{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/743 Esas<br>KARAR NO: 2024/1174<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 01/03/2024<br>NUMARASI: 2023/221 E. - 2024/63 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/06/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı şirketin 1943 yılından bu yana inşaat sektöründe faaliyet gösteren ülkemizin öncü inşaat şirketlerinden biri olduğunu, “...” markalı ürün grubunun yanı sıra, 40’a yakın tescilli markasıyla inşaat sektöründe faaliyet gösterdiğini, “...” ibareli ... sayılı markası Tanınmış Marka statüsünde olup, bu markası dışında ... gibi markaları bulunduğunu, davalının ise “...” kullanıcı adı ile sosyal medya hesapları üzerinde müvekkili şirketin özellikle ... markalarını taklit ederek amblem ve marka oluşturarak kullandığını, davalının aynı zamanda müvekkili şirketin markasını da taklit ederek “... Anonim Şirketi” ünvanı ile faaliyet göstermeye başladığını ve müvekkilinin markasının bire bir aynını kullanarak kendisine bir marka oluşturmaya çalıştığını, ancak davalının bu fiilinin davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ve  davalının bu sayede haksız kazanç elde ettiğini, mahkememiz 2018/85  E  sayılı dava  dosyası  ile açılan davada yapılan yargılama neticesinde; davalının kullanımının müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği ve haksız rekabette bulunduğunun tespit edildiğini, bu tespite bağlı olarak tecavüzün men’ine ve ref’ine, haksız rekabetin Men’ine ve ortadan kaldırılmasına yine toplam 65.250-TL maddi tazminata karar verildiğin, ancak dava dilekçesindeki  hususlardan olan davalının ticaret unvanının terkini yönündeki   taleplerinin reddedildiğini, iş bu  davaya  ait dava dilekçesinin  sonuç kısmında açıkça; “davalı şirketin, müvekkile ait .... sayılı “...”, ... sayılı m”...”, ... sayılı “...” ve ... sayılı “...” ibareli markalarına vaki tecavüzün tespiti ile durdurulmasına, davalı tecavüzünün men’ine ve ref’ine, müvekkilin tescilli ve tanınmış markasının davalı şirket tarafından ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasının yasaklanmasına” yönünde talepleri  bulunmasına rağmen  Mahkemece \" davacı taraf dilekçesinde davalının kendilerine ait markaları ticaret unvanında kullanmasının yasaklanmasını talep etmişse de, davalının ticaret unvanından -...- ibaresinin terkini talep edilmediğinden, tescilli ticaret unvanını kullanmasının yasaklanmayacağı” yönünde gerekçe bildirdiğini, kararın  bu  gerekçenin  haksız olduğu  kanaati  ile istinaf edildiğini  ve İstanbul  Bölge  Adliye Mahkemesi 16. Hukuk  Dairesi'nin  2020/1969 E 2022/1758 Karar  sayılı ilamı  ile \"davacı  vekili istinaf isteminde mahkemenin ticaret unvanının  terkinine karar vermemesinin hatalı olduğunu, geniş yorum yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, davacının  aşamalardaki dilekçelerinde terkine ilişkin talepte bulunmadığı, 2. Raporda bilirkişiler tarafından davacının terkin talebinin olmadığına değinildiği ancak davacı vekilinin rapora beyan dilekçesinde bu hususla ilgili beyanda bulunmadığı  gibi davanın ıslah edilmediği, HMK 26.maddesi gereğince mahkemenin taleple bağlı olduğu, talepten fazlasına karar veremeyeceği dikkate alındığında mahkemece tescilli ticaret unvanının terkin edilmedikçe kullanımının yasaklanamayacağı gerekçesi ile davacının bu yöndeki isteminin reddine karar vermesi yerinde olup davacı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir\" gerekçesiyle istinaf talebinin reddedildiğini, ve kararın 19.11.2022 tarihinde  kesinleştiğini,  6769 sayılı SMK’nın 7/2-e maddesi ile  “marka sahibinin izinsiz olarak yapılması halinde işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasının önlenmesini talep etme hakkı olduğu” düzenlendiğini,  İlgili yasal düzenlemede \"Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir \" İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.  \" şeklinde olduğunu, bu  durumda  müvekkilinin davalının  ticaret unvanındaki \"... \" ibaresinin  yasaklanmasını  ve  bu  amaçla  da  terkinini talebe  hakkı  bulunduğunu ileri sürerek;  İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2018/85 E. 2020/103 K. sayılı dava  dosyasının  kesinleşmiş  olması  sebebiyle evvelemirde  davalının ticaret unvanında müvekkiline   ait \"...\" markasına  ait  ibareyi kullanmaması için   ihtiyati  tedbir  kararı verilmesine,  müvekkiline  ait   tescilli  marka olan \"...\" ibaresinin davalının ticaret unvanından  terkin edilmesine, davalıca  ticaret unvanı veya işletme adı olarak kullanılmasının  yasaklanmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermemiş, yargılama sırasında alınan beyanında davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Davanın HMK' nun 115/2 ve 114/1-i maddesi uyarınca kesin hüküm nedeniyle USULDEN REDDİNE, \" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin 2018/85 Esas sayılı dava dosyasında \"unvan terkini\" talepleri konusunda karar verilmediğini, tam tersine mahkeme gerekçesinde davacı tarafın bu konuda talebi olmadığından reddedildiğini, bu nedenle kesin hüküm oluşturacak nitelikte bir karar bulunmadığını, işbu kararın taraflarınca istinaf edildiğini ve İstanbul BAM 16. H.D. 2020/1969 Esas ve 2022/1758 Karar sayılı ilamı ile istinaf taleplerinin reddedildiğini, kararın 19.11.2022 tarihinde kesinleştiğini, kesin hükmün kabul edilebilecek bir karar bulunmadığını, mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesinin haksız ve dayanaksız olduğunu, 2018/85 Esas sayılı dava dosyasında talepleri olmadığından karar vermediğini ifade eden ilk derece mahkemesinin yeni açılan bu aynen unvan terkini talepli davaları için daha önce karar verildiği ve tekrar dava açılamayacağı iddiasıyla karar verdiğini, bu nedenle haksız ve çelişkili bir karar olduğunu, kesin hüküm oluşması için aynı konuda müspet-menfi bir karar verilmiş olması gerekirken mahkemenin 2018/85 Esas sayılı dosyasında unvan terkini konusunda karar verilmediğini, müvekkilinin unvan terkini talebinin esasen de haklı olduğunu,  belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İstinafa Cevap: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi ibraz etmemiştir. Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava,  davalı tarafın ticaret unvanında kullanılan ...  ibaresinin davacı adına tescilli “... ” ibareli ... sayılı  ve ... esas unsurlu  tescilli markalarından  kaynaklı  hakkına tecavüz oluşturduğu iddiası ile davalının  ticaret unvanındaki   ... ibaresinin terkini istemine ilişkindir.  Mahkemece , \"taraflar arasında daha önce görülen  2018/85 E. 2020/103 K. sayılı   dosyasında verilen kararda  \"Her ne kadar davacı taraf ıslah dilekçesinde davalının kendilerine ait markaları ticaret unvanında kullanmasının yasaklanmasını da talep etmişse de, davalının ticaret unvanından \"...\" ibaresinin terkini talep edilmediğinden, tescilli ticaret unvanını kullanmasının yasaklanamayacağı, yalnızca davacının markalarıyla karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimali bulunan ibarelerin markasal olarak kullanımının yasaklanmasına karar verilebileceği\" şeklinde karar verildiği, kararın 06/12/2022 tarihinde kesinleştiği,   2018/85  Esas sayılı davasının taraflarının aynı olduğu, davacıya ait   tescilli  marka olan \"...\" ibaresinin davalının ticaret unvanından terkine ilişkin talebe yönelik karar verildiği ve verilen kararının kesinleştiği, kesin hüküm nedeniyle yeniden aynı konuda dava açılamayacağı,\" gerekçesi ile  davanın HMK' nun 115/2 ve 114/1-i maddesi uyarınca kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Maddi anlamda kesin hüküm, yargısal kararlara tanınan yasal gerçeklik vasfıdır. Bu vasıf yargısal  kararların gerçeğe  uygun olarak verildiğinin kabul edilmesini zorunlu kılar. Kesin hüküm kuralı, haklı ve adil kararların korunması yanında, kişiler arasındaki çekişmelerin sonsuza dek davam etmesini önlemek, toplumun istikrar ve düzenini sağlamak, hukukun ve yargının güvenilirliğini korumak amacıyla da kabul edilmiştir. Bütün yasal yollar kapandıktan ve verilen hüküm kesinleştikten sonra, aynı davanın tekrar yargı önüne getirilmesi, toplumda sonu gelmeyen  çekişmelere, huzursuzluklara, istikrarsızlıklara, kazanılmış hakların her zaman ortadan kaldırılabileceği endişesine neden olur. Çelişkili kararların çıkmasına sebebiyet verir. Bu itibarla, tarafları, konusu ve sebebi aynı olan Devletin iştiraki, hakimin tarafsız araştırması ve iradesi ile kurulan, tüm yasal yollardan geçmek suretiyle; diğer bir anlatımla şekli yönüyle de kesinleşen önceki hükmün korunmasında kamunun büyük yararı bulunmaktadır. Hukukumuzda kamu düzeninden sayılan ve HMK'nın 303. maddesinde düzenlenen kesin hüküm tarafların anlaşmaları ile ortadan kaldırılamadığı gibi, mahkemece kendiliğinden (resen) göz önünde tutulur. Düzenlediği hak ve çıkar ilişkileri yönünden yasal gerçeklik (hakikat) sayıldığından  taraflarını bağlar.  HMK'nun 303. Maddesindeki düzenlemeye göre ,  bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Dava konusunun aynı olması şartında dava edilen hak yani elde edilmek istenen sonuç her iki davada da aynı olmalıdır.Somut olaya gelince,  davacı tarafından İstanbul  Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar  Hukuk  Mahkemesi'nin 2018/85  E  sayılı dava  dosyası  ile açılan davada,  davacının talebinin  “davalı şirketin, müvekkile ait ... sayılı “ ...”, ... sayılı m”...”, ...sayılı “...” ve ... sayılı “...” ibareli markalarına vaki tecavüzün tespiti ile durdurulmasına, davalı tecavüzünün men’ine ve ref’ine, müvekkilin tescilli ve tanınmış markasının davalı şirket tarafından ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasının yasaklanmasına” şeklinde olduğu, yapılan yargılama sonunda, markaya   tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine  men’ine ve ref’ine,   65.250-TL maddi tazminata ve 20.000,00 TL manevi tazminata karar verildiği,  davalının ticaret unvanından \"...\" ibaresinin terkini talep edilmediğinden, tescilli ticaret unvanını kullanmasının yasaklanamayacağı gerekçesiyle,  talep hakkında \"...\" ibaresinin davalı tarafça ticaret unvanı olarak kullanılmasının yasaklanması talebinin REDDİNE, şeklinde hüküm kurulduğu görülmektedir. Eldeki dava ise ,  ticaret ünvanı terkininin talep edildiği,   mahkemece  kesin hüküm gerekçesi yapılan  ve yukarıya aktarılan kesinleşen davada , talep konusu olmadığı için HMK 26. Maddesi gereği taleple bağlılık kuralı gereği   ticaret ünvanı terkini hakkında değerlendirme  yapılmadığı ve  terkin hakkında hüküm kurulmadığı,  kesinleşen dosyada terkin istemi olmadan  ticaret ünvanının kullanılmasının yasaklanması talebi değerlendirilerek reddine karar verilmiş olduğu  dikkate alındığında,  ticaret ünvanının terkini ile ilgili daha önce görülmüş dava ve kesinleşmiş bir hüküm bulunmadığı, bu anlamda ilk davanın hüküm fıkrası ile  eldeki ikinci davanın talep sonucunun  farklı olduğu, HMK 303. Maddesinde düzenlenen kesin hükmün koşullarının bulunmadığı açıktır. Sonuç olarak ,  ilk derece mahkemesince eksik inceleme ile  yasal ve yeterli gerekçeye dayalı olmayan davanın usulden reddi yönündeki kararın isabetli olmadığı,  davacı   vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olduğı  sonucuna varılmıştır. Davacı   vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-a-4, maddesi gereğince, kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 01/03/2024 tarih, 2023/221 E. 2024/63 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 13/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"09a777900578e3c7","SID":"5ad8b5a394cd807e"}}