{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/763 <br>KARAR NO: 2024/835<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/12/2020<br>NUMARASI: 2016/1391 Esas - 2020/924 Karar<br>DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/05/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin \"...\" markası altında kauçuk İmalatı ve pazarlaması yaptığını, davalının \"...\" markası ile aynı işi yaptığını ve müvekkilinin rakibi olduğunu, ...com alan adlı sitede müvekkilini kötüleyen yorumlara yer verildiğini, site yönetiminden yorumu yazan kişinin iletişim bilgileri istendiğinde bu yorumu yazan kişinin davalı kişinin imza yetkilisi ve büyük hissedarı olan dava dışı ... tarafından bu yorumların yazıldığını öğrendiğini, ... kullanıcı adıyla ... no'lu telefondan da olumsuz yorum yazıldığını, ...'a mesaj atılmasından sonra bu yorumun kaldırıldığını, bunun da ikinci şikayetçinin de ...'ın kontrolünde olduğunu gösterdiğini, ...'ın davalı şirkete menfaat sağlamak amacıyla hareket ettiği için husumetin ona yöneltildiğini belirterek davanın kabulünü talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ...'dan farklı bir tüzel kişiliği olduğunu, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, ...'un davalıya ait bir üriin olmadığını, müvekkilinin böyle bir şikayeti olmadığını, iddia konusu şikayetlere ulaşamadıklarını, vekili olmasa bile ...'a konunun sorulduğunu ve babasıyla birlikte iş yaptıkları dönemde davacıdan ürün aldıklarını ve memnun kalmadıklarını, her vatandaşın hakkı olan şikayet hakkını kullandığını, kendisinin bir şikayet yazmadığını, şikayetin onayı olmadan yayınlandığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"... ... AŞ'den gelen 16.01.2017 tarihli cevabi yazıda, ... no'lu şikayet kaydına ulaşılamadığı, ... nolu şikayet kaydının ise 30 Mayıs 2016'da yazıldığı, 18 Haziran 2016'da yayınlandığı, 24 Haziran 2016'da silindiği, kullanıcı adının \"... Bey\" olduğu, e-posta adresinin ...com olduğu, telefon numarasının ... olduğu, şikayet başlığının \"...\" olduğu, şikayet metninin ise \"Altı ay önce aldığımız ... zemin malzemesi inanılmaz kalitesiz çıktı ve firma sahibi ... hanıma bildirmemize rağmen ürünü ne değiştirdi nede bize bir çözüm sundu. Aksine ben paramı aldım gerisi beni ilgilendirmez diyerek ilgilenmedi\" şeklinde olduğu, şikayette kullanılan telefonun davalı şirketin internet sitesinde yer alması, İTO kayıtları ve cevap dilekçesi ve ekleri birlikte incelendiğinde bu şikayetin davalı şirketin ortaklarından dava dışı ... tarafından kaleme aldığının sabit olduğu, bahse konu açıklamanın gerçek dışı, kötü niyetli ve dürüstlük kuralı ile bağdağmayan açıklamalar olduğu ve TTK m. 55/1/a-l bağlamında kötüleme teşkil ettiği, davalı yanca her ne kadar dava dışı ...'ın babası ile birlikte daha önce yapmış olduğu satın almaya dayalı olarak şikayet hakkı kullanıldığı iddia edilmiş ise de, şikayetin 30.05.2016 tarihinde yazıldığı, bahsi geçen satın almanın ise bundan çok önce, 18.09.2014 tarihinde yapıldığı, kaldı ki satın alan kişinin de ... olmadığı, bu durumda ...'ın kullanıma ve tecrübeye dayalı şikayet hakkını dile getirdiği iddiasına mahkememizce itibar edilmediği. dava konusu açıklamanın, ...'ın gerçek bir satın alma tecrübesine dayanmayan, gerçek dışı bir açıklama olduğu, dava dışı ...'ın davalı şirketin ortağı, müdürü  ve yetkilisi bulunduğunun İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün yazı cevabından anlaşıldığı, bahse konu şikayetin davacının işlettiği firmaya ait olan ürünlerle ilgili kendi satın alımına dayalı olduğu iddiasıyla ... tarafından yapıldığının davalı tarafça beyan edildiği, TTK 632. Madde gereğince davalı şirketin  sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmakla davanın kabulüne\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin yukarıda esas numarası sayılı dosyasında gerekçeli karar 1 Mart 2021 tarihinde UYAP sistemine eklenmiş olduğunu, tarafa 18 Mart 2021 tarihinde elektronik tebligat vasıtasıyla ulaştığını, dava sonucunda davalı aleyhine davanın kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu, bu hususu bildiren dilekçeyi yasal süresi içinde sunulduğunu, mahkeme tarafından görevlendirilme sonucu 16 Temmuz 2020 tarihinde sunulan bilirkişi raporunda sayın bilirkişi kötüleme oluşturduğunu kanaat ettiği fiilin \"dava dışı kişi tarafından tamamen gerçek kişi olarak kendi adına yapıldığı\" kanaatinde bulunulduğunu, öncelikle dava dışı ...'ın işlediği iddia edilen eylemin gerçekliği veya hukuka uygunluğunun muhatabı taraf müvekkil tüzel kişi olmadığını, bu kapsamda müvekkilin davalı olarak işbu davada bulunması hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi de bu kanaatte yorumda bulunulduğunu, davanın kabulünü gerektirecek herhangi bir kesin delil dosyada mevcut olmadığını, dava konusu iddia edilen şikayet, muhattabın olmamakla birlikte hukuki bir ilişkiye dayalı olarak tüketici haklarının kullanılmasından ibaret gözüktüğünü, bunun aksi bir delil olmadığını, dosyada mevcut tek bilirkişi raporu müvekkil'in lehine iken, mahkeme'nin hiçbir gerekçe belirtmeksizin ve ek bilirkişi raporu almadan dava hakkında karar vermesini ve bu kararın da bilirkişi raporuna aykırı olması hukuka aykırı olduğunu, bu sebeple haksız, yasaya ve usule aykırı mahkeme kararını istinaf edildiğini, ayrıca tarafça teminat yatırılarak İİK 36 uyarınca icranın ertelenmesi talep edilmekte olup, işbu kararın öncelikli olarak verilmesini talep ettiğini, açıklanan nedenlerle, tehiri icra talebinin kabul edilerek istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibinin geri bırakılmasına, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1391 Esas ve 2020/924 Karar sayılı kararın kaldırılarak yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın reddi yönünde hüküm kurulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yan üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa konu uyuşmazlık temelde; davalının pasif husumetinin bulunup bulunmadığı, haksız rekabet şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. Haksız rekabeti düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 54/2 maddesi \"Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.\" şeklinde haksız rekabeti tanımlamış, TTK m.55 ise dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar başlığı altında haksız rekabet hallerinin başlıcaları sayılmıştır. TTK m.55/1,(a)'da, dürüstlük kuralına aykırı reklamlar satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar başlığı altında başlıca haksız rekabet hallerine yer verilmiştir. Bunlar arasında birinci bentteki, başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek hali de yer almaktadır.  Aynı yasanın 56.  maddesi ise  \"Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men'ini, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını,   d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların  bulunması halinde manevi tazminata verilmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir. \" düzenlemesini içermektedir. Haksız rekabet varlığı için rekabet ilişkisi, yarar sağlama, kusur ve zarar gerekli olmamakla birlikte tazminat davaları bakımından davalının kusuru aranmaktadır. Diğer dava türleri için ise kusur aranmaz. Yine tespit, men ve eski hale iade davaları bakımından zararın varlığı dava şartı değildir. Zararın varlığı sadece tazminat davaları bakımından rol oynar (TK 56/1-d). Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise; ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Haksız fiillerde ispat yüküyle ilgili özel düzenleme getiren Türk Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi gereği zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Haksız rekabet nedeniyle  manevi tazminata hükmedilebilmesinin temel şartı haksız rekabet fiilinin davacının  kişilik haklarına  zarar vermiş olmasıdır. Kötüleme, genel bir ifade ile bir kişi hakkında olumsuz intiba yaratılmasıdır. Ancak yaratılan olumsuz intibanın kişinin ticari hayatını da etkilemesi halinde haksız rekabet söz konusu olur. Kötülemenin haksız rekabet olarak nitelendirilebilmesi için, bir açıklamanın mevcut olması, bu açıklamanın başkalarının şahsı, malları, iş ürünleri, fiyatları, faaliyetleri ve ticari işleri hakkında olması, bu açıklamanın yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici olması gerekmektedir. TTK m.55/1,(a),(1)'in gerekçesinde \"Kötüleme soyut olaya göre karalamayı, perdelemeyi, değerini küçümsetmeyi ve düşürtmeyi kapsar... Kötüleme iki eylemle ifade edilmiştir: yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalar. Bu iki eylemin de nesnel bir değerlendirme ile gerçek olmaması gerekir; yani kötülemede bulunanın açıklamaları gerçekse haksız rekabet oluşmaz ... “yanıltıcı” kavramı; iş ürününe, faaliyete ... ilişkin açıklamanın veya nitelendirmenin, ... hedef kitlede veya kişilerde bıraktığı genel izlenimle, bunların açıklama konusunu olduğundan değişik ve olumsuz algılaması\" şeklinde ifade edilmiştir. “Yanıltıcı” ibaresi, hedef kitle veya farklı bir deyişle muhatapla birlikte değerlendirilmelidir. Gereksiz yere incitici beyanlar, amacını aşan değer yargılarıdır; amacın aşılmasıyla yargılar (eleştiri de denilebilir), gerçek dışı veya gerçeğe uymayan, gerçekle bağdaşmayan veya gerçeğe ters hâle gelmiştir. Ölçüsüzlük ve üslup gerçek payının mevcudiyetine rağmen eleştiri kavramı ile uyuşmuyorsa, eleştiri (beyan) inciticidir. Ölçüsüzlük hatta gerçeğe uygunluk sınırını zorluyorsa, gene gereksiz yere inciticilikten söz edilir.\" açıklamaları yer almıştır. Şikayet, eleştiri ve ifade özgürlüğü hakkı anayasal haklardan olup, Türk Medeni Kanunu ile korunan kişilik hakkına saldırı bulunmuyorsa bu hakkın kullanılması engellenemeyecektir. Somut olayda; dava dışı ...'ın davalı şirketin %50 hissesine sahip ortağı ve aynı zamanda şirketi diğer müdürle birlikte müştereken temsil ve ilzama yetkili müdürü olduğu, şirket ortak ve müdürü ...'ın  Şikayetvar internet sitesine “... Kullacı adı ile  erdalelvanthotmail.com e-posta adresi üzerinden “...” şikayet başlığı ile  “Altı ay önce aldığımız ... zemin malzemesi inanılmaz kalitesiz çıktı ve firma sahibi ... hanıma bildirmemize rağmen ürünü ne değiştirdi nede bize bir çözüm sundu. Aksine ben paramı aldım gerisi beni ilgilendirmez diyerek ilgilenmedi” şeklinde ... no'lu şikayet kaydını 30 Mayıs 2016' tarihinde oluşturduğu, 18 Haziran 2016 ' tarihinde yayınlandığı ve 24 Haziran 2016'tarihinde silindiği, oluşturulan şikayet için ... numaralı telefonun kullanıcı bilgisi olarak verildiği, bu  numaranın davalı şirketin internet sayfasında iletişim  numarası olarak verildiği, ayrıca BTK dan gelen yazıda numaranın şirketin diğer ortağı adına kayıtlı oluğu anlaşılmaktadır. Dosyaya alınan ticaret sicili kayıtları ile de davacının kauçuksan adlı işletmesinin ve bu marka ile pazarladığı ürünlerinin bulunduğu, davalı şirketinde aynı ticaret alanında benzer ürünler üreten rakip firma olduğu anlaşılmaktadır. Davalı şirket ...'ın babasına ait şahıs şirketinde babasıyla birlikte çalıştığı sıralarda davacıya ait malzemeleri aldığını, ürünlerden memnun kalmadığı için şikayet var sitesine  şikayette bulunduğunu savunmuş ve 18/09/2014 tarihli davacının dava dışı ... adına düzenlediği sevk irsaliyesi ve fatura örneği sunmuştur.  Bahsi geçen fatura ve sevk irsaliyesinin 2014 tarihli, şikayetin ise 2016 tarihinde yapılması, ...'ın adına fatura düzenlenen ... işletmesi ile ilgisinin ispatlanmamış olması karşısına bu savunmaya itibar edilmemiştir.  Bahsi geçen  yazının şikayet, eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırını aşmış olması, söz konusu yazıdaki içeriklerin gerçekliği ispatlanmadığı gibi davacının kişilik haklarını incitici  ve ürünlerini kötüleme kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği, isnat edilen  eylemlerde kusurun bulunduğu anlaşılmaktadır. Zira, söz konusu içerikler amacını aşan ölçüsüzlük içermektedir. Dosyadaki delillerden, adı geçen şahsın eylemi ile haksız rekabet kötüleme unsurunun gerçekleştiği sonucuna varılmaktadır. Yine TTK m.56/1,(e) yollaması ile TBK m.58 uyarınca,  davacının ticari itibarının sarsılması nedeni ile davalı ... Hizmetleri Ltd. Şti.'den haksız rekabete dayalı olarak manevi tazminat talep hakkı bulunmaktadır. Zira TTK'nın 632 maddesi uyarınca, şirkete ilişkin görevini yerine getirmesi sırasında müdürlerin işlemiş oldukları haksız fiillerden şirket sorumludur. Nitekim TMK'nın 50. maddesinde, tüzel kişinin iradesinin, organları aracılığıyla açıklanacağı, organların, hukuki işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokacağı, yine organların, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumlu olduğu belirtilmiştir. Yani haksız fiilden dolayı müdür veya müdürler genel kurallara göre,  Anonim şirketler TTK'nın 371/5, Limited şirketler ise TTK 632 maddesine göre sorumlu olabilirler. Sorumluluk davası, haksız fiil ika eden ortaklık veya müdür aleyhine ayrı ayrı açılabileceği gibi birlikte de açılabilir (Yargıtay 11. HD'nin 2013/18216 Esas, 2014/18514 Karar sayılı ve 27/11/2014 tarihli ilamı). Bu nedenlerle, mahkemece davacı lehine takdir edilen ve şartları oluştuğu anlaşılan manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 177,70 TL harcın, alınması gerekli olan 683,1‬0 TL harçtan mahsubu ile bakiye 460,40 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 24/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2775029cff6d7c2d","SID":"16bc8ece02c8aa89"}}