{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/393 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/1179 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ  <br>NUMARASI\t: 2020/153 Esas 2021/902 Karar<br>TARİH: 25/11/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 04/07/2024 <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ile davalı arasında alım-satış ilişkisi olduğunu, müvekkilinin farklı tarihlerde davalıya mal sattığını, bu satım işlemleri sonucu 21.05.2018 tarih 009458 irsaliye numaralı 60.067,90 TL tutarlı fatura, 25.05.2018 tarih 009462 irsaliye numaralı 7.467,27 TL tutarlı fatura, 10.09.2018 tarih ... irsaliye numaralı 32.936,75 TL tutarlı faturayı düzenlendiğini, bu satışlara istinaden müvekkiline 20.000 TL ödeme yapıldığını, davalı/borçlunun müvekkiline olan fatura borcundan dolayı İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, davalı borçlunun bahse konu takibe ve borcun tamamına müvekkiline böyle bir borcu olmadığı bahsiyle itiraz ettiğini ve takibin durduğunu beyanla İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı takip dosyasına vaki itirazın iptaline ve duran icra takibinin devamına, davalının %20 icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde özetle; bahsi geçen firmanın sahibini hiç görmediğini ve tanımadığını, geçmişte de hiçbir şekilde alışverişi olmadığını, bir parti mal siparişi verdiğini, davaya konu olan fatura ve mal alımı sırasında İstanbul Kadıköy Numune Hastanesi'nde kanser tedavisi gördüğünü, bu dönemde yanında sigortalı çalışanın ustabaşı  ...olduğunu, ... 27.000,00 TL KDV dahil mal alınmış olduğunu, bu firmaya 15.12.2018 tarihli müşteri çeki verildiğini, 7.300,00 TL açık hesap kaldığını, bu gelen hammaddeyi ... teslim aldığını, bu malların 2018 Mayıs ayı ilk haftasında teslim edildiğini ve mallar teslim edildiği dönemde ise fatura gönderilmediğini, sonradan tedavide olduğu gün ve ustabaşı ...  da olmadığı günlerde faturaların çalışanlarına bırakıldığını, ilk 21.05.2018 tarihinde 60.067,90 TL KDV içinde olarak faturanın çalışanlara bırakıldığını, çalışanlar tarafından muhasebeye gönderildiğini, sonra 25.05.2018 tarihinde yine 7.467,27 TL KDV dahil fatura bırakıldığını, herhangi mal teslim edilmediğini ve hiçbir çalışan ve kendisi almadığı için teslim belgesinde de imzalarının bulunmadığını, mal aldıkları firmaya ödemeleri gereken 20.000,00 TL için 15.12.2018 tarihli 7 ay vadeli çek verildiğini, 7.000,00 TL açık hesap kalmış iken 25.05.2018 ve 10.09.2018 tarihlerinde bırakılan faturada gösterilen bu miktardaki malı teslim etmelerinin mantıken de mümkün olmadığını, bu dönemde iş yeri zarar ettiği için çalışanların haklarının demirbaşların satışı ile karşılandığı, elde kalan diğer az miktardaki demirbaşla devam etmeye çalışılsa da işin yürümediğini, Aralık 2020 tarihinde de işyerinin tamamen kapandığını, davacının aldıkları malın iddia ettikleri kadar olmadığı halde icra kanalı ile ihtiyati haciz kararı almaya çalıştıklarını, düzmece fatura belgelerinde teslim aldıklarına dair imzaları bulunduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 25/11/2021 tarih 2020/153 Esas- 2021/902 Karar sayılı kararında;\"Dava, davacı tarafından davalı hakkında başlatılan icra takibine yapılan itirazın İİK67 ve devamı maddeleri uyarınca iptaline karar verilmesi ilişkindir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğu hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının icra takibinde istenen kadar davalıdan alacaklı olup olmadığı ve takibe yapılan itirazın haklı olup olmadığı hususlarındadır. Bunun tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, tafsilatı bilirkişi raporunda açıklandığı üzere davacının davalıdan 80.471,92 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi raporunda her ne kadar davacı defterlerinin kapanış tasdiklerinin bulunmadığı belirtilmiş ise de davacı alacağının aynı miktar ile davalı defterlerinde de kayıtlı olduğu belirlendiğinden bu durum sonuca etkili görülmemiştir.\"...Davacı tarafın ticari defter ve kayıtların alacağın varlığı hususunda tek başına ispata yeterli değil ise de; davalının bağlı bulunduğu Halkalı Vergi Dairesinin cevabi yazısına göre, takibe konu faturanın davalı tarafça beyan edildiği dikkate alındığında bu husus teslime karine teşkil ettiğinden aksi yöndeki iddiayı ispat yükü davalı taraftadır. Davalı taraf, ticari defterlerini ibraz etmemiş, keza istinafa konu iddiası yönünden yargılama aşamasında taraflar arasında süre gelen ticari ilişkideki fatura örneklerini yahut ödeme belgelerini de ibraz etmemiştir. Dosyada mevcut SMM bilirkişi raporunda, salt davacı tarafın ticari defterleri incelenmiş olup takip tarihi itibariyle davacının alacak iddiası yerinde görülmekle davalı vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 353-1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir...\" (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi' nin 30.01.2020 tarih 2017/3832 E., 2020/227 Karar sayılı kararı)Davalı taraf davacıya istenen tutar kadar borçlu olmadığı, faturaların iş yerinde o dönemde sigortalı çalışanı ve diğer bir kısım çalışan tarafından teslim alındığı ve muhasebeye iletildiği  savunmasında bulunmuş ise de faturaların ticari defterlere işlenmesi, BA/BS formu ile vergi dairesine bildirilmesi, davalının basiretli bir tacir gibi davranması zorunluğu, ayrıca TTK 21. Maddesi uyarınca faturalara 8 gün içinde itiraz edilmemesi, iade faturası tanzim edilmemesi hususları birlikte değerlendirildiğinde davalının savunmalarına itibar edilmemiştir.Bilirkişi raporunda taraflar arasında cari hesap ilişkisi olduğu açıklanmış ve davacının tespit edilen rakamdan fazla talepte bulunduğu tespit edilmiştir. Davacı takip talebinde işlemiş faiz talebinde bulunmuş ise de davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğüne dair bir bilgi veya belge dosyaya sunulmamıştır. Takip öncesi faiz talebi belirtilen sebeple yerinde değildir. İzah edilen nedenlerle davacının davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Ayrıca  İİK 67 maddesi uyarınca itirazın iptali davasında alacaklı-davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksız ve alacağın da likit olması, borçlu-davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibe geçmede haksız ve kötü niyetli olması zorunludur. Alacağın likit ve hesaplanabilir olması, davalı/borçlunun itirazlarında haksız olduğunun anlaşılması karşısında hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında İİK 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile, ''1-Davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile; Davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline; takibin 80.471,92 ₺ asıl alacak üzerinden, bu alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,2-Hükmolunan alacağın %20'si nispetinde hesaplanan 16.094,38 ₺ icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı-borçlu hakkında, müvekkiline olan fatura borcundan dolayı ilamsız takip başlatıldığı ve borçlunun bahse konu takibe ve borcun tamamına itiraz ettiğini, itiraz üzerine duran icra takibinin devamı amacıyla bu davayı ikame etme zorunluluğu hasıl olduğunu, icra takibine konu alacakları yönünden asıl alacaklarının kabul edildiğini, işlemiş faiz alacağı taleplerinin ise reddedildiğini; TTK'nın 89. maddesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları doğrultusunda bilirkişinin yapmış olduğu tarafların açık cari hesap olarak çalıştıkları yönündeki tespitin yanlış olduğunu, taraflar arasında borç ve alacakların ayrı ayrı talep edilmeyeceğine, dönem sonunda ortaya çıkan bakiyenin talep edileceğine ilişkin herhangi bir sözleşme bulunmadığını, bilirkişinin elinde hiçbir veri bulunmamasına rağmen taraflar arasındaki ilişkiyi cari hesap ilişkisi olarak değerlendirmesinin yerinde olmadığını, dosyada bu yönde yazılı bir sözleşme ve tarafların  bu yönde bir iddiasının bulunmadığını;6102 Sayılı TTK madde 1530'un; \"Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer.\" şeklinde olduğunu, Ticari İşlerde Para Borçlarının İfasındaki Gecikmelerle Mücadele isimli ve 2011/7 sayılı Avrupa Birliği Yönergesi dikkate alınarak Türk Ticaret Kanunu’na eklenenen 1530. madde ile temerrüt faizinin oranı ve temerrüt tarihi hakkında birtakım düzenlemeler yapıldığını, TTK'nın 1530. maddesi gereğince, “mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde” ihtarsız temerrüt esasının belirlendiğini;<br>Buna göre mal veya hizmet tedariki sağlayan satıcının; faturanın veya eşdeğer ödeme talebinin borçluya tebliğ veya teslim edilmesinin üzerinden 30 gün geçtikten sonra, fatura veya eşdeğer ödeme talebi tebliğ veya teslim edilmemişse mal veya hizmetin tesliminden 30 gün geçtikten sonra herhangi bir ihtarnameye gerek kalmaksızın temerrüt faizi talep etme hakkı kazanacağını, somut olayda, icra takibine konu asıl alacak yönünden takip talebi incelendiğinde faturalarda yer alan irsaliye tarihinden 30 gün sonra temerrüt faizi işletilmeye başlatılarak hesap yapıldığının görüleceğini, bu sebeple takip öncesi işlemiş faiz yönünden taleplerinin reddinin yerinde olmadığını beyanla İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/153 E. ve 2021/902 K. numaralı kararının kısmen reddedilen kısım yönünden kaldırılarak dava dilekçesindeki talepleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı istinaf dilekçesinde özetle;  bilirkişi raporuna itiraz etmediğini, tamamına katıldığını, davacı ... tanımadığını, kendisi ile alışverişinin pazarlamacıları aracılığıyla olduğunu,  İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 5. Celse no' lu 25.11.2021 tarihli celse kararında bilirkişi raporunu kabul etmediği yönünde beyan geçilmiş ise de bu beyanı kabul etmediğini, bilirkişi raporunun kabul edilmesini istediğini, bilirkişinin yazmış olduğu raporda da uyuşmazlığın giderilmesi amacıyla yapılan işlemlerde durumun tam olarak açıklandığını,  davacı tarafın ticari defter ve kayıtları alacağın varlığı hususunda tek başına ispata yeterli değil ise de; davalı taraf olarak ispat yükü kendisinde gözükse dahi davalı tarafın ticari defterleri ibraz etmediğinin belirtildiğini, halbuki ticari defterleri mahkemenin ön bürosuna kayıt karşılığında ibraz ve teslim ettiklerini, ibraz etmedikleri iddia edilse dahi bilirkişi raporundan ibraz ettiklerinin anlaşılabileceğini ve alındı belgesinin kendilerinde mevcut olduğunu, davanın kısmen kabul edilmesinin haksız olduğunu ve  alacağın %20'si oranında İİK 62. maddesi uyarınca icra inkar tazminatına karar verilmesinin de haksız olduğunu, ilk duruşmadan itibaren  ... tanımadığını,  muhasebe yeterliliği olmayan kişilerin herhangi bir mal teslim alınmadan kendilerini ticari borçlu çıkarmak amacıyla faturaları teslim aldığını beyanla, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, davalı ile aralarında mal alım satımına dair ticari ilişki bulunduğunu, davalının borcun bir kısmını ödediğini, kalan kısım yönünden ise başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, davacıdan iddia ettiği miktarda mal almadığını, 27.000 TL + kdv tutarında mal aldığını, bunun da 20.000 TL'lik kısmını ödediğini, davacının diğer faturaları kendisinin işyerinde olmadığı bir tarihte çalışanlarına bıraktığını, herhangi bir mal teslim etmediğini beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara davacı vekili ile davalı istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; taraflar arasında cari hesap sözleşmesi ve ilişkisi bulunmadığı, bilirkişi raporunda yapılan aksi yöndeki tespitleri kabul etmedikleri, takipte her bir faturanın bağlı olduğu irsaliye tarihinin 30 gün sonrasından itibaren işlemiş faiz talep ettikleri, bu talebin TTK madde 1530'a uygun olduğu, Mahkemece takipten önce temerrüdün gerçekleşmediğinden bahisle işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğuna ilişkindir.Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; Mahkemece aksi belirtilmiş ise de bilirkişi raporundaki tespitleri kabul ettiği, rapora herhangi bir itirazının olmadığı, ticari defterlerini incelemeye sunduğu, davacıdan 27.3000 TL'lik alışveriş yapıldığı, bunun da 20.000 TL'sini ödediği, kalan miktar yönünden borçlu olmadığına ilişkindir. Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve mali bilirkişiden rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. HMK'nın 282. maddesinde \"Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.\" yasal düzenlemesi yer almaktadır. Taraflarca ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan dava, cevap, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda bu iddialar ve itirazlar  değerlendirilmiş, gerekçeli kararda her bir iddia ve savunma sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; taraflar arasında mal alım satımına dair açık hesap şeklinde işleyen bir ticari ilişki bulunduğu, cari hesap ilişkisi ve sözleşmesinin olmadığı, bilirkişi raporunda da bu yönde bir tespit yapılmadığı, raporda tarafların ticari defterlerinde mevcut davacının bakiye açık hesap alacağının tespit edildiği, buna göre tarafların ticari defterlerine göre davacının davalıdan 80.471,92 TL alacaklı olduğu, söz konusu alacağın takibe konu edilen üç adet faturadan kaynaklandığı ve faturaların taraflarca karşılıklı olarak ticari defterlere kaydedilerek bağlı oldukları vergi dairelerine bildirildiği, bu itibarla usulüne uygun şekilde tutmuş olduğu ticari defterlerindeki kayıtlar ile BA bildiriminin davalının aleyhine delil olarak kabul edileceği ve davalının fatura konusu malları teslim almadığını aksi yöndeki kesin delillerle ispat etmesi gerektiği, dosyaya bu yönde bir delil sunulmadığı, her ne kadar davacı taraf her bir fatura için düzenlenen irsaliye tarihinden itibaren 30 gün sonra davalının temerrüde düştüğünü iddia ederek TTK'nın 1530. maddesi uyarınca takipte işlemiş faiz talep etmiş ise de,  dava ve takip konusu faturalar üzerinde vade tarihi olmadığı gibi sunulan irsaliyelerde teslim alan imzası bulunmadığından malların davalıya hangi tarihte teslim edildiğinin belirsiz olduğu, faturalar davalıya tebliğ edilmiş olmakla birlikte hangi tarihte tebliğ edildiğini ispata yarar bir delil de bulunmadığı, TTK'nın 1530. maddesinin yalnızca tedarik sözleşmelerinde uygulanabileceği, somut olayda ise tacirler arası tedarik sözleşmesinden doğan bir uyuşmazlık bulunmadığından uygulanamayacağı, takipten önce davalı temerrüde düşürülmediğinden Mahkemece işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmesi ile alacak her iki taraf için de muayyen ve itiraz haksız olduğundan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin isabetli, tarafların aksi yöndeki tüm istinaf sebeplerinin ise haksız olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davacı ... ve davalı ...'ın istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan  alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan  tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalıdan alınması gereken 5.497,04 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.375,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.122,03 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04/07/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.  <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"663a5a357ad83187","SID":"7721e7eb59d3e92a"}}