{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/39 Esas<br>KARAR NO: 2024/1191<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/03/2018<br>NUMARASI: 2014/40 E. - 2018/214 K.<br>DAVANIN KONUSU: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/06/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde;  davalı temlik eden vekili ... A.Ş. tarafından davacı aleyhine 11.02.2008 ve 15.01.2010 tarihli genel kredi sözleşmeleri, 11.02.2008 ve 15.01.2010 tarihli hızır hesap sözleşmeleri ve 11.08.2008 tarihli genel faktoring sözleşmesine istinaden icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin süresinde itiraz edemediği için takibin kesinleştiğini, sözleşmelerin tarafı olan dava dışı ... Otomotiv İnş. Reklam San. Tic. Ltd. Şti. yetkililerinin, şirketin bir kısım hissesini müvekkiline devrederek küçük ortak ve müdür sıfatıyla temsile yetkili kıldıklarını, bunların müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında gerçekleştiğini, müvekkilinin, sözleşmelerde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla borçlu gösterildiğini, sözleşmelerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek  İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde;davacının, müvekkili banka ile dava dışı ... San.ve Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen 04.01.2008 tarihli genel faktoring sözleşmesi, 11.02.2008 tarihli genel kredi sözleşmesi ve bu sözleşmeye ilaveten ve hızır hesap sözleşmelerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, söz konusu kredi borcundan kaynaklı borçlulara hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini ancak, borcun ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını, davacının ... Tic. Ltd. Şti. ve ... Reklam San. Tic. Ltd. Şti.nin hissedarı olduğunu, davacının, noterlikçe yapılan devir teslim sözleşmeleri ve ticaret sicil kayıtlarına göre rızası olmadan ve bilgisi dışında ortak yapıldığı ve yapılan hiçbir işlemden haberi olmadığı iddiasının yersiz olduğunu, davacının imza itirazının yerinde olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>MAHKEME KARARI;  İstanbul 11. Asliye Ticaret  Mahkemesi'nin  22/03/2018 tarihli 2014/40  E- 2018/214 K sayılı kararıyla; 01.02.2009 revizyon tarihli 004 revizyon nolu genel faktoring sözleşmesindeki ve 04.01.2008 revizyon tarihli 002 revizyon nolu genel faktoring sözleşmesindeki imzaların davacıya ait olmadığı, davacının bu sözleşmelerden kaynaklı takibe konu borçlardan kefil sıfatıyla sorumlu tutulamayacağı, 11.02.2008 tarihli 2 adet hızır hesap sözleşmesi ve 11.02.2008 tarihli 2.000.000 USD'lik genel kredi sözleşmelerindeki imzaların davacıya ait olduğu, bu yönden bilirkişi raporunda hesaplanan davalı bankanın davacıdan alacağının 115.219,78 TL olduğu, davalı alacaklı tarafça çek yaprakları için talep edilen toplam 47.000,00 TL depo bedeli miktarı dışında kalan sözleşmelerden kaynaklı borçlardan davacının sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı borçlunun hakkındaki İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında takip tarihi olan 25.09.2012 günü itibarı ile davalı tarafa hızır hesap kredisinden (KMH) 112.448,23 TL asıl alacak, 1.803,67 TL işlemiş faiz, 90,18 TL BSMV ve 877,00 TL masraf olmak üzere toplam 115.219,78 TL ile davalı alacaklı tarafça çek yaprakları için talep edilen toplam 47.000,00 TL depo bedeli miktarları dışındaki alacak miktarları ve kalemleri yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazla istemin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURULARI; Davalı temlik alan vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının kandırılarak, rızası hilafına şirket ortağı yapıldığı gerekçesinin ileri sürülmesine rağmen, davacının rızası hilafına yapılan işlemlerle ilgili hiçbir şikayeti olmadığını, bu konuda soruşturma dosyası da bulunmadığını, bu şartlar altında davacının beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, genel faktoring sözleşmesindeki imza itirazı kabul edilirken hızır hesap kredisindeki imzasının kendisine ait olduğunu ancak sözleşmeler arasında sadece 1 aylık süre mevcut olduğunu, davacının rızası dışında bir işlem var ise hızır hesap sözleşmesindeki imzanın da davacıya ait olmaması gerektiğini, davacının kötüniyetle borçtan kurtulmak için işbu davayı açtığını, kötüniyetin davada korunmaması gerektiğini tüm sebeplerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; çek yaprakları için talep edilen 47.000,00 TL depo bedelinin kabulüne karar verilmiş olmasının hem Yargıtay içtihatlarına hem de usul ve yasaya aykırı olduğunu,  bankaların çek yaprağı başına ödemek zorunda oldukları garanti bedelinin asıl borçlu ve keşideci ve kefillerinden istenebilmesi için, taraflar arasındaki sözleşmede açık hüküm bulunması gerektiğini,  bilirkişi raporunun gerek ilgili kısımlarında gerekse de sonuç kısmında davalı bankanın çek bedellerini haklı gösterecek bir sözleşme hükmü bulunduğunu belgelendirmesi halinde kabulüne karar verilmesi gerektiğinin belirtildiğini, Mahkemenin belge olmadan karar verdiğini belirterek kararın bu sebeple kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dairemizin 06/01/2022 tarihli 2020/1159 Esas-2022/2 Karar sayılı kararıyla; davalı banka ile asıl borçlu  arasında imzalanan çek taahhütnamesi gereğince çek depo bedelinden hesap sahibi olan dava dışı şirketin sorumluluğunun bulunduğu, ancak, kredi sözleşmeleri ile kefalet sözleşmesini imzalayan müteselsil kefil  olan davacının çek yaprakları sebebiyle bankanın Çek Kanunu uyarınca ödemesi gereken asgari miktarlarla ilgili olarak depo talebinden sorumlu olabilmesi için kredi sözleşmesinde ve kefalet sözleşmesinde bu yönde açık bir hüküm bulunmadığından, bu bedelden hukuken sorumlu olamayacağı, dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararının bu yönden usul ve yasaya aykırı olduğu, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin kabulüne, davalı vekili her ne kadar davacının imzalanan kredi sözleşmeleri arasındaki süre ve davacının suç duyurusunda bulunmaması sebebiyle kötü niyetli olduğunu ve davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiş ise de, incelenen dosyada aldırılan bilirkişi raporlarında imza incelemesinin usulüne uygun yapıldığı, davalının iddia ettiği hususların davacının kötü niyetini kanıtlayamayacağı, elde yazılı başkaca bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davalı temlik alan vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı temlik alan vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18/10/2023 tarihli 2022/1272 Esas-2023/5977 Karar sayılı kararıyla; Dosya kapsamında alınan 27.04.2016 tarihli adli tıp raporunun bulgular ve sonuç bölümünün 6.2 nci maddesinde; 04.01.2008 revizyon tarihli 002 revizyon nolu üzerinde adres yazıları bulunmayan \"Genel Faktoring Sözleşmesinin\" 2 nci sayfasında ...'un basit tersimli mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptanmadığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla kuvvetle muhtemel ...'un eli ürünü olmadığı, 6.3 üncü maddesinde ise  inceleme konusu 6.2 inci maddede belirtilen sözleşmenin 2 inci sayfasında belirtilen imza dışında kalan diğer imzalar ve diğer sözleşmelerde ...'a atfen atılı basit tersimli imzalar ile ...'un basit tersimli mukayese imzaları arasında; yukarıda sayılan tanı unsurları bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların kuvvetle muhtemel ...'un eli ürünü olduğu tespiti yapılmıştır. Buna göre  davacının söz konusu genel faktoring sözleşmesinin son sayfasındaki imza ve ikinci sayfa dışında bütün sayfalarında imzasının bulunduğu gözetildiğinde, davacı 04.01.2008 tarihli genel faktoring sözleşmesinden kaynaklanan borç nedeniyle de müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sorumludur. Her ne kadar raporda sözleşmenin ikinci sayfasında imzası bulunmadığı tespiti yapılmış ise de bu sayfada davacının borç yükümlülüğünü kaldıracak bir husus da bulunmadığından, mahkemece, konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla davacının 04.01.2008 revizyon tarihli genel faktoring sözleşmesinden kaynaklanan borcunun bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise borçlu olduğu miktarın tespiti yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği\" gerekçesiyle; hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir.Yargıtay bozma ilamı ve duruşma günü taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davacı vekili önceki kararda direnilmesini talep etmiş, davalı vekili bozma ilamına karşı beyanda bulunmamış, usul ve yasaya uygun görülen Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilerek bozma ilamı doğrultusunda yargılamaya devam edilmiştir.<br>GEREKÇE; Menfi tespit talepli davada davacı vekili, temlik eden ... A.Ş.nin müvekkili aleyhine 11/02/2008 ve 15/01/2010 tarihli Genel Kredi Sözleşmeleri, 11/02/2008 ve 15/01/2010 tarihli Hızır Hesap Sözleşmeleri, 11/08/2008 tarihli Genel Faktoring Sözleşmesinden dolayı borçlu olduğu gerekçesiyle İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatılmışsa da, müvekkilinin sözleşmelerde imzasının bulunmadığını ileri sürerek borçlu bulunmadığının tespitini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; davacının 01.02.2009 revizyon tarihli 004 revizyon nolu genel faktoring sözleşmesindeki ve 04.01.2008 revizyon tarihli 002 revizyon nolu genel faktoring sözleşmesindeki imzaların davacıya ait olmadığı, davacının bu sözleşmelerden kaynaklı takibe konu borçlardan kefil sıfatıyla sorumlu tutulamayacağı, 11.02.2008 tarihli 2 adet hızır hesap sözleşmesi ve 11.02.2008 tarihli 2.000.000 USD'lik genel kredi sözleşmelerindeki imzaların davacıya ait olduğu, bu yönden bilirkişi raporunda hesaplanan davalı bankanın davacıdan alacağının 115.219,78 TL olduğu, davalı alacaklı tarafça çek yaprakları için talep edilen toplam 47.000,00 TL depo bedeli miktarı dışında kalan sözleşmelerden kaynaklı borçlardan davacının sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davalı temlik alan vekilinin ve davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır.Mahkemece Adli Tıp Kurumundan alınan raporda davacının 01/12/2009 revizyon tarihli 004 revizyon nolu \"Genel Kredi Sözleşmesi\", 06/12/2005 revizyon tarihli 000 revizyon no'lu \"Hızır Hesap Sözleşmesi\" ve 15/01/2010 tarihli \"Genel Kredi Sözleşmesinde\" imzasının bulunmadığı,  04/01/2008 revizyon tarihli 002 revizyon nolu  sözleşmenin 2. Sayfası dışındaki imzalar ile diğer sözleşmelerdeki ...'a atfen atılan imzaların davacıya ait olduğu tespit edilmiştir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde, ... A.Ş. Tarafından davacı borçlu ... ile dava dışı borçlular ... Ltd. Şti., ... Ltd. Şti., ... ltd. Şti aleyhine, 19/03/2018 tarihinde, 556.471,76 TL Asıl Alacak, 877,70 TL Asıl Alacak (ihtar Gideri), 47.000 TL Asıl Alacak (Gayrı Nakdi Alacak), 482,53 TL BSMV, 9.650,59 TL İşlemiş Faiz olmak üzere 613.482,58 TL Toplam Alacağın  %..faiziyle tahsili talebiyle ilamsız takip başlattığı anlaşılmıştır. Alacaklı banka tarafından davacıya Beşiktaş ... Noterliği'nin 10/09/2012 tarihli ... Yevmiye numaralı ihtarnamesini göndererek, 07/09/2012 hesap kat tarihi itibarıyla nakit alacağın 556.471,76 TL olduğunun 24 saat içinde ödenmesi ve 47.000 TL tahhütlere dayalı yükümlülüğün yerine getirilmesinin ihtar edildiği, davacıya ihtarnamenin 13/09/2012 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.Uyulmasına karar verilen Yargıtay bozma ilamında da açıklandığı üzere; 04/01/2008 tarihli sözleşmenin ikinci sayfasındaki imzanın davacıya ait olmaması, sözleşmenin sıhhatini ve davacının yükümlülüklerini etkilemediğinden, bu Genel Kredi Sözleşmesinden dolayı davacının müşterek ve müteselsil borçlu sıfatıyla sorumlu olduğu miktarın tespiti yönünden bilirkişi ek rapor alınmıştır.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda ve Dairemizce alınan ek raporda; taraflar arasındaki sözleşmenin 45.2 maddesinde, her durumda temerrüt faiz oranının yıllık YTL için %225, USD için %22,5, EURO için %24'ün altında olamayacağının düzenlendiği, davalı bankanın talebinin %90 olduğu ve sözleşmede kararlaştırılan oranın altında olduğu, davacının Ticari Hızır KMH hesabına temerrüt tarihi itibarıyla 112.448,23 TL asıl alacak, 90,18 TL BSMV ve 526,26 TL akdi faiz+1.277,41 TL akdi faiz ve 877,70 TL masraf olmak üzere toplam 115.219,78 TL borçlu olduğu hesaplanmıştır. 08/05/2024 tarihli Ek raporda; 04/01/2008 revizyon tarihli Genel Kredi Sözleşmesine göre Faktoring Kredisinden, davacı borçlunun, davalı Bankaya (temlik alana) sorumlu olduğu miktarın, 444.023,53 TL asıl alacak, 15.004,30 TL işlemiş faiz, 720,21 TL işlemiş faizin %5 BSMV olmak üzere toplam 459.778,04 TL olduğu, her iki krediden ötürü takip tarihi itibarıyla davacı borçlunun 556.471,76 TL asıl alacak, 16.807,97 TL işlamiş faiz, 840,40 TL işlemiş faizin BSMV'si ve 877,70 TL masraf olmak üzere toplam 574.997,83 TL borçlu bulunduğu, takip talebinde davacıdan 567.482,58 TL talep edildiği, anlaşılmakla, kredilerden kaynaklanan borç yönünden davacı tarafın menfi tespit talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. İlk derece mahkemesince takipte istenen depo bedeli yönünden davanın reddine karar verildiği, davacı vekilinin  depo bedeli yönünden hükmü istinaf etttiği anlaşılmıştır. Yargıtay yerleşik kararları doğrultusunda kefilin gayri nakdi kredi risklerinden de sorumlu olması için imzalanan kefalet sözleşmesinde bu hususun açıkça yer alması gerekmektedir.( bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06/11/2018 tarih ve 2018/19-689 Esas 2018/1624 Karar sayılı emsal içtihatı ile Yargıtay 19.HD 2016/6303 E., 2017/1284 K.; 2015/16869E., 2016/6569 K.) Genel kredi sözleşmesinde kefilin, bankanın yasal çek yükümlülük bedelleri riskini de (gayrı nakdi kredi riski) ayrıca taahhüt ettiği, kefilin bu gayri nakdi kredi riskinden de sorumlu olduğuna ilişkin kayıt bulunup bulunmadığı hususlarında yapılan incelemede, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere; kredi sözleşmesinde kefilin gayri nakdi risk bedelinden sorumlu olduğuna dair  kayıt bulunmadığı, davalı alacaklı tarafça dosyaya kefilin sorumluluğunu gerektiren belge de sunulmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan sebeplerle, kefaletin verildiği anda borcun belirli ya da belirlenebilir olması gerektiği, kefalet sözleşmelerindeki belirlilik ilkesi uyarınca kefil olunan açısından belirli yani ferdileştirilmiş bir borcun varlığının arandığı, kefilin yalnızca kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile bağlı olduğu, Çek Kanununun ödeme yükümlülüğü maddesi uyarınca, hesap sahibi ile banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayrinakdi kredi sözleşmesi hükmünde bulunduğu, henüz risk gerçekleşmeden alacağın mevcudiyetinden de söz edilemeyeceği, belirsiz alacak için kefalet sözleşmesi kurulamayacağı, bu sebeple çek depo bedelinden hesap sahibinin sorumluluğunun bulunduğu ancak kredi sözleşmesini imzalayan müteselsil kefilin risk altındaki çek yaprakları sebebiyle bankanın Çek Kanunu uyarınca ödemesi gereken asgari miktarlarla ilgili olarak depo talebi ve sonucu olan karşılıksız çek tutarından sorumlu olabilmesi için kredi sözleşmesinde bu yönde açık bir hüküm bulunması gerektiği, somut davaya konu kredi sözleşmesinde ise depo talebinin müteselsil kefilleri kapsayıp kapsamadığı hususunda  açık bir hüküm bulunmadığı göz önüne alınarak, davacı kefilin çek depo bedelinden sorumlu olmadığı, ilk derece mahkemesi kararının bu yönden usul ve yasaya aykırı olduğu, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Dairemizce Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda yapılan incelemede; davacının  47.000 TL'lık gayrınakdi alacak depo bedelinden sorumlu olmadığı ancak takibe konu diğer alacak kalemleri yönünden sorumlu olduğu kanaatine varılmakla, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulüne, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2-3 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kısmen kabulüne, 2- İstanbul 11. ATM nin 22/03/2018 tarihli 2014/40 E. 2018/214 K. Sayılı kararının 6100 sayılı HMK 353/1-b-2-3 mad.gereğince kaldırılmasına, 3- Davanın kısmen kabulüne, - Davacı borçlunun İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı icra dosyasında davalı alacaklı tarafça talep edilen 47.000,00 TL depo bedelinden borçlu olmadığının tespitine, -Fazlaya ilişkin talebin reddine, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.210,57 TL karar ilam harcının davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b- Davacı tarafından yatırılan 25,20 TL başvuru harcı, 3,80 TL vekalet harcı, 315 TL tebligat posta gideri olmak üzere toplam 344,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre 26,31 TL'sinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,  4/c- Davacının adli yardım talebi sebebiyle 800,00 TL bilirkişi ücreti suçüstü ödendiğinden karşılanmış olduğundan bu miktarın, 61,20 TL'lık kısmının davalıdan, bakiye 738,80 TL'lık kısmının davacıdan  tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine,  4/d- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, davanın kabul edilen kısmı üzerinden davacıya 17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/e- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, reddedilen kısım üzerinden 85.447,56 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,  5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı ve davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b- İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 98,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 55,80 TL posta gideri olmak üzere toplam 153,90 TL yargılama giderinin davacıdan  tahsiliyle davalıya verilmesine, 5/c- İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 98,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 35,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 133,10 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/ç-İstinaf aşamasında üç duruşma yapıldığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, 20.400,00 TL vekalet ücretinin  davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/d-İstinaf aşamasında üç duruşma yapıldığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, 20.400,00 TL vekalet ücretinin  davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 6-Temyiz aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 6/a-Temyiz yargılaması için davalı tarafından yapılan 397,80 TL temyiz başvuru harcı ve 2158,00 TL (bilirkişi reddiyatı+posta masrafları) temyiz yargılama giderleri olmak üzere toplam 2.555,8‬0TL'nin  davacıdan alınarak,  davalıya verilmesine, 6/b-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair, verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta süre içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.27/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e182c5cdceafb78c","SID":"615227db7089bd55"}}