{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1093 <br>KARAR NO: 2024/1165<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 21/03/2023<br>NUMARASI: 2022/424 E. - 2023/262 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/06/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı dava dilekçesinde özetle; davalının 2 adet senede dayalı olarak hakkında icra takibi başlattığını  ödeme emrinin  TK 21/2'ye göre tebliğ edildiğini ve takibin kesinleştiğini, adına kayıtlı bulunan taşınmazın satışının talep edildiğini, icra takibine konu senetlerin düzenleme tarihi olan 29.12.2015 tarihinde davalı tarafından hesabına 23.000 TL borç gönderildiğini bunun üzerine kendisinin de dava konusu senetleri boş olarak imzalı bir şekilde davalıya verdiğini, ancak davalının senetleri gerçeğe aykırı olarak toplam 50.000 TL olarak doldurduğunu, bu borç ilişkisi dışında başkaca bir ilişki bulunmadığını, davalıya borcuna karşılık 8.500 TL ödeme yaptığını belirterek senetler nedeni ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,  davacının senetteki imzayı inkar etmediğini, senetlerin boş olarak verilmediğini takibin usulüne uygun şekilde kesinleştiğini, yapılan hazırlık soruşturması sonunda takipsizlik kararı verildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Davanın reddine, \" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; davalı asilin taraf yemini eda ettiği duruşmadaki beyanlarıyla ispat külfetini üzerine aldığını, mahkemenin yemin  ifadelerini ayrıştırmadığını, yeminindeki ta'lilini dikkate almadığını, eksik yemin ettirdiğini,  Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 14.12.1992 tarih ve 1992/1-5 sayılı kararını dikkate almadığını, tek senet alınması ve net miktarın yazılması gerekirken o gün 23.000,00 TL yatırıyorsa diğer borçların toplamının 27.000,00 TL olması gerektiğini, davalının bunun daha fazla olduğunu ifade ederek çeliştiğini,  davalının daha önceden alacaklarını alamaması karşısında davacıya yine borç vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının 23.000,00 TL daha borcu bankadan vermesi çelişkisinin tartışılmadığını, tek senet değil de iki senet düzenlendiğine ilişkin bir gerekçe sunulmadığını, davalının basit cümlelerle yemin etmesini talep ettiklerini  buna uyulmadığını, bu  ifadelerinin zapta geçmediğini,davalı asilin yemin ifadesinde elden borç vermek konusuna yoğunlaştığı için yeminli beyanlarında  önceki beyanları ile çeliştiğini, elden 60.000,00 TL-70.000,00 TL borç verdim dese de senetlerin tanzim tarihi günü 23.000,00 TL'nin bankadan havale edildiğini, davalının  beyanlarının  ta'lil  olduğunu, 3.500,00 TL ve 5.000,00 TL bakımından ödemeleri başka bir sebebe bağladığı için ispat yükünü üzerine aldığını, müvekkilinin 5.000,00 TL+ 3.500,00 TL = 8.500,00 TL ödeme yaptığını, 23.000,00 TL borç aldığını, kalan miktarın 14.500,00 TL olduğunu,  davalının ispat yükünü üzerine aldığından davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İstinafa Cevap: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.<br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, İİK 72.maddesi gereğince senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti davasıdır. Mahkemenin  2017/304 Esas  2018/678 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği,  kararın davacı tarafça istinafı üzerine Dairemizin  2020/1139 Esas 2022/820 Karar sayılı ilamı ile,  “dava dilekçesinde yemin deliline dayanıldığı,  davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği\" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verildiği, mahkemece yargılamaya yukarıdaki esas üzerinden devam olunduğu anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında,  davalının davacı hakkında  29.12.2015 tanzim tarihli 25.000 TL bedelli iki adet senede dayalı olarak 50.000 TL  asıl  alacak + 268,75 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 50.268,75 TL alacağın tahsili amacıyla 18.02.2016  tarihinde icra takibi yaptığı görülmektedir.  Dava ve takip  konusu senetlerin ; düzenleme tarihi 29.12.2015, ödeme tarihi 20.01.2016, 25.000,00 TL bedelli, lehtarı  ..., borçlusu ..., nakden kaydına havi   ve   düzenleme tarihi 29.12.2015, ödeme tarihi 01.02.2016, 25.000,00 TL bedelli, lehtarı ..., senet borçlusu ..., nakden kaydına havi  iki adet bono olduğu , keşideci olan davacının isminin yanında ... yazılmak suretiyle düzenleme yeri de bulunduğu, ... kısaltmasının ... ilçesinin kısaltması olarak duraksamaya yer vermeyecek şekilde anlaşılır olduğu bu haliyle bononun zorunlu tüm unsurları ihtiva ettiği anlaşılmıştır. 19. Hukuk Dairesi, 2018/1241 -2018/6022 \"keşide yeri ... şeklinde yazılmış olup, keşide yerinin Yüksekova olduğunun anlaşıldığı, çeklerin kambiyo vasfına haiz oldukları gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş,.. ONANMASINA\" İstanbul Anadolu C.Başsavcılığı'nın  2017/ 49458 soruşturma  sayılı dosyasında  senetlerin anlaşmaya aykırı doldurulduğuna dair yürütülen soruşturma sonunda  \"açığa imzanın kötüye kullanıldığı ile ilgili yazılı delil sunulmadığı gibi ihtilafın hukuki mahiyette olduğu \"gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmiştir. Alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunun iddia edilmesi, anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu, alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunun ileri sürülmesi durumunda, ispat yükü  üzerinde olan davacı borçlu tarafından yazılı delil veya kesin delil  ile ispatını gerektirir. Somut olayda, dava konusu senetlerin  sebepten soyut  TTK 776.maddesi uyarınca zorunlu unsurlara havi  bono vasfında olduğu, davanın senetlerin  imzalı ve  boş olarak   verildiği, zorunlu unsurların sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu bedelsiz olduğu,  iddiasına dayalı açıldığı görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun, 778/2-f maddesi yollaması ile, bonolarda da uygulanması gereken aynı kanunun 680.maddesi  uyarınca bononun  açığa senet şeklinde  düzenlenmesi işleme konulmadan önce zorunlu unsurlarının tamamlanabilmesi mümkündür.  Bu nedenle imzası inkar edilmeyen bonoların   diğer unsurlarının sonradan doldurulmuş olması senetlerin  hükümsüzlüğü sonucunu doğurmaz . Somut olayda ispat yükünün  davacı borçlu üzerinde olduğu ancak senede karşı  iddianın yazılı veya kesin delil ile ispatının bulunmadığı, dairemiz kararı sonrası davacıya yemin delilinin hatırlatıldığı, davalı asil 14/03/2023 tarihli yemin beyanında ; “...'e kendi rızası ve bilgisi dahilinde 25.000,00'er TL'lik 2 adet senet düzenlendi, ancak, bu 2 adet senedi daha önceki borçlarına karşılık düzenledik, 2 adet boş senet 23.000,00 TL borcun teminatı ve diğeri de faizi olarak düzenlenmemiştir, 29/12/2015 tarihi itibariyle davacıya elden verdiğim borç miktarı 27.000,00 TL'den fazladır, elden yaklaşık 60.000,00 TL-70.000,00 TL kadar borç elden verdim, yatırılan 3.500,00 TL borçları ile alakalıdır, ancak senetten düşülecek miktar değildir, davacı tarlada ürünüm kaldı diyerek benden 5.000,00 TL borç almıştır, onun karşılığı olarak yeğeni tarafından bana 5.000,00 TL verildi, davacı hakkımda hacizler var dediği için hep elden borç verdim“ şeklinde yemin etmiş olup, bu beyanında   senedin ihdas kısmındaki ''nakden'' kaydının talili niteliğinde bir kabulün olmadığı,   davalının;  verdiği nakit borç karşılığı senetlerin düzenlendiğini ve yapılan ödemelerin senede istinaden yapılan ödemeler olmadığını  beyan ettiği , davacının senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu bedelsiz olduğu  iddiasının kesin deliller ile ispatlanamadığı anlaşıldığından,  davacı vekilinin istinaf başvurusunun  6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/03/2023 tarih ve 2022/424 E., 2023/262 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,7‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 13/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"89771f155726ad63","SID":"b90d6f3e3a61bcec"}}