{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/326 <br>KARAR NO: 2024/1240<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 13/10/2021<br>NUMARASI: 2018/853 Esas - 2021/875 Karar<br>DAVA: Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 11/07/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili nezdinde kasko poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın  28/10/2016 tarihinde ...'nin sevk ve idaresinde seyir halindeyken, sinyal verip dönüş yapacağı sırada davalı şirketlerin birlikte oluşturduğu ... Ortaklığı Tic. İşletmesi'ni oluşturan şirketlerin işleteni olduğu ... sevk ve idaresindeki 32 kapı numaralı aracın, karşı şeritte seyir halindeyken sinyali gördüğü halde dikkate almayarak sigortalı aracın ön kısımlarıyla sigortalıya ait araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini karşı aracın tam kusurlu olduğunu, müvekkili tarafından sigortalısına poliçe kapsamında 17.089,00 TL ödemeler yapıldığını belirterek TTK'nın 1472 maddesi gereğince halefiyete hak kazandıklarından alacağın ödeme tarihi olan 19/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek  avans faizi ile birlikte  davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini  talep  etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; alacağın zamanaşımına uğradığını, kazanın meydana geldiği alanın şantiye sahası olması nedeniyle KTK hükümlerinin uygulanamayacağını, ... Adi Ortaklığı'nın sorumluluğu bulunmadığını, hasar tutarının sigorta hukuku temel prensipleri gereğince öncelikle sigorta şirketinden talep edilmesi gerektiğini, kazanın dava dışı referans altyapı çalışanı ...'nin aceleci ve dikkatsiz davranışı neticesinde meydana gelmesi nedeniyle kusurlarının bulunmadığını, zarar  tespit için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini talep  etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın kısmen kabulü ile; 1-Rücu edilebilir maddi tazminat tutarı 8.544,97-TL'nin halefiyet tarihi 19/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine, \" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalılar vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı davasını davalı şirketlerden ...'a, ... San. ve Tic. A.Ş. karşı ikame ettiğini, tarafça ..., ... Turizm San. ve Tic. A.Ş. bakımından cevap sunulduğunu ancak mahkeme tarafından gerekçeli kararda davalı taraf olarak ... İnşaat, ... İmalat A.Ş. taraf gösterildiğini, işbu maddi hatanın düzeltilmesi talebi Yerel Mahkemeye sunulduğunu, davaya konu kazanın meydana geldiği alanın şantiye sahası olduğu ve bu bakımdan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun uygulanamayacağı dikkate alındığında, Mahkeme kararında davalı şirketlerin işleteni olduğu anlaşılan araca kusur izafe edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğunu, 14.08.2021 tarihli heyet raporunda davalı şirketlerin işleteni olduğundan sorumluluğunun bulunduğu belirtilmiş ise de bu sorumluluğun hangi kanun maddesinden kaynaklandığı ya da davalı şirketlere hangi hukuki gerekçe ile sorumluluk addedildiği hiçbir şekilde belirtilmediğinden raporu gerekçesiz olduğunu, bilirkişi raporundan sigortalı araçta oluştuğu iddia edilen hasara dair herhangi bir inceleme yapılmaksızın davacının aldığı tek taraflı olarak tutulan eksper raporuna istinaden hazırlandığını ayrıca dava konusu hadise dava dışı ... plakalı aracın sürücüsünün ağır kusurları nedeniyle meydana gelmiş olduğundan, müvekkil şirketler bakımından illiyet bağı kesildiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Davalılar vekilinin maddi hatanın düzeltilmesi gerektiği yönündeki itirazında; mahkemece kabul edilerek tavzih yoluyla düzeltilmiş olduğu görülmüştür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun, 2011/17-499E., 2011/557K. sayılı “.... Davacının sigortalısı araç, fabrikanın ambar kısmında yükleme yaptığı sırada, davalı şirkete ait aracın çarpması sonucu hasarlanmış: sigorta bedeli dava dışı sigortalıya ödendikten sonra davacı ödediği bu bedelin rücuen tahsilini talep etmiştir. Yukarıda da açıklandığı üzere; Karayolları Trafik Kanunu'nun uygulanması için kazanın mutlaka karayolunda meydana gelmesi gerekmemekte; karayolu ile bağlantısı olan, karayolu sayılan bir alanda meydana gelmesi halinde de karayolunda meydana gelmiş gibi kabul edilmektedir. Davaya konu trafik kazasının meydana geldiği fabrika sahasının da 2918 sayılı KTK'nun 2/a maddesi gereğince karayolu ile bağlantısının olmasına; özel izinle girilmesinin, özel güvenliğinin olmasının KTK'nun 2. maddesinin uygulanmasına engel bulunmamasına göre, kazanın meydana geldiği yer karayolu sayılan yerlerdendir ve Karayolları Trafik Kanunu uygulanır.”  şeklindeki kararında, trafik için faydalanılan ve karayolu ile bağlantısı olan alanlarda meydana gelen kazalar için KTK.'nın uygulama alanı bulacağı belirtildiği göz önüne alındığında, dava konusu kazanın meydana geldiği yolun karayolu kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.\" şeklinde karar verilmiştir.Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece yerinde keşif yapılmamış olsa da bilirkişi raporlarındaki belirlemelere göre olay yerinin  döküm alanına dönüşü sırasında meydana geldiği, 02/07/2020 tarihli ek raporun üçüncü sayfasındaki kazanın olduğu İstanbul Havalimanı bağlantı yollarına ilişkin kroki incelendiğinde,   taşıtların girip çıktığı dolayısıyla karayolu ile bağlantısı olan bir yer olduğu  anlaşıldığından kaza mahallinin karayolu sayılan yerlerden olduğu kabul edilerek karar verilmesinde  bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Mahkemece ilk alınan 09/01/2020 tarihli raporda; sigortalı ... plakalı kamyonun yüklü olduğu, 32 numaralı diğer kamyonun ise boş olduğu, davalı işletenlerin sorumlu olduğu aracın sürücüsünün karşı aracın sinyal yakmasına rağmen hızını azaltmadığı, kasko sigortalı aracın ise kamyonun şartlarına uygun olarak kontrollü geçiş sağlamadığından davacının sigortalısına %60  davalı 32 numaralı kamyon sürücüsünün ise %40 oranında kusurlu oldukları tespit edilmiş, son alınan 13/08/2021 tarihli bilirkişi raporunda ise; sigortalı ... plaka sayılı kamyon sürücüsü ...; dolum bölgesinden dolu yükü ile yolda seyri sırasında sinyal vererek sola dönüş manevrasına başladığı, ancak diğer 32 numaralı kamyon sürücüsü ...’in sinyalin verildiğini fark etmesine rağmen aracın seyir istikametinde manevra yaparak seyrettiği, bu hususun iş sağlığı ve güvenliği uzmanı tarafından da teyit edildiği, diğer taraftan ... plakalı aracın sürücüsü ...’nin de olay mahallinde sinyalini vererek dönüş yapmaya başlamadan önce, yaklaşmış olan araçların geçişine izin vermeden dönüşe başladığı dolayısıyla kazanın meydana gelmesinde her iki araç sürücüsünün de eşdeğer oranda kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda olayın oluş şekline ilişkin raporlar arasında çelişki bulunmadığı, mahkemece oranlar arasında misli fark ta olmadığından ikinci heyet raporunun dosya kapsamına uygun olduğu, sigortalı araç sürücüsünün ağır kusurundan söz edilemeyeceğinden eşit kusur oranının benimsemesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Aynı zamanda davalılar vekilinin ağır kusur nedeniyle illiyet bağı kesildiğine ilişkin itiraz da yerinde değildir.Hükme esas alınan kusur bilirkişi  raporunun  olay yeri, kaza tespit tutanağı, kazanın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşıldığına göre kusur raporuna; Hasar bedelinin belirlenmesi için alınan bilirkişi raporunun sigortalı aracın hasarlı parçaları dikkate alınarak konusunda uzman bilirkişi tarafından ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli olarak hazırlandığı anlaşıldığına göre Mahkemece bu bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından kusur raporu ve teknik raporlara ilişkin istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir.Bu nedenlerle; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davalılar vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.11/07/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d653f2253a2f03f0","SID":"f8afc5567f34e0f1"}}