{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/325 <br>KARAR NO: 2024/1239<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 05/10/2021<br>NUMARASI: 2018/1085 Esas - 2021/649 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ: 11/07/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06/12/2010 tarihinde davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu ... plaka sayılı araç ile çarpışması sonucunda müvekkilinin ağır yaralandığını, hastaneye kaldırıldığını ve tedavi gördüğünü , geçici iş göremezlik zararı nedeniyle 100 TL, müvekkilde oluşan hasar, iş göremezlik ve ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle 100 TL, iyileşme sürecinde yapılan tüm tedavi, paramedial giderler ve yol giderleri için 100 TL olmak üzere toplamda 300 TL maddi tazminatın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile, müvekkilinin uğramış olduğu manevi zararın tazmini için 20.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte sigorta şirketi haricindeki diğer davalılardan  tahsilini talep  etmiştir.Davalı ... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; ilgili kanun gereği öncelikle davacının müvekkiline yazılı şekilde başvuruda bulunması gerektiğini, bu dava şartı yerine getirilmediğinden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddini gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, müvekkilinin kusur oranında gerçek hasarı ödemekle yükümlü olduğunu bu nedenle kusur tespitinin yapılması gerektiğini, davacının kaza sırasında emniyet kemerinin takılı olmadığını, hatır taşımasının söz konusu olduğu kazalarda müvekkilinin sorumluluğunun bulunmayacağını, sağlık hizmet bedellerinin SGK tarafından karşılanacağından sigorta şirketlerinin sorumluluğunun bulunmayacağını, manevi tazminatın teminat dışında olduğunu, tazminat yönünden aktüer hesabının yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... ve ... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza sırasında müvekkilinin aracında bulunan davacı için tüm maddi ve manevi yardımların yapıldığını, davacı ile ilgilenildiğini, tüm hastane masrafları da dahil olmak üzere ödemelerin müvekkili tarafından ödendiğini, ameliyat sonrası davacının müvekkillerine ilgilerinden dolayı teşekkür ettiğini, kendilerine 7.400 TL nakit olarak ödeme dahi yapıldığını, davacının eşi ile birlikte teşekkür maksadıyla müvekkili kuruma geldiğinde moralinin düzgün olduğunu, ameliyatın başarılı geçtiğini belirttiklerini  davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... ve ... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, müvekkili ...'ın asli kusurlu olduğunu kabul etmediklerini, müvekkilinin kazada kusurlu olmadığını, kusur durumunun ATK tarafından belirlenmesi gerektiğini, maluliyet tespiti içinde dosyanın ATK'ya gönderilmesi gerektiğini, davalı müvekkillere ait aracın ...kara Sigorta tarafından sigortalı olması nedeniyle davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinden sigorta şirketinin  sorumlu olduğunu beliterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \" Maddi tazminat yönünden davalılar ... ve ... Limited Şirketi aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalılar ..., ... Limited Şirketi, ... Sigorta A.Ş. ile ... Sigorta A.Ş. aleyhine açılan davanın kabulü ile, 2.260,25 TL geçici iş göremezlik, 169.539,14 TL sürekli iş göremezlik ve 1.564,20 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 173.363,59 TL maddi tazminatın ... Sigorta A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş. yönünden 25/05/2018 tarihinden itibaren, ... ve ... Ticaret Limited Şirketi yönünden 06/12/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, B)Manevi tazminat yönünden:1-Davanın KABULÜ İLE, 20.000 TL manevi tazminatın davalılar ..., ... Ticaret Limited Şirketi, ... ve ... Ticaret Limited Şirketi'nden 06/12/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, davalılar ... ile ... Limited Şirketi vekili ve davalılar ... Tic. Ltd.şti.ve ... vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının eşine 4.000 TL ödeme yapacağını söyleyen bahsi geçen davalılar ise ödeme için işbu ibranamenin imzalanması şart koştuklarını, tüm bunlar bir yana 2011 yılında davacının yalnızca sürekli iş göremezlik tazminatı 32.245 TL iken müvekkile toplamda 4000 TL ödendiğini, mahkemenin de malumu olduğu üzere Karayolları Trafik Kanunu’nun 111. maddesine göre, bu kanunda öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersiz olduğunu, zira gerçek zarar ile ödenen miktar arasında bulunan fahiş fark karşısında Yargıtay kararları gereği yapılacak olan; davalılarca yapılan ödemenin faiziyle beraber gerçek zarardan mahsubu olup, mezkur bilirkişi raporunda da Yargıtay kararı gereği bu şekilde mahsup edildiğini, kaldı ki müvekkillere yapılan ödeme 4000 TL iken  hesaplama 7.400 TL üzerinden faiziyle birlikte yapılarak gerçek zarardan tenzil edildiğini, Mahkeme, KTK.’nun 111.maddesiyle getirilen ve yukarda anılan kuralı gözetmeden ibranameyi esas alarak davanın reddine karar verdiğini, davacı, ibranamenin hükümsüz olduğunu ileri sürdüğüne göre, bu savunmanın KTK. 111.maddesinde gösterilen kuralların ışığı altında incelenmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... ile ... Ticaret Limited Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 2918 sayılı KTK'nun 111/2. maddesinin manevi tazminat konusunda değerlendirilmeye alınmayıp davalılar hakkında manevi tazminata karar verilmesi hukuka aykırı olduğundan, kararın manevi tazminat yönünden müvekkiller hakkında tazminata hükmedilmesi KTK 111/2 hükmüne aykırı olduğunu, teknik olarak bilindiği üzere hız reaksiyon mesafesini ortadan kaldırmakta ve ortaya çıkan tehlikelerle ilgili karar süreci için sürücüye zaman bırakmadığını, ... plakalı aracın sürücüsü CBS soruşturma dosyasında bulunan beyanında hiç frene basmadığını açıkladığını, kaza tespit tutanağında ve Adli Tıp Raporunda da görüleceği üzere kaza yerinde fren izine rastlanmadığı rapor edildiğini, bunun sebebi aşırı hız olduğunu, aşırı hız kazanın oluşmasında ve sebep sonuç ilişkisinde asıl kusur olduğunu, Mahkemenin Gerekçeli Kararının ''B) Manevi tazminat yönünden: '' kısmın da devamla ''vekalet ücreti'' ve ''davacı tarafından yapılan yargılama giderleri'' manevi tazminat  ödemesine karar verilen davalılara yükletilerek usul ve yasaya aykırı karar verildiğini, Gerekçeli Kararın manevi tazminat yönünden hükmünün 4 ve 5 inci maddelerinde bulunan 4.080 TL vekalet ücreti ile 5.099,47 TL yargılama giderleri, manevi tazminat yönünden tazminat ödemesine karar verilen davalılar, ..., ... Ticaret Limited Şirketi, ... ve ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne yüklenmiş, vekalet ücreti ve dava masrafları yönünden tüm davalıların birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olmaları gerekirken sadece manevi tazminattan sorumlu tutulan davalılara yükletilmesi hukuka aykırı olduğundan kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... Tic. Ltd.şti. ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından göz önüne alınan kusur raporlarına katılmadığını, itirazları doğrultusunda; ATK üst kurulu'ndan yeni bir rapor alınması  gerektiğini, yargılama aşamasında Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenen maluliyet oranını kabul etmediğini,   oran çok yüksek olduğunu, kazanın üzerinden yaklaşık 10 yıl geçtiğini, davacı da iddia edilen maluliyetin bu kaza sonucu mu oluşup oluşmadığını ATK raporunda açık bir şekilde dile getirilmediğini, bunun üzerine hazırlanan bu rapor, yerel mahkemece verilecek hükme esas teşkil edecek derecede açık ve gerekçeli olmadığını, itirazları doğrultusunda ATK'dan yeni rapor alınması gerekliyken eksik inceleme yapılarak rapor alınmadığını,  davalılar ... ve ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine açılan maddi tazminat davası, bu davalıların davacının maddi zararlarını 20/03/2011 tarihli ibraname ile karşılaması sebebiyle reddolunduğunu, bu davalılar mahkeme tarafından %70 kusurlu bulunduğunu, tüm davalıların müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulması gerekirken, yukarıda adı geçen davalılar ibraname nedeniyle sorumlu tutulmadığını ve davalılar aleyhine hüküm kurularak maddi tazminatın faizi yönünden 06.02.2010 tarihinden itibaren sorumlu tutulduğunu, sigorta şirketleri yönünden ise temerrüt tarihi baz alındığını, bu açıklamalar doğrultusunda müvekkillerinin hakkaniyete aykırı şekilde tüm borçtan sorumlu tutulduğunu, ... ve ... aleyhine açılan maddi tazminat davasının ibraname dolayısıyla KTK'nun 111/2. maddesinin gerekçe gösterilerek reddedildiği durumda davalılar yönünden açılan maddi tazminat davasının da reddi gerekirken kabulü  şeklinde hüküm kurulması hukuka aykırı olduğunu, davacının manevi tazminat talebi afaki olup zenginleşmeye yönelik olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 06.12.2010 tarihinde saat: 13.15 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonet ile ... caddesi istikametinden ... caddesi yönüne seyir halinde iken kaza mahalli olan dönel kavşağa geldiği esnada aracının ön kısmıyla; seyir istikametine göre yolun sağındaki kavşak kolundan gelerek dönel kavşağa katılım yapmak isteyen davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin sol yan kısımlarına çarpması akabinde direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun sağ tarafındaki orta refüje sağ yan kısımlarıyla çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralanması nedeniyle her iki araç sürücüleri, işletenleri ve ZMMS sigortacılarından tazminat talep edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece  alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 05/08/2019 tarihli raporu ile İTÜ heyetinden seçilen bilirkişilerin 29/01/2021 tarihli raporları birbirleri ile aynı doğrultuda oldukları ve raporlara göre; 06/12/2010 günü meydana gelen trafik kazasında ... plakalı kamyonet sürücüsü davalı ...'ın kavşağa yaklaşırken tedbirsiz ve dikkatsiz davranarak hızını düşürmediğinden kazada %30 oranında tali kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü diğer davalı ...'ın kavşakta bulunan araçlara ilk geçiş hakkını vermesi ve kavşaktan geçişini her an tedbir alabilecek şekilde sürdürmesi gerekirken diğer sürücünün seyir istikametini kapatarak kazanın meydana gelmesine sebep olduğundan %70 oranında asli kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda alınan her iki heyet raporunun da birbirini doğruladığı, dosya kapsamı ile olayın oluşuna uygun olduğu anlaşılmakla kusura ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de  Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4.  Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre  maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal  Sigorta  Sağlık  İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015  tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında  Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında  Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve  2022/6235 K.,  2021/11515  E. ve   2022/5238 K. sayılı kararları).Somut uyuşmazlıkta Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulundan alınan  22/05/2020 tarihli maluliyet raporunda, kaza tarihine göre uygulanması gereken Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri esas alınarak davacıda dava konusu edilen trafik kazasına bağlı olarak oluşan yaralanmanın maluliyet oluşturup oluşturmadığı konusunda illiyet bağını da ortaya şekilde yapılan değerlendirmeye göre  davacının meslekte kazanma gücünü %13,2  oranında kaybettiği ve geçirdiği kaza nedeniyle 4 aya kadar geçici iş göremez hale geldiği,  başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 2  ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği tespit edilerek bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek, muayenesi yapılarak  maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. 2918 sayılı KTK'nın 111. maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasada belirtilen 2 yıllık süre, hak düşürücü süre olup mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir.Dosya kapsamında davacı tarafından imzalanmış 20/03/2011 tarihli ibraname fotokoposi mevcut olmakla, ibranamede davacının \" 06/12/2010 tarihinde ... plakalı araçta yolcu iken geçirmiş olduğu trafik kazası nedeniyle aracın sahibi ... Ticaret Limited Şirketi ile araç sürücüsü ...'ın her türlü tedavi ve tedaviye bağlı masraflarının karşılandığını, bu sürede tüm ihtiyaçlarını temin ettiklerini,7.400 TL aldığını,  maddi ve manevi tazminat alacağı kalmadığını  06/12/2010 tarihli kazadan dolayı araç sahibi ve sürücüsünü maddi manevi tazminattan dolayı gayri kabili rücu kayıtsız ve şartsız olarak ibra ettiğini 20/03/2011\" belirterek davacı ismi ve ... ismi el yazısı ile tamamı yazılarak imzalanmış olduğu görülmüştür. Bu durumda  KTK'nın 111. Maddesine göre 2 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açılmış olduğundan mahkemece ibranamede adı geçen davalılar için maddi tazminat yönünden davanın reddine ancak ibranamenin içeriğinden manevi tazminatı kapsamadığı anlaşılmakla  aynı davalılar için manevi tazminattan sorumluluklarına karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.  Davacı vekili istinaf itirazı yerinde değildir. 6098 sayılı TBK’nın 163/1. (mülga TBK 142/1) maddesi gereğince alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğunun, borcun tamamı ödeninceye kadar devam edeceği de 6098 sayılı TBK’nın 163/2. (mülga TBK 142/2) maddesi gereğidir. 6098 sayılı TBK’nın 164. (mülga TBK 143) maddesine göre müteselsil borçlulardan biri, alacaklıya karşı, ancak onunla kendi arasındaki kişisel ilişkilerden  veya müteselsil borcun sebep ya da konusundan doğan def’i ve itirazları ileri sürebilir. Müteselsil borçlulardan biri ortak def’i ve itirazları ileri sürmezse, diğerlerine karşı sorumlu olur. Bunun yanında 6098 sayılı TBK’nın 166. (mülga TBK 145) maddesine göre, borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır. Yine 6098 sayılı TBK’nın 168/2.(mülga TBK 147/2) maddesine göre de, alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır. Somut olayda; davacı tarafından, zarardan müteselsilen sorumlu olan ... plakalı araç maliki ve sürücüsünden ibraname imzalanmış olmakla diğer araç davalıları olan sürücü ve işletene sirayet edip etmeyeceği ile kusuru oranında sorumlu olup olmayacağı üzerinde durulması gerekirken, bu husus hiç tartışılıp değerlendirilmeden  yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.Kabule göre; manevi tazminatın sigorta şirketleri dışındaki davalılardan tahsiline karar verilmiş olmakla vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden bu davalıların sorumlu tutulmalarında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekili istinaf başvurusunun reddine, davalılar ... ile ... Ticaret Limited Şirketi vekili ve davalılar ... Tic. Ltd.şti.ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalılar ... ile ... Ticaret Limited Şirketi vekili ve davalılar ... Tic. Ltd.şti.ve ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı vekili, davalılar ... ile ... Ticaret Limited Şirketi vekili ve davalılar ... Tic. Ltd.şti.ve ... vekili tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/07/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f607fd73a6b02d21","SID":"fc22ce1e9482ec87"}}