{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/828 <br>KARAR NO: 2024/1033<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/01/2021<br>NUMARASI: 2020/106 Esas -  2021/42 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/07/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,  taraflar arasında ticari münasebet bulunduğunu, davalı adına düzenlenen faturalara konu ürünlerine davalıya teslim edildiğini, fakat davalının 46.438,25 TL tutarlı borcunu ödemediğini, bu nedenle icra takibi başlatıldığını, fakat davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini, anılan nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,  müvekkilinin devam etmekte olan inşaatında kullanılmak üzere davacıdan armatür, sıhhi tesisat malzeme alımı konusunda sözlü olarak anlaşma yaptığını, davacının ilk parti malzemeyi getirdiğini ve bu malzeme bedelinin çek ile ödendiğini, kalan malzemelerin getirilmesi için anlaşılan fiyat üzerinden davacıdan talepte bulunduklarını ancak kendilerine yüksek fiyat verildiğini, bu nedenle davacıdan başkaca bir ürün alınmadığını, davacının almış olduğu çekin kendilerine iade etmeden ödemesi talep etmesinin mümkün olmadığını, çekin kendilerine iade edildiğini gösterir tespite elverişli belgenin bulunması gerektiğini, davacıya herhangi bir borç bulunmadığından hareketle  ,davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davasının reddine,kötü niyetli olarak işbu dava ve davaya konu icra takibi açıldığından davacının asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminat ödemesine,yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini  talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinde takip tarihi itibariyle alacak kaydının uyuştuğu, bununla birlikte alacağa konu faturaların her iki taraf BA/BS formlarında kayıtlı olduğu, dava konusu alacağın dayandığı faturaların davalının vergi  kayıtlarında olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu (Y. 19.HD., 2016/8561E., 2017/2915 K., 10.04.2017), dava konusu asıl uyuşmazlığın davalı defterlerinde kayıtlı ... bank ... seri numaralı 20.12.2018 tarihli çeke ilişkin davalı defterlerinde yer alan ödeme kaydına ilişkin olduğu, her ne kadar davalı taraf mezkur çek ile ödemenin gerçekleştiği, davacı tarafa borçlu olmadıklarını iddia etmişse de çeke ilişkin banlaya yazılan müzekkere cevabında çekin bankaya ibraz edilmediği ve çeke dayalı herhangi bir ödemenin alacaklısına gerçekleştirilmediği belirtilmiş olmakla davalının takip ve dava tarihi itibari ile taraf defter kayıtlarına göre  46.438,25 TL alacaklı olduğu anlaşılmakla davanın  kabulüne ve alacağın faturaya dayalı likit alacak olması nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin kabulüne, ...\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  davalının, davacıya davaya konu takipte bahsi geçen herhangi bir borcu olmadığını, davalının, davacı şirketten almış olduğu malzemelerin parasını \"müşteri çeki\" ile ödediğini, davacının hem cevap dilekçelerinde hem de duruşma zaptına geçmiş olan ikrarlarıyla alacağına karşılık müvekkil şirketten \"çek aldıklarını\" kabul ettiklerini, bu nedenle davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, çekin ilgili bankaya ibraz edilip tahsil edilip edilmemesinin, kaybedilmiş veya çaldırılmış ise çek iptali davası açıp açmaması  sorumluluğunun davacıya ait olduğunu,  işbu çekin davacıya teslim edildiğini, davacının yerel mahkemenin ara kararına rağmen bugüne kadar işbu çeki müvekkil şirkete imzası karşılığında iade edildiğini gösterir bir belge sunamadığını, davacıya verilmiş, davacı tarafça ödeme için bankaya ibraz edilmemiş bir çek olduğunu, davacının bu davayı açmadan önce davaya konu işbu çek zayi oldu ise ve ellerinde değilse, çek iptali davası açmaları gerektiğini, davacının ödeme vasfı taşıyan çeki bankaya ibraz etmemesinin yükümlülüğünü davalıya yüklenmesi ve çeki ibraz edecek kişiye de yeniden ödeme yapma zorunluluğunun doğmasına neden olacağını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davalıların iddia ettiğinin aksine yerel mahkeme tarafından dosya içerisinde bulunan tüm delil ve belgeler irdelendiğini ve  hüküm tesis edildiğini, davalı tarafından çekin arka yüzüne ilişkin fotoğraf sunulmamış olduğundan çekin  ... İnş. San. ve Tic. A.Ş. tarafından cirolanarak davacıya devir edildiğine ilişkin herhangi bir emare bulunmadığını, davalının, davacıya olan borcuna karşılık olarak işbu çek davacıya ciro yolu ile devredilmediğini, davalı tarafından çek ...'e 08.10.2018 tarihinde şirket yetkilisinden onay alınması için cirolanmaksızın teslim edildiğini, şirket yetkilisinin işbu çeke onay vermemesi nedeni ile davalıdan ciro alınmamış ve çek davalı uhdesinde kalmadığını, bilirkişi raporunda da sabit olacağı üzere işbu çek davacı şirket kayıtlarına hiçbir zaman geçmemiş olup, davalı da 08.10.2018 de davacıya ödeme amacı ile verdiğini iddia ettiği çeki takip tarihinden çok sonra salt borçtan kurtulmak amacı ile 08.12.2020 tarihinde kayıtlarına işlediğini, davalının dosyayı sürüncemede bırakmaktan başka bir amaca yaramayan istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava; açık hesap alacağının tahsili istemi ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık ise takipten önce davacıya cari hesap alacağına karşılık olarak verilen ileri tarihli çek nedeniyle borcun sona erip ermediği noktasındadır. Davacı tarafından davalı hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...  Esas sayılı takip dosyası ile \"ticari satımdan kaynaklanan alacak\" borcun sebebi gösterilerek 46.438,25  asıl alacağının  tahsili istemiyle ilamsız  takip başlatıldığı, takibe  bir adet muavin defter çıktısının eklendiği, borçlunun  itirazı üzerine takibin  durduğu ve süresinde  itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir. 6098 sayılı TBK'nın 133. Maddesine göre; yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi, ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile olur. Özellikle mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz. Borçlunun temel borç  ilişkisine  dayalı bir borcun  ödenmesi  amacı ile  kambiyo  senedi düzenleyerek alacaklısına vermesi halinde temel borç ilişkisinin varlığını devam ettirecek, ancak kambiyo senedinin ifa uğruna değil de, ifa yerine geçmek üzere düzenlendiği takdirde borcun yenilenmiş sayılacaktır. Kambiyo  senedinin  ifa  uğruna düzenlemesi durumunda ise birisi  temel borç  ilişkisinden  diğeri  de  kambiyo  ilişkisinden doğan iki ayrı talep hakkı ortaya çıkacaktır. Tarafların ifa uğruna edim hususunda mı, yoksa ifa yerine edim hususunda mı anlaştıkları açıkça anlaşılamıyorsa doktrinde ifa uğruna edimin varlığı kabul edilmektedir. Eldeki uyuşmazlıkta taraflar arasında cari hesap ilişkisinin bulunduğu, dosyaya sunulan 08/10/2018 tarihli davacı ... Ltd. Şti.  adına düzenlenen tahsilat makbuzu ile davalıdan 50.000,00   TL bedelli  20/12/2018  keşide tarihli ... banka ait ... çek numaralı 1 adet çekin alındığı sabittir. Davacı vekili duruşmadaki beyanında çekin alındığını ancak iade edildiğini beyan etmiş olmasına ve mahkemece kendisine bu konuda süre verilerek belge sunması ihtar edilmesine rağmen çekin iade edildiğine dair bir delil dosyaya ibraz edilmemiştir. Çek üzerinde yapılan incelemede çekin keşidecesinin Dava dışı ... A.Ş.,  lehtarının Davalı ... A.Ş. olduğu, 25/12/2020 tarihi itibarıyla çekin muhatap bankaya ibraz edilmediği görülmektedir.  Eldeki uyuşmazlığın konusu malların teslimi veya bedel uyuşmazlığı olmayıp davacıya teslim edildiği ancak bankayla süresinde ibraz edilmeyen ve temel ilişkiye dayalı yapılan takibe rağmen davalıya iadesi sağlanmayan çek bulunmasının davanın kabulüne engel teşkil edip etmediği hususudur.  Davalı taraf savunmalarında dava konusu çek bedelini nakit olarak ödendiğini savunmamış, çekin ödeme aracı olduğunu, çek verilmekle borcun sona erdiğini, çeki kaybetmiş ve zayi etmiş ise bu konuda gerekli girişimlerde bulunma görevinin davacıya ait olduğunu savunmuştur. Yine davalı taraf bahsi geçen çekin davacıya teslim  edilmesi dışında temel borç ilişkisine dayanan borcun ödendiğini de iddia etmemiştir. Davacıya verilen çek ile borcun sona erip ermediği yönünden yapılan değerlendirmede; çek teslimine dair düzenlenen tahsilat makbuzunda borcun yenilendiğine dair herhangi bir kayıt bulunmadığı görülmekle borcun yenilendiğinden bahsedilemez.  Kaldı ki çek bir kıymetli evrak olup, ifa uğruna verilmektedir. Ancak çekin karşılığının ödenmiş olması halinde borç ifa edilmiş sayılır. (Yargıtay 11. H.D.'nin  28/02/2018 Tarih,  2016/10878 Esas ve 2018/1532 Karar sayılı İlamı). Kambiyo senedi verilmekle  taraflar arasında temel ilişkiye dayanan alacak ilişkisi yanında ayrıca kambiyo hukukuna dayanan bir ilişki daha kurulmuş bulunmaktadır. Bu durumda davacı tarafın  temel ilişkiye dayanarak  eldeki icra takibini başlatmasına engel bir hal yoktur. Davacıya ayrıca aynı borca ilişkin çek verilmiş olmasının eldeki takibe engel oluşturmadığı anlaşılmaktadır. Taraflarca aralarındaki hukuki ilişkiden doğan borcun kambiyo senedi ile ödenmesi kararlaştırıldığında, kambiyo senedinin düzenlenmesi kural olarak borcun yenilendiği anlamına gelmez ve hem asıl borç ilişkisinden doğan borç hem de ona binaen kambiyo senedinden doğan kambiyo borcu mevcudiyetini korur (818 sayılı Borçlar Kanunu, m.114/II; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 133/II). Talep haklarının yarıştığı kabul edilen bu durumda asıl borç ilişkisine dayanarak talepte bulunan alacaklı, kambiyo senedini borçluya geri vermekle yükümlüdür (Poroy, R./Tekinalp,Ü: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 13. Baskı, İstanbul 1998, s.128). Başka bir anlatımla; asıl borç ilişkisine dayanılan hâllerde bu kişinin asıl borç ilişkisi nedeniyle kendisine verilmiş olan kambiyo senedini iade edebilmeli veya senedin iptalini sağlamış olmalıdır (Can, M.: Kıymetli Evrak Hukuk Ders Kitabı, Ankara 2011, s.57). (HGK 2017/13-662 Esas 2019/449 k.) Bu  durumda  alacaklıda  iki  türlü  talep  hakkı  vardır. Fakat  alt  ilişkiden doğan  talep  hakkı, kambiyo hakkı  kullanılıncaya  kadar  donmuş ve  böylece  vadesi  kambiyo  alacağının  vadesine kadar  uzatılmış durumdadır. Kambiyo senedi  dolayısıyle, başvurma  mümkün  olunca  adi  alacağı  da  talep  hakkı  doğar. Alacaklı  bu haklardan birini  veya  ötekini  kullanmak  zorunluluğunda  değildir.  Seçim yapmakta  serbesttir. Fakat  adi  alacağı  talep  ederse kambiyo  senedini borçluya  geri  vermekle yükümlüdür. Kısaca  alacaklının  bu  durumda  iki  ayrı  talep  hakkı  mevcut  olduğu halde, bu haklar  birbirinden bağımsızdır, teminatları (varsa) birbirlerinden ayrıdır ve ayrı  faize  ve  zamanaşımına  tabidirler. (Poyraz/Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku  Esasları, 1999, s.146. Vd) (y 9 hd. 2010/38042 e. 2010/36483 k) Somut olayda çek davacıya ifa uğruna verilmiştir. Çekin karşılığının ödenmiş olması halinde borç ifa edilmiş sayılır. Ne varki uyuşmazlık konusu olan çekin davacı tarafından bankaya ibraz edilmek suretiyle davalının müracaat hakları korunmadığı gibi davalı lehtara fiziken iade edilmediği, çekin iptaline ilişkin herhangi bir mahkeme kararınında davacı tarafça dosyaya ibraz edilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davalın kendinden önceki keşideciye  müracaat hakkı zedelenmeden çekin davalıya iadesi karşılığında itirazın iptaline hükmedilmesi gerekecektir. (Emsal Yargıtay 11  Hukuk Dairesi'nin  28/02/2018 tarih ve  2016/10878 E., 2018/1532 K sayılı ilamı) Oysa davalı tarafından davacıya ifa uğruna verilen çek davacı tarafça davalıya iadesi sağlanmamış,  davalının kendinden önceki keşideciye müracaat hakkı davacı tarafça ortadan kaldırılmıştır. Davacının basiretli bir tacir gibi davranmamasının sonucuna katlanması gerektiği, bu haliyle davalının ödeme taahhüdünü yerine getirmiş sayılması gerektiğinden davanın reddine karar vermek gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır Davanın reddedilmesi halinde davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için davacının takibinde kötüniyetli olması şart olduğundan davalı aleyhine yapılan takip haksız ise de davacının takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamamıştır. Bu haliyle davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin koşulları oluşmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece eldeki davanın kabulüne  karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin Reddine,2-Alınması gerekli 427,60 TL karar harcından başlangıçta peşin olarak yatırılan  560,86 TL'nin mahsubu ile fazla yatan 133,26- TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Yargılama sırasında davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,  5-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider ve delil avansının HMK 333 .maddesi  ve  Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca yatırana iadesine,6-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalı vekilince istinaf başvuru harcı olarak yatırılan 162,10 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, c-İstinaf aşamasında dosya ve diğer giderler davacı gider avansından karşılandığından bu giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 05/07/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d763360531644e9a","SID":"d24c818640a03876"}}