{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2024/120 <br>KARAR NO: 2024/1273<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 04/10/2023<br>NUMARASI: 2019/460 Esas - 2023/639 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ: 11/07/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;      <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... Sigorta A.Ş.'nin müvekkili ...'ın geçirdiği kaza neticesinde uğradığı zararların gideriminden ZMMS Genel Şartları uyarınca sigortalısının üçüncü kişilere vermiş olduğu maddi ve manevi zararlara karşı teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, müvekkilinin uğradığı zararların giderilmesi için davalıya 05/03/2019 tarihinde başvurulduğunu, davalının ödeme yapmadığını, başvurunun sonuçsuz kalması üzerine başvurulan zorunlu ara buluculuk görüşmesinde anlaşma sağlanamadığını belirterek, davacı ... için şimdilik 5.000,00 TL bakıcı gideri, 5.000,00 TL maluliyet tazminatının kaza tarihi olan 25/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesiyle sürekli iş göremezlik  tazminatı için 330.000,00TL, evde bakım hizmetleri gideri (bakıcı gideri) için 15.272,70 TL talep etmiştir. Davalı  vekili cevap dilekçesinde özetle; poliçede azami teminat limitinin yazılı olmasının bu miktarın mutlak surette ödeneceği anlamına gelmediğini, ZMMS poliçelerinin meblağ sigortası olmayıp zarar sigortası niteliğinde olduğunu, trafik poliçesinde yazılı olan teminatların sigortalının kusuru ve zararın tespit sonrası sigortacının sorumluluğunun azami sınırını teşkil eden bir tutarı belirttiğini, ilgili genel şartlar kapsamında teminat türleri ve kapsamında davacı için tazminat hesabının Hazine Müsteşarlığı siciline kayıtlı aktüer bilirkişiler tarafından ve 2918 sayılı Kanunun 90. maddesi uyarınca Trafik Sigortası Genel Şartları esas alınarak yapılması gerektiğini, davaya konu olayın haksız fiil iddiasına dayalı bedensel zararın tazminine ilişkin olduğunu belirterek, gerek TBK gerekse de KTK'da yer alan halefiyet kuralı gereği avans faizine ilişkin talebin ve davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın kabulü ile, 330.000,00TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 15.272,70TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 345.272,70TL tazminatın davalıdan (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) 19/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı  vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili ... Sigorta A.Ş.'nin kaza tarihi itibariyle poliçe limitinin 330.000,00 TL olduğunu, gerekçeli kararda \"...davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere...\" olarak değil,\" \"...Davalı sigorta şirketi kaza tarihi itibariyle 330.000,00 TL olan poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere... \" şeklinde düzeltilerek sorumluluk alanının açıkça belirtilmesi gerektiğini,davalının poliçeye göre başvuru sahibinin tedavi giderleri kapsamında sayılan geçici bakıcı  giderinden sorumlu olmadığını, bu giderlerin teminat dışında olduğunu, KTK'nin 98. maddesinin düzenlemesi gereği davalının sorumluluğunda olmayıp SGK'nın sorumlu olduğunu, davalının ZMMS'den doğan sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında olduğunu, mahkeme tarafından alınan raporlar arasında çelişki bulunduğunu, Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti’nden seçilecek kusur konusunda uzman bir bilirkişi heyeti marifetiyle ifade tutanakları, ceza dosyası vb. belgeler üzerinde detaylı inceleme yapılarak kusur tespitinin yapılması gerektiğini, davacının birden karşıya geçmek ve yol içinde yürümek kusurları ile trafik kurallarını ihlal ettiğini, kazanın meydana gelmesine etki edebilecek Karayolları Genel Müdürlüğü’nden kaynaklanan yol kusuru ve teknik arıza hususlarının değerlendirilmediğini, kusur oranı belirlenirken bu hususlara ayrıntılı olarak değinilmediğini, dosya kapsamındaki mevcut bilgi ve belgelerin maluliyet oranının tespiti için elverişli olmadığını, maluliyet oranının tespiti için dosyanın ATK Üst Kurulu’na gönderilmesi gerektiğini, ATK  2. İhtisas Kurulu tarafından tanzim edilen raporda davacının iş göremezlik oranının %9 olduğu yönünde değerlendirme yapıldığını, maluliyet oranının hatalı değerlendirme ile belirlendiğini, kaza esnasında başvuru sahibinin emniyet kemerinin takılı olup olmadığının kaza tespit tutanağında belirlenmediğini, emniyet kemeri kullanılmadığının tespiti halinde hesaplanacak tazminat tutarından %20 müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Somut olayda, 25/06/2017 tarihinde davalı sigorta şirketine ZMMS ile sigortalı olan ... plakalı aracın dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresinde Kırşehir istikametine doğru seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybederek gidişe göre yolun sağında bulunan boş araziye düşüp takla atması sonucunda tek taraflı yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği, araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı anlaşılmıştır. Davalı vekilinin sunduğu istinaf dilekçesinde; davacının isminin ... olmasına rağmen, dilekçenin dördüncü sayfasında davacının isminin ..., aynı sayfanın ilerleyen paragraflarında ise ... olarak yer aldığı, tek davalı olmasına rağmen müşterek müteselsil sorumluluktan söz edildiği, Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu tarafından davacının malululiyet oranı %57 olarak tespit edilmişken, maluliyet oranına %10 olduğu gerekçesi ile itiraz edildiği, davacının kazaya neden olan araçta yolcu olarak bulunduğu halde, dolmuştan inip taşıt yolunun ortasında birden sigortalı aracın önüne çıktığı, kaza tespit tutanağında  davacının yola birden çıktığı ve kusurlu olduğunun tespit edildiğinin belirtildiği, bu anlatımların eldeki dosya ile ilgisinin bulunmadığı görülmektedir. Bu bakımdan bu itiraz ve talepler değerlendirilmemiştir.Yargıtay 17. Hukuk Dairesi genel şartlar değişikliğinden önce ve halen yürürlükte bulunan KTK'nın 98. maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 27/03/2014 tarih, 2013/ 4616 E. ve 2014/4465 K. sayılı  kararında;  \"2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesi kapsamında kalan tedavi giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumu, yasa kapsamı dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair giderlerden varsa trafik şirketi yoksa ... ve her iki halde de diğer haksız fiil sorumlularının (işleten ve sürücü gibi) sorumlulukları devam edecektir\" yönünde; 14/10/2014 tarih, 2014/ 16455 E. ve 2014/13330  K. sayılı kararında ise \"Geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez\" yönünde  karar vermiştir. Bu nedenle davalı vekilinin geçici   bakıcı  gideri tazminatının teminat dışı olduğuna ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.  (Benzer yönde Yargıtay  4.  Hukuk Dairesinin   2021/5305  E. ve 2021/7685  K. sayılı kararı) Davalı vekilinin olayda kusur incelemesi yaptırılması gerektiğine ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde davacının tek taraflı kaza yapan davalıya  ZMMS ile sigortalı ... plakalı  araçta yolcu konumunda bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmakla kusurun tespiti yolcu olan davacı için sonuca etkili olmadığından kusura; Kazaya ilişkin tutulan trafik kazası tespit tutanağında davacının emniyet kemeri takmadığına ilişkin bir belirleme bulunmadığı gibi aksinin davalı tarafça da ispat edilememiş olması nedeniyle müterafik kusura yönelik istinaf itirazı yerinde değildir. ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 10/03/2021 tarihli raporda; Mevcut belgelere göre davacı ...’ın 25/06/2017 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik dikkate alındığında, kişinin tüm vücut engellilik oranının %57 olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabileceği  mütalaa edilmiştir. Davacı vekilinin itirazı üzerine alınan ATK  İkinci Üst Kurulu tarafından düzenlenen 08/09/2022 tarihli raporda; davacı ... hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bildirilen veriler İkinci Üst Kurulca tekrar değerlendirildiğinde,  ...’ın 25/06/2017 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik dikkate alındığında, kişinin tüm vücut engellilik oranının %57 olduğu,  iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 18  aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir.İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına, ATK 2 İhtisas Kurulu ile ATK  İkinci Üst Kurulu tarafından düzenlenen raporların birbirini doğraması ve raporlar arasında çelişki bulunmamasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99. maddesinde, sigorta şirketlerinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde maddi tazminattan sorumlu olduğu düzenlenmiştir.Kazaya karışan aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan davalı sigorta şirketi poliçe hükümlerine göre, bedeni zararlarda kişi başına 330.000,00 TL, yine tedavi giderlerinde de kişi başına 330.000,00 TL poliçe limiti ile davacıya karşı sorumludur. Bu iki limit birbirinden bağımsız olup, birinin tüketilmesi halinde sigorta şirketinin poliçeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yerine getirerek sorumluluğunun sona erdiğinden bahsetmek olanaklı değildir. Kazada yaralanan kişi, maluliyetinin oluşması halinde oluşacak sürekli iş göremezlik zararını sakatlık ve ölüm zararlar klozundan, bakıcı gideri, tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik zararlarını ise tedavi giderleri klozundan karşılanmak üzere sigorta şirketinden talep edebilir.Zorunlu mali sorumluluk sigortacısı meydana gelen zararı limit dahilinde gidermekle sorumlu olduğundan hüküm fıkrasında sürekli iş göremezlik tazminatı zaten teminat limiti olan 330.000,00-TL üzerinden kabul edilmiş olsa da hangi kloz kapsamında olduğunun ve yine bakıcı giderine ilişkin  poliçe limitinin açıkça gösterilmemiş olması doğru olmamıştır. Davalı vekilinin istinaf talebi yerinde görülerek hüküm fıkrası  düzeltilmiştir.Bu nedenle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında  yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : A- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre: 1-Davanın KABULÜ İLE, 330.000,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatı (Poliçe sakatlık ve ölüm limiti 330.000 TL  ile sınırlı olmak üzere), 15.272,70 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 345.272,70-TL tazminatın davalıdan (Poliçe  tedavi giderleri limiti 330.000 TL  ile sınırlı olmak üzere) 19/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 23.585,57-TL nispi karar harcının peşin alınan ve tamamlama harçtan toplam  1.190,4‬0-TL mahsubu ile geri kalan 22.395,17- TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 53.790,91-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yapılan toplam 1.241,2‬-TL( 44,40-TL BVH, 6,40-TL VSH, 44,40-TL peşin harç, 1.146,00-TL tamamlama harcı) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 5.767,30-TL ( 303,3‬0-TL tebliğler ve posta, 3.400,00-TL bilirkişi ücreti 2.064,00-TL ATK ücreti) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00-TL'nin davalıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, <br>B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN; 1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine, 2-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 170,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 738,00 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/07/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7ceb497f27cf96e4","SID":"2adf93e24f898283"}}