{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1029 <br>KARAR NO: 2024/1001<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/10/2020<br>NUMARASI: 2014/1360 E. -  2020/519 K.<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili şirket  arasında 05.01.2011 tarihinde tapuda ''Konya ili, Seydişehir ilçesi, ... Köyü, ... Mevkii''nde kain,  ... parsel sayılı taşınmazdaki akaryakıt istasyonunun davalı şirket tarafından işletilmesi amacıyla bayilik sözleşmesi akdedildiğini, davalının, Seydişehir Noterliğinin 27.06.2013 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile ekonomik sıkıntı nedeniyle bayilik sözleşmesine konu tesiste satış yapılmadığını bildirerek taraflar arasındaki sözleşmeyi fiilen sonlandırdığını, ihlal ettiğini, Beyoğlu ... Noterliğinin 21.03.2014 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle davaya konu bayilik sözleşmesinin müvekkil şirket tarafından haklı nedenle feshedildiğini,  söz konusu ihtarname ile müvekkili ve davalı  arasında imzalanan akaryakıt istasyonları için ariyet sözleşmesi çerçevesinde davalı şirkete teslim edilen,  mülkiyeti müvekkilin ait sökülebilir nitelikteki menkullerin iade edilmesi hususunun da davalıya ihtar edildiğini, ancak, ihtarnameye rağmen menkullerin  müvekkiline iade edilmediğini,  davalı tarafça müvekkiline iade edilmeyen sökülebilir nitelikte malzeme ve ekipmanların; kurumsal kimlik,  3adet b3 plus akaryakıt pompası, 1 adet hava su saati,  5 adet dalgıç pompa,  1 adet kompresör 7,5,  1 adet jeneratör 35 kwa,  tank ve pompa otomasyonu, market rafları olduğunu,  bayilik sözleşmesinin 27.1.maddesinde ''Bayi'nin bu sözleşmede yer alan hususlardan herhangi birisine uymaması halinde ...; a) Mal teslimatını bir süre için durdurmak b)Zarar, ziyan satış kaybından dolayı maruz kaldığı kâr kaybını talep etmek c) Sözleşmeyi derhal ve süresinden önce feshetmek, yaptırımlarından herhangi birini, birkaçını veya hepsini BAYİ'ye uygulamak hakkında veya bunları uygulayıp hem de BAYİ'den akdin ifasına devam edilmesini talep etmeye yetkilidir'' şeklinde düzenlenen kâr kaybına ilişkin hüküm gereğince davalının, müvekkilinin kâr kaybını telafi etmek durumunda olduğunu, sözleşmenin devam etmesi durumunda davalı şirketin müvekkili şirketten yapacağı alımlar baz alınarak hesaplanan kâr kaybının 9.491,00 USD olduğunu, davalı şirketin feshe sebebiyet vermesinden dolayı müvekkili şirketin maruz kaldığı kâr kaybını ödemekle yükümlü olduğunu ileri sürerek,  fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak, alacağın değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere, davalı tarafça iade edilmemiş olan sökülebilir nitelikteki malzeme ve ekipmanlar olan: kurumsal kimlik, 3 adet b3 plus akaryakıt pompası, 1 adet hava su saati, 5 adet dalgıç pompa, 1 adet kompresör 7,5, 1 adet jeneratör 35 kwa, tank ve pompa otomasyonu, market raflarının davacıya aynen teslimine, aynen tesliminin mümkün olmaması halinde belirlenecek rayiç bedellerinin  (şimdilik 10.000,00 TL) temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacıya ödenmesine,  davacının  kar kaybı bedeli olan  9.491,00 USD'nin temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faizi ile  davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 01.06.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile ariyet malların bedeline ilişkin talebini 24.600,00 TL arttırarak 34.600,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı  şirket yetkilisi, savunmasında özetle; davacı tarafın iddia ettiği gibi bayilik sözleşmesinin davalı şirket tarafından sona erdirilmediğini,  davalı tarafından davacı şirkete gönderilen ihtarnamede feshi ihbar durumunun söz konusu olmadığını, gönderilen davalının o an itibariyle ekonomik sıkıntı içinde bulunduğunu, bu nedenle satış yapılamadığının belirtildiğini, bayilik sözleşmesinin devam etmesi kaydıyla ariyet sözleşmesine konu olan menkullerin 3 gün içerisinde teslim alınmasının talep edildiğini, davacının, sözleşmenin davalı tarafından sonlandırıldığına ve ihlal edildiğine ilişkin iddiasının yerinde olmadığını, davalının sözleşme ihlali olmadığını,  davalının hiçbirşekilde temerrütü olmadığını,  ihtarname ile ariyet sözleşmesine konu olan menkulleri ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içerisinde teslim almalarını talep edenin bizzat  davalı olduğunu, davacının bu talebe rağmen bugüne kadar menkul malları teslim almadıkları gibi otomasyon sistemini de teslim almadığını, dolayısıyla sözleşme uyarınca temerrüte düşenin bizzat davacı tarafın kendisi olduğunu, davacı tarafın kar kaybına ilişkin isteminin de yerinde olmadığını, zira davacı tarafın talebinin tahmine dayandığını, davacının  ortalama satış iddiasına dayalı olarak böyle bir talepte bulunduğunu, davacı tarafça dosyaya sunulan bayilik dilekçesindeki kar kaybına  ilişkin düzenlemenin haksız şart hükmünde olduğunu, davacı tarafın bayilik sözleşmesi bayi ile müzakere edilerek anlaşılan  bir hüküm olmadığını, davacı tarafın tek taraflı olarak tabir yerinde ise bayilerine dayattığı bir sözleşme hükmü olduğunu, aksi kabul edilse dahi  taraflar arasındaki bu sözleşme hükmünde satış kaybından dolayı maruz  kalınan kar kaybını talep etmek şeklinde bir düzenleme getirildiğini,  bu düzenlemeden salt satış miktarından elde edilecek karın  anlaşılacağının açık  olmadığını, bu durumda yapılması gerekenin şirketin akaryakıt satışı ile bu satışı gerçekleştirmek için yapmış olduğu giderler düşüldükten sonra yani gelir ile gider farkı tespiti yapıldıktan sonra kalan miktarın ancak kar kaybı olarak nitelendirilebileceğini, böyle bir tespit yapılmadan kar kaybına sebebiyet verildi denilerek böyle bir talepte bulunulmasının hukuki olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \" ...Dava akaryakıt bayiilik sözleşmesinin sona ermesi nedeni ile talep edilen kar mahrumiyeti ve sözleşme kapsamında davalı yana ariyet olarak bırakılan malzemelerin bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.Taraflar arasında 05.01.2011 tarihinde 5 yıl süreli akaryakıt bayiilik sözleşmesi ve akaryakıt istasyonları için ariyet sözleşmesi imzalandığı, davalı tarafından keşide edilen 27.07.2013 tarihli Seydişehir  noterliği'ne ait ihtarname ile davacı yana \" Şirketimizin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntı sebebiyle şu an tesiste satış yapamamaktayız. Bayilik sözleşmemiz devam etmek kaydıyla şirketimizdeki ariyet sözleşmesinde konu alan menkulleri ... 3 gün içinde almanız ihtar olunur..\"ihtarının gönderildiği, davacı tarafından Beyoğlu .... Noterliğinden gönderilen 21.03.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile \"... Muhatabın söz konusu otomasyon yükümlülüğüne aykırı davranması, istasyonu terk ederek istasyondaki ticari faaliyetine son vermesi ve muaccel borçlarını ödememesi nedeniyle muhatabın müvekkil şirketler ile akdettiği bayilik sözleşmeleri ve ekleri iş bu ihtarname ile feshedilmektedir..\" ihtarı ile sözleşmenin feshedildiği ve ariyet olarak  bırakılan ürünlerin teslimi talep edildiği anlaşılmıştır. Davacı yanın kar mahrumiyeti talep edebilmesi için sözleşme feshinde haklı nedene dayanması gerekmektedir. Davacının sözleşme feshinde haklı nedene dayanması durumunda   \"fesihten sonra ki dönemde kar mahrumiyeti zararı hesaplanmasında ,davacının aynı bölgede aynı şartlarla yeni bir bayilik ilişkisi kurabilmesi için gerekli olan makul süre belirlenerek\" davacının talep edebileceği kar mahrumiyeti hesaplanmalıdır.(Yargıtay 19.HD nin 2016/2825 -9158, 2015/11965-2016/6931 ,2015/11090 esas-2016/1858 sayılı kararları da aynı yöndedir.). Davalı tarafından 27.06.2013 tarihinde davacı yana gönderdiği ihtarname de şirketin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntı nedeni ile satış yapamadıklarını, bayilik sözleşmesi geçerli kalmak kaydı ile ariyet olarak alınan malların teslim alınmasının bildirildiği, davacı yan tarafından gönderilen fesih ihtarında ise davalının otomasyon yükümlülüğüne aykırı davranması, ticari faaliyete son vermesi ve muaccel borçlarını ödememesi nedeni ile sözleşmenin feshedildiğini bildirdiği, dosya içerisinde yer alan ihtarnameler ve taraf beyanları dikkate alındığında davacının sözleşme feshinde haklı olduğunu ispat edemediği ve kar mahrumiyeti talep edemeyeceği  mahkememizce kabul edilmiş buna ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında imzalanan akaryakıt istasyonları için ariyet sözleşmesinin 1. Maddesinin (f) bende gereği davalının ariyet olarak alınan ürünleri davacı yana teslim etmek durumunda olduğu  ... \" gerekçesiyle, davanın kısmen kabul-kısmen  reddi ile davacının kar mahrumiyeti talebinin reddine,  ariyet olarak bırakılan ürünlerin iadesi talebinin kabulü ile  mümkün olması halinde  kurumsal kimlik, 3 adet b3 plus akaryakıt pompası,  1 adet hava su saati, 5 adet dalgıç pompa, 1 adet kompresör 7,5, 1 adet jeneratör 35 kwa, tank ve pompa otomasyonu ile market raflarının davalıdan alınarak davacı yana iadesine, aynen iadesinin mümkün olmaması halinde rayiç bedelleri olan 34.600,00 TL'nin temerrüd tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı yana ödenmesine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; feshin haklılığının ispat edilemediğine ilişkin ret gerekçesinin anlaşılamadığını, davalının sözleşmeye aykırı fiilleri ile sözleşmenin sona ermesine neden olduğunun izahtan vareste olduğunu,  davalının müvekkiline gönderdiği Seydişehir Noterliğinin 27.06.2013 tarihli, .. yevmiye nolu ihtarnamesinde şirketin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntı nedeniyle tesiste satış yapılamadığını, ariyetlerin geri almasını istediğini,  buna rağmen sözleşmenin devam ettiğini ifade ettiğini,  aslında sözleşmenin davalı tarafından fiilen sona erdirildiğini, davalının sözleşmenin ticari amacına ve mevzuata tamamen aykırı bu tutumunun müvekkili veya herhangi bir tacir/dağıtıcı tarafından kabul edilmesinin düşünülemeyeceğini, müvekkil tarafından gönderilen ihtarname ile sözleşmenin haklı nedenle derhal sona erdirildiğinin davalıya bildirildiğini,  davalının sözleşmeyi ihlal eden fiillerinin bilirkişi incelemeleri ile de ortaya konulmasına rağmen müvekkilinin bu hususun ispatı bakımından daha fazla ne gibi bir ispat vasıtası kullanabileceğinin kararda açıklanmadığını, davalının kendini vekille temsil ettirmemesine rağmen davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin açıkça hatalı olduğunu, davalının sadece cevap dilekçesi adı altında bir beyan dilekçesi sunduğunu, bu dilekçenin de şirket yetkilisi tarafından hazırlandığını, şirket yetkilisinin HMK anlamında \"vekil\" olmadığının  aşikar olduğunu, bu sebeple kararın  bu yönden de kararın kaldırılması gerektiğini,  ayrıca, davalı tarafından karşılanan bir yargılama gideri bulunmamasına rağmen 450,00 TL'lik yargılama giderinin davalı tarafından yapıldığı belirtilerek kabul ve red oranına göre 175,77 TL'nin  müvekkiline yüklenmesinin de hatalı olduğunu, hükmün bu kısmının da hatalı olduğunu, davalının yaptığı bir yargılama gideri bulunmadığını, kar mahrumiyeti talebi bakımından tüm sözleşme dönemine göre yapılan hesaplamanın dikkate alınması gerektiğini, bilirkişi raporlarında  bayilik tesisi için geçecek makul süre ile sınırlı hesaplama yapıldığını, bu sürenin 3 ay ve 6 ay olabileceği yönünde iki farklı görüş sunulduğunu,   makul süre olarak 3 ayın kabul edilmesi halinde 6.132,11 TL; makul sürenin 6 ay olarak kabul edilmesi halinde 12.264,22 TL,  makul süre esası uygulanmaksızın sözleşmenin kalan 655 günlük süresine tekabül eden kar kaybının  ise 44.628,11 TL olarak tespit edildiğini, somut olayda yeni bayilik tesisi için geçecek sürenin 3 veya 6 aydan çok daha uzun süreceğinin, yazılan müzekkerelere verilen cevapların da somut olay özelindeki bu iddialarını doğrular nitelikte olduğunu, bu itirazlarının devam ettiğini, bunun da ötesinde taleplerinin makul süre hesaplaması yapılmaksızın, kalan sözleşme süresine göre yapılmış hesaplamaya göre karara bağlanması gerektiğini, kök raporda da bu yönde değerlendirme yapıldığını, kök raporda sözleşmenin davalının kusuru sonucunda sona ermiş olduğu tespit edildiğini, kar mahrumiyeti talebinin niteliği bakımındansa sözleşme hükümlerine gönderme yapılarak  ''Bayiliği veren o bölgede başka bir bayilik açmış olsa veya bayilik açmak için gereken makul süreyi geçirmiş olsa ve dolayısıyla gerçekte bir zararı bulunmasa dahi, sözleşmeye göre anlaşma süresinin sonuna kadar hesaplama yapılacaktır. Fakat hesaplama, ortada zarar söz konusu olmadığından artık bir zarar hesabı değil, cezai şart hesabı mahiyetinde olacaktır. Yani taraflar zararın bulunup bulunmamasından bağımsız olarak bu tutarın ödenmesini kabul etmişlerdir. Başka bir ifade ile taraflar her ne kadar burada bir kar kaybı zararı hesabından bahsetmiş olsalar da, bu hesap zararın varlığından bağımsız olduğundan gerçekte bir cezai şart mahiyetindedir.\" şeklinde değerlendirme yapıldığını,  buna görüşe göre sözleşmede yer alan '' Bayii, ... 'in zarar, ziyan satış kaybından dolayı maruz kaldığı kar kaybını peşinen kabul ve taahhüt etmiştir...\" hükmünün yorumlanmasıyla ulaşıldığını,  bilirkişi raporlarında sözleşmenin kalan 655 günü için hesaplanan kar mahrumiyeti alacağının 44.628,11 TL olarak tespit edildiğini, davadaki taleplerinin  USD üzerinden yöneltildiğini,  dava tarihindeki döviz kuru üzerinden karşılaştırıldığında yapılan tespitin davadaki taleplerinin de  üzerinde olduğunu,  bu sebeple davanın 9.941,00 USD'lik talepleri yönünden   tümden  kabulüne karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tüm talepler yönünden kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, akaryakıt bayilik sözleşmesinden kaynaklanan ariyet konusu malların iadesi, mümkün olmazsa bedelinin tahsili  ile kar mahrumiyeti alacağının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, taraf vekillerince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında 05.01.2011 tarihinde düzenlenen akaryakıt istasyonu bayilik sözleşmesi ile 5 yıl süreli bayilik ilişkisi başladığı,  davalının Seydişehir'de  bayiliğini alarak davacıdan temin ettiği ... marka ürünleri kendi nam ve hesabına satmayı taahhüt ettiği davacı tarafından  davalıya, ariyet konusu kurumsal kimlik,  3 adet akaryakıt pompası, 1 adet hava su saati,  5 adet dalgıç pompa,  1 adet kompresör,  1 adet jeneratör,  tank ve pompa otomasyonu, market raflarından oluşan malların verildiği,  davalının 27.06.2013 tarihli ihtarnamesi ile şirketin  ekonomik sıkıntı içinde bulunması sebebiyle  tesiste satış yapılmadığını, bayilik sözleşmesinin fiilen devam etmesi kaydıyla ariyet verilen malların teslim alınmasının talep edildiği, davacı tarafından 21.03.2014 tarihli ihtarname ile sözleşmenin, davalının otomasyon sistemini açarak veri alınabilir hale getirmek  yönündeki yükümlülüğüne aykırı davranması,  06.03.2014 tarihinde istasyondaki incelemede davalının istasyonu fiilen terke etmesi ve akaryakıt ürün alımından kaynaklanan muaccel 8.000,72 TL, oto gaz ürün alım bedelinden muaccel 31.074,00 TL borcunu ödememesi sebebiyle bayilik sözleşmesinin feshedildiği anlaşılmaktadır.  Davacı vekili, müvekkilinin sözleşmeyi haklı sebeple feshettiğini ileri sürerek kar mahrumiyeti alacağı ile ariyet malların iadesini, mümkün olmazsa bedelinin tahsili istemiştir. Mahkemece, iki adet kök rapor  iki adet de ek rapor alınmış, söz Konusu bilirkişi raporlarında ariyet konusu malların ve bedelinin tespiti yapıldığı, kar mahrumiyetine ilişkin birbirinden farklı esasa dayanan üç ayrı hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, sözleşmenin haklı sebeple feshedildiğinin davacı  yanca ispatlanamadığı gerekçesiyle kar mahrumiyeti alacağı talebinin reddine, ariyet mallara ilişkin talebin ise kabulüne karar verilmiştir.  Her ne kadar mahkemece kar mahrumiyeti talebinin reddine karar verilmiş ise de; davacının sözleşmenin feshi için gösterdiği davalının otomasyon sistemini açarak veri alınabilir hale getirmek  yönündeki yükümlülüğüne aykırı davranması,  06.03.2014 tarihinde istasyondaki incelemede davalının istasyonu fiilen terk etmesi ve akaryakıt ürün alımından kaynaklanan muaccel 8.000,72 TL, oto gaz ürün alım bedelinden muaccel 31.074,00 TL borcunu ödememesi şeklindeki  üç ayrı fesih sebebi hakkında yeterli inceleme ve araştırma yapılmadığı, bilirkişilerce de bu konuda bir tespitin yapılmadığı  anlaşılmaktadır. Sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığının tespiti, davacının kar mahrumiyeti talebi açısından gerekli olup,  bu durumda mahkemece öncelikle,  davalının ekonomik sıkıntı içinde bulunması sebebiyle  tesiste satış yapılmadığını bildirerek, bayilik sözleşmesinin fiilen devam etmesi kaydıyla ariyet verilen malların teslim alınmasını talep ettiği  27.06.2013 tarihli ihtarnamesinin sözleşmeyi fiilen  sona erdirip erdirmediğinin tespiti gerekmektedir. Ayrıca,  davacının fesih sebepleri kapsamında, davalının ihtarnamesinden  sonraki dönemde  ürün alımı yapıp yapmadığı,  muaccel borcu bulunup bulunmadığı, otomasyon sistemini veri alınabilir hale getirip getirmediğinin, taraf defter ve kayıtları bir bütün olarak incelenerek, bu konuda yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak, sözleşemeye aykırılığın olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.  Açıklanan bu gerekçelerle; HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu hükmünün kaldırılarak, davanın yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine,4-Davacı tarafından yatırılan teminatın yatıran tarafa iadesine5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.12.06.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f92ce56c0057252f","SID":"f177aa2596cb2cbd"}}