{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/276 <br>KARAR NO: 2024/830<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/12/2020<br>NUMARASI: 2017/1246 Esas - 2020/818 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/05/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı şirket talepleri üzerine vermiş olduğu taşıma hizmetleri neticesinde cari hesaptan kaynaklanan 21.123,07 TL alacağını olduğunu, davalı şirketin verilen hizmet karşılığı borcunu ödemediğini, İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... ess sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, takibin 39.123,07 TL üzerinden başlatıldığını, davalı şirketin 22/08/2017 tarihinde 9.000,00 TL, 24.08.2017 tarihinden 5.000,00 TL, 25.08/2017 tarihinde 4.000,00 TL tutarında 3 adet kısmi çekle ödeme yaptığını, yapılan kısmi ödemelerin ardından başlatılan icra takibine itiraz edildiğini, takibin durdurulduğunu fazlaya ilişkin tüm dava ve talep haklarının saklı kalmak kaydı ile davanın kabulünü davalının haksız ve mesnetsiz kötüniyetli borca, faize itirazlarının iptalini, davalı %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini dava ve talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen dosyaya cevap dilekçesi sunulmamıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ... davanın, cari hesaba dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, cari hesabı oluşturan faturaların hizmet faturaları olduğu, davalının davaya cevap vermeyerek davacı iddialarını inkar etmiş sayıldığı,  bu durumda davacının faturalara konu hizmeti davalıya sunduğunu ispat etmesi gerektiği, davacı kendi ticari deftelerine göre 21.123,07 TL alacaklı görünmekte ise de davalının ticari defterlerini sunmamış olması nedeniyle cari hesap kayıtlarının karşılaştırılamadığı, davacı tarafça delil olarak münhasıran davalının ticari defterlerine dayanılmamış olduğundan davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş olmasının aleyhine sonuç doğurmayacağı( Emsal: Yüksek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12/10/2016 tarihli 2014/11-1159 E., 2016/967 K. sayılı kararı), bunun yanında davacı tarafça sunulan CMR belgelerinde kaşe ve imza bulunduğu, söz konusu faturaların ve CMR belgelerinin isticvap davetiyesi ile davalı şirkete tebliğ edilmiş olmasına rağmen duruşmaya gelen olmadığı ve herhangi bir beyanda bulunulmadığı, dolayısıyla CMR belgelerindeki kaşe ve imzanın davalı şirkete ait olduğunun ve fatura içeriğindeki hizmetin sunulduğunun kabul edilmiş sayıldığı(Emsal: Yüksek Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 08/02/2016 tarihli 2015/11129 E., 2016/1805 K. sayılı kararı) mahkememizce kabul edilmiştir. Açıklanan nedenlerle davacının fatura içeriği hizmeti sunduğunu ispatladığı, bunun yanında alacağın likit olması nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin de  haklı olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından icra inkar tazminatına hükmedilmesi hukuka açıkça aykırılık teşkil ettiğini, davacı tarafından İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden müvekkil aleyhine 39.123,07 TL icra takibi başlatıldığını ve davacının bu haksız talebi üzerine müvekkil tarafından itiraz edildiğini, yapılan bu itiraz sonrasında davacı tarafından İtirazın iptali davası açıldığını ve fakat dava değeri olarak 21.123,07 TL gösterildiğini, davacının icra takibinde talep ettiği miktarın dava ile talep ettiği miktarın tam olarak 2 katı olduğu net olduğunu, hal böyleyken müvekkil tarafından davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği alacak miktarının 2 katı bedelle başlattığı icra takibine itiraz edildiğini, olması da hukuken en doğal hakkı iken dava sonucunda müvekkil aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi hukuka aykırı olduğunu, müvekkil tarafından söz konusu icra takibine itiraz edilememiş olması halinde 39.123,07 TL borçlanılmış ve bu bedel üzerinden müvekkil aleyhine haciz işlemleri gerçekleştirildiğini, bu bakımdan müvekkilin haklı olarak yapmış olduğu itirazın kötü niyetli olarak değerlendirilmesi hak arama özgürlüğünün kısıtlanması anlamına geleceğini, davacının kötü niyetli göz ardı edilerek alacağın likit olduğu belirtilerek icra inkar tazminatına hükmedilmesi de mantık kurallarına uymadığını, alacağın likit olması demek tartışmaya kapalı olması nı, tüm bunlarla beraber davacı tarafından sunulan hizmet faturalarının gerçekliğinin ve BA-BS formlarının talep edilmesi gerekirken BA-BS formları getirtilmeden faturaların gerçekliğinin ve hizmetin verilmiş olduğunun kabul edilmesi de hukuka açıkça aykırı olduğunu, bu bakımdan davasını ispatlayamayan davacı leyhine davanın kabul edilmiş olması bakımından da kararın bozulması gerektiğini, açıklanan nedenlerle öncelikle Tehir-i İcra kararı verilmesini, mahkeme tarafından verilen kararın bozulmasını ve kararının kaldırılmasına, yargılama ücretleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa hükmedilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava taraflar arasında taşıma sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap bakiye alacağına istinaden başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, yukarıda belirtilen gerekçe doğrultusunda, davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinafa konu uyuşmazlık, davacı fatura konusu hizmetin verilip verilmediği ve hüküm altına alınan icra inkar tazminatının yasal şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.Davacı tarafın  taşıma işiyle iştigal ettiği, davalıya ait çeşitli taşıma işlemleri gerçekleştirdiği,  taşıma işlerine ilişkin yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, taraflar arasında bir açık hesap (cari hesap)  ilişkisinin bulunduğu, davacı tarafça \"Açık hesaptan kaynaklanan alacak\" borcun sebebi gösterilerek davalı hakkında İstanbul Anadolu ...icra müdürlüğünün ... esas dosyası ile 39.123,07 TL alacağın tahsili istemiyle 21/08/2017 tarihinde ilamsız  icra takibi   başlatıldığı, davalı tarafça borcun tamamına ve ferilerine 28/08/2017 tarihinde itiraz edilmesiyle takibin durduğu, takipten sonra 22/08/2017, 24/08/2017 ve 25/082017 tarihinde yapılan toplam 18.000,00 TL tutarlı ödemenin mahsup edilerek bakiye 21.123,07  TL dava değeri gösterilerek eldeki itirazın iptali davasının açıldığı görülmektedir. İlk derece mahkemesince 6100 sayılı HMK 220/3 maddesine uygun ihtara rağmen davalı tarafça ticari defterlerinin ibraz edilmediği, davacı ticari defter ve BS formları esas alınarak davalının takip tarihindeki borcunun 39.123,07 TL, takipten sonra davadan önce yaptığı ödemlerin düşülmesi ile dava tarihindeki borcunun 21.123,07  TL  olduğuna ilişkin denetime elverişle bilirkişi raporunu  dosyaya kazandırıldığı ve bu rapor esas alınarak hüküm kurulduğu görülmektedir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih,  2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı).  Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer   tarafın  ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.  Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde  ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. Davacının HMK 222 maddesi gereği sahibi lehine delil olma niteliğine sahip  ticari defterlerindeki kayıtlara; davalının usulüne uygun ihtara rağmen ticari defterlerini ibraz etmediği   anlaşılmakla açık hesaba dayanak faturalara konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanmış olduğu,  ayrıca davacı tarafın BS formlarınında bilirkişi incelemesinde değerlendirilip rapora dayanak yapıldığı da sabit olmakla davalının alacağın ispatlanmış olmadığına yönelik istinafı yerinde değilidir. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, taşıma ilişkisine dayalı alacak  likit (belirlenebilir) olup,  gerek takip tarihindeki, gerek dava tarihindeki alacak miktarı bilirkişi tarafından davacı talebiyle birebir uyumlu olduğu belirlenmiştir. Bu durumda hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluştuğundan davalının bu yöne ilişen istinaf talebi  de yerinde değildir.Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 360,75 TL harcın, alınması gerekli olan 1.442,90 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.082,15‬ TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 23/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d1f0ce5b455e7f8e","SID":"bdfdcc6797ff5457"}}