mahkemesi nezdinde ileri sürebildiği, tedbir kararı verilmedikçe icra mahkemesi nezdinde yapılan borca borca itirazın  takibi durdurmadığı, takibin kesinleşmesinin engellemediği ve ödeme yapılmaması hâlinde alacaklının, borçluya ait para, mal ve haklar üzerine haciz konulmasını isteyebildiği, somut olayda da kambiyo takibi sırasında yapılan haciz esnasında verilen ödeme taahhüdünün cebri icra baskısı altında verildiğinin ve borç ikrarı sayılmayacağının kabulü gerektiği, davalı yanın aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Somut olayda, davalı yanın elinde bulundurduğu ve konusu takibe konu ettiği üç adet bonodan ötürü, bono bedellerinin ödenmesi nedeniyle borçlu olmadığını yazılı delil ile ispat yükü davacı üzerindedir. Davacı yan,  09/01/2015 tarihli 10.000,00-TL tutarlı ve 24/02/2015 tarihli 10.000,00-TL tutarlı tediye fişleri ile 24/02/2015 tarihli 10.000,00-TL tutarlı ödeme makbuzuna dayanarak borcun ödendiğini iddia etmiştir. Bu tediye fişleri ile ödeme makbuzu üzerine, hangi numaralı senede karşılık olduklarının mahkemeye yardımcı olmak amacıyla sonradan yazıldıkları davacı vekili tarafından dava dilekçesinde beyan edilmiştir. Dolayısıyla davacı, davalının imzasını taşıyan bu ödeme belgelerinin dava konusu senetlere ilişkin olduğunu da ispat etmek durumundadır. Davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde yaptırılan mali bilirkişi incelemesinde, 11/12/2014 tarihli sözleşmeye istinaden davalıya verilen üç ayrı bononun defterlere kaydediliği, dava ve takip konusu olmayan vadesiz ve 10.000,00-TL bedelli ilk bononun 11/12/2014 tarihinde ödendiğinin deftere kaydedildiği, 11/01/2015 tarihli bonoya ilişkin ödemenin 10/01/2015,  11/02/2015 ve 11/03/2015 tarihli bonolara ilişkin ödemelerin ise ayrı ayrı 28/02/2015 tarihlerinde, henüz davalı tarafça icra takibine girişilmeden önce defterlere kaydedildiği, 12/08/2015 tarihinde icra dosyasına yapılan ödemenin ise 20/08/2015 tarihinde deftere kaydedildiği, davacının defterlerine göre taraflar arasında ödemelerin yapıldığı tarihler itibariyle başkaca bir hukuki ilişkinin bulunmadığı anlaşılmıştır.  Öte yandan davalı tarafından dosyaya sunulan 07/04/2015 tarihli simsarlık sözleşmesinin bu ödemelerin yapıldığı tarihten sonra tanzim edildiği açıktır. Diğer ifade ile davalıya anılan tediye fişleri ve ödeme makbuzlarına konu davacı defterlerine de kayıtlı toplam 30.000,00-TL ödemenin yapılmasını gerektirir başka bir borç, ödeme tarihleri itibariyle,  mevcut değildir. Davalı taraf 24/02/2015 tarihli ödeme makbuzunun taraflar arasında kurulan ikinci simsarlık ilişkisine istinaden tanzim edildiğini, aynı tarihli tediye fişinin de bu makbuza istinaden düzenendiği ve fakat davacı tarafından ön sözleşme mahiyetindeki ödeme makbuzunun  tahrif edildiğini, bu hususun mahkemece araştırılmadığı ileri sürmüş ise de, o tarihte böyle bir sözleşme bulunduğunun ispat edilememiş olması karşısında davalı yanın istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Yine ödendiği taraflar arasında ihtilaf konusu olmayan bir numaralı senedin vadesinin bulunmaması karşısında, davalı yanın 09/01/2015 tarihli tediye fişinin elden ödenen ve davacıya iade edilen bono karşılığında verildiği yönündeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. İİK'nun 72/7 fıkrası kapsamında açılan veya İİK'nun 72/6 fıkrası uyarınca istirdada dönüşen davalarda davanın kabulü halinde, davacının yalnız alacaklıya icra takibinde ödemiş olduğu paranın değil, aynı zamanda davacının icra takibinde ödemiş olduğu yargılama harç ve giderlerinin de istirdadına karar verilir.Bundan başka, davacı faiz talep etmişse ödeme tarihinden itibaren temerrüt faizine de hükmedilir (bkz. Kuru/BAKİ, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, ikinci bası, Adalet Yayınevi, Ankara 2013, s. 390, 398,399). Bu nedenle mahkemece davacının icra dosyasına harç ve diğer giderleri ile birlikte ödediği toplam  38.163,71-TL'nin istirdadına karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Ancak davacı vekilinin dairemizin ilk kaldırma kararından önce bilirkişi raporuna karşı sunduğu 24/04/2017 ve 17/10/2017 tarihli dilekçeleri ile davacının, davalıya İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespiti ile bu dosyaya  ferileri ile birlikte yapılan tüm ödemenin istirdadına  ve ayrıca davalının kötüniyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ettiği, yasal faiz talebini ilk kez davanın reddi sonrası sunduğu istinaf dilekçesi ile ileri sürdüğü, netice-i talebin ıslah da edilmemiş olması karşısında, mahkemece ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmemesi gerekirken, talep aşılarak ödeme tarihinden itibaren avans faize hükmedilmesinin yerinde olmadığı davalı yanın istinaf sebebinin bu yönden haklı olduğu anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce yeniden hüküm kurularak, davacının dava konusu takipten ve takibe dayanak bonolardan ötürü davalıya borçlu olmadığının tespiti ile, icra dosyasına ödenen 38.163,71-TL'nin  davalıdan istirdadı ile davacıya verilmesine, İİK'nın 72/5.maddesi uyarınca takip konusu alacağın yüzde yirmisi oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.  <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  16/12/2021 tarih ve 2020/22 Esas -  2021/1020 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA ve Dairemizce yeniden esas hakkında hüküm kurularak; 2-Davacının dava konusu takipten ve takibe dayanak bonolardan ötürü davalıya borçlu olmadığının tespiti ile, icra dosyasına ödenen 38.163,71-TL'nin  davalıdan istirdadı ile davacıya verilmesine, 3-İİK'nın 72/5.maddesi uyarınca takip konusu alacağın yüzde yirmisi oranında (6.100,00- TL) kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine<br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:4-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 2.606,96-TL karar harcından davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 520,88-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.086,08‬-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,5-Davacı tarafından yatırılan  520,88-TL peşin harç, 27,70-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 548,58‬-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan bilirkişi ve tebligat ücreti olarak yapılan 1.397,25 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap edilen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,10-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,<br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 11-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 12-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı,78,60-TL dosyanın istinafa gidiş dönüş masrafı olmak üzere toplam; 299,3‬0-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,13-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,14-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/07/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddeleri gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ccac4df0889767e2","SID":"a2f07f7f2ba35155"}}