{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/367 <br>KARAR NO: 2024/867<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/09/2023<br>NUMARASI: 2015/989 Esas - 2023/660 Karar<br>DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/06/2024<br>Konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin verilen  kararın davacı ve davalı ... A.Ş vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili: Müvekkili aleyhine dava dışı ... tarafından Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, ... Şubesine davalı ... Tic. Ltd. Şti tarafından keşide edilen 31/12/2010 keşide tarihli 60.000- TL bedelli çeke dayandığını, diğer davalı ... Tic. A.Ş ve ...'ın ise takip konusu çekte müvekkilinden önce cirosu bulunan kişiler olduğunu, anılan takibe karşı müvekkili tarafından öncelikli olarak Kadıköy 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2011/295 Esas sayılı dosyasıyla imzaya itiraz edildiğini,  davanın reddine karar verilmesi üzerine Kadıköy 4. ATM nin 2011/900 esas (devredilen İstanbul Anadolu 13. ATM 2013/451 Esas) sayılı dosyasıyla menfi tespit davası ikame edildiğini,ihtirazi kayıtla Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı  dosyasına 25/10/2011 tarihinde 79.250-TL yatırılarak dosya borcunun ödendiğini ve menfi tespit davasının da istirdat davasına dönüştürüldüğünü, dosyanın devredildiği mahkemece 02/04/2013 tarih ve 2013/451 Esas - 2013/116 Karar sayılı karar ile davanın kabulüne ve müvekkilinin borçlu olmadığına karar verildiğini,Yargıtay 11. HD'nin 02/04/2014 tarihli kararı ile kararın bozulduğunu, bozma kararı sonrası yine HSYK kararıyla dosyanın devredildiği İstanbul Anadolu 4. ATM nin 2014/731 esas sayılı dosyasında 08/10/2015 tarihli kararla davanın reddine karar verildiğini temyiz incelemesinin henüz sonuçlanmadığını, 6102 sayılı TTK 817.maddesine göre çekler hakkında da uygulanacağı bildirilen aynı yasanın 724.maddesinde bir poliçeyi düzenleyen, aval veren, ciro edenlerin, hamiline karşı müteselsilen sorumlu oldukları ve poliçeyle borç altına girerek bunu ödeyen kişinin de aynı haklara haiz olduğunu, aynı yasanın 726.maddesinde ise poliçe bedelini ödeyen cirantanın, kendisinden önce gelen cirantalardan ve keşideciden talep edebileceği hakları saydığını,takip konusu çekte ciranta olan ve takibe konu borcu ödeyen müvekkilinin, çekte kendisinden önce ciroları bulunanlara ve keşideciye başvurma hakkı bulunduğunu, müvekkilinin ödeme yaptığı İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına konu çekte müvekkilinden önce ciroları bulunan  davalıların müvekkiline karşı sorumlulukları bulunduğunu, bu doğrultuda müvekkilinin her üç davalıdan da icraya ödediği miktarı talep etme hakkına haiz olduğunu, müvekkilinin icra tehdidi altında olması nedeniyle 25/10/2011 tarihinde icra dosyasına 79.250- TL ödeme yaptığını müvekkilinin  icra dosyasına ödediği tutarın davalılardan 25/10/2011 tarihinden itibaren reeskont avans faizi işletilerek müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep  etmiştir.<br>CEVAP: Davalı ... A.Ş vekili; davacının dava dışı hamil aleyhine imzanın müvekkiline ait olmadığı ve borçlu olmadığı iddiası ile açtığı menfi tespit davasının halen temyiz aşamasında olduğunu, davacının çekteki kendi imzasını ve hamil ile arasındaki temel ilişkiyi inkar ettiğini, davacının hamilden önceki ciranta olduğunu, imzasını ve borcu inkar eden davacının bu inkarını yok sayarak müvekkilinden ve diğer davalılardan talepte bulunamayacağını, davacının cirodaki imzayı ve temel ilişkiyi reddetmesinin ciro silsilesinde kopukluğa yol açtığını, ciro silsilesindeki kopukluğun davacının kendinden önceki cirolara rücu hakkını engellediğini, yani davada davacının kendi cirosundaki imzayı reddetmesi sebebiyle taraf sıfatının olmadığını,davanın temelini TTK nın 724 ve 726.maddesine dayandırdığını, fakat TTK'da çekler ile ilgili bölümün ayrıca düzenlendiğini, TTK'nın başvurma hakkının kapsamını düzenleyen 810.maddesinde hamil çekin ödenmemiş bedelini, ibraz gününden itibaren faizini, protesto,ihtar giderleri ile çek bedelinin binde üçünü aşmamak üzere komisyon ücretini isteyebilir dendiğini,zamanaşımını düzenleyen 814.maddesinde ise birinci fıkrada hamilin cirantalarla düzenleyene ve diğer  çek borçlularına karşı sahip olduğu başvuru haklarının ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğradığını ,2.fıkrada ise çek borçlularından birinin diğerine karşı sahip oldukları başvurma hakları, bu çek borçlusunun çeki ödediği veya çekin dava yolu ile  kendisine karşı ileri sürüldüğü tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar denildiğini, e TTK'da ise bu sürenin altı ay olduğunu, dava konusu çekin keşide tarihinin 31/12/2010 olduğunu, davacı aleyhine yapılan icra takibinin 01/02/2011 tarihini taşıdığını,çekin takip alacaklısına ödenme tarihinin 25/10/2011 olduğunu, 6102 sayılı TTK'daki üç yıllık zamanaşımı süresi uygulansa bile ödeme tarihinden dava tarihine kadar geçen sürenin üç yılı aştığını, müvekkili aleyhine ikame edilen davanın zamanaşımı sebebiyle reddi gerektiğini,dava dışı alacaklı tarafından müvekkilinin de borçlu olarak gösterildiğini, çekteki ciroya karşı imza itirazında  bulunulduğunu ve  Kadıköy 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2011/46 Esas sayılı dosyası ile yapılan yargılama sonucunda çekte bulunan cirodaki imzanın müvekkili şirket yetkililerine ait olmadığının tespit edildiğini, imza itirazlarının kabul edilerek takibin müvekkili bakımından durdurulduğunu, kararın temyiz edilmeden kesinleştiğini,çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığının mahkeme kararı ile sabit olduğunu, imzanın müvekkiline ait olmaması sebebiyle davanın esastan reddi gerektiğini, ileri sürerek ,davanın husumet yokluğu ve zamanaşımı nedeniyle reddine, dava konusu çekteki imzanın müvekkiline ait olması ve davacı ile aralarında ticari ilişki bulunmaması sebebiyle esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davanın 31/12/2010 keşide tarihli ... Acıbadem Şubesinden verilme ... seri numaralı keşidecisi davalı .... olan 60.000-TL bedelli, hamiline yazılı çek sebebiyle alacak davası olduğu, çekin hamiline keşide edildiği, keşidecisinin davalı .... olduğu, arka yüzünde ise ciro silsilesi incelendiğinde ilk sırada ciranta ... A.Ş, ikinci sırada davalı ..., üçüncü sırada davacı ... ve hamil dava dışı ...'in bulunduğu, esasen davaya konu çek ve diğer bazı çeklerin de taraflar arasında yapılan 29/11/2006 tarihli \"Anonim Şirket ve Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi ve Protokol\" hükümleri çerçevesinde düzenlendiği, tarafların hak ve yükümlülüklerinin bu protokolde kararlaştırıldığı, hal böyle iken davacı aleyhine dava dışı son ciranta yetkili hamil olan ... tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin(Eski Kadıköy ... İcra Dairesi) ... esas sayılı dosyası ile kambiyo takibine başlandığı, takip dayanağının da mezkur çek olduğu, bu takipte dosya davalılarının da davacı ile beraber borçlu olarak gösterildiği, davacının öncelikle Kadıköy 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2011/295 Esas sayılı dosyası ile imzaya itiraz ettiği  davanın reddedildiği, bu sefer davacının Kadıköy 4. ATMnin 2011/900 Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açtığı, yargılama sırasında dosyanın İstanbul Anadolu 13. ATM nin 2013/451 esas numarasına kaydedildiği, bu aşamada tedbir talebi reddedilen davacının tüm haklarını saklı tutarak icra dosyasına 25/10/2011 tarihinde 79.250-TL'yi ödediği ve açtığı menfi tespit davasını da istirdata çevirdiği, İstanbul Anadolu 13. ATM'nin 2013/451 Esas 2013/116 Karar numarası ile davacının istirdat talebinin kabul edildiği ancak temyiz üzerine Yargıtay 11. HD'nin 2013/9540 Esas, 2014/621 Karar sayılı ilamıyla kararın bozulduğu, bu sefer dosyanın İstanbul Anadolu 4. ATM'nin 2014/731 esasına kaydedildiği ve davanın bu sefer 2015/946 karar numarasıyla kanıtlanamadığından reddedildiği, mahkemenin iş bu dosyasında da davacı vekilinin tam da İstanbul Anadolu 4. ATM'de yapılan yargılama bu safahatte iken eldeki iş bu davayı çeki ödeyen ve ciranta olan davacının kendinden önceki cirantalara ve keşideciye başvurabileceğinden bahisle açtığı, mahkemece de dava açıldıktan sonra davaya konu edilen çek için aynı nitelikli davanın İstanbul Anadolu 4. ATM'de derdest olması sebebiyle kararın kesinleşmesinin bekletici mesele yapıldığı, İstanbul Anadolu 4. ATM'nin 2014/731E. ve 2015/946K. sayılı red kararının davacı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. HD'nin 2016/1023 Esas, 2017/3864 Karar sayılı ilamıyla eksik incelemeden bahisle tekrar bozulduğu, bu kez dosyanın İstanbul Anadolu 4. ATM'nin 2017/1024 esasına kaydedildiği ve 2019/888 karar numarasıyla davanın kabul edildiği, kararda dosyamız davasına konu çek sebebiyle davacının icra dosyasına ödediği, 79.250,06-TL'nin 74.750,06-TL'sinin ödeme tarihinden itibaren davalıdan istirdadına karar verildiği ve kararın Yargıtay 11. HD'nin 2020/773Esas ve 2021/703 Karar sayılı ilamıyla onandığı, kesinleşen kararın Bakırköy ... İcra Dairesinin ... Esas numaralı dosyasıyla infazının yapıldığı, icra tehdidi altında ödemiş olan 79.250,00-TL'nin ödeme tarihi olan 25/10/2011 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsili netice-i talebini havi alacak davası olduğu, dava açılır iken davacının hukuki yararının bulunduğu, davanın açılmasına davacının sebebiyet vermediği, HMK 331 gereğince davanın açıldığı anda davacı haklı olmakla yargılama giderleri davalılar üzerinde bırakılmasına dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEBLERİ: 1- Davalı ... AŞ vekili; Davacı vekilinin ödediğini iddia ettiği çek bedelini kendinden önceki ciro olduğunu iddia ettiği müvekkili ve diğer davalıdan tahsili için müvekkili ve diğer davalı aleyhine ikame ettiği  rücu davasında  yapılan yargılama sonucunda yerel mahkeme, davacının ödeme sonrasında alacaklı olduğunu iddia eden tarafa karşı İstanbul Anadolu 4. ATMnin 2017/1024 esas sayılı dosyası ile  açtığı menfi tespit ve istirdat davasının kabulüne karar verildiği, karar sonrasında davacının ilamı icraya koyarak ödediği parayı geri aldığı ,davacının davasını ikame etmede hukuki yararının bulunduğu, davanın açılmasına davacının sebebiyet vermediği, davanın açılmasında davacının haklı olduğu, davalıların davanın açılmasına sebebiyet verdiği iddiası ile dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermiş  ve müvekkili aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedildiğini, çekteki ciroya karşı imza itirazından bulunulmuş ve eski Kadıköy 4. İcra Hukuk mahkemesinin 2011/246 esas sayılı dosyası ile yapılan yargılama sonucunda çekte bulunan cirodaki imzanın müvekkili şirket yetkilerine ait olmadığı tespit edildiğini ve imza itirazımız kabul edilerek takip müvekkili bakımından durdurulduğunu, çekte imzası olmadığı tespit edilen müvekkiline karşı usulsüz ve haksız olarak dava açılması sebebiyle, davacı haksız olarak davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden, davacının yargılama giderlerine ve müvekkili lehine mahkeme vekalet ücretine mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği, rücu hakkının zamanaşımına uğradığı konusundaki itirazımızı da dikkate almadığını, davanın temelini TTK nın 724 ve 726 maddesine dayandırdığı, TTK nın  810. Maddesinde hamilin cirantalarla düzenleyene ve diğer çek borçlularına karşı sahip olduğu başvurma hakları ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağının düzenlediğini, çekin keşide tarihi 31.12.2010 tarihi olduğunu, davacı aleyhine yapılan icra takibi 01.02.2011 tarihini taşıdığı ödenme tarihi 25.10.2011 olduğunu, keşide tarihi ve takip tarihi düşünüldüğünde, çekin yeni TTK nın yürürlük tarihinden önce keşide edildiği, icra takibi ve davacının çek bedelini ödeme tarihinin de yeni Türk ticaret kanunundan önce olduğu görüldüğü, bu sebeple  davada eski Türk ticaret kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğini, yani çek bedelini ödediğini iddia eden davacının müvekkiline müracaat hakkı altı aylık zamanaşımına tabi olduğunu, çekteki imza müvekkiline ait olmadığı, bu durum mahkeme kararı ile de sabit olduğu, imzanın müvekkiline ait olmaması sebebiyle davacının müvekkilinden çek bedelini talep hakkı bulunmadığını, Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi karar verirken müvekkilinin tarafı olmadığı 2006 tarihli sözleşmeye dayandığını, taraf olmadığı bir sözleşme sebebiyle düzenlenmiş ve imzası bulunmayan bir çek bedelinden dolayı sorumlu tutulması da mümkün olmadığı, bu sebeple müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet verdiğinin kabulü mümkün olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.2-Davacı vekili; İstinafa konu kararın gerekçesinde; \"79.250,06-TL'nin 74.750,06-TL'sinin ödeme tarihinden itibaren davalıdan istirdadına karar verildiği\" bu gerekçeden anlaşılacağı üzere müvekkilinin yatırdığı 79.250,06-TL'nin 74.750,06-TL'nin istirdadına karar verildiğini, böylece müvekkilinin icra dosyasına yatırdığı paradan 4.500-TL eksik bir tutar istirdat edildiğini, bu miktar için davaya devam olunarak karar verilmesi gerekirken, yanılgılı bir değerlendirme ile davanın tümden konusuz kaldığına karar verilmesi hatalı olduğunu, halihazırda kararının ortadan kaldırılmasını, müvekkili tarafından halihazırda bakiye 4.500-TL yönünden davalılara TTK hükümleri gereğince başvuru hakkı halen bulunmakta olup ilk derece mahkemesince bakiye başvuru alacağı üzerinden karar verilmesi gerekirken davanın konusuz kaldığına ilişkin verilen karının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dosyaya ibraz edilen 29 kasım 2006 tarihli protokol ile; ... ve ...'in ... ve ... şirketinde her ikisinin %25 hissedar oldukları, hisselerin tamamını devir ettiğini, satış bedeli toplamı 125.000-USD nin taksitler halinde ödeneceği, ödemelere karşılık ... keşideli ... ve ... cirolu her iki şirket cirolu, miktarı ve nitelikleri protokolde yazılı 13 adet çek verildiği, ... tarafından konut kredisi kullanılarak 3 daire satın alındığı,banka kredilerinin ödemelerinin teminatı olarak ... ve ...'e, ... Ltd. Şti. keşideli, ... cirolu ... A.Ş'nin 31.12.2007 teşide tarihli 60.000-YTL, 31.12.2008 keşide tarihli 60.000-YTL 31.12.2009 keşide tarihli 60.000-YTL, 31.12.2010 teşide tarihli (takibe konu ... nolu) 60.000-YTL bedelli çekleri, 31.12.2011 keşide tarihli 60.000-YTL bedelli 5 adet çek verildiği protokole bağlanmış olup, protokol ... ve ... tarafından imzalandığı, ancak protokolde davacı ... cirosundan bahsedilmediği, ayrıca ... cirosundan bahsedilmediği anlaşılmaktadır.Ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; 25 ocak 2006 tarihli 6478 sayılı ticaret sicil gazetesinde YK başkanının ... olduğu, ...ın çeki hamiline yazmasına rağmen çek arkasındaki ilk cironun ... şirketi adına arkasından kendi cirosunu koyduğu anlaşılmaktadır. Protokol tarihinde ... şirketin münferit yetkilisidir. Çek keşide tarihi itibariyle ise yöneticilerin değiştiği  19 nisan 2010 tarihli ticaret sicil gazetesinden ..., ..., ...'ın yönetim kurulunu teşkil ettikleri icra hukuk mahkemesinde bu kişilerin imzasının incelendiği ve çek nedeniyle davalı ... şirketinin imzasından sorumlu olmadığına karar verilmiş ise de, icra hukuk mahkemesi kararı genel mahkemece bağlayıcı olmadığından çekin ileri vadeli olarak düzenlendiği,tüm özelliklerinin 2006 tarihli protokolde yazılı olduğu gözetildiğinde, davalı ... şirketinin çek nedeniyle sorumlu olmadıkları iddiası dinlenebilir bulunmamıştır. Davalı şirketi münferidin temsile yetkili olduğu anlaşılan ... tarafından verilen çek nedeniyle sorumlu olmadığı yargı gideri ile sorumlu tutulamayacağına ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.Davacı alacağına eksik hükmedildiğini ileri sürmekte ise de; ... tarafından ödenen  4.500-TL nin davalı adına yapıldığına dair bir delil bulunmadığından ancak ... tarafından 4.500-TL konut kredisi yapıldığı tespit edilmekle, dosya avansının ödediği miktardan 4.500-TL düşülerek kalan bakiyenin istirdadına karar verildiği anlaşılmakla davacının 4.500-TL ile de davalıların sorumlu olduğuna yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davacı ve davalı ... şirketi vekilinin istinaf nedeni yerinde olmadığından istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı ve davalı ... A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Davacı ve davalı ... A.Ş tarafından yatırılan peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacı ve davalı ... A.Ş tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ab9e1d7a40494350","SID":"32a146debf947930"}}