{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/297 Esas<br>KARAR NO: 2024/701<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 03/11/2020<br>NUMARASI: 2018/121 Esas, 2020/589 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>KARAR TARİHİ: 06/06/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalının, gerçekte ortak yapmadıkları müvekkili sanki kooperatife ortak yapmış gibi kayıtlar düzenleyerek, kooperatif kaşesi ile ortaklık sözleşmesi akdettiğini, kooperatif üyelik kartı verdiğini, kooperatif kaşesi ile tahsilat makbuzu düzenlediğini, fakat ödemeleri muhasebe kayıtlarında göstermediklerini, türlü bahanelerle uzunca bir süre oyalayarak hileli davranışlarla, müvekkilinden makbuz karşılığı aldıkları 50.000,00TL ile elden aldıkları 35.000,00TL parayı uhdelerine geçirmiş olduklarını, davalı borçluların (dava dışı borçlu ... hariç), fazlaya dair haklar saklı tutularak 50.000,00TL parasını tahsil için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı takip dosyası ile 21/05/2015 tarihinde başlattığı icra takibine de haksız ve mesnetsiz olarak itirazda bulunduklarını ve takibin davalılar yönünden durduğunu belirterek takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin itiraz eden ..., ..., ... ve ... yönünden devamına, alacağın likit olması nedeni ile % 20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmelerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Davacıyı tanımadığını, eşi ... kongreye yakın bir günde gördüğünü, kooperatif üyesi olduğunu, kooperatif başkanı ... öğrendiğini, sorumlunun kooperatif başkanı ... olduğunu, davacının ve eşinin üyeliğinin devam ettiğini, kooperatif tüzüğüne göre üyelerin hiçbir şekilde dava açıp faizli bir şekilde para talep etmelerine ilişkin madde bulunmadığını, davacının haksız kazanç için dava açtığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ...  Vekili cevap dilekçesinde; Öncelikle davanın TTK ve Kooperatifler Kanununun 99. Maddesi gereğince Asliye Ticaret Mahkemesinin görevinde olduğunu, diğer yandan muhatabın direk kooperatifin tüzel kişiliği olduğunu, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının kooperatife üye olmak için başkan ... ile görüştüğünü ve üyelik bedeli olarak 50.000,00 TL ödediğini, bu ödeme karşılığında kendisine makbuz verildiğini, üyelik kartı düzenlendiğini ve teslim edildiğini, bu bilgilerin davacının iddiası ile de sabit olduğunu, ihtilafın davalı kooperatifte yönetim değişikliğinden sonra yeni yönetim kurulu tarafından davacıya, kooperatife üye olmadığının yazılı olarak bildirilmesinden kaynaklandığını, oysa İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/963 esas sayılı dosyasında ve Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/14 esas sayılı dosyasında bulunan kooperatif kayıtları ve kooperatif tarafından delil olarak onaylı sunulan üye listelerinde davacının adının bizzat üye olarak geçtiğini, davacının iddia ettiği gibi üye olmama durumunun söz konusu olmadığını, kötü niyetli olarak dava açıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini ve davacının %20 den az olmak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı kooperatifler vekili cevap dilekçesinde; Öncelikle davanın Ticaret mahkemesi görevinde olduğunu, davacının kooperatife üyelik kaydının bulunmadığını, kooperatif üyelik şartlarının kanunun 8. Maddesinde gösterildiğini, üyelik için yazılılık ilkesinin öldürüldüğünü, öncelikle kooperatif yönetim kuruluna üyelik için başvurulması gerektiğini ve bu başvurunun yönetim kurulu tarafından kabulü gerektiğini, kooperatifin muhasebe kayıtlarında alacaklı tarafından kooperatif hesabına yatırılmış bir para bulunmadığını, sorumluluğun eski yöneticilere ait olduğunu, müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, eski yöneticiler hakkında Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/963 esas sayılı dosyasında tazminat davası açtıklarını, ayrıca suç duyurusunun sonucu Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/14 esas sayılı dosyasında eski yöneticiler hakkında kamu davası açıldığını belirterek görevsizlik kararı verilmesini ve husumet yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacının kooperatif üyesi olmak için davalılardan ... ile ortaklık sözleşmesi imzaladığı, sözleşmenin kooperatif adına o zamanki yöneticilerden davalı ... ile dava dışı ... tarafından imzalandığı ve davacıya bu kooperatif için üyelik kartı verildiği, davacının bu üyelik için 50.000 TL.tutarında ödeme yaptığının esasen davalı tarafların da kabulünde olduğu, bu ödemelerin 4 adet tahsilat makbuzu karşılığı çekler ile yapıldığı, çek bedellerinin tümünün ödendiği ve çeklerin çoğunluğunun kooperatiflere, bir tanesinin de ... ciro edildiği ve çek bedellerinin tahsil edildiği, buna karşılık davacının her iki kooperatif yönünden de üye kaydının yapılmadığı, kooperatif üyesi olmadığı, ödediği miktarların kooperatif kayıtlarına yansıtılmadığı, davacının davalı ... ile ortaklık sözleşmesi imzalamasına rağmen düzenlenen tahsilat makbuzlarının diğer davalı kooperatif tarafından imzalandığı ve tahsilat makbuzuna konu çeklerin her iki kooperatifinde cirosunu taşıdığı, esasen her iki kooperatifin yönetim kurulu üyelerinin aynı kişiler oldukları ve ceza dosyası kapsamındaki beyanlardan ... üyeleri ile diğer kooperatif üyelerinin aynı kişiler olup, arazi alımı için kooperatif unvanında \"...\"ibaresi gerekli olduğu için 2.ci kooperatifin kurulduğu ve işlerin bu kooperatif üzerinden yürütüldüğü, her iki kooperatifin aynı adreste faaliyet gösterdiği, dolayısıyla davacının ödediği bedelden her iki kooperatifinde sorumlu oldukları, davalı ...'un da yönetim kurulu üyesi sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğu, ancak diğer davalının gerek sözleşme ve gerekse tahsilat makbuzlarında imzasının yer almadığı dolayısıyla davacıya karşı sorumlu olmadığı, davacının takip öncesinde davalıları temerrüde düşüren herhangi bir ihtarnamesi söz konusu olmadığından takipten öncesi için işlemiş faiz talep edemeyeceği, davalı kooperatifler ile davalı ... yönünden itirazın haksız ve alacağın likit olması göz önünde bulundurularak aleyhlerine inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği, davanın davalılardan ... dışında kalan diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne, davalılar ..., ... ve ...'un İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında itirazlarının 50.000 TL.asıl alacak tutarı üzerinden iptaline, takibin bu tutar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz yürütülmesine, fazla talebin reddine, hükmedilen tutarın %20'si oranında 10.000 TL.inkar tazminatının davalılar .., ... ve ...'dan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, reddedilen kısım yönünden davacının haksız ancak kötü niyetli olduğu sabit olmadığından davalıların kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; davalı ...  yönünden davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu davalı eski yöneticinin tahsilat makbuzları, ortaklık sözleşmesi ve ciro edilen çeklerde imzasının bulunmamasının onun borçtan sorumlu olmadığı anlamına gelmeyeceğini, davalı kooperatif yönetim kurulu üyeleri arasında işbölümü bulunmadığı için müteselsil sorumluluğun söz konusu olduğunu, davacının bu parayı ne maksatla ödediğini bilen davalının paranın kooperatif kayıtlarına geçirilmemesi ve yönetici uhdesinde tutulmasından sorumlu olduğu bu nedenle bu davalı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davanın haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi için girişilen icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğunu, haksız fiilde karşı tarafı temerrüde düşürmeye gerek olmadığını, bu nedenle haksız eylem tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, icra takibinde talep edilen işlemiş faiz yönünden de takibin devamına karar verilmesini talep ettiklerini belirterek kararın bu yönleriyle kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı ... vekili istinaf nedenleri olarak; davacının müvekkili kooperatif ile ilgili yaptığı bir kooperatif sözleşmesi bulunmadığını, diğer davalı kooperatif ile üyelik işlemleri yaptığını, davacının kabulünde olan bu durum dikkate alınmadan sadece diğer davalılardan müvekkili kooperatif yetkilisi olması gerekçesiyle sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, dava konusu makbuzlardan ve müvekkili kooperatifin eski yöneticilerinin kasıtlı davranışlarından dolayı sorumlu tutulamayacağını,kooperatifin hesabına yatırılmış bir paranın bulunmadığını, davacının üyelik sıfatı kabul edilse bile, iddia ettiği bedelin tamamının iadesinin mümkün olmadığını,  kooperatif üyeliğinden ayrılan üyenin genel giderlerden payına düşen bedelin indirilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davalı ... 17.11.2020 tarihinde sunduğu istinaf  dilekçesi ile  kararın tebliğinden sonra ayrıntılı istinaf dilekçesi sunulacağı belirtilerek süre tutum dilekçesinin kabulü talep edildiği, aynı gün istinaf kanun yoluna başvuru harcı ve karar harcı olmak üzere toplam 203,00-TL yatırıldığı, ilk derece Mahkemesince bu davalıya 08.01.2021 tarihli muhtıra çıkartılarak 799,48-TL istinaf nispi harcın bir haftalık kesin sürede yatırılmasının talep edildiği, davalıya muhtıranın 14.01.2021 tarihinde tebliğ edildiği verilen kesin sürede eksikliğin giderilmemesi nedeniyle ilk derece Mahkemesi'nin 26.01.2021 tarihli ek kararı ile davalı ...'un istinaf talebinden vazgeçmiş sayılmasına ve istinaf talebinin reddine karar verildiği, kararın davalı ...'a 02.02.2021 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, davacının kooperatif ortaklık sözleşmesi uyarınca yaptığı ödemelerin kooperatif muhasebe kayıtlarına intikal ettirilmemesi nedeniyle ortak olarak kabul edilmediği iddiası ile  ödediği tutarların iadesi için başlatılan takibe davalıların itirazının İİK.nun 67.maddesi gereğince iptali istemine ilişkindir.İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... sayılı takip dosyasında davacının davalılar hakkında asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı 67.889,00 TL nin tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliği üzerine davalıların takibe süresinde itiraz ettikleri, itiraz dilekçelerinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, davacının İİK 67.maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü sürede iş bu davayı açtığı anlaşılmıştır. Mahkemece davalılardan ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne takibin kısmen iptaline karar verilmiş, karar davacı vekili ile davalılardan ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili, davalılardan ... da eski yönetici olarak sorumluluğu bulunduğu bu nedenle bu davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmesini istinaf nedeni olarak ileri sürmüştür.Davacı vekili, dosya istinaf aşamasında iken 25/12/2023 tarihinde sunduğu dilekçesi ile İstanbul Anadolu 1 Ağır Ceza Mahkemesi 2022/196 E-2023/176 K sayılı kararı ile davalı ...  dahil Kooperatif yöneticisi davalıların davacıdan 50.000,00-TL parayı aldıkları şeklindeki maddi olgu ve davacıya yönelik kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerinin subuta erdiğini, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza Mahkemesi kararının hukuk hakimini bağlayacağını, kooperatif yöneticisi ... da borçtan sorumlu tutulması gerektiğini belirtmiştir.  Dairemizce İstanbul Anadolu 1.Ağır Ceza Mahkemesi kararının Uyap üzerinden incelenmesi neticesinde; \"... yönetim kurulu başkan ve üyeleri oldukları kooperatifin daha önce ... ismi ile kurulduğu, sonraki süreçte bu kooperatifin atıl bırakılarak ... ismi ile yeni bir kooperatif kurularak faaliyetlerine bu yeni isim altında devam ettikleri; katılanlardan ... ve ... kooperatif üye başvurusunda bulundukları ve ödeme yaptıkları, sanıklardan ... ve ...’un yönetim kurulu başkan ve üyeleri oldukları, kooperatife üye olmak için müracaat eden katılanlara kooperatife üye olduklarını belirtir kimlik belgesi verdikleri, katılan ...' den makbuz karşılığı nakit ve çek olarak toplam 50,000-TL, diğer katılandan da elden 30,000 TL para aldıkları, ancak katılanları kooperatife üye yapmadıkları gibi, aldıkları paranın da kooperatif hesaplarında görünmediğinin tanık beyanları, katılanlar ve sanık savunmalarının birlikte değerlendirilmesi ile anlaşıldığı; katılan ...’ne karşı olduğu, sanıkların hizmet vermeksizin hizmet alınmış gibi işlem yaparak sözleşme yaparak kooperatif uhdesinde bulunması gereken miktarları zimmetlerinde bulundurduklarından dolayı kooperatifin defter ve kayıtlarının hesap tetkik komisyonu tarafından incelenerek, hesap tetkik komisyonu raporuna göre 16.03.2013 tarihine kadar ortaklardan çeşitli şekillerde yapılan tahsilatlar ile ödemeler-harcamalar arasında 388.789,33 TL fark bulunduğunun da kovuşturma aşamasında alınan rapor ile tespitinin yapıldığı; her ne kadar sanıklar savunmalarında atılı suçlamayı inkar etmişler ise de; suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilemeyeceği; sanıkların eylemlerinin bir bütün halinde dolandırıcılık suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, sanıkların eylemlerini kooperatif faaliyeti kapsamında işledikleri anlaşılmakla , Sanıklar ... ...,...'un katılanlara yönelik olarak ''kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında, nitelikli dolandırıcılık\" suçunu işledikleri sabit görülmekle, sanıkların eylemine uyan 5237 Sayılı ''TCK'nın 158/1-h, maddesi'' uyarınca ve 61. Maddesinde belirtilen cezanın belirlenmesine ilişkin kriterler de göz önünde bulundurularak, TCK'nın 3/1.maddesinde belirtildiği üzere ; suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunması gerektiğinden, haklarında hükmedilen cezanın, ceza adaletine uygun olarak, ölçülü ve orantılı düşecek biçimde, özellikle suçun işleniş biçimi ile sanıkların kastının yoğunluğu , suç nedeniyle meydana gelen zarar miktarı dikkate alınarak- alt sınırdan belirli oranda uzaklaşılmak suretiyle- takdiren ve teştiden ayrı ayrı hapis ve adli para cezası ile cezalandırılmalarına \" karar verildiği, kararın 21.05.2023 tarihinde katılan ... ve sanıklar ... tarafından istinaf edildiği ve kesinleşmediği anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle 6098 sayılı TBK'nun 74. maddesinde düzenlenen ceza mahkemesinde verilen kararların hukuk davalarına etkilerine değinilmesinde fayda vardır. 6098 sayılı TBK'nun 74. maddesi \"Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.\" hükmünü ihtiva etmektedir.\"...Uyuşmazlığın çözümü açısından; ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi, bir başka deyişle ceza mahkemesinin hangi kararlarının hukuk mahkemelerini bağlayacağı konusunu düzenleyen kurallar üzerinde de durulması gerekmektedir. Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesi davasına etkisi hukukumuzda 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 74. maddesinde “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmü ile yer almıştır. Bu düzenlemeye göre hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. İlkenin esası; bir ceza kuralı ile kamu hukuku yönünden yaptırım amaçlanmışken, aynı uyuşmazlığa ilişkin hukuk kuralı ile kişilerin birbirlerine karşı hak ve ödevlerini düzenleyen medeni hukuk alanında bir yaptırım amaçlanmasına dayanmaktadır. Bu açık hüküm karşısında; ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak, hemen belirtilmelidir ki, gerek öğretide ve gerekse Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayların varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır...\" (Yargıtay HGK 2019/(19)11-757 Esas 2022/694 Karar sayılı ilamı).Yukarıda yer verilen kanun maddesi ve Yargıtay ilamlarından ortaya çıkan neticeye göre ceza mahkemesince verilen beraat kararlarının kusurun varlığı ve derecesi, zararın belirlenmesi, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı, illiyet gibi esaslar bakımından hukuk hâkimini bağlamayacağı, fakat hukuk hakiminin, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla tamamen bağlı olduğu, ceza mahkemesinin suçun sanıklar tarafından işlenmediğine dayalı beraat kararının hukuk hakimini bağlayacağı, ceza mahkemesi tarafından delil yetersizliğine dayalı verilen beraat kararının ise hukuk hakimini bağlamayacağı, ancak beraat kararının maddi bir olguyu tespit etmesi, maddi olaylara yönelik bir saptama içermesi halinde bu kararın hukuk hakimini bağlayacağı anlaşılmaktadır.Bu kapsamda davalı kooperatif yöneticisi ... da sanık olarak bulunduğu aynı konu ile ilgili açılan ceza davasında verilen kararın kesinleşmesi beklenilerek akabinde oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir iken eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenler ile, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile sair yönler ve işin esası incelenmeden HMK'nın 353/1.a.6 bendi gereğince kararın kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine iadesine, diğer davalı Kooperatifin istinaf başvurusu hakkında hükmün kaldırılma nedenine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, diğer davalı Kooperatifin istinaf başvurusu hakkında hükmün kaldırılma nedenine göre şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA,2-İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/121 Esas, 2020/589 Karar sayılı ve 03/11/2020 tarihli kararının HMK 353/1a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve  yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı ... tarafından peşin olarak yatırılan 853,88 TL harçtan mahsubu ile bakiye 426,28 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalı ... İADESİNE,6-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1a-6  bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.06/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9e6d6df082270443","SID":"1f6876fc8c9cb7a3"}}