{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/472 Esas<br>KARAR NO: 2024/835<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/12/2020<br>NUMARASI: 2019/1125 Esas, 2020/623 Karar<br>DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 11/07/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasındaki sözleşme kapsamında müvekkilinin davalıya tam otomatik bazlı temizleme makinesini ariyeten bırakmak ve servis hizmeti vermek yükümlülüğünü üstlendiğini, 10/07/2019 tarihli ihtarname ile davalıdan açık hesap alacağının ödenmesini talep ettiklerini, davalının ihtarnamede belirtilen fatura bedellerini ödememesi üzerine 08/08/2019 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi haklı nedenle feshettiklerini, ayrıca sözleşmenin haklı nedenle feshi nedeniyle, sözleşmenin 9.6 maddesi uyarınca,  yıllık sözleşme tutarının yarısı olan cezai şart bedeli için 01/08/2019 tarihli ve 10.931,84 TL faturanın ödenmesinin de ihtar edildiğini, davalının cezai şart alacağına ilişkin faturayı iade etmesi üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinde takip başlattıklarını, davalının takipte icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz ettiğini, taraflar arasındaki sözleşmede uyuşmazlık halinde İstanbul İcra Daireleri yetkili kılındığından, davalının icra dairesinin yetkisine itirazının haksız olduğunu, sözleşmenin 9.6 maddesi uyarınca cezai şart talep etmeleri mümkün olduğundan borca itirazın da haksız olduğunu ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevabında; önceki sözleşmede bulunmayan cezai şarta ilişkin maddenin müvekkilinin taşınması sırasında yoğunluğundan istifade edilerek yeni sözleşmeye eklendiğini, tek taraflı olarak davacı lehine sözleşmede yer alan cezai şart hükmünün  sebepsiz zenginleşme niteliğinde olduğunu, sözleşme bedelinin yarısı olarak belirlenen cezai şartın müvekkilini iktisadi olarak sarsacak ölçüde fahiş olduğunu, cezai şartın asıl borcun varlığına bağlı olduğunu, müvekkilinin 27/08/2019 tarihinde asıl borcunu ödediğini, davacının da iş bedeli yönünden bir alacak iddiası olmadığını, cari borç ödendiğinden cezai şart talep edilemeyeceğini, davacı geç ödeme nedeniyle cezai şart talep etmişse de, ödeme zamanının taraflar arasındaki mutabakat ile belirlendiğini ve müvekkilinin de buna göre ödeme yaptığını, asıl borca ilişkin ifayı ihtirazi kayıt koymadan kabul eden alacaklının cezai şart talep edemeyeceğini savunarak davanın reddine ve % 20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalının sözleşmeye konu fatura bedellerini ödememesi üzerine davacının 10/07/2019 tarihli ihtarname ile borcun ödenmesini talep ettiği, borcun ödenmemesi üzerine davacının 08/08/2019 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi haklı neden ile feshettiği ve cezai şartın da ödenmesini talep ettiği, davalının, sözleşmenin feshinden sonra hizmet bedelini ödediği,  sunulan yazışmalarda ödeme zamanı konusunda  mutabık kalındığı hususunda bir içerik bulunmadığı, tacir olan davalının cezai şartın fahiş olduğunu ileri sürerek tenkisini isteyemeyeceği, cezai şartın davalının mahvına neden olacak nitelikte de olmadığı, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ; Karar, yasal süre içerisinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınmadan ve raporda belirtilen eksiklikler dahi giderilmeden karar verildiğini, davacının, müvekkilinin çek ile ödeme yapmasına ve ödeme süresinin uzatılmasına onay verdiğini, bu hususta tanık dinletme taleplerinin reddedildiğini, asıl borcun ödenmesi nedeniyle cezai şart talep edilebilmesi için zarara uğradığının ispatlanması gerektiğini, asıl borcun ödenmesi ve davacının herhangi bir zararı olduğunu ispatlayamaması nedeniyle cezai şart talep edilemeyeceğini, müvekkilinin asıl borç için yaptığı ödemenin herhangi bir ihtirazi kayıt konulmadan tahsil edildiğini, mahkemenin hangi nedenle cezai şartın fahiş olmadığını tespit ettiğinin belli olmadığını, yıllık hizmet bedeli değişebilir nitelikte olduğundan cezai şartın belirlenebilir olmadığını, yıllık hizmet bedeli değişebilir nitelikte olduğundan cezai şart alacağının likit de olmadığını ve icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava, cezai şart bedeli için düzenlenen fatura alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.Dosya kapsamından, davacının cezai şart bedeli olarak düzenlediği 01/08/2019 tarihli ve 10.931,84 TL faturanın tahsili için davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinde takip başlattığı, davalının takipte icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz ettiği, davacının bir yıllık hak düşürücü süre içinden takibe itirazın iptali ve takibin devamını talep ettiği anlaşılmaktadır.Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekili hükmü istinaf etmiştir.Taraflar arasındaki sözleşmede uyuşmazlık halinde İstanbul İcra Daireleri yetkili kılınmış, davacı da sözleşmede yetkili icra dairesi olarak belirlenen İstanbul İcra Dairesinde takip başlatmıştır. Yetkili icra dairesinde takip yapılması nedeniyle  mahkemece itirazın iptali davasında dava şartı eksikliği bulunmadığı gözetilerek işin esasının incelenmesine geçilmesi yerindedir.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık, eksik inceleme ile karar verilip verilmediği, davacının cezai şart alacağı bulunup bulunmadığı, cezai şartın fahiş olup olmadığı ve icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartlarının bulunup bulunmadığı hususlarında toplanmaktadır.1-Davalı taraf, eksik inceleme ile karar verildiğini, asıl borcun ifa edilmesi nedeniyle cezai şart alacağının bulunmadığını, ifayı çekincesiz kabul eden davacının cezai şart talep edemeyeceğini, cezai şartın belirlenebilir olmadığını belirterek hükmü istinaf etmiştir.İlk derece mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda; davalının 30 günlük vadeye aykırı olarak vadesi geçmiş cari hesap borçlarını ödemediğini, davacının 10/07/2019 tarihli ihtarnamesine rağmen bakiye borcun ödenmediğini, bunun üzerine davacının 08/08/2019 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini ayrıca cezai şart faturası düzenleyerek cezai şart alacağının da ödenmesini ihtar ettiğini, davalının 27/08/2019 tarihinde bakiye hizmet bedeli 7.888,07 TL'yi ödediğini ancak cezai şart faturasını kabul etmeyerek iade ettiğini, davalının bakiye borcunu ödemeyip sözleşmenin feshine neden olmasından ve davacının cezai şart faturası düzenlemesinden sonra kalan borcunu ifa ettiğini, istenin cezai şart bedelinin 8.1 maddesine göre bir yıllık hizmet bedelinin yarısına tekabül ettiğini belirtmişlerdir.Taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı bu ticari ilişki kapsamında ödenmeyen alacaklarının üç gün içinde ödenmesi hususunda davalıya 10/07/2019 tarihli ihtarname keşide etmiş, ödeme yapılmaması üzerine 08/08/2019 tarihli ihtarname ile sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği beyan edilerek, cezai şart ile birlikte kalan asıl borcun ödenmesi talep edilmiştir. Davalı 27/08/2019 tarihinde bakiye borcunu ifa etmişse de cezai şart için düzenlenen faturayı iade etmiştir. Davalının anılan ihtarnamelerin kendisine tebliğ edilmediğine dair bir itirazı olmadığından, söz konusu ihtarnamelerin tebliğ şerhlerinin dosyaya getirtilmemesi sonuca etkili görülmemiştir.Taraflar arasındaki sözleşmenin 9.6 maddesinde; davacının sözleşmeyi 9.3, 9.4 ve 9.5 maddelerinde açıklanan nedenler ile sonlandırması halinde, bir yıllık servis ücretinin yarısı kadar bir tutarın davalıya fatura edeceği ve davalının bu faturayı ödemeyi kabul ettiği hükmü yer almaktadır. Sözleşmenin 9.3 maddesinde ise davalının sözleşme çerçevesindeki yükümlülüklerini ihlal etmesi halinde, davacının sözleşmenin feshi şartlarını düzenlemektedir.Cezai şart, somut olayda uygulanması gereken ve uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte bulunan TBK’nın 179–182. maddelerinde düzenlenmiştir.Türk Borçlar Kanunu’nun 179. maddesi: “…Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir. Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır…” düzenlemesini içermektedir.İkinci bentte düzenlenen ifaya ekli cezai şartta, alacaklı, açıkça vazgeçmiş veya ifayı kayıtsız şartsız kabul etmiş olmadıkça, hem sözleşmenin ifasını hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilir.Somut olayda sözleşmede kararlaştırılan cezai şart ifaya ekli cezai şart niteliğindedir. Davacı 08/08/2019 tarihli ihtarnamesi ile borcun ifa edilmediğini belirterek hem ifayı, hem de sözleşmenin 9.6 maddesi gereği cezai şart alacağının ödenmesini istemiştir. Buna göre davacı anılan ihtarnamede cezai şartın ödenmesini de talep edip sadece ifayı kabul etmeyeceği yönünde iradesini açıkladığına göre, sonrasında borcun ifa edilmesi, ifanın çekincesiz kabul edilmesi olarak görülmemiştir. Diğer taraftan sözleşmede bir yıllık servis ücretinin yarısı kadar kararlaştırılan cezai şart alacağı belirlenebilir nitelikte olduğundan, davalının cezai şartın belirlenebilir nitelikte olmadığı yönündeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. Bu nedenle mahkemece davacının cezai şart alacağının bulunduğunun kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.2-Davalı taraf, cezai şartı kabul etmemekle birlikte, ayrıca cezai şartın fahiş  olduğunu savunmuştur. TTK'nın madde 22. uyarınca tacir sıfatına haiz borçlu cezai şartın fahiş olduğu iddiasıyla indirilmesini isteyemez ise de, Yargıtay içtihatlarıyla kabul edildiği üzere cezai şartın fahişliği borçlunun ekonomik mahvına sebep olacak nitelikte ise borçlunun talebi halinde bu hususun değerlendirilmesi gerekir. Sözleşmede hükmedilen cezai şartın miktarı dikkate alındığında, ödenmesi halinde borçlunun ekonomik mahvına sebep olacak nicelikte değildir. Bu nedenle davalının bu yöndeki istinaf talebi de yerinde görülmemiştir.3-İtirazın iptali davalarında İİK'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması gerekir. Somut olayda, fatura ile belirlenen  alacağın gerçek miktarının belirlenebilir ve sabit olması nedeniyle mahkemece, davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesinde de isabetsizlik görülememiştir.Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/1125 Esas,  2020/623 Karar ve 03/12/2020 tarihli karar usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b1 bendi gereğince  esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 186,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 240,9‬0 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davalı tarafından yapılan  istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.11/07/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"18035620bca0a26c","SID":"b55e01d89beac9d6"}}