{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2022/431 <br>KARAR NO\t: 2024/1157 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME   : İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ  : 20/10/2021 <br>DOSYA NUMARASI : 2015/813 Esas - 2021/737 Karar <br>DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ : 04/07/2024 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:  Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacılardan ...' in 1984 Yılından beri çalışma hayatının içinde saygın bir Gümrük Müşaviri olup, 1996 yılında kurularak faaliyetini sürdürmekte olan diğer davacı ...  Ltd. Şti. nin ortağı olduğunu, Davacı ...' in TTK.” da yapılan düzenlemeler doğrultusunda Şirketin Ortaklık yapısını tek ortağı kendisi olacak şekilde oluşturduğunu, Geniş bir Müşteri Portföyüne sahip davacı ...' in sağlık sorunları nedeniyle iş yükünü hafifletmek amacıyla uzun zamandır tanıdığı ... Ltd. Şti. Ortaklarından ... ve ...  ile yaptığı karşılıklı değerlendirmeler sonucunda davacı ... Gümrükleme' nin müşterilerini davalı bünyesine taşımak ve böylece adı geçen şirkete Ortak olma konusunda mutabakat sağladıklarını ve varılan Mutabakat sonucunda ... Ltd. Şti Ortakları ... müvekkili ...e en az 10 Yıl süreyle 430 Pay ile Ortak olacağını bildirdiklerini, Sağlanan ancak taraflar arasındaki mevcut güven nedeniyle yazıya dökülmeyen bu anlaşma doğrultusunda Müvekkili ...'in ...nin 146 Şirketten müteşekkil müşterilerinin kendisine verdikleri Gümrük Müşavirlik işlemleri ile ilgili kapsamlı vekâletnamelerindeki yetkileri aynen Davalı ... Ltd. Şti. ile bu şirket adına hareket edecek ... tarafından belirlenen şahıslara Kadıköy ....Noterliği” nin 03.04.2015 Tarihli ... ve ...  yevmiye nolu ihtarnameleri ile devrettiğini, Metza Şirket ortaklarının pek çok ortamda şirketin Gümrük işlemlerinin bu devirden sonra en az 9630 oranında ciro artışı sağladığını ifade ettiklerini, müvekkili şirketin vekâletnamelerin devrinden sonra Şirketin GSM Hatlarının tümünü de davalı Şirkete devrettiğini, böylece yıllardır kullanılan bu telefonlar üzerinden müşterilerin doğrudan ... Şirketi ile Ticari Hizmet ilişkisine geçtiklerini, ayrıca mutabakat gereği davacı şirketin çalışanları olan ..., ... iş kanunundan doğan tazminatlarını ödeyerek davalı ... Şirketinde çalışmaya başlamalarını sağladığını, yazılı bir ortaklık sözleşmesi olmamasına rağmen bir Gümrük Müşavirinin aktif durumdaki şirketinin tüm müşterilerini, telefonlarını ve personelini aynı işi yapan bir başka şirkete devretmesinin ve taşımasının taraflar arasında oluşturulan Ortaklık İradesinin açık ifadesi olduğunu, Sağlanan Ortaklık Mutabakatı çerçevesinde ve yukarıda açıklanan devirler sonrasında 15.04.2015 Tarihinde Davalı Şirketle fiilen işbirliğine başlandığını ve davalı şirketin kendine sunulan vekâletnameler doğrultusunda Davacı Şirketin müşterilerine Gümrük İşlemleri yapmaya başladığını, Ortak olmak için tüm yükümlülüklerini ifa eden davacının ortaklık işleminin bir türlü gerçekleştirilmediğini ve bilahare davalı şirket ortaklarının müvekkili davacıya mutabik kalınan doğrultudaki Ortaklık ilişkisini tesis etmeyeceklerini belirterek aylarca süren oyalamanın ardından gerçek İradelerini belli ettiklerini, davacı şirketin aylık yaklaşık 40-45.000 TL civarında Brüt ve 20.000 TL/Ay geliri mevcut iken yapılan ortaklık mutabakatına bağlı Devirler sonucunda aylardır bu gelirlerden mahrum kaldığını, davacı şirketin bu yoğun müşteri portföyünün olağanüstü bir sorun olmaması halinde en az 10-15 yıl çalışmalarının söz konusu olduğunu, davacı şirketin devrettiği bu müşterilerinden dolayı 10 yıllık süre için en az 1.000.000 TL gelir kaybına uğradığını, davalı şirketin müşterileri arayarak müvekkili davalı ... hakkında acımasızca ve haksız ithamlarda bulunarak kişilik haklarına saldırdığını, bu nedenle yaşanan acı ve üzüntüler nedeniyle 10.000 TL Manevi Tazminat talebinde bulunduklarını, davalı Şirketin Ortaklık yapmayacağını bildirmeden evvel Davacı ...” in duyduğu güven duygusunun daha da artmasını sağlamak için Müvekkili ...' in eşi ... ' i ... Şirketi bünyesine aldığını, ancak maaşını dahi ödemediğini iddia ederek, Toplanacak Deliller göre 10 Yıl Boyunca yoksun kalınacak gelir kaybından oluşacak alacağın dava tarihinden itibaren İşleyecek Faiziyle ve Davacı ... için de Manevi Tazminatın Hüküm altına alınmasını, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı şirket üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili davalı şirketin  1991 yılında kurulmuş kurumsal bir şirket olduğunu, şirketin dört ortağının bulunduğunu ve ortakların aynı zamanda şirkette fiilen çalıştıklarından bordro karşılığı maaş aldıklarını  ayrıca yıl sonlarında kar payi dağıtımı yapılarak ortakların hesaplarına yatırıldığını, davacılar ile müvekkili davalı şirket arasında hiçbir şekilde ortaklık anlaşması yapılmadığı gibi ortaklığa ilişkin bir görüşme dahi olmadığını, kaldı ki basiretli tacir olma sıfatı taşıyan ve yıllarca hizmet sektöründe faaliyet gösteren iki tüzel kişiliğin arasındaki ilişkilerin nasıl yürütüleceğinin, yazılı şekil şartı başta olmak üzere TTK ve TBK Genel hükümlerinde ifade edilmiş iken, bunun aksi yönde devir, birleşme gibi iddialar silsilesinin ciddiyetsizliğin açık göstergesi olduğunu, çok eski yıllardan tanışan tarafların son 12 yıldır hiç görüşmediklerini, 12 yıl sonrasında davacının müvekkili şirket ortaklarından ...'in telefon numarasını( ortak arkadaşlarından temin ederek arayıp görüşmek isteğini ilettiğini, ...' in görüşmeyi kabul etmesi üzerine, davacının bu görüşmede sağlık sorunları yaşadığını, rahatsızlık dolayısıyla işlerini artık yürütemeyeceğini, şirketin de bu nedenle cirolarda zarar ettiğini, daha da kötüye gitmek istemediği için işlerini sonlandırmak istediğini beyan ettiğini, Müşterilerin ve Elamanların mağdur olmaması için talep edilmesi halinde gerek müşteri vekaletlerinin gerekse personelin devrini yapabileceğini, bunu talep ederken de hiçbir karşılık istemediğini çok net şekilde beyan ettiğini, şirketin yaptığı ciro ile personel ücretlerini ve giderlerini karşılayamadığı ve şirketin zarar ettiğinin ifade edildiğini, Ortaklık veya başka isim altındaki işbirliğine ilişkin görüşme ile ilgili iddiaların tamamen gerçek dışı olduğunu, davacının personelin müvekkili şirket bünyesine alınmasına ve müşterilerin bir kısmının mağdur edilmememsine ilişkin talebi doğrultusunda davacı şirketin Telefonları ilgili operatörden müvekkili şirkete devredildiğini, dava dilekçesinde  vekaletnamelerle yetkilendirme yapılan şirket sayısının 146 olduğunun iddia edildiğini, ancak davacı şirket tarafından müvekkili şirkete bu kapsamda verilen yetkinin yalnızca 50 Şirket olup, bunun şirket kayıtları ile sabit olduğunu ve vekaletname ile yetkilendirme yapılan müşteri şirketlerin aktif çalıştıkları anlamına hiçbir şekilde gelmeyeceğini, müvekkili şirketin mağdur etmemek adına işlemlerinin yapılabileceği belirtilen şirketlerin bu durumdan haberdar olup, her birinin kendi adına hür iradesiyle müvekkili şirket ile çalışmayı istediklerini, vekalet ilişkisinin uzatılması veya kesilmesinin müşteri tasarrufunda olduğunu, müvekkili şirkete yetki verilen dayanak vekaletnamelerin hepsinin süreli olup, 31.12.2015 tarihinde sona ereceklerini, davacının en az 10 yıllık gelir kaybı yaşadığı gerekçesiyle en az 1.000.000 TL Alacak talebinde bulunduğunu, ancak dayanak vekaletnamelerin hepsinin süresi 31.12.2015 tarihinde sona erecek olup, 10 yıllık bir gelir kaybi yaşanıldığından bahisle bir alacak talebinde bulunulmasının gerçekteki mevcut duruma da aykırı olacağını, kaldı ki bu şirketlerin kiminle çalışmaya devam edeceklerine karar vermelerinin yine sadece o şirketlerin tasarrufunda olduğunu, böyle bir kararın davacılar tarafından verilecek bir karar olmadığını, davacı ...” in 2015/Mayıs ayı ortalarında kendisine yeniden ofis kurduğunu ve mevcut şirketi ile yeniden çalışma kararı verdiğinin öğrenildiğini, müvekkili şirket bünyesindeki personele de eski şirketlerinde işbaşı yapabilecekleri yönünde çağrı yaptığını, ancak müvekkili şirkette işe başlayan personelin eski işyerine dönmek istemediklerini, bunun sonucunda ise davacı tarafından müvekkili şirketten eski personellerin işsiz bırakılmalarının istendiğini, ... tarafından geri çağrılan personeller ve müşteri şirketlerin geri dönmek istememişlerse sonrasında bu konuya ilişkin olarak müvekkili şirkete karşı hiçbir zorlama yapılamayacağını, davacı tarafından Noterden verilen dayanak vekaletnameye bağlı yetkiyi iptal etmesinin önünde de herhangi bir engel bulunmadığını, davacının kendi talebi ile devrettiği iki adet telefonu da yeniden kullanmak istediğini belirtmesi üzerine müvekkili şirketçe bu hatların kendisine devrinin yapılmasının da davacının tüm iddialarını çürütecek iyi niyetli bir yaklaşım olduğunun açık göstergesi olduğunu, müvekkili şirketçe müşterilere davacı ... hakkında hiçbir yakışıksız yaklaşımda bulunulmadığı, dilerler ise davacı şirketle çalışabileceklerinin dahi izah edildiğini, ...” in işe alınma talebinin bizzat ... tarafından Müvekkili Şirkete yapıldığını ve iddialrın aksine ...' in çalışmaya başladığı tarihten itibaren tüm hakedişlerinin SGK” ya bildirildiğini ve yine tüm personelle birlikte ...” in de maaşının banka hesaplarına yatırıldığını belirterek haksız davacı iddiları nedeniyle şikayet, dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi  20/10/2021 tarih ve 2015/813 Esas - 2021/737 Karar sayılı kararı ile; \" Mahkememizce, uyuşmazlığın Davacı ... ' in, diger davacı ...    ltd şti nin ortağı olduğu, davalı şirket ile aynı sektör içinde çalışıyor oldukları  uyuşmazlık dışı olup, uyuşmazlık davacılar ile davalı şirket arasında ortaklık anlaşması yapılıp yapılmadığı, davacıların kendi müşterilerini davalı şirket bünyesine taşıyarak davalı şirkete ortak olma konusunda mutabakat sağlanıp sağlanmadığı, davacı şirketin çalıştığını iddia ettiği 146 şirketin gümrük işlemlerini davalı şirkete devredip devretmediği, davacı şirket adına kayıtlı olan GSM hatlarını davalı şirkete devredilip devredilmediği, devredilmiş ise neye dayalı olarak devredildiği, davalı şirkette çalışan elemanların davacı şirkette çalışmaya başlayıp başlamadığı, bu sebeple davacıların maddi ve manevi zarara uğrayıp uğramadıkları, yoksun kalınacak gelir kaybının oluşup oluşmadığı hususlarında olduğu tespit edilmiştir. Dinlenen davacı tanığı ... \" Ben  yaklaşık gümrük müşavir yardımcısı olarak çalışmaktayım davalıyı ve davacıyı mesleğim itibari ile tanırım, davacı hastalığını da gerekçe göstererek iş yerini kapatacağını iş yerini kapattıktan sonrada başka bir müşavir firma ile anlaşacağını söylemişti daha sonra davacıyı aradığımda beni yanına çağırdı gittiğim yer davalının iş yeri idi, davalı şuan huzurdaki ... orada değil idi, ancak başka birisi ile oturup sohbet ettik davacı işe ortak olduğundan bahsetti ancak ne şekilde  ve hangi oranda ortak olduğunu bana söylemedi ben bilmiyorum , davacının elinde kaç kişinin vekaleti olduğunu ben tam olarak bilmiyorum ancak davalının iş yerine geçerken iş yerine götürmesi işin gereğidir, bizim piyasada gümrük müşavirinin işini kapatıp başka bir müşavir ile çalışması sıkça görülür hatta bende bu şekilde iş yerimi kapatıp başka bir müşavir ile çalışmaktayım genelde iş yerini kapatan kişi kendisinin götürmüş olduğu müşterilere, kesilen faturalar üzerinden masraflar düşüldükten sonra %30-%40 gibi bir pay alır ben şuan %40 pay ile çalışıyorum ancak davacının ne kadar pay ile çalıştığını bilmiyorum  davalı ile davacı üç dört ay gibi süre beraber çalıştılar bu süre içerisinde davacının iş  yeri açıktı iş yerinde çalışan yoktu iş yerinde çalışan yoktu davacının ve davalının çalışması sona erdikten sonra davacı ilk iş yerinden de başka bir iş yerine taşındı eski çalışanlarını da oraya çağırdı ,ben davacının kaç müşterisinin davacıya geçtiği veya davalıya geçen müşterilerden kaçının tekrar davacının iş yerinde kaldığını bilmiyorum, bana iş erini kapattıktan sonra başka birisi ile anlaşacağını söylemişti, davacı ve davalının ne şekilde ortaklık kurduklarını bilmediğim gibi ortaklıklarınında nasıl ve niçin bittiğine ilişkin bilgim yoktur, davacı davalı tarafa ile ortaklık  yaptığı üç aylık süre içerisinde şirketi faal olarak vardı ancak dükkanı kapalı  idi, ben davacı ve davalının bizzat sözleşmelerine şahit olmadım ben metsa  şirketine gittiğimde şuan huzurda bulunan davalı ... orada yoktu ancak konuşmasından  metsa şirketinin  temsilcisi olabileceğini düşündüğü kişi davacı ile ortak olduklarını kendisininde gerekirse müşterileri getirmesi halinde ortak olabileceğini söyledi  ancak ben bu kişinin davalı şirketteki konumunu ve yetkisini bilmiyorum, hatırladığım kadarı ile yaz dönemi idi,\" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacının dinlenen diğer tanığı ... ise beyanında \" ben reşit ergünü çok öneden tanırım kendisinin ...  adı altında bir firması var idi sağlık sorunu yaşayınca dışarıdan bu firmayı devir ettiğini duydum camiada bu işler çabuk duyulur duyuncada ...i aradım kendisine bu durumu sordum oda bana sağlık sorunları sebebi ile firmayı müşterileri ile birlikte tanıdığı bir firmaya devir ettiğini söyledi bende mağdur olmaması için yazılı bir sözleşme yapıp yamadığını sordum oda bana önceden tanıyorum gerek duymadım dedi, bu söyediklerim 2015 yılında olmuştur bundan ısa bir süre sonrada tam hatırlamamak ile birlikte 5 ay gibi sonra davacının bir başka ofis açtığını duydum ve ofisine de gittim bana cevaben anlaştıkları gibi olmadığını kendisinin çalıştığı bazı firmalarada da kendisini kötülüyerek bu kişilerle ortaklık yapmayı düşündüğü firmanın aldığını söyledi ayrıca mağdur olmayı söyledi .yine bana söylediği kadarı ile kendi firmasını verdiğini firmayı onların idare edeceğini kendisine de buradan buradan gelir elde edeceğini söyledi ,davacı bana 2015 yılında firmasını devir ettiğini söyledi ancak devir ettiiği firma hakkında birceza davası açıldığı şeklinde aramızda  bir konuşma geçti ancak bu konuşmayı hangi tarihte yaptığımızı hatırlamıyorum devirden öncemi sonramı onu da bilmiyorum , ayrıca davcının ekonomik olarak zorda olup olmadığı konusunda da bilgi sahibi değilim devir sırasında bir sıkıntısı yoktu bilgim bundan ibarettir\" şeklinde beyanda bulunmuştur. Dinlenen davalı tanıklarından ... beyanında \"  Ben ... adlı şirkete loziştik müdürü olarak çalışmaktayım bizim gümrük işlerimizi, 2015 yılına kadar  ... Adlı davacıya ait firma tarafından yapılmıştır , 2015 yılında davacı firmasını kapatacağını söyledi, ve bize metsa adlı davalı şirketin ismini verdi biz ... Gümrükteki müşteri temsilcisinden memnun olduğumuz için ve o kişinin de davalı metsaya geçeceğini duyduğumuz için  davalı metsaya müşavirlik işimizi verdik, ben davacının bizimle birlikte başka firmaları da taşıyıp taşımadığını bilmiyorum davacının metsaya referansı bizim metsaya geçişimizde etkili olmuştur ancak başka bir firma ile de anlaşabilirdik,  ben davacının davalı firma ile herhangi bir ortaklık yaptığını veya beraber çalıştığını bilmiyorum davacı bize iş yerini kapatacağını söylemişti ve bildiğim kadarı ile iş yerini kapattı davacının davalıdan ayrılıp ayrılmadığı veya başka bir şirket kurup kurmadığı veya şuan da müşavirlik işini yapıp yapmadığını ben bilmiyorum biz halen davalı müşavir firma ile çalışıyoruz çalışmamızdan memnunuz, davacı sağlık sorunlarından dolayı işini kapatacağını söylemişti, benim bildiğim davacı kendisi  dışında üç adet çalışanı vardı ben onlar ile muhatap olurdum,\" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalının diğer tanığı ... ise \" Ben yaklaşık iki yıldır ... adlı davalı iş yerinde gümrük müşavir yardımcısı olarak çalışıyorum, daha öncesinde davacıya ait  ... müşavirliğinde çalışmakta idim , davacı bana sağlı sorunları olduğunu başka bir şirketin bünyesine geçeceğini maddi sıkıntılarının olduğunu istersem benimde o şirkete aynı şartlarda geçebileceğini söyledi bende bu şekilde davalı şirkete geçtim , davacı bana ekonomik sıkıntıları olduğunu ve davalı ... adlı şirkete geçeceğini söyledi ancak metsaya hangi şartlarda ve ne şekilde geçeceğine ilişkin bir bilgi vermedi davacı metsa adlı şirkette yaklaşık iki ay çalıştı, ve tekrar kendi müşavirlik şirketini açtı ve işe devam etti beni de çağırdı ancak ben kurulu bir düzenim olduğu için gitmek istemedim ,davacıya ait iş yerinde yaklaşık on kişiydik 6 veya 7 kişi ... geçti ,bizim yazılı sözleşmelerimiz her iki firmada da yoktur davalı ile işe başladığımız zaman sigorta girişimiz yapılmıştı , davacıya ait firmada yaklaşık 100 civarında müşteri firma vardı hemen hemen hepsi ilk etapta davalı metsa şirketine geldi ancak kısa bir süre sonra davacı şirketten gelen firma sayısı 30-40 civarıdır\" şeklinde beyanda bulunmuştur. Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından, TTK 83-85.maddeleri ile HMK 222.maddesi uyarınca her iki tarafın 2014/2015 yıllarına ilişkin tüm yasal ticari defterleri (defteri kebir, yevmiye, envanter defterleri ile ve var ise muavin kayıtları ve dayanak belgeleri) üzerinde mali müşavir eşliğinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Bilirkişi 08/03/2018 tarihli raporunda, davacı şirketçe yeni iş yeri açılması nedeniyle ödenmek zorunda kalınan giderler iddiasıyla Talep edilen 40.000,00 TL Harcama kalemlerine ilişkin harcamaların yapıldığını kanıtlayacak herhangi bir hukuki nitelikli harcama belgesini dosyaya sunmadığı gibi, incelenen ticari defter kayıtlarında da böyle bir harcamanın yapıldığını gösterir herhangi bir ticari defter kaydına rastlanılmadığından Davacının kanıtlayamadığı bu talebine ilişkin takdirin mahkemeye ait olacağını,  davacının mahrum kalınan kar taleplerine ilişkin olarak yapılan tespitlerde; davalı şirketin kendisine yetkileri devredilen ve/veya münferit vekaletnameler ile Ticari ilişkiye girdiği davacı şirketin müşterileriyle olan ticari ilişkisi sonucunda 260.151,62 TL net hizmet satışı gerçekleştirdiği ve bu hizmet satışına isabet eden 11.390,00 TL faaliyet karı elde ettiği, davalı şirketle ticari ilişki içinde bulunduğu tespit edilen  davacı şirket müşteri firmalarının büyük bir kısmının davacı şirketin tekrar faaliyetine başlaması sonucunda davacı şirketle tekrar çalışmaya başladıkları, Mahkemenin davacı şirketin kar mahrumiyetine ilişkin talebinin yerinde olduğu yönünde hüküm kurması halinde, davacı şirketin 2015 yılı içinde Tekrar ticari faaliyetine dönerek davalı şirketle ticari faaliyet içinde bulunan müşterilerinin büyük kısmıyla tekrar çalışmaya başlaması gerekçesiyle, davalı şirketin 2015 yılında bu müşterilere gerçekleştirdiği 260.151,62 TL hizmet satışları neticesinde elde ettiği hesaplanan 11.390,00 TL faaliyet karıyla sınırlı olabileceği, rapor edilmiştir. Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından, ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına, karar verilmiştir. Bilirkişi heyeti 10/09/2021 tarihli raporunda, 2015- 2016 yılları ticari faaliyetleri sonucu davalı yanın, davacının devir ettiği vekâletnameler ve davacı müşteri çevresinden elde ettiği karın 22.854,00 TL hesaplandığı, davacının kendi işini ihya ederek, ticari faaliyete geri döndüğü ve bu nedenle iddia ettiği gibi 10 yılı bulan süre ile müşteri çevresinden yararlanma iddiasının sabit olmadığı, davacının davalı şirketle ortaklık iddiasının sabit olmadığı, ancak yazılı tevkiller suretiyle müşteri portföyünü davalı yana aktardığının anlaşıldığı, davacının işini ihya etmesine karşın tüm müşterisinin de geri dönmediği, Öte yandan davacının önemli miktarda müşterilerinin davalı ile çalışmaya devam ettiği gözetilerek, davacıya ait müşteri portföyünden davalının yararlanmaya devam edeceğinin anlaşıldığı, ortalama beş (5) yılı bulan süre ile davacı portföyünden elde edilecek gelir gözetilerek 57.500,00 TL miktarı üzerinden hakkaniyet gözetilerek davacının tazminat talep hakkının değerlendirilmesi gerektiği, 2015 ve 2016 yılları bakımından davalıya davacının devir ettiği müşteri portföyünün yıllık ortalama gelir katkısının 11.500,00 TL miktarında olduğunun değerlendirildiği rapor edilmiştir. Mahkememizce, dosya ek rapor için önceki bilirkişilere verilerek taraf vekillerinin itirazları doğrultusunda yeniden rapor aldırılmasına karar verilmiştir. Bilirkişi heyeti 24/12/2019 tarihli raporunda,  taraf vekillerinin kök raporlara vaki itirazları sonucunda;  rapor sonuç ve kanaatlerini değiştirmeyi gerektirir yeni bir sonuç ve kanaate ulaşılmadığını rapor etmişlerdir. Davalı vekili ek rapora itiraz etmiş, mahkememizce, dosya önceki bilirkişilere verilerek davalının itirazlarını karşılar şekilde ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi heyeti ek raporunda; yapılan ek inceleme ve davalı vekilinin itirazlarının değerlendirilmesi neticesinde, yapılan hesaplamaların ciro katkısı gözetilerek yapıldığı, net kar veya ciro katkısı bakımından taktirin mahkemeye ait olduğu gözetilerek kök rapor ve 1. Ek rapor sonuç ve kanaatleri ile değerlendirmelerini değiştirmeyi gerektirecek yeni bir sonuca ulaşılmadığını rapor etmişlerdir. Davacılar vekili 21/01/2020 tarihli dilekçe ile 50.000,00 TL olarak bildirdikleri \" yoksun kalınan kar ve gelir kaybı\" taleplerinin bilirkişi doğrultusunda 7.500,00 TL artırarak bu taleplerinin toplam 57.500,00 TL olarak bildirdiklerini, yoksun kalınan kar ve gelir kaybı için işbu dilekçe ile artırılan 57.500,00 TL nin, yeni işyeri açılması nedeniyle yapılan masraflar için 40.000,00 TL nin ve 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir. Yapılan yargılama sonunda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacı ...'in, ...nin ortağı olup gümrük müşavirliği faaliyetinde bulundukları, davalı şirketinde aynı faaliyet konuları ile iştigal ettikleri, davacılar ile davalı şirketin birleşerek ortak ticari faaliyette bulunma iradesi göstererek davalı şirketle işbirliği sürecine girdikleri, ancak davalı şirkete verilen alt yetkilendirme vekaletleri-tevkillere dayandırılmış olup, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı, ancak davacının müşteri portföyünün davalı yanca kullanıldığı ve bundan gelir elde edildiği hususunun bilirkişi raporu ile belirlendiği, 15/04/2015 tarihinden itibaren fiilen işbirliği ve ortak çalışma sürecinin başlatıldığı, davacının aylık net 20.000,00TL civarında gelirden mahrum kaldığı, bunun 10 yılı bulan süre devam etmesi ve güncel değerlerle 1.000.000,00TL'yi bulan gelir elde edilmesi gerekirken davalının hileli davranışları ile gelirden yoksun kalındığı ve davacının manevi zarara uğratıldığının ileri sürüldüğü ve davacının kendi işini yeniden kurarak ve ihya ederek işlere devam ettiği, bu nedenle 10 yılı bulan değil, kendi iş kurma süreci ve devam eden vekaletleri yenileme süreci kadar ancak zarara uğradığından söz edilebileceği, 2015 yılında davacı portföyünden davalı yan 11.390,00TL , 2016 yılında ise 11.464,00TL kar elde etmiş, bunun  da toplam gelir içinde yıllık ortalama %17 civarında katkı anlamına geldiği tespit edildiği, 2016 yılında davacı müşterilerinden bir kısmının halen davalı ile çalışmaya devam ettiği, davacının tüm müşteri portföyünün davacı yana dönmeyeceği, bu aşamada davacının müşteri portföyünden davalının yararlandığı ve 2015-2016 yıllarında 22.854,00TL gelir elde ettiği, bu nedenle toplam beş yıl gözetilerek davacının müşteri portföyünden ortalama yıllık 11.500,00TL civarı bir kazanç hesabı ile 57.500,00TL civarında bir tazminat davacı yanca talep edebileceği ve dinlenen tanık beyanları doğrultusunda davacıyı kötüleyerek iş yaptıklarını beyan ettikleri anlaşıldığından manevi olarak zarara uğradığı nazara alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \" gerekçeleri ile;\" 1-Maddi tazminat talebinin KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, -57.500,00 TL yoksun kalınan kar ve gelir kaybı tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, -Yeni işyeri açılması nedeniyle yapılan masraflara yönelik tazminat talebinin reddine,Manevi tazminat talebinin KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile,-Takdiren 5.000,00 TL manevi tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin ... Ltd. Şti. İle ... Ltd.şti. arasında ortaklık ilişkisi kurulmadığı halde, bu yönde bir karar vermiş olduğunu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığından, ortaklık ilişkisinin varlığından bahsedilmesinin hatalı olduğunu, Limited şirketlerde ortaklık işlemlerinin sıkı şekil şartlarına bağlı olduğunu ve bu şartlara uymayan bir kabul ile hüküm kurulamayacağını, mahkemenin gerekçesinde, davacı ...'in ...'nin ortağı olduğunu ve davalı şirketle ortak ticari faaliyette bulunma iradesi gösterdiğini ancak aynı kararda, bilirkişi raporunda davacının davalı şirketle ortaklık iddiasının sabit olmadığını, yazılı vekâletler ile müşteri portföyünü davalıya aktardığının ifade edildiğini, bu durumun, ortaklık iddiasının sabit olmadığını gösterdiğini ve bu nedenle davanın kısmen kabulüne yönelik kararın hatalı olduğunu,  ... Ltd. Şti.'nin vekaletnamelerle yetkilendirdiği şirket sayısının 146 değil, yalnızca 50 olduğunu ve bu şirketlerin hepsinin aktif çalıştığı anlamına gelmediğini, vekaletnamelerin tarafların hür iradeleri ile verildiği ve süreli olduklarını, vekalet sürelerinin 31.12.2015 tarihinde sona ereceğini, dolayısıyla 5 yıllık gelir kaybı talebinin kabul edilemeyeceğini, kazanç söz konusu olacaksa da vekalet süresi sonuna kadar olan kazançların dikkate alınması gerektiğini, vekalet verilmeyen müşterilerden kar talep edilemeyeceğini ve bilirkişi raporundaki hatalı inceleme sonucunda oluşturulduğunu, davacının iddia ettiği kazançların yalnızca vekalet verilen firmalar için geçerli olabileceğini, dolayısıyla elde edilecek net karın 7.198,13 TL olduğunu  ve bu miktarın üzerinde bir rakamın davacıya verilmesinin mümkün olmadığını,  Davacının kendi tanıklarının ifadelerine göre, dışarıdan iş getirmelerde elde edilen karın %30'unun getirene verilebileceği ve bu durumda talep edilebilecek miktarın 2.159,43 TL olacağı, bilirkişinin bu konuda hesaplama yapmaktan kaçındığını ve mahkemenin bunu dikkate alarak karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,Bilirkişi incelemesinin dava sonrasındaki mali veriler üzerinden yapıldığını ve bu durumun usul ve yasaya aykırı olduğunu, davada hüküm kurulacaksa her sene için ayrı inceleme yapılması gerektiğini ve bilirkişi incelemesine dayalı olarak yapılan değerlendirmelerin reddi gerektiğini, kazanç kaybı taleplerine ilişkin hakkaniyet indirimi yapılmadığını ve dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, manevi tazminat talebinin dava dilekçesinde belirtilmediğini ve bu talebin iddianın genişletilmesi yasağına girdiğini, manevi tazminata neden olacak bir olgunun ispatlanamadığını ve tanık ifadelerinin davacı lehine manevi tazminat talebini desteklemediğini, maddi tazminat talebinin de dava dilekçesinde belirtilmediğini ve bu talebin de iddianın genişletilmesi yasağına girdiğini, talepte bulunulmadan ve miktar belirtilmeden yapılan açıklamaların hükme esas alınamayacağını, talep edilmeyen maddi tazminatın kazanç kaybı ile birleştirilerek hükme bağlanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ve gerekçeli karar ile kısa karar arasında çelişki olduğundan, gerekçeli kararın yok hükmünde olduğunu beyanla,  ilk derece mahkemesi kararının bozularak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedildiği iddia edilen davacıya davalı şirkette ortaklık verileceğine ilişkin sözleşme kapsamında davacı şirketin kendi müşterileri portföyünü davalıya devretmesine rağmen davalının üzerine düşen edimi yerine getirmediği iddiası ile gelir kaybı (mahrum kalınan kar) ve yeni iş yeri açılması nedeniyle yapılan masraflara ilişkin maddi tazminat ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda maddi ve manevi tazminat talepli davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, davacı ...'in davacı şirketin yetkilisi olduğunu, davalı şirket ile aynı iş kolunda faaliyette bulunduklarını, davacı ...'in ticari faaliyetinin sınırlarını genişletmek, fazla olan müşteri portföyünü daha da arttırmak ve kalp damarına takılan stent dolayısıyla daha az yorulmak için davalı şirket yetkilileri ile arkadaş olmasının verdiği güven ile hareket ederek davacının davalı şirkete 10 yıl süreyle % 30 pay sahibi ortak olarak katılması ve bunun karşılığında davacı şirketin müşteri portföyünün davalıya devri hususunda sözlü olarak mutabakata varıldığını, bu mutabakat çerçevesinde davacının tüm müşterilerine ait vekaletnamelerindeki yetkilerinin davalı şirkete ve belirlendiği kişilere aktarıldığını, davacı şirketin tüm GSM hatlarının davalı şirkete aktarıldığını ve davacı çalışanlarının kıdem ve ihbar tazminatlarının davacı şirket tarafından ödenmek suretiyle personelin davalı şirket bünyesinde çalışmasının sağlandığını, ancak davalı tarafından davacıya davalı şirkette ortaklık verilmediği ve ediminin yerine getirilmediği, davacı şirketin müşteri portföyünün davalıya devredilmesi sebebiyle davalı karının arttığı ve davacının gelir kaybına uğradığını, davalının müşteri portföyü ile 10 yıldan fazla çalışacağını, bu sebeple 10 yıllık gelir kaybına ve yeni iş yeri açılması nedeniyle yapılan masraflara ilişkin maddi tazminatın ve davalının davacı şirket yetkilisi ...'i müşterilerini arayarak kötülemesinden ve kişilik haklarına saldırmasından dolayı davacı ...'in uğradığı manevi zararın tazminin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacı tarafından eksik harcın ikmal edilmesi gerektiğini,  davacının iddia ettiği gibi davacı ile davalı arasında ortaklık ilişkisi, birleşme ve devrin söz konusu olmadığını, davacı şirket yetkilisinin davalı şirket ortağını arayarak sağlık sorunları sebebiyle işlerini yürütemeyeceğini ve zarar ettiğini, işlerini kötüye gitmeden sonlandırmak istediğini, personelin ve müşterilerin mağdur olmaması için personelin davalı şirket bünyesinde görevlendirilmesi ve müşterilere yardımcı olunmasının talep edildiği, bunun karşılığında herhangi bir talebinin olmadığının kesin ve net bir şekilde beyan edildiğini, personel ve müşterilerin menfaati dikkate alınarak davacı talebinin kabul edildiği, bu kapsamda müşterilere ilişkin vekaletnamelerin devrinin yapıldığını, ancak vekaletname sayısının davacı tarafından iddia edilen miktarda olmadığını, kaldı ki vekaletname devrinin söz konusu müşterilerin davalı ile çalıştığı anlamına gelmediğini, vekaletnamelerin süresinin de 31/12/2015 tarihinde dolduğunu, davacının faaliyete geçmesi ile de müşterilerin tekrar davacı ile çalışmaya başladığını, davacıya ait GSM hatlarının davalıya devredildiğini, ancak davacının tekrar talebi üzerine talep ettiği iki adet hattın kendisine aktarıldığını, davacı personellerinin davalı bünyesinde çalışmaya başladığını, davacının söz konusu personellere tekrar kendi iş yerine dönmesini istemesine rağmen kendi istekleri ile dönmediğini, müşterilerin ve personellerin kendi istekleri ile çalışmasının kendi tasarruflarında olduğunu, on yıllık bir gelir kaybı talebinin mümkün olmadığını, davacı ...'in kişilik haklarına saldırı iddiasının asılsız olduğunu ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf sebebi olarak; Mahkeme gerekçeli kararının kendisi içerisinde çelişkili olduğu, taraflar arasında akdedilen yazılı bir ortaklık veya birleşme sözleşmesi bulunmadığı, davacı tarafından devredilen vekalet sözleşmesinin dava dilekçesinde iddia edilen kadar olmadığı, devredilen vekalete ilişkin müşterilerin aktif olarak çalıştığı anlamına gelmediği, vekaletlerin süreli olduğu dikkate alındığında 5 yıllık bir hesaplamanın ve dava tarihinden sonrasını kapsayacak bir hesaplama yapmanın mümkün olmadığı, vekalet verilmeyen müşteriler yönünden yapılan hesaplamanın da kabul edilmesinin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin dışarıdan iş getirme olarak kabul edilmesi halinde ise ancak davacı tarafından dışarıdan getirilen müşterilerden elde edilecek net karın  % 30'nun talep edilebileceği, hakkaniyet indirimi ve peşin ödeme indirimi uygulanması gerektiği, dava tarihinde doğmamış alacak için dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin mümkün olmadığı,  manevi tazminat koşullarının oluşmadığı, tanık beyanının bizzat görgü ve bilgiye dayanmadığı, dava dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesinde netice'i talep kısmında talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarı belirtilmemesine rağmen ön inceleme duruşmasından sonra iddianın genişletilmek suretiyle miktarın belirtildiği, kısa karar ile gerekçeli kararın çeliştiği hususlarını ileri sürmüştür. Taraflar arasında davacıya ait müşteri portföyünün ve müşteri vekaletnamelerinin, davacının GSM hatlarının ve personellerinin davalıya devredildiği ve davalının devredilen bir kısım müşteriler ile çalıştığı ve gelir elde ettiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Her ne kadar taraflar arasında yazılı sözleşme akdedilmemiş ise de, davacının müşteri portföyünü davalının savunduğu gibi karşılıksız olarak davalıya devrettiğinin kabulü ve davacıya ortaklık verileceğinin vaadedilmediği hususu hayatın olağan akışına aykırı olup, davalının bu yöndeki savunmaları ve istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalının sözleşmeye aykırı davranışı sebebiyle davacı şirketin müşterileri davalıya devredilmiş ve davacı şirket kar kaybına uğramıştır. Her ne kadar davacı tarafından on yıllık kar kaybı talep edilmiş ise de davacının davalıya devrettiği müşteriler ve karşılığında taahhüt edilen hisse oranı dikkate alındığında beş yıllık kar kaybının makul olduğu, davacı tarafından dava tarihi itibariyle muhtemel kar kaybı talep edildiğinden bu talebin dava tarihinden sonra muaccel olacak alacak niteliğinde olmadığı, dava tarihi itibariyle muhtemel işleyecek süreye göre tespit edilecek bir alacak olduğu ve dava tarihinden sonra da faiz işletilmesinin usul ve yasaya aykırı olmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Davalı vekili tarafından gerekçeli kararın kendi içerisinde çelişkili olduğu ve kısa karar ile de çeliştiği ileri sürülmüş ise de; gerekçeli kararda delil olarak bilirkişi raporunun alındığı, Mahkemenin gerekçesinde ortaklık ve işbirliği ilişkisinin kabul edilerek sonuca gidildiği, gerekçe kısmında bu hususta bir çelişkinin bulunmadığı, yine gelir kaybı, yeni iş yeri açılmasına ilişkin masrafların maddi tazminat kalemine girdiği ve mahkemece de maddi tazminat kalemi adı altında karar verildiği, bu hususta da kısa karar ve gerekçeli kararın çelişmediği anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. HMK'nın 31. maddesi uyarınca hakimin davayı aydınlatma ödevi, yine Harçlar Kanunu'nun 16. ve 30. maddeleri uyarınca dava değerinin açıklattırılması ve eksik harcın tamamlatılması hususunda yetki ve yükümlülüğü bulunduğu, Mahkemece bu hükümler dikkate alınarak davacıya talep ettiği alacak kalemleri yönünden ayrı ayrı alacak miktarlarını belirlemesi ve eksik harcı tamamlaması için ön inceleme duruşmasında süre verildiği ve davacı vekili tarafından beyan dilekçesi sunulmak suretiyle eksik harcın tamamlandığı, yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğu ve iddianın genişletilmesi niteliğinde olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmüştür. Mahkemece manevi tazminat talepli davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve gerekçe ve delil olarak da tanık beyanına dayanılmıştır.  Ancak davacı tanık beyanları dikkate alındığında tanığın beyanının somut görgü ve bilgiye dayanmadığı, davacı tarafından kendisine anlatılanı aktardığı, hangi somut müşteri nezdinde ne şekilde davacının kötülendiğinin, itibar kaybına uğradığının ve kişilik haklarının zedelendiğinin somut bir şekilde ortaya konulmadığı ve manevi tazminat şartlarının oluşmadığı anlaşılmasına rağmen Mahkemece manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmesi ve davacı vekili tarafından manevi tazminatın sadece davacı ... yönünden talep edildiğinin belirtilmesine rağmen Mahkemece her iki davacı lehine takdirine karar verilmesi isabetli olmamış, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle; davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 20/10/2021 tarih ve 2015/813 Esas - 2021/737 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; A)Davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine açılan maddi tazminat talepli davanın KISMEN KABULÜ İLE; -57.500,00 TL gelir kaybı (mahrum kalınan kar) zararının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı şirkete verilmesine, -Yeni işyeri açılması nedeniyle yapılan masraflara ilişkin zarar talebinin reddine, B)Davacı ... tarafından davalı şirket aleyhine açılan manevi tazminat talepli davanın REDDİNE,   İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 2-Maddi tazminat talepli dava yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken 3.927,83 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 1.537,00 TL harç ve 129,00 TL ıslah harcı toplamı olan 1.666,00TL harcın mahsubu ile bakiye 2.261,83 TL harcın davalıldan tahsili ile hazineye irat kaydına, <br>3-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca  maddi tazminat talepli dava yönünden kabul edilen miktar ve tarifenin 13/1 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı şirkete verilmesine, 4-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca maddi tazminat talepli dava yönünden red edilen miktar ve tarifenin 13/1 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacı şirketten tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yatırılan 1.537,00 TL peşin harç ve 129,00 TL ıslah harcı toplamı olan 1.666,00 TL harcın davalıdan tahsili ile davacı şirkete verilmesine, 6-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı şirket tarafından bilirkişi ücretleri, tebligat gideri ve yazı gideri olarak sarf edildiği anlaşılan 5.594,10 TL yargılama giderinden davanın kabulü oranına göre ( dava % 59 kabul ) hesap ve takdir olunan 3.300,52 TL' sinin davalıdan tahsili ile davacı şirkete verilmesine, bakiye kısmın davacı şirket  üzerinde bırakılmasına, 7-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davalı tarafından sarf edildiği anlaşılan 26,30 TL yargılama giderinin davanın reddi oranına göre ( dava % 41 ret ) hesap ve takdir olunan 10,79 TL' sinin davacı şirketten tahsili ile davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 8-Manevi tazminat talepli dava yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 170,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 256,82 TL harcın davacı ...'den tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca manevi tazminat talepli dava yönünden reddedilen miktar ve tarifenin 13/2 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'den tahsili ile davalıya verilmesine, 10-Davacı ... tarafından yatırılan başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, 11-Manevi tazminat talepli dava yönünden davacı ... tarafından ayrıca bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 12-Manevi tazminat talepli dava yönünden davalı tarafından ayrıca bir yargılama gideri yapılmadığından  bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 13-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: <br>14-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 15-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 16-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 57,60 TL posta gideri olmak üzere; toplam 219,70 TL yargılama giderinin davacı ...'den tahsili ile davalıya verilmesine, 17-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 18-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara  tebliğe gönderilmesine,    Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04/07/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi.    <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c02ce244ae0ec677","SID":"31c233ea8969ef58"}}