{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/412 Esas <br>KARAR NO: 2024/1112 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2020/71 Esas - 2021/832 Karar <br>TARİHİ: 23/11/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 28/06/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,  taraflar arasında imza edilen sözleşmelerden dolayı toplam fatura tutarı 417.877,97TL olan faturayı tanzim ederek teslim ettiğini, bahsi geçen faturalara karşılık davalı şirketin değişik tarihlerde toplamda 242.829,88TL olarak 8 adet ödeme yaptığını, 175.048,00TL bakiye kaldığını, davalı tarafından davacı şirkete 29.11.2019 tarihli 13.38’ de gönderilen mutabakatta bakiyeyi aralık ayı içerisinde kapatmayı, yeni dönem bakiyesi içinde ocak ayı içerisinde ödeme planı oluşturacağını bildirdiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00TL’ lik kısmın iptalini, takip konusu alacağın %20’ sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 30/12/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile; 20.000,00.-TL olan netice-i taleplerini  155.048,00 TL arttırarak 175.048,00.- TL' ye yükseltilmiştir.  Davacı vekili 23/11/2021 tarihli duruşmada/esas hakkındaki beyanında; önceki beyanlarını tekrarla davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı ve davalı arasında 3D halıların sözleşmede anlaşılan ücretin fahiş olarak nitelendirildiğini bu sebeple davalı firmanın ödemeleri durdurup davacı firmayla fiyat konusunda görüşme yapmak istediğini ancak davacı şirketin davalı talebini cevapsız bıraktığını ve davalı hakkında icra takibi başlattığını, Türk Ticaret Kanunu’nun md55 ile dürüstlük kurallarına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalara ilişkin hükümler düzenlendiğini, Yargıtay 1. Hukuk dairesinde emsal kararlar olduğunu, Evrensel hukuk ilkeleri ve mevzua gereği olarak tarafların haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymalarının zorunlu olduğunu ve bu hususun Türk Medeni Kanunu ile de dürüst davranma başlıklı 2.md gereği hüküm altına alındığını, yukarıda yapılan açıklamalar sonucunda davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi  23/11/2021 tarih ve 2020/71 Esas - 2021/832 Karar  sayılı kararında; \"Dava, icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.İtirazın iptalini düzenleyen 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67/1. Maddesindeki \"Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.\" şeklindeki düzenlemedir. Celp ve tetkik edilen İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında;  davacı takip alacaklısı tarafından takip talebi ile davalı takip borçlusu hakkında ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin davalı takip borçlusuna tebliği üzerine davalı takip borçlusunun süresi içerisinde, borca ve ferilerine karşı itiraz ettiği ve bunun üzerine takibin durduğu, itiraz dilekçesinin ve takibin durdurulmasına ilişkin kararın davacı takip alacaklısına tebliğ edilmediği, eldeki davanın 1(bir) yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Dosyada mübrez 06/06/2017 tarihli hizmet sözleşmesi incelendiğinde; Bu sözleşmenin ... Tic. Ltd. Şti(bundan böyle Markası ... olarak anılacaktır.) ile ... Ltd. Şti(Bundan böyle Vitamin olarak anılacaktır.) arasında ...' ın ...' e verecek olduğu hizmetlerin kabulünün yapılması ve yetkilendirilmesi amacıyla akdedildiği anlaşılmıştır. Dosyada mübrez 29/08/2018 tarihli Lisans ve Üretim Anlaşması sözleşmesi incelendiğinde;  Bu sözleşmenin .... Tic. Ltd. Şti(bundan böyle sözleşmede Müşteri olarak anılacaktır.) ile ... Ltd. Şti(Bundan böyle Vitamin olarak anılacaktır.) arasında Müşterinin ... Stadyumu' nda 2018/19 sezonunda kullanılmak üzere ... tarafından lisanslanılan ve üretilen \"...\" 3D halıları satın alacağına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Dosyada mübrez 29/08/2018 tarihli Lisans ve Üretim Anlaşması sözleşmesi incelendiğinde;  Bu sözleşmenin ... Tic. Ltd. Şti(bundan böyle sözleşmede Müşteri olarak anılacaktır.) ile ... Ltd. Şti(Bundan böyle ... olarak anılacaktır.) arasında Müşterinin ...' da 2018/19 sezonunda kullanılmak üzere Vitamin tarafından lisanslanılan ve üretilen \"... \" 3D halıları satın alacağına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.Dosyada mübrez faturalar ve dekontlar incelendiğinde; taraflar arasında imza edilen sözleşmelerden dolayı toplam fatura tutarı 417.877,97 TL olan faturayı davacının tanzim ederek davalıya teslim ettiğini, bahsi geçen faturalara karşılık davalı şirketin değişik tarihlerde toplamda 242.829,88 TL ödeme yaptığı anlaşılmıştır.Mali Müşavir bilirkişi 16/09/2020 havale tarihli raporunda özetle; dava konusunun: taraflar arasındaki faturalar nedeni ile davacı tarafı tarafa alacak tespitine yönelik olduğu, davacı ve davalı tarafın 2017-2018-2019 yılı hesap dönemine ilişkin tutulması zorunlu ticari defterlerinin, kanuna uygun, eksiksiz olarak tutulduğu, açılış ve kapanış onaylarının yetkili makamlarca zamanında yapıldığı tespit edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmede halı birim fiyatı 10.000 EURO +KDV olarak belirlenmiş davacı tarafından buna uygun olarak faturalar düzenleyip davalıya tebliğ edilmiş faturaları her iki taraf ticari defterlerine işlemiş, icra takibi ve iş bu davaya konu faturalar ve bedellere itiraz edilmiş olduğu anlaşıldığını, davalı sunduğu cevap dilekçesinde davacının fahiş fiyatlarla halıları sattığını itiraz olarak ileri sunduğunu, borçlar hukukunda sözleşme serbestliği geçerli olup, buna göre taraflar sözleşmenin içeriğini satım sözleşmesi bakımından da satım konusunu ve bedelini belirleme hizmetine ve yetkisine sahip olduğunu, satış bedelinin azami veya asgari hallerini belirleyen emredici bir düzenleme bulunmadığını, davalı taraf halıların teslim edildiğini kabul etmektedir. 6102 sayılı TTK m.21/2 uyarınca faturayı alan kimse kabul etmiş sayılacağını, düzenlenen faturalar sözleşmeye uygun düzenlendiğini, bu nedenle sözleşme içeriğini değiştirir mahiyette olmadığını, ayrıca ticari defterler hukuk muhakemeleri kanunu m.222 uyarınca sahibi lehine ve aleyhine delil oluşturacağını, taraf ticari defterleri bu konuda birbiriyle uyumlu olduğunu, anılan nedenlerle davalının bu söylemlerine itibar edilmediğini, tüm bu hususlar dikkate alındığında Davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan kaydi olarak Asıl Alacak olarak 175.048,00 TL, tutarında Alacaklı olduğu, davacının borçluyu temerrüde düşürecek ihtarda bulunmadığı sebebiyle işlemiş faiz hesaplanmadığını, İİK 67/2 maddesi uyarınca takibin fatura ve cari hesaba dayanması bu kapsamda belirlenebilir ve likit olması sebebi ile ayrıca davacının %20 oranında olmak üzere 35.009,60 TL icra inkar tazminatı talebinde bulunabileceğini beyan ve rapor etmiştir.Bilirkişi heyeti mahkememize sunduğu 26/10/2021 tarihli raporunda özetle; halı birim fiyat ile ilgili olarak yapılan incelemede, spor mecralarının satın alma ve pazarlaması ile alakalı spor ajansları ile görüşmeler yapıldığını, bu spor ajanslarından çok fazla bulunmadığını, sözleşmede yer alan ve birim fiyatı 10.000,00 Euro olan 3D halı ile ilgili diğer spor ajanslarından alınan teklifler arasında büyük fark bulunduğunu, birim fiyatın Euro üzerinden verilmesi nedeniyle dava konusu tarihte  ajansların birim fiyatlarında bir değişiklik olmadığını o tarihlerde de,  5.000EURO civarında fiyatlandırma yaptıkları tespit edildiğini, ...  halılarla ilgili olarak, gerek dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelerde, gerek Reklam Ajansları ile görüşmelerde ve  yukarıdaki fatura örneğini incelediğinde bugünkü şartlarda bile 3D halıların 40-45.000TL birim fiyatla verildiği açıkça görüldüğünü, dolayısı ile, lisans sözleşmesinde kararlaştırılan ve faturaya konu edilen 10.000EURO bedelin, çok yüksek ve fahiş olduğu, ürünün, bugünkü şartlarda bile 5.000EURO birim maliyeti olduğu ve fahiş fiyatlandırma yapıldığının tespit edildiğini beyan ve rapor etmiştir.Bilirkişi raporları taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.Davacı tarafından davalıya kendilerinin ürettiği lisanslı halıları teslim ettiklerini, davalının bedelin tamamını ödemediği iddiası ile icra takibi başlattığı, icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, takibe itirazın iptali amacıyla eldeki itirazın iptali davasının açıldığı, davalının, davacı ile yaptıkları sözleşme kapsamında tasarım için belirlenen ücretin fahiş olduğu iddiası ile davanın reddine karar verilmesini talep edildiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında 06.06.2017 ve 29.08.2018 tarihli sözleşmelerin imzalandığı ve bu sözleşmeler kapsamında davacının edimini ifa ettiği hususunda ihtilaf bulunmadığı, taraflar arasında temel ihtilafın sözleşme ile belirlenen bedelin fahiş olup olmadığı, gabin şartlarının oluşup oluşmadığı hususunda olduğu tespit edilmiştir. Dava, ticari nitelikteki ürün tasarım sözleşmesinden kaynaklı fatura bedelinin tahsili istemi ile yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlığın çözülmesi için taraf defterlerinin incelenmesine karar verilmiş ve incelenen taraf defterlerinden her iki tarafın defterlerinin birbiri ile uyumlu olduğu ve her iki taraf defterlerine göre de davacının davalıdan 145.048,00 TL alacaklı olduğu anlaşılmış, davaya konu tasarımı yapılan ürünlerin bedeline ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve bilirkişi heyetinin sunmuş olduğu rapordan davaya konu ürünlerin değerinin 5.000 EURO birim maliyeti olduğu ve fahiş fiyatlandırma yapıldığı şeklinde görüş mütala edildiği anlaşılmıştır. TBK'da aşırı yararlanma (gabin) 28.maddede; \"Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir.\" şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre, gabinden söz edebilmek için edimler arasında aşırı orantısızlığın bulunması ve  bu aşırı orantısızlığın zarar görenin zor durumda kalması düşüncesizliği veya deneyimsizliğinden kaynaklanması gerekmektedir. Tek başına aşırı orantısızlık gabinden söz edilebilmesi için yeterli değildir. Davalının aşırı orantısızlığın zor durumdan kaynaklandığına ilişkin delil iddiası ve ispatı bulunmamaktadır. Diğer aşırı orantısızlık hallerinden deneyimsizlik ve düşüncesizlik halleri yönünden yapılan incelemede, davalının tacir olması nedeniyle TTK'nun 18/2 maddesi uyarınca basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gerektiğinden davalının kendi düşüncesizliği veya deneyimsizliğini ileri süremeyeceği bu hususlara dayanamayacağı değerlendirilerek her ne kadar edimler arasında aşırı orantısızlık bulunduğu yönünde bilirkişi heyeti tarafından görüş mütala edilmiş ise de, gabinin şartlarının oluşmadığı  ve davalının icra takibine itirazının haksız olduğu kanaatine varılmış, davaya konu alacağın sözleşmeden kaynaklı olması nedeniyle alacağın likit olduğu bu nedenle icra inkar tazminatına hükmetmek gerektiği, takip talebinde yasal faiz istenmesi nedeniyle kabulüne karar verilen alacağın takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiği, davacı tarafından icra takibinde işlemiş faiz talebinde bulunulmuş ise de, itirazın iptali davasında işlemiş faiz talebi yönünden harçlandırılmış bir davası bulunmadığından işlemiş faize yönelik yapılan itirazın değerlendirilmemesi gerektiği sonuç ve  vicdani kanaatine(Ay. m.138) varılarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.\"gerekçesi ile, Davanın KABULÜNE,Davalı/takip borçlusunun, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının 175.048,00 TL yönünden İPTALİNE, kabulüne karar verilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal  faiz uygulanmasına, Kabulüne karar verilen alacağın %20 'si olan  35.009,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, Yerel Mahkeme'nin yukarıda esas numarası belirtilen dosyası tahtında görülen davanın, 2020/71 E. 2021/832 K. Sayılı  23.11.2021 tarihli KABULÜ kararının yasaya ve hukuka aykırılık teşkil etmekte olduğunu; işbu nedenle söz konusu kararın iptalinin gereklilik arz ettiğinden, istinaf yoluna başvurma zorunluluğunun hasıl olduğunu,  Tarafların aralarında 06/06/2017, 29/08/2018 ve 12/09/2018 tarihli Lisans ve Üretim Anlaşmalarını imzaladıklarını; davacı tarafın dava dilekçesinde de ikrar ettiği üzere müvekkili tarafından piyasa değerlerine uygun şekilde ödemeler yapıldığını; icra takibine konu edilen miktarın, sözleşmede belirlenen bedelin bakiye kalan miktarı olduğunu; müvekkilinin basiretli bir tacir gibi davranarak borcunun hakkaniyete uygun şekilde kendisine düşen kısmını zamanında ve eksiksiz bir şekilde ifa ettiğini; dava konusu uyuşmazlığın, müvekkilinin, davacı tarafın fahiş bir miktarı sözleşmeye konu ettiğini fark etmesinden kaynaklanmakta olduğunu; işbu durumun üzerine müvekkili şirket tarafından, davacı taraf ile her iki tarafın da yararına olacak şekilde uzlaşmaya varmak amacıyla görüşme ve anlaşma talep edildiğini ancak hepsinin karşılıksız kaldığını; akabinde, davacı tarafın, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü ... Dosyası tahtında başlattığı haksız takibe itiraz neticesinde işbu dava ikame edilmişse de yerel mahkemenin hukuka aykırı 2020/71 E. 2021/832 K. Sayılı kararı ile itirazlarının iptaline karar verildiğini, Anılan kararda; \"Tek başına aşırı orantısızlık gabinden söz edilebilmesi için yeterli değildir. Diğer aşırı orantısızlık hallerinden deneyimsizlik ve düşüncesizlik halleri yönünden yapılan incelemede, davalının tacir olması nedeniyle TTK'nun 18/2 maddesi uyarınca basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gerektiğinden davalının kendi düşüncesizliği veya deneyimsizliğini ileri süremeyeceği bu hususlara dayanamayacağı değerlendirilerek her ne kadar edimler arasında aşırı orantısızlık bulunduğu yönünde bilirkişi heyeti tarafından görüş mütala edilmiş ise de, gabinin şartlarının oluşmadığı\" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiğini,  Edimler arasındaki orantısızlık sabit olmasına karşın, ilk derece mahkemesinin hukuka aykırı bir karar tesis ettiğini, anılan karara göre yerel mahkemenin, akdedilen sözleşmede davacı tarafından talep edilen miktarın fahiş nitelikte olduğunu açıkça kabul etmekte olduğunu; ilaveten, görülen davada gabin şartlarının oluşmasına rağmen, tbk m. 28 hükmünden tacirlerin yararlanamayacağının beyan edildiğini, TBK'nun 28 maddesinin  \"bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir.\" hükmünü içerdiğini, Öngörülen madde gereğince, bir sözleşmede gabinden söz edilebilmesi için iki şartın gerçekleşmiş olması gerektiğini: Edimler arasındaki açık orantısızlık mevcudiyeti, zarar gören tarafın zor durumda kalmasından, düşüncesizliğinden veyahut deneyimsizliğinden yararlanılması Dava konusu sözleşme bedeli kararlaştırılırken, 3D halıların piyasadaki rakamlara oranla çok yüksek fiyatlandırmaya tabi tutulduğunun bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, yerel mahkeme de gerekçeli kararında işbu hususun mevcudiyetini kabul ettiğini,   müvekkili reklam alanında faaliyet göstermekte ise de bu alanda kullanılan stadyumlar üzerinde yerleştirmeler ve yayın sıralarında görüntülerin ekrana yansıtılması vb. teknik ve teknolojik hususlar bilgi ve birikim gerektiren ayrı bir uzmanlık alanı olduğunu; o halde, müvekkilinin tacir sıfatının varlığı, müvekkile ticari hayattaki tüm alanlara yetkin olmak gibi olağanüstü bir güç katmayacağından, müvekkilinin bazı alanlardaki deneyimsizliğinden kötü niyetli kişilerin faydalanabileceğinin kabul edilmesi gerektiğini, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü, aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli ve öngörülü bir tacirden beklenen özeni göstermesi gerekliliğini ifade etmekte olduğunu; her tacirin, tüm ticarî faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek, sağduyu sahibi olmak, ileriyi düşünmek ve işlemlerini ona göre organize etmek zorunda olduğunu; buna göre tacirin, memleketin siyasi atmosferini düşünmek, ithal ve ihraç yasağını takip etmek yani piyasa durumunu ve ekonomik çalkantıları hesaba katma zorunluluğunin izahtan vareste olduğunu; ancak, tacirler için ayrıca öngörülmüş bu kuralın, ucu açık ve gereğinden fazla geniş yorumlandığı takdirde hak kayıplarına sebebiyet teşkil edebileceğini; bu nedenle mevzuatta da, söz konusu ölçülerin kesin olmadığı ve her olay için ayrı ayrı tayin edilmesi gerektiği kabul edilmekte olduğunu, Görülen davada, müvekkilinin kendi üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmiş olup, hakkaniyet gereği davacıya ödenmesi gereken bedeli ödediğini; söz konusu alım-satıma ilişkin 3D halıların kullanımı ve üretiminin kısıtlılığı da göz önünde bulundurulduğunda, piyasa ücretinin önceden öngörülmesinin mümkün olmadığını; işbu nedenle, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü subjektif, görülen davaya özel bir şekilde incelenmesi gerekirken, gabinin şartlarının varlığı dahi yerel mahkeme kanaatini değiştiremediğini,  O halde, bir yılı aşkın süredir devam eden yargılamada dosyanın bilirkişiye tevdii edilerek, söz konusu dijital halıların fahiş bir bedele satılıp satılmadığının tespiti fuzuli bir giderden öteye gidemediğini; elbette ki, hakimin bilirkişi raporuna bağlı kalmasına gerek bulunmadığını; burada altı çizilmek istenen hususun mahkeme kanaatine göre, fiyatlandırma fahiş olsa dahi müvekkilinin tacir sıfatı;  uğradığı haksızlığa itiraz etmesine engel teşkil etmekte olduğunu; karar gerekçesinden anlaşıldığı üzere, tarafların tacir sıfatına haiz olduğundan, sözleşme hukukun ve ahlakın genel ilkelerine aykırı olsa dahi, geçerli kalmaya devam edeceğini; bu bağlamda, toplanan herhangi bir delilin davanın esası hakkındaki kanaati değiştirmeye yeterli olmayacağı sonucu doğmakta olduğunu; işbu hususun, hukuka uygunluğunun takdirini mahkemeye bıraktıklarını,  Sözleşme bedelinin dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil etmekte olduğunu, müvekkili ile davacı taraf arasında kurulan ticari ilişki neticesinde belirlilenen miktarın fahiş olduğu hususunda ihtilaflı bir yan kalmadığını; buna rağmen ilk derece mahkemesi tarafından davacının kötü niyetinin göz ardı edilerek, hakkaniyete apaçık aykırı bir hüküm tesis edildiğini; ticari davalarda, basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediğinin araştırılmasındaki gerekliliğin izahtan vareste olduğunu ancak, TMK m.3 öngörülen \"iyiniyet\" kuralının göz ardı edilerek kurulan hükmün taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını,  söz konusu hükümlerin, Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç kısmında yer alıp, hukukun temel yapı taşları olarak kabul edilmekte olduğunu; işbu nedenle, tüm hukuk davalarında öncelikli olarak dürüstlük ve iyi niyetin varlığının aranmakta olduğunu; bakiye borcun, davacı tarafa müvekkili tarafından ödenmemesinin yegane sebebinin, aldatıldığını fark etmesi olduğunu; 26.10.2021 tarihli bilirkişi raporu ile de sübut bulduğu üzere, sözleşme bedelinin piyasanın çok fazla üstünde belirlendiğini; söz konusu fazlalığın, ürünün kalitesinin gerektirdiği bir fazlalık olmayıp, müvekkilinin deneyimsizliğinden ve bilgisizliğinden faydalanıp haksız menfaat edilme saikini gütmekte olduğunu; dolayısıyla, tacirlerin de hakları kazanırken iyiniyet kurallarına riayet etme yükümlülüklerinin olduğunu; TTK. m. 18/II hükmü, TMK. m. 3 hükmündeki iyi niyet kavramını da içine alan bir hüküm olduğunu; aynı zamanda, TMK m.2/2 de yer alan ifadeye göre de, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzenini korumadığını ancak görülen davada, yalnızca \"basiretli bir tacir gibi davranma\" yükümlülüğüne dayanılarak, itirazımızın mahkeme tarafından reddinin hukuk düzeninin korumayacağı bir durumun devlet eliyle koruması anlamına gelmekte olduğunu, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E. 2012/18690 K. 2012/25539 T. 10.9.2012 kararında; \" Hakkın kötüye kullanılmasını; hukuken var olan bir hakkın sınırlarını aşarak ya da o hakkı gerekçe göstererek hukuka aykırı eylemler yapma durumu olarak veya bir hakkın, yasaların tanıdığı yetkilerin sınırları içinde olmakla birlikle, amacından saptırarak kullanılması olarak da açıklayabiliriz. Türk Medeni Kanunun 2. maddesine göre herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Yani bir hak sahibi hakkını kullanırken objektif iyi niyet kurallarına uymak, dürüst davranmak, başkalarını zarara uğratmamak zorundadır. Hak sahibi başkasına zarar vermek amacını taşımasa bile hareketi açıkça iyi niyet kurallarına aykırı ise ve başkasını zarara uğratıyorsa veya hak sahibine sağladığı yarar ile başkasına verdiği zarar arasında AŞIRI DENGESİZLİK varsa bu durumu hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirebiliriz. Anayasa başta olmak üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Türk Medeni Kanunu ve Türk B.K. hak sahibinin hakkını kullanırken objektif iyi niyet kuralları içinde hareket etmesini emretmiş aksi davranışın hukuk düzeni tarafından korunamayacağını belirtmiştir.\" denildiğini, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen nedenler muvacehesinde; ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine, tüm yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki 06/06/2017, 29/08/2018, 12/09/2018 tarihli lisans ve üretim anlaşmaları kapsamında davalıya teslim edilen 3D halılar karşılığında tanzim edilen faturalardan doğan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı yan; taraflar arasındaki sözleşmeler kapsamında davacıya teslim edilen 3D halılar karşılığında davalıya toplam  417.877,97-TL tutarında fatura tanzim edildiğini, davalının  242.829,88-TL ödeme yaptığını, 175.048,00-TL bakiye borcun ödenmediğini, davalı aleyhine başlatılan takibe haksız itiraz edildiğini ileri sürmüştür. Davalı yan; taraflar arasında yapılan sözleşmeler ile 3D halılar için belirlenen birim fiyatın fahiş olduğunun, sözleşmenin devamı sırasında yapılan piyasa araştırması ile tespit edildiğini, davalının reklam sektöründe faaliyet gösterdiğini ve sözleşme konusu halılar ile ilgili bilgi ve tecrübe sahibi olmadığını, davacının davalı yanın bu bilgisizliğinden faydalanarak piyasa fiyatının çok üzerinde birim fiyatlarla anlaşma yapılmasını sağladığını, bu durumun hem TTK'nun 55 maddesine aykırı olduğunu, hem de TBK'nun 28 maddesi uyarınca aşırı yararlanma teşkil ettiğini, edimler arası aşırı oransızlığın giderilmesi için girişilen uzlaşma çabalarının da sonuçsuz kaldığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, sözleşmeler, faturalar celbedilmiş ve tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi inceleme yaptırılarak mali rapor alınmış, bilirkişi raporunda davacının tanzim ettiği tüm faturaların davalı defterlerinde kayıtlı oldukları, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 175.048,00-TL bakiye alacağı bulunduğu kanaati bildirilmiş,  davalı yanın itirazları üzerine mahkemece bir marka ve patent vekili ile bir reklam uzmanı bilirkişiden oluşan heyetten, her üç sözleşmeye konu 3D halılar için sözleşmelerde kararlaştırılan 10.000,00-Euro +KDV birim fiyatın fahiş olup olmadığı yönünde rapor alınmış, taraflar arasındaki sözleşmeler kapsamında davacının sözleşmelere konu halıları teslim borcunu yerine getirdiği, uyuşmazlığın sözleşme ile kararlaştırılan birim fiyatların edimler arası aşırı dengesizlik oluşturup oluşmadığı, gabin şartlarının mevcut olup olmadığı yönünde olduğu, tacir olan davalının deneyimsizliğinden yahut bilgisizliğinden bahsedilemeyeceği, sözleşme serbestisi içerisinde tarafların satış bedelini serbestçe belirleyebilecekleri, edimler arası oransızlığın tek başına gabin teşkil etmeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; mahkemece aldırılan bilirkişi heyet raporu ile sözleşmelerde kararlaştırılan birim fiyatların fahiş olduğu tespit edilmesine, edimler arasında aşırı dengesizlik olduğu ispat olunmasına ve reklam alanında faaliyet gösteren davalının sözleşme konusu halılarla ilgili bilgi ve deneyim sahibi olduğunun kabul edilemeyecek olmasına rağmen, yine davacı tarafından sözleşmede kararlaştırılan piyasanın iki katı oranındaki birim fiyat üzerinden alacak tahsil edilemeye çalışılması hakkın kötüye kullanılmasını teşkil etmesine rağmen davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu yönündedir.  Gabin;  6089 Sayılı TBK'nun 28/1 maddesinde düzenlenmiş olup,  bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Sözleşmelerde, borçlanılan her edim ve karşı edim arasındaki açık oransızlık bu kapsamda mütalaa edilemez. Zira sözleşme hukukunda geçerli olan irade özerkliği ve sözleşme özgürlüğü ilkeleri gereğince, taraflar sözleşmenin şartlarını, dolayısıyla edim ve karşı edim arasındaki denge ve oranı diledikleri gibi kararlaştırabilirler. Kanun, bu konuda edimler arasında bulunması gereken denge ve oran hususunda objektif bir ölçü koymuş değildir. Yalnız, taraflardan biri karşı tarafın içinde bulunduğu zayıf durumdan yararlanarak onu sömürmek isteyebilir. Dolayısıyla aşırı yararlanmadan bahsedebilmek için, edim ve karşı edim arasındaki açık oransızlığın, taraflardan birinin, diğerinin içinde bulunduğu zayıf durumdan yararlanması suretiyle gerçekleşmesi gerekir.Aşırı yararlanmanın objektif ve subjektif unsurlarına bakıldığında; objektif unsur edimler   arası  açık  oransızlık  olup,  bu  unsur  sözleşmenin  içeriği  ile  ilgili   bir   husustur. Edimler arası açık oransızlık, sözleşmenin yapıldığı zaman ve yerdeki piyasa, pazar, arz ve talep şartlarına göre mevcut olmalıdır. Subjektif unsur ise ; zarar görenin zayıf durumu ki bu zor durumda kalma, düşüncesizlik, deneyimsizlik hali olarak nitelendirilir, diğeri de  yararlanma kastıdır. Diğer ifade ile aşırı yararlananın, karşı tarafın deneyimsizliğinin yahut düşüncesizliğinin veya zor durumda olduğunun farkında olmalı ve bu durumdan yararlanma kastı ile hareket etmesi zorunludur.Somut olayda; taraflar arasındaki 06/06/2017 tarihli sözleşme ile davacının, davalı tarafından futbol sahalarının 3D reklam alanlarında reklamı yapılacak ürünlerin çizmini tasarımını yapmayı ve tasarımın sergilenmesi için kullanılacak halıyı hazırlamayı, davalının da davacının tasarım ve üretiminin reklam ve tanıtım haklarının pazarlanması için davacıya 2018 2018 futbol sezonları için danışmanlık hizmeti vermeyi yüklendiği, bu çerçeve sözleşme akabinde taraflar arasında 12/09/2018 tarihli, ... reklamını içeren 3d halıların tasarım ve üretiminin gerçekleştirilmesi ile ... içerisinde kullanılmak üzere davalıya teslimi konulu anlaşma ile; 29/08/2018 tarihli,  ... Okulları reklamını içeren 3d halıların tasarım ve üretiminin gerçekleştirilmesi ile ... Stadyumu içerisinde kullanılmak üzere davalıya teslimi konulu anlaşma yapıldığı, her iki anlaşmada halıların birim fiyatının 10.000,00-Euro +KDV olduğunun, halı teslimatı gerçekleştiğinde fatura düzenleneceğinin, faturada dikkate alınacak kurun 1 Euro = 5,6-TL olacağının, fatura tarihinden sonraki otuz günün sonunda ödeme yapılacağının, ödemede gecikme olması halinde aylık %1,25 oranında vade farkı uygulanacağının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Sözleşme konusu halıların sözleşme tarihi itibariyle değerlerinin 5.000,00-Euro olabileceği belirtilmiş ise de, taraflarca kararlaştırılan birim fiyatın piyasa fiyatından yüksek olması tek başına aşırı yararlanmaya vücut vermez. Yukarıda açıklandığı üzere sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde taraflar sözleşme şartlarını, edim ve karşı edim arasındaki denge ve oranı diledikleri gibi kararlaştırabilirler. Yine mahkeme gerekçesinde isabetle belirtildiği üzere, ticaret şirketi olan davalının bilgisizliğinden veya deneyimsizliğinden de bahsedilemez. Zira davalı basiretli bir tacir gibi davranarak sözleşme konusu tasarım 3D halılar yönünden piyasa araştırması yaparak, iktisadi açıdan kendisi için en rasyonel tercihi yapmak imkan ve ihtiyarına sahiptir. Davalının faaliyet alanının yalnızca reklamcılık olması bu sonucu değiştirmeyecektir. Buna göre davacının, davalı yanın bilgisizliğinden veya deneyimsizliğinden yararlanarak, edimler arası dengesizlik yarattığı kabul edilemez. Yine tarafların ortak iradeleri ile kararlaştırdıkları bedelin ödenmesinin talep edilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu yönündeki davalı savunması da yerinde değildir. Tacir olan davalının sözleşme tarihinde zor durumda/müzayaka halinde olduğu da iddia edilmediğine, davacı tarafından tanzim edilen faturaların davalı defterlerine kayıtlı oldukları ve takip tarihi itibariyle her iki taraf defterlerine göre davacının davalıdan  175.048,00-TL alacaklı göründüğü sabit bulunduğuna göre, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 11.957,53 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 2.989,38-TL harcın mahsubu ile bakiye 8.968,15‬-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/06/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cd708d3970a0337d","SID":"3de4a3e32dc724a5"}}