{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/259 <br>KARAR NO: 2024/741<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/11/2020<br>NUMARASI: 2017/867 Esas -  2020/914 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/05/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin 12.024,00 TL bedelli 1 adet bilgisayar satın aldığını, söz konusu bilgisayarın ayıplı olduğunun, vakit kaybetmeden durumun satıcıya bildirilip malın teslim edildiğini, satıcının satış sırasında açıkça bilgilendirme yapması gerektiğini, yanlış bilgilendirme yapıldığını, satıcının bilinçli olarak ayıplı malı sattığını, iadeye rağmen taraflarına ödediği bedelin iade edilmediğini, bunun üzerine ihtarname çekildiğini, davalı firmanın ayıplı mal satması nedeniyle ödenen bedelin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle iadesine, maddi zararın bilirkişilerce tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu ürünün toplama ürün olduğunu, her bir parçasının farklı markalara ait olduğunu, teknik olarak bir bütün olmasının mümkün olmadığını, üründe işlem yapılan parçanın sadece bir parça olduğunu, onun da ayıp niteliğinde olmadığını, bu durumun bilirkişilerce tespit edilebileceğini, her ürünün ticari üreticisinin de farklı olduğunu, davacı yanın ihbarının süresinde olmadığını, cayma hakkının yalnızca tüketiciler tarafından kullanılabilen bir hak olduğunu, mesafeli satış söz konusu olmadığı için cayma hakkının kullanılmasının mümkün olmadığını, üründe herhgangi bir ayıp bulunmadığını haksız ve mesnetsiz davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Dava, ayıplı ürün satışından doğan tazminat davasıdır. Taraf delilleri toplanarak bilirkişi incelemesi yaptırılıp rapor alınmak suretiyle uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmiştir. Birden çok bilirkişi raporu alınmış, alınan raporların aynı mahiyette olduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi raporlarınnda özetle davacının bilgisayarının daha çok performansına dönük şikayetlerinin olduğu, bilgisayarın açılmadığına ilişkin bildirimin yer almadığı, bilgisayarın teknik servis huzurunda açılmaya çalışılmışsa da sorunun tespit edilemediği, bilgi indirme hızı ve emsal gösterilen dizüstü bilgisayar ile ilgili kıyas yapılamadığı, bilgisayarın hali hazırdaki durumunun davacı şirkete kesilen faturalarda yer alan donanımlarla birlikte sorun tespit edilemediğini bildirmiştir. Mahkememizce  yapılan  yargılama  ve dosya  içeresinde toplanan  delillerin bir  bütün  olarak  irdelenesi  sonucu; Taraflar arasında herhangi bir sözleşme bulunmaması sebebiyle tarafların karşılıklı sorumluluk ve yükümlülükleri konusunda bir değerlendirme yapma imkanının bulunmadığı, davacının cihazının performansı yönünden ayıplı/kusurlu olduğu iddiasını ispatlayan herhangi bir veri olmaması sebebiyle ayıplı/kusurlu ifa iddiası îspat yükümlülüğünü yerine  getirememiş olduğu, bilgisayarın beklentilerin üzerinde performans gösterdiği, bilgisayar bünyesinde bulunan SSD HDD disklerinin veri aktarım hızı network üzerindeki indirim hızlarının bilgisayar donanım sistemiyle uyumlu olduğunun, dolayısıyla davacının davasını ispat edemediğinden reddine\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın yayın işleri yapan bir firma olduğunu, yüksek hızda ve seri halde çalışan bir bilgisayar almak ve işlerini daha hızlı ve yapmak amacıyla yüksek kalitede indirim hızına sahip bir bilgisayar almaya karar verdiğini ve yine daha önce dizüstü tabir edilen laptop bilgisayar aldığı davalı ... Bilgisayarın teknik çalışanlarına (bilgisayarın alındığı davalı mağaza bünyesinde teknik servisinde mevcut olup) almak istediği bilgisayarın özelliğini belirttiğini ve davalı firmanın teknik seviş çalışanları ve satış yetkilisi, belirtilen ve istenen bilgisayarı ayarlayacaklarını beyanla müvekkiline dava konusu bilgisayarı sattıklarını, müvekkili firma yetkilisinin dava konusu bilgisayarın yine aynı davalıdan aldığı laptop bilgisayardan çok daha hız ve indirme gücü olduğunu ve kendisine vaat edilen nitelikte olmadığını anladığı anda hemen ertesi gün söz konusu bilgisayarı davalıya iade ettiğini ve ödediği bedelin iadesini talep ettiğini, davalı tarafın ise bilgisayarın toplama olması nedeniyle iade alamayacaklarını ifade ettiğini, oysa müvekkili firma yetkilisine vaat ettikleri özelliklerin dava konusu bilgisayarda olmadığını, davalı tarafın tamamen haksız ve kötü niyetli olarak davrandığını, aynı firmadan daha önce aldığı dizüstü bilgisayar 16 GB ramlı ve 256 gigbayt SSD hard diskli asus marka, dava konusu bilgisayar ise 64 gigabayt ramlı 1000 gigabayt SSD hard diskli olmasına rağmen indirim hızı ve diğer özellikler yönünde dizüstü bilgisayardan çok daha kötü ve hız yönünden ve veri indirimi yönünden de daha yavaş çıktığını, söz konusu her iki bilgisayarda aynı ortamda ve aynı internet ağında denendiğini, kararda belirtildiği üzere satıcının kesin olarak ayıptan ve vaat edilen niteliklerin bulunmaması nedeniyle davacıya karşı sorumlu olduğunu ve bedeli iade etmekle mükellef olduğunu, müvekkilinin dava konusu bilgisayarı satın aldığı günün ertesi ayıbı hemen bildirdiğini, bu durumun dosyada tutanakla sabit olduğunu, Büyükçekmece ... Noterliğinden de keşide ettiği ihtarname ile durumu yine ikinci kez bildirdiğini, dava konusu bilgisayarda gizli ayıpların olduğunun dosyaya ibraz edilen son bilirkişi raporunda tespit edildiğini, buradan çıkan sonucun davalının söz konusu bilgisayarın yapımında kullandığı malzemelerin ve diğer parçaların kalitesiz olduğunu davalının baştan beri bilmesi ve bu durumu davacıdan gizlemesi olduğunu, dolayısıyla bu gizli ayıplar nedeniyle dahi davanın kabulü gerektiğini, dava konusu cihazın iadesi ile bedelinin bilgisayarın iade edildiği tarihten itibaren temerrüt faiziyle birlikte davacıya ödenmesini talep ettiklerini, kullanılmakla ortaya çıkan gizli ayıbın başlangıçta var olduğunun Kanunlar tarafından kabul edildiğini, dava konusu cihazın başlangıçta ayıplı olup, cihazın bilgisayar olması ve iç parçalarının alıcı tarafından muayene etme imkanının teknik açıdan mümkün olmaması ve ortaya çıkan ayıbın teknik servis veya mahkemece görevlendirilecek bilirkişice tespitinin mümkün olması nedeniyle, son raporda bu durumun oksitlenme olmaması gereken bir parçada oksitlenme yapması nedeniyle kalitesiz malzemenin vaat edilen nitelikte olmadığı ve ayıbın satış anında var olduğunun kanıtı olduğunu, kaldı ki cihazın BİOS pilinin minimum 5 yıl dayanması gerekirken söz konusu bios pilinin de bittiğini, her türlü denetime uygun, vaat edilen niteliklerinde bulunup bulunmadığını tespit etmeden ayrıca buna bağlı olarak bilgisayardaki parçaların da vaat edilen hız ve ve veri indirmeye uygun olup olmadığını tespit ederek her türlü denetime açık bir raporun olmayışı davacının savunma hakkının da kısıtlanması olduğunu, söz konusu bilgisayarın hazır bir alet olmadığını, hız, hard diski, işlemcisi ve sair gibi hususların satıcıya bildirildiğini, davacı tarafın daha önce aynı davalıdan aldığı dizüstü bilgisayardan çok daha hızlı ve nitelikli veri indirme hızının 3-4 kat daha fazla olması gerektiğinin satıcı - davalıya bildirildiğini ve özellikler konusunda anlaşıldığını, daha önce alınan dizüstü bilgisayarın özelliklerinin bilinerek alındığının ve yetersiz olduğu anlaşıldığından ondan 4-5 kat daha fazla veri indirme hızı olan ikinci bir bilgisayar talep edildiğini, satışa konu bilgisayarın vaat edilen nitelikte olmaması nedeniyle huzurdaki davanın ikame edildiğini, müvekkil firma yetkilisinin dizüstü bilgisayarın yeterli olsa idi dava konusu bilgisayarı almasına gerek duymayacağını, kaldı ki ayıplı maldan imal edilmiş bir cihazı kabul etmelerinin mümkün olmadığını, yasal sürede ihbar ve ihtarda da bulunulduğunu, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür.  <br>GEREKÇE: Dava; satım sözleşmesine konu bilgisayardaki ayıp nedeniyle ödenen bedelin faizi ile birlikte iadesi ve yargılama sırasında tespit edilecek maddi zararlarının tazmini istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacının davalı ... Tic. A.Ş'den 05/06/2017 tarihinde 11 parça bilgisayar parçası aldığı, bu ürünlerin montajının da mağazada yapıldığı, fatura bedelinin 12.024,01 TL olduğu, davacının ürünleri ayrı ayrı parçaları satın alarak birleştirilmesi yoluyla ''toplama'' olarak satın aldığı uyuşmazlık konusu değildir. Davacı taraf, ürünün kendisine taahhüt edilen özellikleri taşımadığını, ürünün performansının vaad edilen kadar olmadığını beyan ederek ürünün ayıplı olduğu iddiasındadır. Ayıp, aynı nitelikte, cinste normal bir eşyada bulunması gerekli olan iyi niteliklerin satılan malda bulunmaması ya da bulunmaması gereken kötü niteliklerin ise satılan malda bulunması olarak tanımlanabilir. Satıcının satılan mallardaki ayıplardan sorumlu olabilmesi için kanunun alıcıya yüklemiş olduğu yükümlülükler satılanı gözden geçirme, muayene etme ve var olan ayıpları satıcıya bildirme (ayıp ihbarında bulunma) yükümlülüğüdür. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan sorumlu olmayacaktır. Tacirler arasında satışa konu malın ayıplı çıkması halinde, alıcının yasal haklarını kullanabilmesi için 6102 sayılı TTK.'nun 23/1-c maddesindeki süreler içerisinde ayıp ihbarında bulunması zorunludur. TTK'nun 23. maddesi uyarınca, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Ayıp açıkça belli değil ise alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmek ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğunun ortaya çıkması halinde hakkını korumak için durumu aynı süre içinde satıcıya ihbar ile yükümlüdür. 6098 sayılı TBK’nın 227. maddesi uyarınca satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı: “1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme” seçimlik haklarından birini kullanabilir. Alıcının genel hükümlere göre uğradığı diğer zararlar için tazminat isteme hakkı saklıdır. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında özetle; davacının bilgisayarının daha çok performansına dönük şikayetlerinin olduğu, bilgisayarın açılmadığına ilişkin bildirimin yer almadığı,  bilgisayarın hali hazırdaki durumunun davacı şirkete kesilen faturalarda yer alan donanımlarla birlikte sorun tespit edilemediğini, genel olarak bilgisayarın beklentilerin üzerinde performans gösterdiğini, bilgisayar bünyesinde bulunan hard diskler arası veri aktarım hızı ve network üzerinden veri indirim hızlarının bilgisayar donanım özellikleri ile uyumlu olduğu bildirmiştir. Alınan bilirkişi raporları gerekçeli ve ayrıntılı olarak düzenlenmiş ayrıca birbiri ile de uyumludur. Ayrıca davacı vekilinin bilirkişi raporunda bilgisayarın RAM bağlantı yerlerindeki oksitlenmenin ekran alınmamasına sebep olduğu tespit edildiği ve bu durumun gizli ayıp niteliğinde olduğuna dair iddiası ihtarnamede ve dava dilekçesinde dayanılan ayıplardan olmadığı gibi basit bir müdahale giderilebilmesi karşısında gizli ayıp niteliğinde olduğundan da bahsedilemez. Yine bu hususun bilirkişi tarafından tespit edilmesine rağmen ayıp olarak değerlendirilmemiştir.Somut olayda; dosyaya kazandırılan farklı bilirkişi kök ve ek raporuyla, dava konusu edilen bilgisayarda ayıbın bulunmadığının tespit edilmesi karşısında davalı satıcının sorumluluğu bulunmadığından ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.16/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"196875276fb4aa1a","SID":"73b42ddfc81bcdc7"}}