{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/15 Esas<br>KARAR NO: 2024/1112<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/10/2022<br>NUMARASI: 2020/942 Esas -  2022/1001 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 12/06/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından 21/07/2017 keşide tarihli 32.000,00 TL bedelli çekte cirosunun bulunduğundan bahisle müvekkili ve müvekkilinin babası olan ... hakkında icra takibi başlatıldığını, müvekkilin kendi yerine de itiraz etmesi için babasına vekalet verdiğini, müvekkilinin babası ... kendisi ve oğlu hakkında başlatılan icra takibine Bakırköy 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/306 Esas sayılı dosyasıyla borç ve imza itirazında bulunduğunu, müvekkili yönünden yapılan itirazın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, müvekkilinin babası ... yönünden yapılan itirazın ise çekin arkasındaki imzanın müvekkilinin babası ...'a ait olmaması nedeniyle de itirazın kabulüne ve icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, müvekkili ile davalı  arasında herhangi bir alacak- borç ilişkisi bulunmadığını, çekin arkasındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, alacak konusu çekin arkasında bulunan ve müvekkiline ait olduğu iddia edilen ilk cironun ise müvekkiline ait olmadığı işbu yargılama sonunda ortaya çıkacağını, davamızın kabulü ile çek arkasındaki imzanın müvekkile ait olmaması nedeniyle, müvekkilin  davalıya  borçlu olmadığının tespitine ve müvekkili yönünden açılan haksız icra takibinin iptaline, müvekkili hakkında başlatılan Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı takibin, işbu dava sonuna kadar teminatsız olarak durdurulmasına,  davalının kötü niyetli olması sebebiyle, davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; arabuluculuk yoluna başvuru yapılmadan açılan davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, söz konusu takipte itiraz edilmemesi üzerine takip kesinleştiğini, süresinde açılmayan işbu davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süreler yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini,  davacı tarafın haksız ve hukuka aykırı beyanlarını kabul etmediklerini, davacı yan ve babası keşideci firmadan aldıkları çeki bizzat ticari ilişki neticesinde müvekkile cirolayarak verildiğini, söz konusu çeki ticari ilişki neticesinde ciro yolu ile edinen müvekkili meşru hamil olduğunu, yapılacak imza incelemesi sonucu çekteki imzanın davacının el ürünü olduğu anlaşılacağını, ayrıca imzaların istiklali ilkesi uyarınca her bir ciranta kendi imzasından sorumlu olup, diğer cirantaların imzalarında oluşacak hukuki sakatlıklar diğer cirantaları sorumluluktan kurtarmayacağını, açıklanan nedenlerle davacı tarafın haksız ve hukuka aykırı davasının reddi ile dava sonunda dava konusu alacağın % 20 sinden aşağı olmamak kaydı ile davacının icra inkar tazminatına çarptırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, öncelikle tedbir kararının kaldırılmasına, haksız ve hukuktan yoksun davanın reddine, davacı tarafın asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatına çarptırılmasına, yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/10/2022 tarih ve 2020/942 Esas - 2022/1001 Karar sayılı kararıyla; \"Dava konusu çekin incelenmesinde davacının çekte lehtar olarak göründüğü, davacının cirosundan sonra davacının babası ...'ın cirosunun göründüğü ve ...'dan çekin davalı eline geçtiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafın beyanı üzerine Bakırköy 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/306 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde İcra Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan bilirkişi incelemesi ile davalıdan önceki ciranta olarak görünen ...'ın imzasının sahte olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.  Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesinde çekte davacı adına atılan imzanın davacının eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Davacının imzasının sahte olduğunun anlaşılması karşısında davacının çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, ayrıca davacıdan sonraki cirantanın davacının oğlu olması ve o imzanın da sahte olduğunun İcra Hukuk Mahkemesi kararı ile tespit edilmesi ve davacının oğlundan sonra çekin davalıdan göründüğü, bu haliyle davalının sahte olduğunu bildiği çeki takibe koyduğu anlaşıldığından davalının kötü niyetli olduğu kabul edilmiş ve davalının çek bedelinin % 20'si oranında kötü niyet tazminatı ödemesine\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde; \"Dava niteliği gereği bir ticari dava olup, ticari davalarda arabuluculuk dava şartıdır. Arabuluculuk yoluna başvuru yapılmadan açılan davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, Dava zamanaşımı ve hak düşürücü süreler geçtikten sonra açılmıştır. davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiğini, Öncelikle davacı tarafın haksız ve hukuka aykırı beyanlarını kabul etmediklerini, zira davacı  ile dava dışı ciranta borçlusu ...'ın baba oğul olduğunu, davacı ve babası keşideci firmadan aldıkları çeki bizzat ticari ilişki neticesinde müvekkile cirolayarak verdiklerini, müvekkilin meşru hamil olduğunu, Davacı takibe konu olan çekin lehtarı olup, söz konusu çeki dava dışı babası ...'a ciro etmek suretiyle dolaşıma çıkarmış ve ...'ın cirosu ile de müvekkile ulaştığını, ayrıca imzaların istiklali ilkesi uyarınca her bir ciranta kendi imzasından sorumlu olup, diğer cirantaların imzalarında oluşacak hukuki sakatlıklar diğer cirantaları sorumluluktan kurtarmayacağını.\" beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.<br>DELİLLER: İlk derece mahkemesince aldırılan 05/07/2022 tarihli bilirkişi raporunda; belgelerin analizi sonucunda elde edilen bulgular ışığında; inceleme konusu çekteki 1. ciro imzası ile ...'ın karşılaştırma belgelerindeki imzaları arasında grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısından benzerlik noktasında bir ilişki saptanmaması nedeni ile keşide yeri ve tarihi İstanbul 21.07.2017 olan, 32.000,00 TL bedelli, ... nolu çekteki 1. ciro imzasının, karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla, ...'ın eli ürünü olmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREKÇE: Dava, İİK'nun 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. İlk derece mahkemesi tarafından, \"Davanın KABULÜNE; Davacının Bakırköy ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibine konu 21/07/2017 keşide tarihli, 32.000,00 TL bedelli çek dolayısıyla davalıya borçlu olmadığının tespitine, -6.400,00 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine.\" karar verilmiştir. Hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacının takibe konu 21.07.2017  keşide tarihli, 32.000,00 TL tutarlı çekin lehtar - birinci cirantası olarak göründüğü, davacının çekteki imzasının kendisine ait olmadığından bahisle işbu davayı açtığı, mahkemece aldırılan ve denetime elverişli bulunan adli belge inceleme uzmanı Prof.Dr...z'un 05/07/2022 tarihli raporu ile, \"Çekteki davacı adına atılı birinci ciro imzasının davacı eli ürünü olmadığı\"anlaşılmıştır. Sahtecilik iddiasının mutlak defi olması ve herkese karşı ileri sürülebilecek olması nedeniyle davalının iyiniyetli hamil olduğu iddiasının sonuca etkili olmadığı, çekteki imzanın davacı tarafa ait olmadığının tespiti nedeniyle başkaca araştırılacak hususun bulunmadığı, tüm bu hususlar gözetildiğinde ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne ve kötüniyet tazminatına dair vermiş olduğu kararının isabetli olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 2.185,92 TL harçtan, peşin alınan 547,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.638,92 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,  3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.12/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b45bb35651075b90","SID":"7826b8e7f07f1e06"}}