{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/532 <br>KARAR NO: 2024/725<br>KARAR TARİHİ: 16/05/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/10/2020<br>NUMARASI: 2018/506 Esas -  2020/399 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/05/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında süre gelen ticari ilişki neticesinde vekiledeninin cari hesap ve faturalardan kaynaklı olarak davalıdan alacaklı olduğunu, davalının alacağını ödemekten kaçınması neticesinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibine girişildiğini, 05.03.2018 tarihinde 373.892.72 TL alacak için ödeme emri gönderildiğini, borçlu tarafın ise 15.03.2018 tarihinde borcun 162.138,54 TL'lik kısmını kabul ettiğini, geriye kalan bakiye 211.754,18 TL'lik borca haksız itirazda bulunduğunu  beyanla, davanın kabulüne, itirazının iptaline, takibin 211.754,18TL için İstanbul ... İcra ... Esas sayılı dosya üzerinden devamına, davalının alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere îcra inkar tazminatına  mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, vekiledeni şirketin çalıştığı tedarikçi firmalardan biri olduğunu, taraflar arasında 12.07.2015 tarihinde imza altına alınan \"Tedarikçi Sözleşmesi'' gereği süregelen bir ticari ilişki bulunduğunu, davacı şirket tarafından 373.892.22TL alacak iddiasıyla vekiledeni şirket aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasından icra takibine girişildiğini, davacının söz konusu icra takibi ile talep edilenin aksine vekiledeninden 373.892,22 TL (faiz ve masraf hariç) alacağı bulunmadığını, vekiledeni şirket ticari defler ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle ödemesi gereken toplam borcun 162.138.54 TL olduğunu, kabul edilen 162.138.54 TL yönünden yapılan kapak hesabına istinaden tüm fer'ileri ile icra dosyası hesabına yatırıldığını ve kalan 211.754,18 TL'lik kısım yönünden takibe, borca, borcun miktarına, faize, faiz oranına ve tüm ferilerine 15.03.2018 tarihinde yasal süresi içerisinde icra müdürlüğüne sunulan dilekçe ile itiraz edildiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Taraflar arasında akdedilen  \"Tedarikçi Sözleşmesi\"nden dolayı davacı tarafından dayalı adına düzenlenen faturalardan kaynaklı oluşan cari hesaba dayalı toplam 373.892,72 TL alacağın tahsili için  davacı tarafından davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı ancak davalı tarafça kısmi itirazda bulunulduğu ve borcun 162.138,54 TL'lik kısmın kabul edildiği kalan 211.754,18 TL'lik kısmına itiraz edildiği davacı tarafından mahkememizde iş bu itirazın iptali davası açıldığı, Mahkememiz tarafından taraflar arasında akdedilen sözleşmenin incelenmesi neticesinde davacı şirketin davalı şirkete, KDV'den arındırılmış, sisteme kaydedilmiş fatura bedelleri üzerinden ve iadeler düşüldükten sonra ortaya çıkan net cironun Tedarikçi Bilgileri Formu'nda belirtilen % bedelini dönemsel olarak ...'e CİRO PRİMİ adı altında ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, diğer bir ifade ile net ciro tutarı üzerinden davacı şirketin davalı şirkete ciro primi ödeyeceği, davalı şirketin almış olduğu reklam hizmetleri karşılığında davacı şirkete Tedarikçi Bilgileri Formu'nda belirtilen tutarda pazarlama destek bedeli için fatura kesebileceği, fatura bedelininde davacının alacağından mahsup edileceği, davacının davalıdan herhangi bir alacağı yoksa fatura bedelinin peşin ödeneceği tespit edilmiş olup taraflar arasındaki sözleşmeye göre davalının prim bedeli faturası düzenleme yetkisi olduğu ve davalının düzenlediği prim bedeli açıklamalı faturaya itiraz mahiyetinde davacının düzenlediği iade faturasının taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi ve ticarî işin mahiyeti dikkate alınarak açıklanabilir ve kabul edilebilir olmadığı, hükme dayanak teşkil etmeye elverişli 03.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda davalı tarafından düzenlenen 165.200,00 TL tutarındaki \"satışa destek bedeli\" faturasının sözleşmeye uygun olarak davalı tarafından düzenlenen bir fatura olduğu kanaatine varılması halinde 09.11.2017 tarihi itibariyle davalının davacıya borç tutarının 162.138,54 TL olacağı ve icra takibinden sonra davalının 162.138,54 TL'yi davacıya ödediğinin tespit edildiği bu haliyle davacının davasını ispat edemediği ve davalı tarafından da davacı tarafından dava konusu icra takibinin kötüniyetli olarak  aleyhine başlatıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla  davanın reddine, koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında olan ticari ilişki gereği davalı şirketin ciro primi faturası düzenlemesi hukuka aykırı ve kötü niyetli olup taraflar arasında bir ticari ilişki bulunduğunu ve ortada üçlü bir ilişki olmadığını, davalı şirketin kendi platformunda, davacıya ait malların satılmasını sağlaması durumunda ciro primine hak kazanacağının belirtildiğini, bu ciro priminin tedarikçi bilgileri formunda aylık net cironun %3'ü olarak belirlendiğini, dava konusu faturalar ciro primi kapsamında düzenlenen faturalardan olmadığını, davacı tarafından davalı şirkete yapılan kati satış sonucu davalı şirket ciro primine hak kazanamayacağını, bu sebeple ciro primine de hak kazanamayacağını, taraflar arasındaki tedarik sözleşmesinin genel işlem şartları içerdiğini, özellikle sözleşmedeki delil hükmü ile ciro primi hükmünün genel işlem şartı niteliğinde olduğunu, davalı şirket, ispat külfeti kendisinde olmasına rağmen iddiasını ispat edememiş olup, şayet mahkeme aksi görüşte ise ve düzenlenen faturaların ciro primine ilişkin fatura olduğu kanaatindeyse dahi davalı şirketin hesaplamalarının yanlıştır ve yanıltıcı olduğunu, taraflar arasında 01.09.2016 tarihli mutabakat bulunduğunu, mutabakat sonrası çok yüksek ciro primli fatura kesildiğini, yüksek ciro primi elde edebilmek için çok yüksek ciro elde edilmesi gerektiğini, davacı tarafından kati satış yapıldığı için ve kati fatura düzenlendiği için davalının ciroya hak kazanamadığı ve ciro primi faturası düzenleyemeyeceğini, bu nitelikteki faturayı asla kabul etmediklerini ve bu miktar alacağının baki olduğunu mahkeme aksi kanaatte ise davalı tarafın düzenlediği ciro primi niteliğindeki faturanın belirtilen meblağları bulması imkansız olacağından, bu hususun davacı defter ve kayıtlarından sabit olduğundan ve davalı tarafından böyle bir cironun oluştuğu ispatlanmamasına rağmen davacı aleyhine dikkate alınmasından ötürü ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davacı icra takibi alacağına dayanak yaptığı iade faturalarını, davalı şirketle aralarında akdedilen tedarikçi sözleşmesine ve ticari ilişkiye uygun olarak düzenlediğini ispat edememiş olup davalı şirketin, taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında satışa destek bedeli ve ciro prim bedeli düzenleme yetkisi bulunduğunu, ciro pirimi açıklamalı bu faturaların taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi gereğince davalı şirket tarafından düzenlenmiş ve davacı firmaya portal üzerinden gönderilmiş ve tedarikçi formunda belirtilen elektronik posta adresine e-mail yoluyla gönderilmiş olup usulüne uygun şekilde davacı şirkete tebliğ edildiğini, yasal süresi içerisinde bu faturalara itiraz edildiğine ve/veya usulüne uygun olarak iade faturası düzenlendiğine ilişkin herhangi bir delil sunulmadığını, tarafların aralarında imzalanmış olan “tedarikçi sözleşmesi”, karşılıklı iradelerin açıklanması sonucu kurulmuş olup, davacının iddialarının aksine sözleşme hükümleri genel işlem koşulu olarak değerlendirilemeyeceğini, ciro primine ilişkin maddelerin genel işlem şartı olduğundan bahisle ciro primi faturalarının ispata muhtaç olduğuna ilişkin beyanları hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacı vekilinin istinaf dilekçesinin 5. sayfasında ciro primi üzerine kurduğu bu argümanının ardından parantez içerisinde \"(çok mantıklı gelmedi)\" açıklaması düşmesi, kendi argümanlarına kendisinin dahi inanmadığını ikrar eder nitelikte olup sonuç olarak davacının 165.200-TL bedelli \"Satışa Destek Bedeli\" açıklamalı faturaya karşı neden iade faturası düzenlediğini açıklayamamış ve tarafların ticari defterleri arasındaki kalan 46.501,09-TL'lik farkın Davalı Şirket tarafından düzenlenen ciro primi faturalarından kaynaklandığını, bu faturalara karşı usulüne uygun bir itiraz ve/veya iade işlemi yaptığını ispat edemediğini istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, iade faturasının yerinde olup olmadığı ve davacı alacağı bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"cari hesap alacağı\" sebebine dayalı olarak 373.892,72 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 05/03/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, 211.754,18 TL yönünden borca itiraz üzerine bu miktar itibariyle takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca 211.754,18 TL üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 373.892,72 TL alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, takip tarihi itibariyle davacıya 162.138,54 TL borçlu görünmektedir. Taraf ticari defterlerindeki mutabakatsızlık, davacının düzenlediği 16/11/2016 tarih ve 165.200,00 TL bedelli iade faturasının davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmaması ve davalının toplam 46.554,19 TL faturasının davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklanmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan  bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza  uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu  sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Uzun süre sonra iade faturası düzenlenmesi  özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması karşısında bu olguyu değiştiremez. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Davacı tarafça 17/08/2016 tarih ve 165.200,00 TL bedelli fatura \"Led lcd ürünlerine fazla kesilen prim tahsilatı\" açıklaması ile düzenlenmiş ve bu fatura davalı defterlerine kaydedilmiştir. Bu kez davalı 30/09/2016 tarih ve 165.200,00 TL bedelli faturayı \"...\" karşı fatura\" açıklaması ile düzenlemiş ve bu fatura davacı defterine kaydedilmiş, devamında davacı tarafından 31/10/2016 tarihinde tekrar iade faturası düzenlenmiştir. Davalı da buna karşı 16/11/2016 tarihinde tekrar satış destek bedeli açıklamasıyla iade faturası düzenlemiştir. Son olarak davacı 16/11/2016 tarih ve 165.200,00 TL bedelli iade faturasını düzenlemiş ancak davalı bu faturayı ticari defterine kaydetmemiştir. Davacının ticari kayıtlarında davalının 165.200,00 TL borçlandırıldığı işleme ilişkin fatura davalının ticari defterinde kayıtlı olmadığından ve bu miktara ilişkin iade faturası düzenlenmesini haklı kılan sebepler ispatlanamadığından davacının 165.200,00 TL yönünden ticari kayıtlarına itibar etme olanağı yoktur. Aynı şekilde davalının ticari kayıtlarında davacının  toplam 46.554,19 TL borçlandırıldığı işleme ilişkin faturalar davacının ticari defterinde kayıtlı olmadığından ve bu miktara ilişkin TTK'nın 64/2. maddesinde düzenlenen ilkeye uygun bir belge de sunulmadığından davalının 46.554,19 TL yönünden ticari kayıtlarına itibar etme olanağı yoktur. Taraf ticari defterlerinde gerekli düzeltme yapılarak davalının kayıtlarında görünen borç tutarı 162.138,54 TL'ye herhangi bir dayanak belgesi olmadan davacının borçlandırıldığı 46.554,19 TL ilave olunduğunda davalı 208.692,73‬ TL borçlu; davacının kayıtlarında görünen borç tutarı 373.892,72 TL'den herhangi bir dayanak belgesi olmadan davalının borçlandırıldığı 165.200,00 TL düşüldüğünde davacı 208.692,72‬ TL alacaklı hale gelmektedir. Bu halde taraf ticari defterleri de mutabık hale gelmektedir. Davalının borçlu olduğu 208.692,73‬ TL'den icra takibinde kabul edilen borç 162.138,54 TL düşüldüğünde 46.554,19 TL borç bulunmaktadır. İlk derece mahkemesince bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerekirken tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince avacının davasını ispatlayamadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE, 2-Davalı-takip borçlusunun, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında başlatılan icra takibine vaki itirazının 46.554,19 TL asıl alacak yönünden İPTALİNE, kabulüne karar verilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 2/2. Maddesine göre ticari faiz uygulanmasına, 3-Kabulüne karar verilen alacağın %20'si olan 9.310,83 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalı tarafın şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 5-Başlangıçta peşin olarak alınan 3.616,24 TL harcın  icra harcı 1.869,46 TL ile birlikte işin hitamında alınması gerekli olan 3.180,12 TL harçtan fazla olduğu anlaşıldığından, fazla alınan 2.305,58 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacı tarafa iadesine, 6- Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu  başvuru harcı 35,90 TL, posta ve tebligat gideri 216,40 TL, bilirkişi ücreti 1050,00 TL olmak üzere toplam 1302,30 TL yargılama masrafının, davacı yan davasında kısmen haklı çıktığından dava konusunun toplam değerinin kabulle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 286,31 TL yargılama masrafından, davalı  tarafından yargılama sırasında yapılan  bilirkişi ücreti 350,00 TL,'den ibaret yargılama masrafından kabul-ret oranına göre davacıya isabet eden 273,05 TL'nin,  mahsubu ile kalan 13,26 TL'ye 3.180,12 TL harç eklenerek sonuç olarak 3.193,38 TL'nin davalıdan  alınarak davacıya verilmesine, dava konusunun toplam değerinin redle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 1015,99 TL yargılama masrafının davacı yan üzerinde bırakılmasına, davalının yapmış olduğu yargılama masrafından kalan 76,95 TL'nin davalının kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 8-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 23.272,79 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine, 9-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı  tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine, 10-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta ve tebligat gideri 73,6 TL olmak üzere toplam 235,70 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 16/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d40720fd5c582c62","SID":"77f615580ec419e3"}}