{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/606 Esas<br>KARAR NO: 2024/1221 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEME: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/12/2021 <br>DOSYA NUMARASI:  2021/206 Esas 2021/1217 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 12/07/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 2020 yılında müvekkili ile davalı arasında iplik ticareti olduğunu, davalı yanın toplam 24.751,47 USD karşılığı iplik aldığını, akabinde iş bu bedele karşılık dava dilekçesi ekindeki çekleri müvekkiline verdiğini ve müvekkiline işbu ticari faaliyetten dolayı kur farkından kaynaklı olarak 8.493,02 TL cari borcu bulunduğunu, davalı hakkında icra takibine başlandığını, davalının kötü niyetli olarak takibe ve borca itiraz ettiğini, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı ile müvekkili firma arasında iplik alımına dayalı bir ticaret olduğunu, müvekkil firmanın almış olduğu iplik bedelini davacı tarafın kabul etmiş olduğu TL ve USD çekleri ile ödediğini, tarafların ticari kayıtlarının incelemesinde durumun ortaya çıkacağını, müvekkili firma ile davacı arasında herhangi bir cari hesap sözleşmesi olmadığı gibi kur farkı olması halinde lehine kur farkı oluşan tarafın bu farkı ödeyeceği yönünde bir taahhüt ve sözleşme de olmadığını, davacının satmış olduğu ipliklerle ilgili müvekkili firmaya düzenlemiş olduğu faturada, iplik bedelinin USD olarak düzenlenmiş olsa da müvekkili firma tarafından fatura bedeline karşılık verilen TL bedelli çeklerin davacı tarafça kabul edildiğini, bir başka ifade ile davacının TL ile yapılan ödemeyi kabul ettiğini, bu durumda kur farkı istenemeyeceğinin ticari hayatta bir teamül haline geldiği gibi, Yargıtay uygulamasında da ödemeyi TL olarak kabul eden tarafın kur farkı talep edemeyeceği yönünde istikrar kazanmış kararlarının mevcut olduğunu, müvekkili firmanın davacıya herhangi bir borcu olmadığını, bu nedenle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 15/12/2021 tarih ve 2021/206 Esas - 2021/1217 Karar sayılı kararında; \"......Mahkememizce yapılan yargılama, iddia, savunma, sunulan deliller, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası, 14/10/2021 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;  taraflar arasında tekstil  ürünleri alım satımı hususunda süre gelen bir ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafından kur farkından kaynaklı cari hesap bakiye alacaklı olduğu iddia edilerek davalı hakkında icra takibine girişildiği, davalı tarafça borca, faiz ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine işbu itirazın iptali istemli davanın açıldığı, taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, 14/10/2021 tarihli bilirkişi raporunda, taraf şirketlerin 2020 ve 2021 yılları ticari defterlerinin lehlerine delil niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre; takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 21.885,34-TL alacağının olduğu, davalının ticari defterlerine göre; takip tarihi itibariyle davalının davacıdan 4.607,07-TL alacaklı olduğu, taraf ticari defterlerinin 30/12/2020 tarihi itibariyle 4.607,01-TL davalının davacıdan alacaklı olduğu noktasında birbiri ile uyumlu olduğu, takip tarihi itibariyle taraf ticari defterleri arasındaki cari hesap farkının ise (21.885,34-TL+ 4.607,07-TL) 26.492,41-TL olduğu, mezkur farkın kaynağının davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan 31/12/2020 tarihli kur farkı hesaplamasından kaynaklı olduğunun tespit edildiği, kural olarak kur farkı alacağının talep edilebilmesi için taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunması veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olması gerektiği, davalının çekle ödemede bulunduğu hususunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, çekin bir ödeme vasıtası olup, alacağının tahsili için davalı tarafından TL cinsinden düzenlenen çeki teslim almış ve ödemeyi Türk lirası üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceği, bu itibarla davacının icra takibine dayanak yaptığı alacağın varlığını ispatlayamadığı anlaşılmakla; davanın reddine dair aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile, '' 1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/206  E., 2021/1217 Karar sayılı gerekçeli kararında ; TL çek ile ödeme kabul edilmesi  sebebi ile kur farkı istenemeyeceğine karar verildiği, ancak bu kararın hatalı olduğunu, davalının, ödemelerinin bir kısmını dolar çeki, bir kısmını nakit (dolar) ile yaptığını, taraflar arasında mail ve yazışmalarda da kur farkını kabul ettiğini ve bu şekilde ticari faaliyetlerini yürüttüklerini, davalı tarafın, müvekkil şirket tarafından düzenlenen faturayı tebliğ aldığını ve itiraz etmediklerini, iş bu nedenle yerel mahkeme kararının hatalı olup, istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, döviz cinsinden yürütüldüğü iddia edilen ticari ilişkide Türk Lirası cinsinden çek ile ödeme yapılması sebebiyle doğan kur farkı alacağının tahsili talebi ile başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı taleplerine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine,  karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı taraf, 2020 yılında davalı ile arasında iplik ticareti olduğunu, davalının toplam 24.751,47 USD karşılığı iplik aldığını, is bu bedele karşılık TL çeklerini  verdiğini ve iş bu ticari faaliyetlerden dolayı kur farkından kaynaklı olarak 8.493,02 TL cari de borçlu bulunduğunu, davalının kur farkı alacağını ödemediğini, bu nedenle davalı hakkında Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını, davalının takibe ve borca itiraz ettiğini belirterek davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı taraf ise, davacı ile arasında iplik alımına dayalı bir ticaret olduğunu, davacıdan aldığı iplik bedelini, davacı tarafça kabul edildiği üzere TL ve USD çekleri ile ödediğini, davacı ile arasında herhangı bir cari hesap sözleşmesi olmadığını, kur farkı oluşması halinde, lehine kur tarkı oluşan tarafın bu farkı ödeyeceği yönünde bir sözleşme veya bir taahhüt olmadığını, davacının sattığı ipliklerle ilgili düzenlemiş olduğu faturada iplik bedelinin USD olarak düzenlendiğini, bu fatura bedeline karşılık verilen TL. bedelli çeklerin, davacı tarafca kabul edildiğini, bu durumda kur farkı istenemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili tarafından delil listesi ekinde sunulan belgeler incelendiğinde; yabancı para cinsinden düzenlenen faturalara karşılık davalı tarafça verilen USD ve TL. Cinsinden verilen çek suretlerinin ibraz edildiği görülmüştür.Yargıtay 19 HD.nin 2015/413 Esas. 2015/16682 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere Yabancı para üzerinden yapılan alım satımlarda Vergi Usul Kanunu hükümleri gereğince faturaların Türk Lirası üzerinden düzenlenme zorunluluğu bulunduğundan faturalarda belirtilen yabancı paranın Türk Lirası karşılığı kur gözetilerek fatura tarihlerinde ödeme yapılmayıp daha sonra Türk Lirası ile ödeme yapılması durumunda kur farkı istenebilir. Bunun için taraflar arasında bir  teamül oluşmasına da gerek bulunmamaktadır.Somut olaya döndüğümüzde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturalarda kararlaştırılan bedel yabancı para cinsinden olup, davalı tarafın, davacıdan aldığı iplik bedelini, davacı tarafça kabul edildiği üzere TL ve USD çekleri ile ödediği, davacı, borcuna mahsuben davalı tarafından verilen Türk Lirası üzerinden düzenlenmiş çekleri, herhangi bir çekince ileri sürmeden kabul ederek bedellerini tahsil etmiştir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere çek bir ödeme aracı olduğundan, çekle yapılan ödemeler için TBK'nın 99/2. maddesine göre kur farkı talep edilemeyeceği, zira çekin üzerine fiili ödeme tarihindeki TL karşılığın yazılması zaten mümkün olduğu gibi çekin döviz cinsinden düzenlenmesinin de mümkün olduğu (benzer mahiyetteki Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/3819 esas - 2021/2489 karar sayılı 16/03/2021 tarihli ve  2020/4821 esas -  2021/65 karar sayılı 18/01/2021 tarihli ilamları), ödemeyi Türk Lirası üzerinden düzenlenmiş çek olarak kabul eden davacının, bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekmektedir. Davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı verdiği beyan dilekçesi ekinde sunduğu bir takım e-mail yazışmaları incelendiğinde, davalı tarafça, kur farkından kaynaklı borcu ve kur farkı faturasını kabul etmediğinin belirtildiği, çek bir ödeme aracı olup yabancı para cinsinden de düzenlenmesi mümkün olmasına rağmen davalı tarafından TL olarak düzenlenmesine ve davacı tarafından çekince ileri sürülmeden kabul edilmesine göre davalıdan kur farkı alacağı talep edemeyeceğinden, bu itibarla ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/07/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"71354c14911346e2","SID":"32cc0c5d7543ba1f"}}