{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/768 <br>KARAR NO: 2024/1036<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/12/2020<br>NUMARASI: 2019/501 Esas -  2020/662 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/07/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin davalı şirketten cari hesap bakiye alacağının olduğunu, davalının borcunu süresi içerisinde ödemediğini, bunun üzerine davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının ödeme emrine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu beyan ederek, itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.  talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı tarafa dava dilekçesi ve ekleri usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen, davalı tarafça süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ,...Somut olayda davacı tarafın davaya konu faturaların dayanağı olan hizmetin veya malın davalı tarafa verildiği ispat edilemediği, davacı tarafça sunulan ve cari hesap alacağını oluşturan faturaların, davalı tarafından bağlı olduğu Vergi Dairesine bildirmiş olduğu faturalarla uyuşmadığı, davalı tarafça ihtilaf konusu üç faturanın defterlere kaydedilmediği   ve davacı vekilince  yemin deliline dayanılmayacağı 14/12/2020 tarihli dilekçe ile beyan edildiği görülerek,  davanın reddine \" karar verilmiştir.Davacı vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının arabuluculuk son tutanak imzalamaktan imtina ettiğini, davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilemeyeceğini, 25.02.2020 tarihli kök ve bilirkişi raporlarının alacağın varlığını desteklediğini, mahkemenin işbu raporları gözardı etmesinin hatalı olduğunu, her iki raporda alacaklarının kanıtlamasına rağmen, İlk Derece Mahkemesinin aksi kanaat ile hüküm tesis ettiğini,  davalının kötü niyetli olarak, ilk önce talimat dosyası bilirkişi raporu beyanında sadece 2 faturadaki imzayı inkar ederken, 14.07.2018 tarihli ... nolu 8.248,34 TL bedelli faturaya hiçbir itirazı olmadığını, bu dahi davalının itirazının haksız olduğunun açık kanıtı olduğunu, davalı tarafla yıllarca aynı şekilde ticari ilişki çerçevesinde mal teslimi yapıldığını, tüm bu yıllar içerisinde, malların istanbul merkezden taşıma şirketine, nakliye ücreti davalıya ait olmak üzere verildiğini ve nakliye şirketinin malları davalıya teslim ettiğini, nakliye firmasına ait araç plaka ve teslim eden şoför isimlerinin de faturalarda yazdığını davalı tarafın haksız olarak itiraz ettiği faturalara ilişkin kısmi ödeme yaptığı gözardı edilerek, hatalı hüküm tesis edildiğini, davalının malları teslim almadığını iddia ettiği fatura bedelleri toplamı 32.646,93 TL iken, davacı şirketin icra takip asıl alacağının 26.947,61 TL olduğunu, işbu durumun davalının (sözde) itiraz ettiği faturalara ilişkin ödeme yaptığını gösterdiğini, davalının hem ödeme yaptığını hem de itiraz ettiğini,  ilk derece mahkemesinin, karbon nüshaların ve karboz nüshalar üzerinde telim eden isim ve plakasının yer aldığı da gözönüne alındığında, en azından yazılı delil başlangıcı mahiyetinde olduğunun kabulü ile iddialarını destekleyecek yan ve ek delil niteliğinde olan tanık dinletme taleplerinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davacının istinaf taleplerinin yerinde olmadığını, davacı yanın; kanunda belirtilen süreler dahilinde dosyaya sunmamış olduğu delillere dayanmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, yine, 04/02/2020 tarihli 2. celsede davacı tarafa, ticari defterlerini dosyaya sunmak üzere süre verilmiş ve işbu defterlere dayanılarak rapor hazırlanıp dosyaya sunulduğunu, davacının alacak var dediği 09.08.2018 tarihli (9193,60-TL) fatura ve mal ile, 16.08.2018 tarihli  (15.207,99-TL) fatura ve malın tesliminin olmadığını, davalı yan defterlerinde ve vergi kayıtlarında fatura teslimi ve mal girdisinin bulunmadığını, dosyada mevcut, SMMM Bilirkişi ... 07.01.2020  tarihli raporunda dosyada fatura ve irsaliyelerin olmadığını beyan ettiğini, ocak 2020 tarihine dek dosyaya fatura ve irsaliyelerin sunulmadığının  bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, davacı yan tarafından fatura asıllarının dosyaya sunulmadığını, faturaların teslim edildiği iddiasının ispat edilemediğini, mal teslim belgelerinin ıslak imzalı olanlarının dosyaya sunulmadığını, davacı yanın çalışanlarının, başka bir yere işbu malları teslim yapmış olabileceğini veya davacı yanın göndermemiş de olabileceğini, davalının malları almadığını, faturaya imza atmadığını beyanla istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan  açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile  davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; açık hesap alacağa dayanak teşkil eden faturalardan 3 adedine ilişkin ürünlerin davalıya teslim edilip edilmediği noktasındadır. Davacı alacaklı  tarafından davalı hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile \" bakiye cari hesap alacağı\" borcun sebebi gösterilerek  26.947,61 TL asıl alacağın  tahsili istemiyle ilamsız  takip başlatıldığı, borçlunun yetkiye ve  borca itirazı üzerine takibin durduğu ve süresinde  itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir.  Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih,  2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı).  Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer   tarafın  ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.  Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde  ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan  bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza  uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu  sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf,  faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte davacı ve davalı beyanlarından taraflar arasında  ticari bir satım ilişkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır.Dosyaya alınan bilirkişi raporu ile her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede; taraflar arasındaki mutabakatsızlığın davacı tarafından düzenlenip kendi defterlerinde kaydı bulunan ancak davalı ticari defterlerinde kaydı bulunmayan 3 adet faturadan kaynaklandığı  anlaşılmaktadır. Davalı taraf fatura konusu malları teslim almadığını ve kendisine mutabakatsızlık konusu faturaların teslim edilmediğini savunmaktadır. Az yukarıda açıklanan şeklide malların ve faturanın davalıya teslim edildiğini ispat yükü davacıdadır. Davacı tarafça bu husus yazılı belge ile  ispatlanmış değildir. Davalı tarafın uyuşmazlık konusu faturalara  ilişkin kısmi ödemede bulunulduğu, bu durumun malların teslimini ispatladığı iddia edilmiş ise de;  dosyaya sunulan tahsilat makbuzlarında mutabakatsızlığa dayanak faturalara ilişkin ödeme alındığına dair bir kayıt bulunmamaktadır. Bu durumda malların teslimini ispat edildiği kabul edilme imkanı yoktur.  İmza aslını taşımayan karbon faturalar üzerinde imza incelemesi yapılmasının  davanın çözümüne katkı sunmayacağı, yine davalıya yemin teklif edilmeyeceği beyan edildiğine göre ispat edilmeyen davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.  Arabulucu tutanağına göre davalı taraf toplantıya telekonferans yöntemi ile katılmış olup tutanağı imzadan imtina etmiş olması, Anayasa Mahkemesinin 14/3/2024 tarih, Esas Sayısı : 2023/160. Karar Sayısı : 2024/77  kararı ile iptal edilen ancak yürürlüğü resmi gazetede yayınlanmasından itibaren  9 ay sonrasına bırakılan 6325 sayılı Kanun’un 18/A maddesinin (11) numaralı fıkrası gereği davalının yargılama giderlerinden  sorumlu tutulmasını gerektirmez.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 427,60  TL harçtan mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 05/07/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"63627d90c5ec9ffc","SID":"c9773a21c97d0583"}}