{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/528 <br>KARAR NO: 2024/953<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/12/2021<br>NUMARASI: 2021/157 Esas - 2021/965 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit <br>Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;\t<br>DAVA: Davacı vekili;  müvekkilinin, eski ortağı davalı ...'ya herhangi bir borcu olmamasına rağmen davalı tarafından önceden hazırlanan ve ... tarafından uygulanan plan dahilinde şirket içinde davalı tarafından kasten anlaşmazlık çıkarıldığını, ...'in planlı olarak devreye girmesi ve ... A.Ş.'nin o dönemde inşaatına başlayacağı Bağcılar Kentsel dönüşüm projesinin tehlikeye girmemesi bahanesi ile bu anlaşmazlığı dost meclisi ile çözmeye talip olması ve kendisinin bu tür sorunları çözmekte uzman olduğunu beyan etmesi ile sürecin başlatıldığını, müvekkiline tarihsiz belgeler imzalatılarak geçmiş tarihler atıldığını, yapılan işlere yasal kılıf bulmak amacıyla dost meclisine Tahkim Heyeti adını vererek müvekkilinin sahibi olduğu % 50 hissenin \"tedbiren\" devrinin sağlandığını ve akabinde excel tabloları ve sözde bilirkişi hesapları ile müvekkilinin borçlu gösterilerek teminat senetleri almaya başladıklarını, tarafların ...'ın ...'de bulunan ofisine vekilleri ile birlikte davet edildiğini, burada ...'nun silahlı adamları gölgesinde tehdit ve hile ile senetler aldıklarını, senetlerin müvekkilin çocuklarına kefil olarak imzalatıldığını, yediemin olarak Av. ...'ya teslim edilecek iken 880.000-Euro bedelli olan senedin derhal ...'ya verildiğini ve kısa süre sonra icra takibine konu edildiğini, toplantılarda yasa dışı kararlar alındığını, tahkim kararlarının iptaline ilişkin olarak açılan İstanbul BAM 14. HD.'nin 2018/2-6 sayılı ilamı ile sözde tahkim kararının tümüyle iptal edildiğini, kararın Yargıtayca incelenmesinden geçmek suretiyle kesinleştiğini, somut olayda tarafların dava dilekçesi olarak hakem kuruluna sunulan bir talebi bulunmadığı halde karar verildiğini, bu ağır usul hatasının kamu düzenini bozar nitelikte olduğunu, iptal edilen sözde tahkim kararının iptali ile birlikte karar kapsamında yapılan borçlandırmaların da ortadan kalkacağını belirterek takip konusu yapılan  İstanbul ... İcra Dairesi'nin ...esas sayılı dosyası ile 880.000-Euro bedelli teminat olarak alınan senet ve  İstanbul ... İcra Dairesi'nin .. E. dosyası ile 15.000.000-TL bedelli teminat olarak alınan senedin boş kısımları doldurularak işleme konulduğunu belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, müvekkilinden bedelsiz olarak tedbiren alınan %50 oranındaki şirket hisselerinin müvekkiline iadesine, takiplerin iptaline, takibe konu senetlerin bu hacizlere sebep olması nedeniyle dava sonuna kadar teminat alınmadan takiplerin durdurulmasına,müvekkili lehine %20 tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili; davacının iddialarını somutlaştırması gerektiğini, davacının aynı talebe ilişkin Bakırköy 7. ATM'nin 2019/980 E. Sayılı dosyası ile dava açtığını,davacının 2014 yılında müvekkili ile ... A.Ş'ye ortak olduğunu, ancak taahhüt ettiği ödeme ve ayni sermayeyi getirmediği için bu ortaklığın 01/03/2018 tarihinde sonlandırıldığını, davacının ortak olduğu dönemde şirketin çeklerini şahsi işleri için kullanarak, şirkete zarar verdiğinin tespiti için yapılan tahkim yargılamasında davacının kusurlu bulunarak, müvekkiline karşı borçlu olduğu ve borçlu olduğu tutarın tahsil edilmesine karar verildiğini, davacının avukatı ile birlikte tahkim sonuç belgesini imzaladığını, ...'ün bir kısım borcuna karşılık 15.000.000-TL ve 880.000-Euro bedelli bonoları düzenleyerek müvekkili ...'ya teslim ettiğini, davacının çocuklarının da bu bonolara kefil sıfatı ile imzaladıklarını belirterek, davanın arabuluculuk süreci yerine getirilmeden açılması ve Bakırköy 7. AHM'nin 2019/436 E. Sayılı dosyası ve Bakırköy 7. ATM'nin 2019/980 E. Sayılı dosyaları ile derdest olan davaları nedeniyle davanın dava şartları eksikliği nedeniyle usulden aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; taraflar arasında şirket hisse devri ve buna bağlı alacak verecek ilişkisi olduğu, senetlerin teminat amacıyla yedi emine tevdi edildiği, ancak yedi emin tarafından davalıya teslim edildiği, yine şirket hisselerinin tedbiren ve teminat amacıyla davalıya devredildiği, bütün  bunların ortadan kaldırılan ..., ..., ..., ...ve ...'dan müteşekkil hakem heyetinin talebi ve kararıyla yapıldığı, senetlerin verilmesine ilişkin hakem kararında ise hakemlerden ...'in bulunmadığı, teminat senedi olarak verilen senetlerin davaya konu İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... ve ... Esas sayılı takip dosyalarında davalı tarafça takibe konu edildiği ve kambiyo takibi yapıldığı, icra mahkemesine yapılan şikayette İstanbul 23. İHM'nin 2018/802 E. ve  İstanbul 12. İHM'nin 2019/935 E. sayılı dosyalarında itirazın reddine karar verildiği, ortadan kaldırılan bir hakem kararı üzerine teminat amaçlı verilen bonoların sebepten mücerret olmadığı, teminat amaçlı verildiği, temin edildiği alacağın kaynağı hakem kararının ortadan kaldırıldığı, bu durumda bedelsiz kaldığı ve davacının bu senetler nedeniyle bir borcunun olmadığı, yine davaya konu şirket hisselerinin de gerçek bir devir yapılmadan ve bir bedel ödenmeden davacı tarafından davalıya devredildiği, bunun da dayanağı olan hakem kararının ortadan kaldırıldığı, bu haliyle hisselerin de iadesi gerektiği, davalının veya şirketin bir zararı veya alacağı varsa bunun başka belgelerle ortaya konulup ispatı gerektiği, bunun da ayrı bir davanın konusu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile İstanbul ... İcra Dairesi'nin ...ve ... E. Sayılı takip dosyaları ve bu dosyalara konu 15.000.000-TL ve 880.000-Euro bedelli senetler nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, takiplerin iptaline, davalının kötü niyeti sabit olmadığından tazminata hükmedilmesine yer olmadığına, tahkim heyeti kararının iptal edilmesi nedeniyle davacı tarafça davalıya devredilen .. A.Ş'nin %50 hissesinin davalıdan alınarak davacı adına şirket pay defterine kaydına karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili; taraflar arasındaki tahkim sözleşmesinin mahkemece görmezden gelindiğini, tahkim yargılaması devam ederken genel mahkemelerde dava açılamayacağını, hakem kararının iptaline ilişkin kararın sadece usule ilişkin olduğunu, taraflar arasındaki tahkim sözleşmesinin feshedilmediğini, bu nedenle tahkim yargılamasının halen geçerliliğini koruduğunu, davacının tek taraflı irade beyanıyla tahkim sözleşmesinden dönemeyeceğini, ancak buna rağmen davacının tahkim sözleşmesine aykırı olarak bu davayı açtığını, eldeki davanın açılmasının derdestlik dava şartına da aykırı olduğunu, müvekkili tarafından tahkim sürecinin işletileceğini, eldeki dava ile aynı olan Bakırköy 7. ATM'nin 2019/980 esas sayılı dosyasının eldeki dava için derdestlik teşkil ettiğini, davacının aynı zamanda dava konusu aynı olan Bakırköy 6. ATM'nin 2019/221 E. sayılı davasını açtığını, davanın harç eksikliği nedeniyle reddedildiğini,davacının adli yardım talebinin haksız olarak kabul edildiğini, menfi tespit davası ile hisse devrinin iptali davasının aynı dava içerisinde görülemeyeceğini, menfi tespit davasının yazılı usule, hisse devrinin iptali davasının ise basit usule tabi olduğunu,harca esas değerinin belirlenmediği gibi harcın ikmal de edilmediğini, hisse iptaline ilişkin davalarda davalı olarak şirketin kendisinin de gösterilmesi gerektiğini, hukuki dinlenilme hakkının ihlaline yol açıldığını, mahkemenin kesin yetki kuralını uygulamadığını, kesin yetki nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, icra takibinin iptaline karar verme yetkisinin icra mahkemelerine ait olduğunudan ticaret mahkemelerinin takibin iptaline karar veremeyeceğini, bu şekilde kefiller yönünden takibin devamının engellendiğini, dava açmayan kişileri de kapsayacak şekilde karar verildiğini, avalistlerin asıl borçlu gibi sorumluluklarının devam ettiğini, avalistlerin bağımsız borç yükü altına girdiğini, sırf bu nedenle bir kararın kaldırılması gerektiğini, mahkemece delil listesinde yer alan delillerin celbedilmediğini, davacının 2014 yılında müvekkili ... ile ... A.Ş'ye ortak olduğunu, ancak taahhüt ettiği ödeme ve ayni sermayeyi getirmediği için bu ortaklığın 01/03/2018 tarihinde sonlandırıldığını, davacının ortak olduğu dönemde şirketin çeklerini şahsi işleri için kullanarak şirkete zarar verdiğini, davacı hakkında Büyükçekmece 6. Asl.CM'nin 2020/422 E. sayılı davasının açıldığını, bu dosyanın mahkemece incelenmediğini, tahkim yargılamasında davacı ...'ün kusurlu bulunarak, müvekkiline karşı borçlu olduğu ve borçlu olduğu tutarın tahsil edilmesine karar verildiğini, bu davada davacının şirket çeklerini şahsi menfaatleri için kullandığının ispat edildiğini, tahkim yargılaması sonucunda davacının müvekkiline en az 95.000.000-TL borçlu olduğunun tespit edildiğini, sırf usuli eksiklik nedeniyle bu davanın haksız şekilde kabul edilmesinin doğru olmadığını, tahkim süreci, sözleşmeler ve kayıtların davacının katılımı ile olduğunu, davacının avukatı ile birlikte tahkim sonuç belgesini imzaladığını, söz konusu belgenin Avukatlık Kanunu'nun 35. maddesi kapsamında bir belge olduğunu, ancak bu durumun mahkemece hiç değerlendirilmediğini, müvekkilinin ya da tahkim üyelerinin zorla senet almasının söz konusu olmadığını, davalının ortak olurken taahhüt ettiği ödemeleri ve tapu devirlerini yapmadığını, bu nedenle şirkette ortak kalmasını gerektirir bir durum bulunmadığını, davacının senedin sonradan doldurulduğu, baskı ile alındığı iddialarını ispatlayamadığını, mahkemece acele şekilde tahkikat yapılmadan ilk duruşmada usule aykırı şekilde karar verildiğini, yemin deliline dayanılmasına rağmen yemin delilinin kullandırılmaması ve mahkemenin yargılama gideri ve vekalet ücreti bakımından da kararının hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespiti ve ... A.Ş.'nin %50 hissesinin iadesi istemine ilişkindir. Davacı davaya konu senetlerin ve ... Gayrimenkul A.Ş'nin %50 hissesinin iptal edilen hakem kararına dayalı olarak verildiğini belirterek hakem kararının iptali ile menfi tespit ve şirket hisselerinin iadesi için bu davayı açmıştır. Hakem kararına karşı açılan iptal davası üzerine İstanbul BAM 14. H.D.'nin 2018/2-6 sayılı ilamı ile hakem yargılamasının yürütülmesinde ağır usul hataları yapıldığı, bu usul hatalarının kanunun emredici düzenlemelerine aykırı olduğu, hakem heyetine verilmiş bir dava dilekçesi bulunamadığı halde hakem heyeti tarafından davacıya dava dilekçesinin verilmesi konusunda HMK'nın 428. maddesi uyarınca taraflara süre verilmediği, dava dilekçesinin ibrazının sağlanmadığı, buna rağmen esasa dair hüküm verildiği, ağır usul ihlallerinin hükmün verilmesine etki ettiği, HMK'nın 439. maddesindeki iptal koşullarının oluştuğu gerekçesiyle hakem kararının iptaline dair verilen karar temyiz incelemesinden geçmek suretiyle kesinleşmiştir.Davalı,  Bakırköy 6. ATM'nin 2019/221 E. sayılı dosyası ile Bakırköy 7. ATM'nin 2019/980 E. Sayılı davasının eldeki dava açısından derdestlik teşkil ettiğini ileri sürmüştür. İstikrar kazanmış Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, davanın açılmamış sayılması kararı istinafı kabil kararlardandır. Ancak derdestlik yönünden kararın istinaf edilmeyerek veya istinaf aşamasından geçerek kesinleşmesini aramaya gerek yoktur. Burada davaların takipsiz bırakılmasını önlemek amacı güdülmüştür. Bu itibarla davanın taraflarca takip edilmemesi sebebiyle dosyanın işlemden kaldırılması tarihinden itibaren 3 ay içinde dava yenilenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına ilişkin oluşan tüm yasal hüküm ve sonuçlar, başkaca bir işleme bağlı olmadan doğrudan doğruya yürürlük kazanır. Bakırköy ... ATM'nin 2019/221 E sayılı dosyasında ... Gayrimenkul A.Ş.'ye ait % 50 hissenin davacı adına tescili talep edilmiş olup 01/10/2019 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Yine derdestlik itirazına konu edilen Bakırköy 7 ATM'nin 2019/980 E. sayılı dava dosyasında  07/09/2021 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olup, eldeki davanın açıldığı tarih itibariyle eldeki dava yönünden derdest dava bulunmadığından davalının derdestliğe dayalı itirazları yerinde görülmemiştir.  Davalı vekili, tahkim sözleşmesi nedeniyle yargılamanın mahkemede yapılamayacağını ileri sürmekte ise de davalının bu itirazı HMK'nın 116/-b maddesinde ilk itiraz olarak düzenlenmiş olup cevap süresinde tahkim ilk itirazı ileri sürülmediğinden aksi yöndeki istinafı yerinde değildir. Tahkim heyeti nihai kararı ile; \"...Üçüncü bilirkişi raporu olan (belge no:B-1-1) doğrultusunda ...'ün şirkete olan borçlarını ödemesi ve 01.01.2018 tarihinden hisseyi geri alacağı tarihe kadar şirketin borçlarını hissesi oranında ödemesi halinde 28.02.2018 tarihinde alınan tahkim kurulu kararına istinaden tedbirden devredilen ... A.Ş.'deki %50 hissesini geri almasına oy birliği ile karar verildi. 4.Son yapılan protokol gereği (belge no:A-5-1) ...'ya yediemin olarak verilen senetlerin heyet başkanı ...'in aracılığıyla üçüncü bilirkişi raporu olan ...'in sunduğu (belge no: B-1-1) göre alacaklı görünen ...'ya verilmesine, ... tarafından ... lehine keşide edilen senedin iptal edilerek heyet başkanı ... tarafından yediemin olarak saklanmasına oy birliği ile karar verildi. ...\" şeklinde karar verildiği görülmektedir. \"Tahkim Komisyonu Sonuç Sözleşmesi\" başlıklı belgede dava konusu senetlerin düzenleneceği açıkça belirtilmiş olup hakem kararı ile de senetlerin davalıya verildiği kararda açıkça belirtilmiştir. Bu durumda bahsi geçen senetlerin hakem heyeti sürecinde ve karar kapsamında keşide edilerek davalıya verildiği sabittir. Yine, davaya konu şirket hisseleri de bu kapsamda bir bedel ödenmeden davalıya devredilmiştir. Hakem kararının iptali ile hakem kararı ile ortaya çıkan tüm sonuçlar ortadan kalktığından bahsi geçen senetlerden dolayı davacının davalıya karşı sorumlu tutulması mümkün olmayıp, hakem kararı ile hisse devri de dayanaksız kaldığından şirket hisselerinin davacıya iadesi gerekir. Hakem kararı iptal edildiğinden senetlerin ve davalıya devredilen hisselerin, davalının veya şirketin zararının teminatı olarak kabulü mümkün değildir. Dava konusu senetlerde ..., ... ve ...'ün aval olarak yer aldığı ve takibin bu kişilere de yöneltildiği, davada bu kişilerin davacı sıfatı olmadığı halde bu kişileri de kapsayacak şekilde takibin iptaline karar verilmesinin doğru olmadığı ileri sürülmüştür. Ancak mahkeme kararlarının hüküm ve sonuçları, davada taraf olarak gösterilen kişiler üzerinde meydana gelir. Dava konusu kambiyo senetlerinde aval olarak imzası bulunan kişiler, eldeki davada yer almadığından ilk derece mahkemesi kararının avalleri kapsamadığı şeklinde anlaşılması gerekmektedir. Bu hususun kararda açıkça gösterilmemesi sonuca etkili olmadığından davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedeni haklı bulunmamıştır.Diğer taraftan, şirket hisselerinin iadesine ilişkin talep bakımından şirketin de hasım gösterilmesi gerektiği iddia edilmiş ise de, iki ortaklı şirketin her iki ortağı da davada yer aldığından şirketin ayrıca hasım gösterilmesine gerek bulunmamaktadır. Bunun dışında farklı yargılama usulüne tabi olan hisselerin iadesine ilişkin taleple menfi tespit isteminin birlikte görülemeyeceği, hisselerin iadesine ilişkin talep bakımından kesin yetki kuralı gereğince mahkemenin yetkili olmadığı, yemin delilinin kullandırılmadığı ileri sürülmüş ise de davanın hakem kararının iptaline dayalı olarak açıldığı, davanın açılmasına dayanak olgunun ve uyuşmazlığın iptaline karar verilen hakem kararından kaynaklandığı, ortaklıktan kaynaklanan bir uyuşmazlık bulunmadığı, hakem kararının iptaline dayalı olarak açılan davada yemin delili ile ispat edilebilecek bir vakıa bulunmadığı, dava değeri üzerinden vekalet ücreti takdirinde de bir hata bulunmadığı dikkate alındığında aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 1.824.980,66-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 456.245,7‬0-TL harcın mahsubu ile kalan 1.368.734,96-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 36-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,  Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 13/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7be79bb702b52d4d","SID":"9a4b7c7df45c9b3c"}}