{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/454 Esas<br>KARAR NO: 2024/803<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/12/2020<br>NUMARASI: 2018/1056 Esas, 2020/842 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 04/07/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili arasında imzalanan sözleşme uyarınca 17/09/2018 ve 18/09/2018 tarihli 118.131,15-TL ve 250,00-TL bedelli eylül ayı yemek kartı yükleme faturalarının e-fatura olarak düzenlenerek davalı şirkete sistem üzerinden gönderildiğini, davalıyla yapılan görüşmelere rağmen fatura bedelinin ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, ancak davalının borcunun olmadığını iddia ederek itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, her iki tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile haklılığının ortaya çıkacağını belirterek itirazın iptaline karar verilerek durdurulan takibin devamını, kötü niyetli davalının asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekilince 05/12/2018 tarihinde sunulan dilekçe ile; davalı şirketin itiraz tarihi olan 06/11/2018 tarihinden bir gün önce yani 05/11/2018 tarihinde 20/11/2018 tarihli 17.604,46 bedelli ve 05/12/2018 tarihli 62.500 TL bedelli 2 adet çeki müvekkil şirkete teslim ettiğini, ayrıca davalı tarafla yapılan görüşmelerden sonuç alınamadığından davalının kullanması için kartlara yüklenen tutarlardan 30.248,37 TL'nin bloke edildiğini, ödemenin infaz aşamasında dikkate alınmasını talep etmiştir. Usulüne uygun tebliğe rağmen davalı tarafından dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; icra takip tarihinin 25/10/2018 tarihi olduğu, dava tarihinin 13/11/2018 olduğu, 25/10/2018 tarihinde vadeli 2 adet çekin davacıya teslim edildiği ancak 17.604,46 TL bedelli çekin vadesinde (20/11/2018) bankaya ibrazıyla ödemenin alındığı, yine 62.500,00 TL bedelli çekin de vade tarihinde (05/12/2018) ödeme yapıldığı, bloke tutarı olan 30.248,37 TL'nin 05/12/2018 tarihinde bloke edildiği anlaşılmakla harici ödemelerin hepsinin takip tarihinden ve dava tarihinden sonra yapıldığı, davalı taraf her ne kadar çeklerin takip tarihi itibariyle davacıya teslim edildiği konusunda savunma yapmış olsa da, çek ödeme aracıdır ancak davaya konu olaydaki çekte vade düzenlendiği ve vade günü bankaya ibraz edilip ödendiği, bu nedenle çeklerin fiili ödeme tarihinin dava tarihinden sonra olduğu, davanın açılmasından sonra yapılan ödemeler itirazın iptali davasında gözetilemeyeceği, İcra Müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınması gerektiğini, davacının faturalardan dolayı takip tarihi itibariyle alacaklı olduğu, davalının hizmetin verilmediğine yönelik itirazının bulunmadığı ve faturalara TTK 21/2. Maddesi uyarınca 8 gün içerisinde itiraz ettiğine ilişkin sunulmuş herhangi bir belgenin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davanın itirazının iptaline takibin takipteki şartlarının aynen devamına dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin infaz aşamalarının dikkate alınmasına ve davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına karar verilmiştir. \t\t<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkili şirket tarafından takipten önce sunulan çeklerin eldeki dosya kapsamında değil, yalnızca icra dosyasında dikkate alınmasına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafın takipten önce ihtirazi kayıt ileri sürmeden teslim aldığı çeklerin ileri tarihli düzenlendiğinden bahisle takip içerisinde tahsil edildiği gerekçesinin hatalı olduğunu, davacının icra takibinden önce ödeme aracı olarak teslim aldığı çekleri, borca mahsup etmeden takibe geçmesinin kötüniyetli olduğu gibi, taraflarının anılan borca itirazı üzerine icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin başlatılan takipte icra vekalet ücreti ve takip giderlerinden sorumlu olmayacağını, müvekkili şirket tarafından düzenlenen iskonto faturasının değerlendirme dışı bırakılmasının hatalı olduğunu, davacı tarafça bloke edilen tutarların mahkemece hatalı yorumlandığını, davacı tarafça vade farkı faturası takibe konu edilerek faiz talebinde bulunulduğunu, Mahkemece, davacının vade farkı faturasına faiz işletilmesin talebinin kabul edildiğini, müvekkili şirketin borçlu değil alacaklı konumda olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.  Davacı vekili istinaf cevap dilekçesi ile; davalının, icra takibi başlatıldıktan hemen sonra 05.11.2018 tarihinde 20.11.2018 vadeli 17.604,46 tl. bedelli ve 05.12.2018 vadeli 62.500 tl. bedelli iki adet çeki müvekkili şirkete teslim ettiğini, davalının düzenlediği fiyat farkı faturası yasaya aykırı olduğunu, davalının bloke edilen kredi tutarının borçtan mahsup edildiğini, vade farkına faiz yürütülmediğini, inkar tazminatına ilişkin karar dosya kapsamına uygun olduğunu belirterek davalının istinaf sebeplerinin reddini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzeni ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; Dava, davacının İİK'nun 67. maddesi gereğince faturadan kaynaklı alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhinde başlattığı takibe karşı davalı itirazının iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul .. icra müdürlüğü'nün... E sayılı dosyası ile toplam 120.945,66-TL alacağın tahsili için icra takibine girişildiği, icra takibinin 118.131,15-TL bedelli ve 250,00-TL bedelli Eylül ayı yemek kartı yükleme bedeli açıklamalı iki adet fatura alacağına dayandığı, davalının icra takibine itirazı üzerine takibin durduğu ve davacıya itiraz dilekçesinin 12.11.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davacının İİK 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içinde 13.11.2018 tarihinde iş bu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar yasal süre içinde davalı vekilince istinaf edilmiştir.Davacı ile davalı arasında 04/05/2016 tarihinde Setcard Satış Sözleşmesi düzenlendiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı, Eylül ayı yemek kartı yükleme bedeline ilişkin iki adet faturanın ödenmediğini iddia ederek icra takibi başlatmıştır. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye göre davalı taraf borcunu fatura tarihinden itibaren 25. Günde ödemesi gerektiği, ödemede gecikme halinde aylık % 5 faiz uygulanacağı, davacı tarafından 25.10.2018 tarihinde icra takibine girişildiği ve dosya kapsamında yer alan 25/10/2018 tarihli tahsilat makbuzu başlıklı belgede ... Bankası ve ...'a ait iki adet çek bilgileri belirtilerek  toplamda 80.104,46-TL tahsil edildiği belirtilmiştir. Davacı vekilince 05/12/2018 tarihinde sunulan dilekçe ile; davalı şirketin itiraz tarihi olan 06/11/2018 tarihinden bir gün önce yani 05/11/2018 tarihinde 20/11/2018 vade tarihli 17.604,46 bedelli ve 05/12/2018 vade tarihli 62.500 TL bedelli 2 adet çeki müvekkili şirkete teslim ettiğini, ayrıca davalı tarafla yapılan görüşmelerden sonuç alınamadığından davalının kullanması için kartlara yüklenen tutarlardan 30.248,37 TL'nin bloke edildiğini, ödemenin infaz aşamasında dikkate alınmasını talep etmiştir. Davacı defterleri üzerinde inceleme yapılarak düzenlenen 20.06.2019 tarihli bilirkişi raporunda; davacının 2018 yılı defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yasal sürelerde yaptırıldığı ve lehine delil niteliğinde bulunduğunu, davacının takip tarihi itibariyle 118.381,06-TL asıl alacak ve 2.564,51-TL işlemiş faiz olmak üzere 120.945,57-TL alacaklı olduğu, davacı tarafın ticari defterlerine göre 05.11.2018 tarihinde davalı taraftan 80.104,46-TL tahsilat yapıldığı, davacının takipten sonra yaptığı 80.104,46-TL tahsilat ve bloke ettiği 30.248,37-TL'nin icra dairesince yapılacak hesaplamada dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir Davalı defterleri üzerinde inceleme yapılarak düzenlenen bila tarihli bilirkişi raporunda; davalı tarafından ibraz edilen 2018 hesap dönemine ait ticari defterlerin süresi içinde beyan edildiği ve lehine delil niteliğinde bulunduğu, takip tarihine göre davalının davacıya 38.276,69-TL borçlu olduğu ve inceleme yapılan davacı kayıtlarında da takip tarihinde 38.276,60-TL tutarın şüpheli ticari alacaklar hesabına virman yapıldığı, ancak davalı tarafından davacıya verilen 80.104,00-TL tutarındaki çekin davalı ticari defterlerinde kayıt tarihinin 05.11.2018 tarihi olduğu belirtilmiştir. Somut davada, davalı tarafından davacıya verilen çeklerin ileri tarihli çekler olduğu ve davadan sonra tahsil edildiği, dava tarihi itibariyle çeklerin karşılığının çıkıp çıkmayacağının belli olmaması nedeniyle ödeme olarak kabul edilemeyeceği değerlendirilmiş, bu nedenle mahkemece dava tarihinden sonra tahsil edilen miktarın infaz aşamasında dikkate alınması yönündeki kararda bir isabetsizlik bulunmamıştır. Davalı vekili, müvekkili şirket tarafından düzenlenen iskonto faturasının değerlendirme dışı bırakılmasının hatalı olduğunu, davacı tarafça bloke edilen tutarların mahkemece hatalı yorumlandığını, davacı tarafça vade farkı faturası takibe konu edilerek faiz talebinde bulunulduğunu istinaf nedeni olarak ileri sürmüş ise de, dava itirazın iptali davası olup takibe sıkı sıkıya bağlıdır. Davacı tarafından düzenlenen vade farkı faturasının icra takibine konu edilmediğinden dava konusu olmadığı, yine davalı tarafın iskonto faturasının, iş bu davada takas, mahsup veya karşı dava olarak ileri sürülmediğinden, dava konusu olmadığı anlaşılmış, Mahkemece bu yönde herhangi bir değerlendirme yapılmamış olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece Mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi uyarınca reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1056 Esas, 2020/842 Karar sayılı ve 24/12/2020 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 2.065,44 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.637,84 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi. 04/07/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"39e77a56b872267e","SID":"89742abf73aa72c9"}}