{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K   M İ L L E T İ   A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>DOSYA NO\t\t: 2024/1883 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1818<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/04/2024<br>ESAS NO \t\t: 2024/301<br>KARAR NO\t\t: 2024/302   <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t:ÖDEMİŞ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t:21/12/2023<br>ESAS NO\t\t:2023/831<br>KARAR NO\t\t:2023/914 <br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>KARAR TARİHİ           \t:10.7.2024<br>GEREKÇELİ KARAR TARİHİ : 10.7.2024<br>\t<br>Ödemiş 1. Asliye Hukuk Mahkemesi ile İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yeri belirlenmesi yoluyla giderilmesi İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından talep edilmekle dosya kapsamı  incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ  : \t<br>Dava, itirazın iptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) istemine ilişkindir. <br>Ödemiş 1. Asliye Hukuk Mahkemesince, davacı şirket anonim şirket olduğunu, davalı ise tüketici olmadığını, anonim şirketlerin tüm işleri ticari iş olduğunu, ticari işlere bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davanın açıldığı tarih itibariyle Ödemiş ilçesinde Asliye Hukuk Mahkemeleri Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla görev yapamadığını belirterek İzmir Asliye Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiştir. <br>Dosyanın gönderildiği İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesince, davacının sigortalısı olan ... plaka sayılı otomobilin ruhsat kaydının hususi olduğunu, her ne kadar davalı şirket bir tacir ise de uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesinde görülebilmesi için her iki tarafın da tacir olması gerektiğini, davacının halefi olduğu sigortalısının tabi olduğu hükümlere göre yargılamanın görüleceği gözetilerek karşı görevsizlik kararı verilmiştir. <br>TTK'nun 1472.maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nun 1472.maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve 1953/18 E., 1954/11 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir.17.01.1972 tarih ve 1970/2 E. - 1972/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün defilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44. maddesine (TBK m.52) de dayanabileceği;doğal olarak sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır.<br>Diğer taraftan, 3 Temmuz 1944 tarihli ve 5746 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay  İçtihadı  Birleştirme  Genel  Kurulunun  22.03.1944 tarih ve 37 E. - 9 K. sayılı kararına  göre de \"Sigortacının sigorta  poliçesinden  münbais  olmayıp  kanundan  aldığı bir salâhiyete istinaden ve haksız fiil sebebiyle alacaklı yerine kaim olarak hareket ettiği dâvada hukuk mahkemesine başvurması gerekir.\" şeklindedir.<br>Somut olayda; Dava, rücuen alacak davasıdır. Dava, poliçeden kaynaklanmamaktadır. Bu durumda, davacının dava dışı sigortalısı ile davalı taraf arasındaki ilişkiye bakmak gerekir. Dava dışı sigortalı ile davalı arasında sözleşme ilişkisi bulunmayıp dava haksız fiilden kaynaklandığından genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir.  <br>Açıklanan nedenlerle, Ödemiş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar vermek gerekmiştir. <br>KARAR  :  Gerekçesi  yukarıda  izah  edildiği   üzere; <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 21.ve 22. maddeleri gereğince  Ödemiş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, <br>Dosyanın yargı yeri belirlenmesi talep eden mahkemesine iadesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 362/1-c maddesi uyarınca temyiz kanun yolu kapalı olmak üzere 10.7.2024 günü oybirliği ile karar verildi.\t\t\t\t\t\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"952e11c318815d9a","SID":"d2f671d51d1f62dc"}}