{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/298 <br>KARAR NO: 2024/631<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/12/2020<br>NUMARASI: 2016/363 Esas -  2020/805 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/04/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Temlik eden Davacı vekili verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkili firma ile davalı firma arasında 01.09.2009 başlangıç ve 01.09.2014 son bulma tarihli 5 yıl için geçerli olan \"Madeni Yağ Satış Sözleşmesi\" düzenlendiğini, iş bu sözleşmenin konu başlıklı 1. maddesine göre \"Bayinin ...'in satışa sunduğu madeni yağ, greslerin ve özel ürünlerini, münhasıran bulundurulması, teşhiri ve satışının yapılması\" şeklinde düzenlendiğini, yapılan sözleşmeye göre her yıl 20 ton ürün/mamül alınması ve satılması konusunda anlaşmaya varıldığını, bir başka ifade ile yapılan sözleşmeye göre sözleşme süresinin 5 yıl olması nazarı itibara alındığında müvekkilinin 100 tonluk alım yapması gerektiğini, ancak bu durumun taraflar arasındaki gerçek istenilen sonuç olmadığını, tarafların gerçek arzu ve isteklerinin bir başka ifade ile bu sözleşmeden beklentilerinin yıllardır devam eden ticaretin devam etmesi, başka bir firmadan mal alınmaması ve bayrağın burada devam etmesinin sağlanması olduğunu, bunun için de her ne kadar yıllık 20 ton yazılmış olunsa da bu miktarda ürün alınmasının yıllardır devam eden taraflar arasındaki ticari ilişkinden de açıkça görüleceği üzere mümkün olmadığını, zira müvekkilinin ... markasının yetkili servisi olarak faaliyet gösterdiğini, davalıdan satın alındığı madeni yağı, bakım amacıyla gelen araçlarda kullanmakta, bunun dışında bir satış mümkün olmadığını, sadece ... marka araçlara verilen bakım hizmeti sırasında madeni yağ satışı mümkün olduğundan, sözleşmenin akdedilmesini takip eden yıllarda yıllık 20 ton madeni yağ alım taahhüdünün yerine getirilmesi fiilen mümkün olmayacağını, davalı yanın zaten sözleşme yapılırken fîili olarak bildiğini, sözleşmeye göre 2010 yılında 20 ton satın alma taahhüdü yerine getirilemediği halde davalı şirketin bu hususta bir talebi bulunmadığı gibi takip eden yılda müvekkili şirkete 2500 kg bedelsiz madeni yağ verdiğini, ve aynı şekilde 2012 ve 2013 ve 2014 yıllarında öngörülen miktarda ürün alınamadığı gibi davalı bu hususta herhangi bir talepte bulunmadığını, salt sözleşmenin devamı için imkansız olan bu rakam yazılmış ancak gerçekte alınması gereken rakamın taraflar arasında kararlaştırıldığını ve bu şekilde ticari ilişkinin sorunsuz olarak devam ettiğini, bu durumun en güzel örneğinin müvekkili ile davalı arasında 1997 yılından beri yaklaşık 20 yıldır devam eden ticari ilişkide hiçbir zaman tonaj taahhüdüne (sözleşmede olmasına rağmen) bağlı olamadığını ve gerçekte ne kadar ürün alınması gereklisi ise o kadar ürün alımı yapılarak tarafların bugüne ticari ilişkilerini devam ettirdiklerini, müvekkili firma davalı ile olan 20 yıllık ticaret hayatından edimlerini fazlası ile yerine getirdiğini, müvekkilinin, firmanın kendisine şiar edinmiş olduğu dürüstlük, doğruluk ve güven prensibi gereği davalı firmaya güven duyduğu ve istenilen 550.000 TL bedelli teminat mektubunu davalı firmaya verdiğini, verilen teminat mektubunun hali hazırda taraflarına iade edilmediğini, en son yapılan sözleşmenin 01.09.2009 tarihli olup 5 yıllık düzenlenmiş olduğu için 01.09.2014 tarihinde süre nedeni ile son bulduğunu, sözleşme süresi 16 ay evvel sona ermiş olmasına rağmen, davalı şirketten istenilmesine rağmen bu güne kadar teminat mektubunun tarafına teslim edilmediğini, teminat mektubunun taraflarına verilmesi talep edilmiş olunmasına karşın, her seferinde yeni bir sözleşme yapma şartı müvekkilinin önüne sunulduğunu, taraflar arasında yeni bir sözleşme de yapılmadığı için son bulan sözleşme gereğince alınan teminat mektubunun müvekkile iade edilmesi gerektiğini, davalı yan ile yeni düzenleme yapılmaması nedeniyle davalının son bulan sözleşmeye göre müvekkilinin ürün alım taahhüdünü yerine getirmemesi gerekçesine dayanarak haksız bir şekilde 242.612,96 TL talep ettiğini, bu hususta davalı tarafın müvekkili şirket yetkilisi olmayan personeline göndermiş olduğu 26.11.2015 tarihli mail ile bu talepte bulunduğunu, davalının herhangi bir mahkeme kararına da dayanmayan bu talebinin haksız olup, şirketlerince sözleşmeden kaynaklanan bütün yükümlülükler yerine getirildiğini, taraflarının bu konu ile ilgili herhangi bir borcu da bulunmadığını, davalı ile yapılan sözleşmeye göre teminat mektubunun veriliş sebebi olarak sözleşmenin 8.1 maddesinde aynen \"Bayi, iş bu sözleşme uyarınca mubayaa ettiği ve edeceği mal bedelleri, alacağı madeni yağ, gres, özel ürünler ve malzemelerin kontragarantisi ve sözleşmeden doğan borç ve taahhütlerin garantisini teşkil etmek üzere ... lehine 550.000 TL teminat mektubu vermeyi kabul ve taahhüt eder\" hükmüne dayandırarak, teminat mektubu ya cari borçtan ya da sözleşmede doğan borçların garantisi olarak alındığının belirtildiğini, onaylı cari hesap ektresinde görüleceği üzere müvekkili firmanın davalıya dava  tarihi itibari ile hiçbir borcu bulunmadığını, dolayası ile teminat mektubunun asıl garantisini teşkil edeceği hiçbir borcun olmaması nedeni ile teminat mektubunun davalı uhdesinde tutulmasının haksız olduğunu belirterek, müvekkili şirketin davalı yan ile 01.09.2009 başlangıç ve 01.09.2014 bitiş tarihli olan madeni yağ satış sözleşmesi vs. nedenler ile borçlu olmadıklarının tespitine, müvekkili tarafından davalıya söz konusu sözleşme nedeniyle verilen ... Bankası A.Ş. Altunizade Şubesi tarafından düzenlenen 09/10/2009 tarih ... nolu ve 550.000 TL bedelli teminat mektubunun müvekkiline iadesine, teminat mektubunun müvekkiline iade edilmemesi nedeniyle müvekkili bankaya vermiş olduğu komisyon/masrafın tazmini, teminat mektubu nedeniyle verdiği teminatları kullanamamasından oluşan ve oluşacak zararlarının tazmini ve bunun yanında sözleşme hükmünde geçen teminat miktarının yıllık % 2'sinin taraflarına ödetilmesine ve ayrıca teminat bedelinin %20' sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatının taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili verdiği cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında Madeni Yağ Satış Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 13.maddesince yetkili mahkeme olarak İstanbul Merkez Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin kararlaştırıldığını, belirterek öncelikle mahkemenin yetkisine itirazla yetkisizlik kararı verilerek dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, sözleşme gereğince davacının her yıl 20 ton/yıl ürün almayı kabul ve taahhüt ettiğini, sözleşmenin 5.maddesi gereğince müvekkili tarafından davacı tarafa peşin ciro prim avansı verildiğini, sözleşmenin 6. ve 3.1 maddesinde davacının almayı taahhüt ettiği oranlarda ürünleri almaması durumunda karşılıklı mutabakatla bakiye kalan ciro prim avansının karşılıklı mahsuplaşması veya sözleşmenin yenilenmesine karar verileceğinin de açıkça belirlendiğini, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin yenilenmediğini, ticari ilişkinin sona erdiğini, davacı tarafın sözleşme süresi boyunca alması gereken oranlarda ürün alımı yapmadığını, taahhütlerini yerine getirmediğini, sözleşmeden önce ciro prim avansı verildiğini, bu durumun sözleşme ve müvekkil ticari defter ve kayıtları ile sabit olduğunu, primin davacının taahhüt ettiği oranlarda ürün alımı yapacak olması öngörülerek verildiğini, alım taahhütlerine uyulmaması halinde 5 yıllık sözleşme sonunda bakiye primin geri alınacağının sözleşmede kararlaştırıldığını, müvekkilinin davacıyı yeni sözleşme yapmaya zorlaması ve sözleşme ilişkisi yenilenmediği için kendilerinden para talep edildiği iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, sözleşmenin yenilenmemesi halinde peşin verilen ciro prim avansının iadesinin gerektiğini, müvekkilinin 16/12/2015 tarih ... fatura referanslı 242.612,96 TL bedelli peşin prim avansı iade bedeli açıklaması ile e-fatura düzenleyerek davacı tarafa gönderdiğini, davacı tarafça halen müvekkiline ödeme yapılmadığını, müvekkilinin davacı taraftan cezai şart talebi bulunmadığını, açıklandığı üzere peşin ödenen ciro priminin sözleşme tonaj taahhüdü üzerinden bakiyesinin talep edildiğini, iş bu bedelin henüz alımlar başlamadan peşinen müvekkili tarafından davacıya ödendiğini ve alım taahhüdünün yerine getirilmemesi sebebiyle davacı tarafın iade etmesi gereken ciro priminin bulunduğunu, davacı tarafça ödeme yapılmaması nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, davacının sebepsiz olarak zenginleştiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Sözleşmenin 8.1 maddesi kapsamında 5 yıl boyunca teminat miktarının yıllık %2'si oranında davalı tarafça davacıya ödenmesi hususunun kararlaştırıldığı, bu kapsamda davalı tarafça davacıya yıllık ödenmesi gereken  teminat bedeli katılım tutarının 550.000x%2x5 yıl = 55.000 TL + 9.900 TL KDV = 64.900 TL olduğu, bu miktardan davalı tarafından düzenlenen 20.651,18 TL tutarının mahsubu gerektiği, 8.457,28 TL tutarındaki faturanın daha önce mahsup edilmiş olduğundan yeniden mahsubu gerekmediği, buna göre 64.900 TL- 20.651,18 TL= 44.248,82 TL davacının sözleşmenin 8.1. maddesi gereğince yıllık %2 oranında ödeme talep edebileceği, davacının bu konuda ıslahla toplam 35.791,54 TL talep ettiği göz önüne alınarak taleple bağlı kalınarak davacının sözleşmenin 8.1. maddesi gereğince yıllık %2 oranında ödeme talebinin kabulüne, davacının istirdat talebinin reddine,\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, tonaj taahhütüne uyulmaması ve buna istinaden davalı şirket tarafından hiçbir ihtirazi kayıt konmamasını, ihtar çekilmemesi yahut dava açılmamasından kaynaklı, güven oluşmuş olup, davacı şirket tarafından sözleşme başında verilen 550.000,00-TL bedelli teminat mektubunun 257.387,04-TL'lik kısmının paraya çevrilmesi ve mahkemenin bu hususta istirdat talebinin reddine karar verilmesini, açıkça usule, yasalara ve yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, davalı şirket ile müvekkil arasında 20 yılı aşkın süredir, ticari faaliyet yürütüldüğünü, taraflar arasında güven ilişkisinin olmaması hayatın olağan akışına aykırı olacağını, davalı taraf, kötüniyetli ve haksız davranışlarına yargılama sürecinde de devam ettiğini, mahkemeden ihtiyati tedbir talep edilmesine rağmen ihtiyati tedbir kararı verilmediğinden dava konusu teminat mektubu yargılama devam ederken haksız ve hukuksuz olarak paraya çevrildiğini, ekonomik nedenlerle zor durumda olan müvekkil şirketin aktif ticari faaliyetine son vermek suretiyle kapanmasına neden olduğunu, işbu nedenle mahkeme tarafından, oluşan ve oluşacak zararlar için tazminat ve kötüniyet tazminat isteminin reddedilmesi yerinde olmadığını, en aleyhte kabul de dahi, gerekçeli kararda davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti yanlış hesaplandığını, 2020 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi madde 6 uyarınca,\" anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, bu tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunduğunu, bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanamadığını, açıklanan nedenlerle, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/363 E. ve 2020/805 K. Sayılı kararına karşı istinaf yoluna başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu, fazlaya ilişkin tüm dava ve talep haklarını saklı kalmak kaydı ile tehiri icra talebini kabul edilerek istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/363 E. ve 2020/805 K. kararın icrasının geriye bırakılmasına, usule ve yasalara aykırı İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/363 E. Ve 2020/805 K. Sayılı kararın  istinaf yolu ile incelenerek kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa aidiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafından talep edilen komisyon bedeli kalemi yönünden verilen kabul kararı hukuka aykırı olduğunu ve kararın bu yönü ile kaldırılması gerektiğini, menfi tespit davası yönünden verilen kararda menfi tespit talep edilen bedel üzerinden taraf lehine vekâlet ücreti takdir edilmesi gerekirken davacı lehine vekâlet ücreti takdiri yönündeki karar son derece hatalı, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, kararda taraf lehine hükmedilen ve istinaf talebinin kabul edilmesi halinde miktarı yükselecek olan vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden davacı taraf borçlu ve tarafa alacaklı olduğundan, karar verilen duruşma öncesinde yapılan temlike bu yönü ile itiraz ettiğini ve alacakları yönünden temlik eden şirket ile temlik alan şahsın müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava taraflar arasında düzenlenen 01/09/2009 başlangıç tarihli 5 yıl süreli madeni yağ satış sözleşmesi gereği davalıya verilen teminat mektubu nedeniyle davacının  borçlu olmadığının tespiti, 550.000 TL tutarlı teminat mektubunun iadesi, teminat mektununun iade edilmemesi nedeniyle teminat mektubu masrafı ve teminat mektubu alabilmek için verdiği teminatları kullanamaması sebebiyle oluşan ve oluşacak zararların, sözleşme  hükmünde geçen teminat miktarının yıllık %2 sini ödetilmesi ve ayrıca teminat bedelin %20 si oranında kötü niyet tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ve bilirkişi raporları  esas alınarak; Davacının istirdat talebinin reddine, Davacının teminat mektubunun 242.612,96 TL'si için açtığı menfi tespit davasının konusuz kaldığından bu talebi ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına, davacının oluşan ve oluşacak zararlar için tazminat ve kötüniyet tazminat talebinin reddine, davacının sözleşmenin 8.1 maddesi gereğince yıllık % 2 oranında ödeme talebinin kabulü ile, 35.791,54 TL'nin dava dilekçesinde faiz talebi olmadığından 1.000 TL'sinin faizsiz olarak, kalan 34.791,54 TL'sinin ıslah tarihi olan 07.10.2020 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine yargılama giderleri ile vekalet ücretlerine hükmedilmiş,  taraf vekillerince süresinde istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; ilk derece mahkemesince davalının davacının teminat mektubundan tahsil ettiği 242.612,96 TL alacağın niteliği, davacıdan tahsilinin gerekip gerekmediği, davacının  oluşan ve oluşacak zararlar için tazminat ve kötü niyet tazminatı taleplerinin somutlaştırılıp ispatlanıp ispatlanmadığı, hüküm altına alınan vekalet ücretlerinin yerinde olup olmadığı, davacı lehine hüküm altına alınan komisyon bedelinin yerinde olup  olmadığı ve doğru hesaplanıp hesaplanmadığı, komisyon bedelinin Islah ile artırılan kısmı yönünden zamanaşımı süresinin geçip geçmediği, noktalarında toplanmaktadır. Taraflar arasında 20 yılı aşkın  ticari ilişkinin bulunduğu, son olarak 01/09/2009 başlangıç tarihli 5 yıl süreli madeni yağ satış sözleşmesinin imzalandığı, davacının sözleşme süresince yıllık 20 Ton, 5 yıl için 100 ton madeni yağ alım taahhüdünde bulunduğu, bu taahhüdün yerine gelmediği ve eksik alım bulunduğu, sözleşmenin süre bitimi  01/09/2014 tarihinde sona erdiği, davacı tarafça davalıya  09/10/2009 düzenleme tarihli,  bankaca süresi her seferinde uzatılan ve son olarak 20/10/2015 tarihinde 15/01/2016 tarihine kadar süresi uzatılan 550.000 TL tutarlı kesin teminat mektubu verildiği, davalı tarafın sözleşme sona ermesine rağmen teminat mektubunu davacıya iade etmediği, süresi dolmakta olan teminat mektubunun paraya çevrileceği uyarısı ile teminat mektubunun süresinin uzatılmasının sağladığı, eldeki davanın 04/12/2015 tarihinde açıldığı, 550.000,00 TL tutarlı  teminat mektubunun yargılama aşamasında  nakte çevrildiği,  davalı tarafça 550.000 TL teminat mektubu bedelinden 242.612,96 TL peşin ödenen ciro prim bedelinin sözleşme gereği iadesi gereken kısmı olduğu iddia edilerek uhdesinde tutulduğu, davacının davalıdan olan %2 komisyon bedeline  ilişkin 8.457,28 TL ve 15.035,03 TL bedellerin ise ilave edilerek bakiye 330.879,35 TL nin davacıya 04/01/2016 tarihinde iade edildiği belirlenmiştir. Davacı taraf; teminat mektubunun iade edilmemesine ve paraya çevrilmesi sonucu davalı uhdesinde tutulan 242.612,96 TL'lik kasmın sözleşmede kararlaştırılan alım taahhüdünün yerine getirilmemesi kaynaklı ceza-i şart olduğunu, cezai şartın tahsil şartlarının bulunmadığını iddia ederek menfi tespit ve  teminat mektubu bedelinden tahsil edilen kısmın istirdadını talep etmektedir. Davalı taraf ise kendilerinin davacıdan ürün alım taahhüdünün karşılanmaması nedeniyle cezai şart taleplerinin bulunmadığını, taleplerinin sözleşmenin 5.1 maddesi gereği davacıya peşin verilen \"ciro prim avansı\"nın iadesi istemine ilişkin olduğunu savunmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 5.1. Maddesi ile; sözleşmenin 6. Maddesinde belirtilen geri ödeme şartları ile 300.000 USD + KDV tutarında ciro primi avansının davacıya verileceği, 6. Maddesinde peşin verilen ciro avansının davacını aldığı ürünlerden alması gereken prim avansından mahsup edileceği, 5 yıllık süre sonunda sözleşme tonaj taahhüdünden bakiye kalması durumda karşılıklı mutabakatla bakiye kalan ciro prim avansını karşılılık mahsuplaşılması ve/veya  sözleşme yenileme konularında seçim hakkına sahiptirler düzenlemeleri bulunmaktadır. Davalı tarafça davacıya sözleşme hükmünce  300.000 USD + 54.000 USD KDV =354.000 USD karşılığı 517.371,00 TL tutarında  \"ciro prim avansı\" ödemesi yapıldığı taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir.  Dosyaya sunulan; davalı tarafça davacıya düzenlenen 16/12/2015 tarihli 242.612,96 TL' lik  faturanın açıklama  kısmında \" Peşin prim avans iade bedeli\" kaydının bulunduğu görülmektedir. Yine dosyaya alınan bilirkişi raporları ile davacının alım taahhüdünden eksik kalan kısım için kıstelyevm yapılan hesaplamada davacının peşin aldığı \"peşin ciro avansı\"ndan yerine getirmediği ürün taahhüdüne isabet eden kısmın 242.612,96 TL olduğu belirlenmiştir. Bu durumda davacı tarafça davalıya iade etmesi gereken peşin ciro avansından borcu bulunduğu, bu miktarı sözleşme gereği iade etmesi gerektiği, davalının talebinin cezai şart olmadığı, davalı tarafından düzenlenen faturanın ve bedelin teminat mektubundan tahsilinde sözleşme şartlarına aykırı bir durum bulunmadığından davalının bu  yüne ilişen istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacının oluşan ve oluşacak zararlar için tazminat ve kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine yönelik istinaf sebepleri yönünden yapılan değerlendirmede: Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Davacı tarafça hangi zararların oluştuğu  yönünde herhangi bir delil sunulmadığı, ispatlanmış bir zararın bulunmadığı anlaşılmakla bu yöne ilişen istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Davalı tarafın hüküm altına alınan komisyon bedelinin yerinde olmadığı doğru hesaplanmadığı,  komisyon bedelinin Islah ile artırılan kısmı  yönünden zamanaşımı süresinin geçtiğine yönelik istinaf talepleri yönünden yapılan değerlendirmede: taraflar arasındaki sözleşmenin 8.1  maddesinde banka teminat mektubu masrafının bayi tarafından karşılanacağı ancak yıllık banka teminat mektup masraflarından banka teminat mektubu tutarını %2 si oranındaki kısmı fatura karşılığı ... tarafından bayiye ödeneği hüküm altına alınmıştır. Dosyaya alınan 01/07/2020 tarihli bilirkiş raporu ile davalının ödemesi gereken bu kalem miktar KDV dahil olarak 64.900 TL olarak belirlenmiştir. Davalının yaptığı 2 adet faturaya ilişkin ödeme düşüldükten sonra kalan bakiye 35.791,54 TL olarak belirlenmesinde bir hata yoktur. Yine alacağın kaynağı haksız fiil olmayıp satış sözleşmesi olduğundan TBK 72 maddesinde haksız fillere ilişkin zamanaşımı olan 2 yıllık zamanaşımına değil, TBK 146 maddesinde düzenlenen 10 yıllık genel zamanaşımına tabi olmakla davalının bu yönlere ilişen istinaf istemi yerinde değildir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 01/09/2014 tarihide sona erdiği, davalı tarafın davacıdan peşin ciro avansı alacağını ve davacı tarafa olan teminat mektubu prim komisyon borcunu kendi ticari defterlerindeki basit bir inceleme ile belirleyebilecek durumda olduğu, buna rağmen davanın açıldığı 04/12/2015 tarihine kadar teminat mektubunu elinde tuttuğu ve yargılama aşamasında 16/12/2015 tarihinde tazmin ettiği, davacı tarafa cari hesap bakiyesini 04/01/2016 tarihinde iade ettiği belirlenmiştir. Bu durumda davacı tarafın peşin ödenen ciro avansı için davalıya 242.612,96 TL lik borcunun bulunduğu, davacının açtığı menfi tespit ve istirdat davasında bu kısım yönünden haksız olduğu, davasının bu miktar yönünden reddi ile davalı yararına vekalet ücreti takdiri gerektiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafta yukarıda bahseliden 242.612.96 TL dışında kalan 307.387,04 TL kısım yönünen  teminat mektubunu elinde haksız olarak tuttuğu ve dava açılmasına neden olduğu, yargılama aşamasında uyuşmazlık konusu bu miktarı davacı hesabına aktardığı, bu kısım yönünden davanın konusuz kaldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece hüküm tesis edilirken davanın reddine karar verilen kısım ile konusuz kalan kısımların hatalı belirlendiği, yine vekalet ücreti takdirinde uyuşmazlığın kısmen giderildiği ve davanın konusuz kaldığı kısmın ön inceleme tutanağı düzenlenmeden önce giderildiği, yine 6100 sayılı HMK 125/2 md. gereği dava konusunun yargılama aşamasında devri halinde davanın reddedilen kısmı yönünden belirlenen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden dava konusu devreden davacının da sorumlu tutulacağı hususları gözden kaçırılarak hüküm tesis edilmesi isabetli olmamıştır. Bu durumda reddedilen 242.612,96 TL ve 1.000 TL dava değeri bildirilen oluşmuş ve oluşacak zarar kalemlerinin toplamı üzerinden davalı yararına vekalet ücreti takdiri gerekmekte olup bu miktarın temlik alan davacı ile birlikte temlik eden davacının da sorumlu tutulması gerekmektedir. Menfi tespit ve istirdat talebi yönünden reddedilen 242.612,96 TL dışında kalan 307.387,04 TL yönünden davacı dava açmakta haklı olup bu miktar yönünden uyuşmazlığın ön inceleme tutanağı düzenlenmeden giderildiği anlaşılmakla AAÜT 6. Maddesi gereği tarifeye göre belirlenen vekalet ücretinin yarısının davacı yararına takdiri gerekmektedir. Ayrıca davacı lehine hüküm altına alınan 35.791,54 TL teminat mektubu komisyon bedeli yönünden de davacı yararına vekalet ücreti hükmedilmesi gerekmektedir.Davanın konusuz kalması ve  usule ilişkin nihai karar verilmesi halinde karar ve ilam harcının maktu alınacağına dair, \"Yargıtay 3. Hd.   2020/3094 e.  2020/5643 k. Sayılı ilamında; Diğer taraftan, 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (I) sayılı tarifenin, \"Yargı Harçları\" başlığı altında düzenlenen \"Karar ve ilam harcı\"  başlıklı III. kısmının 1. fıkrasında, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden tarifede gösterilen oranda nispi karar ve ilam harcı; 2-(a) fıkrasında ise, 1'inci fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlar ve davanın reddi kararlarında maktu karar ve ilam harcı alınacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda; konusu belli bir değerle ilgili bulunan davada esas hakkında karar verilmesi halinde nispi harç alınacağı; usule ilişkin nihai kararlarla, davanın konusuz kalması halinde verilecek kararlarda ise maktu harç alınacağı kuşkusuzdur.\" içtihadı gereği maktu karar ilam harcı alınmıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece kurulan hüküm isabetli olmadığından davacı ve davalı  vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davacının teminat mektubunun 242.612,96 TL'si için açtığı menfi tespit ve istirdat talebinin REDDİNE, 2-Teminat mektubunun 307.387,04 TL'si yönünden konusu kalmayan bu miktar yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 3-Davacının oluşan ve oluşacak zararlar ve kötüniyet tazminatı olarak 1.000,00 TL tazminat talebinin reddine, 4-Davacının sözleşmenin 8.1 maddesi gereğince yıllık % 2 oranında ödeme talebinin kabulü ile, 35.791,54 TL'nin dava dilekçesinde faiz talebi olmadığından 1.000 TL'sinin faizsiz olarak, kalan 34.791,54 TL'sinin ıslah tarihi olan 07.10.2020 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 10.023,63 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 9.596,03 TL harcın karar kesinleştikten sonra ve talep halinde temlik alan davacıya iadesine, 6- Davacı tarafından ilk derece yargılaması aşamasında yapılan 6.768,00 TL yargılama giderinin davanın kabul red oranı dikkate alınarak 3.958‬ TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabulüne karar verilen 35.791,54 TL üzerinden hesap edilen 17.900,00 ve konusuz kalan 307.387,04 TL üzerinden AAÜT 6. Maddesi gereği hesap edilen 24.054,00 TL vekalet ücreti toplamı 41.954‬ TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen toplam 243.612,96 TL üzerinden hesaplanan 38.541,94 TL vekalet ücretinin temlik eden davacı ... Ltd. Şti ve temlik alan davacı ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine, 9- Gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 10-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;<br>a-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, b-Davacı ve davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 25/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3150a9d204af878c","SID":"ef16280430489419"}}