{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/302 <br>KARAR NO: 2024/695<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/10/2020<br>NUMARASI: 2019/550 Esas - 2020/804 Karar<br>DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/05/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; merkezi ... Mah. ... Cad. No:... Kat:... N:... Bakırköy/İstanbul adresinde bulunan davalı şirket 22.12.1981 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu’nda tescil edilerek kurulmuş bir anonim şirket olduğunu, müvekkilinin davalı şirketin dava dışı ... ile kurucu ortağı olup halihazırda da ortaklığı devam ettiğini, davalı şirket payları, davalı şirket ana sözleşmesi madde 8’de belirtildiği üzere, nama yazılı olup halihazırda senede bağlanmamış çıplak pay durumunda olduğunu, ancak davalı şirket pay defterinde her ne kadar ... %33,00 oranında pay sahibi olarak görünüyorsa da, müvekkilinden devralmış göründüğü %16,50 pay ile ilgili kayıt işlemi hukuka aykırı şekilde gerçekleştirildiğini, bu hususta müvekkili tarafından Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/562 Esas sayılı dosyasında davalı şirket pay defterinde hukuka aykırı ve batıl şekilde davalı ... adına kayıt edilmiş bulunan %16,50 oranındaki hissenin müvekkiline ait olduğunun tespiti ile pay defterindeki ... adına olan %16,50 oranındaki payın kaydı terkin edilerek bu payın müvekkilimiz adına kayıt ve tescili talebi ile dava açılmış olup bu davanın derdest olduğunu, davalı şirket yönetim kurulunun çağrısı ile, davalı şirketin 2018 yılı genel kurul toplantısı, 26.03.2019 tarihinde şirket merkezinde yapıldığını, gerek ertelenen 26.03.2019 tarihli toplantıda gerekse 26.04.2019 tarihli genel kurul toplantısında ...'nın davalı şirkette pay sahibi olmadığı, payları temsil hakkı ile oy hakkının bulunmadığı dile getirilerek hazirun cetveline itiraz edilmiş ve bu husustaki muhalefet şerhleri divana sunulduğunu, toplantı tutanağının sadece divan başkanı tarafından imzalanmasına muhalefet edilmişse de aksi yönde karar alındığını ve uygulandığını, ancak konuşulan hususlar tutanağa geçirilirken tek taraflı şekilde değiştirildiğini, denetçi, gelen kurul toplantısına katılmamış olup bu sebeple de alınan kararlar mutlak butlanla malul olduğunu, 26.04.2019 tarihinde gerçekleştirilen 2018 yılı genel kurul kararlarının mutlak butlanla malul olduğunun tespiti talebimizin yerinde görülmemesi halinde,  alınan genel kurul kararlarının iptali için de gerekçe oluşturduğundan öncelikle bu beyan ve itirazlarını tekrar ettiklerini,  beyan ve itirazları saklı kalmak kadıyla, bunlara ek olarak, 2018 yılı genel kurulda faaliyet raporunun okunması, müzakeresi ve tasdikine ilişkin (3) nolu kararın iptali gerektiğini, denetçi genel kurul toplantısına katılmadığını, faaliyet raporunda yer alan ortaklık yapısı ve hisse oranları devam eden Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/562 Esas sayılı dosyasında yer alan iddiaları kapsamında gerçeği yansıtmadığını, faaliyet raporunun okunması ve görüşülmesi mümkün ise de tasdik edilmesi yönünde karar alınamayacağını, 2018 yılı faaliyet raporunda şirketin faaliyet konusu ile ilgili piyasa verilerine hiç yer verilmediğini, önceki yıllar ve 2018 yılı birim maliyetler detayı (kur, stok, fire ve sair detaylar kapsamında birim maliyetlerdeki değişiklikler) ve maliyet artışları ile ilgili sorularımıza tatmin edici cevaplar verilememiş olup incelenmesi gerektiğini, gerek burada değinilen gerekse muhalefet şerhte belirtilen diğer sebeplerle 2018 yılı faaliyet raporunun kabulü mümkün olmayıp faaliyet raporunun görüşülmesinin finansal tabloların onaylanması kararı ile sıkı bağının bulunduğu da değerlendirilerek bu hususta 2018 yılı genel kurul toplantısı (3) nolu kararının iptali gerektiğini, davalı şirket 2018 yılı finansal tabloların onaylanmasına dair 26.04.2019 tarihli genel kurul (4) nolu kararının da iptali gerektiğini, faaliyeti giderleri ve genel yönetim giderlerinin çok yüksek olduğunu, pazar yönetimi, alım ve satım fiyat politikası, gider planlaması vs. ile ilgili gerekli ve yeterli hiçbir açıklama yapılmadığını, bu sebeplerle dürüst resim ilkesi kapsamında davalı şirket ticari defter ve kayıtları üzerinde detaylı bir inceleme yapılmasını gerçeği yansıtmayan finansal tabloların onaylanmasına ilişkin kararın iptalini talep ettiklerini,  2018 yılı kâr dağıtılmamasına dair alınan 26.04.2019 tarihli genel kurul (5), (9), (7) nolu kararının da iptali gerektiğini belirterek davalı şirketin 26.04.2019 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan kararların itirazlarımız kapsamında icrasının ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına ve pay sahipliği ihtilaflı olan davalı şirkete menfaat çatışmalarını önlemek için kayyım atanmasına, pay sahipliğinin ve alınan kararların sıhhati yönünden işbu davaya etki edecek olan Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/562 E. sayılı dosyasının sonucunun beklenmesine, davalı şirketin 26.04.2019 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan tüm kararların mutlak butlanla malul olduğunun tespitine, aksi kanaat hâsıl olduğu takdirde (7) nolu karar dışında alınan tüm kararların iptaline, özel denetim talebinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkil şirket paylarının senede bağlanmamış çıplak pay niteliğinde olduğunu, ...'nın davacının %16,50 oranında payını hukuka aykırı şekilde devraldığını, bu hususta Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/562 E. Sayılı derdest dava dosyası ile hukuka aykırı devredildiği iddia edilen payın davacı adına tescili, genel kurulda alınan kararların mutlak butlanla malul olduğunun tespiti, genel kurulda alınan kararların iptali talepli dava ikame edildiğini, davacının hukuka aykırı davası kapsamına dava konusu hisseler üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep ederek kayyum atanması isteminde de bulunmuştur. Kısaca özetlemiş olduğumuz huzurdaki işbu dava haksız olup; aşağıdaki nedenlerle esastan reddine, şartları oluşmamış ihtiyati tedbir talebi ile kayyum atanması talebinin reddi gerektiğini, davacının, ...'ca devralandığı görülen %16,50 oranlık paya ilişkin kayıt işleminin hukuka aykırı olarak gerçekleştirildiğine dair beyanları Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/562 E. sayılı dosya kapsamında incelenmekte olup, bu hususun mahkemenizde görülmekte olan işbu davada bekletici mesele yapılması gerektiğini,  butlanı istenilen genel kurul kararlarının konusu itibari ile butlan davasına konu olamayacağını, ... ile davacı arasında akdedilmiş olan hisse devri sözleşmesi ile davacı şirket hissesini ...'ya devrettiğini, dolayısıyla dava konusu genel kurul toplantı ve karar nisapları tamamen hukuka uygun olduğunu, davacı itirazlarının dikkate alınmadığını beyan etmişse de toplantı tutanağının 7. maddesi hariç diğer tüm kararlarda itirazları açıkça yer aldığını, davacı tarafın yönetim kurulu üyeliğinden alınmış olmaısı hukuka uygun olup davacı tarafın aksi yöndeki iddialarının reddi gerektiğini, ...’nın pay devrinin yapıldığı 02.04.2014 tarihinden beri şirkete nakit enjekte ettiği, şirketin dar boğazdan kurtulması için elinden geleni ardına koymadığı şirket kayıtlarında yapılacak basit bir inceleme ile kolayca anlaşılacağını, dava konusu genel kurulda alınmış kararların tamamı usul ve yasaya uygun olup; davacı tarafın aksi yöndeki iddiaları mk2 anlamında hakkında kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu belirterek kayyum atanması talebinin;  ihtiyati tedbir konulması talebinin, icranın geri bırakılması talebinin haksız davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"... Belirli şartlara başlanmış olan özel denetçi istenmesine dair hakkın kullanılabilmesi için azlık, mahkemeyi ikna edici olay ve olgulara dayanarak ve zararın varlığına dair belirli bazı olayların incelenmesini talep edebilmektedir. Azlığın başvuru talebi için gereken ön koşul ise bilgi alma hakkını kullanmış olmasıdır. Somut olayda özel denetçi atanması talep edilen şirketle ilgili  kârlılık durumunun düzenli olarak devam etmesi, huzur hakkı ödemelerinin şirket hacmi dikkate alındığında fahiş olmaması, geçmiş yıllardaki oranlarla  orantılı olması, şirketin sektörde üst sıralarda yer alan yerini koruması, daha önce özel denetçi atanmasına ilişkin yapılan başvuruların mahkemelerce reddedilmesi ve en önemlisi de şirketteki pay sahiplerinin zarara uğratıldıklarına ilişkin somut bir delile rastlanması iddia edilen olayların hiçbirisinin TTK, m. 438 hükmündeki şartları taşımadığı tespitleri nazara alınarak Tüm bu nedenlerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Tüm bu nedenlerle; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, davalı şirketin 26/04/2019 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan 5 ve 8 nolu kararların iptallerine, 3,4,6 ve 9 nolu genel kurul kararları yönünden fazlaya ilişkin iptal isteminin  reddine, davacının özel denetçi atanması talebi yönünden davanın reddine\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin 3,4,6 ve 9 nolu kararlarının iptal isteminin reddine ilişkin hükmünün yerinde olduğunu, 5 ve 8 nolu maddelerinin iptaline ilişkin hükmün usul ve yasaya uygun olmadığını, ...  ile davacı arasında akdedilmiş olan hisse devri sözleşmesi ile davacı şirket hissesinin ...'ya devrettiğini, dava konusu genel kurul toplantı ve karar nisaplarının tamamen hukuka uygun olduğunu ve yine kararlarının usul ve yasaya uygun olduğunu, 5 nolu kararın yasaya ana sözleşmeye iyi niyet kurallarına uygun olduğunu, davacının bu kararın hangi yönlerden hukuka aykırı olduğuna yönelik tek bir somut iddiası ve delilin bulunmadığını, yargıtayın yerleşik uygulamalarının da alınan kararı destekler nitelikte olduğunu, 8 nolu kararın iptal edilmesinin taleple bağlılık ilkesini ihlal ettiğini, yerel mahkemenin dava dilekçesinde ileri sürülmeyen ve itiraz edilmeyen konu hakkında yetkisini aşarak gerekçe oluşturduğunu, 8 nolu kararın iptalinin söz konusu olamayacağının, mahkemenin bilirkişi raporuna dayanarak karar verdiğinin, yaptıkları itirazlarının değerlendirilmediğini belirterek ilk derece mahkemesince genel kurulun 5 ve 8 nolu kararlarının iptaline yönelik kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22.10.2020 tarih, 2019/550 E. ve 2020/804 K. sayılı kararı reddedilen taleplerimiz yönünden Usul ve Yasaya açıkça aykırı olup gerek aşağıda belirtilen sebepler gerek daha önce dosyaya sunmuş olduğumuz dilekçelerde yer alan gerekçeler gerekse de resen gözetilecek nedenlerle kararın kaldırılması gerekmektedir. gerekçeli kararda pay iptali talebi ile açılmış bulunan Bakırköy 6.asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/562 E. sayılı dosyasının beklenmesine gerek olmadığı belirtilmişse de bunun kabulü mümkün değildir. nitekim bu dosyada verilen karar sonucunda geriye etkili olarak müvekkilimizin şirkette %50 pay sahibi olduğu teyit edilmiş olup alınan kararlarda gerekli çoğunluk bulunduğundan söz edilemez. bu durum muhalefet şerhimizde de ifade edilmiştir. ayrıca bu karar genel kurulda alınan kararlara doğrudan etki etmektedir. bu sebeple dosya sonucu beklenmeden hüküm tesisi hatalıdır. Gerekçeli kararda 3 nolu karar ile ilgili bilirkişi raporunun aynen aktarılması şeklinde yapılan değerlendirmeler gerçeği yansıtmamaktadır. 3 nolu karara ilişkin muhalefet şerhimizin tutanağa eklendiği toplantı tutanağında dahi belirtilmiş ve dava dilekçemiz ve tekraren 29.09.2020 tarihli dilekçemiz ekinde iki kez dosyaya sunulmuştur. mahkeme kararına istinaden üçüncü kez de işbu dilekçe ekinde dosyaya sunulmaktadır aynı şekilde gerekçeli kararda 4 nolu karar ile ilgili de muhalefet şerhimizin içeriğinin saptanamadığı belirtilerek iptal talebimiz reddedilmişse de bu karara ilişkin muhalefet şerhimiz de tutanağa eklenmiş ve dosyaya sunulmuştur. karara esas alınan bilirkişi raporunda finansal tabloların görüşülmesine ilişkin karar açısından da tam tasdik raporunun tekrarı, mizan dip toplamları ile kurumlar vergisi beyannamesinin birbirini tuttuğunun belirtilmesi dışında gerekli hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. 26.04.2019 tarihli genel kurulda alınan 6 nolu karar ile ilgili gündemde madde bulunması halinde bu hususta karar alınabileceği gerekçesiyle iptal talebimiz reddedilmiş ise de bir önceki genel kurulda üç yıl için seçilen müvekkilimizin gerekçe gösterilmeksizin azlinin afaki iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil edip etmediği hiç irdelenmemiştir.davalı şirket genel kurulunda denetçinin bulunmaması faaliyet raporu, finansal tablolar ve yönetim kurulu üyelerinin seçimi veya azli ile ilgili alınan kararların kesin olarak iptali sebebidir. aksi yöndeki yerel mahkeme kararının kaldırılması gerekmektedir.özel denetçi talebimizin reddi yönündeki karar da usul ve yasaya aykırıdır. karara esas alınan bilirkişi raporları hazırlanırken gerekli incelemeler yapılmamış, delil listemizde incelenmesi talep edilen belgeler incelenmeden eksik inceleme ile rapor tanzim edilmiş ve buna dayalı olarak mahkemece karar verilmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Bakırköy 6 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/562 E. Ve 2020/455 K. Sayılı ilamıyla geriye etkili olarak müvekkilinin şirkette %50 pay sahibi olduğunu hükme bağladığını, bu sebeple davalının iddiasının aksine alınan kararlarda gerekli çoğunluk bulunduğundan ve karar nisaplarının sağlandığından söz edilemeyeceği, ... tarafından müvekkiline hisse devir bedelinin ödenmediğini, müvekkilinin hisse devir bedellerinin ...'a ödenmesi yönünde bir kabulünün olmadığını, müvekkilin hisselerin ...'ya devretmediğini, bu sebeple aksi yöndeki iddialarını kabul etmediklerini, geçmiş yıl zararları karşıladıktan sonra şirket dönem karının dağıtılmaması yönünde alınan 5 nolu kararın iptalinin hukuka uygun olduğunu, aksi yöndeki istinaf taleplerinin reddini gerektiğini, yine 8 nolu kararın iptal edilmesinin de usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davalının tüm istinaf taleplerinin reddine, ilk derecenin 3-4-6-9 nolu kararları yönünden verdiği  ret kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, davalı şirketin  26.04.2019 tarihli  erteli genel kurulunda alınan kararların mutlak butlanla malul olduğunun tespiti, bu talep yerinde görülmez ise genel kurulda alınan  7 numaralı hariç tüm kararların iptali istemine ilişkindir.Mahkemece davanın kısmen kabulü ile genel kurulun 5 ve 8 numaralı karanın iptaline, diğer taleplerin reddine karar verilmiş, bu karar karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davaya konu genel kurul toplantısının ortakların tamamının katılımı ile gerçekleştiği  ve kararların  davacının muhalefeti  ile ve  oy çokluğu ile alındığı görülmektedir. Davalı şirketin  TTSG kayıtlarına göre, ortaklık yapısı ve pay oranları şöyledir: Pay Sahibi Payların Toplam İtibari Değeri Pay Oranı ... 1.943.000,00-TL %33,50 ... 1.943,000,00-TL %33,50 ... 1.914.000,00-TL %33 Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/562 E. Dosyası incelendiğinde;  davacı ...'e ait  nama yazılı olup senede bağlanmamış %16,5 hissenin davalı ortak ...'ya 11/07/2014 tarihli sözleşme ile devrinin, hisse bedelinin 5 yılda taksitler halinde ödenmesinin ve hisseler üzerine satıcının rehin tesis edileceğinin kararlaştırıldığı, ancak sözleşme kapsamındaki bedelin ödenmediği, bu sözleşme dışında TBK 183 vd. hükümlerine uygun alacağın temlikine ilişkin temlik beyanı bulunmadığı, davalı ...'nın pay defterine kaydedilmesi yönünde yönetim kurlu kararı alınmadığı, yanlış yapılan kaydın düzeltilmesi için davalılara ihtarname gönderildiği gerekçesi ile davalı şirkette ... adına olan %16,5 oranındaki hissenin davacıya ait olduğunun tespiti ile batıl hisse kaydının terkin edilerek davacı adına kayıt ve tescilinin dava edilmiştir. Yapılan yargılama sonucu 10/09/2020 tarihli 2020/455 K sayılı ilamı ile;  pay devrine ilişkin pay defterine kaydın 02/04/2014 tarihinde yapıldığı, oysa pay devrine ilişkin sözleşmenin bu kayıt tarihinden sonra 11/07/2014 tarihinde yapıldığı, pay defterine kaydın geçerli bir pay devir sözleşmesine dayanması gerektiği, devir sözleşmesinin kayıt tarihinden sora olması nedeniyle, geçerli bir pay devir sözleşmesi ile payların mülkiyeti kazanılmış ise de şirket pay defterindeki kaydın geçersiz olduğundan şirkete karşı pay sahipliği  sıfatının davacıda oluğu gerekçesi ile  davanın kabulüne karar verildiği, istinaf başvurusu üzerine İstanbul BAM 13 HD 2021/2157 E. 2019/1529 K. sayılı ilamı ile; yargılama harçlarının eksik alındığı, zamanaşımına  ilişkin iddiasının değerlendirilmediği ve kabule göre de ilk derece mahkemesi gerekçesinin çelişkili olduğu gerekçeleri ile kararın kaldırılmasına karar verildiği belirlenmiştir.Bu durumda iddianın ileri sürülüş biçimi, ilk derece ve istinaf mahkemesince oluşturulan hükümlerin içeriği birlikte dikkate alındığında dosyada verilecek kararın eldeki genel kurul kararının iptali davasında bekletici mesele yapılmamasında bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. TTK 499/4 madde fıkrası gereğince şirketle ilişkilerde, sadece pay defterinde kayıtlı bulunan kimse pay sahibi ve intifa hakkı sahibi olarak kabul edilir. İptali istenen  kararların alındığı 2018 yılına ait genel kurlun yapıldığı 26/04/2019 tarihi itibariyle dava dışı  paydaş ...'nın  pay defterinde  paydaş göründüğü, bu payların iptaline ilişkin açılan davanın genel kurula bu paydaşın katılmasına engel teşkil etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda pay iptaline ilişkin açılan davanın genel kurul kararının iptal yada butlan sebebi olarak değerlendirme imkanı yoktur. Davacının bu yönlere ilişen istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Dosyanın uyap kayıtları üzerinde yapılan incelemede dava dilekçesi ekine genel kurul toplantı tutanağı, davacıya ait muhalefet şerhi başlıklı evrak, yönetim kurulu tarafından hazırlanan 2018 yılına ait faaliyet raporununu okunması, müzakeresi ve tasdiki başlıklı evrak, finansal tabloların okunması, görüşülmesi ve onaylanması başlıklı muhalefet şerhini içerir evrakların sunulmuş olduğu, genel kurul toplantı tutanağının 3. nolu maddesinde de bu durumun kayıtlara geçtiği görülmektedir. İlk derece mahkemesince genel kurulun 3. Maddesine ilişkin verilen kararın gerekçe kısmında bu belirlemenin aksine bilirkişi raporundaki hatalı belirleme doğrultusunda kayıtlar yazılmış olsa da, iptal isteminin reddi, toplantı tutanağında muhalefet şerhinin bulunmadığı gerekçesi olmayıp davacı iddiasının ispat edilmediği noktasındadır. Dosyada toplanan deliller ile davacının iddiasının ispatlanmadığı, genel kurul toplantı tutanağında faaliyet raporunun okunup müzakere edildiğine dair kayıt bulunmaktadır. Davacının genel kurul toplantı tutanağına eklenen 3. Nolu karar ile ilgili muhalefet şerhinde; ortaklık yapısına, faaliyet raporunun tasdik edilmesi kararı alınamayacağına, yasa gereği faaliyet raporunun 15 gün önceden hazır edilmediğine, faaliyet raporunun önceki  yıllarla mukayese içermediğine, piyasa verilerine hiç yer vermediğine, faaliyet raporundaki tespitlere dile getirilen itirazların tekrar edildiğine dair muhalefet şerhi bulunduğu görülmektedir. Genel kurulda hangi soruların sorulup alınamayan cevaplara ilişkin bir hususun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda 3. Maddeye ilişkin az yukarıda değiniline İDM kararındaki gerekçe eleştirisi dışında iptal isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Bir önceki paragrafta izah edilen dava dilekçesi ekine  \"4. Finansal tabloların okunması, görüşülmesi ve onaylanması\" başlıklı muhalefet şerhini içerir evrakların sunulmuş olduğu,  genel kurul toplantı tutanağının 4. Nolu maddesinde de bu durumun kayıtlara geçtiği görülmektedir.  İlk derece mahkemesince verilen genel kurulun 4. Maddesine ilişkin verilen kararın gerekçe kısmında  bu belirlemenin aksine bilirkişi raporundaki hatalı belirleme doğrultusunda kayıtlar yazılmıştır.  Ancak  iptal istemin reddi, muhalefet şerhinin bulunmadığı gerekçesi olmayıp muhalefet şerhinin içeriğinin saptanamaması ve  davacının iddiasını ispat edilemediği hususudur.Faaliyet raporunun 26/03/2019 tarihli genel kurul toplantısında davacı tarafından alındığı, genel kurulun ertelenmesinin talep edildiği, genel kurulun toplantısının ertelendiği, dolayısıyla  davacı  tarafça erteli genel kurul  tarihinden en azı 1 ay önce faaliyet raporun ve finansal tabloların davacı incelemesine sunulduğu anlaşılmakla davacının bu yönlere ilişkin istinaf istemleri yerinde  görülmemiştir. Dosyada toplanan deliller ve alınan denetime elverişli bilirkişi heyeti raporuna göre, davalı tarafça kar dağıtılmamasına ilişkin kararın objektif bir gerekçesinin bulunmadığı, TTK 523 düzenlemesi ile aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gereklilik ve şirketin sürekli gelişmiş ve olabildiğince kararlı kar payı dağıtımı yönünden haklı gösterecek bir durumun bulunmadığı anlaşılmakla karın dağıtılmamasına ilişkin genel kurulun 5 nolu  kararın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.Genel kurulun 6 nolu kararı ile yeni yönetimin seçilmesi ile davacının yönetim kurulu üyeliğine son verilmesinde genel kurulu gerekçe göstermeye mecbur tutan bir düzenleme bulunmadığı TTK  364- (1) Yönetim kurulu üyeleri, esas sözleşmeyle atanmış olsalar dahi, gündemde ilgili bir maddenin bulunması veya gündemde madde bulunmasa bile haklı bir sebebin varlığı hâlinde, genel kurul kararıyla her zaman görevden alınabilirler. Düzenlemesini içermektedir. Genel kuruluda denetçinin bulunmaması alınan kararların geçerliliğini etkilemediği gibi özel denetçi talebinin reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik yoktur.Yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. maddelerinde belirtilen izinlerin verilmesine ilişkin gündemin 8. maddesiyle alınan karar: Gündemin sekizince maddesinde yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. Maddelerinde belirtilen izinlerin verilmesi hususu oy çokluğu ile kabul edilmiştir.Yönetim kurulu üyelerinin şirketle işlem yapma ve rekabet yasağı bakımından şunları söylemek mümkündür. Şirketle işlem ve rekabet yasağının amacı çıkar çatışması halinde şirketi korumaktır. Anılan yasaklar mutlak nitelikte olmayıp genel kurulun izni halinde yönetim kurulu üyeleri bu yasaklardan muaf olurlar. Burada sorun yönetim kurulu üyesinin, ortaklıkla işlem yapmasını ve rekabet etmesini mümkün kılan genel kurul kararına katılabilip katılamayacağı ve kendi lehinde oy kullanabilip kullanamayacağıdır.Bilindiği üzere, şirketle işlem yapma ve şirkete borçlanma yasağı TTK'nun 395, maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddenin 1, fıkrasına göre\"Yönetim kurulu üyesi, genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamaz; aksi hâlde, şirket yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebilir. Diğer taraf böyle bir iddiada bulunamaz.\" Rekabet Yasağı ise TTK md. TTK'nun 396 düzenlenmiş olup, bu maddenin 1. fıkrasına göre;\"Yönetim kurulu üyelerinden biri, genel kurulun iznini almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi, aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla da giremez Bu hükme aykırı harekette bulunan yönetim kurulu üyelerinden şirket tazminat istemekte veya tazminat yerine yapılan işlemi şirket adına yapılmış saymakta ve üçüncü kişiler hesabına yapılan sözleşmelerden doğan menfaatlerin şirkete ait olduğunu dava etmekte serbesttir.\" Her ne kadar kanunda yönetim kurulu üyesinin, ortaklıkla işlem yapmasını veya rekabet etmesini mümkün kılan genel kurul oylamasına katılabilip katılamayacağı konusu açıkça düzenlenmemişse de, konu öğretide tartışılmış ve olumsuz şekilde cevaplandırılmıştır. Gerçekten Teoman, şirketle işlem yapma ve rekabet yasağının kaldırılmasının yönetim kurulu üyesini bir pay sahibi olarak ilgilendirmediğini, aksine buradaki menfaatin (pay sahipliği sıfatından doğmayan) özel nitelikteki bir menfaat olduğunu ve ilgili kişi ile anonim şirketi karşı karşıya getirdiğini, genel kurulun verdiği izin kararına yönetim kurulu üyesinin oyu ile katılamayacağının kabul edilmesi gerektiğini ifade etmiştir (Ümer Teoman, Anonim Ortaklıkta Pay Sahibinin Oy Hakkından Yoksunluğu, İstanbul 1983, s. 109 vd). Yargıtay da bu sorunun olumsuz cevaplanması gerektiğini yani üyelerin yasağı kaldıran oylamada oydan yoksun olduklarını çeşitli kararlarında ortaya koymuştur (Y. 11.HD. 14.3.2011 tarih ve 2009/10138 E, 2011/2606 K. sayılı kararı; Y. 11. HD. 29.11.1994, E. 5250/K. 9136; 11. HD. 5.5.1981 E. 1267/K. 2213). Bu durumda gündemin 8. maddesi yönetim kurulu üyelerinin oydan yoksunluğu dikkate alınarak değerlendirilmelidir.Yargıtay'ın yerleşik uygulaması oydan yoksunluk hâlinde bu kimselerin oyları düşüldükten sonra geriye kalan oyların kararın alınması bakımından yeterli olup olmadığına bakılarak bir sonuca varılması yönünde olup, huzurdaki davada yönetim kurulu üyeleri 8. Gündem maddesinin onaylanmasında oy kullanamazlar. TTK işlem yasağının ve rekabet yasağının kaldırılması bakımından ağırlaştırılmış bir nisap öngörmemiştir. Davalı şirketin esas sözleşmesinde de aksi bir düzenleme yoktur. O halde TTK md. 418 (2) gereği kararlar toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile verilir. Bu durumda 6102 Sayılı TTK'nm 436/1. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri kendileri ile ilgili rekabet yasağının kaldırılması oylamasında, anılan yetkinin verilmesine ilişkin karar ortak ile şirket arasında şahsi bir işe ilişkin olduğundan, oy yoksunluğu hali uygulanmalıdır. Ancak buradaki oy yoksunluğu yönetim kurulu üyesinin kendisi ile ilgili karara ilişkin olup diğer üyelerin yasaklarının kaldırılmasında yönetim kurulu üyesi oy kullanabilir. Bu hususlar göz önüne alındığında  her iki yönetim kurulu üyesi ortağın bu oylamada oy kullandığı, bu kişilerin oyu ve muhalefet oyu  düşüldüğünde, yönetim kurulu üyelerinin TTK'nun 395 ve 396. maddeleri uyarınca izin verilmesine ilişkin kararın oydan yoksunluk ilkesi gereğince iptali gereklidir. Oydan yoksunluk resen dikkate alınacak bir husus olmakla davacı tarafça iptal gerekçesi olarak belirtilmemiş olsa dahi mahkemece bu hususun nazara alınmasında da bir isabetsizlik yoktur. Davalı tarafın bu yönlere ilişkin istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Genel kurulun 9 numaralı özel denetçi talebinin reddine ilişkin kararın; Özel denetçi tayini istemine ilişkin olarak TTK'nın 440/1. Maddesi, \"mahkeme, şirketi ve istem sahiplerini dinledikten sonra kararını verir\" şeklindedir. Maddenin 2. fıkrası ise \"mahkemenin istemi yerinde görürse, istem çerçevesinde inceleme konusunu belirleyerek bir veya birden fazla bağımsız uzmanı görevlendirir. Mahkemenin kararı kesindir\" şeklinde düzenlenmiştir. Anılan madde bütün olarak değerlendirildiğinde özel denetçi tayini istemi hakkında mahkemenin vereceği karar kesindir. İlk derece mahkemesince karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi de sonuca etkili değildir. Her ne kadar İlk derece Mahkemesince özel denetçi tayini talebinin de içinde bulunduğu davanın reddine dair verilen kararına karşı bu kısım itibariyle istinaf yoluna başvurulmuş ise de; TTK'nın 440. Maddesine göre kesin olan bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulamaz. İstinaf dilekçesinde davacı tarafından özel denetçi atanması talep edilmiş ise de, istinaf aşamasında bu konuda karar verilmesi mümkün değildir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.08/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b75e73415530d22f","SID":"237a96583d4df155"}}