{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2022/684 <br>KARAR NO: 2024/760<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 12/11/2019<br>NUMARASI: 2018/849 Esas, 2019/1053 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 02/07/2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, taraflar arasında, davalı şirkete ait \"çiftehavuzlar konut\" projelerindeki şap betonu, alçı pano, asma tavan, alçı sıva, saten alçı, boya ve mantolama işlerinin yapılması konusunda 16/02/2017 tarihinde protokol imzalandığını, davacı şirketin sözleşme doğrultusunda yaptığı işlere yönelik düzenlemiş olduğu hak edişlerden davalı şirketin %5 nakdi teminat kesintisi yaptığını, ödenmesi gereken 19.640,41 TL kesinti bedelinin ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, takibe haksız ve kötüniyetle itiraz edildiğini belirterek, davanın kabulü ile davalı şirketin haksız ve kötüniyetli itirazının iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevabında, davalı ile .... arasında ticari ilişki bulunmadığını, icra takibinde unvanı belirtilmeyen...San. ve Tic. Ltd. Şti. ile davalı arasındaki anlaşmaya göre davacı şirketin kesin hakediş raporu ve tutanağı imzalanmadan, fatura kesip şirkete göndermeden, fatura tarihinden itibaren belli bir vade geçmeden ve tüm yükümlülüklerini yerine getirmeden alacaklı olduğunu iddia edemeyeceğini, davacının sözleşme hükümleri uyarınca kendisine yüklenen yükümlülüklerini halen yerine getirmediğini, davalının sözleşmeye göre gecikme cezasından ötürü davacıdan alacaklı konumda olduğunu belirterek, davanın usulden reddine, haksız ve kötüniyetli icra takibi başlatmasından ötürü davacı tarafın %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini; talep etmiştir. Mahkemece, kesin hakediş faturasının taraf defterlerinde kayıtlı olduğu,  taraflar arasındaki ihtilafın hakedişlerden kesilen nakdi teminatın iadesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususundan kaynaklandığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 10. maddesinde nakdi teminatın iadesinin şartlarının düzenlendiği Sözleşmenin 10.2.1. maddesine göre onaylanması gereken \"Geçici Kabul Tutanağı ile 10.3. maddesine göre Kesin Hesabın dosyaya sunulduğu, bu itibarla nakdi teminatın iadesinin şartlarının gerçekleştiği, ancak, davalı vekilince aşamalarda verilen beyan dilekçesi ile dava konusu işin geç teslim edilmesi nedeniyle günlük 1.000,00 TL cezai şart bedelinin hesaplanarak davacının nakdi teminat alacağından takas ve mahsup yapılmasının talep edildiği, sözleşmenin süresinin düzenlendiği 5. maddeye göre sözleşme konusu işlerin tümünün 30.05.2017 tarihine kadar işverene teslim edilmesi gerektiği, sözleşmenin 48. maddesinde ise işin gecikmesi durumunda her gecikme günü için 1.000 TL gecikme cezasının taşeronun hakedişinden veya teminatından kesileceğinin düzenlendiği, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan \"Hakediş icmali\" başlıklı hesaplar ile \"İnce İşler Geçici Kabul Tutanağı\" başlıklı geçici kabul tutanağına göre sözleşme konusu işin 30.05.2017 tarihinden sonra işverene teslim edildiği, bu itibarla davalının davacıdan gecikme cezası talep edebileceği, sözleşme konusu işin teslim tarihi gözetildiğinde davalının gecikme cezası alacağının davacının nakdi teminat kesintisi alacağından daha fazla olduğu, davalının mahsup itirazını yargılamanın her aşamasında ileri sürebileceği, bu itibarla taraflar arasındaki 16.02.2017 tarihli taşeron sözleşmesinden kaynaklı olarak davacının davalıdan alacağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine ve koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinafında, iddianın ve savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı davranıldığını, davalının cevap dilekçesinde ileri sürmediği, harçlandırmadığı ve ispat edemediği gecikme cezasının yargılama dahi olmadan doğrudan kabul edilerek davanın reddine karar verildiğini, takas mahsup olsa dahi yargılama yapılmadan cezai şart uygulanamayacağını, gecikme cezasının hak ve hukuka uygun kesilip kesilmediği irdelenmesi gerekirtiğini, davalının kestiği cezalar mutlak delil kabul edilemeyeceğini, gecikmenin objektif olarak değerlendirilmesi gerektiğini, ekte yer alan maillerde görüldüğü üzere gecikmenin müvekkili şirketten kaynaklanmadığını, \"Cephe doğrama montajlarının yapılması, mekanik tesisat işlerinin yapılması, duvar kaplama işleri, düşey boru gizlemeleri, kasa montajları, sıhhi tesisat çalışmaları v.s. işler\" müvekkili şirketin işi olmayıp bu işlerin gecikmesi ve hava şartları müvekkili şirketin işinin gecikmesine sebebiyet verdiğini, mahkemenin söz konusu gecikmenin müvekkili şirketten kaynaklanıp kaynaklanmadığını irdelemesi gerekirken doğrudan işin müvekkili şirketten kaynaklı geç teslim edildiği sonucuna vardığını, ispatlanmayan bir hususu varmış gibi kabul ettiğini, cezai şartın uygulanması için ihtirazi kayıt koşulunun gerçekleşmediğini, Yargıtay kararlarına göre \"iş teslim alınırken ihtirazi kayıt konulmadığından cezai şart talep etme hakkının düşmüş olacağını\", davalının %5 nakdi teminat dışındaki ödemeleri yaptığını ve iddia ettiği gecikme ile ilgili herhangi bir ihtirazi kayıt koymadan işi teslim aldığını, bu durumun bilirkişi raporu ile tespit edildiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davalarının talepleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Dava, davacı yüklenici .....Ltd.Şti. (...Ltd.Şti.) ile davalı iş sahibi ... arasında, davalı şirkete ait \"... Projesindeki \"şap betonu, alçı pano asma tavan, alçı sıva, saten alçı, boya ve mantoloma işleri\" için aktedilen 16.02.2017 tarihli taşeron sözleşmesi kapsamında davalının her hakedişten kestiği %5 nakti teminatların iadesi şartlarının oluşmasına rağmen iade edilmedikleri iddiasıyla, bu kesintilerin ve işlemiş faizlerinin davalıdan tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının sözleşme kapsamında yükümlülüklerini tam ve eksiksiz yerine getirip getirmediği, bu kapsamda davalının her hakedişten kestiği %5 nakti teminatın iade şartlarının oluşup oluşmadığı, bu hakedişlerden kesilen toplam nakti teminat miktarının ne kadar olduğu ile davalının mahsup itirazı kapsamında davacıdan sözleşme konusu iş dolayısıyla gecikme cezası alacağı olup olmadığı, var ise miktarının ne kadar olduğu hususlarına ilişkindir. Davacı vekilince, davalının cevap dilekçesinde ileri sürmediği gecikme cezası mahsup itirazının dikkate alınmasının savunmanın genişletilmesi yasağın aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de, cevap dilekçesinde bu yönde savunmada bulunulduğu gibi, söz konusu savunma mahsup itirazı niteliğinde olduğundan  her aşamada ileri sürülebileceğinden bu istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Ancak, davalının mahsup itirazına dayanak olan sözleşmenin 48. Maddesindeki, işin gecikmesi durumunda her gecikme günü için 1.000,00 TL gecikme cezasının taşeronun hakedişinden veya teminatından kesileceğine dair düzenleme \"ifaya ekli cezai şart\" niteliğindedir. Taraflar arasındaki sözleşmede özel bir teslim maddesi bulunmamaktadır. Bu durumda Yargıtay içtihatlarına göre \"geçici kabulle\" teslim yapılış sayılır. Dosyaya sunulan, sözleşmenin 21. Maddesine göre düzenlenen 18/12/2017 onay tarihli \"İnce İşler Geçici Kabul Tutanağı\" başlıklı geçici kabul tutanağına göre sözleşme konusu işin 31/10/2017 tarihi itibariyle davalı iş sahibine teslim edildiği sabittir. Buna göre, davalı iş sahibi tarafından söz konusu ifaya ekli cezanın saklı tutulduğu iradesinin en geç bu tarihte ortaya konmuş olması gerekmektedir. Oysa ki dosya kapsamına göre davalı tarafça bu mahsup savunması ilk olarak 04/08/2018 tarihli cevap dilekçesiyle ileri sürülmüş olup, davalının geçici kabul tarihinde buna dair ihtirazi kayıtta bulunduğuna ilişkin bir iddia ve ispatı bulunmamaktadır. Bu durumda davalı iş sahibinin söz konusu ifaya ekli cezaya dayalı olarak mahsup itirazında bulunması mümkün olmayıp, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerinde bulunmaktadır. Davacının davaya konu  %5 nakdi teminat kesintileri bakımından bir alacağı olup olmadığı değerlendirildiğinde ise, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararındaki \"davaya konu nakdi teminat kesintilerinin iadesi şartlarının mevcut olduğuna\" dair değerlendirme ve kabulü davalı tarafça bu kabule karşı istinafa gelinmediğinden kesinleşmiş olup, dosya kapsamına, hakedişlere, bu hakedişlere dayalı olarak düzenlen faturalara ve her iki tarafın birbiriyle örtüşen defterlerine göre davacının hakedişlerinden kesilen %5'lik nakdi teminat kesintilerinden dolayı talep edebileceği alacak miktarı göz önünde bulundurulduğunda da davaya konu takipteki asıl alacak miktarı bakımından davacının itirazın iptali talebi yerinde bulunmaktadır. Davalı tarafça, mahkemenin mevcut kabulüne ve davanın sadece mahsup itirazı nedeniyle reddine dair gerekçeye karşı istinafa gelinmediğinden, HMK'nın 355/1. maddesi gereğince davalının cevap dilekçesinde ileri sürdüğü diğer savunmalara ilişkin bir değerlendirme yapılamayacaktır. Ancak, dosyada davalının davaya konu alacak bakımından icra takibinden önce temerrüte düşürüldüğüne dair bir ihtar vs belge bulunmadığından, söz konusu alacağın sözleşmeye göre muaccel hale gelmiş olması temerrüt için yeterli olmayıp, temerrüt faizi talep edilebilmesi için davalının ayrıca temerrüte düşürülmesi gerektiğinden, davacının itirazın iptali talebi takipteki işlemiş faiz bakımından yerinde bulunmaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak, davanın kısmen kabulü ile davalı tarafça daya konu takibe yapılan itirazın asala alacak bakımından iptaline, bu alacak hakedişler, faturalar ve ticari defterlere göre likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin de kabulüne, işlemiş faize ilişkin itirazın iptali talebinin ise reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>A)1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE, 2-İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 12/11/2019 tarih ve 2018/849 Esas, 2019/1053 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Davanın KISMEN KABULÜ ile, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın asıl alacak bakımından iptali ile takibin 19.640,41 TL asıl alacak miktarı üzerinden DEVAMINA, 638,31 TL işlemiş faiz alacağı bakımından ise itirazın iptali talebinin REDDİNE,4-)İtirazın iptaline karar verilen asıl alacak likit olduğundan, bu asıl alacak miktarı üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatı 3.928,08 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken 1.341,60 TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 244,92 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.096,68‬ TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2-Davacı tarafından yatırılan 244,92 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,3-Davacı tarafından yapılan 156,50 TL tebligat ve posta gideri, 1.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam  1.156,50 TL yargılama giderinden davanın kabul/red oranına göre takdiren 1.119,58 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye miktarın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,4-Davalı tarafından yapılan herhangi bir masraf bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00  TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 638,31 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,7-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, <br>C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Davacı  tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE,2-Davacı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 54,50  TL posta gideri olmak üzere toplam 216,60 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE,3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 02/07/2024  tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b424a5df72d8eb46","SID":"dbc957041cb92797"}}