{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/425 Esas<br>KARAR NO: 2024/1113 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2016/471 Esas -  2021/902 Karar <br>TARİHİ: 16/11/2021<br>DAVA: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ: 28/06/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin 2014 yılı içerisinde davalıya yaptığı ticari satışlardan kalan 58.910,85 TL tutarındaki bakiye alacağı ödenmeyince tahsil için İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına takibi başlatmak suretiyle icra yoluna başvurduğunu, ancak davalının bu takibe kötü niyetli olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının Beyoğlu ... Noterliği'nin 18/11/2015 tarih ve 25183 yevmiye numarası ile davacıya gönderdiği ihtarnamede itiraz dilekçesinde kabul etmediği ticari ilişkiyi 24/03/2014 tarihinden başlayarak müvekkili davacının davalıya yaptığı satışları, davacının tedarikçi firmaları olduğunu, davacıdan aldığı ürünleri Türkiye'nin en ücra köşesinde yer alan müşterilerine sattığı kabul ve ikrar ettiğini ve bu ürünlerin arızalı olduğnu, bu yüzden geri almak zorunda kaldıklarını, ürünlerdeki gizli ayıp nedeni ile bedellerini ödemeyeceklerini, faturaları da iade ettiklerini haksız ve yersiz olarak beyan ettiklerini, malı satın ve teslim aldıklarını tarihten yaklaşık bir yıl sonra ayıp ihbarında bulunarak fatura ve mal iadesi yapılmasının hukuken kabul edilemez bir durum olduğunu,  davalının yaklaşık bir yıl sonra ayıp ihbarı yaparak iade ettiği, faturaları müvekkilinin kabul etmeyerek kendilerine geri iade ettiğini ve itirazlarını da Büyükçekmece ... Noterliği'nin 25/11/2015 tarihli, ... yevmiye numaralı, 04/12/2015 tarihinde tebliğ edilen cevabı ihtarname ile bildirdiklerini beyan ederek yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilerek davalı tarafından yapılan haksız ve kötüniyetli itirazın iptali, takibin kaldığı yerden devamını, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,  Müvekkili şirketin 24/03/2014 tarihinden itibaren davalı ile çalışmaya başladığını, 05/03/2015 tarihine kadar da ürün almaya devam ettiğini, 05/03/2015 tarihinden itibaren ... Ltd. Şti'den alınarak satışı gerçekleştiren sensör grubu ürünlerde arıza sebebiyle şikayet alınmaya başlandığını, bu arızalardan emin olmak adına müvekkili tarafından test makinesi yapılarak arızanın varlığının tescillendiğini, müvekkilinin ürünlerde meydana gelen arızaları öğrenir öğrenmez ... Ltd. Şti'nin iyiniyete aykırı olarak arızayı kabul etmeyip, müvekkil şirketin yapmış olduğu test makinesinin kalibrasyonunu bağımsız ve onaylı bir kuruluşa yaptırarak, bunu da balgelendirdiğini ve kalibrasyon yenilendikten sonra müşir ürünler yeniden incelenerek, arızanın kabul edilebilir sınırın üstünde olduğunun tespit edildiğini, bu hususun ayıplı ürünler üzerinde inceleme yapılması suretiyle tespit edilebilir nitelikte olduğunu, müvekkilinin müşir ürünleri müşterileri vasıtasıyla Türkiye'nin en ücra köşesine kadar toptancı, alt bayi, perakendeci ve son kullanıcıya kadar ulaştırmış ve arızalı olanların iade alımını da yine aynı kanal vasıtasıyla uzun bir süreç, zaman ve para harcayarak gerçekleştirdiğini, müvekkilinin bu denli zaman ve maddi kaybının yanında ciddi bir pazar ve prestij kaybı yaşadığını, davacının açık ayıp ve ihbar sürelerinden bahsetmiş ise de bu durumu kabul etmelerinin mümkün olmadığını, ürünlerde olağan gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak gizli ayıp olduğunu, bu sebeple ayıbı ihbar süresi TBK madde 231 uyarınca satılanın alıcıya devrinden başlayacak iki yıl geçmekle zamanışımına uğradığını ve satılandaki ayıbın daha sonra ortaya çıksa bile, alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkının, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmayacağını, müvekkilinin iğfal edilmiş olduğundan 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağını beyan ederek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilerek davacının icra takibini haksız ve kötüniyetli olarak başlattığından, alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 16/11/2021 tarih ve 2016/471 Esas -  2021/902 Karar  sayılı kararında; \"6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü  tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir.Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmamakla birlikte, davalı tarafından müşir ürün alımı yapıldığı ve bu müşir ürünlerin mukim müşterisine gönderildiği sabit olup ihtilafa konu sözleşme 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesidir. Eser sözleşmesinde ayıba ilişkin hükümler, TBK'nın 474-478. maddeleri arasında iş sahibinin seçimlik hakları sözleşmeden dönme, bedelden indirim yapılmasını isteme veya ayıbın giderilmesini isteme şeklindedir. Eserin iş sahibinin kullanamayacağı derecede ayıplı olması veya hakkaniyet gereği eseri kabul etmesinin iş sahibinden beklenememesi veya eserin sözleşmede açıkça kararlaştırılan nitelikleri taşımaması gibi hallerde iş sahibi eseri kabulden kaçınarak sözleşmeden dönebilir. Eserdeki ayıpların eserin reddini gerektirecek nitelikte önemli olmadığı takdirde ise diğer seçimlik hakların kullanılması gerekir. Ayrıca eserin ayıplı olması halinde, ayıbın varlığını ihbarı şekil koşuluna bağlı olmaksızın tanık dahil her türlü delille ispatlanabilir. (Yargıtay 15 Hukuk Dairesinin 11/07/2017 tarihli 2016/1549 E. 2017/2839 K. sayılı ilamı). Ayıp, işin kusurlu olması veya sözleşmeye aykırılık halidir, eserde olması gereken lüzumlu vasıfların olmaması veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir. TBK'nın 474/1. maddesine göre iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde eseri muayene ederek varsa ayıplarını yükleniciye bildirmesi gerekmektedir. TBK'nın 474/1. maddesine göre açık ayıplarda  bildirimin \"işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz\" diğer bir ifadeyle işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde, TBK'nın 477/3. maddesine göre gizli ayıplarda ise gecikmeksizin yani öğrenir öğrenmez yapılması gerekir. Ayıp halinde iş sahibinin hakları TBK'nın 475. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre Yargıtay 15 Hukuk Dairesinin 24/09/2018 tarihli 2017/2037 E. 2018/3366 K. sayılı ilamı; \"..Davaya konu olayda dava konusu kumaşların sondaj yolu ile toplam 712 adedinin üzerinde inceleme yapılmıştır. Eser sahibinin muayene ve ihbar yükümlülüğü ile ayıbı ispat yükümlülüğü dikkate alındığında, ürünlerin tamamı üzerinde inceleme yapılması ve ayıplı olanların belirlenmesi gerekmektedir...\"Yargıtay 15 Hukuk Dairesinin 29/03/2018 tarihli 2016/5388 E. 2018/1247 K. sayılı ilamı; \"...İhtilâf davacının gerçekleştirdiği imalâtın ayıplı olup olmadığı, ayıbın niteliği ve ayıbın giderim bedeli ile ilgilidir. Dosya kapsamına ve tarafların beyanlarına göre mahkeme gerekçesinde belirtildiği gibi taraflar arasında ayıp bedelinin yarısına katlanılması konusunda bir anlaşma sağlanamadığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafından ayıp ihbarının süresinde yapıldığı anlaşılmakta ise de ayıplı olduğu ileri sürülen fason boyama yapılan kumaşların tamamı üzerinde ayıpların niteliği ve onarım bedeli konusunda inceleme yaptırılmadan taraflar arasında mutabakat sağlandığından bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur... Mahkemece yapılacak iş, ayıplı olduğu iddia edilen kumaşların nerede bulunduğu tespit edilerek HMK'nın 281/3. maddesi uyarınca yeniden oluşturulacak konusunda uzman teknik bilirkişi kurulu ile kumaşların tamamı üzerinde keşif yapılıp kumaşların ayıplı olup olmadığı ve ayıplı ise giderim bedelinin tespiti ve sonucuna göre hüküm kurulması, kumaşların temin edilememesi durumunda ise bu durumda ayıpların niteliği ve onarım bedeli konusunda inceleme yaptırılması imkânı kalmadığından davanın reddine karar verilmesi ayrıca tarafların icra inkâr ve kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinden ibarettir (Emsal Yarg. 15. H.D. 2015/4587 E. 2016/389K. 25.1.2016 T.; Yarg. 15. H.D. 2013/3498 E. 2014/2912 K. 28.4.2014 T.; Yarg. 15. H.D. 2011/90 E. 2011/2933 K. 16.5.2011 T.; Yarg. 15. H.D. 2005/3385 E. 2005/7184 K. 29.12.2005 T.)...\"Yargıtay 15 Hukuk Dairesinin 15/01/2014 tarihli 2013/306 E. 2014/286 K. sayılı ilamı; \"...Yüklenicinin, iş sahibine olan borçlarına aykırı olarak imâlini yüklendiği eserin ayıplı olması durumunda, açık ayıplarda Borçlar Kanunu’nun 359., gizli ayıplarda ise 362. maddeler hükümlerine uygun olarak ihbarda bulunduğu takdirde iş sahibi, aynı Kanunun 360. maddesinde tanınan hakları kullanabilir. Ancak, iş sahibinin sözü edilen haklardan hangisini kullanması gerektiğini mahkeme takdir eder. Bu sebeplerle de, ayıplı olduğu savunulan ürünlerin tümü üzerinde uzman bilirkişi ya da bilirkişi kurulu aracılığıyla inceleme yapılması zorunludur...\"Türk Ticaret Kanunu’nun 23/1-c maddesinde “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanunu'nun 223. maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.”Türk Borçlar Kanunu’nun 223/2 maddesinde “Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.” düzenlemeleri uyarınca karşı davacı tarafça gerekli muayene ve denetiminin yapılması grekmektedir.Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporlarında ayıpların mevcut olduğu ve ayıpların gizli ayıp niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Dosyadaki e-posta yazışmaları, mahkememizce dinlenen tanık beyanları ile, davacı ... LTD. ŞTİ'ye 01/06/2015 tarihinden önce ayıp ihbarının yapıldığı ve dosyadaki mevcut delil durumuna göre, davalı ...Ş. Tarafından satılan müşirlere ilişkin 27/02/2015 tarihinde iade alınmaya başlanan ürünlere ilişkin ayıp ihbarının  yapıldığı, davalı şirkete yapılan ihbar ve iadelere istinaden gerekli incelemeler yapılarak davacı şirkete yapılan bildirimin, ayıp ihbarının makul sürede yapıldığı ve ihbarın süresinde olduğu anlaşılmakla; davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle,  tarafların tacir olduğunu; tacirler arasında öncelikle ticaret kanunu hükümlerinin uygulanacağını; tacir olan alıcının satın aldığı malı iki veya sekiz günlük süreler içerisinde incelemek veya incelettirmek ile yükümlü olduğunu; bu yükümlülüğün açıkça belli olmayan ayıplar için konulduğunu; alıcının, satın aldığı ürünleri \"incelememiş ve incelettirmemiş\" olduğunu; iddialarına göre, malların ayıplı olduğu kendilerine bildirildikten sonra incelemeye başladıklarını; başta yapmaları gereken yükümlülüklerini yasaya aykırı olarak süreç sonunda yaptıklarını; malların kullanılmadan arızalı olup olmadığının tespit edilemeyeceği iddialarının da bu şekilde isabetsiz olduğunu; süreç sonunda arızalı olup olmadığı test cihazı ile  tespit edilebiliyorsa satın alındığı zaman tespit edilmesinin mümkün olduğunu; esasen elektronik olmayan bu müşirlerin ,araca takılarak da incelenebilir veya incelettirilebilir olduğunu; davalı anlatımları ve tanık beyanlarından satın alınan müşirlerin bazen aylarca davalının deposunda beklediği, daha sonra müşterilere gönderildiğini; kötü depolama ve kötü nakliye şartlarında bozulmuş olmaları mümkün bu malların ta baştan bozuk olduklarını kabul etmenin usul, yasa ve mantığa aykırı olduğunu; bu malların kullanılmadan arızalı olup olmadığının anlaşılamayacağı iddiasının doğru olmadığını; aylar süren süreç sonunda alıcı/davalı tarafından test edilmeleri iddialarının doğru olmadığını göstermekte olduğunu; Ticaret Kanunu hükümlerinin bu kadar kolay devre dışı bırakılmasının hukuk ve ticari hayat güvenliğini sarsacak bir durum olduğunu; davaya konu müşirlerdeki söz konusu ayıp muayene edilmesi durumunda ortaya çıkmayacak bir ayıp olmadığını; bu nedenle bir test işlemine tabi tutulması halinde ayıplı olup olmadığının tespitinin kolaylıkla yapılabileceğini; fakat davalı tarafın basiretli bir tacir gibi hareket etmeyerek bu muayene işlemlerini yapmadığını; ardından taraflarına bildirilen ayıplı ürünlerle ilgili yine tarihinde ihbar bildiriminde bulunmadığını, Borçlar Kanunu hükümlerine göre davalının ihbar hakkını süresinde kullanmadığının bilirkişi raporlarında tespit edildiğini; ayıp ihbarının süresinde yapıldığını kabul etmediklerini; hukuk bilirkişisi raporunda üç aylık bir süreden bahsedilmekte olduğunu; bu sürenin yasanın (BK.223) aradığı ivedi bir süre olamayacağını ve ihbar için yasaya aykırı olacak kadar uzun olduğunu; ayrıca dosyadaki mali müşavirin bilirkişi kök raporunda belirtildiği üzere davalı tarafından satın alınan malların kaç tanesinin geri iade edildiği/edileceğinin belli olmadığını; dolayısıyla tüm malların iade edilmemiş olmasına rağmen tüm satış bedelinin takipten düşürülmesi isabetsiz bir karar olduğunu; kaç adet malın iade edileceği ve dolayısıyla davalının kalan borç miktarı net bir biçimde belirlenip malların bedeli düşüldüğünde kalan tutar ile takibin devam etmesi gerektiğini, Taraflar arasındaki sözleşmenin bir eser sözleşmesi olduğu tespitinin de isabetsiz olduğunu; sözleşmenin bir alım-satım sözleşmesi olduğunu; davacının imalatçı firma olmadığını, Davalı/borçlu Hattat'ın açıkça kötü niyetli olduğunu; İcra takibini durdurmak amacı ile haksız bir şekilde borca itiraz ettiğini, borcu ve borcun doğduğu ticari ilişkiyi bile reddettiğini; oysa ki davalının icra takibinden önce davacı müvekkile Beyoğlu ... Noter’inden 18.11.2015 tarihli ve ... yevmiye numaralı bir ihtarname gönderdiğini ve ihtarnamede icra konusu inkar ettiği ticari ilişkiyi kabul ve ikrar ettiğini; delilin dosyada mevcut olup yargılama sırasında davalının bu haksız iddiasından bırakıp bu sefer borç konusu ticari malların ayıplı olduğu iddiasını savunmaya başladığını; kötü niyetinin dava boyunca sürdüğünü; iddialarında kötü niyetli olduğu, gerçek dışı beyanlarda bulunduğunun göz önünde bulundurulması gerektiğini ve ticari ilişkiyi reddedecek kadar gerçek dışı beyanda bulunmasının  inandırıcılığını sarstığının dikkate alınması gerektiğini; arızalı olduğunu iddia ettiği bir kısım sensörleri inceleme yapmak için sunamadığını, İleri sürerek, istinaf dilekçelerinde ve re'sen göz önünde bulundurulacak  gerekçelerle, istinaf başvurularının kabulüne, yerel mahkemenin 2016/471 e. ve 2021/902 k. sayılı kararının istinafen incelenerek kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki açık hesaba dayalı yürütülen ticari satış ilişkisinden doğan bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan; taraflar arasında 2014 yılından beri devam eden müşir(sensör) satışına ilişkin ticari ilişki bulunduğunu, davalının bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe borç ilişkisini inkar ederek itiraz ettiğini, oysa takip öncesi davacıya gönderdiği ihtarname ile borç ilişkisini kabul edip, satış konusu müşirlerin ayıp nedeniyle müşterilerinden iade geldiği gerekçesi ile  haksız şekilde ayıp ihbarında bulunduğunu ve davacının gönderdiği faturalara karşı iade faturası düzenlediğini, bu iade faturalarının kabul edilmeyerek geri gönderildiklerini, yaklaşık bir yıllık süre sonunda yapılan ayıp ihbarını kabul etmediklerini, davalı yanın TTK'nun 23 maddesinde düzenlenen muayene ve ihhbar külfetini yerine getirmediğini, iki ve sekiz günlük süreler içerisinde ihbarda bulunmadığını ileri sürerek davanın kabulünü talep etmiştir. Davalı yan; 2014 yılından itibaren davacıdan satın alınan müşirlerin Türkiye'nin çeşitli yerlerindeki müşterilerine dağıtımının yapıldığını, 15/03/2015 tarihinden itibaren müşterilere satılan ürünler ile ilgili şikayetler gelmeye başladığını, arızlardan emin olmak için davalının test cihazı yaparak ürünleri teste soktuğunu, ortaya arızaların kabul edilebilir oranın üzerinde olduğunu, durumun davacıya e-mail yolu ile bildirildiğini, davacının test makinesinin kalibrasyonunun doğru olmadığı gerekçesi ile ayıbı kabulden kaçındığını, bunun üzerinde davalının cihazın kalibrasyonunu bağımsız bir laboratuvara yaptırarak müşirleri tekrar teste tabi tuttuğunu, davacının buna rağmen ayıbı kabul etmediğini, ihtarname ile kendisine gönderilen iade faturalarını cevabi ihtar ile iade edip, haksız olarak takip başlattığını, ayıpların gizli ayıpların gizli ayıp mahiyetinde olduklarını beyan etmiştir. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, icra dosyası, açık hesaba dayanak faturalar ve davacının iade faturaları, ihtarnameler, e-mail yazışmaları, davalının test cihazına ait kalibrasyon raporları dosya arasına alınmış, davalı tanıkları dinlenilmiş, iade faturalarına konu ürünler üzerinde istinabe yolu ile ve makine mühendisi bilirkişi marifetiyle keşfen inceleme yaptırılarak kök ve ek raporlar alınmış, hukukçu bilirkişiden rapor alınmış, akabinde taraf defterleri üzerinde mali bilirkişiye inceleme yaptırılarak kök ve ek raporlar alınmış, tahkikat bitirilerek iade faturalarına konu bir kısım ürünlerin gizli ayıplı oldukları, süresinde ayıp ihbarında bulunulduğu, ayıplı ürünlerin bedeli mahsup edildiğinde davalının davacıya takip tarihi itibariyle açık hesap borcu kalmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.  Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; hukukçu bilirkişi tarafından ayıp ihbarının süresinde olmadığı tespit edilmesine, davalı tarafından davacıdan satın alınarak müşterilerine satılan ürünlerin ne kadarının ayıp nedeniyle iade edildikleri belli olmamasına rağmen mahkemece ayıbın varlığının ve ayıp ihbarının süresinde yapıldığının kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olduğuna yönelik tespitin de hatalı olduğu, davalının bakiye borcu ödememek için ayıp savunmasında bulunduğu yönündedir. İstinaf önüne gelen uyuşmazlık; davalı tarafından davalıya gönderilen iade faturalarına konu ürünlerin ayıplı olup olmadıkları, ayıp mevcut ise niteliğinin ne olduğu ve süresinde ayıp ihbarı yapılıp yapılmadığı, buna göre davacının davalıdan takip tarihi itibariyle bakiye cari hesap alacağı bulunup bulunmadığına ilişkindir. Davalı tarafından davacıya gönderilen iade faturalarına konu ürünler üzerinde makine mühendisi bilirkişi tarafından keşfen yapılan inceleme sonucu alınan kök ve ek raporlar kapsamından 3130010 kodlu fan müşirleri ile  ... kodlu fan müşirlerinin ayıplı oldukları, bu ayıpların ancak müşirlerin araçlara takılıp kullanılmaları yahut teste tabi tutulmaları sonucu anlaşılabilecekleri, diğer ifade ile ayıbın olağan muayene ile anlaşılamayacak  türden gizli ayıp niteliğinde olduğu tespit edilmiştir. Buna göre, dava konusu ürünlerdeki  ayıbı ihbar süresi TTK'nun 23/1-c bendinde öngörülen teslimden itibaren iki ve sekiz günlük sürelere tabi olmayacak, TBK'nun 223/2-2.cümle hükmüne tabi olacaktır. Aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir. Dosyaya mübrez e-mail yazışmaları ile dinlenen davalı tanıklarının beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde,  davalı tarafından davacıdan peyderpey satın alınan ve dava dışı müşterilere satılan müşir ürünleri ile ilgili davalıya 2015 yılı Mart ayından itibaren arıza şikayetlerinin gelmeye başladığının, arızadan emin olmak için davalının yaptığı test cihazı ile ölçümler yapıldığının ve sonucun kabul edilebilir olmadığının davacıya e-mail yolu ile 01/06/2015 tarihinden önce bildirildiğinin anlaşıldığı, bu tarihten sonra yapılan yazışmaların içeriğinden de davacı yanın kalibre edilen test cihazı ile ürünlerin tekrar test edilmesi için cihazların bulunduğu davalı iş yerine davet edildiğinin, davacı şirket yetkilisinin davalı iş yerini beş kez ziyaret ettiğinin, diğer ifade ile davacı yana 18/11/2015 keşide tarihli ayıp ihtarından çok önce de ayıp bildiriminde bulunulduğunun anlaşıldığı, davalı yanın kendi müşterilerinden iade alınan ürünlerin ayıplı olup olmadıklarına dair test yaptıktan ve ayıbı tespit ettikten sonra makul süre içerisinde ihbarda bulunduğu, nitekim dinlenen davalı tanıklarının da müşterilerden iade alınan ürünlerin teste tabi tutulduktan sonra ayıplı olduklarının tespit edilmesi üzerine durumun davacıya ihbar edildiği, hatta davacı yetkilisi huzurunda yeniden kontrol yapıldığı yönünde beyanda bulundukları, tanık anlatımları ile e-mail yazışmalarının birbirini doğruladığı, dolayısıyla hukukçu bilirkişi tarafından davalının ürünleri müşterilerinden iade alır almaz davacıya ihbarda bulunmamış olması nedeniyle ayıp ihbarının süresinde olmadığına yönelik tespiti yerinde olmadığı gibi, HMK'nun 266 maddesi uyarınca hukuki değerlendirme yapma yetkisi münhasıran mahkeme ait bulunduğundan, davacı yanın, mahkemece hukukçu bilirkişi tespitine aykırı şekilde ayıp ihbarının süresinde olduğunu kabul etmesinin hukuka aykırı olduğu yönündeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.  Mahkemece davalının davacıya gönderdiği iade faturalarına konu ürünlerden ayıplı olduğu tespit edilen ... ve  ... kodlu fan müşirlerinin değerleri mali bilirkişi vasıtası yoluyla satış faturaları ile karşılaştırılmış olup, toplam KDV dahil toplam 63.436,80-TL tutarında müşirin ayıplı olduğu tespit edilmiştir. Davalı yanca ileri sürülen ayıp savunması mahsup itirazı niteliğinde olduğundan, davacının takip tarihi itibariyle kendi defterlerine göre davalıdan 58.910,85-TL alacaklı görünmesi, davacı defterlerinde kayıtlı olmayan iade faturalarına konu ürünlerden 63.469,80-TL tutarında ürünün ayıplı olduğu, bu tutarın davacı alacağından mahsubu sonucu davacının takip tarihi itibariyle davalıdan alacağı kalmadığı, mahkemece bu doğrultuda davanın reddine karar verilmiş olmasına isabetsizlik bulunmadığı, mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olarak nitelendirilmesi hatalı olmuş ise de, bu hatanın sonuca etkili olmadığı, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/06/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dde9af166423f88e","SID":"7f2a78e6ce2ce600"}}