{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/140 <br>KARAR NO: 2024/684<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/07/2019<br>NUMARASI: 2014/475 Esas -  2019/649 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 24/10/2013<br>KARAR TARİHİ: 02/07/2019<br>BİRLEŞEN İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN<br>2013/282 ESAS, 2014/73 KARAR SAYILI DOSYASI<br>DAVA: İtirazın İptali (Acentalık Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/05/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ile müvekkili ... Arasandı Beyoğlu ... Noterliğnin 31.05.2001  tarih ve ... yevmiye sayılı sözleşme yapma ve prim tahsil etme yetkisine haiz acentelik sözleşmesi akdedildiğini, 19.12.2012  tarihi itibarı ile müvekkili şirkete 42.687,23 TL borcu bulunduğunu,  Bakırköy ... Noterliğinin 19.12.2012 tarihli, ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile bu  hususun taraflara bildirildiğini, borcun ödenmemesi üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun takibe itiraz etmesi sebebiyle takibin durduğunu beyanla, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/282 ESAS, 2014/73 karar sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılardan ... ile müvekkili ... Sigorta A.Ş. Arasandı Beyoğlu ... Noterliğnin 31.05.2001  tarih ve ... yevmiye sayılı sözleşme yapma ve prim tahsil etme yetkisine haiz acentelik sözleşmesi akdedildiğini,  diğer davalı ...'in ise söz konusu acentelik sözleşmesinin teminatı  olarak kendi adına  kayıtlı  bulunan İstanbul, ... mah. ... ada, ... parsel ... Kat ... numaralı bağımsız bölüm üzerinde müvekkili şirket lehine 1. Derecede  20.000,00  TL bedelle ipotek tesis edildiğini,  davalı ...'in sözleşme gereği edimlerini ifa etmediğini. 19.12.2012  tarihi itibarı ile müvekkili şirkete 42.687,23 TL borcu bulunduğunu,  Bakırköy ... Noterliğinin 19.12.2012 tarihli, ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile bu  hususun taraflara bildirildiğini, borcun ödenmemesi halinde ipoteğin paraya  çevrilmesi yolu ile takibe geçileceğinin ihtar edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun takibe itiraz etmesi sebebiyle takibin durduğunu beyanla, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dayanağı takibin İstanbul ...İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile mükerrer olduğunu aynı alacak talebinin işbu takip dosyası kapsamında da yapıldığını, aynı alacağa istinaden birden fazla takip yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu bu nedenle takibin iptali ile haksız ve mesnetsiz davanın usul ve esas yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili 19/11/2013 havale tarihli cevap dilekçesi ile; dava dayanağı takibin İstanbul ...İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile mükerrer olduğunu aynı alacak talebinin işbu takip dosyası kapsamında da yapıldığını, aynı alacağa istinaden birden fazla takip yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu bu nedenle takibin iptali ile haksız ve mesnetsiz davanın usul ve esas yönünden reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında mükerrer icra takibi başlatıldığını, davaya konu icra takibinin İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyası ile mükerrer olduğunu, davaya konu acentelik sözleşmesi nedeniyle müvekkilinin davacıya borcunun olmadığını, davacının taleplerinin haksız olduğunu ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesi gerektiğin belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Davacı ... ile davalı acente ... arasında, Beyoğlu ... Noterliğinin 31/05/2001 tarih ve ... yevmiye numaralı Acentelik Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme kapsamında Acentenin, kendisine verilen vekaletname doğrultusunda, belirlenen sigorta dallarında, sözleşme yapma ve şirket adına prim tahsil etme yetkileri olan, (A) tipi sigorta acentesi konumuna sahip olduğu, ...'in sigorta acenteliği yapabilmesi, acentelik faaliyetinde bulunabilmesi için 14/04/2008 tarih ve 26847 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Sigorta Acenteleri Yönetmeliği'nin 9 /1 maddesi gereğince  ... adına kayıtlı taşınmaz üzerinde 20.000,00 TL bedelle ipotek tesis edildiği, acentelik sözleşmesinin; Beşiktaş ... Noterliğinden 23/08/2006 tarihli ve ... yevmiye numaralı fesihname ile davacı şirket tarafından sözleşmenin 48.nci maddesi (A-G) gerekçe gösterilerek feshedildiği, 48.nci maddesinin; \"Şirket aşağıda yazılı hallerden birini tespit ettiği takdirde sözleşmenin süresinin bitmesini beklemeden derhal bir ihtarname keşide etmek veya iadeli taahhütlü bir yazı ile diğer tarafa bildirmek suretiyle Acentelik Sözleşmesini feshetmek ve yetkilerini acenteden tamamen geri almak yetkisine sahiptir. A) Acente, ilgili Kanunlara ve Yönetmeliklere, Sözleşme hükümlerine ve ilgili Bakanlık Genelgelerine ve Şirket tarafından Acenteye gönderilen Genelge, Talimat ve Riziko Kabul Yönetmeliği hükümlerine uygun çalışmazsa, B) Acente, bu sözleşme hükümlerine göre Şirkete ödemesi gereken prim borçlarından nakden tahsil edilenleri 23.maddede belirtilen sürelerde ödemezce, c) Acente taksitli işler için sigortalıdan kendi adına alacağı ödeme araçlarını 23.madde hükmü gereğince Şirkete teslim etmezse, D) Acente Şirketin bilgisi ve izni dışında başka bir sigorta şirketinin acenteliğini yaparsa, E) Acente, sözleşmenin 40.maddesine göre istenilen ek teminatı vermezse, F) Şirketçe verilen satış hedeflerine ulaşamaz ise, G) Zararlı portföy oluşumu nedeniyle\", Acentelik Sözleşmesinin 23.maddesinin; \"Acente bir hafta süresince tahsil ettiği primleri komisyon ve ilgili vergiler düşüldükten sonra kalan kısmını, en geç ertesi haftanın son iş gününün bitimine kadar Şirkete peşin poliçelerde tamamının posta çeki, posta havalesi veya Şirket adına açılmış bir banka hesabına yatırmak suretiyle poliçelerde 22. Maddeye göre aldığı peşinat ve diğer ödeme araçlarını Şirkete tevdii ederek öder...\" 24.maddesinin; \"...Her ayın ilk on günü içinde bir önceki ayın üretim, tahsilat ve ödemeleri için taraftar arasında mutabakat yapılır ve buna ilişkin belgelerin birer örneği ayrı ayrı saklanır.\", 27.maddesinin; \"Acentelik komisyonunun hesap ve tespiti Acentenin portföyüne giren poliçelere ait net prim üzerinden 26. Maddede belirtilen oranlara göre yapılır. Şirket herhangi bir sigorta ücretini ne sebeple olursa olsun tamamen veya kısmen sigortalıya iade ettiği takdirde Acente, iade edilen bu ücrete isabet eden komisyonu Şirkete iadeye mecburdur. Komisyon dışında acenteye ücret ödenmez. Acentenin her türlü harcama ve vergileri kendisine aittir.\", 37.maddesinin; \"Şirket'in tanzim ederek Acente'ye göndereceği haftalık üretim cetvelleri ile Acente her ayın ilk on günü içinde mutabakatını veya varsa itirazını yazılı ve ayrıntılı olarak bildirecektir. Bu süre içinde itiraz yapılmadığı takdirde Acente, Şirket'in göndermiş olduğu cetvellerin muhteviyatını aynen kabul etmiş sayılır. Bir ihtilaf halinde Şirket'in defter ve kayıtlarının ispat belgesi olacağı konusuna taraflar mutabıktırlar. Acente, itiraz edilmeyerek veya taraflarca mutabakat yoluyla kesinleşen Şirket kayıtları ve hesap cetvellerinin İİK' nun 68. maddesi ve ilgili hükümlerine uygun olarak kesin borç miktarına havi belgelerden olduğunu, Şirket'in bu belgelere dayanarak hiçbir ihtar ve merasime hacet kalmaksızın ihtiyati haciz dahil her türlü kanuni işleme başvurabileceğini peşinen kabul eder.\" şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır. Yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde, her ne kadar davacının usulüne uygun tutulmuş olan defterleri kapsamında davalıdan 42.867,23 TL alacaklı olduğu belirlenmiş ise de; sözleşmenin feshinden önceki taksitlerin 33.703,36 TL olduğu, bu taksitler arasında yer alan 3713521 numaralı poliçe borcunun, ... Ltd.Şti'nin ... numaralı poliçesinin hasar ödemesinden mahsup edilmesiyle sonucu fesihten önceki taksitlerin 33.703,36 TL - 2.846,43 TL = 30.856,93 TL olduğunun tespit edildiği, fesihten sonraki taksitlerin ise 11.615,54 TL olduğu, fesih tarihinden sonra devam eden poliçe borçlarının acenteye borç kaydedilebilmesi için acentenin, poliçelerin gelecek taksitlerini önceden sigortalılardan tahsil etmiş olması ve bu tahsilat miktarlarını da şirkete intikal ettirmeyerek uhdesinde tutmuş olması gerektiği, böyle bir durumun ise söz konusu olmadığı ve sigorta şirketi tarafından acentenin fesih tarihinden sonraki prim taksitlerini uhdesinde tuttuğunun ispatına dair bir delil sunulmadığı, davalı acentenin fesihten sonraki taksitler tutarı olan 11.615,54 TL'den sorumlu tutulamayacağından, davalının borcunun 30.856,93 TL olduğu kanaatine varıldığından asıl dosya yönünden davanın kısmen kabulü ile takibin bu bedel üzerinden devamına, ipoteğin paraya çevrilmesi yönünden başlatılan takip nedeniyle açılan  birleşen itirazın iptali davası kapsamında ise ipotek bedeli 20.000,00 TL ve dava değeri de 20.000,00 TL olmakla davanın kabulüne ve inkar tazminatı isteminin kabulüne\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafından, borcun kaynağına ilişkin hiçbir açıklama yapılmadığını, müvekkil acentenin, araç çokluğu indiriminin iptalinden kaynaklı prim borçlarından sorumluluğu bulunmadığını, gerek acentelik sözleşmesinden gerekse başkaca bir nedenden dolayı müvekkillerin davacıya hiçbir borcu bulunmadığını, bilirkişi raporlarına karşı yapılan itirazlar hiçbir şekilde incelenmediğini, bilirkişi raporları hüküm kurmaya elverişli olmadığı gibi, kendi aralarında dahi çelişkili olduğunu, müvekkillerin davacıya borcu bulunduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, likit olmayan bir alacaktan dolayı icra inkar tazminatına hükmedilmesi yasa ve usule aykırı olduğunu, müvekkile gönderilen dava dilekçesinin tebliğine ilişkin tebligat usulsüz olduğunu,  davacının alacak iddiasının sebebi davacı tarafından açıklanmamasına rağmen, mahkemenin davanın kısmen kabulüne karar vermesi mümkün olmadığını, şayet davacı zeyilnameden kaynaklı alacak iddiasında ise, bu iddiaya esas her bir zeyilnameyi, tarihini, zeyil nedenini açıklamalı ve dayanak zeyilnameleri dosyaya ibraz etmesi gerekmesine rağmen, davacı tarafından hiçbir belge ibraz edilmediğini, davacının müvekkilden alacak talebi zeyilnameye dayandığını, müvekkilin zeyilnameden kaynaklı primlerden sorumlu tutulabilmesi mümkün olmadığını, davacının ilgili zeyilnameleri, zeyil nedenini, her bir primin tarihini vs. detaylı olarak bildirmesi ve buna ilişkin tüm belgelerini dosyaya ibraz etmesi gerektiğini, buna rağmen davacı tarafından, alacak sebebi açıklanmadığını, hiçbir poliçe, zeyilname vs sunulmaması yasaya aykırı olmasına rağmen mahkemece bu hususlar dikkate alınmadığını, şu hali ile dosyanın açıklığa kavuşturulabilmesi imkansızken, bilirkişilerin ve mahkemelerin davacı yerine geçerek alacağa dayanak oluşturmaları ve neticede asıl davanın kısmen, birleşen davanın kabulüne karar verilmesi talep ve istinaf etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava; acentelik sözleşmesinden kaynaklanan pirim alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; sözleşme yapmaya ve prim tahsiline yetkili davalı acentenin tahsil ettiği primlerden dolayı müvekkiline borcunun bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davacı alacaklı tarafından davalı ... hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile \" 31/05/2001 tarihli acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacak\" borcun sebebi gösterilerek 42.687,23 TL asıl alacağın tahsili istemiyle takip başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu ve süreside itirazın iptaline ilişkin asıl davanın açıldığı görülmektedir. Davacı alacaklı tarafından davalı ... ve ipotek veren ... hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile \" acentelik sözleşmesinden kaynaklana borçtur\"  açıklaması ve rehnedilen taşınmazın bilgileri verilerek 42.687,23 TL asıl alacak,  478,33 TL faiz  olmak üzere toplam 43.165,56 TL alacağın tahsili istemiyle  ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığı, borçluların  itirazı üzerine takibin durduğu ve süreside itirazın iptaline ilişkin birleşen davanın açıldığı görülmektedir. İİK.'nın 45. maddesine göre, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflâsa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacağını iflâs veya haciz yolu ile takip edebilir. Anılan hüküm, asıl borçlu ile ilgili olarak düzenlenmiş olup, alacağı rehinle temin edilen bir kimsenin “rehni veren” hakkında doğrudan doğruya genel haciz yolu ile takibe geçmesini önlemekte ve rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tâbi şahıslardan olsa bile, alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceğini düzenlemektedir. Eldeki uyuşmazlıkta ipotek miktarının 20.000,00 TL olduğu, takip konusu alacak iddiasının 43.165,56 TL olduğu anlaşıldığından, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip ile birlikte ilamsız takip yapılabileceği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında acentelik sözleşmesi bulunduğu, sözleşmenin davacı tarafça feshedildiği uyuşmazlık konusu değildir. Davacı taraf takip talebinde borcun sebebi olarak \"31/05/2001 tarihli acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacak\" açıklaması bulunmuştur. Acentelik sözleşmesi hükümleri arasında davalıların ödemesi gereken belirlenmiş bir meblağ bulunmadığına göre alacak bu sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanmaktadır. Davalılar birleşen dosyaya süresinde verdikleri cevap dilekçesinde alacağa ve davaya ilişkin itirazlarını ileri sürmüşlerdir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama aşamasında davacı ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan raporlar dosyaya alınmış, ancak alacağın vasfı ve kaynağı tam olarak belirlenmemiştir. Davacı kayıtlarına davalı borcu olarak yapılan kayıtların, bir kısmının davalının tahsil edip davacıya ödenmesi gereken sigorta primleri olduğu, bir kısmının iptal edilen poliçeler için düzenlenen zeyilnamalerden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.  Zeyilnameye ilişkin kayıtların davalıların sözleşmenin 27.  ve  uyuşmazlığın doğduğu 2006  tarihinde  yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nun 127 vd maddeleri gereği davalıların tahsil ettikleri komisyon ücretlerinin iadesi mi,  iptal edilen poliçeler nedeniyle sigortalılardan tahsil edilecek prim mi, davacının uğradığı zarar mı olduğu anlaşılamadığı, davacı tarafça bu konuda açık bir beyan bulunmadığı gibi yargılama aşamasında toplanan deliller ile de bu hususun aydınlanmadığı,  gerekçeli kararda davalı savunmalarının karşılanıp tartışılmadığı görülmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer   tarafın  ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.  Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde  ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6100 sayılı HMK 222 maddesi gereği mahkeme Ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin  ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.  Bu durumda davacı defterlerindeki kayıtların denetlenip, delil olma niteliğinin değerlendirilmesi yönünden davalı tarafa HMK 220/3 gereği ihtar yapılarak ticari defterlerin ibrazı istenilerek davalının defter ibraz edip etmemesine göre değerlendirme yapılmak, ayrıca HMK 31. maddesi kapsamında davacıya alacak iddiasını açıklatmak, alacak birden fazla nitelikte ise her bir alacak yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle  davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davalılar tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 08/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d8a98e2217621c80","SID":"4338b914ddbb1f63"}}