{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/255 <br>KARAR NO: 2024/1233<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 27/10/2021<br>NUMARASI: 2019/509 Esas - 2021/820 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ: 11/07/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02.05.2019 tarihinde sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobili ile Ordu şehir merkezinden  seyir halinde iken karşı yönden gelen  müvekkili ...'ın yolcu konumunda bulunduğu ... plakalı motosiklete karşı şeride geçmek suretiyle çarpması sonucu çift taraflı, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza dolayısıyla müvekkilinin yaralanarak malûl kaldığını, kaza tespit tutanağında ... plakalı araç sürücüsü ...'ın kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kazaya sebebiyet veren ... plaka sayılı aracın  sigortaya ilişkin poliçesi bulunmadığından, davalının sorumlu olduğundan 14.06.2019 tarihinde yazılı başvuruda bulunulduğunu, ödeme yapılması için tüm evrakların davalı kuruma teslim edildiğini ancak herhangi bir net cevap verilmediğini ve tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 4.500,00 TL daimi maluliyet  tazminatı ve 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 4.600,00 TL tazminatın davalı kuruma başvuru yapılan 14.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça ZMSS Genel Şartları gereği tüm başvuru belgeleri ile başvuru yapılmasının zorunlu olmasına rağmen eksik evrakla başvuru yapıldığından öncelikle davanın usulden reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilinin sorumluluğunun davacının kusuru oranında olacağını, yolcu konumunda bulunan davacının müterafik kusurunun da göz önüne alınması gerektiğini, müvekkili şirketin dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu olabileceğini davanın  reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davanın kabulü ile, 81.264,24 TL maddi tazminatın 28/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine \" karar verilmiştir.  Bu karara karşı davalı vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı vekilince Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında sağlık raporu alınmadan başvuru yapılmış olması, sebebiyle usulüne uygun başvurusu bulunmadığını, yapılan mevzuat değişiklikleri ile kişinin sadece sürekli sakatlığı ZMMS poliçesi teminatı kapsamında bulunup, sürekli sakatlığı tespit edilinceye kadar uğradığı zarar SGK' nın sorumluluğunda olduğunu, yeni genel şartlardaki esaslara göre hesaplama yapılması gerektiğini, genel şartların destekten yoksun kalma tazminatı hesaplaması ve sürekli sakatlık tazminatının hesaplaması yapılırken TRH 2010 tablosu ve iskonto oranı , %1,8 olarak dikkate alınması gerektiğini, elverişli olmadığını, hükme esas alınan kusur raporu keşif yapılmaksızın dosya üzerinden hazırlandığını, Güvence Hesabı’nın geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin sorumluluğu söz konusu olmadığını, davacı tarafından başvurulan  Ordu Devlet Hastanesi Epikriz kayıtlarında, hasta hikayesi sol bacağında ağrı, sol tibia fibula parçalı kırık bulunduğu görülmüş, davacının motosikletle seyir halindeyken dizlik ve koruyucu tertibat kullanmamış olduğu bu sebeple kırık meydana gelmiş olduğu anlaşıldığını, müterafik kusur indirimi hususu hiç tartışılmadığını, davalı kurumun sorumluluğu dava tarihinden itibaren başladığını, 28.06.2019 tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olması hatalı olduğunu, davacı tarafından ek tazminat için başvuru yapılmadığını, bu sebeple başvuru şartı gerçekleşmediğinden temerrüt tarihi dava açılış tarihi kabul edilip yasal faiz işletilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 02.05.2019 tarihinde dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki...plakalı otomobili ile seyir halinde iken karşı yönden gelen  davacı ...'ın yolcu konumunda bulunduğu ... plakalı motosiklete çarptığı, kaza dolayısıyla davacının yaralandığı, ... plaka sayılı aracın  sigortası bulunmadığından davalıdan maddi tazminat talep edildiği anlaşılmıştır. Davadan önce davalıya başvuruda bulunulduğu eksiklik nedeniyle ödeme yapılmadığından KTK 97 maddesi gereğince başvuru şartı yerine getirilmediğine ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi genel şartlar değişikliğinden önce ve halen yürürlükte bulunan KTK'nın 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 27/03/2014 tarih, 2013/ 4616 E. ve 2014/4465 K. sayılı  kararında;  \"2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesi kapsamında kalan tedavi giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumu, yasa kapsamı dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair giderlerden varsa trafik şirketi yoksa Güvence Hesabı ve her iki halde de diğer haksız fiil sorumlularının (işleten ve sürücü gibi) sorumlulukları devam edecektir\" yönünde; 14.10.2014 tarih, 2014/ 16455 E. ve 2014/13330  K. sayılı kararında ise \"Geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez\" yönünde  karar vermiştir. Bu nedenle davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir (Benzer yönde Yargıtay  4.  Hukuk Dairesinin   2021/5305  E. ve 2021/7685  K. sayılı kararı). Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel kararları gereğince Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne  alınarak davacılar için TRH 2010 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminat hesaplaması gerekmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.06.2023, 2023/585 Esas ve  2023/8309 Karar, 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı kararları). Somut uyuşmazlıkta hükme esas raporun; TRH 2010 Tablosu ve   \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminat hesaplamasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı vekilinin  1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğine ilişkin itirazı uygulama alanı kalmadığından reddi gerekmiştir. HMK'nun 357/1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz. Davalı vekili tarafından yargılama safahatı sürecinde kusur bilirkişi raporuna karşı süresinde itiraz ya da talepte bulunmamış ve bu suretle  kusur oranları bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın  357/1. maddesi gereğince  Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden  kusura ilişkin istinaf itirazı değerlendirilmeye alınmamıştır. Ayrıca kusur raporunun keşif sonucu düzenlemesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Mahkemece davalı savunması olduğu halde, müterafik kusur indirimini tartışılmadan karar verilmesi doğru olmamış ise de; dosya içerisinde mevcut olan 02/05/2019 tarihli kaza tespit tutanağı incelendiğinde davacının koruyucu ekipmanın \"belirsiz\" olarak işaretlendiği, aksinin ispat edilemediği, yaralanmasının bacak bölgesinden olduğuna göre kask takmamasının yaralanma bölgesine etki etmeyeceğinden  müterafik kusur indirimi yapılmamasında isabetsizlik görülmemiştir. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de  Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4.  Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre  maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal  Sigorta  Sağlık  İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015  tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında  Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında  Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve  2022/6235 K.,  2021/11515  E. ve   2022/5238 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince tazminatın belirlenmesinde kaza tarihinde yürürlükte bulunmayan  Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ile  Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik  hükümlerine göre düzenlenen maluliyet raporunun hükme esas alınmış olması usul ve yasaya aykırı olmuştur. O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken, ATK'dan ya da başka bir Üniversite Hastanesinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümünden oluşturulacak aralarında adli tıp uzmanı da bulunan uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan   Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında  Yönetmelik hükümlerine uygun olarak davacıda var olduğu ileri sürülen yaralanmaya bağlı geçici iş göremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise süresi,  kalıcı işgöremezlik durum ve oranının ne olduğu ve tespit edilecek maluliyetin kaza ile illiyeti bulunup bulunmadığı konularında, dosya içerisinde bulunan tedavi evrakları ile dosyada mevcut olan  taraflarca sunulan delilleri de irdeler biçimde denetime elverir nitelikte maluliyet raporu alınması ve tespit edilecek maluliyet oranına göre hükme esas alınan rapor tarihi itibariyle aktüer bilirkişiden ek rapor alınması ve sonucuna göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmesi  olmalıdır. Yine, Yargıtay  17. Hukuk Dairesi'nin  18/10/2018 tarih, 2015/16222 E. ve 2018/9271 K.sayılı  kararında açıklandığı üzere \"Güvence Hesabı yönünden faizin başlangıç (temerrüt) tarihi belirlenirken, ilgililerce gerekli belgeler de ibraz edilerek Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin 9., 14. ve 15. maddelerinde yazılı biçimde fona başvurulduğu halde ödeme yapılmamışsa başvuru tarihinden itibaren Güvence Hesabının temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. Gerekli belgeler ibraz edilmeksizin başvuruda bulunulmuş ya da hiç müracaat edilmemiş ise Güvence Hesabının temerrüdünden bahsedilemeyeceğinden faiz başlangıcının dava tarihi olarak kabulü gerekir. Davalı vekilinin faiz başlangıcına yönelik istinaf itirazı yerindedir ancak mahkemece  zaten yasal faize karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/07/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1a47672380ef4129","SID":"676300fcdce64edc"}}