{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/815 <br>KARAR NO: 2024/1030<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/12/2020<br>NUMARASI: 2020/228 Esas -  2020/1071 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan )<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/07/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı müvekkilin sahini bulunduğu ... Plakalı araçta oluşan arızanın giderilmesi için davalı taraftan gerekli parçaları satın almak suretiyle ...- ... isimli araç tamir servisine teslim edildiğini, davalıdan alınan parçaların serviste kullanılarak aracın tamir edildiğini, ancak aracın sonra tekrar arızalandığını, arızalanan aracın tekrar servise götürüldüğünü ve motorun söküldüğünü, takılan parçalardan kaynaklı arıza olma ihtimali olduğunun söylendiğini,  bu arızanın silindir kapağının üç ay gibi kısa bir süre önce takılmış olmasından ve bu şekilde erime olmasının antifriz hatası dışında mümkün olmadığının söylendiğini, araçta kullanılan parçadan dolayı hasar oluştuğunu, ticari araçtaki arızadan ve aracın kullanılamamasından dolayı zararlarının doğduğunu, davalı tarafın ayıplı mal satışı ve yaptığı ayıplı parçanın takılmasından kaynaklı zararın yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde de ortaya çıkacağını, bu sebeplerle 18.636,55 TL nin satım tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının haksız ve yersiz iddialarını kabul etmediklerini, dava konusu ... plakalı davacıya ait aracın davalının diğer araçları için servis hizmeti alındığında yedek parça temininin müvekkil firma tarafından sağlandığını, müvekkil firmanın ise bu parçaları ... Otomotivden temin ettiğini, satılan bu ürünlerin faturalı ürünler olduğunu, davacı tarafın aracında meydana gelen silindir kapağı arızasının taraflarından satılan antifriz nedeniyle meydana geldiğini ileri sürdüklerini, ancak olay zamanı bilirkişiden rapor almayı reddederek konuyu mahkemeye taşıdıklarını, antifriz nedeniyle silindir kapağının çatlamasının teknik olarak mümkün olmadığını, söz konusu antifrizin başka araçlara da takıldığını ve herhangi bir arızanın meydana gelmediğini, 6 ay içerisinde söz konusu aracın 7 kez bakım gördüğünü, bu sebeplerle davanın ... Firmasına ihbarına, yerinde olmayan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" Dosya kapsamı ve toplanan deliller, bilirkişi raporu her birlikte değerledirildiğinde, bilirkişi raporu kapsamı ile arızanın servis hizmeti hatasından kaynaklandığı belirlenmiş olup, nitekim aynı arızayı sürekli yapması ve arızanın giderilememesi araçtaki rektifiye aşamasındaki hatadan olduğu anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle 18.636,55 TL fatura bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve davanın kabulüne,...\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; açılan davada ileri sürülen iddianın antifrizden kaynaklanan arıza olduğunu, bu iddia ile dosya bilirkişiye verilmiş ancak tahmine dayalı hiçbir test yada laboratuvar sonucu olmadan, olsa olsa 3 ayda bozuldu ise bir ayıp vardır şeklinde rapor hazırlandığını, bunun yanında dava konusu aracın hiç görülmemiş olduğunu, bilirkişilere teslim edilen aracın nereden temin edildiğinin net olmadığını, mahkemenin kendi arar kararına uymadan dahili dava dilekçelerini tebliğ etmeden ivedi olarak verilmiş olan kararın bozulmasını talep ettiklerini, araç görülmeden ayıp olduğu kanıtlanmadan sadece faturalara dayalı olarak yapılan raporun dayanak alınmasının itirazlarının giderilmesine dahi müsaade edilmemiş olmasının verilen kararın bozulmasını gerektirdiğini, araçta  aylık süreçte yapılan 7 adet bakımda arıza tespiti yapılamadığını, bunun neticesinden bilinmeyen sebeple en son kapak arızası meydana geldiğini, arızanın gerçek sebebi ortaya çıkarılmadan cevap dilekçesindeki beyanları değerlendirilmeden verilen kararın bozulması gerektiğini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava; ticari satım sözleşmesi kapsamında ayıplı olarak teslim edildiği iddia olunan emtia nedeniyle uğranılan zararın tazmini davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; Yargılamanın usul hükümlerince yürütülüp yürütülmediği, dosyada toplanan delillerin hüküm kurmaya yeterli olup olmadığı, davacının iddia ettiği zararın ödenmesinin gerekip gerekmediği noktasındadır. Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaat edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı). Ayıba karşı tekeffül borcu, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaat edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulmasını ifade eder. Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; \"Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.\" şeklinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Anılan maddenin 2. Fıkrasında da  alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulmuştur. Dosyaya toplanan deliller ile davacıya ait aracın dava dışı ... otomotiv Servisinde 25/02/2019 tarihinde tamir ve bakımının yapıldığı, bu aşmada davalıdan alınan parça ve malzemelerin kullanıldığı, aracın 5 ay sonra 15/07/2019 tarihinde motor arızası verdiği, dosyaya alınan akademisyen bilirkişi heyet raporuna göre; davaya konu aracın motorunda meydana gelen su kanallarındaki malzeme kompaları ve aşınmalarının kullanıcı kaynaklı olamayacağı, ancak davalıdan satın alınan ve 25/02/2019 tarihli tamir ve bakım esnasında kullanılan silindir kapağında  üretimden kaynaklanan gizli ayıbın bulunduğu, sonraki hasarın motor kapağındaki bu ayıptan kaynaklanmış olabileceği, 5 ay gibi kısa bir sürede meydana gelen bu aşamaların gizli ayıp olduğu, davalı firmanın sorumluluğunda bulunduğu, motorun rektifiye edilmesi ve silindir kapağı ve yataklarının değişmesi gerektiği davacı tarafından rektifiye servis ve işçilik kalemlerinin 23/07/2019 tarihi itibariyle bedelinin piyasa koşullarına uygun olduğu ve arızanın aslına uygun yaptırılması için bedelin yerinde olduğu  kanaatine vardıklarını\" belirten rapor sundukları, raporun dosya içeriğine uygun ve denetime elverişli olduğu, hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı görülmektedir. Yine davacının talebinin 6098 sayılı TBK 227/2 fıkra gereği genel hükümlere göre tazminat istemine yönelik olduğu, davalı  tarafça davacıya satılan ayıplı malzemenin neden olduğu zararın bilirkişi raporu ile belirlenmiş ve kadri maruf olduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.Duruşma tutanakları ve dosya içeriğine göre de yargılamanın yürütülmesinde, delillerin toplanmasında ve değerlendirilmesinde maddi ve usul hukukuna aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin yerinde olmayan istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan  377,57 TL harcın, alınması gerekli olan 1.273,06 TL harçtan mahsubu ile bakiye 895,49 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.05/07/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"407b41ad7dfeb4bf","SID":"437a56971fbc5042"}}