{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/439 Esas<br>KARAR NO: 2024/1136 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEME: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/11/2021 <br>DOSYA NUMARASI:  2020/119 Esas 2021/862 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan<br>KARAR TARİHİ: 28/06/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:  Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Maltada kurulan şirkete sermaye olarak davalının ... Bankası Mimar Sinan Çekmeköy şubesinde bulunan ... hesabına birden fazla kez ödemeler gerçekleştirdiğini, ödemelerin hangi işlemler için kullanıldığının belgeleri ile birlikte taraflarına iletilmesi için Kadıköy ... Noterliğinin 02/07/20108 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile devalı borçluya ihtarname çekildiğini davalının Kartal ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarname ile cevap verdiğini, haricen yapılan ve Malta'da kurulan şirketin sermayesi taraflar arasında akdedilen sözleşmede açıkça belirtilmekte olup 2.500 Usd'nin sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet verdiğini, işbu dava konusu ile yanı  birden fazla ödeme davacı müvekkil tarafından davalı banka hesabına havale yapıldığını,  müvekkilinin  davalının hesabına 25/08/2017 tarihinde 20.000 Usd ve 14/06/2017 tarihinde 2.500,00 Usd havale yapıldığını, tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulüne itirazın iptaline,  takibin devamına, davalının takibe konu alacak üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin  davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkilinin  alacaklı  olduğunu  iddia eden tarafa  böyle  bir borcu bulunmadığını, talep  edilen bedelin davacı  tarafın  müvekkiline  gönderdiği ve icra takibine    koyduğu 13.06.2017 tarihli  2.500 USD havale olduğunu söz konusu havale  de herhangi bir  açıklama  bulunmadığına  göre  ne  amaçla  gönderdiğinin yazılı  ve kesin  deliller  ile  kendisinin ispat  etmesi gerektiğini, dosyanın  niteliği itibarı  ile yazılı  ve kesin delil ile  ispat  edilebilecek  bir dosya  olduğunu,  davacının kötü niyetli  olarak bu  takibi  başlattığını tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine, davacı tarafın kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 29/11/2021 tarih  2014/481 Esas 2021/1148 Karar sayılı kararında;  Dava hukuki niteliği itibariyle, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir. İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır. İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.  Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde  borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya 28.09.2018  tarihinde tebliğ edildiği; borçlu vekili tarafından 28.09.2019   tarihli itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği,  itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği  huzurdaki davanın 13/12/2018 tarihinde ve yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/547 Esas 2019/254 sayılı dosyası görevsizlik kararı verilerek mahkememize tevzii edildiği görülmüştür. Mahkemece  yapılan yargılama sırasında taraflarca  gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan  mali müşavir ve nitelikli hesaplama uzmanına  bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; şirketin 07/11/2017 tarihli ... Ltd. Şirket Kuruluş sözleşmesi ile kurulduğu, şirketin adının ...Ltd şirketi olduğu, şirketin özel muaf sınırlı sorumlu şirket olarak kurulduğu hisse devri hakkının sınırlı olduğu, şirketin üyelerinin sayısının en fazla elli olacak şeklide sınırlı olduğu, şirketin özel bir sınırlı sorumlu şirket olduğu üyelerin yükümlülüğünün varsa sahip oldukları ödenmemiş sermaye ile sınırlı olduğu, şirketin kayıtlı sermayesinin beheri Bir Avro (1 Avro itibari değerine sahip İki Yüz Kırk (240) Adi A hisse ve beheri Bir Avro (1 Avro) değerinde Dokuz Yüz Altmış (960) adet B hisse olmak üzere Bin İki Yüz Avro (1200 Avro) şirketin ihraç edilmiş sermayesinin beheri Bir Avro (1 Avro) itibari değerine sahip İki Yüz Kırk (240) Adi A hisse ve beheri Bir Avro (1 Avro) değerinde Dokuz Yüz Altmış (960) adet B hisse olmak üzere Bin İki Yüz Avro (1200 Avro) olduğu ve bu sermayenin yüzde yirmisinin ödenmiş sermaye olduğu, davacı ...'in B grubu hissedarlar arasında yer almakta olup 48 adet Adi B hisseye olduğu, davalının ise şirkette ortak ve yönetici olarak yer aldığı ve A grubu hisse sahibi olduğu, dava konusu somut olayda davacı tarafından, davalıya 13/06/2017 tarihinde 2.500 Usd 14/06/2017 tarihinde 2.500 Usd ve 25/08/2017 tarihinde 20.000 Usd olmak üzere toplam 25.000 Usd ödeme yaptığı, fazla ödemelerin ise ne için ödendiği konusunda kesin bir tespit söz konusu olamadığı, takip konusu yapılan ve 19/06/2018 tarihinde ... Bankası aracılığıyla davacı tarafından davalıya gönderilen 2.500 Usd havale için herhangi bir açıklama yer almadığı, bahsi geçen diğer ödeme dekontlarından 25/08/2017 tarihli 20.000 Usd bedeli h avale de ise açıklama kısmında \"... kuruluş katılımı\" şeklinde açıklamanın yer aldığı, şirketin tescil tarihinin 07/11/2017 olduğu dikkate alındığında bahsi geçen ödemelerin önceden yapıldığı  anlaşıldığı, davalıca takibe konu olan 2.500 Usd ödemelerin direk ... Ltd şirketi hissesi karşılığı olmadığı açık olmakla birlikte niçin ödendiği hususunun tespit edilemediği davacının alacağını muteber belge ile ispatlanmamış olmakla birlikte ödeme dekontunun tek başına alacağa mesnet teşkil edecek nitelikte delil kabul edilip edilemeyeceği hususunun mahkemenin takdirinde olduğu hususlarını beyan ve rapor etmiştir. Yargı yetkisini, Anayasanın 9. Maddesine göre, Türk Milleti adına kullanan Mahkememizce, uyuşmazlık konusu hakkında, yapılan açık duruşmalar ve yargılama sonunda(Ay. m.141); toplanan/sunulan deliller, bilirkişi raporu, iddia ve savunmalar ile tüm dosya mündericatı incelenip hep birlikte değerlendirildiğinde itiraz üzerine takibin durduğu,  davanın  İ.İ.K nun 67. Maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davacının takip konusu yaptığı 19/06/2018 tarihinde Garanti Bankası aracılığıyla davacı tarafından davalıya gönderilen ve  takibe konu olan 2.500 Usd ödemenin direk ... Ltd Şirketi hisse karşılığı olduğuna ilişkin dekont herhangi bir açıklama bulunmadığı görülmüştür Yargıtay 13. HD'nin 03/10/2013 Tarih, 2013/11284 E., 2013/24182 K. sayılı kararında ve yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere havale, kural olarak bir ödeme vasıtasıdır. Bir başka deyişle havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal bir karine mevcuttur. Bu karinenin aksini iddia eden taraf yazılı delil ile ispat etmek zorundadır. Davacı, havale ile davalıya para gönderirken dekonta ne için gönderildiğine dair herhangi bir açıklamaya yer vermemiştir. Davacı dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanmamış ve davasını yazılı delille ispatlayamamış olduğundan açılan davanın reddine dair  aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67 maddesinin 2.fıkrasına göre; “ Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.” Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır. Bu nedenle de davalı tarafın kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.\"gerekçesi ile, ''DAVANIN REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/11/2021 tarihli, 2020/119 E. 2021/862 sayılı kararına yönelik itirazların kabul edilerek Yerel Mahkeme kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, Yerel mahkemenin somut olay yönünden hatalı değerlendirme yaparak hukuka aykırı bir hüküm kurduğunu,  İlk derece mahkemesinin, davacının takip konusu yaptığı 19/06/2018 tarihli ... Bankası aracılığıyla yapılan 2.500 USD ödemenin ... Ltd Şirketi hisse karşılığı olduğuna dair bir dekont bulunmadığını, havalenin bir ödeme vasıtası olduğu ve mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı karinesiyle, davacının yazılı delille ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verdiğini, Yerel Mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporuna itirazların dikkate alınmadığı, bilirkişiler tarafından yapılan değerlendirmede ... Ltd. Şti.'nin sermayesinin 1.200 Euro olup davacının hissesinin %4 olduğundan ödenen bedelin 48 Euro kısmının hisse bedeline ilişkin olduğu, takibe konu havalede herhangi bir açıklama bulunmadığı, diğer ödeme dekontlarından birinde \"... kuruluş katılımı\" şeklinde açıklama bulunduğu, şirketin tescil tarihinin ödemelerden sonra olduğu, 2.500 USD ödemesinin hisse karşılığı olmadığının belirtildiği,Müvekkili tarafından davalıya  ... Ltd. Şti.'nin kurulması amacıyla toplamda 25.000 USD transferi gerçekleştirildiği, gönderilen bedellerin davalı tarafın cevabi yazısında kuruluş ve %4 hissenin karşılığı olarak ifade edildiğini, davalı tarafın beyanlarından, ödemelerin şirket hisse bedeli için yapıldığının anlaşıldığını, davalı tarafından gönderilen maillerde de ödemelerin ne amaçla yapıldığının belirtildiğini, Davalı ... tarafından gönderilen 13.06.2017 tarihli mailde söz konusu ödemenin kayıtlarına alındığını ve yatırım yapan yatırımcı ortaklarına teşekkür ettiklerini ilettiğini, aynı şekilde ek2 olarak paylaştığı 15.06.2017 tarihli mailde de yapılan ödemenin mahiyetinin somut olaydaki iddialarını doğruladığını, Dava konusu ödeme dekontunda açıklama yazmamakla birlikte 25.08.2017 tarihli 20.000 USD bedelli havalede ''... kuruluş katılımı'' şeklinde açıklamanın yer alması, taraflar arasındaki mail ve ihtarname yazışmaları yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmesi gerekirken Yerel Mahkeme tarafından hatalı değerlendirme yapıldığını, Yerel Mahkemenin, Müvekkilin hak arama özgürlüğü ve mülkiyet hakkını kısıtladığı, ödemelerin şirketin kuruluş hisse bedelinin çok üzerinde olduğu, Müvekkilin 25.000 USD ödeme yaptığını,  Malta'da kurulan şirketin sermayesinin 1.200 Euro olduğu, müvekkiline karşılık gelen tutarın 48 Euro olduğunu, şirketin birden fazla ortağı bulunduğundan, gönderilen tutarın çok az bir kısmının şirket sermayesi olarak kullanıldığını, Gönderilen tutarın, şirketin kuruluş hisse bedelinin çok üstünde olduğunu ve davalı tarafın bu durumu noter vasıtasıyla ikrar ettiğini, Davalı tarafın, ödemelerin hangi amaçla kullanıldığını ispatlayamadığını, müvekkil tarafından yapılan ödemelerin belirli bir amaç için ödendiğini ve amacına uygun kullanılmaması sebebiyle sebepsiz zenginleşme oluşturduğunun belirtildiği,Ödemelerin gönderilme amacına ilişkin noter vasıtasıyla gönderilen cevabi yazıda ödemelerin kuruluş ve hisse bedeli olarak harcandığının belirtildiği, davalı tarafın, yapılan ödemelerin amacına uygun kullanılmadığını itiraf ettiğini, müvekkilin yaptığı ödemelerin sebepsiz zenginleşme oluşturduğunu ve iadesinin gerektiğini, müvekkilin fakirleştiğini, davalı şirketin zenginleştiğini ve aradaki illiyet bağının mevcut olduğunu, müvekkil tarafından yapılan ödemelerin amacına uygun kullanılmaması sebebiyle sebepsiz zenginleşme oluşturduğunu ve iadesi gerektiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini, yeniden esas hakkında karar verilerek davanın kabulüne karar verilmesi ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davacı, davalı ile dava dışı ortakların Malta'da kurulacak ... Limited Şirketi'nin kurulması için sermaye borcuna istinaden davalıya gönderdiği bedelin fazla olduğu ve sebepsiz zenginleşildiği iddiasıyla fazla ödenen paranın iadesi talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkilinin Malta'da kurulan şirkete sermaye olarak davalının ... Bankası Mimarsinan-Çekmeköy şubesinde bulunan ... no'lu hesabına birden fazla kez ödemeler gerçekleştirdiğini, bu ödemelerin hangi işlemler için kullanıldığını belgeleri ile birlikte taraflarına iletilmesi için davalı muhataba Kadıköy .... Noterliğinden 02.07.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin gönderildiğini, davalı tarafça Kartal ... Noterliğinden gönderilen 09.08.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarname ile, gönderilmiş olan bedellerin şahsına gönderilmemiş olup, müvekkilinin de bilgisi dahilinde olduğu üzere dört kurucu ortak tarafından yapılması düşünülen projelerin hayata geçirilmesi için ... Ltd firmasının kurulması ve müvekkilinin de dört kurucu ortak haricinde diğer yatırımcılar gibi ödediği %4 B grubu hisse karşılığı bedellerdir,\" demek sureti ile açıkça borcu ikrar ettiğini, zira haricen yapılan ve Malta'da kurulan şirketin sermayesi taraflar arasında akdedilen sözleşmenin Sermaye başlıklı 6.kısım b bendinde 1.200 Euro olduğu açıkça belirtilmekte olup, fazlaca ödenmiş olan 2.500 USD'nin sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet verdiğinden fazla yapılan ödemenin iadesi talebiyle icra takibi başlatıldığını, takibe haksız olarak yapılan itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Davacı tarafın dava dilekçesinde bir taraftan gönderilen paranın kurulacak şirkete sermaye olarak verildiğini iddia ederken bir taraftan da borç olarak verildiğini iddia ettiğini, müvekkiline gönderilen havalelerden davacının icra takibine koyduğu 13.06.2017 tarihli 2.500USD ve icra takibine koyulmayan 14.06.2017 tarihli 2.500 USD bedelli havalelerin açıklama kısmının boş olduğunu, 25.08.2017 tarihli 20.000USD bedelli havale de ise açıklama kısmında ... kuruluş katılımı yazdığını, huzurda ki davada talep edilen bedel davacı taraf açıklamasız olarak müvekkiline gönderdiği ve icra takibine koyduğu 13.06.2017 tarihli 2.500 USD'lik havale olduğunu, söz konusu havale de herhangi bir açıklama bulunmadığına göre ne amaçla gönderdiğini yazılı ve kesin deliller ile kendisinin ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dosya arasında bulunan ... Bankasına ait dekontlar incelendiğinde; Davacı tarafından davalı adına ... Transfer açıklamalı 13.06.2017 Tarihinde 2.500, USD,  ... Transfer-2 açıklamalı 14.06.2017 Tarihinde 2.500, USD, ... Kuruluş Katılımı açıklamalı  25.08.2017 Tarihinde 20.000,USD havale yapıldığı anlaşılmıştır.\"Havale\" dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan TBK'nun 555 vd. (818 sayılı BK 457 vd.) maddelerinde düzenlenmiş olup, hukuksal nitelikçe bir ödeme vasıtası olup mevcut bir borcun ödenmesi amacı yolu ile yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini, yani havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaç ile yapıldığını ileri süren havaleci (muhil) bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12/03/2003 tarih 2003/118-158 E.K. sayılı ilâmı bu yöndedir. Somut olayda havaleci durumundaki davacı, söz konusu yasal karine karşısında davalıya yaptığı dava konusu havalenin bir borcun ödenmesinden başka bir amaca yönelik bulunduğunu ispatlama yükümlülüğü altındadır. İspat kuralına ilişkin TMK md. 6 hükmüne göre: \"Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.\" HMK md. 191 hükmüne göre: \"İspat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.\" Bir vakadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakayı ispat etmeye mecburdur. Davacının iddialarının haklı görülebilmesi için anılan kurallar uyarınca davacının davalıdan alacaklı olduğunu geçerli deliller ile ispat etmesi gerekmektedir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesince  ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, davacı vekili tarafından ileri sürülen  istinaf sebepleri yargılama aşamasındaki dilekçeleri ile de ileri sürüldüğü, mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddiaların değerlendirildiği, bilirkişi raporundaki tesbitler de gözetildiğinde; Davacı taraf iddiasına dayanak olarak bankadan yapılan ödemeleri göstermiş olsa da TBK. M.555 vd. Hükümlerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal nitelik olarak, bir ödeme vasıtasıdır. Havalede hangi amaçla gönderildiğine ilişkin bir açıklama yoksa, gönderilen havale tek başına alacağın varlığını kanıtlamaya yeterli olmayıp havale dekontları borç ödeme belgesi niteliğindedir. Huzurdaki davaya konu edilen alacak kalemini oluşturan tutarın, sermaye borcuna istinaden davalıya gönderildiğinin davacı tarafça ispat edilemediği anlaşılmakla; İlk derece mahkemesince, davanın reddine yönelik verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabulüne yönelik davacı vekilinin aksi yöndeki  istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/06/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"999deefe6fc51a64","SID":"f8a56d2e8dea9cb7"}}