{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/53 <br>KARAR NO: 2024/1129<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 08/06/2021<br>NUMARASI: 2018/418 Esas - 2021/475 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 27/06/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;      <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacıların kızı ...'a, davalı sigorta şirketinden sigortalı ...'nun maliki, ...'nın sürücüsü ... plaka sayılı aracın 13/12/2014 tarihinde çarpması sonucunda yaralanmasına ve vefatına sebep  olunduğunu, eşinden boşanmış ve tek desteği kızı olan doğuştan % 88 özürlü davacı anne ... ile işi ve geliri olmayan davacı baba ...'un  telafisi imkansız acı yaşadığını ve kızının desteğinden yoksun kaldığını, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğunu, davacıların adli yardım talebinin kabulünü ve nihayetinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000 TL maddi tazminatın tüm davalılardan ve her bir davacı için 40.000 TL manevi tazminatın davalı şahıslardan haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 13/07/2020 tarihli  ıslah dilekçesiyle 113.986,20 TL maddi ve 80.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep  etmiştir.Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; kusur durumunun tespitinin gerektiğini, davacı anne ve müteveffanın kazanın meydana gelmesinde ve zararlarının oluşmasında kusurlu olduklarını, davacının faiz talebinin hatalı olduğunu, her halde müvekkilinin sorumluluğunun kusur oranlarına göre poliçe teminatı limiti ile sınırlı olacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusuru ve sorumluluğunun bulunmadığını, Sulh Ceza Mahkemesince de salıverilmesine karar verildiğini, olayın meydana gelmesi ile ilgili müvekkiline bir kusur yüklenmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davacıların maddi tazminat davalarının kısmen kabulüne, davacı ... için 31.740,91 TL, davacı ... için 8.095,46 TL nın ( davalılar ... ve ... Yönünden 13/12/2014 tarihinden, davalı ... Sigorta A.Ş yönünden dava tarihinden itibaren) işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacıların manevi tazminat davalarının kısmen kabulüne, davacı ... için 15.000 TL davalı ... için 15.000 TL nın 13/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ... ve ...dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;   kusur raporuna karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, ölümlü kazada müteveffa çocuğa kusur izafe edilemeyeceğini, bilirkişi raporunda, davalı araç sürücüsünün meskun mahale girmesi yasak olan saatlerde girdiği için tam kusurlu olduğuna yönelik delil ve belgelerin dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, itirazları karşılayacak ve farklı raporlardaki farklı kusur oranları arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde ek rapor alınması veya heyetin HMK 281. madde uyarınca duruşmaya davet edilerek itirazlarının  ilgili beyanlarının alınması gerektiğini, davalı araç sürücüsünün tam kusuruna (veya % 75 kusuruna) göre, davacıların maddi tazminat taleplerinin kabulüne, kusur ve hesap bilirkişi raporları arasında davacılar lehine olan 24.02.2020 tarihli, kusur ve hesap raporu doğrultusunda maddi tazminat taleplerinin 113.986,20 TL üzerinden kabulü ile ... Sigortanın tacir olduğu dikkate alınarak avans faizi uygulanması gerektiğini,  davacıları yaşamları boyunca manen mağdur ettiği dikkate alınarak davacılar lehine hükmolunan manevi tazminatın herbir davacı için 40.000,00 tl. olmak üzere toplam 80.000,00 TL  olarak kabulü gerektiğini, dava değerinin, davalılarca itiraz edilmeyen 24.02.2020 tarihli kusur raporuna göre, 07.07.2020 tarihli ara kararı uyarınca artırıldığı dikkate alınarak, kısmen reddedilen davada davacılar aleyhine hükmolunan vekalet ücreti kararının kaldırılması ve reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.   Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 13/12/2014 tarihinde, saat 19:00 sıralarında İstanbul İli, Gaziosmanpaşa İlçesi, ...Sokak üzerinde sürücü ... yönetiminde seyir halinde olan ... plakalı kamyonun seyir yönüne göre sağa manevra ile ... Sokak' a dönüş yaptığı esnada kavşak başından, kendisini bırakarak yolun karşısına geçen anne ve teyzesi arkasından kaldırımın kenarında bekleyen yaya ...' a çarparak yaralaması ve daha sonra ölmesi sonucu dava konusu trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır. Olay ile ilgili kaza tespit tutanağı bulunmamaktadır. İlk Derece Mahkemesince alınan 24/02/2020 tarihli raporda bilirkişi ..., \"... Sağa dönüş manevrası öncesi dikkat ve özen yükümlülüğü gereği seyir yönüne göre yolun sağında ve solunda bulunan yayaları görmüş olması gereken sürücü ..., yola girmiş olanı yayaya ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken seyrine devam ettiği olayda asli kusurlu, trafik bilincinde olması beklenemeyecek ve yolda seyir halinde olan araçlar karşısında etkili tedbir alamayacak yaşta olan çocuğu kaldırım üzerinde tek başına bırakan anne ... tali kusurludur. Olay mahallinde yalnız bırakılan müteveffa yaya ...'un annesi ve teyzesine ulaşmak için yola girmesi olağan davranışı olup, söz konusu davranışın kaza oluşumuna etkisi anne ... tali kusurunun gerekçesidir...\" kanaatini belirtmiştir. Kusur belirlemesinde çelişki olduğundan Mahkemece İTÜ makine mühendislerinden oluşan heyetten rapor alınmıştır. Bilirkişi Heyeti \"... Kazanın oluşumunda: ... plaka numaralı taşıt sürücüsü ...'nın, dosyada mevcut ifadelerdeki şartlar ve gelişmeler değerlendirildiğinde, kendi ifadesinde yayaların en azından bir kısmının geçiş yaptığını gördüğü, taşıtının yapısı nedeni ile oluşabilecek risklerin farkında olacak tecrübeye haiz olduğu gibi hususlar da dikkate alındığında, olumsuz gün şartlarında, dikkatsiz ve tedbirsiz hareket ederek, olayın geliştiği meskün mahal şartları da göz önüne alındığında yeterli özeni göstermediği ortaya çıktığından, 2918 sayılı K.T.K.'nun 52/b maddesi belirtilen  kuralını ihlal etmesi sebebiyle kazanın oluşumunda %25 oranında tali kusurlu olduğu,  kazada: keşif sırasında tespit edilen hususlar ile anne ...'in 15/02/2016 tarihli celsede: “... ben kızımı yolda yatarken gördüm ...” dediği, 10/08/2017 tarihli Keşif Zaptında: “bedeninin tamamı kaldırımın hemen kenarında yolda idi...” ifadeleri de değerlendirildiğinde, yaşı itibarı ile ebeveyn denetiminde bulunan çocuk yaya ...'un, davranışlarının %75 oranında ana etken olduğu ...\" kanaatinde bulunmuştur. Gaziosmanpaşa 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/746 Esas ve 2018/547 Karar  sayılı dosyasında hükme esas  alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi 28/09/2017 tarihli raporunda, sürücü ...'nın, sağa dönüş öncesi yeterli kontrolü yapmaması nedeniyle tali kusurlu, ... kusursuz, müteveffa yaya ...'un davranış faktörlerinin sonuç üzerinde asli derecede etkili olduğu belirtilmiştir. Ceza Mahkemesince \"... ATK raporlarının Mahkememizce yapılan keşif gözlemi ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, hükme esas almaya elverişli olduğu kanaatine varılmış ve sanık ...'nın tali kusurla bir kişinin ölümüne neden olmak suçundan mahkumiyeti yoluna gidilmiştir...\" gerekçesi ile adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanık ...'in beraatine dair karar verilmiştir. Bu kararın  istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin  29/01/2019 tarih, 2018/3504 Esas ve  2019/225 Karar sayılı kararı ile  istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi ile 29/01/2019 tarihinde kesinleşmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi incelemesinden istinaf talebinin reddi ile sonuçlanan Ceza Mahkemesi  kararına esas alınan olayın meydana geliş şekline ilişkin maddi vakıa kesinleşmiştir. Gerek öğretide gerekse Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle \"fiilin hukuka aykırılığı\" konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliği taşır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.01.1975 gün ve E:1971/T-406, K:1975/1; HGK'nun 23.01.1985 gün ve E:1983/10-372, K:1985/21; HGK'nun 27.04.2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları). Bu kapsamda ceza mahkemesi dosyasındaki olayın meydana geliş şekline ilişkin maddi olgu hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte olduğundan, İlk Derece Mahkemesince alınan,  çelişkiyi gideren üç kişiden oluşan bilirkişi heyeti raporu da aynı yönde olduğundan davalının tali (%25) kusuru esas alınarak tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi ... tarafından düzenlenen 24/02/2020 tarihli bilirkişi raporu davalı sürücü ...'nın adresine tebliğe çıkarılmış, 09/03/2020 tarihinde tebliğ yapılamadığından iade edilmiştir. Bu davalının vekili olarak Av. ...'in vekaletname ibraz etmesi üzerine vekile bilirkişi raporu 09/06/2020 tarihinde tebliğ edilmiş ve vekil tarafından bu rapora 18/06/2020 tarihinde itiraz edildiği görülmüştür. Bu nedenle reddedilen kısım üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.Kazaya sebebiyet veren ... plakalı  aracın trafik kaydında kullanım amacı yük nakli- ticari olarak göründüğünden, dava ve talep arttırım dilekçesinde maddi tazminat yönünden ticari avans faizi talep edildiğinden Mahkemece maddi tazminata yasal faiz uygulanması doğru olmadığından istinaf talebi yerinde görülerek karar düzeltilmiştir. Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır.  TBK'nın \"manevi tazminat\" başlıklı 56/2.maddesinde \"Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı).Bu açıklamalar çerçevesinde, Somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli,  tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarlarının bir miktar düşük olduğu; aynı ilkelere göre yapılan değerlendirme sonucunda  takdiren davacı anne ... lehine 30.000,00 TL, davacı baba ... lehine 30.000,00 TL, manevi tazminata hükmedilmesinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır.Bu nedenle; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında  yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre: 1-Davacıların maddi tazminat davalarının KISMEN KABULÜNE, davacı ... için 31.740,91 TL, davacı ... için 8.095,46 TL nın (Davalılar ... ve ... Yönünden 13/12/2014 tarihinden, davalı ... Sigorta A.Ş yönünden dava tarihinden itibaren) işleyecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Davacıların manevi tazminat davalarının KISMEN KABULÜNE, davacı ... için 30.000 TL, davacı ... için 30.000 TL'nin 13/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 6.819,82 TL ilam harcından peşin alınan 664,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.155,82 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen  alınarak Hazineye gelir kaydına, ( Davalı ... Sigorta A.Ş nin bu miktarın 2.057,22 TL sından sorumlu olması kaydıyla) 3-Davacı tarafından yatırılan 664,00 TL peşin harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen  alınarak davacılara verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 704,30 TL posta gideri ve 4.000 TL bilirkişi gideri olmak üzere  toplam 4.704,30 TL yargılama giderinden kabul ve red oranı gözetilerek 2.421,10 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen  alınarak  davacılara verilmesine  ( Davalı ... Sigorta A.Ş nin bu miktarın  1.644,07 TL sından sorumlu olması kaydıyla) Maddi tazminat davası yönünden; 5-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 5.975,46 TL vekalet ücretinin  davalılardan müştereken ve müteselsilen  alınarak  davacılara verilmesine, 6-Duruşmalarda vekil vasıtasıyla temsil edilen davalı ... Sigorta A.Ş ve davalı ... için reddedilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca hesaplanan 10.439,48 TL vekalet ücretinin davacılardan tahsil edilerek bu davalılara verilmesine, Manevi Tazminat davası yönünden; 7-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 17.900,00 TL vekalet ücretinin  davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen  alınarak  davacılara  verilmesine, 8-Duruşmalarda vekil vasıtasıyla temsil edilen davalı ... için  reddedilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca tayin ve takdir olunacak ücretin davacı tarafa manevi tazminat talepleri yönünden verilen vekalet ücretini geçemeyeceğinden,  17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan tahsil edilerek bu davalıya verilmesine, 9-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine, <br>B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN; 1-Davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine, 2-İstinaf aşamasında davacılar tarafından yapılan 213,50 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 162,10 TL istinaf başvuru harcının davalılardan tahsili ile davacılara verilmesine, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.27/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3835fe4885ddc47c","SID":"4b12ba9db7e37f67"}}