{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/731 <br>KARAR NO\t: 2024/1127<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 24/12/2020<br>NUMARASI\t: 2015/290 E. -  2020/933 K. <br>İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN<br>2015/296 ESAS, 2016/130 KARAR SAYILI BİRLEŞEN DOSYASI<br>İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN<br>2015/286 ESAS, 2016/68 KARAR SAYILI BİRLEŞEN DOSYASI<br>İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN<br>İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN<br>2015/286 ESAS, 2015/673 KARAR SAYILI BİRLEŞEN DOSYASI<br>İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN<br>2015/293 ESAS, 2015/679 KARAR SAYILI BİRLEŞEN DOSYASI<br>İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN<br>2015/316 ESAS, 2016/46 KARAR SAYILI BİRLEŞEN DOSYASI<br>İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN<br>2015/296 ESAS, 2015/487 KARAR SAYILI BİRLEŞEN DOSYASI<br>İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN <br>2015/278 ESAS, 2015/801 KARAR SAYILI BİRLEŞEN DOSYASI<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili, asıl dava dilekçesinde özetle; davalının, davacının da hissedar olduğu ... AŞ ünvanlı şirkette sahip olduğu hisselerinden 400.021-TL nominal değere sahip, 400.021 adet hissesini  davacıya satarak devir ve temlik ettiğini, hisse devri işleminin şirketin 31.03.2011 tarih ve 108 numaralı yönetim kurulu kararı ile kabul edilerek şirket pay defterine işlendiğini,  hisselere isabet eden devir bedellerinin şirketin devir tarihlerindeki özvarlığı üzerinden hesaplandığını, davalı ile hisse devir bedeli için  davacının  aralarında olduğu şirketin diğer hissedarları ile birlikte bir ödeme tablosu üzerinde mutabık kalındığını, devir alan tüm hissedarlar için toplam olarak 2011 yılında 1.300.000-TL, 2012 yılında 1.281.286-TL ve 2013 yılında 1.150.000-Euro hisse bedelinin davalıya ödendiğini, bu şekilde müvekkilinin davalıya hisse devir bedelinden kaynaklanan herhangi bir borcu bulunmadığını, hisse devir işlemlerinden sonra  davalının şirketin genel müdürü ve yönetim kurulu üyesi olduğu döneme ilişkin ve davalının sevk ve idaresinde bulunan Tekstil Makineleri Departmanının işlemlerini kapsayan bir gümrük soruşturması çerçevesinde, hisse devirlerinin gerçekleştiği adı geçen şirkete vergi tahakkukları yapıldığını,  yürüyen süreç çerçevesinde şirkete 03.12.2013 tarihinde tebliğ olunan ödeme emri  üzerine şirket tarafından Mayıs 2014'te Ege Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğü Saymanlığı'na toplam 48.163.690-TL tutarında ödeme yapıldığını, ödemenin yapılması ile birlikte şirket özvarlığının bu tutarda azaldığını, davacının  aldığı hisselerde büyük değer kayıpları yaşandığını, davalı ile davacı ve  davacının hissedarı bulunduğu şirketin diğer ortak ve yöneticileri arasında bu hususta görüşmeler yapıldığını, yapılan görüşmelerde davalının, ödenen vergi tutarının toplamının şirkette hisseleri devretmeden önce mevcut bulunan  %7 hissesi oranında kendisinin sorumlu olduğunu, hisse devir bedeli olarak kendisine bu nispette fazladan bir ödeme yapıldığını ve bu bedeli ödeyeceğini tanıklar huzurunda kabul ettiğini, bu hususta davalı ve avukatları ile defalarca toplantı ve yazışmalar yapıldığını,  toplantılardan sonra bizzat davalının avukatından ve davalıdan gelen e-posta ve eklerinin  sunulmakta olduğunu,  ancak, davalı ile yapılan bu görüşmeler devam ederken davalının hisse devir bedelinin 2013 yılına ait devir bedellerinin son beş taksidinin geç ödendiği savıyla davacı ve hisseleri devralan diğer kişiler hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatmak suretiyle taraflar arasındaki tüm görüşmeleri sona erdirdiğini, hisse devir tarihinin öncesini ve davalının da sorumlusu bulunduğu dönemi kapsayan yüklü miktardaki vergi ödemesi nedeniyle şirket özvarlığının bu tutarda azaldığını, Yargıtay 11.HD'nin 10.07.2013 tarih | 2013/7338 E. 2013/24564 K., 27.02.2012 tarih 2010/10771 E., 2012/2720 K.sayılı  kararlarında belirtildiği üzere hisse satımlarında menkul satımındaki ayıp hükümlerinin uygulanacağını benimsediğini,  818 sayılı eski BK m.194 ve yeni TBK 202/1 hükmü kapsamında davalının sattığı hisselerin ayıplı olduğunu, kararlaştırılan hisse devir bedelinde ayıp çerçevesinde indirim yapılması gerektiğinin ortaya çıktığını, bu hususta davalıya Beyoğlu ...Noterliğinden 02.01.2015 tarih ve .. yevmiye humaralı ihtarname keşide edildiğini,  tebliğe rağmen  davalının herhangi bir ödemede bulunmadığını ileri sürerek,  devir ve temlik edilen davaya konu hisselerin ayıplı olması nedeniyle, şirket özvarlığında yaşanan düşüşün müvekkiline yapılan devir ve temlike konu hisselere tekabül eden (fazlaya dair her türlü talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla) 204.647-TL'nin davaya konu  vergi borcunun saymanlık müdürlüğüne ödendiği tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/296 Esas sayılı dosyasında davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının, davacının da hissedar olduğu ... AŞ ünvanlı şirkette sahip olduğu hisselerinden155.760-TL nominal değere sahip, 155.760 adet hissesini  davacıya satarak devir ve temlik ettiğini, hisse devri işleminin şirketin 31.03.2011 tarih ve 108 numaralı yönetim kurulu kararı ile kabul edilerek şirket pay defterine işlendiğini,  hisselere isabet eden devir bedellerinin şirketin devir tarihlerindeki özvarlığı üzerinden hesaplandığını, davalı ile hisse devir bedelli için  davacının  aralarında olduğu şirketin diğer hissedarları ile birlikte bir ödeme tablosu üzerinde mutabık kalındığını, devir alan tüm hissedarlar için toplam olarak 2011 yılında 1.300.000-TL, 2012 yılında 1.281.286-TL ve 2013 yılında 1.150.000-Euro hisse bedelinin davalıya ödendiğini, bu şekilde müvekkilinin davalıya hisse devir bedelinden kaynaklanan herhangi bir borcu bulunmadığını,  hisse devir işlemlerinden sonra  davalının şirketin genel müdürü ve yönetim kurulu üyesi olduğu döneme ilişkin ve davalının sevk ve idaresinde bulunan Tekstil Makineleri Departmanının işlemlerini kapsayan bir gümrük soruşturması çerçevesinde, hisse devirlerinin gerçekleştiği adı geçen şirkete vergi tahakkukları yapıldığını,  yürüyen süreç çerçevesinde şirkete 03.12.2013 tarihinde tebliğ olunan ödeme emri  üzerine şirket tarafından Mayıs 2014'te Ege Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğü Saymanlığı'na toplam 48.163.690-TL tutarında ödeme yapıldığını, ödemenin yapılması ile birlikte şirket özvarlığının bu tutarda azaldığını, davacının  aldığı hisselerde büyük değer kayıpları yaşandığını, davalı ile davacı ve  davacının hissedarı bulunduğu şirketin diğer ortak ve yöneticileri arasında bu hususta görüşmeler yapıldığını, yapılan görüşmelerde davalının, ödenen vergi tutarının toplamının şirkette hisseleri devretmeden önce mevcut bulunan  %7 hissesi oranında kendisinin sorumlu olduğunu, hisse devir bedeli olarak kendisine bu nispette fazladan bir ödeme yapıldığını ve bu bedeli ödeyeceğini tanıklar huzurunda kabul ettiğini, bu hususta davalı ve avukatları ile defalarca toplantı ve yazışmalar yapıldığını,  toplantılardan sonra bizzat davalının avukatından ve davalıdan gelen e-posta ve eklerinin  sunulmakta olduğunu,  ancak, davalı ile yapılan bu görüşmeler devam ederken davalının hisse devir bedelinin 2013 yılına ait devir bedellerinin son beş taksidinin geç ödendiği savıyla davacı ve hisseleri devralan diğer kişiler hakkında İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatmak suretiyle taraflar arasındaki tüm görüşmeleri sona erdirdiğini, hisse devir tarihinin öncesini ve davalının da sorumlusu bulunduğu dönemi kapsayan yüklü miktardaki vergi ödemesi nedeniyle şirket özvarlığının bu tutarda azaldığını, Yargıtay 11.HD'nin 10.07.2013 tarih | 2013/7338 E. 2013/24564 K., 27.02.2012 tarih 2010/10771 E., 2012/2720 K.sayılı  kararlarında belirtildiği üzere hisse satımlarında menkul satımındaki ayıp hükümlerinin uygulanacağını benimsediğini,  818 sayılı Eski BK m.194 ve yeni TBK 202/1 hükmü kapsamında davalının sattığı hisselerin ayıplı olduğunu, kararlaştırılan hisse devir bedelinde ayıp çerçevesinde indirim yapılması gerektiğinin ortaya çıktığını, bu hususta davalıya Beyoğlu 37.Noterliğinden 02.01.2015 tarih ve 34 yevmiye humaralı ihtarname keşide edildiğini, tebliğe rağmen  davalının herhangi bir ödemede bulunmadığını ileri sürerek,  devir ve temlik edilen davaya konu hisselerin ayıplı olması nedeniyle, şirket özvarlığında yaşanan düşüşün müvekkiline yapılan devir ve temlike konu hisselere tekabül eden (fazlaya dair her türlü talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla)  79.566,00 TL'nin davaya konu  vergi borcunun saymanlık müdürlüğüne ödendiği tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  Birleşen İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/285 Esas sayılı dosyasında davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının, müvekkilinin de hissedarı olduğu İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı ...Ticaret AŞ nin sahip olduğu hisselerinden 630.121 TL nominal değere sahip 630.121 adet hissesini müvekkiline satarak devir ve temlik ettiğini,  hisse devri işleminin şirketin 31.03.2011 tarih ve 108 numaralı yönetim kurulu kararı ile kabul edilerek şirket pay defterine işlendiğini,  hisselere isabet eden devir bedellerinin şirketin devir tarihlerindeki özvarlığı üzerinden hesaplandığını, davalı ile hisse devir bedelli için  davacının  aralarında olduğu şirketin diğer hissedarları ile birlikte bir ödeme tablosu üzerinde mutabık kalındığını, devir alan tüm hissedarlar için toplam olarak 2011 yılında 1.300.000-TL, 2012 yılında 1.281.286-TL ve 2013 yılında 1.150.000-Euro hisse bedelinin davalıya ödendiğini, bu şekilde müvekkilinin davalıya hisse devir bedelinden kaynaklanan herhangi bir borcu bulunmadığını,  hisse devir işlemlerinden sonra  davalının şirketin genel müdürü ve yönetim kurulu üyesi olduğu döneme ilişkin ve davalının sevk ve idaresinde bulunan Tekstil Makineleri Departmanının işlemlerini kapsayan bir gümrük soruşturması çerçevesinde, hisse devirlerinin gerçekleştiği adı geçen şirkete vergi tahakkukları yapıldığını,  yürüyen süreç çerçevesinde şirkete 03.12.2013 tarihinde tebliğ olunan ödeme emri  üzerine şirket tarafından Mayıs 2014'te Ege Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğü Saymanlığı'na toplam 48.163.690-TL tutarında ödeme yapıldığını, ödemenin yapılması ile birlikte şirket özvarlığının bu tutarda azaldığını, davacının  aldığı hisselerde büyük değer kayıpları yaşandığını, davalı ile davacı ve  davacının hissedarı bulunduğu şirketin diğer ortak ve yöneticileri arasında bu hususta görüşmeler yapıldığını, yapılan görüşmelerde davalının, ödenen vergi tutarının toplamının şirkette hisseleri devretmeden önce mevcut bulunan  %7 hissesi oranında kendisinin sorumlu olduğunu, hisse devir bedeli olarak kendisine bu nispette fazladan bir ödeme yapıldığını ve bu bedeli ödeyeceğini tanıklar huzurunda kabul ettiğini, bu hususta davalı ve avukatları ile defalarca toplantı ve yazışmalar yapıldığını,  toplantılardan sonra bizzat davalının avukatından ve davalıdan gelen e-posta ve eklerinin  sunulmakta olduğunu,  ancak, davalı ile yapılan bu görüşmeler devam ederken davalının hisse devir bedelinin 2013 yılına ait devir bedellerinin son beş taksidinin geç ödendiği savıyla davacı ve hisseleri devralan diğer kişiler hakkında İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün ...8 Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatmak suretiyle taraflar arasındaki tüm görüşmeleri sona erdirdiğini, hisse devir tarihinin öncesini ve davalının da sorumlusu bulunduğu dönemi kapsayan yüklü miktardaki vergi ödemesi nedeniyle şirket özvarlığının bu tutarda azaldığını, Yargıtay 11.HD'nin 10.07.2013 tarih | 2013/7338 E. 2013/24564 K., 27.02.2012 tarih 2010/10771 E., 2012/2720 K.sayılı  kararlarında belirtildiği üzere hisse satımlarında menkul satımındaki ayıp hükümlerinin uygulanacağını benimsediğini,  818 sayılı Eski BK m.194 ve yeni TBK 202/1 hükmü kapsamında davalının sattığı hisselerin ayıplı olduğunu, kararlaştırılan hisse devir bedelinde ayıp çerçevesinde indirim yapılması gerektiğinin ortaya çıktığını, bu hususta davalıya Beyoğlu ... Noterliğinden 02.01.2015 tarih ve ... yevmiye humaralı ihtarname keşide edildiğini, tebliğe rağmen  davalının herhangi bir ödemede bulunmadığını ileri sürerek, 322.647,00TL nin işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  Birleşen İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/286 Esas sayılı dosyasında davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının, davacının da hissedar olduğu ... ve Dış Ticaret AŞ ünvanlı şirkette sahip olduğu hisselerinden 861.692 TL nominal değere sahip, 861.693 adet hissesini  davacıya satarak devir ve temlik ettiğini, hisse devri işleminin şirketin 31.03.2011 tarih ve 108 numaralı yönetim kurulu kararı ile kabul edilerek şirket pay defterine işlendiğini,  hisselere isabet eden devir bedellerinin şirketin devir tarihlerindeki özvarlığı üzerinden hesaplandığını, davalı ile hisse devir bedelli için  davacının  aralarında olduğu şirketin diğer hissedarları ile birlikte bir ödeme tablosu üzerinde mutabık kalındığını, devir alan tüm hissedarlar için toplam olarak 2011 yılında 1.300.000-TL, 2012 yılında 1.281.286-TL ve 2013 yılında 1.150.000-Euro hisse bedelinin davalıya ödendiğini, bu şekilde müvekkilinin davalıya hisse devir bedelinden kaynaklanan herhangi bir borcu bulunmadığını,  hisse devir işlemlerinden sonra  davalının şirketin genel müdürü ve yönetim kurulu üyesi olduğu döneme ilişkin ve davalının sevk ve idaresinde bulunan Tekstil Makineleri Departmanının işlemlerini kapsayan bir gümrük soruşturması çerçevesinde, hisse devirlerinin gerçekleştiği adı geçen şirkete vergi tahakkukları yapıldığını,  yürüyen süreç çerçevesinde şirkete 03.12.2013 tarihinde tebliğ olunan ödeme emri  üzerine şirket tarafından Mayıs 2014'te Ege Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğü Saymanlığı'na toplam 48.163.690-TL tutarında ödeme yapıldığını, ödemenin yapılması ile birlikte şirket özvarlığının bu tutarda azaldığını, davacının  aldığı hisselerde büyük değer kayıpları yaşandığını, davalı ile davacı ve  davacının hissedarı bulunduğu şirketin diğer ortak ve yöneticileri arasında bu hususta görüşmeler yapıldığını, yapılan görüşmelerde davalının, ödenen vergi tutarının toplamının şirkette hisseleri devretmeden önce mevcut bulunan  %7 hissesi oranında kendisinin sorumlu olduğunu, hisse devir bedeli olarak kendisine bu nispette fazladan bir ödeme yapıldığını ve bu bedeli ödeyeceğini tanıklar huzurunda kabul ettiğini, bu hususta davalı ve avukatları ile defalarca toplantı ve yazışmalar yapıldığını,  toplantılardan sonra bizzat davalının avukatından ve davalıdan gelen e-posta ve eklerinin  sunulmakta olduğunu,  ancak, davalı ile yapılan bu görüşmeler devam ederken davalının hisse devir bedelinin 2013 yılına ait devir bedellerinin son beş taksidinin geç ödendiği savıyla davacı ve hisseleri devralan diğer kişiler hakkında İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatmak suretiyle taraflar arasındaki tüm görüşmeleri sona erdirdiğini, hisse devir tarihinin öncesini ve davalının da sorumlusu bulunduğu dönemi kapsayan yüklü miktardaki vergi ödemesi nedeniyle şirket özvarlığının bu tutarda azaldığını, Yargıtay 11.HD'nin 10.07.2013 tarih | 2013/7338 E. 2013/24564 K., 27.02.2012 tarih 2010/10771 E., 2012/2720 K.sayılı  kararlarında belirtildiği üzere hisse satımlarında menkul satımındaki ayıp hükümlerinin uygulanacağını benimsediğini,  818 sayılı Eski BK m.194 ve yeni TBK 202/1 hükmü kapsamında davalının sattığı hisselerin ayıplı olduğunu, kararlaştırılan hisse devir bedelinde ayıp çerçevesinde indirim yapılması gerektiğinin ortaya çıktığını, bu hususta davalıya Beyoğlu ....Noterliğinden 02.01.2015 tarih ve ... yevmiye humaralı ihtarname keşide edildiğini,  tebliğe rağmen  davalının herhangi bir ödemede bulunmadığını ileri sürerek,  devir ve temlik edilen davaya konu hisselerin ayıplı olması nedeniyle, şirket özvarlığında yaşanan düşüşün müvekkiline yapılan devir ve temlike konu hisselere tekabül eden (fazlaya dair her türlü talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla)441.660,00 TL'nin davaya konu  vergi borcunun saymanlık müdürlüğüne ödendiği tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/497 Esas sayılı dosyasında davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının, davacının da hissedarı olduğu ... ve Dış Ticaret AŞ ünvanlı şirkette sahip olduğu hisselerinden 400.021 TL nominal değere sahip, 400.021 adet hissesini  davacıya satarak devir ve temlik ettiğini, hisse devri işleminin şirketin 31.03.2011 tarih ve 108 numaralı yönetim kurulu kararı ile kabul edilerek şirket pay defterine işlendiğini,  hisselere isabet eden devir bedellerinin şirketin devir tarihlerindeki özvarlığı üzerinden hesaplandığını, davalı ile hisse devir bedelli için  davacının  aralarında olduğu şirketin diğer hissedarları ile birlikte bir ödeme tablosu üzerinde mutabık kalındığını, devir alan tüm hissedarlar için toplam olarak 2011 yılında 1.300.000-TL, 2012 yılında 1.281.286-TL ve 2013 yılında 1.150.000-Euro hisse bedelinin davalıya ödendiğini, bu şekilde müvekkilinin davalıya hisse devir bedelinden kaynaklanan herhangi bir borcu bulunmadığını,  hisse devir işlemlerinden sonra  davalının şirketin genel müdürü ve yönetim kurulu üyesi olduğu döneme ilişkin ve davalının sevk ve idaresinde bulunan Tekstil Makineleri Departmanının işlemlerini kapsayan bir gümrük soruşturması çerçevesinde, hisse devirlerinin gerçekleştiği adı geçen şirkete vergi tahakkukları yapıldığını,  yürüyen süreç çerçevesinde şirkete 03.12.2013 tarihinde tebliğ olunan ödeme emri  üzerine şirket tarafından Mayıs 2014'te Ege Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğü Saymanlığı'na toplam 48.163.690-TL tutarında ödeme yapıldığını, ödemenin yapılması ile birlikte şirket özvarlığının bu tutarda azaldığını, davacının  aldığı hisselerde büyük değer kayıpları yaşandığını, davalı ile davacı ve  davacının hissedarı bulunduğu şirketin diğer ortak ve yöneticileri arasında bu hususta görüşmeler yapıldığını, yapılan görüşmelerde davalının, ödenen vergi tutarının toplamının şirkette hisseleri devretmeden önce mevcut bulunan  %7 hissesi oranında kendisinin sorumlu olduğunu, hisse devir bedeli olarak kendisine bu nispette fazladan bir ödeme yapıldığını ve bu bedeli ödeyeceğini tanıklar huzurunda kabul ettiğini, bu hususta davalı ve avukatları ile defalarca toplantı ve yazışmalar yapıldığını,  toplantılardan sonra bizzat davalının avukatından ve davalıdan gelen e-posta ve eklerinin  sunulmakta olduğunu,  ancak, davalı ile yapılan bu görüşmeler devam ederken davalının hisse devir bedelinin 2013 yılına ait devir bedellerinin son beş taksidinin geç ödendiği savıyla davacı ve hisseleri devralan diğer kişiler hakkında İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatmak suretiyle taraflar arasındaki tüm görüşmeleri sona erdirdiğini, hisse devir tarihinin öncesini ve davalının da sorumlusu bulunduğu dönemi kapsayan yüklü miktardaki vergi ödemesi nedeniyle şirket özvarlığının bu tutarda azaldığını, Yargıtay 11.HD'nin 10.07.2013 tarih | 2013/7338 E. 2013/24564 K., 27.02.2012 tarih 2010/10771 E., 2012/2720 K.sayılı  kararlarında belirtildiği üzere hisse satımlarında menkul satımındaki ayıp hükümlerinin uygulanacağını benimsediğini,  818 sayılı Eski BK m.194 ve yeni TBK 202/1 hükmü kapsamında davalının sattığı hisselerin ayıplı olduğunu, kararlaştırılan hisse devir bedelinde ayıp çerçevesinde indirim yapılması gerektiğinin ortaya çıktığını, bu hususta davalıya Beyoğlu ....Noterliğinden 02.01.2015 tarih ve ... yevmiye humaralı ihtarname keşide edildiğini,  tebliğe rağmen  davalının herhangi bir ödemede bulunmadığını ileri sürerek,  devir ve temlik edilen davaya konu hisselerin ayıplı olması nedeniyle, şirket özvarlığında yaşanan düşüşün müvekkiline yapılan devir ve temlike konu hisselere tekabül eden (fazlaya dair her türlü talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla) 204.647,00 TL'nin davaya konu  vergi borcunun saymanlık müdürlüğüne ödendiği tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Birleşen İstanbul  6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/286 Esas sayılı dosyasında davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının, davacının da  ... AŞ ünvanlı şirkette sahip olduğu hisselerinden  169.859 TL nominal değere sahip, 169.859 adet hissesini  davacıya satarak devir ve temlik ettiğini, hisse devri işleminin şirketin 31.03.2011 tarih ve 108 numaralı yönetim kurulu kararı ile kabul edilerek şirket pay defterine işlendiğini,  hisselere isabet eden devir bedellerinin şirketin devir tarihlerindeki özvarlığı üzerinden hesaplandığını, davalı ile hisse devir bedelli için  davacının  aralarında olduğu şirketin diğer hissedarları ile birlikte bir ödeme tablosu üzerinde mutabık kalındığını, devir alan tüm hissedarlar için toplam olarak 2011 yılında 1.300.000-TL, 2012 yılında 1.281.286-TL ve 2013 yılında 1.150.000-Euro hisse bedelinin davalıya ödendiğini, bu şekilde müvekkilinin davalıya hisse devir bedelinden kaynaklanan herhangi bir borcu bulunmadığını,  hisse devir işlemlerinden sonra  davalının şirketin genel müdürü ve yönetim kurulu üyesi olduğu döneme ilişkin ve davalının sevk ve idaresinde bulunan Tekstil Makineleri Departmanının işlemlerini kapsayan bir gümrük soruşturması çerçevesinde, hisse devirlerinin gerçekleştiği adı geçen şirkete vergi tahakkukları yapıldığını,  yürüyen süreç çerçevesinde şirkete 03.12.2013 tarihinde tebliğ olunan ödeme emri  üzerine şirket tarafından Mayıs 2014'te Ege Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğü Saymanlığı'na toplam 48.163.690-TL tutarında ödeme yapıldığını, ödemenin yapılması ile birlikte şirket özvarlığının bu tutarda azaldığını, davacının  aldığı hisselerde büyük değer kayıpları yaşandığını, davalı ile davacı ve  davacının hissedarı bulunduğu şirketin diğer ortak ve yöneticileri arasında bu hususta görüşmeler yapıldığını, yapılan görüşmelerde davalının, ödenen vergi tutarının toplamının şirkette hisseleri devretmeden önce mevcut bulunan  %7 hissesi oranında kendisinin sorumlu olduğunu, hisse devir bedeli olarak kendisine bu nispette fazladan bir ödeme yapıldığını ve bu bedeli ödeyeceğini tanıklar huzurunda kabul ettiğini, bu hususta davalı ve avukatları ile defalarca toplantı ve yazışmalar yapıldığını,  toplantılardan sonra bizzat davalının avukatından ve davalıdan gelen e-posta ve eklerinin  sunulmakta olduğunu,  ancak, davalı ile yapılan bu görüşmeler devam ederken davalının hisse devir bedelinin 2013 yılına ait devir bedellerinin son beş taksidinin geç ödendiği savıyla davacı ve hisseleri devralan diğer kişiler hakkında İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatmak suretiyle taraflar arasındaki tüm görüşmeleri sona erdirdiğini, hisse devir tarihinin öncesini ve davalının da sorumlusu bulunduğu dönemi kapsayan yüklü miktardaki vergi ödemesi nedeniyle şirket özvarlığının bu tutarda azaldığını, Yargıtay 11.HD'nin 10.07.2013 tarih | 2013/7338 E. 2013/24564 K., 27.02.2012 tarih 2010/10771 E., 2012/2720 K.sayılı  kararlarında belirtildiği üzere hisse satımlarında menkul satımındaki ayıp hükümlerinin uygulanacağını benimsediğini,  818 sayılı Eski BK m.194 ve yeni TBK 202/1 hükmü kapsamında davalının sattığı hisselerin ayıplı olduğunu, kararlaştırılan hisse devir bedelinde ayıp çerçevesinde indirim yapılması gerektiğinin ortaya çıktığını, bu hususta davalıya Beyoğlu ....Noterliğinden 02.01.2015 tarih ve ... yevmiye humaralı ihtarname keşide edildiğini,  tebliğe rağmen  davalının herhangi bir ödemede bulunmadığını ileri sürerek,  devir ve temlik edilen davaya konu hisselerin ayıplı olması nedeniyle, şirket özvarlığında yaşanan düşüşün müvekkiline yapılan devir ve temlike konu hisselere tekabül eden (fazlaya dair her türlü talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla)86.983,00  TL'nin davaya konu  vergi borcunun saymanlık müdürlüğüne ödendiği tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/293 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, davacının da hissedarı ... AŞ ünvanlı şirkette sahip olduğu hisselerinden 623.725 TL nominal değere sahip, 623.725 adet hissesini  davacıya satarak devir ve temlik ettiğini, hisse devri işleminin şirketin 31.03.2011 tarih ve 108 numaralı yönetim kurulu kararı ile kabul edilerek şirket pay defterine işlendiğini,  hisselere isabet eden devir bedellerinin şirketin devir tarihlerindeki özvarlığı üzerinden hesaplandığını, davalı ile hisse devir bedelli için  davacının  aralarında olduğu şirketin diğer hissedarları ile birlikte bir ödeme tablosu üzerinde mutabık kalındığını, devir alan tüm hissedarlar için toplam olarak 2011 yılında 1.300.000-TL, 2012 yılında 1.281.286-TL ve 2013 yılında 1.150.000-Euro hisse bedelinin davalıya ödendiğini, bu şekilde müvekkilinin davalıya hisse devir bedelinden kaynaklanan herhangi bir borcu bulunmadığını,  hisse devir işlemlerinden sonra  davalının şirketin genel müdürü ve yönetim kurulu üyesi olduğu döneme ilişkin ve davalının sevk ve idaresinde bulunan Tekstil Makineleri Departmanının işlemlerini kapsayan bir gümrük soruşturması çerçevesinde, hisse devirlerinin gerçekleştiği adı geçen şirkete vergi tahakkukları yapıldığını,  yürüyen süreç çerçevesinde şirkete 03.12.2013 tarihinde tebliğ olunan ödeme emri  üzerine şirket tarafından Mayıs 2014'te Ege Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğü Saymanlığı'na toplam 48.163.690-TL tutarında ödeme yapıldığını, ödemenin yapılması ile birlikte şirket özvarlığının bu tutarda azaldığını, davacının  aldığı hisselerde büyük değer kayıpları yaşandığını, davalı ile davacı ve  davacının hissedarı bulunduğu şirketin diğer ortak ve yöneticileri arasında bu hususta görüşmeler yapıldığını, yapılan görüşmelerde davalının, ödenen vergi tutarının toplamının şirkette hisseleri devretmeden önce mevcut bulunan  %7 hissesi oranında kendisinin sorumlu olduğunu, hisse devir bedeli olarak kendisine bu nispette fazladan bir ödeme yapıldığını ve bu bedeli ödeyeceğini tanıklar huzurunda kabul ettiğini, bu hususta davalı ve avukatları ile defalarca toplantı ve yazışmalar yapıldığını,  toplantılardan sonra bizzat davalının avukatından ve davalıdan gelen e-posta ve eklerinin  sunulmakta olduğunu,  ancak, davalı ile yapılan bu görüşmeler devam ederken davalının hisse devir bedelinin 2013 yılına ait devir bedellerinin son beş taksidinin geç ödendiği savıyla davacı ve hisseleri devralan diğer kişiler hakkında İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün 2014/34498 Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatmak suretiyle taraflar arasındaki tüm görüşmeleri sona erdirdiğini, hisse devir tarihinin öncesini ve davalının da sorumlusu bulunduğu dönemi kapsayan yüklü miktardaki vergi ödemesi nedeniyle şirket özvarlığının bu tutarda azaldığını, Yargıtay 11.HD'nin 10.07.2013 tarih | 2013/7338 E. 2013/24564 K., 27.02.2012 tarih 2010/10771 E., 2012/2720 K.sayılı  kararlarında belirtildiği üzere hisse satımlarında menkul satımındaki ayıp hükümlerinin uygulanacağını benimsediğini,  818 sayılı Eski BK m.194 ve yeni TBK 202/1 hükmü kapsamında davalının sattığı hisselerin ayıplı olduğunu, kararlaştırılan hisse devir bedelinde ayıp çerçevesinde indirim yapılması gerektiğinin ortaya çıktığını, bu hususta davalıya Beyoğlu 37.Noterliğinden 02.01.2015 tarih ve ... yevmiye humaralı ihtarname keşide edildiğini,  tebliğe rağmen  davalının herhangi bir ödemede bulunmadığını ileri sürerek,  devir ve temlik edilen davaya konu hisselerin ayıplı olması nedeniyle, şirket özvarlığında yaşanan düşüşün müvekkiline yapılan devir ve temlike konu hisselere tekabül eden (fazlaya dair her türlü talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla) 159.638,00  TL'nin davaya konu  vergi borcunun saymanlık müdürlüğüne ödendiği tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/316 Esas sayılı dosyasında davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının, davacının da hissedarı olduğu ... Dış Ticaret AŞ ünvanlı şirkette sahip olduğu hisselerinden 87.030 TL nominal değere sahip,87.030 adet hissesini  davacıya satarak devir ve temlik ettiğini, hisse devri işleminin şirketin 31.03.2011 tarih ve 108 numaralı yönetim kurulu kararı ile kabul edilerek şirket pay defterine işlendiğini,  hisselere isabet eden devir bedellerinin şirketin devir tarihlerindeki özvarlığı üzerinden hesaplandığını, davalı ile hisse devir bedelli için  davacının  aralarında olduğu şirketin diğer hissedarları ile birlikte bir ödeme tablosu üzerinde mutabık kalındığını, devir alan tüm hissedarlar için toplam olarak 2011 yılında 1.300.000-TL, 2012 yılında 1.281.286-TL ve 2013 yılında 1.150.000-Euro hisse bedelinin davalıya ödendiğini, bu şekilde müvekkilinin davalıya hisse devir bedelinden kaynaklanan herhangi bir borcu bulunmadığını,  hisse devir işlemlerinden sonra  davalının şirketin genel müdürü ve yönetim kurulu üyesi olduğu döneme ilişkin ve davalının sevk ve idaresinde bulunan Tekstil Makineleri Departmanının işlemlerini kapsayan bir gümrük soruşturması çerçevesinde, hisse devirlerinin gerçekleştiği adı geçen şirkete vergi tahakkukları yapıldığını,  yürüyen süreç çerçevesinde şirkete 03.12.2013 tarihinde tebliğ olunan ödeme emri  üzerine şirket tarafından Mayıs 2014'te Ege Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğü Saymanlığı'na toplam 48.163.690-TL tutarında ödeme yapıldığını, ödemenin yapılması ile birlikte şirket özvarlığının bu tutarda azaldığını, davacının  aldığı hisselerde büyük değer kayıpları yaşandığını, davalı ile davacı ve  davacının hissedarı bulunduğu şirketin diğer ortak ve yöneticileri arasında bu hususta görüşmeler yapıldığını, yapılan görüşmelerde davalının, ödenen vergi tutarının toplamının şirkette hisseleri devretmeden önce mevcut bulunan  %7 hissesi oranında kendisinin sorumlu olduğunu, hisse devir bedeli olarak kendisine bu nispette fazladan bir ödeme yapıldığını ve bu bedeli ödeyeceğini tanıklar huzurunda kabul ettiğini, bu hususta davalı ve avukatları ile defalarca toplantı ve yazışmalar yapıldığını,  toplantılardan sonra bizzat davalının avukatından ve davalıdan gelen e-posta ve eklerinin  sunulmakta olduğunu,  ancak, davalı ile yapılan bu görüşmeler devam ederken davalının hisse devir bedelinin 2013 yılına ait devir bedellerinin son beş taksidinin geç ödendiği savıyla davacı ve hisseleri devralan diğer kişiler hakkında İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün 2014/34498 Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatmak suretiyle taraflar arasındaki tüm görüşmeleri sona erdirdiğini, hisse devir tarihinin öncesini ve davalının da sorumlusu bulunduğu dönemi kapsayan yüklü miktardaki vergi ödemesi nedeniyle şirket özvarlığının bu tutarda azaldığını, Yargıtay 11.HD'nin 10.07.2013 tarih | 2013/7338 E. 2013/24564 K., 27.02.2012 tarih 2010/10771 E., 2012/2720 K.sayılı  kararlarında belirtildiği üzere hisse satımlarında menkul satımındaki ayıp hükümlerinin uygulanacağını benimsediğini,  818 sayılı Eski BK m.194 ve yeni TBK 202/1 hükmü kapsamında davalının sattığı hisselerin ayıplı olduğunu, kararlaştırılan hisse devir bedelinde ayıp çerçevesinde indirim yapılması gerektiğinin ortaya çıktığını, bu hususta davalıya Beyoğlu 37.Noterliğinden 02.01.2015 tarih ve 34 yevmiye humaralı ihtarname keşide edildiğini,  tebliğe rağmen  davalının herhangi bir ödemede bulunmadığını ileri sürerek,  devir ve temlik edilen davaya konu hisselerin ayıplı olması nedeniyle, şirket özvarlığında yaşanan düşüşün müvekkiline yapılan devir ve temlike konu hisselere tekabül eden (fazlaya dair her türlü talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla)  44.503,00  TL'nin davaya konu  vergi borcunun saymanlık müdürlüğüne ödendiği tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/296 Esas sayılı dosyasında davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  davalının, davacının da hissedarı olduğu ... AŞ ünvanlı şirkette sahip olduğu hisselerinden 623.725TL nominal değere sahip, 623.725 adet hissesini müvekkili davacının mirasbırakanı ...'e  v 2.802.286 nomila değere ve 2.802.286 adet hissesini de müvekkili davacıya satarak devir ve temlik ettiğini, hisse devri işleminin şirketin 31.03.2011 tarih ve 108 numaralı yönetim kurulu kararı ile kabul edilerek şirket pay defterine işlendiğini,  hisselere isabet eden devir bedellerinin şirketin devir tarihlerindeki özvarlığı üzerinden hesaplandığını, davalı ile hisse devir bedelli için  davacının  aralarında olduğu şirketin diğer hissedarları ile birlikte bir ödeme tablosu üzerinde mutabık kalındığını, devir alan tüm hissedarlar için toplam olarak 2011 yılında 1.300.000-TL, 2012 yılında 1.281.286-TL ve 2013 yılında 1.150.000-Euro hisse bedelinin davalıya ödendiğini, bu şekilde müvekkilinin davalıya hisse devir bedelinden kaynaklanan herhangi bir borcu bulunmadığını,  hisse devir işlemlerinden sonra  davalının şirketin genel müdürü ve yönetim kurulu üyesi olduğu döneme ilişkin ve davalının sevk ve idaresinde bulunan Tekstil Makineleri Departmanının işlemlerini kapsayan bir gümrük soruşturması çerçevesinde, hisse devirlerinin gerçekleştiği adı geçen şirkete vergi tahakkukları yapıldığını,  yürüyen süreç çerçevesinde şirkete 03.12.2013 tarihinde tebliğ olunan ödeme emri  üzerine şirket tarafından Mayıs 2014'te Ege Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğü Saymanlığı'na toplam 48.163.690-TL tutarında ödeme yapıldığını, ödemenin yapılması ile birlikte şirket özvarlığının bu tutarda azaldığını, davacının  aldığı hisselerde büyük değer kayıpları yaşandığını, davalı ile davacı ve  davacının hissedarı bulunduğu şirketin diğer ortak ve yöneticileri arasında bu hususta görüşmeler yapıldığını, yapılan görüşmelerde davalının, ödenen vergi tutarının toplamının şirkette hisseleri devretmeden önce mevcut bulunan  %7 hissesi oranında kendisinin sorumlu olduğunu, hisse devir bedeli olarak kendisine bu nispette fazladan bir ödeme yapıldığını ve bu bedeli ödeyeceğini tanıklar huzurunda kabul ettiğini, bu hususta davalı ve avukatları ile defalarca toplantı ve yazışmalar yapıldığını,  toplantılardan sonra bizzat davalının avukatından ve davalıdan gelen e-posta ve eklerinin  sunulmakta olduğunu,  ancak, davalı ile yapılan bu görüşmeler devam ederken davalının hisse devir bedelinin 2013 yılına ait devir bedellerinin son beş taksidinin geç ödendiği savıyla davacı ve hisseleri devralan diğer kişiler hakkında İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün.... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatmak suretiyle taraflar arasındaki tüm görüşmeleri sona erdirdiğini, hisse devir tarihinin öncesini ve davalının da sorumlusu bulunduğu dönemi kapsayan yüklü miktardaki vergi ödemesi nedeniyle şirket özvarlığının bu tutarda azaldığını, Yargıtay 11.HD'nin 10.07.2013 tarih | 2013/7338 E. 2013/24564 K., 27.02.2012 tarih 2010/10771 E., 2012/2720 K.sayılı  kararlarında belirtildiği üzere hisse satımlarında menkul satımındaki ayıp hükümlerinin uygulanacağını benimsediğini,  818 sayılı Eski BK m.194 ve yeni TBK 202/1 hükmü kapsamında davalının sattığı hisselerin ayıplı olduğunu, kararlaştırılan hisse devir bedelinde ayıp çerçevesinde indirim yapılması gerektiğinin ortaya çıktığını, bu hususta davalıya Beyoğlu 37.Noterliğinden 02.01.2015 tarih ve 34 yevmiye humaralı ihtarname keşide edildiğini,  tebliğe rağmen  davalının herhangi bir ödemede bulunmadığını ileri sürerek,  devir ve temlik edilen davaya konu hisselerin ayıplı olması nedeniyle, şirket özvarlığında yaşanan düşüşün müvekkiline yapılan devir ve temlike konu hisselere tekabül eden (fazlaya dair her türlü talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla)  1.594.530,00 TL'nin davaya konu  vergi borcunun saymanlık müdürlüğüne ödendiği tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/278 Esas sayılı dosyasında davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının, davacının da hissedarı olduğu ... AŞ ünvanlı şirkette sahip olduğu hisselerinden 453.835.00TL nominal değere sahip,  453835 adet hissesini müvekkili davacıya satarak devir ve temlik ettiğini, hisse devri işleminin şirketin 31.03.2011 tarih ve 108 numaralı yönetim kurulu kararı ile kabul edilerek şirket pay defterine işlendiğini,  hisselere isabet eden devir bedellerinin şirketin devir tarihlerindeki özvarlığı üzerinden hesaplandığını, davalı ile hisse devir bedelli için  davacının  aralarında olduğu şirketin diğer hissedarları ile birlikte bir ödeme tablosu üzerinde mutabık kalındığını, devir alan tüm hissedarlar için toplam olarak 2011 yılında 1.300.000-TL, 2012 yılında 1.281.286-TL ve 2013 yılında 1.150.000-Euro hisse bedelinin davalıya ödendiğini, bu şekilde müvekkilinin davalıya hisse devir bedelinden kaynaklanan herhangi bir borcu bulunmadığını,  hisse devir işlemlerinden sonra  davalının şirketin genel müdürü ve yönetim kurulu üyesi olduğu döneme ilişkin ve davalının sevk ve idaresinde bulunan Tekstil Makineleri Departmanının işlemlerini kapsayan bir gümrük soruşturması çerçevesinde, hisse devirlerinin gerçekleştiği adı geçen şirkete vergi tahakkukları yapıldığını,  yürüyen süreç çerçevesinde şirkete 03.12.2013 tarihinde tebliğ olunan ödeme emri  üzerine şirket tarafından Mayıs 2014'te Ege Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğü Saymanlığı'na toplam 48.163.690-TL tutarında ödeme yapıldığını, ödemenin yapılması ile birlikte şirket özvarlığının bu tutarda azaldığını, davacının  aldığı hisselerde büyük değer kayıpları yaşandığını, davalı ile davacı ve  davacının hissedarı bulunduğu şirketin diğer ortak ve yöneticileri arasında bu hususta görüşmeler yapıldığını, yapılan görüşmelerde davalının, ödenen vergi tutarının toplamının şirkette hisseleri devretmeden önce mevcut bulunan  %7 hissesi oranında kendisinin sorumlu olduğunu, hisse devir bedeli olarak kendisine bu nispette fazladan bir ödeme yapıldığını ve bu bedeli ödeyeceğini tanıklar huzurunda kabul ettiğini, bu hususta davalı ve avukatları ile defalarca toplantı ve yazışmalar yapıldığını,  toplantılardan sonra bizzat davalının avukatından ve davalıdan gelen e-posta ve eklerinin  sunulmakta olduğunu,  ancak, davalı ile yapılan bu görüşmeler devam ederken davalının hisse devir bedelinin 2013 yılına ait devir bedellerinin son beş taksidinin geç ödendiği savıyla davacı ve hisseleri devralan diğer kişiler hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatmak suretiyle taraflar arasındaki tüm görüşmeleri sona erdirdiğini, hisse devir tarihinin öncesini ve davalının da sorumlusu bulunduğu dönemi kapsayan yüklü miktardaki vergi ödemesi nedeniyle şirket özvarlığının bu tutarda azaldığını, Yargıtay 11.HD'nin 10.07.2013 tarih | 2013/7338 E. 2013/24564 K., 27.02.2012 tarih 2010/10771 E., 2012/2720 K.sayılı  kararlarında belirtildiği üzere hisse satımlarında menkul satımındaki ayıp hükümlerinin uygulanacağını benimsediğini, 818 sayılı eski BK m.194 ve yeni TBK 202/1 hükmü kapsamında davalının sattığı hisselerin ayıplı olduğunu, kararlaştırılan hisse devir bedelinde ayıp çerçevesinde indirim yapılması gerektiğinin ortaya çıktığını, bu hususta davalıya Beyoğlu ....Noterliğinden 02.01.2015 tarih ve ... yevmiye humaralı ihtarname keşide edildiğini,  tebliğe rağmen  davalının herhangi bir ödemede bulunmadığını ileri sürerek,  devir ve temlik edilen davaya konu hisselerin ayıplı olması nedeniyle, şirket özvarlığında yaşanan düşüşün müvekkiline yapılan devir ve temlike konu hisselere tekabül eden (fazlaya dair her türlü talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla)  232.293,00 TL'nin davaya konu  vergi borcunun saymanlık müdürlüğüne ödendiği tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl ve birleşen davalarda davalı  vekili, savunmasında özetle; davalının 2011 yılında davacıların da  aralarında bulunduğu ... adlı şahıslarla ... Grubu'nda yer alan 7 şirketteki hisselerinin devri konusunda anlaştığını ve devrettiğini,  bu kapsamda hisseleri devralan davacı ve diğer hissedarlar tarafından bir  ''Taahhütname'' ve ''Ödeme Tablosu'' düzenlenerek müvekkiline verildiğini, davaya konu ...  AŞ'nin  davalının  devrettiği 7 şirketten sadece biri olduğunu, davacının hisse devri sırasında ve öncesinde davaya konu şirketin  hissedarı olması ve genel kurul toplantılarında hazır bulunması sebebiyle şirket gündemine de hakim olduğunu,  hisse devrine ilişkin mutabakatın yapılmasından ve hisse devrinden önce 2006 yılında şirketin hakkında Ege Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğü tarafından başlatılmış soruşturma çerçevesinde yatırım teşvik belgesi kapsamında gümrük vergi ve resimleri ödenmeksizin ithal edilmiş olan bir kısım makinelerin muvazaalı icra işlemleri ile vergileri ödenmeksizin satın alındığından bahisle ilgililer hakkında kaynak kullanımını destekleme fonu payı ile bu fon payı üzerinden hesaplanan cezai faiz tahakkukları ve bunlara karşı İzmir Vergi Mahkemelerinde şirket  tarafından açılmış iptal davaları bulunduğunu, tüm bu hususların davacının da bilgisi dahilinde olduğunu, böyle olmasına rağmen hisse devri gerçekleşmiş ve gerek davacı yanca, gerekse diğer alıcılarca ödeme tablosunda net bakiye olarak belirtilmiş olan toplam 5.054.286 TL'nın bir kısmı TL, bir kısmı işe Euro olarak ve en son ödeme 03.12.2014 tarihinde yapılmak suretiyle itirazsız bir şekilde ödendiğini, vergi davaları devam etmekte iken Ege Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğü tarafından 14.11.2013 tarih ve 745-25916 sayılı ödeme emri tanzim edilerek şirkete  tebliğ edildiğini, bunun üzerine 11.09.2014 tarihinde yasalaşan  6552 Sayılı Torba Kanun dahi beklenilmeden ve anılan yasa ile düzenlenen vergi indirimlerinden faydalanılmadan ödeme emrinde belirtilen 48.163.690 TL meblağın taahhütmamede adı geçen şirket hissedarlarının  kararı ile şirket tarafından 29.05.2014 ve 30.05.2014 tarihlerinde ihtirazı kayıtla ödendiğini, söz konusu vergi ödemesinden sonra dahi, davacı ve diğer hisse alıcıları tarafından, hisse bedeli ana para borcundan bakiye kalan toplam 550.000 Euro itirazsız bir şekilde 16.10.2014, 04.11.2014 ve 03.12.2014 tarihlerinde müvekkiline ödendiğini, ancak işlemiş faiz borcunun ödenmediğini, davacının bu dönemde yapmış olduğu ödemenin 16.10.2014 tarihli olduğunu,   davanın dayanağı olan \"Taahhütname\" ve \"Ödeme Tablosu\"nda tarih belirtilmemiş almakla birlikte, olayda davaya konu hisse devrinin 31.03.2011 tarihinden önce ya da en geç 31.03.2011 tarihinde yapıldığının aşikar olup, bunun davacının da kabulünde olduğunu,  uygulanması gereken mülga BK'nın ayıba karşı tekeffülü düzenleyen ilgili 207/1 maddesi hükmü uyarınca ayıp dolayısıyla açılacak davaların satılandaki ayıp daha sonra meydana çıkmış olsa bile, alıcıya teslim tarihinden itibaren 1 yıl içinde açılması gerektiğini, ayıp iddiası ile açılan davanın da hisse devrinden itibaren 1 yıl içinde, yani 31.03.2011 tarihinden itibaren 1 yıl içinde açılması  gerekirken zamanaşımı süresi geçtikten sonra,  18.03.2015 tarihinde açıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, olayda henüz kesin bir ayıplı olma halinin söz konusu olmadığını, zira söz konusu tarhiyatlar hakkındaki davaların henüz sonuçlanmadığını ve kesinleşmediğini, ayrıca, olayda söz konusu vergi ve cezanın ödendiği dönemde 6552 sayılı kanun çerçevesinde bu tür borçların yapılandırılması ve daha az bir meblağ ödenmesi söz konusu iken, şirket yönetimince ve hissedarlarınca bu hak kullanılmaksızın  daha fazla bir ödeme yapıldığını, yani, şirket yönetiminin kusurlu davranışıyla fazla ödeme yapılması ve buna bağlı zararın artmasının söz konusu olduğunu,  davada istenilen bedelin neye göre hesaplandığının da açık  olmadığını, ayrıca ...Ticaret AŞ'nin de içinde yer aldığı TETAŞ şirketler grubunun bir aile şirketi olduğunu, hissedarları ve yönetimleri aynı kişilerden oluştuğunu,  davacının da  şirketlerin hissedarı olup genel kurul toplantılarında hazır bulunduğunu, dolayısıyla şirket hakkında başlatılmış olan gümrük ve ceza soruşturmasından ve bu çerçevede yapılan vergi ve ceza tahakkuklarından  haberdar olduğunu, davalının hisselerin vergi takyidatından ari devredileceğine ya da davacı tarafından bilinmeyen bir hususa dair herhangi bir taahhüdü olmadığından ayıbın devir sırasında ve öncesinde var olduğundan söz edilemeyeceğini, zira hisselerin mevcut ve davacı tarafından bilinen durumu ile devredildiğini,  bir an için hisselerin ayıplı olduğu varsayılsa dahi davacının hisse devrine ilişkin mutabakatı yaptığı sırada bu ayıbı bildiği hususu dikkate alındığında davalının müvekkilimizin iddia edilen ayıptan  BK'nın 197.maddesi uyarınca sorumlu olmayacağının  da orta olduğunu,  nitekim sözleşmenin kurulması anında alıcının ayıbı bilmesi halinde, bu ayıbı kabul etmiş sayılacağı ve satıcının bu ayıptan bir sorumluluğu olmayacağını, aynı şekilde, alıcının satılana yeterli dikkati sarf ederek farkına varabileceği ayıptan yine satıcının kural olarak sorumlu olmayacağını, davalının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanabilmesi için ihbar külfetini de yerine getirmediğini,  BK'nın 198.maddesi uyarınca alıcının, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkârı bulur bulmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorunda olduğunu, aksi  halde ayıbı kabul etmiş sayılacağını, davacının durumdan 03.12.2013 tarihinde tebliğ edilen ödeme emri ile haberdar olunduğu şeklindeki davacı beyanına itibar edildiğinde dahi, ayıba ilişkin müvekkiline  süresi içinde herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığını, hisselerin ayıplı olduğu iddiasının davacı tarafından ilk defa 02.01.2015 tarihli ihtarname ile  dile getirildiğini, davacının sulh görüşmeleri kapsamında bir kısım yazışma ve imzasız protokollerin dosyaya sunulduğunu,  Yargıtay içtihatları uyarınca ve  HMK'nın 188/3 hükmü uyarınca  sulh görüşmeleri sırasında yapılan ikrarın tarafları bağlamayacağını,  somut olayda ise davacı tarafından sunulan sulh görüşmelerine ilişkin belgelerde tarafların imzasının bulunmadığını,  davacı yanın sulh görüşmeleri ve içeriğine ilişkin iddialarının da hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığını,  davalının,  davacının ve dava dışı diğer hisse alıcılarının da hissedar olduğu bir kısım şirketlerin hissedarı olup, söz konusu şirketlerin iş ve işleyişinden memnun olmadığından, diğer hissedarlar ve yöneticilerle arasında ihtilaflar bulunduğunu,  davalının bu sebeple ihtilafın ve hissedarlık ilişkisinin kökten ve sulhen çözümü konusunda davacı ve dava dışı diğer hissedarlar ile sulh görüşmeleri yapmış olduğunun  doğru olduğunu, bu kapsamda taraflar arasında taslak metinler üzerinde müzakereler yapılmış ise de bu hususta bir mutabakat gerçekleşmediğini,  ayrıca davacının iddia ettiği söz konusu ayıbın  da hiçbir suretle müvekkili tarafından kabul edilmediğini, aksine hisse devir bedelinin belirtilen vadelerde ödenmediğini, bu nedenle bakiye borcun davacı ve diğer hissedarlar ile ödenmesi gerektiği üzerinde durulduğunu, nitekim davacı tarafından imzasız sunulan 07.08.2014 tarihli sulh protokolünde de müvekkilinin hisse devrine ilişkin alacağından bahsedildiğini, ancak herhangi bir indirim/bedel revizesi ya da ayıbın varlığından söz edilmediğini, kaldı ki, olumlu sonuçlanmamış sulh görüşmelerinin hiçbir surette delil olarak kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, şirketin vergi borcu/cezası nedeniyle ödenecek olan tutardan müvekkilinin geçmişteki hissesi oranında ödemede bulunacağını belirtmesinin, hisse devri sözleşmesine konu hissenin ayıplı olduğu anlamında da yorumlanamayacağını, dava konusu ...Dış Ticaret AŞ'nin, müvekkilinin hisselerini devrettiği 7 şirketten sadece biri olduğunu, dolayısıyla işbu dava ile bu şirketlerden birine ilişkin hisselerin ayıplı olduğu iddia edilerek 7 şirket için ödenen tüm hisse bedelinden indirim talep edilmesinin  de mümkün olmadığını, taraflar arasında başlatılan sulh görüşmelerinin ise  24.09.2014 itibariyle hiçbir mutabakata varılmaksızın olumsuz sona erdiğini, bunun üzerine müvekkili adına davacı vekiline gönderilen 26.09.2014 tarihli e-posta ile bakiye 550.000 Euro hisse bedeli alacağının ve 29.09.2014 tarihine kadar işleyecek olan 53.196,13- Euro faizi ile birlikte 29.09.2014 Pazartesi günü saat 12:00'ye kadar ödenmesi, aksi halde anıları tutarın tahsili için en kısa sürede icrai işlemlere başlanılacağı bildirildiğini, söz konusu e-postadan sonra davacı ve diğer hissedarlar tarafından 16.10.2014, 04.11.2014 ve 03.12.2014 tarihlerinde olmak üzere toplam 550.000 Euro anapara borcunun müvekkiline ödendiğini, davacı tarafından da bakiye hisse bedelinin 550.000 Euro borca ilişkin 16.10.2014 tarihinde ödendiğini, dolayısıyla, davacı yanca iddia edildiği gibi, müvekkili tarafından hisselerin ayıplı olduğu ve hisse devir bedelinden indirim yapılacağı kabul edilmiş olsa idi, davacının o zaman müvekkiline ödeme yapması değil, yapmaması gerekeceğini,  davacının beyan ve davranışlarının çelişki arz ettiğini, çelişkili davranış yasağını oluşturan bu davranışın hukuken korunamayacağını, zira davacının ödeme yaptıktan sonra ayıp iddiasıyla dava açarak indirim ve alacak talep etmesinin çelişkili davranış yasağına girdiğini,  davacı yanca tamamen hukuki bir konuda ve hakimin hukuk bilgisiyle çözüme kavuşturacağı hususlarda uzman görüşüne başvurulduğunu, kanuna aykırı bir şekilde alınan söz konusu hukuki mütalaanın dikkate alınmaması gerektiğini, ayrıca  hukuki mütalaanın, tamamen davacı yanın verdiği eksik bilgi ve ispat niteliği olmayan belgelere dayandığını, hükme esas alınamayacağını, sulh görüşmeleri sırasındaki ikrarın ve beyanların tarafları bağlamayacağına dair hukuki gerçeklik karşısında, sulh görüşmeleri esnasında taraflardan herhangi birinin neleri söylediği ya da ikrar ettiği konusunda dinlenecek tanık anlatımlarına hukuki bir değer izafe edilemeyeceğini, bu konuda tanık dinlenmesinde hukuki bir yararın bulunmadığını,  davacı yanın tanık dinletme isteminin reddi gerektiğini, kaldı ki davacının bildirmiş olduğu tanıklardan....e... ile müvekkili arasında husumet  ve davalar bulunduğunu, zaten  davada senetle ispat zorunluluğu bulunduğunu, tanık dinletilmesine bu açıdan da muvafakatleri bulunmadığını, asıl ve birleşen davaların  reddi gerektiğini savunarak, davaların birleştirilmesine ve  davaların reddini istemiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"Taraflarca gösterilen delliller toplanmış, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabi yazısı, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/209 Esas sayılı dosyası, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/188 Esas sayılı dosyası, Haliç Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü cevabi yazısı celp edilmiş, alacağın varlığı ve miktarı yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve rapor alınmıştır. Bilirkişi dosyaya sunduğu 10/05/2018 tarihli raporda ' 1) Devre konu hisselerdeki ayıp nedeniyle davacının hisse devir bedelinden yapılması gereken indirim tutarının 150.887,54 TL olduğu, davacının davalı yandan bu tutar kadar alacaklı olduğu, 2) Davacı alacağına, davacı tarafça davalı ... Beyoğlu ... Noterliği’nden keşide edilen 02.01.2015 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamenin tebliğ tarihine 7 gün ilave edilmesi ile bulunacak tarihten itibaren reeskont faizi uygulanması gerektiği, ' görüşü bildirilmiştir. Tarafların itirazlarının ve birleşen dosyalar açısından denetime elverişli rapor hazırlanması için ek rapor alınmış, alınan 28/09/2018 tarihli raporda ' 1) Davacı vekilinin kök rapora herhangi bir itirazının söz konusu olmadığı, davalı vekillerinin itirazlarının da yerinde olmadığı, dolaysıyla kök raporda arz edilen görüş ve kanaatimizin aynen devam ettiği,2) Birleşen dosyalar üzerinde yapılan incelemelerde, devre konu hisselerdeki ayıp nedeniyle hisse devir bedellerinden yapılması gereken indirim tutarlarının ve dolaysıyla birleşen dosya davacılarının davalı yandan alacaklı oldukları tutarların;A- Birleşen İstanbul 12.ATM’nin 2015/296 E. sayılı dosyasında 1.057.022,27 TL, B- Birleşen İstanbul 5.ATM'nin 2016/497 E. sayılı dosyasında 150.887,92 TL, C- Birleşen İstanbul 9.ATM nin 2015/293 E. sayılı dosyasında 159.638.00 TL, D- Birleşen İstanbul 4.ATM,nin 2015/285 E. sayılı dosyasında 237.681,64 TL, E- Birleşen İstanbul 4.ATM’nin 2015/286 E. sayılı dosyasında 325.030,22 TL, F- Birleşen İstanbul 1.ATM’nin 2015/296 E. sayılı dosyasında 58.752,67 TL, G- Birleşen İstanbul 6.ATM'nin 2015/286 E. sayılı dosyasında 64.070,81 TL, H- Birleşen İstanbul 18.ATM nin 2015/278 E. sayılı dosyasında 171.186,56 TL, I- Birleşen İstanbul 10-ATM’nin 2015/316 E. sayılı dosyasında 32.827,71 TL, Olması gerektiği, 3) Birleşen davalarda hesaplanan davacı alacaklarına, davacılarca davalı ...’ye keşide ettikleri ödeme ihtarnamelerinin davalı yana tebliğleri belgelendirilmek kaydıyla ve tebliğ tarihlerine ödeme süreleri ilave edilmek suretiyle bulunacak tarihten itibaren reeskont faizi uygulanması gerektiği, ' görüşü bildirilmiştir. Asıl ve birleşen dosyalar, tarafların dilekçeleri, bilirkişi raporlarına karşı itiraz ve talepleri değerlendirilerek  somut denetime elverişli rapor düzenlemek üzere yeni bilirkişi heyetinden rapor alınmış, alınan 11/03/2020 tarihli raporda 'Somut olayda ... A.Ş.’nin %7 oranında payının davalı tarafından davacılara devrinde, gerek davalının devir anlaşmasını hükme bağlayan Taahhütname ve Ödeme Planında davalının şirkete ilişkin (şirketin varlıktan, mali durumu vs.) bir taahhütte bulunmamış olması ve bu devir sonucunda işletmede bir kontrol değişikliği meydana gelmemiş olması sebebiyle, devirden sonra şirkete tahakkuk ettirilen vergi nedeniyle, davalıya karşı ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayanarak talep haklan ileri sürütebilmesinin hukuken mümkün olmadığı, Somut olayda davacıların gümrük soruşturmasının varlığım bildikleri, buna bağlı olarak satım sözleşmesinin kurulması anında bilinen ayıbın ileri sürülemeyeceği iddiasının dosya kapsamında varit bulunmadığı, somut olaydaki tarihsel verilerin zamanaşımı süresinin dolduğunu gösterdiği,' görüşü bildirilmiştir.Tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde, açılan asıl ve birleşen davalar, ayıplı hisse satımından kaynaklı ödenen vergi bedeli oranında ayıba karşı tekkeffül hükümleri uyarınca hisse satım bedelinden indirim yapılması ve bu oranda ödemenin istirdatı istemine ilişkindir. Yapılan hisse devirlerine göre asıl ve birleşen dosya davalısı ... hisseleri devreden, asıl ve birleşen dosya davacıları ise şirket ortakları olup hisseleri devralan kişilerdir. 'Taahütname' 'ödeme tablosu' ve 31/03/2011 tarihli ve 108 sayılı yönetim kurulu kararı ile sabit olduğu üzere... şirketler grubunda yer alan 7 şirketteki davalıya ait hisselerin davacılara devir ve temlik edildiği, pay defterine işlendiği ve hisse devir işlemlerinin tamamlandığı anlaşılmaktadır.Zaten bu konuda taraflar arasında da uyuşmazlık yoktur. Hisse devir işleminin en geç 31/03/2011 tarih itibariyle gerçekleştiği ve bu nedenle somut davada 818 sayılı eski Borçlar Kanunun hükümlerinin uygulanması gerektiği açıktır. Davalar, 818 sayılı Borçlar Kanunu 'nun 194 ve 202.maddelerine göre ayıba karşı tekeffül hükümlerinin uygulanması talepli açılmıştır. Aynı Kanunun 207/1 mad.göre 'Bayi daha uzun müddet için kefalet etmemiş ise mebii ayıba karşı tekeffülden mütevellit her türlü dava, mebideki ayıp daha sonra meydana çıksa bile müşteriye teslim vukuundan itibaren bir sene geçmekte sakıt olur' hükmüne yer verilmiş olup taahütnamede ve ödeme tablosunda bir tarih olmamakla birlikte tüm tarafların kabulünde olan 31/03/2011 tarihli yönetim kurulu kararı dikkate alındığında hisse devrinin 31/03/2011 tarihinde gerçekleştiği, buna göre ayıba karşı tekeffül hükümlerinin zamanaşımı süresinin 31/03/2012 tarihinde dolmuş olduğu, bu nedenlerle zamanaşımı itirazının yerinde olduğu kanaatine varılmış, her ne kadar davacı vekilleri eski Borçlar Kanunu 133 mad'ye göre borç ikrarının zamanaşımını kesen nedenlerden olduğu, davalının 07/08/2014 tarihli toplantı tutanağındaki beyanlarının dikkate alınması gerektiği ifade edilmiş ise de zamanaşımı süresi dolduktan sonra zamanaşımını kesen nedenlerin dikkate alınmasının mümkün olmadığı, bu nedenle ortaya konan bu iddianın dikkate alınmadan açılan asıl ve birleşen davaların zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"  gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların zamanaşımı nedeniyle reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı,  asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tanık dinletme talebinin reddinin hatalı olduğunu, davalının devre konu hisselerin ayıplı olduğu ve hisse devir bedellerinde indirim yapılması gerektiğini kabul ettiğini,  bu hususta dava içeriğinde çok sayıda delil olduğunu, davalının ikrar beyanının bir maddi vakıa niteliğinde olduğundan  HMK m.240/2 hükmü çerçevesinde bu maddi vakıanın tanık dinletme yolu ile ispatının mümkün bulunduğunu, ayrıca  HMK'nın 199 ve 202.maddelerine göre  davalı ve vekilleri ile dava açılmadan evvelki tarihleri içeren e-postalar vs. belgelerin HMK anlamında yazılı delil başlangıcı olduğunun açıkça ortada olduğunu, ancak mahkemenin  HMK 240/2, 199 ve 202 maddelerinin açık hükmüne rağmen  tanıkların dinlenmesi yönündeki talebini reddetmesinin hatalı olduğunu, zamanaşımı nedeniyle ret kararının hatalı olduğunu,  eski Borçlar Kanunda öngörülen bir yıllık ve yeni Borçlar  Kanununda öngörülen iki yıllık zamanaşımı sürelerinin  kanunda belirtilen nedenlerle kesileceğini,  818 sayılı Eski BK m. 133 ve yeni BK m. 154’de  borçlunun borcunu ikrar etmesi ile zamanaşımının kesileceğinin öngörüldüğünü, borcun ikrarının,  borçlunun borcun mevcut olduğunu gösteren düşünce açıklaması olduğunu,  herhangi bir şekle tabi olmadığını, yazılı veya sözlü şekilde açık olabileceği gibi, örtüle de olabileceğini, ikrar olarak kabul edilebilecek olan davranışların  varlığının da yeterli olduğunu, somut olayda davalının vergi yükümlülüğünün ortaya çıktığı andan itibaren bu borcun kendisinin de sorumluluğunda olduğunu, hisse devir bedelinden aldığı tutarlardan iadede bulunacağını tanıklar huzurunda ifade ettiği gibi yapılan toplantılarda ve karşılıklı e-mail yazışmalarında da bu durumun ifade edildiğini, mahkemeye sunulan e-mail yazışmalarında bu hususun tüm gerçekliği ile ortada olduğunu, davalı tarafın da sunduğu cevap dilekçesinde bu yazışmaların doğru olduğunu açıkça beyan ettiğini, 818 sayılı Eski  BK. 133 hükmü gereğince zamanaşımının kesilmiş sayılması gerektiğinin açık olduğunu, ayrıca satıcının ikrarı akabinde zamanaşımı kesildikten sonra yeni zamanaşımı süresi işlemekte iken 818 sayılı BK, 6098 sayılı TBK ile değiştirildiğinden ve 6098 sayılı TBK m.231 ile satıcının ayıplardan dolayı sorumluluğu için zamanaşımı süresi 2 yıl olarak kabul edildiğinden yeniden işlemeye başlayacak olan sürenin 2 yıl olarak kabul edilmesi gerektiğini, davalı vekilinin cevap dilekçesine 11 nolu delil olarak eklediği ve davalı ile yapılan görüşmelerin 24.09.2014 tarihinde hiçbir mutabakata varılmadan sona erdiğine dair beyan ve delili dikkate alındığı takdirde zamanaşımı süresinin 24.09.2016 tarihinde sona ereceğinin bizzat davalı tarafın beyanları ile ortada olduğunu, dava dilekçesinin ekine EK-4 olarak konulan yazışma ve belgelerden de görülebileceği üzere zamanaşımının kesildiğini, davalının ödeme emri geldiği andan itibaren hemen yapılan ilk görüşmede ayıplı hisse devri yapıldığını kabul ettiğini ve bu hususta zamanaşımı def’inde bulunmayıp borcunu ikrar ettiğini, yasal düzenleme karşısında sunulan belgelerin incelenmesi ve   mahkemece tanık dinlemesi halinde  davanın zamanaşımına uğramamış olduğunun açıkça anlaşılabilmesi  mümkün iken  mahkemenin bunu görmezden geldiğini,   davanın büyük kısmının konusuz kaldığını ve davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiğinin ortada olmasına rağmen müvekkili  davacılar aleyhine vekalet ücretine karar verilmesinin açıkça hatalı olduğunu,  mahkemeye sunulan 21.10.2019 tarihli beyan dilekçesinde de ifade edildiği üzere davanın büyük kısmının devre konu hisselerin bulunduğu .... Ticaret AŞ'nin 6736 sayılı Kanun çerçevesinde yaptığı başvuru neticesinde idarece yapılan vergi yapılandırması ile konusuz kaldığını,  yukarıda ifade edildiği üzere davalının davaya konu hisselerin ayıplı olduğunu ve kendisinin sorumluluğunun bulunduğunu açıkça kabul etmesine ve bu husustaki deliller dosya sunulmasına rağmen, mahkemece konusuz kalan kısımlar için davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiği gözetilerek müvekkilleri lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken müvekkilleri aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin açıkça hatalı olduğunu,  maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin de  hatalı olduğunu,  zamanaşımı kararının hatalı olduğuna ilişkin beyan ve talepleri  saklı kalmak kaydı ile davacıların davalıdan talebinin ayıplı hisse satımı neticesinde oluşan zararlarının tazmin edilmesi niteliğinde olduğunu,  AAÜT 13/(4) gereğince  maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücretinin, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunacağının hüküm altına alındığını,   bu çerçevede davalı lehine avukatlık ücretine hükmolunacak ise maktu tarifenin uygulanması gerekirken davalı lehine nispi tarifeden avukatlık ücretine hükmedilmesinin açıkça hatalı olduğunu,  bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına esas ve birleşen davaların kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Asıl ve birleşen davalar, davalının, dava dışı anonim şirket nezdindeki hisselerinin davacılara  devrine ilişkin olarak şirket hisse devir bedelinden ayıp nedeniyle indirim yapılması istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davaların zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı, asıl ve birleşen davada davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Asıl birleşen davada davacılar vekili, asıl  ve birleşen davada davalının dava dışı ... Ticaret AŞ şirketi nezdindeki hisselerini müvekkillerine devrettiğini, hisse devir bedellerinin ödendiğini, ancak devir tarihlerinden sonra dava dışı şirkete uygulan vergi cezası sebebiyle  şirket öz varlığında azalma olduğunu,  davacıların devraldığı hisse değerlerinde de azalma olduğunu, davacıların bu sebeple hisselerinin değerine nazaran fazla ödeme yaptıklarını ileri sürerek,  devir bedelinde indirim yapılması ve neticeten dava dilekçelerinde belirtilen tutarların  davalı yanca ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl ve birleşen davada davalı vekili ise; davanın zamanaşımına uğradığını,  davacıların söz konusu şirkette daha önceden beri  zaten hissedar olduğunu, söz konusu vergi cezasına ilişkin soruşturmadan haberdar olarak hisseleri devraldıklarını, ayıp söz konusu olmadığını, ayıp kabul edilse bile davacıların bundan haberdar olduğunu, süresinde yapılan  bir ihbarının bulunmadığını savunmuştur. Asıl ve birleşen davada davacıların, ''Taahhütname'' başlıklı  ve tarihsiz belgeye göre   asıl ve birleşen davada davalının dava dışı  ... AŞ şirketi nezdindeki bir kısım hisselerini devraldıkları, bu hisse devirlerinin dava dışı şirketin  31.03.2011 tarih ve 108 sayılı yönetim kurulu kararı ile kabul edilerek hisse  devirlerinin  pay defterine işlenmesine karar verildiği, bedelinin ödendiği anlaşılmakta olup bu hususlarda  taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Mahkemece davanın, ayıplı hisse devri sebebiyle devir bedelinden  indirim talebine ilişkin olduğu ve  davanın 818 sayılı BK'nın 207/1 maddesinde yer alan bir yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Gerek 818 sayılı BK gerekse 6098 sayılı TBK'da taşınır satışı, TMK uyarınca taşınmaz sayılanlar dışında kalan ve diğer kanunlarda taşınır olarak belirtilen şeylerin satışı olarak tanımlanmıştır. Bu bağlamda kıymetli evraklar, hisse senetleri de taşınır nitelikte sayılır ve taşınır satımının konusu olabilirler. Taraflar arasındaki   ''Taahhütname'' başlıklı  ve tarihsiz belgeye göre davacıların davalının dava dışı  ... AŞ şirketi nezdindeki bir kısım hisselerini devraldıkları, bu hisse devirlerinin dava dışı şirketin  31.03.2011 tarih ve 108 sayılı yönetim kurulu kararı ile kabul edilerek hisse  devirlerinin  pay defterine işlenmesine karar verildiği görülmektedir. Hisse devrinin taahhütnamesinde tarih belirtilmemiş ise de en geç  31.03.2011 tarihli yönetim kurulu kararı ile hisselerin  davacılara devredildiği, aksine bir durumun yani davacılara hisselerin devrinin yapılmadığı yönünde bir iddianın  da bulunmadığı  anlaşılmaktadır. Davacılar hisse devirlerinin ayıplı olduğunu ileri sürerek ayıp miktarınca hisse devir bedelinden indirim talep etmişlerdir.  Bu açıklamalar göre somut olayda, hisse devir tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın taşınır satımına ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekir. 818 sayılı BK'nın 207/1 hükmü uyarınca ayıp dolayısıyla açılacak davaların satılandaki ayıp daha sonra meydana çıkmış olsa bile, alıcıya teslim tarihinden itibaren bir yıl içinde açılması gerekir. Bu süre zamanaşımı süresidir. Somut olayda yönetim kurulu karar tarihinin hisse devirlerinin yapıldığı tarih 31.03.2011 tarihi olarak kabul edilmesi gerekmekte olup eldeki davaların 18.03.2015 tarihinde yani belirtilen bir yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığı anlaşıldığından mahkemece asıl  ve birleşen davaların bu sebeple reddine karar verilmesi yerinde olmuştur.  Gerek 818 sayılı BK'nın 137.maddesinde gerekse TBK'nın 154.maddesinde borçlunun borcu  ikrarı  zamanaşımının kesilmesi sebebi olarak belirtilmiştir. Asıl ve birleşen davacılar vekilince 07.08.2014 tarihli protokol ve bu tarihli e mailler ile borçlunun borcu ikrar ettiği ve zamanaşımının  kesildiği  ileri sürülmüş ise de borcun ikrarının zamanaşımı süresi  içinde gerçekleşmesi halinde zamanaşımının  kesilmesi söz konusu olacaktır. Yani 31.03.2011 tarihinde işlemeye başlayan bir yıllık süre içinde borcun ikrarının gerçekleşmesi hâlinde zamanaşımı süresi kesilir. Ancak davacılarca dayanılan protokol ve e maillerin 2014 tarihli olduğu anlaşıldığından bu yöndeki  istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.  Öte yandan, ikrar bir hukuki işlem olup yazılı delille ispatı gerekmekte olup davacılar vekilinin tanık dinlenmesi gerektiği yönündeki istinaf sebebi yerinde değildir.  <br>Davacılar vekili, davanın büyük kısmının, devre konu hisselerin bulunduğu ... AŞ'nin 6736 sayılı Kanun çerçevesinde yaptığı başvuru neticesinde idarece yapılan vergi yapılandırması ile konusuz kaldığını, davalının dava açılmasına sebebiyet verdiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Somut olayda davacılar  ayıplı hisse satışı yapıldığını, şirkete  vergi cezası kesilmesi sebebiyle  hisselerin değerlerinde düşme yaşandığını, bu durumda fazla ödeme yaptıklarını ileri sürerek,  satış bedelinden indirim yapılmasını talep etmişlerdir. Bu durumda eldeki davanın konusu dava dışı şirkete  kesilen vergi  cezası olmadığından bu vergi borcunun yapılandırılması veya  ödenmiş olması  eldeki davayı konusuz bırakmayacağından aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacılar vekili,  AAÜT 13/4 maddesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini  istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ilişkin karar  maktu vekalet ücreti tayin edilmesini gerektiren hâllerden olmayıp davanın zamanaşımı sebebiyle reddi hâlinde dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. Bu sebeple mahkemece, asıl ve birleşen davalarda  ayrı ayrı dava değerleri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi isabetli olmuştur. Diğer yandan, eldeki dava davacılar, ayıp sebebiyle fazla ödeme yaptıklarını ileri sürerek, bedelde indirim talep etmektedir. Bu nedenle, davacıların talebi tazminat olarak  nitelendirilemeyeceğinden   AAÜT'nin 13/4 maddesinin somut olayda uygulanma yeri bulunmamaktadır. Bu sebeplerle, davacılar vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Açıklanan  bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin asıl ve birleşen davalara ilişkin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup, asıl ve  birleşen davada davacılar vekilinin ileri sürdüğü istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca,  asıl ve  birleşen davalarda davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,  2-Asıl ve  birleşen davalarda davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına;bakiye 362,37'şer TL istinaf karar harcının  asıl davacı ile  birleşen davacıların her birinden  ayrı ayrı   tahsiline ve  Hazineye gelir kaydına,3-Asıl ve  birleşen davalarda davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,5-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 11.07.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve  birleşen İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/286 E- 2016/68 K sayılı dosyası ile birleşen İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/278 E- 2015/801 K sayılı kararı yönünden  temyizi kabil olmak üzere; asıl dava  ile diğer birleşen davalar yönünden  miktar itibariyle kesin olmak üzere  karar verildi.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f43f1a27ad158743","SID":"e34dc33691ed8aef"}}