{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/837 <br>KARAR NO: 2024/1006<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/12/2020<br>NUMARASI: 2019/707 Esas -  2020/878 Karar<br>DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin  Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/07/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili bankanın Maslak Ticari Şubesi’nin kredi müşterisi olan dava dışı ... A.Ş. lehine, davalı borçlular ... A.Ş. ve  ... A.Ş., dava dışı ...  ve ... ’nin müteselsil kefaletleriyle krediler kullandırıldığını, ancak kredilerin geri dönüşünün gerçekleşmemesi nedeniyle, borçlulara ait kredi hesaplarının 25.12.2018 tarihi itibariyle kat edildiğini ve banka alacağının muaccel hale geldiğini, kat ihtarının Gebze .... Noterliği’nin 26.12.2018 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile borçlulara bildirildiğini, fakat verilen süre içerisinde borç ödenmediğinden borçlular hakkında, İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine başlandığını, ancak davalı borçlular ... A.Ş. ve ... A.Ş. tarafından takibe, borca, faize ve tüm ferilerine itiraz edildiğini, davalı borçluların borca, faize ve tüm ferilerine ilişkin yapmış olduğu itirazlarının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkil banka tarafından talep edilen faiz oranlarının yasaya ve sözleşme hükümlerine uygun olduğun, davalı borçlular ile imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında çek karneleri verildiğini ve işbu çek karneleri sebebiyle müvekkil bankanın davalılardan alacaklı olduğunu, ayrıca yine Genel Kredi sözleşmeleri uyarınca, müvekkil bankanın gayrinakit risklere ilişkin depo talebinin hukuka uygun olduğunu belirterek sonuç olarak; davalı borçluların İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün ... E sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazlarının iptaline ve takibin devamına, davalı borçlular aleyhine % 20’den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ile avukatlık ücretinin davalı borçlulara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle, rehine müracaat kuralı gereği kefil müvekkili şirketler aleyhine ilamsız takip yapılabilmesinin mümkün olmadığını ve davacı bankanın alacakları rehinle teminat altına alınmış olduğundan, öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılması ve alacağın tahsil edilmemesi halinde ilamsız takip yoluna başvurulması gerektiğini, müvekkiller açısından kefalet geçerli şartları taşımadığından ve muaccel bir borç bulunmadığından, kefil müvekkillerin borçtan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, müvekkil şirketlere kefil oldukları kredi sözleşmelerinden kaynaklanan kredilerin kat edildiğine dair davacı tarafından gönderilen Gebze ... Noterliği’nin 26.12.2018 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesine, Beşiktaş .... Noterliği’nin 04.01.2019 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile cevap verildiğini, cevabi ihtarnamede; banka tarafından tek taraflı hesap kat yetkisinin kullanması ve tüm borç tutarının 24 saat içinde ödenmesinin istenmesinin iyi niyet kurallarına uygun olmadığı, müvekkillerin alacaklı bankaya talep edildiği kadar borcun bulunmadığı, işletilen ve talep edilen faiz miktarının fahiş olduğu ve meri teminat mektubu bedellerinin depo talebinin meşru olmadığının bildirildiğini,  davacı banka tarafından talep edilen faiz miktarının fahiş olduğu ve kabulünün mümkün olmadığını, Merkez Bankasına bildirilen gösterge faizlerin değil fiilen uygulanan faiz oranının belirlenmesi ve bu oran üzerinden hesaplanması gerektiğini (Yargıtay 19. HD. 2017/2399 E., 2019/746 K.), henüz risk doğmamış teminat mektubu bedellerinin depo edilmesi talebinin meşru olmadığını,belirterek sonuç olarak; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, haksız takip nedeniyle kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI  İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" , ...Mahkememizce  İstanbul ... icra müdürlüğünün  2019/2295 dosyasında; İstanbul ... icra müdürlüğünün ...  esas sayılı dosyaları ve  davaya konu icra takip borçluları arasında tahsilde tekerrür olmamak üzere 3.453.426,19 TL nakdi 21,47 TL gayri nakdi alacak toplamı 3.453.447,66 TL üzerinden itirazın iptaline takibin devamına 3.385.593,06 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %46,50 temerrüd faizi yürütülmesine ve faizin  %5 BSMV si ile tahsiline 21,47 TL gayri nakdi alacağın takip koşullarında depo edilmesine\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil banka tarafından talep edilen temerrüt faiz oranı yasa’ya ve sözleşme hükümlerine uygun olduğunu, yerel mahkeme tarafından gerekçeli kararda yer verilen temerrüt faiz oranının hatalı olduğunu, Yerel Mahkeme tarafından gerekçeli kararına esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen temerrüt faiz oranının takip talepleriyle de sabit olduğunu ve davalı/borçlular yönünden temerrüt faiz oranının  %54 olduğunu, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olmasına ve itirazlarına rağmen Yerel Mahkeme tarafından gerekçeli kararda yer verildiğini. gerekçeli kararda yer alan temerrüt faiz oranının %54 olması gerektiğini, bilirkişi raporunda davacı Banka ile davalı/borçlu arasında imzalanan ilk Genel Kredi Sözleşmesinin nazara alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eski ve yeni TTK’nun 8. Maddesi ile ticari işlerde faiz miktarının serbestçe kararlaştırılacağına hükmedildiğini, gerek genel kredi sözleşmesi’nin anılan hükümleri, gerek merkez bankası bildirimleri ve gerekse de 6102 sayılı TTK’nun 8. maddesi gereğince; davacı banka’nın davalı/borçludan olan alacağının sabit olduğunu, davacı banka’nın TCMB’ye bildirmiş olduğu banka’ca uygulanan kredi faiz oranlarından muacceliyet tarihi itibariyle en yüksek olan % 36 olup bu kredi faiz oranına, bu oranın % 50 ilavesi ile bulunacak % 54 oranında temerrüt faiz oranının hukuka uygun olduğunu,  ayrıca işbu ilamsız icra takibi ile bağlantılı ve tahsilde mükerrerlik oluşmaması kaydı ile başlatılan İstanbul .... icra müdürlüğü’nün ... e. sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ilamlı icra takibine karşı da İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2019/77 e sayılı dosyasında takibin iptali davası ikame edildiğini, dava dosyasına sunulan bilirkişi raporunda temerrüt faizine ilişkin kısmın eksik ve hatalı olduğunu, davalı/borçlular yönünden itirazlarına rağmen temerrüt faizinin hatalı  tespit edildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE :Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı başlatılan  ilamsız icra takibine borçluların itirazının iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçelerle davanın kabulüne  karar verilmiş, davacı vekili tarafından yasal süresi içinde yukarıdaki nedenler ile istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; temerrüt faiz oranının belirlenmesi noktasındadır. Davacı tarafça davalılar  hakkında İstanbul ... İcra müdürlüğün ... Esas sayılı dosyası ile toplam 3.453,426,19 TL nakit alacak toplamı ve 21,47 TL gayri nakdi alacak depo bedelinin tahsili istemiyle İcra takibi başlatılmış davalı borçluların itirazı üzerine takip durmuş ve  eldeki itirazın iptali davası açılmıştır. Dosyada bulunan 01/03/2012 tarihli genel kredi ve teminat sözleşmesinin temerrüd faizi ve oranı başlıklı 45. Maddesinde \"... Kredilerin cins ve niteliğine bakılmaksızın bankanın mevzuat gereğince TCMB' ye bildirdiği kredi faiz oranlarında temerrüd tarihinde yürürlükte olan en yüksek kredi faiz oranına, bu oranın %50 ilavesi ile bulunacak oranda temerrüd faizi ile fon ve gider vergisinin ayrıca bir ihtar ve merasime hacet kalmaksızın ödeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt eder.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Dosyada bulunan 28 Mayıs 2013 tarihli  genel kredi ve teminat sözleşmesinin temerrüd başlıklı 11/b maddesinde; “Müşteri, temerrüt halinde, belli vadeli borçlarda bu vade tarihinden; hesap kapatma (hesap kesme, kat etme) ihbarı ile muaccel hale gelen hesaplarda hesap kapatma tarihinden; bu sözleşmedeki özel hükümler gereği ihbarsız (kendiliğinden) muaccel hale gelen borçlarda ise bu borcun kendiliğinden muaccel hale geldiği tarihten itibaren, bunları Banka’ya bu sözleşme koşullarında tamamen geri ödeyeceği tarihlere kadar geçecek günler için, kullanmış olduğu tüm kredilere Bankaca uygulanan kredi faiz oranlardan muacceliyet tarihi itibariyle en yüksek olan kredi faiz oranına, bu oranın % 50 (yüzde elli) ilavesi ile bulunacak oranda temerrüt faizi tatbik edileceğini ve bu temerrüt faizi ile fon ve gider vergisini ayrıca bir ihtar ve merasime hacet kalmaksızın ödeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt eder. Temerrüt faiz oranının tespitinde, TL borç için, Müşterinin TL kredilerine uygulanan kredi faiz oranlarının en yüksek olanının % 50 fazlası (...) dikkate alınacaktır.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Dosyada toplanan deliller ile takibe konu kat ihtarının 28 Mayıs 2013 tarihli sözleşmeden daha sonraki tarih olan 25/12/2018 tarihinde düzenlendiği, bu durumda sonraki tarihli sözleşmede ön görülen temerrüt faizine ilişkin hükmün uygulanması gerektiği, ilk derece dosyasına rapor sunulan bilirkişi tarafından da 28 Mayıs 2013 tarihli sözleşmenin 11/b maddesindeki veriler esas alınarak temerrüt faizinin sözleşmeye uygun şekilde %46,50 oranında belirlendiği, mahkemenin de doğru belirlenen bu oran üzerinden hüküm kurduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden doğru olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun  reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 04/07/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eb3c0ad748c69bba","SID":"b022e0dc4e9e3b48"}}