{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2081 <br>KARAR NO: 2024/744<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/07/2020<br>NUMARASI: 2013/142 Esas -  2020/374 Karar<br>DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/05/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili ve davalı ... vekili tarafından ayrı ayrı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin kırk yıla yakın süredir faaliyet gösterdiğini, saygın bir şirket olduğunu, davalı ... Naminin davacı şirket yetkililerine gelerek bilişim sistemleri konusunda uzman olduğunu, ancak bilgisayar teknolojisi yatırımına sahip olmadığı için müşterilere hizmet veremediğini, davalı kendi adına olan şirketini vergi borçları nedeniyle kapatamadığını ve yeni kurulacak bir şirkete de bu aşamada sermaye koyamayacağını belirttiğini, davalının bu beyanları üzerine beyanlara güvenerek davacı şirketin davalı ile birlikte iş yapmayı kabul ettiğini, davacı şirket bünyesinde ... adı ile bir yapılanma oluşturulduğunu, bu arada davalı yeni şirket kurulması için gerekli olan mali gücünü toparlayana kadar davalı ile var olan şahıs şirketi üzerinden elde edilecek kar esasına dayanılarak fatura karşılığında hizmet alınması hususunda anlaşmaya varıldığını, davacı şirket ile davalı ... arasında 15/10/2012 tarihli sözleşme akdedildiğini, bu sözleşme karşılığı hizmet verileceğini, karşılığında net karın %35'inin davacı şirket tarafından davalıya ödenmesi şeklinde anlaşmaya varıldığını, diğer yandan davacı şirket ile davalı ... şirketi arasında 18/10/2012 tarihli İşbirliği Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmeye göre proje kapsamında müşteri hangi taraf aracılığı ile geldi ise faturayı o taraf kesecek ve hizmeti veren diğer tarafa faturadan doğan karın yarısını ödeyeceğini, sözleşme süresince müvekkil şirket dışında üçüncü bir kişi ile çalışması sözleşmesine aykırılık teşkil eden diğer davalı ile sözleşmeye aykırılık ve haksız rekabet teşkil eden bir işbirliği içine girmiş olup bu suretle davacı şirketin büyük zarara uğradığını, davalı ... Şirketine keşide edilen Beşiktaş ... Noterliğinin 15/03/2013 tarihli ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile hukuka aykırı eylemlerine son verilmesinin hitar edildiği, ihtarnameye karşılık olarak sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini, diğer davalıya da Beşiktaş ... Noterliğinin 15/03/2013 tarihli ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin gönderildiğinin davalı ...'in hukuka aykırı eylemlere devam ettiğini, davalı şirketin sözleşmeyi süresinden önce haksız ve tek taraflı olarak feshetmiş olup bu hususta da tazminatı gerektirdiğini belirterek davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı ... vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının beyanlarının doğru dolmadığını, herhangi bir ortaklık programı satın alma söz konusu olmadığını, ortaklık programını davacı şirketin kendisinin almadığını, davalıların arkadaşı dava dışı olan ... isimli kişiye ait sertifikalar sayesinde davacı şirkete verilmesini sağlandığını, ortaklığın dava dışı ... isimli kişinin davacı şirketin söz verdiği alacaklarını almaması ve kendisine söz verilen imkanların sağlanmaması nedeniyle sona erdiğini, davacının tamamiyle kötüniyetli olduğunu, davalının 03/05/2010 tarihinde bilişim alamında çalışmaya başladığını ve 31/10/2012 tarihine kadar ... isimli firma üzerinde çalışmaya devam ettiğini, talep edilen faiz türünün yanlış olduğunu, yapılan sözleşme uyarınca görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, Mahkememizin görevsiz olduğunu belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.Davalı ... şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın belirsiz dava olduğunu, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, söz konusu şirketin bilişim alanındaki faaliyet süresi dava tarihine kadar sadece bir yıl olduğunu, davacı şirketin müşteri portföyümü almaya çalışıyorlar iddiasının asılsız ve yersiz bir iddia olduğunu, portföy sahibi olarak davalı şirket olduğunu, mevcut ve potansiyel müşteri adı verilen listenin gerçekle uzaktan ve yakından hiçbir ilgisinin bulunmadığını, davacı şirketin bilişim alanında bir geçmişi olmadığı gibi herhangi bir protföyü de bulunmadığını, davacı şirket ile davalı şirketin 18/10/2012 tarihinde işbirliği sözleşmesi imzalandığını, davacı şirketin sözleşmeye aykırı hareket ettiklerine dair iddialar dışında dosyaya hiçbir somut veri ve belge sunulmadığını, davalı şirket ile diğer davalı ...in önceden birbirlerini tanıdığını, talep edilen faiz türünün kanuna aykırı olduğunu belirterek davanın dava şartı yokluğundan usulden reddini avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...davanın belirsiz alacak davası niteliğinde bulunup dava açıldığı tarihte uğranılan tüm zarar yönünden zamanaşımı süresinin kesildiği, bu nedenle davalı şirket vekilinin ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı kanaatiyle Mahkememizce 20. Celse 1 nolu ara karar ile reddedilmiştir. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; davacı ile davalı gerçek kişi ve davacı ile davalı şirket arasında ayrı ayrı sözleşmelerin imzalandığı, bu sözleşmelerden davacı ile davalı gerçek kişi arasındaki 15/10/2012 tarihli sözleşmenin 3.3 maddesinde elde edilen karın %35'nin, 3.4 maddesinde yatırımların %35'nin davacıya ödeneceğinin kararlaştırıldığı, 3.7 , 3.8 ve 3.9 maddelerinde rekabet yasağının düzenlendiği, davalının sözleşme maddelerine aykırılığı halinde 4. Maddesinde 50.000,00-USD cezai şartın ödenmesinin kararlaştırıldığı, yine davacı ile davalı şirket arasında 18/10/2012 tarihli sözleşmenin akdedildiği, 3.3 maddesinde tarafların elde ettiği karın yarısını ödeyeceğini kararlaştırıldığı, davalı ... ve davalı şirket  26/03/2013 tarihinde ayrı ayrı ihtarnamelerle sözleşmeleri feshettikleri görülmüştür. Uyuşmazlık davalıların eylemlerinin haksız rekabet teşkil edip etmediği, davacının haksız rekabet nedeniyle tazminat talep edip edemeyeceği, davalı ...'in sözleşme kapsamında ceza-i şartın koşullarının oluşup oluşmadığı, sözleşmenin haksız feshi halinde davacının mahrum kaldığı karı talep edip edemeyeceği ve yatırım bedeli hususlarında toplanmaktadır. Mahkememizce ve talimat yoluyla tanıklar dinlenmiş, tüm deliller toplanmış ve dosya alanında uzman bilirkişi heyetine tevdii edilmiştir. Bilirkişi heyetinin denetime elverişli raporu hükme esas alınmıştır. Yapılan incelemede davacının müşterisi olduğu halde davalı şirket tarafından iş yapıldığı ancak yapılan işin gelirinin yarısının davacıya vermesi gerekirken vermediği, müşterilerin davacının portföyünden alındığı tesipt edilmiş, davalı şirket bu hali ile haksız rekabet eyleminde bulunduğu görülmüştür. Ayrıca davalı ...'e gönderilen ihtarname davalı şirket tarafından alındığı gibi davalılar tarafından işbirliği yapılarak davacının zararına hareket ettikleri bu hali ile haksız rekabetin oluştuğu, davalıların fesihlerinin haklı nedene dayanmadığı tespit edilmiştir. Bu  halde davacı taraf haksız fesih nedeniyle maddi zararını ve sözleşme maddeleri uyarınca cezai şart bedelini talep edebilecektir. Bu kapsamda davacının kar mahrumiyeti talebi yönünden ise sözleşmenin sona ermesine kadar geçen süre nazara alınarak hesaplanmayacaktır. Talep edenin yeni bir sözleşme yapılabileceği süreye kadar hesaplanacaktır. Bilirkişi heyeti bu sürenin en fazla 3 ay olabileceğini belirleyerek bu yönde rapor düzenlemişlerdir. Tüm dosya kapsamı sözleşme maddeleri nazara alındığında tarafların haksız rekabet eyleminde bulundukları, sözleşmenin feshinin haksız olduğu, haksız rekabet davacının uğradığı zarardan müteselsilen sorumlu oldukları, davacının kar kaybının 3 ay üzerinden hesaplandığı ve davalı şirketten talep edebileceği, davalı ...'in sözleşmenin ve rekabet yasağına aykırılık nedeniyle belirlenen cezai şarttan sorumlu olduğa\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili ve davalı ... vekili tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. Vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava kısmi dava açıldığından alacaklar zamanaşımına uğradığını, ayrıca; ilk derece mahkemesince verilen hüküm fıkrasındaki vekalet ücretinden diğer davalıyla birlikte müvekkil firmanın müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkil firmanın kurulan hükme göre  sorumlu  olmadığı cezai şart miktarı üzerinden hesaplanan vekalet ücretinden sorumlu tutulması açık bir şekilde usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkil firmanın sorumlu tutulacağı vekalet ücreti miktarını,  hüküm fıkrasında davalı müvekkilin sorumlu tutulduğu tutar üzerinden hesaplanmasını, kaldı ki, cezai şart tutarından sadece diğer davalı sorumlu tutulduğunu, ayrıca her iki davalının sorumlulukları farklı sözleşmelerden kaynaklandığından müvekkilimizin diğer davalıyla müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulması da hukuken mümkün olmadığından verilen karar bu sebeplerle de usul ve yasaya aykırı olup kararın bozularak ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, müvekkil aleyhine kurulan haksız, usul ve yasaya  aykırı İstanbul 14.asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/142Esas, 2020/374Karar sayılı 06/07/2020 günlü kararının istinafen incelenerek; istinaf talebimizin kabulüyle 6100 sayılı HMK'nın  353'üncü maddesinin (a) bendinde belirtilen 6.maddesi ve sair bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde tespit edilen aykırılık nedeniyle dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü yasaya aykırı olarak verdiği tespit edilen ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine, diğer hâllerde, gerekli tedbirlerin alınmasını müteakip davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına, yapılacak olan tahkikat neticesinde duruşma sonunda istinaf talebimizin kabulüyle; İstanbul 14.asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/142Esas, 2020/374Karar sayılı 06/07/2020 günlü kararıyla müvekkil  aleyhine kurulan haksız, usul ve yasaya  aykırı kararının, re'sen tespit edilecek sair hususlar da dikkate alınmak suretiyle yapılacak istinaf incelemesi sonucunda bozularak ortadan kaldırılmasını,  davanın reddine şeklinde yeniden hüküm kurulmasına, icra iflas kanunu 36 ve 6100 sayılı hmk 350/1 maddesi gereğince kararın infazının telafisi imkansız zararlara sebebiyet olacağı anlaşıldığından istinaf incelemesi sonuna kadar icranın geri bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı  ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilim sözleşmeyi ihlal etmediğini, çünkü tüm müşteriler diğer davalının eskiden beri müşterisi olduğunu, hükme esas alınan rapor hatalı olduğunu, rapordaki tespitler yanlış olduğunu, raporu düzenleyen bilirkişiler sözleşme maddelerini yanlış yorumlandığını, verilen cezai şart aşırı fahiş, müvekkilim tacir olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte usul gereği cezai şarttan indirim yapılmadığını, danışmanlık sözleşmesini değerlendirme Asliye Ticaret Mahkemesinin değil Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanında olduğunu, vekalet ücretinden tüm davalıların birlikte sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olduğunu, çünkü müvekkilimiz açısından hükmedilen bedelin sebebi ile diğer davalı arasında ilişkiden dolayı hükmedilen bedel farklı sebeplere dayandığını, sonuç itibariyle yukarıda arz ettiğimiz ve açıklamaya çalıştığımız hususlar dairesinde müvekkil aleyhine kurulan haksız, usul ve yasaya  aykırı İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/142Esas, 2020/374Karar sayılı 06/07/2020 günlü kararının istinafen incelenerek istinaf talebimizin kabulüyle; Öncelikle mahkemenin görevsizliğine, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/142Esas, 2020/374Karar sayılı 06/07/2020 günlü kararıyla müvekkil  aleyhine kurulan haksız, usul ve yasaya  aykırı kararının, re'sen tespit edilecek sair hususlar da dikkate alınmak suretiyle   yapılacak istinaf incelemesi sonucunda esastan bozularak ortadan kaldırılmasına ve davanın reddine şeklinde yeniden hüküm kurulmasına, İcra İflas Kanunu 36 ve 6100 sayılı HMK 350/1 maddesi gereğince kararın infazının telafisi imkansız zararlara sebebiyet olacağı anlaşıldığından istinaf incelemesi sonuna kadar icranın geri bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava; sözleşmeye aykırılık ve haksız rekabet nedeni ile uğranılan maddi zarar, cezai şart, mahrum kalınan kar ve  yatırım bedelinin tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davalılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; mahkemenin görevli olup olmadığı, davanın belirsiz alacak davası olarak açılıp açılamayacağı, ıslah edilen miktar yönüyle zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı, faiz türünün ne olacağı,  davalıların eylemlerinin haksız rekabet teşkil edip etmediği, davacı ile davalı şirket arasındaki sözleşmenin geçerli olup olmadığı, kim tarafından feshedildiği noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.Davacı şirket, davalı ... ve davalı şirketin haksız işbirliğine girerek davacı şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı olarak bu davayı açmıştır.Davalı taraf ise davacı iddialarını kabul etmemiş, davacının müşterisi olduğunu iddia ettiği şirketlerin davalı tarafın sözleşme tarihi öncesinde hali hazırda zaten müşterisi olduğunu, sözleşme gereğince davacının yapılan işten kar payı almasının iki koşula bağlandığını, birinci koşulun müşterinin 18/10/2012 tarihinden sonra davalı ...'e başvurması ve yapılacak işin sistem işi olduğunu belirtmesi, ikinci koşulun ise davacının kendisine Network işi için başvuran müşterisini davalı Vitel'e yönlendirmesi olduğunu, faturaların düzenleme tarihlerine bakıldığında bu faturaların sözleşme tarihinden önce davalı ile çalışan müşterilerden dolayı ''network işi yapan'' davalı ...'den davacı ... Sistemin herhangi bir kar payı talebinin olamayacağını savunmuştur.Davacı ile davalı ... arasında 15/10/2012 tarihli danışmanlık hizmet sözleşmesi yapıldığı, sözleşmenin süresinin 2 yıl olduğu, incelenmesinde; 3.1. maddesinde, \"Met sistemin müşterilerine ... ile kurumsal Microsoft çözümleri konularında ileri düzeyde hizmet sağlamak amacıyla faaliyete geçmiş olup, danışmanın bu kapsamda ... sisteme ve ... sistem müşterilerine hususlarında hizmet vereceği...\" 3.2 maddesinde, \"Danışmanın  3. 1 maddesinde belirtilen hizmetin yanı sıra met sistemin faaliyetinin ve hizmetlerinin artmasını sağlayıcı faaliyetlerde bulunmayı, işin gelişmesini sağlamayı, bu amaçla gerekli her türlü organizasyonu kurmaya yardımcı olmayı, işletmeye faydalı olabilecek plan ve projeler geliştirmeyi, yatırımlar konusunda fizibilite raporları hazırlamayı kabul ve taahhüt ettiği... \" 3.3. maddesinde, \"Danışmanın verdiği hizmete karşılık ... sistem iş bu sözleşme kapsamındaki iş ile ilgili elde ettiği net karının, %35' in.i Danışmana ödeneceği.. \" 3.4 maddesinde \"... üzerinden müşterilere verilecek olan ... ile ilgili olarak ... tarafından, iş bu sözleşmenin akdedilmesinden önce yapılan ve yapılacak olan yatırımların %35 i Danışman tarafından ...in ilk talebi üzere ... Sisteme ödeneceği...\" 3.7. maddesinde, \" Danışman iş bu sözleşme yürürlükte kaldığı sürece iş bu sözleme, konusu hizmetlerle ilgili kendi adına veya başka bir şirket adına çalışamaz, işbirliğine giremez, bu yönde iş alamaz..\" 3.8 maddesinde, \"Danışmanın iş bu sözleşme süresi sona erse dahi, met sistemin müşterilerine net sistem aracılığı olmaksızın doğrudan veya dolaylı olarak hiçbir şekilde iş bu sözleşmede belirtilen hizmetleri veremez, bu müşterilerin çalışanı olamaz, met sistemin müşteri portföyünden hiçbir şekilde yararlanamaz..\" 3.9. maddesinde, \" Danışman iş bu sözleşme kapsamını ... sistemden ve ... Mad. Tic. A.Ş.'den ve / veya met sistem müşterilerinden danışmanlık hizmetlerinin ifası sırasında herhangi bir surette temin ettiği bilgileri, ticari sırları gizli tutacağını , kısmen veya tamamen doğrudan veya dolaylı olarak hiçbir şekilde 3. Şahıs ve kurumlara açıklamayacağını, kendisine çıkar sağlamak amacıyla kullanılmayacağını kabul beyan ve taahhüt eder. Danışmanın bu yükümlülüğü sözleşme süresi boyunca ve sözleşme sona erdikten sonra devam eder..\"  4. maddesinde \"Danışman iş bu sözleşmenin 3.7, 3.8 ve 3.9 maddelerinde yer alan yükümlülükleri ihlal etmesi halinde met sisteme... 50.000 USD cezai şart ödemeyi, bu cezanın fahiş olmadığını ve hiçbir şekilde indirim talep edemeyeceğini kabul beyan taahhüt eder hususlarına yer verildiği görülmektedir.\" düzenlemelerini içerdiği görülmektedir. Davacı ile davalı şirket arasında yapılan 18/10/2012 tarihli sözleşmenin incelenmesinde ise; sözleşme süresinin 1 yıl olduğu, 3.1 maddesinde, \"... sistem müşterilerine ... profesyonelleri, bilgisayar tabanlı bilişim sistemlerinin yazılım uygulamaları, bilgisayar donanımının incelenmesi, tasarlanması, geliştirilmesi, yürütülmesi, yönetimi ve desteği ve ile kurumsal Microsoft çözümleri ve. Konularda hizmet vermektedir. Bu hizmetler kısaca \"sistem işleri\" olarak anılaşacaktır. ... ise network kurumsal network entegrasyonu, kesintisiz internet çözümleri, kurumsal bilgi güveniliği çözümleri, network performans yönetimi vb. Konularda hizmet vermektedir. Bu hizmetler kısaca \"network işleri\" olarak anılacaktır. Bu kez taraflar, network işlerinin vitel tarafından, sistem işlerinin met sistem tarafından gerçekleştirilmesi esasına dayalı olarak müşterilere bir paket halinde tek kanaldan hizmet verilmesi (proje) hususunda mutabık kalmışlardır. Bu kapsamda met sistem müşterilerinin network işleri vitel, vitel müşterilerinin sistem işleri met sistem aracılığı ile gerçekleştirilecektir.\" 3.2 maddesinde, \"Müşteriye proje kapsamında sunulacak olan fiyatlandırma belirlenirken, sistem işleri için met sistem, network işleri için vitel fiyatlandırmayı belirleyecektir\".  3.3 maddesinde \"Müşteri hangi taraf aracılığıyla geldi ise diğer taraf, kendi verdiği hizmet sonucunda elde ettiği karın yarısı müşteriyi getiren tarafa ödeyecektir...\" 4. maddesinde '' ... sistem işleri ile ilgili olarak münhasıran ... sistem ile işbirliği içinde olduğunu, kendi müşterilerine, bu işle ilgili olarak yalnızca ... Sistem'i yönlendireceğini ve yalnızca ... Sistem ile çalışacağını, aynı şekilde ... Sistem de network işleri ile ilgili olarak minhasıran ... ile işbirliği içinde olduğunu ve kendi müşterilerine, bu işle ilgili olarak yalnızca ...'i yönlendireceğini ve yalnızca ... ile çalışacağını kabul, beyan ve taahhüt eder.' Tarafların yalnızca kendi alanlarına giren ve proje kapsamında olmayan işleri (örneğin müşteri sadece sistem işi talep etmiş ise sistem işini) bağımsız olarak ifa etme hakları saklıdır.'' 8. maddesinde, \"Taraflardan herhangi birisinin iş bu sözleşmeden doğan yükümlülüklerine aykırı davranırsa diğer taraf bu durumun ortadan kaldırılmasını talep eden yazılı bir bildirim gönderecektir. Sözleşmeye aykırı davranan taraf bildirim tebellüğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde gerekli düzeltmeyi yapmaz ise, diğer taraf iş bu sözleşmeyi yazılı olarak bildirmek kaydıyla derhal feshedebilir\".  düzenlemelerini içerdiği görülmektedir. Davalı ... vekilinin davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gerektiğine dair istinaf istemi bakımından; TTK'nın 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin  taraflarının her ikisinin  birden  ticari işletmesi ile ilgili olmalı (nispi ticari dava) ya da  tarafların tacir olup olmadıklarına veya  işin tarafların  ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın, TTK veya diğer kanunlarda o davaya  asliye ticaret mahkemesinde bakılacağı yönünde düzenlenme (mutlak ticari dava) olmalıdır. Somut uyuşmazlık, davalıların haksız rekabet ve sözleşme hükümlerine aykırı davranmış oldukları iddiası ile açıldığından haksız rekabet TTK'nın 4. maddesinde sayılan mutlak ticari davalardandır. Yine davanın tarafları tacir olup iş ticari işletmeleri ile ilgili olduğundan ticaret mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamında alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında dava dışı ... şirketi için hem sistem işi hem de network işi yapıldığı, sözleşmedeki 3.1 maddesine uygun olduğu, ... şirket ile ilgili yapılan Network işi olarak ... firmasına ait olduğu, ... ile ilgili işlerin sistem işi olarak yapıldığı, ... şirketi için yapılan işlerin sistem işi ve network işi olduğu,   Sözleşmenin 3.1 ve 4/2. Maddesi kapsamında olduğu belirtilmiş, dava dışı şirketlere yapılan işlemler ve düzenlenen fatura tarihleri de dikkate alındığında davacı şirket ile davalı şirket arasında düzenlenen sözleşme kapsamında ve davacı şirkete kar payı verilmesi gereken  işler olduğu tespitinde bulunulmuştur.Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Somut uyuşmazlıkta ispat yükü üzerinde olan davacı, davalıların haksız bir işbirliği içerisine girerek zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, davalıların taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine aykırı davrandıklarını ispatlaması gerekmektedir. Davalı şirket dava dışı şirketlerin sözleşme tarihinden önce kendi müşterileri olduğunu iddia etmiş ve eski tarihli faturaları dosyaya sunmuş ise de; davacı şirkette danışmanlık hizmeti sunan davalı ...'nin davalı şirket çalışanları ile gerçekleştirdiği mail yazışmalarından bu müşterilerin davalının davacı şirkete hizmet verdiği dönemde geldiği ve davalının davacı şirket adına yaptığı görüşmeler sonucunda davacının davaya konu ettiği işlerin yapıldığı görülmüştür. Bu durumda bu işlerin sözleşmenin  3.3 maddesinde düzenlenen müşterinin davacını taraf aracılığıyla geldiği kabul edilmesi gerekir ve davalının elde ettiği karın yarısını davacı tarafa ödemelidir. Davalı bu müşterileri kendisinin getirdiğini ispatlayamamıştır. Yine davalı şirketin 2006, 2007 ve 2010 yılında anılan şirketlerle bir kısım işler yapmış olması davaya konu ve davacının alacak iddiasında bulunduğu işler yönünden davalının bu müşterileri  kazandırdığı anlamına gelmez. Dosya kapsamındaki sözleşmeler, ihtarnameler, faturalar, ticari defter ve dayanakları ile mail yazışmaları bir bütün halinde değerlendirildiğinde davalı şirketin davacı şirketin danışmanı olduğunu bildiği davalı ... ile davacının müşteri çevresinden edindiği işleri davacı çalışanı aracılığıyla yaptığı ancak davacıya dava dışı müşteriler ile yaptığı işler gereğince edinilen kar payını ödemediği, anlaşılmıştır. Bu durumda davacının davalı şirketin sözleşmeye aykırı eylemi nedeniyle zarara uğradığı kabul edilerek bilirkişi incelemesi ile tespit edilen 17.098,23 TL alacağı olduğunun kabulüne karar verilmiştir. Ancak ilk derece mahkemesince her ne kadar davalı ... yönünden de davanın kabulüne karar verilmiş ise de davalının sözleşmeye aykırı eylemi nedeniyle sözleşmedeki cezai şart maddesi gözönüne alındığında mahkeme kararı yerinde olmamıştır. Zira davalı ... nin sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle oluşan zararın karşılığı cezai şart olarak kararlaştırılmıştır.Davalı ... vekilinin sözleşmedeki cezai şart maddesinin sonradan eklendiğine ve genel işlem koşulu olduğuna dair istinaf istemi bakımından; 15/10/2012 tarihli sözleşmenin 4. maddesinde'' danışman, iş bu sözleşmenin 3.7, 3.8 ve 3.9. maddelerinde yer alan yükümlülüklerini ihlal etmesi halinde ... Sistem'e uğranılan zarar ve ziyandan ayrı olarak 50.000 USD cezai şart ödemeyi, bu cezai şartın fahiş olmadığını ve hiç bir şekilde indirim talep edemeyeceğini peşinen kabul, beyan ve taahhüt eder.'' düzenlemesi bulunmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme hem hizmet ilişkisinin devamı sürecinde geçerli olan bir hizmet sözleşmesini, hem de hizmet sözleşmesi sona erdirdikten sonra da yükümlülükler öngören bir rekabet etmeme sözleşmesini içermektedir. Davalının sektörde danışmanlık hizmeti verecek kadar çalışmasının olması, müşteri çevresinin bulunması deneyimli olması gözönüne alındığında alalade bir çalışan olmadığının anlaşılması karşısında sözleşmedeki düzenlemenin haksız şart olduğu kabul edilemez. Bu durumda davacı, sözleşmeye aykırı davranıldığını ileri sürerek davalıdan cezai şart  talebinde bulunabilecektir. Yine davalının sözleşmedeki cezai şarta ilişkin maddenin sonradan eklendiği ve ATK'dan rapor alınması talebi bakımından sözleşme aslının incelenmesinde sözleşmenin 05/10/2012 tarihli ve 3 sayfadan oluştuğu, her sayfanın altında davalı ...'nin kendi isim soyisim ve ıslak imzasının bulunduğu, sözleşmenin cezai şart başlıklı 4. maddesinin de dahil olmak üzere imzası inkar edilmeyen bilgisayar çıktısı olduğu hususları gözönüne alındığında davalı taraf iddialarını dosya kapsamında kesin delil ile ispat edilememiştir. Ayrıca davalının 26/03/2013 tarihli ihtarnamesinde sözleşme içeriğinin boş olduğu, sözleşmenin sonradan ve tek taraflı oluşturulduğu iddiasında bulunduğu, istinaf dilekçesinde ise sözleşmenin okutturulmadan ve imzalandıktan sonra bir nüshası dahi verilmeden davacı şirket tarafından tek taraflı oluşturulduğu iddiası kendi içinde çelişkili olup davalı sözleşmenin müzakere edilmeden ve sonradan ekleme suretiyle oluşturulduğunu ispatlayamamıştır. Bu durumda sözleşme tarafları bağlayıcıdır.<br>Davacı tarafça davalıya Beşiktaş ... Noterliği'nin 15.03.2013 tarihli ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edilerek; taraflar arasında akdedilen İşbirliği Sözleşmesi'ne aykırı eylemlere son verilmesi, Sözleşme'de yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmesi, ihtarname tarihine kadar müvekkil şirketi aradan çıkarmak suretiyle müşterilere verilmiş olunan sistem işleri ile ilgili müvekkil payına düşen karın müvekkil şirkete ödenmesi, müvekkil şirketin hizmet aldığı ... ile ilişkilerine derhal son verilmesi ve haksız rekabet teşkil eden eylemlere son verilmesi ihtar edilmiştir. Bunun üzerine davalı şirket tarafından cevabi ihtarname ile davacı şirket çalışanlarının SGK kayıtları ve sertifikalarının ibrazı talep edilmiş, sonrasında davacı şirket tarafından 20/03/2013 tarihinde e mail ile davalı şirkete talep edilen belgeleri göndermek gibi bir yükümlülükleri olmadığını bildirmiştir. Davacı şirketin mailinde tekraren  ''bu süreçte muhatabınız şirketimiz vekilleri Avukatımızdır'' şeklindeki beyanlar davacının davalı ile ticari ilişkiyi sonlandırmaya yönelik irade beyanı olarak kabul edilemez. Davalı şirketin söz konusu ihtarnameye karşılık cevabi ihtarname ile asılsız iddia ve ithamlar ve aşırı güvenliksiz ortamı nedeniyle sözleşmenin yürürlüğünün sürdürülebilmesinin imkansız olacağından bahisle sözleşmeyi tek taraflı feshettiğini davacı tarafa bildirmiştir. Dosyada bulunan 26/03/2013 tarihinde ayrı ayrı ihtarnamelerle davalıların sözleşmeleri feshettikleri görülmüştür. Davacı şirket ile davalı ... Sistemleri Tic. A.Ş. arasında akdedilen 18.10.2012 tarihli Sözleşme'nin 8. maddesi uyarınca Sözleşmenin feshi ancak, taraflardan birinin Sözleşme'den doğan yükümlülüklerine aykırı davranması halinde diğer tarafın bu durumun ortadan kaldırılmasını talep eden bir bildirim göndermesi ve yazılı bildirim ile verilen 7 günlük sürede gerekli düzeltmenin yapılmaması halinde mümkündür. Ancak davalı tarafça herhangi bir bildirim gönderilmeksizin ve süre verilmeksizin sözleşmenin derhal ve tek taraflı olarak feshedildiği anlaşılmıştır.Davalı dosya kapsamına göre sözleşmeyi feshinde haklı olduğunu da ispatlayamamıştır. Bu durumda davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiğinin kabulü gerekir. Davacının sözleşmenin süresinden önce ve haksız fesheden davalı şirketten kar payı alacağı talebinde bulunması mümkündür. Dosya kapsamında alınan ayrıntılı ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporları ile tespit edilen kar payı alacağı talebinin kabulüne karar verilmesi yerindedir.Ayrıca Davalı ..şirketi vekilince taraflar arasındaki 18/10/2012 tarihli sözleşmenin sonuç doğurmasının mümkün olmadığı, zira sözleşmenin tamamlayıcı unsurlarından olan davacının sözleşmeyle belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmesi için bu işleri yapabilecek personele sahip olmadığı belirtilmiş ve bu sözleşme nedeniyle talepte bulunmasının da mümkün olmayacağı savunulmuştur. Ancak davalı şirketin basiretli bir tacir olarak tarafların anlaşması öncesinde gerekli araştırmaları yapması gerektiğinden buna ilişkin iddiaları dinlenebilir değildir.Davacı şirket dava dilekçesinde davaya ilişkin taleplerinden maddi zarar, mahrum kalınan kar ve yatırım bedeline ilişkin alacak kalemlerini belirsiz alacak davası olarak açtığını belirtmiştir.6100 Sayılı Yasa'nın 107. maddesinde “davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde alacaklı hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek sureti ile belirsiz alacak davası açabilir...”düzenlemesi mevcuttur. Anılan maddenin gerekçesinde belirtildiği gibi zararın baştan belirlenemediği ancak bir incelemeden sonra tam olarak tespiti mümkün olan tazminat taleplerinde belirsiz alacak davası açılabileceğinin düzenlendiği, hak arama özgürlüğünün gerçekleşmesi ve usul ekonomisine aykırı durumların önüne geçmek için bu müessesenin getirildiği anlaşılmaktadır. Somut olay itibariyle davacı şirketin davalıların haksız bir işbirliğine girerek davacıyı zarara uğrattığı ve davalılarla yapılan sözleşmelerin süresinde önce sona ermesi nedeniyle istediği mahrum kaldığı karın tazmini taleplerinin kesin olarak tespitinin ancak yapılacak yargılama neticesinde ortaya çıkabileceğinin anlaşılmış olmasına göre davacının belirsiz alacak davası açmasında usul ve yasaya aykırı bir durum olmadığından davalı ... ve ... İletişim şirketi vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir. Bu anlamda davalı vekillerinin davacı vekilinin eksik harcın tamamlanması aşamasında dilekçesinin ıslah dilekçesi olarak nitelendirmesinin de davanın kısmi dava olarak açıldığı anlamına gelmeyeceği açıktır.  Ayrıca taleplerin sözleşmeye aykırılık ve haksız rekabet sebebine dayalı olarak belirsiz alacak davası olarak açılması ve dava tarihi itibariyle zamanaşımının kesilmesi nedeniyle bedel arttırım tarihinde zamanaşımı süresi dolmamıştır, bu nedenle davalı vekillerinin zamanaşımına ilişkin itirazları yerinde değildir. İlk derece mahkemesince yatırım bedeline ilişkin alacağın davacı tarafça bilinmemesinin mümkün olmaması nedeniyle somutlaştırılması istenmiş, davacı tarafça beyan dilekçesi sunulmuş ve davaya ıslah dilekçesi de göz önününe alınarak kısmi dava olarak 1.000,00-TL üzerinden devam edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmeler 2012 yılında yapılmış, haksız rekabete konu eylemler 2012-2013 yılında gerçekleşmiştir. Bu haliyle 1 ve 3 yıllık haksız rekabete ilişkin zamanaşımı süreleri ile sözleşme tarihi gözönüne alındığında ise dava tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır, dolayısıyla davalıların zamanaşımı itirazı yerinde değildir.Davalı vekillerinin faiz türüne ilişkin istinaf istemleri bakımından; uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması nedeniyle ticari iş niteliğindedir. Ticari işlerde 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi gereği avans faizi yürütülmesi mümkündür. Davacı faize ilişkin talebini reeskont avans faiz olarak belirtmiş olup ilk derece mahkemesince avans faize hükmedilmiş olmasında isabetsizlik yoktur.İlk derece mahkemesince davacı taleplerinin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamakla birlikte; cezai şart alacağından indirim yapılması gerekip gerekmediğine ilişkin değerlendirme yapılması gerekmektedir. Cezai şartı düzenleyen TBK’nın 179/1 (BK,'nın 158/1). maddesi; “Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.” hükmünü içermektedir. Aynı Kanun'un 182/1.(BK,'nın 161/1) maddesinde; “Taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler.” denilmekte ise de bu serbestlik sınırsız değildir. Maddenin son fıkrasında yer alan; “Hakim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir.” hükmüne yer verilmiştir.Görüldüğü gibi yukarıdaki maddenin birinci fıkrası, cezai şart miktarını tayin konusunda serbesti esasını koymuş, buna karşılık son fıkrada ise serbestiye indirme hakkı vasıtasıyla özel bir sınır çizmiştir.Hâkim, cezanın aşırı olup olmadığını, hakkaniyet ölçülerini aşıp aşmadığını araştırırken, özellikle, borca aykırı davranış nedeniyle alacaklının uğradığı zararı,  borçlunun kusur derecesini, alacaklının ortak kusurunu ve tarafların (özellikle borçlunun) ekonomik durumunu dikkate alır. Bu unsurlar dikkate alındığında, alacaklının uğradığı zarar ile kararlaştırılan ceza arasında hakkaniyet ölçüleri ile bağdaşmayan açık bir nispetsizlik varsa ceza indirilir. Cezaî şartın aşırı olup olmadığı değerlendirilirken, cezaî şartın amacının alacaklının durumunu iyileştirmek olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Kararlaştırılan ceza indirilirken, her hâlde, alacaklının müspet zararını karşılamak için genel kurallara göre isteyebileceği tazminat miktarının üstünde kalınmalıdır. Aşırı olan cezaî şartın indirilmesi olanağı, zayıf durumda bulunan borçlunun sömürülmesini önlemeye yönelik, kamu düzenine ilişkin bir kuraldır. Bu nedenle, borçlunun “indirilme olanağından önceden feragati” geçersizdir (Reisoğlu, S: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul, 2004, s:391,392, Oser-Schönenberger, Tunçomağ, Becker, von Tuhr’a atfen). Dosya kapsamından davalı ...'nin tacir olduğuna dair bir delil bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 4. maddesinde ''..bu cezai şartın fahiş olmadığını ve hiçbir indirimini talep edemeyeceğini peşinen kabul, beyan ve taahhüt eder.'' düzenlemesi yer almaktadır. İlk derece mahkemesince davalı ...'nin danışmanlık sözleşmesindeki yükümlülüklerini ihlal etmesi nedeniyle 50.000 USD cezai şart üzerinden indirim yapılmaksızın sorumlu olduğuna karar verilmiştir. Ancak sözleşmede rekabet yasağı kaydına ilişkin davacı şirketin üstlendiği karşı bir edim de bulunmamaktadır. Buna göre davalı aleyhine rekabet yasağı kaydında kararlaştırılan cezai şartın hakkaniyete uygun olmadığı ve aşırı nitelikte bulunduğunun kabulü ile  cezai şarttan %75 oranında bir indirim yapılması uygun, makul ve gereklidir. Buna göre sonuç olarak davacının, davalının rekabet etmeme yasağı nedeniyle 12.500 USD cezai şart alacağı bulunmaktadır. Ayrıca sözleşme ile tayin edilen bir cezai şartın tahsilini istemek hakkını haiz olan davacının açtığı dava sonunda cezai şartın mahkemece fahiş görülerek hakimin takdir hakkını kullanarak tenkis edilmesi halinde, tenkis edilen miktardan dolayı davalı ... yararına vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilemeyecektir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davalı ...A.Ş  vekilinin yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin reddi ile davalı ... vekilinin istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın cezai şarttan indirim yapılmak suretiyle kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı ... Sistemleri Tic. A.Ş. vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davalı ... Sistemleri Tic. A.Ş.yönünden açılan davanın kabulü ile; a-17.098,23 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... Sistemleri Tic. A.Ş.'den  tahsili ile davacıya verilmesine, b-Haksız fesih nedeniyle 4.274,56 TL kar kaybının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'den tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Davalı ... yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile; a- Sözleşmenin ihlali nedeniyle 12.500,00 USD cezai şartın davalı ...'den dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarınca USD'ye uygulanan bir yıl vadeli en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, b- 1.000,00 TL yatırım bedelinin davalı ...'den dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Alınması gerekli 3.075,68 TL harçtan davacı tarafından  başlangıçta peşin olarak alınan toplam  harçtan mahsubu ile eksik  1.622,36 TL karar ve ilam harcının mahsubu ile eksik 1.453,32 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan  Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 12.975,00 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 24,30-TL başvurma harcının ve 1.622,40 TL peşin harcın davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 1.770,50 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalılar tarafından yapılan  masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider ve delil avansının HMK 333 .maddesi  ve  Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca yatırana iadesine 8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davalı ... vekilince  yatırılan istinaf karar harçlarının istem halinde kendilerine  iadesine, b-Karar tarihi itibarıyla alınması gerekli 1.167,98 TL harçtan peşin yatırılan 1.622,36  TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 45,62 TL istinaf karar harcın talep halinde  davalı Davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti ' ye iadesine, c-Davalılar tarafından istinaf aşamasında sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,  Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi16/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6d5ed512ccb596ad","SID":"e2fb49ac32c7745c"}}