{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/804 <br>KARAR NO: 2024/1010<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 21.02.2024<br>NUMARASI: 2023/540 Esas - 2024/120 Karar <br>DAVA: Şirketin İhyası<br>Taraflar arasındaki  şirketin ihyası davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne  dair verilen karara karşı, davalı Tasfiye memuru  vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Şirketini hasım göstererek İstanbul 32. İş Mahkemesi nezdinde 2022/871 esas sayılı dosyası ile işçilik alacaklarına yönelik dava açtığını, ... şirketi adlı şirketin tasfiyeye girdiğini ve 11/09/2019 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlamak suretiyle tasfiye işlemi tamamlandığını öğrendiklerini, iş mahkemesinde açılan davada taraf teşkilinin sağlanması açısından İstanbul 32. İş Mahkemesince  bu davayı açma için mehil verildiğini, davada ihyasını istedikleri ... şirketin ticaret sicilinden terkin edilmeden önceki merkez adresinin ... Mah. ... Cad. No: ... K: 3 d:... Beyoğlu/ İstanbul olduğunu, 02/09/2019 tarihinde tasfiyenin son bulduğunu, bu nedenlerle İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü sicilinde kayıtlı ... Tic. Ltd. Şti. (... sicil nolu vergi no: ...) unvanlı şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Ticaret Sicili Müdürlüğü vekili, savunmasında; kanuna göre işlem yapıldığını, sorumlunun tasfiye memuru olduğunu, ticaret sicili müdürlüğünün sorumluluğunun bulunmadığını beyanla, davanın reddine, müvekkili aleyhinde yargılama giderine hükmedilmemesini talep etmiştir. Diğer davalı olan tasfiye memuru bir cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Dava, tasfiye sonucu terkin edilen şirketin taraflı olduğu dava nedeni ile ihyası istemine ilişkindir.Yapılan incelemede, davacının tarafı olduğu İstanbul 32. İş Mahkemesinin 2022/871 esas sayılı dosyası açıldıktan sonra şirketin tasfiyesine girildiği ve derdest davaya rağmen tasfiyenin kapatılarak sicilden terkin edildiği, davalı tasfiye memurunun derdest dava nedeniyle tasfiyeyi kapatma kararını ertelemesi gerekirken kusurlu davrandığı ve tasfiyeyi kapatarak eldeki davanın açılmasına sebebiyet verdiği, derdest davada taraf teşkili sağlanması için davanın kabulü gerektiği, davacının hukuki yararının bulunduğu ve haklı olduğu, davanın açılmasında davalı sicil müdürlüğünün bir kusurunun bulunmadığı ve yasal hasım olduğu, bu durumda haklı olan davanın kabulüne ve dava açılmasına sebebiyet veren davalı ... yargılama giderinden sorumlu tutulmasına karar vermek gerektiği...\" gerekçesiyle, davacının davasının kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğnün ... sicil numarasında kayıtlı, Tasfiye Halinde ...Tic. Ltd. Şti.' nin İstanbul 32. İş Mahkemesinin 2022/871 esas sayılı dosyasının devam ettirilip infazı ile sınırlı olmak üzere TTK'nın 547/2. Maddesi uyarınca ek tasfiye amacıyla ihyasına, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı tasfiye memuru  vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı Tasfiye memuru vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davanın yetkisiz avukat tarafından takip edildiğini, Kendilerince önemli bir hususun da ihya davasının sadece tasfiye memuruna karşı yöneltilmesi ve maddi olarak sorumlu tutulmasının sorgulanması  ve anayasaya aykırı olarak kabul edilmeyen bir işlemi zorla yaptırma yönünde hüküm tesis edilmesi olduğunu, Ticaret mahkemesinin, tasfiye memurunu hiç huzura çağırmaması, gelmemesi halinde hukuki sonuçlarının ihtar edilmemiş olunması, ücret talep edip etmediğinin, masraf  talebinde bulunup bulunulmadığının sorulmadan yargılamanın sonucunda verilen hükmün infaz ve yerine getirilmesini zorlaştıracağı, uygulanamayan bir karar olarak ortaya çıkacak mahkeme kararının tüm taraflar için uygun olmadığının da dikkatle irdelenmesi gereken bir konu olduğunu, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin sadece ihya kararı vereyim gitsin anlayışı içerisinde, kişilere yükümlülük getirirken bu kişilerin beyanlarını, haklarını, sorumluluklarını kendisine açıklamadan yapılan bir yargılama, savunma hakkının ortadan kaldırıldığını, kaldı ki taraflarını dahi verilen dilekçe ve vekaletleri bile görmezden gelen mahkeme ve başkanının yargısal faaliyetinin hukuka uygunluğundan bahsedilemeyeceğinden mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE  Dava, hukuki niteliği itibariyle, TTK'nın 547. maddesi uyarınca, ek tasfiye işlemleri için şirket sicil kaydının ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı,  davalı tasfiye memurları vekili  tarafından, yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İhyası talep olunan şirketin tasfiyesinin sona erip 11.09.2019  tarihinde tescil edilerek ticaret sicil kaydının terkin edildiği anlaşılmıştır. TTK'nın 547. maddesi, ek tasfiye başlığı altında; \"(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu  anlaşılırsa, son tasfiye memurları,  yönetim kurulu  üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret  mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir\"  düzenlemesini getirmiştir. Davacı vekili , ihyası istenen şirket aleyhine İstanbul 32. İş Mahkemesinin 2022/871 E sayılı dosyasında  müvekkilinin işçilik alacakları için dava açıldığını,  ancak davalı şirketin sicilden terkin edildiğinin öğrenildiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davacının iş bu davayı açmasında, terkin olan şirketle ilgili açılmış olup, devam eden İstanbul 32. İş Mahkemesinin 2022/871 E sayılı dosyasında şirketin temsili için yeniden tescilini talep etmekte hukuki yararı bulunmaktadır. Mahkemece de kurulan hüküm de söz konusu dava  dosyası kapsamında  ihya kararı verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. İş bu davalarda ticaret sicil memurluğu yasal hasım olup, davanın ayrıca tasfiye memuruna da yöneltilmesi gerekir.  Davalılar vekilinin davacının iş bu davanın açılmasında hukuki yarının  bulunmadığı  ve şirketin de hasım gösterilmesi gerektiği yönündeki istinafı yerinde görülmemiştir.Tasfiyenin kapatılması için tüm tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması, tasfiye halindeki şirketin taraf olduğu tüm uyuşmazlıkların neticelenmiş olması gerekir. Bu nedenle davalılar  vekilinin, şirketin tasfiyesinin usulüne uygun yapılmış olduğu,  ihya için gerekli koşulların bulunmadığı yönündeki istinaf nedenleri yerinde değildir. İhya davasına dayanak davanın usulden reddedilmiş olması,  ihya davası kapsamında incelenecek hususlardan olmayıp davalı tasfiye mumuru vekilinin bu yöndeki istinaf nedenleri de yerinde değildir.  Ticaret sicili müdürlükleri ihya davalarında yasal hasım konumunda olduğundan, sicilden terkin işlemlerini yasa ve tüzük hükümlerine uygun yapmış olan sicil müdürlüğü yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2005/13309 E.2007/837 K. sayılı emsal nitelikli kararında da Ticaret Sicili Müdürlüğünün yasal hasım olması nedeniyle  yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının  usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilmiştir.  Yargıtay 11.Hukuk Dairesi' nin 2016 / 2926 Esas 2016 / 3585 Karar ve 04.04.2016 tarihli kararı da bu doğrultudadır.  Davalı Ticaret Sicil Memurluğu bu davada yasal hasım olduğundan yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamaz. Ancak davalı tasfiye memurları  yargılama giderlerinden sorumludur. Bu nedenle davalı tasfiye memurları vekilinin, son tasfiye memuru olan müvekkillerinin tasfiye işlemlerinde kusurlu bulunmaması nedeniyle verilen ihya kararı kapsamında yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu görülemeyeceği yönündeki  istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin 21.02.2024 tarihli duruşma için davacı vekilinin sunmuş olduğu mazeret dilekçesinin değerlendirildiği ve mahkeme takdirine göre kabulüne karar verilerek yargılamaya devam olunduğu anlaşılmaktadır. Taraf vekilinin mazeretinin kabul edilip edilmeme hususu karşı taraf vekilinin bu yönde kabul veya red talebine bağlı olmaksızın mahkeme takdirinde olan hususlardan olmakla, davalı tasfiye memuru vekilinin davacı vekili mazereti hususunda beyan ve görüşleri alınmaksızın mazeretin kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı yönündeki istinafı yerinde görülmemiştir. Yine ön inceleme duruşmasına davacı vekili olarak  Av. ... in duruşmaya katıldığı ancak iş bu avukata vekalet ve harcı için süre verilmediği, dolayısıyla vekil olarak işlem yapma yetkisi bulunmayan vekil tarafından davacının bu duruşmada temsil edildiği, dolayısıyla ön inceleme duruşmasının yok hükmünde olacağı ileri sürülerek istinaf nedeni yapıldığı görülmektedir. Davacı vekili olarak ön inceleme duruşmasına katılan Av. ... in katıldığı oturumda davalı istinaf eden vekilinin de hazır bulunduğu ve bu yönde itirazda bulunmadığı kaldı ki mahkemece her zaman duruşmaya katılan vekilin HMK 77 maddesi uyarınca  vekalet ya da yetki belgesi  eksikliğinin tamamlatılmasını sağlanabileceğinden ve bu esasa etki etmeyen bir usul eksikliği olduğundan davalı tasfiye memuru vekilinin bu yöndeki istinafı da yerinde görülmemiştir.Davalı  tasfiye memurları  vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde  yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı  tasfiye memurları  vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tasfiye memuru tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;Dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, temyiz yolu açık olmak üzere , 12.06.2024 tarihinde, oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b648166d4bf7eae7","SID":"d2d5e74ea6de5047"}}